Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Deniz Üssü

bursaarena.com.tr - Deniz Üssü haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Deniz Üssü haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Somaliland’dan İsrail’e Türkiye çağrısı: “Bizi Ankara’ya karşı destekleyin” Haber

Somaliland’dan İsrail’e Türkiye çağrısı: “Bizi Ankara’ya karşı destekleyin”

İsrail basını, Somaliland yönetiminin Türkiye’nin Somali’de giderek büyüyen askeri varlığından rahatsız olduğunu ve İsrail’den hava savunma desteği istediğini öne sürdü. Somaliland yönetiminden Türkiye’yi doğrudan hedef alan dikkat çekici açıklamalar geldi. Jerusalem Post, Somaliland Cumhurbaşkanlığı Dış İlişkiler Danışmanı Mohamed Osman Fadal’ın Middle East Eye’a verdiği röportajı aktararak tartışmalı bölgenin İsrail ile güvenlik ilişkilerini derinleştirmek istediğini yazdı. Habere göre Fadal, Türkiye’nin Somali’deki askeri kapasitesini Somaliland açısından bir güvenlik tehdidi olarak değerlendirerek İsrail’den açıkça 'Türkiye'ye karşı hava savunma desteği' istedi. Jerusalem Post, Fadal’ın bu talebini, Türkiye’nin Somali’ye konuşlandırdığı F-16 savaş uçakları, SİHA kapasitesi ve Mogadişu yönetimiyle giderek genişleyen askeri işbirliğiyle gerekçelendirdiğini aktardı. 'TEHDİT' TARTIŞMASI Haberde Türkiye’nin Somali’deki askeri varlığı Somaliland’ın güvenlik kaygılarının merkezine yerleştirildi. Somaliland Dışişleri Bakanlığı Genel Müdürü Mohamed Abdirahman Hassan da Somali hükümetinin Somaliland’a yönelik askeri harekât seçeneğini değerlendirebileceğini ve böyle bir durumda "Türkiye’nin Mogadişu’ya yardım edebileceğinden endişe ettiklerini" söyledi. Jerusalem Post’un haberindeki dikkat çekici noktalardan biri de Somaliland’ın İsrail ile ilişkilerini yalnızca Husiler ve Kızıldeniz güvenliği üzerinden değil, Türkiye-Somali ortaklığına karşı bir denge aracı olarak değerlendirdiğinin belirtilmesi oldu. Bu yaklaşım, Doğu Afrika ve Kızıldeniz’de son dönemde oluşan jeopolitik rekabet açısından da önem taşıyor. Türkiye, Somali’nin uzun süredir başlıca stratejik ortaklarından biri. Ankara, 2017 yılında Mogadişu’da yurt dışındaki en büyük Türk askeri eğitim tesisini açtı ve burada binlerce Somalili güvenlik personelinin eğitimine katkı sağladı. İki ülke 2024’te ayrıca 10 yıllık savunma ve ekonomik işbirliği anlaşması imzaladı. Anlaşma Somali donanmasının eğitilmesi ve teçhiz edilmesi ile ülkenin deniz güvenliğinin güçlendirilmesini kapsıyor. Türkiye aynı zamanda Somali açıklarında petrol ve doğal gaz arama faaliyetlerini genişletiyor. 