Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Devlet Bahçeli

bursaarena.com.tr - Devlet Bahçeli haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Devlet Bahçeli haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Dervişoğlu’ndan Bahçeli’ye yanıt: Hakkıdır hakka tapan milletimin istiklal Haber

Dervişoğlu’ndan Bahçeli’ye yanıt: Hakkıdır hakka tapan milletimin istiklal

İYİ Parti lideri Dervişoğlu, MHP lideri Bahçeli’nin "Barış sürecinde siyasallaşma koordinatörlüğü İmralı'da bulunan kişinin de hakkıdır" sözlerine yanıt verdi. İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, İYİ Gelecek İçin Emek Çalıştayı'nın kapanışında konuştu. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, “Barış sürecinde siyasallaşma koordinatörlüğü İmralı'da bulunan kişinin de hakkıdır” sözlerine yanıt veren Dervişoğlu, “Benim için sadece bir tek hak var. O da ‘Hakkıdır hakka tapan milletimin istiklal’” ifadelerini kullandı. “BUNUN ADI BÜYÜME DEĞİL, BÖLÜŞÜM ŞOKU” Çalıştayda farklı konfederasyon, sendika ve akademik çevrelerden temsilcilerin bir araya geldiğini belirten Dervişoğlu, Türkiye’de emeğin karşı karşıya olduğu sorunların ele alındığını söyledi. TÜRK-İŞ, HAK-İŞ, DİSK, MEMUR-SEN, KESK, HÜR-İŞ ve TİSK temsilcilerinin aynı masada buluştuğunu ifade eden Dervişoğlu, mevcut düzenin emek karşısında adaletsiz olduğunu savundu. Ekonomik büyümenin çalışanların gelirlerine aynı oranda yansımadığını belirten Dervişoğlu, emeğin millî gelirden aldığı payın gerilediğini söyledi. Dervişoğlu, “Türkiye ekonomisi kâğıt üzerinde büyüyor, kişi başına millî gelir rekor diye ilan ediliyor ama büyümenin meyvesi çalışanın sofrasına değil, doğrudan doğruya malum çevrelerin kasasına akıyor” dedi. Emeğin millî gelirden aldığı payın geçmişte yaklaşık yüzde 52 seviyesine çıktığını, son büyüme verilerinde ise yüzde 38’e gerilediğini belirten Dervişoğlu, “Bunun adı büyüme değil, bölüşüm şokudur” ifadelerini kullandı. “İŞÇİSİNİ EZEN BİR DÜZEN MİLLÎ BİRLİĞİ DE EZER” Sendikal hakların kullanımında çeşitli engeller bulunduğunu öne süren Dervişoğlu, toplu iş sözleşmesi ve grev haklarının yasal düzenlemeler, işveren baskıları ve idari kararlar nedeniyle fiilen kısıtlandığını savundu. Maden, metal ve kâğıt işçilerinin grevlerinin millî güvenlik gerekçesiyle ertelenmesine değinen Dervişoğlu, “Bu ülkede neler oldu da can pazarındaki işçinin ekmeği millî güvenlik meselesi haline getirildi? İşçisini ezen bir düzen millî birliği de ezer” diye konuştu. Dervişoğlu, sendikal örgütlenmenin önündeki engellerin kaldırılması, grev ertelemelerinin sınırlandırılması ve taşeronluk uygulamalarına son verilmesi gerektiğini ifade etti. "EMEKLİNİN BANKADAN ÇEKTİĞİ PARA 1 KURUŞ BİLE ARTMIYOR" Emeklilerin düşük aylıklar ve güncelleme katsayılarındaki adaletsizlikler nedeniyle ekonomik sıkıntı yaşadığını belirten Dervişoğlu, en düşük emekli aylığı ile dört kişilik bir ailenin açlık sınırı arasındaki farka dikkat çekti. Dervişoğlu, "Bugün en düşük emekli aylığı 23 bin 550 lira. Dört kişilik bir ailenin açlık sınırı, yani sadece mutfak masrafı ise 37 bin 801 lira. İktidar enflasyon zammını emeklinin eline geçen paraya değil, asgari ücretin çok altında kalmış hayali kök aylıklara yapıyor. Kâğıt üzerinde zam yapılmış gibi görünüyor ama milyonlarca emeklinin bankadan çektiği para 1 kuruş bile artmıyor. Yani emekliye fiilen sıfır zam yaratılıyor" dedi. “TÜRKİYE’DE ADIM ADIM BİR PREKARYA EKONOMİSİ İNŞA EDİLİYOR” Yapay zekâ, robotik ve dijital platformların çalışma hayatına etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Dervişoğlu, güvencesiz çalışma biçimlerinin yaygınlaştığını ifade etti. Uzaktan çalışma, karma mesai ve kısa süreli çalışma modellerinin reform olarak sunulduğunu söyleyen Dervişoğlu, uygulamalar üzerinden çalışanların sosyal güvencelerden yoksun kalabildiğini belirtti. Dervişoğlu, “Güvencesiz, geleceğini planlayamayan, her an işini kaybetme korkusuyla yaşayan yeni bir sınıf oluşuyor. Bu kitle büyüdükçe yalnızca ekonomi değil, demokrasi de hırpalanıyor. Türkiye’de bugün adım adım bir prekarya ekonomisi inşa ediliyor” dedi. “ASGARİ ÜCRET ÇALIŞANLARIN YARIDAN FAZLASININ HAPSOLDUĞU BİR TAVANA DÖNÜŞÜYOR” Ücret ve vergi politikalarını da eleştiren Dervişoğlu, asgari ücretin çalışanlar için koruyucu bir taban olmaktan çıkarak geniş bir kesimin gelir düzeyini belirleyen bir tavana dönüştüğünü söyledi. Enflasyon karşısında alım gücünün gerilediğini ifade eden Dervişoğlu, "Enflasyon durdurulamazsa asgari ücretliyi yılda tek artışa mahkûm eden sistem alım gücünü bütünüyle eritiyor. Asgari ücret artık koruyucu bir taban değil, çalışanların yarıdan fazlasının hapsedildiği bir tavana dönüşüyor. Ocakta alınan maaş aylar ilerledikçe buharlaşıyor. Kaşıkla verilen zam, kepçeyle geri alınıyor. Bunun üstüne KDV ve ÖTV gibi dolaylı vergiler eklendiğinde krizlerin faturası doğrudan dar gelirlinin sırtına yıkılıyor" ifadelerini kullandı.

Kadim Aşiretler Federasyonu’ndan "Terörsüz Türkiye” çalıştayı 10 maddelik sonuç bildirgesi açıklandı Haber

Kadim Aşiretler Federasyonu’ndan "Terörsüz Türkiye” çalıştayı 10 maddelik sonuç bildirgesi açıklandı