'İSRAİL ÜSSÜ' TARTIŞMASI Türkiye’ye yönelik açıklamalar, İsrail’in Somaliland’daki askeri varlığını artırabileceğine ilişkin iddiaların gündemde olduğu bir dönemde geldi. Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, İsrail’in stratejik Berbera Limanı’nda bir deniz üssü kurmayı ve kentin havalimanından yararlanmayı planladığını ileri sürdü. Somaliland yönetimi ise böyle bir anlaşmanın varlığını reddetti. Somaliland Savunma Bakanı haziran ayında İsrail’in bölgede askeri üssü bulunmadığını ve üs kurulması konusunda müzakere yürütülmediğini söylerken, İsrail’in Somaliland ordusu ve polisine eğitim verdiğini doğruladı. SOMALİLAND'İN STRATEJİK ÖNEMİ Somaliland, Afrika Boynuzu’nda, Somali’nin kuzeybatısında ve Aden Körfezi’nin güney kıyısında yer alıyor; Cibuti ve Etiyopya ile sınır komşusu. Yaklaşık 6 milyonluk nüfusa sahip olan bölge, 1960’a kadar Britanya himayesindeydi. Kısa süreli bağımsızlığın ardından eski İtalyan Somalisi ile birleşerek Somali Cumhuriyeti’ni oluşturdu. Somali’de merkezi devletin çöküşü ve iç savaşın ardından Somaliland 1991’de tek taraflı olarak bağımsızlığını ilan etti. O tarihten bu yana kendi hükümeti, parlamentosu, güvenlik güçleri ve para birimiyle fiilen ayrı bir devlet gibi yönetiliyor. İsrail, 26 Aralık 2025’te Somaliland'ı tanıyan ilk BM üyesi oldu. Onun dışında başka bir devlet tarafından tanınmıyor. Somaliland’ın önemi ise büyük ölçüde stratejik konumundan kaynaklanıyor. Aden Körfezi’ne açılan bölge, Kızıldeniz’i Hint Okyanusu’na bağlayan ve dünya deniz ticaretinin en kritik geçitlerinden Babülmendep Boğazı’nın yakınında bulunuyor. Son süreçte özellikle Berbera Limanı ve havaalanı, Kızıldeniz-Husi çatışmaları ve Afrika Boynuzu’ndaki güç rekabeti nedeniyle askeri ve lojistik açıdan önem kazandı. Bölge aynı zamanda denize kıyısı olmayan Etiyopya için alternatif bir ticaret koridoru niteliğinde. Somaliland bugün Türkiye, İsrail, Körfez ülkeleri ve Etiyopya’nın çıkarlarının kesiştiği daha geniş bir jeopolitik rekabetin parçası haline gelmiş durumda. Jerusalem Post, Cumhuriyet