Kadim Aşiretler Federasyonu (KAF) Genel Merkezi tarafından Van Uygulama Oteli’nde “Kadim Kardeşlik, Milli İrade ve Terörsüz Türkiye” çalıştayı gerçekleştirildi. Van’da düzenlenen çalıştaya 1000’i aşkın kişi katıldı; 135 kanaat önderi yuvarlak masa toplantılarında bir araya geldi. Kadim Aşiretler Federasyonu (KAF) Genel Merkezi tarafından Van Uygulama Oteli’nde “Kadim Kardeşlik, Milli İrade ve Terörsüz Türkiye” çalıştayı gerçekleştirildi. 27 Eylül 2026 tarihinde düzenlenen çalıştaya, merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın oğlu Ahmet Özal’ın yanı sıra bölgenin kanaat önderleri ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı. 1000’in üzerinde katılımla başlayan çalıştay, protokol konuşmalarının ardından Açılış Paneli ile devam etti. Program, 135 kanaat önderinin yoğun katılımıyla düzenlenen yuvarlak masa toplantılarıyla sürdü ve sonuç bildirgesinin açıklanmasıyla sona erdi. Ahmet Özal babam bugünleri görebilseydi çok mutlu olurdu Çalıştayda konuşan merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın oğlu Ahmet Özal, babasının Türkiye için yaptığı çalışmalara değindi. Turgut Özal’ın terör sorununun çözümü için geçmişte harcadığı çabalardan söz eden Ahmet Özal, bugün gelinen süreci değerlendirerek babasının bugünleri görebilseydi çok mutlu olacağını ifade etti. Baha Mutlu: Devletimizin yanında durulmalı“ Çalıştayda konuşan Baha Mutlu ise devlet tarafından alınan kararların olumlu olduğunu belirterek, bu kararlarda devletin yanında durulduğunu ifade etti. Mutlu, “Terörsüz Türkiye” sürecinin yüzyılın en önemli kararlarından biri olduğunu vurguladı. Rasim Aslan Aşiretler süreci sonuna kadar destekleyecek Çalıştay Başkanı ve Kadim Aşiretler Federasyonu Başkanı Rasim Aslan, konuşmasında aşiretlerin “Terörsüz Türkiye” sürecinin yanında olduğunu belirtti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye teşekkür ve minnetlerini ifade eden Aslan, Erdoğan ve Bahçeli’nin bu yolda yalnız bırakılmayacağının altını çizdi. Aşiretler olarak süreci sonuna kadar destekleyeceklerini belirten Aslan, üzerlerine düşen ne varsa yapacaklarının sözünü verdi. Prof. Dr. Adem Palabıyık: “Bin yıllık stratejik hamle“ Çalıştay Koordinatörü ve Kadim Aşiretler Federasyonu Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Prof. Dr. Adem Palabıyık da konuşmasında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin birlikte verdiği mücadelenin yanında olduklarını ifade etti. Palabıyık, “Terörsüz Türkiye Yüzyılı”nın “Bin Yıllık Stratejik Hamle” olduğunu belirtti. 10 maddelik sonuç bildirgesi açıklandı Çalıştayın ardından Kadim Aşiretler Federasyonu tarafından açıklanan sonuç bildirgesinde, “Terörsüz Türkiye” sürecinden Kürtçe’ye, aile yapısından gençlerin sorunlarına, kadınların toplumdaki rolünden aşiretlerin sivil alandaki konumuna kadar birçok başlık yer aldı. Karadeniz Gündem TV'nin haberine göre, federasyon tarafından açıklanan sonuç bildirgesinin maddeleri şöyle: 1. Terörsüz Türkiye yüzyılı bir fırsat eşiğidir ve uzun süredir beklenilen bir fırsattır ve bu fırsat kaçırılmamalıdır. Aşiretler provokasyonun karşısında ve devletinin yanındadır. 2. Kürtçe ile alakalı olarak devletimizin attığı tüm adımlar aşiretler tarafından desteklenmiştir ve bundan sonra atılacak adımların artacağı temenni edilmelidir. 3. Kürt halkının tarihinde hiçbir zaman Siyonist İsrail ile bir ilişki veya yakınlaşma olmamıştır ve de olmayacaktır. Kürt aşiretlerin çoğunluğu Sünni İslam’a mensupturlar ve geleneklerine bağlıdırlar. Kürt aşiretleri yaşadıkları ülkelerin asli unsurlarıdır ve tüm aşiretler ortak bir bağa sahiptir. 4. Aile sistemi karşısındaki LGBT ve benzeri dayatmalara karşı aşiretlerin tavrı nettir. Aile sisteminde anne ve babanın rolü bellidir. Aşiretler, en küçük yapı taşı olan aileyi korumak için her türlü çabayı gösterecek ve aileyi ifsad etmeye çalışan her türlü girişimin de karşısında olacaktır. 5. Aşiretlerin dernekleşmesi veya STK olarak hareket etmesi Terörsüz Türkiye Yüzyılı’na katkı sağlayacaktır. Sivil alanda hareket eden aşiretlerin, toplumsal meselelere duyarsız kalması mümkün değildir. Aşiretlerin kamusal alandaki desteği Terörsüz Türkiye Yüzyılı ile birlikte devam edecektir. 6. Koruyuculuğun bir güvenlik modeli olarak başlaması ile birlikte Terörsüz Türkiye Yüzyılı’nda rehabilite edilerek veya dönüştürülerek güvenlik süreçlerine entegre edilmesi mümkündür. Bu konuda devletimizin gerekli aşamaları başarıyla yürüteceğine inanılmaktadır. 7. Gençler, bir toplumun geleceğidir ve aşiretler, gençleri korumak ve onların istenilmeyen olaylarla anılmasını önlemek için spontane bir mekanizma geliştirmiştir. Kuşaktan kuşağa aktarılan geleneksel yapı ve gençlerin iş konusundaki zorluklarına karşı önlemlerde aşiretler de rol oynamaktadır. Aşiretlere mensup olan ve aslında tüm gençliği ilgilendiren çıraklık ve staj durumları da netleşmelidir. 8. Kadın, aşiret içerisindeki en önemli olgulardan biridir ve ailenin omurgasını inşa eder. Kadının varlığı ailenin, ailenin varlığı ise devletin garantisidir. Terörsüz Türkiye Yüzyılı’nı inşa edecek nesil annelerin omuzunda yükselecektir. 9. Aşiretler, TBMM’de 467 oyla kabul edilen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi’ni ülkemiz için oldukça yararlı bulmuş ve siyasi partilerin yasaya destek vermesinden memnuniyet duymuştur. Söz konusu düzenleme TBMM Genel Kurulu’nda 467 kabul, 87 ret ve 7 çekimser oyla yasalaştı. 10. Aşiretler, Cumhurbaşkanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan ve Milliyetçi Hareket Partisi genel başkanı sayın Devlet Bahçeli’nin Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge için alacağı her kararda yanlarında duracak ve bu konuda alınacak her türlü kararda istişarelerin bir parçası olmaya hazır olacaktır. Çalıştayda yapılan konuşmalar ve sonuç bildirgesinde yer alan maddelerle birlikte, Kadim Aşiretler Federasyonu tarafından “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin görüş ve beklentiler kamuoyuna açıklanmış oldu.

Girne’deki gemi faciasında yeni gelişme... Kaza tüm yönleriyle soruşturuluyor... 3 günlük milli yas Haber

Girne’deki gemi faciasında yeni gelişme... Kaza tüm yönleriyle soruşturuluyor... 3 günlük milli yas

KKTC Başbakanı Ünal Üstel, Girne açıklarında yaşanan gemi kazasına ilişkin yaptığı açıklamada, “Acımız çok büyük” dedi. Üstel, kaptan ve 7 görevlinin gözaltına alındığını belirterek, kazanın tüm yönleriyle soruşturulduğunu açıkladı. Deniz felaketi sonucu yaşanan can kayıpları dolayısıyla ülkede 3 günlük ulusal yas ilan edildi. KKTC’nin Girne Limanı’ndan Mersin Taşucu’na gitmek üzere hareket eden yolcu gemisinin alabora olmasıyla yaşanan facianın ardından arama-kurtarma çalışmaları sürüyor. Girne’de oluşturulan Kriz Masası’nı yöneten KKTC Başbakanı Ünal Üstel, kazanın Kıbrıs’ın yaşadığı en büyük deniz felaketi olarak tarihe geçtiğini belirterek, hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, ailelerine başsağlığı, yaralılara ise acil şifalar diledi. ARAMA-KURTARMA ÇALIŞMALARI SÜRÜYOR Üstel, kazanın ilk anından itibaren devletin tüm imkanlarının seferber edildiğini bildirdi. Bölgede Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından görevlendirilen 2 uçak, 4 helikopter, 4 İHA ve 4 Sahil Güvenlik botunun aktif olarak arama-kurtarma çalışmalarına katıldığı belirtildi. Çalışmaların Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri, Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı, Türkiye’den gönderilen ekipler, Sahil Güvenlik, Polis Teşkilatı ve Sivil Savunma ekiplerinin koordinasyonunda sürdüğü kaydedildi. Üstel ayrıca, 1000 metre derinliğe kadar arama yapabilen ve gemi batığına ulaşma kapasitesine sahip bir arama-kurtarma gemisinin kısa süre içerisinde KKTC’ye ulaşarak çalışmalara katılacağını açıkladı. “İHMAL VARSA ORTAYA ÇIKARILACAK” Kazayla ilgili soruşturmanın da başlatıldığını açıklayan Üstel, gemi kaptanı ve 7 görevlinin gözaltına alındığını duyurdu. Başbakan Üstel, “Bu olayın her yönü araştırılacak. En küçük bir ihmal dahi varsa ortaya çıkarılacak. Kusuru ve sorumluluğu bulunan kim olursa olsun gözünün yaşına bakılmayacaktır” ifadelerini kullandı. Arama-kurtarma çalışmalarının kayıplara ulaşılana kadar kesintisiz sürdürüleceğini vurgulayan Üstel, “Havadan, denizden ve denizin altından bütün imkanlarımızla arıyoruz” dedi. CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN VE CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI YILMAZ’DAN DESTEK KKTC Başbakanı Üstel, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kendisini telefonla arayarak taziyelerini ilettiğini ve Türkiye’nin ihtiyaç duyulan her alanda sınırsız destek vermeye hazır olduğunu belirttiğini aktardı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın da kazanın ilk anından itibaren KKTC makamlarıyla sürekli istişare halinde olduğunu ifade eden Üstel, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin de kendisini arayarak taziye dileklerini ilettiğini söyledi. Üstel, Türkiye Cumhuriyeti ve yetkililerine, arama-kurtarma çalışmalarına verdikleri destek nedeniyle Kıbrıs Türk halkı adına teşekkür etti. 3 GÜNLÜK YAS İLAN EDİLİDİ Öte yandan KKTC Bakanlar Kurulu, geminin alabora olması sonucu hayatını kaybedenler ve kayıplar için ülke genelinde 3 günlük ulusal yas ilan etti.

Dervişoğlu, “İhanete karşı bayrak açıyorum" mitinginde konuştu: Bizim için bu teröre af yasasıdır, tsunaminin ilk dalgasıdır Haber

Dervişoğlu, “İhanete karşı bayrak açıyorum" mitinginde konuştu: Bizim için bu teröre af yasasıdır, tsunaminin ilk dalgasıdır

İyi Parti’nin Balıkesir’de düzenlediği “İhanete karşı bayrak açıyorum” mitinginde konuşan İyi Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, “Bizim için, bu teröriste af yasasıdır. Tsunaminin ilk dalgasıdır” dedi. Çerçeve Yasa olarak bilinen "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi"nin TBMM’de kabul edilmesinin ardından İyi Parti Balıkesir Kuvayı Milliye Meydanı'nda “İhanete karşı bayrak açıyorum” mitingi düzenledi. Mitingden saatler önce alan dolmaya başlarken Dervişoğlu’nun sahneye çıkması öncesinde şehitlerin isimleri sayıldı ve "Şehitler ölmez, vatan bölünmez" sloganı atıldı. Mitingde ayrıca partinin Balıkesir milletvekilleri Burak Dalgın ve Turhan Çömez'in Çerçeve Yasa'ya ilişkin yaptığı vatandaş röportajlarının video gösterimi yapıldı. Dervişoğlu sahneye çıktığında ilk olarak Türk Bayrağını göndere çekti ve ardından İstiklal Marşı okundu. Mitinge katılan vatandaşlar ise İstiklal Marşı’ndan sonra “İktidara doğru Dervişoğlu” sloganı attılar. Mitingde konuşan Dervişoğlu, iktidara seslenirken Çerçeve Yasa’ya karşı mücadelelerini büyütecekleri mesajını verdi. "Kayyım herkesin başındadır" Dervişoğlu konuşmasında şunları söyledi: “Bütün bunlar eş zamanlıdır ve ortak amaçlıdır. Kısaca kayyım hepimizin başındadır. Bu sadece bir aritmetik hesabından ibaret değildir. Belediye başkanlarının ‘ya rozet ya Silivri’ kumpaslarıyla Erdoğan’ın elini öpüp hizmete devam diyebildiği yüzsüzlük de sadece korkudan değildir. Bu şahıs rejiminden, şahıs devletine geçişin girizgahıdır. Bu sorun, hepimizin ortak sorunudur. Ortada apaçık duran bir şey var: Tüm Türkiye’yi, tüm siyaseti tutsak almış, yedi kollu canavar gibi saran bir sistemden söz ediyorum. O sistemin merkezi Beştepe sarayıdır. Mesele ne İyi Parti ne de başka partiler meselesidir. Erdoğan ve avanesi; bu ülkeden, ulu bir orman değil, ot bitmeyen verimsiz bir “geren” çıkarmak istiyor. O yüzden her şeyi, her birimizi kırmayı, birbirinden koparmayı, olan her şeyi yıkmayı, parçalamayı, bölmeyi kendilerine bir görev addediyorlar. Siyasi partileri anlamsız, Meclis’i de gereksiz kılarak, milletin, kurallara ve kurumlara güvenini tamamen yok etmek istiyorlar. Türk milletini siyasetten uzaklaştırmak istiyorlar. Milleti siyasetten soğutmak, sandığa küstürmek istiyorlar. Takım elbiseli bir dikta rejimi, ABD Büyükelçisinin tavsiye ettiği şekliyle ‘Müşfik bir monarşi’ kurmaya çalışmanın aşamalarıdır bunlar. Bizi mecbur kılmak istedikleri şey budur. "Bilsinler ki, bizim kalemiz Anadolu kalesidir" Felaket senaryosu mudur bu? Gelmekte olan acı gerçektir! Bile bile felaketi beklemek, felaketi büyütmekten başka bir işe yaramaz. Kula minnet eylemeyenleri silip atmak istiyorlar bu vatandan. Onlar bitirmeye çalışmadan, biz onun bitmeyeceğini göstermeliyiz. Bilsinler ki, bizim kalemiz Anadolu kalesidir. İyi Parti, Türk’ün milli devlet düsturunun yıkılmaz son kalesidir. "Kimse mecbur kalmayacak" Recep Tayyip Erdoğan’a sesleniyorum: Onlar nasıl Türk milletini yıkamadıysa, sen de bu kaleyi yıkamazsın. Bu kalenin taşlarında kazılı sözler vardır, sen bu kaleyi yıkamazsın Recep Tayyip Erdoğan! Sana ‘Hayır’ dediğimiz için, ihanete baş eğmediğimiz için sen bizi cezalandırıyorsun ya, bizi azaltmaz! Senin hanedan planına itiraz ettiğimiz için, bize fatura kesiyorsun ya... Hepsi vız gelir, tırıs gider! Bu siyasi namus bataklığında, sen yaşayacaksın. Sen ne yaparsan yap, kimse sana mecbur olmayacak, Bu millet sana mecbur kalmayacak. Türk milleti ebediyen yaşayacak! "Türk milletinin infazıdır" Türk milleti, İmralı’nın dileklerine, iktidarın açık pazarlıklarına, Kandil’in gediklilerine ses etmeyecekmiş. Hapishanelerden, terör kamplarından, Avrupa’dan gelecek 9 bin teröristin, zehir tacirinin elini kolunu sallayarak dolaşmasını izleyecekmiş. Şehirlerimizde, sokaklarımızda, çarşılarımızda; mafyası, çetesi, karteli azmış gibi milletin başına yeni belalar musallat edecekler, 50 yıl silahla başaramadıklarını, siyasetle yapmalarına izin veren bu yasaya karşı, bizler dilimize dikkat edecekmişiz. Kürt kardeşimi, PKK ile eşitleme formülünü, demokrasi diye kutsayacakmışız, kardeşle kardeşin arasına duvarlar koyacakmışız, Öcalan’ın kayyım memurluğuna minnettar olacakmışız. Çıkartılan, af değilmiş, infazmış! Eğer infazsa, Türk milletinin infazıdır, Cumhuriyet’in infazıdır. Katlidir, yok edilmesidir! Çünkü hiçbir iktidarın milletin tamamına gözünü kırpmadan silah sıkmışlara, millet ve devlet düşmanlarına hak ve hukuk bahşetmeye hakkı yoktur. Kimsenin buna hakkı yoktur! "Bir kere mert olun" Bu kalkışma, ancak Yassıada kararları kadar meşrudur, 12 Eylül kadar yasaldır, 28 Şubat kadar demokrattır. Kurullar olacakmış, TBMM izleyecekmiş! Kaç kişi yararlanacak sen onu söyle! Şeytan alemine açtığınız bu kapıdan, kaç zebani geçecekmiş sen onu anlat, palavrayı bırak. Bir kere de bu millete doğru söyleyin, Bir kere de mert olun, Çıkın, ‘Ben bu memleketin evlatlarının insanca yaşamasına düşmanım’ deyin! Çünkü onlar, çoğunluk, biz azınlıkmışız. Onlar Meclis’te 467, bizse azmışız. Söyle Balıkesir, Beştepe’den duyulsun.” Dervişoğlu’nun sözlerinin ardından mitinge katılan binlerce vatandaş, “Şehitler ölmez, vatan bölünmez” sloganları attılar. Vatandaşları mücadeleye davet eden Dervişoğlu, “Mesele; karamsarlığa asla kapılmamak, riyakarlığı bünyede barındırmamak, doğru bildiğinden asla şaşmamak, hakkından asla vazgeçmemek, kendi şerefini hiçbir şerefsize çiğnetmemektir. Milli şerefi asla ayaklar altına vermemektir. Biliyoruz ve eminiz ki; ellerinde ve yüreğinde Türk milletinin sancağını asırlardır taşıyan bir tekimiz de kalsak, bizi yenemezler. Biz başkaları gibi kazanmak için değil, başarmak için yola çıkanlarız. Biz teksek de bir kişi değiliz, Biz sadece biriz. Sayınız yetti, elleriniz ihanete kalktı, teklif kanunlaştı. Ama bilin ki hiçbir çoğunluk, yanlışı doğruya, haksızlığı hakka çeviremez. Tarihin hükmünü yazamaz ve silemez” dedi. "Yalan bunların ağzında yapmanın ötesinde 66 katlı rezidans yapmış" Geçtiğimiz günlerde 25. yılını kutlayan AKP’nin 25 yıl karnesini de çıkaran Dervişoğlu, şöyle konuştu: “Hani yalan ağızlarına yuva yapmış derler ya, bunlarınkine yuva yapmamış. Yalan bunların ağzında yapmanın ötesinde 66 katlı rezidans yapmış. 25 yıldır sayılara takla attırmaktan, uydurma masallarla tarihimizi kirletmekten başka, her kavşakta ortak değiştirip her musibette, 40 tas su dökülmekten başka bir şey yapmadılar. Yapmadıklarına ‘Yaptık’ deyip sebep olduklarını inkâr etmekten başka bir şey yapmadılar. Şimdi iktidarlarının 25’inci yılını kutluyorlar. Salonları süslemiş, ışıkları yakmış, şakşakçılarını toplamışlar. Bir de milletin karşısına geçip, çeyrek asırlık hikâyelerini anlatıyorlar. "‘25 yıllık destan’ bu işte" 1 Mart tezkeresiyle çıktılar yola. Amerikan askerlerini Türkiye’ye sokmaya kalktılar, Kıbrıs’ı iktidarlarının diyeti olarak vermeye kalktılar. Büyük Ortadoğu Projesinde, eş başkanlıklarını meydanlarda haykırdılar. İktidara gelirken aldıkları millet mührünü, daha ilk günden bir balyozla değiş tokuş ettiler. 25 yıldır ellerinde aynı balyoz var. Cumhuriyetimize, milli devletimize vurdukça vuruyorlar. O balyozun etikertinde ‘İsrail’de tasarlanmıştır. Amerika’da üretilmiştir. İngiltere’den ithal edilmiştir’ yazıyor. 25 yıldır bu Cumhuriyet o balyozla sarsılıyor. Hürriyetlerimiz tırpan yiyor, hukukumuz hızara veriliyor, refahımıza kıran giriyor, mutluluğumuz kıyıma uğratılıyor, huzurumuz her gün biçiliyor. Alın terimiz yağmalanıyor, geleceğimize ipotek koyuluyor. ‘25 yıllık destan’ bu işte. Dünya 7 dolara et yerken Türk milletine 21 dolara et yedirmek mi başarı? Enerji fiyatı, Avrupa’da üç yılda yüzde 7 artarken, bu milletin faturasını yüzde 277 artırmak mı başarı? Milyonlarca insanı işsizliğe ve umutsuzluğa mahkûm etmek mi başarı? Sizin başarı dediğiniz şey, baştan sona milli felaket! "ABD var, İŞİD yoksa PYD var, şimdi de PKK var" 25 yılda en çok büyüyen grafik, fabrikalar değil cezaevleri oldu. Suçlar büyüdükçe, cezalar küçüldü. Suçlulara cüret verildikçe, masumlar sindiler. Refahı değil sefaleti büyüttünüz. Millete taksitle yağ ve bulgur aldıran başarı. 44 milyonu krediyle yaşatan başarı. 