İran’ın Hürmüz Boğazı'nda 2 bin yıllık hakimiyeti Haber

İran’ın Hürmüz Boğazı'nda 2 bin yıllık hakimiyeti

Minab bölgesinde Eşkani dönemine ait stratejik bir kalenin kalıntılarının ortaya çıkarılması, İranlıların dünyanın hayati su yolları üzerindeki tarihî denetimini ortaya koyan güçlü bir kanıt olarak değerlendiriliyor. Bulgular, İran’ın yaklaşık 2 bin yıl önce deniz üsleri kurarak “Deniz İpek Yolu”nun en önemli geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı’nda Doğu ile Batı arasındaki ticaret gemilerinin hareketini kontrol ettiğini gösteriyor. Bender Abbas, İRNA – Hürmüzgan Eyaleti Kültürel Miras Kurumu’ndan yapılan açıklamaya göre, Hürmüzganlı araştırmacı ve arkeolog Hüseyin Hüseyinzade Şehabi, söz konusu keşfin İran’ın deniz gücüne ilişkin tarihî bir belge niteliği taşıdığını belirtti. Şehabi, İranlıların Hürmüz Boğazı üzerindeki tarihî hakimiyetine değinerek “Yaklaşık 2 bin yıl önce dünyanın en önemli ticaret ağı ‘İpek Yolu’ olarak biliniyordu. Bu ağ, kara ve deniz olmak üzere iki ana güzergâh üzerinden antik dünyanın doğusu ile batısını birbirine bağlıyordu.” ifadelerini kullandı. Bu stratejik yaklaşımın, İranlıların söz konusu su yolunun uluslararası ticaret ağındaki jeopolitik önemini derinden kavradıklarını gösterdiğini ifade eden Şehabi, kara güzergâhının Çin’den başlayıp İran Platosu’ndan geçerek antik Raga (günümüzde Rey şehri) üzerinden batıya uzandığını, Mezopotamya ve Anadolu yoluyla Roma İmparatorluğu topraklarına ulaştığını belirtti. İranlıların Deniz İpek Yolu üzerindeki hakimiyeti Şehabi, Deniz İpek Yolu’nun da dönemin küresel ekonomik ilişkilerinde belirleyici bir rol oynadığını belirterek “Bu güzergâh Çin ve Hindistan kıyılarından başlıyor, Hürmüz Boğazı ve Fars Körfezi’ni geçtikten sonra Basra’ya ulaşıyor ve oradan batı pazarlarına doğru devam ediyordu.” dedi. Minab bölgesinde elde edilen yeni bulgulara işaret eden Şehabi, Minab’daki Nahle İbrahimi sahasında Eşkani dönemine ait bir kalenin kalıntılarının tespit edildiğini ve arkeolojik kazı çalışmalarına konu olduğunu söyledi. Tarih ve arkeoloji araştırmacısı ayrıca, Minab’ın Tiyab bölgesinden başlayarak söz konusu kalenin yakınına kadar uzanan ve “Kehur Lenger-i Çini Koyu” olarak bilinen antik bir koyun da belirlendiğini, bunun denizcilik ve ticaret tarihi açısından özel bir önem taşıdığını ifade etti. Hürmüz Boğazı’nı kontrol etmek için stratejik deniz üssü Şehabi, saha araştırmaları, karşılaştırmalı incelemeler ve arkeolojik kazı sonuçlarının, bu kalenin sıradan bir yerleşim alanının ötesinde işlev gördüğünü ortaya koyduğunu belirterek “Bu yapı, İran donanmasının Hürmüz Boğazı bölgesine sevk edilmesi ve donatılması amacıyla kullanılan stratejik bir deniz üssü olarak hizmet vermiştir.” ifadelerini kullandı. Elde edilen verilerin, söz konusu üssün deniz yollarını denetlemek ve Deniz İpek Yolu üzerinde faaliyet gösteren ticaret gemilerinin geçişlerini kontrol etmek amacıyla kurulduğunu gösterdiğini vurgulayan Şehabi, bu gemilerin özellikle Çin ve Hindistan gibi Doğu’nun büyük ekonomik merkezlerinden Batı pazarlarına doğru seyrettiğini söyledi. Hürmüzganlı araştırmacı, bu bulguların İranlıların yaklaşık 2 bin yıl önce Hürmüz Boğazı’nın küresel ticaret açısından taşıdığı stratejik ve jeopolitik önemin farkında olduklarını ortaya koyduğunu belirtti. Hürmüz Boğazı’nın kontrolü ve küresel ticaretteki rolü Antik dönemin büyük güçleri arasındaki ekonomik rekabete değinen Şehabi, Roma İmparatorluğu’nun İran’ın en önemli ticari rakibi olduğunu ve doğudaki ipek, baharat ve değerli taş üretim merkezleriyle doğrudan bağlantı kurabilmek için İran topraklarını devre dışı bırakmaya çalıştığını söyledi. Şehabi ayrıca "Böyle bir ortamda deniz üslerinin kurulması ve stratejik su yolları üzerinde denetim sağlanması, İran’ın ekonomik çıkarlarını koruma ve uluslararası ticaret ağındaki konumunu muhafaza etme yönündeki genel politikasının bir parçasıydı.” dedi. Minab’daki arkeolojik bulguların yalnızca İran’ın denizcilik ve ticaret tarihine ışık tutmadığını belirten Şehabi, aynı zamanda İran’ın antik çağlarda dünyanın en önemli deniz geçitlerinden birinin yönetimindeki rolünü ortaya koyan değerli bir belge niteliği taşıdığını ifade etti. Şehabi’ye göre bu durum, Hürmüz Boğazı’nı çok eski dönemlerden itibaren bölgenin en önemli jeopolitik ve ekonomik merkezlerinden biri haline getirmiştir.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.