6,5 milyon ev genci yaratan başarı! Emeklinin ömrünü yediniz, hala başarıdan bahsediyorsunuz. Gencin hayallerini yıktınız, hala başarıdan bahsediyorsunuz. İşçinin emeğine kibrit suyu döktünüz. Utanmıyor musunuz! Çalışanın yarısını asgari ücrete sıkıştırıp, o ücreti de açlık sınırının altına gömdünüz. Budur 25 yıllık destan. O çaldırdığınız Mehteran marşı var ya o marşla sizi uğurlayacağız. Çeyrek asır önce icazet aldığınız, Türkiye’nin iradesini dışarıdaki projelere bağlayan siyasetiniz neyse, bugün Türk milletinin iradesini İmralı’daki terör hükümlüsünün hesabına bağlayan siyasetiniz neyse, Netanyahu ile “düşmancılık” oynayan riyakarlığınız odur. Bu milleti boş yere kandırmayın. İngiltere ile borsa oynayan faizciliğiniz odur. Trump ile ‘emret komutanım’ oynayan gurursuzluğunuz odur. Bütün bunların hesabını sormaya geleceğiz. Sıkı durun, hesap soracağız. Alışmışsınız... Sizin geminizi yürütmek için AB yoksa İngiltere var, İsrail yoksa ABD var, İŞİD yoksa PYD var. Şimdi de PKK var. Yarın ne olur Allah bilir! Her kim ki bu münafıklığa el pençedir; makbuldür, ortaktır, yandaştır. Her kim ki buna itiraz eder, direnir; işte o zaman teröristlikten teröristtir. Ortaklık defterinizde, bir tek Türk milletinin adı yoktur! İşbirlikçilikle başlayan 25 yılın sonunda daireyi tamamladınız. "Cumhurbaşkanı Erdoğan, Devlet Bahçeli ve Abdullah Öcalan’dan oluşan üçlü koalisyondur" İktidar ve ortaklarına soruyorum: Sahada güvenlik güçlerimiz tarafından defalarca mağlup edilen PKK’ya, masada bugün verilmeye çalışılan imtiyazın sebebi nedir? Uluslararası terör ve suç örgütü PKK, 50 yıl emperyalizme hizmet ettikten sonra şimdi bundan vaz geçecekmiş, Ve bundan sonra da Türkiye ile birlikte hareket edecekmiş. Emperyalizmin karşısında duracakmış öyle mi? Sizi böyle mi kandırıyorlar? Bu trajikomik hayale gerçekten inanmamızı mı bekliyorsunuz? Huzura inanmak, demokrasi istemek, silahlar sussun demek başka bir şeydir. Ahmaklıksa başka bir şey! Sizin karşınızda ahmak yok! ‘Çerçeve çerçeve’ diye konuştukları rezaletin yaldızlı varaklarını değil, içindekini söylüyoruz. Şimdi de ressamlarını söyleyeyim: Cumhurbaşkanı Erdoğan, Devlet Bahçeli ve Abdullah Öcalan’dan oluşan üçlü koalisyondur. İlham kaynaklarını ve hocalarını da pekâlâ hepimiz tanıyoruz. Herkes barış ve kardeşlik diliyle konuşmak zorundaymış, bizler, “barış” ortamını bozuyormuşuz. Kim kiminle barışıyor Numan Efendi? Kim kimle savaştı da sen barıştın ve biz geri kaldık? Ağızlarından çıkanların değdiği yerlere bak! Atılacak adımlarda acele edilmeliymiş, yoksa süreç enfekte edilirmiş. Böyle sesleniyor sahibinin sesi ulak partisi. Sizin Cumhuriyet düşmanlığınızdan ala enfeksiyon mu var? Öcalan sevdanızdan ala hastalık mı var? Türkiye’nin Lübnanlaşmasından, Iraklaşmasından, Suriyelileşmesinden ala felaket mi var? Adamlar evimizi başımıza yıkıyor, Bir de eleştirimizden şikâyet ediyorlar. Bizim canımız burnumuzda. Biz size yanlış yapıyorsunuz edebinizle gidin diyoruz!” Dervişoğlu’ndan anayasa uyarısı Sürecin başında söylediklerini de hatırlatan Dervişoğlu, şu ifadeleri kullandı: “Bu yasa Meclis’ten geçer geçmez bizim 1 yıl 10 aydır söylediğimiz gibi, ‘Terörsüz Türkiye’ diye çıkılan yolun istikametini bir bir söylemeye başladılar: Silahlar bırakılmasın mı? Barış gelmesin mi? Analar ağlasın mı? Darbe anayasasından kurtulmayalım mı? Şu maddeyi değiştirsek iyi olmaz mı? Hangi maddeyi? 3’ü mesela? Allah kelamı mıdır Anayasa? Sanmayın ki dertleri sadece o metni değiştirmektir. ‘Öcalan gelsin konuşsun’ dediler. Bu, işin çok sonraki safhasıydı. Aslolan onu sisteme almaktı. Şimdi İmralı canisi cezaevinden çıkmadı, yasa onu kapsamıyor diye bizden dua etmemizi bekliyorlar. “Dediğim dedik, çaldığım düdük anayasasıdır” Anayasa tartışmalarında da aynen böyle olacak. ‘İlk 4 maddeyle işimiz yok’ diyecekler. Ortaya bubi tuzakları salacaklar İşin sonunda Cumhurbaşkanı’na dönem sınırı kalkacak ve kıyıda köşede kalan 3-5 yetki daha verecekler. Gerisi de vatan da millet de cumhuriyet de umurlarında değildir! En başından beri uyarıyoruz, Türkiye’nin tartışılmazlarını tartışmaya açacaklar diye anlatıyoruz. Terör örgütünün uzantısı partinin eşbaşkanı, ‘Yasanın yalnızca silah ve şiddet zeminini ortadan kaldırdığını; asıl siyasi-hukukî tartışmanın bundan sonra başlayacağını’ açıkça ilan etti. Dediğimize gelecekler. Heniz başlangıç. Yasanın Kürt meselesinin demokratik çözümü olmadığını, sadece meselenin hukukî ve siyasî zeminde tartışılmasının önünü açtığını söyledi. Önümüzdeki dönem büyük tartışmalar yaşanacak. İyi Parti’nin olduğu Meclis’te Türk devletinin aleyhine bir kanun çıkarmak zannettikleri kadar kolay olmayacaktır. Bundan sonra mücadelemiz sadece TBMM’de değildir; mücadelemiz meydanlardadır, vatandaşın ağzındadır. Mücadelemiz Türk’ün hakkını korunması olarak tarihe geçecektir. İşi bunlara bırakırsak unutmayın ki bunların anayasası tektir: Dediğim dedik, çaldığım düdük yasasıdır. “Hedefleri hükümsüz cumhuriyet” Bizler, haklı çıktığı için üzülenlerdeniz. Yüzlerce, binlerce terörist, ‘entegrasyon’ adı altında ortaya salındığında, olacakları bildiğim için şimdiden kahroluyorum. Adam gümbür gümbür ömür boyu başkanlığa gidiyor, ‘Terörsüz Türkiye’ diye attıkları astarın altında, savunmasız Türkiye, hükümsüz bir cumhuriyet hedefi vardır. Bu sözde süreci pişirenlerin, paçavra yasayı hazırlayanların bir yarısı, bu ülkenin 103 yıllık cumhuriyet tarihini reklam arası olarak görürken, bir yarısı da zulüm tarihi olarak görüyor. Bu zihinler bir araya gelip, sözde süreç başlatıyor. Bu ihanete karşı çıkanlar da buradadır. İşte seçilecek taraf budur! 2007, 2009, 2010, 2017 ve nihayet 2025… Hepsi özenle seçilmiş sözcüklerle, ‘Yetmez ama evetlerle’ geldi. Hepsiyle bu ülkenin kurucu ilkelerini sakatladılar. Şimdi yine aynı türküyü söylüyor, herkesin de eşlik etmesini istiyorlar. Biz ise bunu ne olursa olsun reddediyoruz. İktidarın bugüne kadar yaptıkları, bundan sonra olacakların açık seçik teminatıdır. Bizim tüm itirazımız bunadır. Kürt kardeşim... Seni Cumhuriyet’ten hesap sormaya itenler var. Hepsi bir ağız etmiş, sana bunu söylüyorlar. Sen onlara, hepimize çocuk gelinleri, kadın cinayetlerini, sana yaşatılan zorbalıkları sor. 25 yıldır bitiremedikleri GAP’ı, yapılmamış tren yollarını, söz verilip açılmayan fabrikaların hesabını sor. Eğer sen soramıyorsan ben buradayım. Gel beraber soralım. 25 yılın hesabını cumhuriyete kesenlerin hesabını, biz birlikte keselim. 20 yaşında teğmeninin ettiği yeminden, komedyenin mizahından, karikatüristin çizgisinden korkuyorlar. Şantajla ülke yönetiyor, her türlü çürümüşlük hüküm sürerken, ahlaksızlığı şarkılarda arıyorlar. Bunlar, bakanlarını arabulucu diye göndertip o makamları teminat gösterip, kıytırık bir şirkete bile söz geçiremeyip 100 maden işçisinin sorununu çözemiyorlar. Bunlar mı bizim sorunlarımızı çözecekler? Bunlar, terör gazisinin bile hakkına giriyor, Bacağını vatana feda etmiş kahramanları tehlikeli görüp Meclise sokmuyorlar. Önlerine polis ekipleri yığıyorlar. Bunlar mı bizim sorunlarımızı çözecekler? "Biz Türklük mevziisini terk etmeyeceğiz" Ne yapacağınızı, kime sahip çıkacağınızı biliyorsunuz. Sonuna kadar mücadele edeceğiz ve nihayetinde de başaracağız. Biz, bu kalkışmayı, ceketimizi ilikleyip normalleştirmeyeceğiz. Bugünün bir yarını olduğunu biliyoruz. Bizim için, bu teröriste af yasasıdır. Tsunaminin ilk dalgasıdır. Bize bunların bedelini ödeteceklermiş, partimize saldırıları arttıracaklarmış! Umurumda bile değil. Gözümüzü hiçbir şeyden sakınmayız. Vekillik maaşı peşinde koşuyorsa rozet değil, isterse boynuna tasma taksın, umurumda bile değil. Sokakta milletin, aynada kendinin, evde çocuğunun yüzüne bakamıyorsa, Allah onun cezasını zaten vermiştir, bedduaya bile gerek yoktur. 1921’de Polatlı’dan gelen düşman top sesleri neyse, ihanet süreci de odur. Bunu düğün davulu zanneden varsa, zil takıp oynayabilir. Ama biz, 41 Bayrak Adam’ın yolundan yürüyoruz. Biz Türklük mevziisini terk etmeyeceğiz, cumhuriyet menzilinden sapmayacağız bir vatan daha kaybetmeyecek, bir millet daha yitirmeyeceğiz! "Çaresiz ve umutsuz değiliz" Adaletsizliğe, riyakarlığa açtık bayrağımızı. Gazinin bıraktığı can parçasına, şehidin akıttığı kan hatırına açtık bayrağımızı. Karar senin, karar bizim, karar hepimizin. Her gecenin bir gündüzü var, bakmak istersek, Her yanımızda umut var, tutmak istersek. O halde tutun elimden, düşün peşime. Çaresiz ve umutsuz değiliz.” Mitingin ardından Müsavat Dervişoğlu ve İyi Parti teşkilatı, miting alanından Alaca Mescit'e yürüdü.

'Çerçeve yasa' Selahattin Demirtaş'ın tahliyesinin önünü açabilir mi? Haber

'Çerçeve yasa' Selahattin Demirtaş'ın tahliyesinin önünü açabilir mi?

Kamuoyunda "çerçeve yasa" olarak bilinen düzenlemenin TBMM'den 10 Ağustos'ta geçmesinin ardından, 10 yıldır cezaevinde bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın yasadan yararlanıp yararlanamayacağı tartışılıyor. MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız ve DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, düzenlemenin Demirtaş'ı da kapsadığını söyledi. BBC Türkçe'ye konuşan hukukçular da yasanın kapsamı ve hakkındaki suçlamalar birlikte değerlendirildiğinde, Demirtaş'ın düzenlemeden yararlanmasının önünde açık bir hukuki engel görmediklerini söylüyor. Ancak yasanın uygulanabilmesi için PKK/KCK'nın fiili varlığına son verdiğinin ve silahlarını teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespit edilmesi ve bu tespitin Milli Güvenlik Kurulu (MGK) kararıyla teyit edilmesi gerekiyor. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli yasal düzenlemenin Meclis'e sunulmasının ardından "Selahattin Demirtaş evine, Ahmetler görevine, Öcalan umut hakkına kavuşmalıdır" diyerek, Demirtaş'ın serbest bırakılması yönündeki görüşünü yinelemişti. Çerçeve yasa teklifi kimleri kapsıyor, hangi koşullar aranacak? 'Demirtaş'ın durumu yasa kapsamına giriyor' BBC Türkçe'ye konuşan Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Vahap Coşkun, Demirtaş'ın mevcut hukuki durumunun yasa kapsamında yer aldığını söylüyor: "Çerçeve yasanın istisnaları çok açık ve net. Kasten öldürme suçları ile 1 Haziran 2005'ten önce işlenen ve müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet gerektiren suçlar kapsam dışında. Demirtaş'ın durumu bu iki istisnanın da dışında kalıyor." Demirtaş'ın avukatlarıyla da görüştüğünü belirten Coşkun, Demirtaş'ın mevcut tutukluluğunun Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 302'nci maddesi kapsamında olduğunu söylüyor: "Demirtaş sadece TCK 302'nci maddeden tutuklu ve bu madde çerçeve yasanın kapsamına giriyor. Dolayısıyla yasa uygulamaya girdiğinde ve Demirtaş talep ettiğinde bu yasadan istifade edebilir. Burada hukuki bir belirsizlik yok." Söz konusu madde, "Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak" suçuyla ilgili hükümleri düzenliyor. Bu maddede, "Devlet topraklarının tamamını veya bir kısmını yabancı bir devletin egemenliği altına koymaya, devletin bağımsızlığını zedelemeye veya birliğini bozmaya yönelik cebir ve şiddet içeren fiiller işleyen kişilere ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilir" deniliyor. BBC Türkçe'ye konuşan avukat Kadriye Güçlü Sakarya da Demirtaş'ın "kasten öldürme veya bombalama" suçundan hüküm giymediğine dikkat çekiyor. Sakarya, "Demirtaş'ın öldürme suçlamasıyla ya da bir bombalama eylemi nedeniyle değil, devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçuna yardım kapsamında ceza alması sebebiyle, bu çerçeve yasadan yararlanabileceğini düşünüyorum" diyor. Ancak Sakarya, düzenlemenin uygulanmasının öncelikle yasada belirtilen silah bırakma ve fesih sürecinin tespit ve teyit edilmesine bağlı olduğunun altını çiziyor. Demirtaş ile ilgili hukuki süreç hangi aşamada? Selahattin Demirtaş, Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen Kobani Davası'nda temel olarak "Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmaya yardım" suçunun yanı sıra çeşitli "terör ve tahrik" suçlarından yargılandı ve 42 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Mahkemenin açıkladığı hükme göre 42 yıllık toplam ceza şu suçlardan verildi: "Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmaya yardım": 20 yıl hapis cezası"Suç işlemeye tahrik etme": 2 kez ayrı ayrı olmak üzere toplam 7 yıl 6 ay hapis cezası"Terör örgütü propagandası yapmak": 4 ayrı suçlama kapsamında toplam 7 yıl 36 ay hapis cezası"Halkı kanunlara uymamaya tahrik": 1 yıl 6 ay hapis cezası"Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na muhalefet": 1 yıl 6 ay hapis cezası"Suçu ve suçluyu övme": 1 yıl 6 ay hapis cezası 4 Kasım 2016'dan bu yana cezaevinde olan Selahattin Demirtaş hakkında verilen 42 yıllık hapis cezası kararı henüz kesinleşmedi. Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi'nin verdiği bu karar, hukuki olarak ilk derece mahkemesi kararı niteliğinde ve yasal süreç devam ediyor. Yerel mahkemenin verdiği kararşu anda Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesi'nin (İstinaf) önünde. İstinaf mahkemesi, yerel mahkemenin verdiği kararları esastan inceleyerek hukuka uygun olup olmadığını değerlendirecek. İstinaf mahkemesi kararını açıkladıktan sonra, tarafların (hem Demirtaş'ın avukatlarının hem de iddia makamının) kararı temyiz etme hakkı bulunuyor. AİHM kararları Hukukçular, Demirtaş'ın tahliyesi tartışmasının yalnızca yeni yasaya bağlı olmadığına dikkat çekiyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) daha önce Demirtaş'ın tutukluluğuna ilişkin olarak hak ihlalleri tespit ettiğini açıkladı ve serbest bırakılması yönünde karar verdi. Türkiye'nin, AİHM'in Demirtaş hakkındaki Temmuz 2025 tarihli kararını Büyük Daire'ye taşıma talebi, Kasım 2025'te reddedildi ve karar kesinleşti. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi de Haziran 2026'daki toplantısında Demirtaş'ın serbest bırakılması çağrısını yineledi. Coşkun, "Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları bizim mevzuatımıza göre bağlayıcı. Dolayısıyla Selahattin Demirtaş'ın zaten serbest bırakılması gerekiyordu. Hukuken tablo bu kadar açık ve net" diyor. Bianet'e konuşan Selahattin Demirtaş'ın avukatı Mahsuni Karaman da, öncelikli taleplerinin AİHM kararlarının uygulanarak müvekkilinin derhal tahliye edilmesi olduğunu ancak "çerçeve yasa" bakımından da hukuken bir tereddüt bulunmadığını ve Demirtaş'ın bu kapsamda da tahliye edilebileceğini söyledi. Hükümet ne diyor? Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 8 Ağustos'ta katıldığı CNN Türk yayınında Demirtaş'ın yasadan yararlanıp yararlanamayacağı sorusuna "düzenlemenin herhangi bir kişi için özel olarak hazırlanmadığı" yanıtını verdi: "Düzenleme dediğinizde belli bir şahsı ilgilendiren bir şey olmaz" diyen Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü: "Genel bir düzenleme yaparsınız, kanuni düzenleme ve o düzenleme kimin için geçerliyse herkes ondan istifade eder. Bunun kararını verecek olan da ilgili yargı mercileridir." Adalet Bakanı Akın Gürlek'in AKP Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısında Demirtaş'ın yasadan yararlanamayacağını söylediği yönündeki iddialar ise Gürlek tarafından yalanlandı. TGRT Haber Ankara Temsilcisi Fatih Atik'e konuşan Bakan Gürlek, "Böyle bir açıklama yapmadım" dedi. Demirtaş 'çerçeve yasa' için ne söyledi? Selahattin Demirtaş, "çerçeve yasanın" Meclis Genel Kurulu'na görüşülmesi öncesi eski Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Selçuk Mızraklı ile birlikte gönderdiği mesajda yeni çözüm sürecine desteğini yinelemişti. Sürecin "bölünme ve ayrışma değil barış ve toplumsal bütünleşme" amacı taşıdığını belirten Demirtaş, bunun demokratik reformlarla desteklenmesi gerektiğini söylemişti.

Meclis'te tarihî gün: Çerçeve yasa Genel Kurul'da görüşülmeye devam ediyor Haber

Meclis'te tarihî gün: Çerçeve yasa Genel Kurul'da görüşülmeye devam ediyor

Tarihî teklifin ilk 7 maddesi kabul edildi. Meclis, üç günlük çalışma takvimi konulan teklif oylamasından sonra tatile girecek. İktidarın "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırdığı yeni çözüm süreci kapsamında Türkiye'nin beklediği tarihî kanun teklifi olan 'çerçeve yasa', 140'a yakın kişinin dinlendiği ve onlarca görüşmenin yapıldığı bir yıllık süreç komisyonu mesaisinin ardından bugün (10 Ağustos) TBMM Genel Kurulu'nda oylamaya sunuldu. "Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi" adı verilen teklif, PKK'nın fesih ve silah bırakma kararının ardından 5 Ağustos 2025'te çalışmalarına başlayan süreç komisyonunun raporundan sonra hazırlandı. Komisyonun kurulmasından tam bir yıl sonra, 592 vekilden 360'nın imzaladığı teklif önce 5 Ağustos'ta TBMM Başkanlığı'na sunuldu. Ardından 8 Ağustos'ta Adalet Komisyonu'nda 18 saat süren görüşmelerde; AKP, MHP, DEM Parti ve Yeni Parti "evet" oyu verdi. Genel Kurul oylamasında ise AKP, MHP, DEM Parti, Yeni Parti ve Yeni Yol grupları ile HÜDA Par, TİP ve EMEP'in "evet" oyu, Yeniden Refah Partisi ve İyi Parti'nin ise "hayır" oyu kullanması bekleniyor. Yeni Partili 91 milletvekilinden en az 30 vekil ise teklife "hayır" oyu vereceklerini açıkladı. MHP'nin TBMM Başkanvekili Celal Adan'ın başkanlık ettiği Genel Kurul'daki tarihî oturumda, Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve İyi Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu da görüşmeleri izledi. Saat 11.00'de başlayan Genel Kurul görüşmelerinden hemen önce, partisinin yasaya ilişkin oylama tutumun görüşüldüğü grup toplantısını gerçekleştiren Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Genel Kurul kürsüsündeki konuşmasında, "Barışın önünü açacağız, bu yasaya 'hayır' deme hakkına en çok sahip olan Yeni Parti, kendi hakkını, milletin barış hakkının önüne koymayacak, barışın önünde durmayacağız!" diyerek teklife "evet" oyu vereceklerini duyurdu. Yeni Partili vekillerin oylarına da dikkati çeken Özel, "Ben ve yönetici arkadaşlarım tarihsel bir tutarlılık ve sorumluluk içerisinde bu yasaya ‘evet’ diyeceğiz. Milletvekillerimiz de seçildikleri illerinde millet ne diyorsa ona göre karar verecek, ona göre oy kullanacaktır. Bu ifadeyle Yeni Parti Grubunu kararında serbest bırakıyor değilim" diye konuştu. AKP Grup Başkanı Abdullah Güler, teklifin tümü üzerine yaptığı konuşmasında, muhalefetin çerçeve yasanın milletvekillerinden gizlendiğine ilişkin “Kanunu 3 kişi biliyor, bu gizli kanun” iddialarına yanıt vererek, "Bugünlerde duyduğum en büyük yalanlardan biri bu kanunu üç kişi biliyormuş iddiasıdır. Gizli kapaklı bir şey yok altıncı maddeyi okuyanlar ne olduğunu çok net göreceklerdir, bir zahmet okusalardı. Efendim, bir partinin kapalı grup toplantısına atıf var. 'Efendim öyle demiş, böyle demiş', uydurma! Adı üzerinde dedikodu, adı üzerinde birilerinin ifadesi. Hiç alakası yok" diye tepki gösterdi. Genel Kurul'a katılan İyi Parti milletvekilleri Türk bayraklı atkı takarak sıralarına Türk bayrakları koyarken, Genel Başkan Dervişoğlu da teklif üzerine aldığı sözde, çerçeve yasayı "kalkışma" olarak nitelendirdi. Teklifin, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ömür boyu Cumhurbaşkanı kalabilmesinin de önünü açacağını öne süren Dervişoğlu, "Milli kimliğimize ve Cumhuriyetimize karşı girişilen büyük bir kalkışmadır! Bu neden bir kalkışmadır, söyleyeyim: Sürekli Kürt sorunu dediğiniz ama altını bir türlü dolduramadığınız mesele var ya, işte siz, sorunun öznesi yaptığınız Kürtleri, PKK ile eşitlemeye çalıştığınız için bir kalkışmadır!" dedi. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ise,"Yüz yıldır size ‘bölüneceğiz’ korkusu anlatıldı. Oysa bu ülkeyi bölünmeye en çok yaklaştıran şey çatışmanın kendisiydi. Kürtler ayrılmak isteseydi bu Meclis’in çatısı altında olmazdık. Biz buradayız; çünkü vatan ortak, gelecek ortaktır" diye konuştu. Teklif görüşmelerinin bugün tamamlanamaması halinde görüşmeler, 11 Ağustos Salı ve 12 Ağustos Çarşamba günü sürdürülecek. 12 maddelik düzenleme, TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilmesinin ardından yürürlüğe girecek ancak maddeleri hemen uygulanmayacak. Önce Milli Güvenlik Kurulu, (MGK), PKK/KCK ile bağlantılı her türlü oluşumun kendini feshettiğini ve silahları tamamen bıraktığını tespit ve teyit edecek. Yasanın 6 aylık uygulama süresi, teyit ve tespit sürecinin ardından MGK kararının Resmî Gazete'de yayımlanmasıyla başlayacak.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan 'Terörsüz Türkiye' mesajı Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan 'Terörsüz Türkiye' mesajı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi’nin TBMM’ye sunulduğunu belirterek, düzenlemenin Türkiye’yi terör tehdidinden kalıcı olarak kurtarmayı ve toplumsal birlikteliği güçlendirmeyi hedeflediğini açıkladı. ANKARA (İGFA) - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Terörsüz Türkiye” süreci kapsamında hazırlanan Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi’ne ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, teklifin kapsamlı istişareler sonucunda hazırlandığını belirterek, “Aziz milletimizin çözüm iradesini yansıtan geniş bir mutabakatla bugün Gazi Meclisimizin takdirine sunuldu” ifadelerini kullandı. HEDEF: TERÖR TEHDİDİNİ KALICI OLARAK ORTADAN KALDIRMAK Kanun teklifinin Türkiye’nin geleceği açısından önemli bir adım olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’yi terör tehdidinden kalıcı olarak kurtarmayı, millî birlik ve beraberliğimizi perçinlemeyi, ülkemizde ve bölgemizde huzur iklimini güçlendirmeyi hedefleyen bu adımın hayırlara vesile olmasını diliyorum" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, sürecin hazırlanması ve yürütülmesine katkı sağlayan siyasi parti gruplarına ve milletvekillerine teşekkür etti. BAHÇELİ’YE VE SİYASİ PARTİLERE TEŞEKKÜR Cumhurbaşkanı Erdoğan, paylaşımında Cumhur İttifakı ortağı MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye özel olarak teşekkür ederek, “Gerek kanun teklifinin tekemmül ettirilmesine gerekse sürecin başarıya ulaşmasına katkı veren başta Cumhur İttifakı ortağımız Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli olmak üzere, siyasi parti gruplarımıza ve milletvekillerimize teşekkür ediyorum” dedi. Erdoğan, söz konusu adımın Türkiye için hayırlı olması temennisinde bulundu.

Temmuz sonunda TBMM'den geçmesi hedeflenen 'çözüm süreci yasasında' neler var? Haber

Temmuz sonunda TBMM'den geçmesi hedeflenen 'çözüm süreci yasasında' neler var?

İktidarın "Terörsüz Türkiye", DEM Parti'nin ise "Barış ve Demokratik Toplum" olarak nitelendirdiği yeni çözüm sürecinin hukuki zeminini oluşturacak çerçeve yasa için Temmuz ayında adım atılması bekleniyor. AKP ve MHP kulislerinde, teklifin 7-8 Temmuz'da yapılacak NATO Zirvesi sonrasında TBMM Başkanlığı'na sunulabileceği ve Meclis tatile girmeden yasalaşabileceği konuşuluyor. AKP kaynaklarının verdiği bilgiye göre 10-11 maddeden oluşması öngörülen çerçeve yasa süreli olacak ve "PKK'nın silah bıraktığının teyit ve tespiti" koşuluyla yürürlüğe girecek. AKP kurmayları, teklifin adının "PKK-KCK terör örgütünün feshi, silah bırakması ve hukuki varlığının sona erdirilmesine ilişkin kanun teklifi" benzeri bir isimle Meclis'e sunulabileceğini belirtiyor. Örgüt adının yasa başlığında yer almasa bile "amaç" ve "kapsam" maddelerinde açık şekilde tanımlanacağı ifade ediliyor. Öcalan'dan yeni mesaj: 'Yeni bir siyaset dönemine kapı açılıyor'Süreci hızlandıran adımlar Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 20 Mayıs'taki grup toplantısında yaptığı "hayırlı işlerde çabuk olunmalı" açıklamasının ve 9 Haziran'daki Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısında sürecin "devlet vizyonu" olarak tanımlanmasının ardından çözüm süreci trafiği yoğunlaştı. Yeni çözüm süreciyle ilgili çerçeve yasa için iktidar bloğu ile DEM Parti arasında hem yüz yüze görüşmeler gerçekleştirildi hem de arka kapı diplomasisi yürütüldü. Pervin Buldan ve Mithat Sancar'dan oluşan DEM Parti İmralı heyeti 16 Haziran'da TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'la görüştü. Kaynak,X / CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgi Tanrıkulu, 17 Haziran'da MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'yi makamında ziyaret etti 17 Haziran'da ise CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, MHP Lideri Devlet Bahçeli'yi makamında ziyaret etti. Bu görüşmenin ardından 18 Haziran'da Kurtulmuş, Cumhurbaşkanı Erdoğan'la bir araya geldi. Hafta başında yapılan AKP Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısının ardından parti sözcüsü Ömer Çelik, "Terörsüz Türkiye" sürecinde örgütün silah bırakmasına bağlı olarak yürürlüğe girecek yasal çerçevenin değerlendirilmesi aşamasına gelindiğini söyledi. Çelik, dün katıldığı bir televizyon programında da çerçeve yasanın silah bırakma şartıyla hayata geçeceğini açıkladı. 'Henüz tatmin edici noktada değil' BBC Türkçe'nin görüştüğü AKP yöneticileri, İran-İsrail gerilimi ve Suriye'deki gelişmelerin sürecin seyrini etkilediğini belirterek, örgütün bir dönem bölgedeki gelişmelerin sonucunu görmek istediği ve silah bırakma sürecinin bu dönemde yavaşladığına dikkat çekiyor. Ancak savaşın seyrinin bu beklentiyi boşa çıkardığı değerlendirmesi yapılırken, sürece dönük toplumsal kabulün arttığı, bunun da yasal düzenleme adımlarını kolaylaştıracağı ifade ediliyor. AKP kaynaklarına göre güvenlik birimlerinin sahadan aktardığı bilgiler, bazı bölgelerde hareketlilik yaşandığını ortaya koyuyor. Öcalan: Müthiş bir demokratik siyaset yürüteceğiz Özellikle Zap-Metina hattında bazı alanların boşaltıldığı, Gara, Hakurk ve Kandil kırsalında da kısmi geri çekilmeler yaşandığı belirtiliyor. Ancak parti kaynakları, örgütün sahip olduğu insan gücü ve lojistik kapasite dikkate alındığında bugüne kadar atılan adımların henüz "tatmin edici düzeyde" görülmediğini ifade ediyor. Bir AKP yöneticisi, "Sembolik bazı silah bırakma görüntüleri ve belli alanlarda çekilmeler oldu. Ama silah bırakmanın kalıcı hale geldiğini söyleyebilmek için daha somut bir tabloya ihtiyaç var" değerlendirmesini yaptı. Çerçeve yasanın içeriğinin büyük ölçüde netleştiğini belirten kaynaklar, hayata geçebilmesi için örgütün silah bıraktığının teyit ve tespit edilmesine yönelik bir mekanizmanın oluşturulması gerektiğini ifade ediyor. Süre sınırı getirilecek İktidar partisi yasa taslağı ile ilgili çalışmalarını da sürdürüyor. AKP kaynaklarının verdiği bilgiye göre çerçeve yasa, düzenlemenin amaç, kapsam ve tanım maddelerinin yanı sıra silah bırakan örgüt mensuplarının hukuki statüsünü belirleyecek hükümler içerecek. Buna göre örgütün feshi ve silah bırakmasının nasıl teyit edileceği, soruşturma ve kovuşturma süreçlerinin nasıl işletileceği, cezaevinde bulunan hükümlülerin durumunun nasıl değerlendirileceği yasada ayrıntılı olarak düzenlenecek. Yürürlük maddesiyle birlikte 10-11 maddeden oluşacağı belirtilen yasada, belirlenen süre içinde Türkiye'ye dönen örgüt üyelerinin yasadan yararlanacağı hükme bağlanacak. İktidar partisi bu sürenin bir yıl olması öngörülüyor. Meclis süreç komisyonunun raporu kabul edildi: İçeriğinde neler var, neler yok?'Beş yıl siyaset yasağı, örgüt yöneticileri kapsam dışı' DEM Parti, Türkiye'ye gelen örgüt mensuplarının siyaset yapmasına olanak tanınmasını istiyor. Ancak gerek AKP gerekse MHP buna karşı çıkıyor. AKP yöneticileri, Türkiye'ye dönen kişilere belirli bir süre adli kontrol hükümlerinin uygulanacağını, bu süreçte siyaset yapmalarının mümkün olmayacağını ifade ediyor. Bu çerçevede suça karışmayan örgüt üyeleri için beş yıl siyaset yasağı öngörülüyor. Yasadan ilk aşamada suça karışmamış örgüt üyeleri yararlanacak. Örgüt yöneticilerinin ise Türkiye'ye dönüşüne dönük bir düzenleme yer almayacak. Parti kurmayları, ilerleyen dönemde ceza mevzuatında yapılabilecek değişiklikler ve infaz düzenlemeleri sonrasında bazı hükümlülerin durumlarının yeniden değerlendirilebileceğini, ancak ilk aşamada suç işlememiş örgüt mensuplarının öncelikli olarak ele alınacağını dile getiriyor. Kaynak,Stringer/Anadolu via Getty Images // PKK'nın ilk grubu, örgütün fesih ve silah bırakma kararının ardından 11 Temmuz 2025'te Süleymaniye'de düzenlenen törende silahlarını imha etme görüntüleri vermişti. 'Temmuz sonunda çıkabilir' AKP kulislerinde yapılan değerlendirmelere göre teklifin Meclis'e sunulması halinde Temmuz ayı sonunda yasalaşması mümkün. Parti kurmayları, "10-11 Temmuz gibi verilmesi durumunda ay sonuna kadar komisyondan ve Genel Kurul'dan geçebilir. Teknik olarak, 8-10 maddelik bir teklifin görüşmeleri uzun sürmez. Meclis kapanmadan çıkarılabilir" görüşünü dile getiriyor. Ancak düzenlemenin takviminin, sahadaki gelişmelere ve silah bırakma sürecinin seyrine bağlı olacağı da belirtiliyor. AKP kaynakları, bunun bir "tıkanma" meselesi olmadığını, devletin bazı adımların sonuçlarını görmek isteyebileceği için yürürlüğe girmesinin şarta bağlanacağını ifade ediyor. 'Öcalan'a statü yok, görüşme koşulları düzeltilebilir' MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, PKK lideri Abdullah Öcalan'a "Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü" statüsünün verilmesini önermişti. Ancak iktidar partisi bu öneriye mesafeli. Parti kaynakları, Öcalan'ın halen İmralı'da hükümlü statüsünde bulunduğunu belirterek, "Statü değişikliği başka bir hukuki süreçtir; bir af yasası kapsamında olabilir. Ancak çerçeve yasada af niteliğinde bir düzenleme söz konusu değil" değerlendirmesini yapıyor. Aynı kaynaklar, mevcut infaz rejimi çerçevesinde Öcalan'ın cezaevi koşullarının düzeltilebileceğini ve bu çerçevede gazeteciler, akademisyenler ve farklı toplum kesimleri ile görüşmelerine izin verilebileceğini söylüyor. BBC / Ayşe Sayın

Hacıbektaş’ta konuşan CHP’li Canpolat: Türk dili tüm dünyaya buradan yayıldı Haber

Hacıbektaş’ta konuşan CHP’li Canpolat: Türk dili tüm dünyaya buradan yayıldı

Hacıbektaş’taki cemevi açılışında konuşan CHP Genel Başkan Yardımcısı Cemal Canpolat, Hacı Bektaş-ı Veli’nin Türk dünyasının inanç ve kültürüne yaptığı derin katkıların altını çizerek, “Bu coğrafyada Türk dili, etkili bir şekilde kullanılıyorsa, bunun merkezi burasıdır. Türk dili buradan bütün dünyaya yayılmıştır” dedi. Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinde inşa edilen Hacıbektaş Horasan Erenleri Dergahı Cemevi’nin ikinci etabının açılışı dün düzenlenen törenle yapıldı. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin sahibi olduğu araziyi cemevi yapılması için Horasan Erenleri Federasyonu’na bağışlamasıyla inşaatına başlanan ve külliyesi 6 bin metrekarelik bir alana yayılan cemevinin açılış programına siyaset dünyasından da çok sayıda isim katıldı. Törene Cumhuriyet Halk Partisi adına katılan Genel Başkan Yardımcısı Cemal Canpolat ise, yaptığı konuşmada 13’üncü Yüzyıl’da yaşamış ve Anadolu ile Balkanların Türk yurdu olmasını sağlamış Hacı Bektaş-ı Veli’nin ve onun öğrencilerinin mücadelesini hatırlatarak “Bu coğrafyada Türk dili, etkili bir şekilde kullanılıyorsa, bunun merkezi burasıdır. Türk dili buradan bütün dünyaya yayılmıştır” dedi. Açılıştaki konuşmasına “Siyasi partilerin temsilcileri, sevgili dedeler, babalar; Hacı Bektaş’ın ocağında hepinize Genel Başkanım Sayın Kemal Kılıçdaroğlu adına saygı ve sevgilerimi sunuyorum” diyerek CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun selamlarını ileterek başlayan CHP Genel Başkan Yardımcısı Cemal Canpolat, arazi bağışından dolayı MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye de teşekkürlerini iletti. ‘TÜRK DİLİ BU COĞRAFYADA ETKİLİYSE MERKEZİ BURASIDIR’ Aynı zamanda Alevi-Bektaşi inanç ve kültürüne dair çok sayıda kitabın da yazarı olan Cemal Canpolat, konuşmasında Hacı Bektaş-ı Veli’nin Türk kültürüne yaptığı derin katkıları özellikle vurguladı. “Değerli canlar, burası Türk yurdunun merkeziydi” diyen Canpolat, “Lokman Perende’den, Ahmet Yesevi’den Hacı Bektaş-ı Veli’ye kadar bu toprakları Türk yurdu yapanların merkezi oldu burası. Bu coğrafyada Türk dili, etkili bir şekilde kullanılıyorsa, bunun merkezi burasıdır. Türk dili buradan bütün dünyaya yayılmıştır” ifadelerini kullandı. ‘BU MÜCADELENİN İLİM MERKEZİ HACIBEKTAŞ’TIR’ Hacıbektaş’ın ocağında yetiştirilmiş bin 500 öğrencinin Balkanların Türk yurdu haline getirilmesinde eşsiz katkıları olduğunu vurgulayan CHP Genel Başkan Yardımcısı Canpolat, “Bu öğrenciler Balkanları Türk yurdu yaptılar, sadece Bulgaristan’da iki bine yakın Bektaşi dergahının ocağının tütmesini sağladılar. Arnavutluk’tan Yugoslavya’ya kadar bütün Balkanları Osmanlı Devleti ile birlikte Türk yurdu yaptı bu öğrenciler” dedi. Osmanlı’nın kuruluşundaki ana kurucu unsurun da burası olduğunu belirten Canpolat, “İşte bu mücadelenin ilim merkezi Hacı Bektaş-ı Veli’dir. Yeniçeri Ocağı’dan Edebali’ye, Hacı Bektaş’a kadar siyasi, kültürel, askeri, inançsal olarak ana omurga burada çakılmıştır. O nedenle bu cemevinin Hacıbektaş’ta olması, bu ana omurganın yeniden ayağa kalkması adına çok önemlidir. Hayata geçirilmesine katkı sunan herkese teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu. ‘KERBELA MAZLUM İLE ZALİM ARASINDA BİR TERCİHTİR’ Hazreti Muhammed’in torunu Hazreti Hüseyin ve ailesinin Irak’ın Kerbela Çölü’nde Emevi Halifesi Yezid tarafından işkence edilerek, susuz bırakılarak katledilmesinin de yıl dönümü olduğunu, o nedenle bugünlerin matem günü olduğunu vurgulayan Cemal Canpolat, “Kerbela matemi, mazlum ile zalim arasında bir tercihtir. Peygamberimizin torunu Hazreti Hüseyin, saltanatı tercih ederek, hanı-hamamları tercih ederek hayatta kalabilirdi. Neyi tercih etti Hazreti Hüseyin? Mazlumun, sahipsizin, kimsesizin, mağdurun yanında yer alarak ölümü tercih etti” ifadelerini kullandı. ‘O İNANÇ VE KARARLILIK HÜSEYİN’E AİT’ Hazreti Hüseyin ve ailesinin Kerbela’dan tüm dünyaya yayılan direnişlerinin bugün aynı coğrafyada izlerini görmenin mümkün olduğunu vurgulayan Cemal Canpolat, “Bugün İslam coğrafyasında dışlanan, itilen, ister Filistin’de, ister Lübnan’da, ister İran’da mazlum olan herkesin inanç ve kararlılığı Hüseyin’in inanç ve kararlılığıdır. Çünkü o, zalime karşı mazlumun, ezilenin yanında durmak için şehit edildi” dedi. ‘BU COĞRAFYADA DİRENİŞ VARSA SEBEBİ KERBELA’DIR’ CHP Genel Başkan Yardımcısı Cemal Canpolat, “Bugün İslam coğrafyası, halen zulme karşı mukavemet ediyorsa, bunun en önemli sebebi Kerbela’dır, Hüseyni duruştur, Hüseyin’in mazlumdan yana tavır almasıdır” dediği konuşmasını “İşte bu nedenle Hazreti Hüseyin’in, Hazreti Zeynep’in sevgisi üzerinize olsun, hepinize saygılar sunuyorum” ifadeleriyle noktaladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.