Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Denetim

bursaarena.com.tr - Denetim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Denetim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

2 boğaz köprüsü ve bazı otoyollar için 30 yıllık özelleştirme kararı Haber

2 boğaz köprüsü ve bazı otoyollar için 30 yıllık özelleştirme kararı

15 Temmuz Şehitler ve Fatih Sultan Mehmet köprüleriyle sekiz otoyol ve beş çevre otoyolu veya kesimi, mülkiyet devri olmadan 30 yıllığına özelleştirilebilecek. İşlemlerin 2031 sonuna kadar tamamlanması öngörülüyor. İstanbul Boğazı'ndaki 15 Temmuz Şehitler ve Fatih Sultan Mehmet köprüleri ile Karayolları Genel Müdürlüğü'nün (KGM) işlettiği bazı otoyolların 30 yıllığına özelleştirilmesine karar verildi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla 5 Eylül Cumartesi günü Resmi Gazete'de yayımlanan 11750 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı, üç otoyolu doğrudan özelleştirme kapsam ve programına alırken 2003 ve 2010 yıllarında alınan kararlarda yer alan köprü ve otoyolları da yeni özelleştirme düzenlemesine dahil etti. Buna göre özelleştirme sözleşmesinin süresi 30 yıl olacak. Varlıkların mülkiyeti devredilmeyecek ancak işletme hakkının verilmesi, kiralama, gelir ortaklığı ve sınırlı ayni hakların kurulması gibi yöntemler kullanılabilecek. Üç otoyol daha özelleştirme programına alındı Yeni kararla KGM'nin sorumluluğundaki şu yollar özelleştirme kapsam ve programına alındı: Niğde-Pozantı OtoyoluGaziantep Çevre OtoyoluBursa Çevre Otoyolu'nun Çağlayan Kavşağı-Yenişehir Kavşağı arasındaki bölümü Bu yolların bağlantı yolları ile üzerlerinde bulunan bakım ve işletme tesisleri, hizmet tesisleri, ücret toplama merkezleri, yük aktarma merkezleri ve diğer mal ve hizmet üretim birimleri de kapsama dahil edildi. Kararın ikinci maddesiyle, Özelleştirme Yüksek Kurulunun 24 Şubat 2003 tarihli kararıyla özelleştirme kapsamına, 15 Ekim 2010 tarihli kararıyla da özelleştirme kapsam ve programına alınan otoyol ve köprülerin de aynı hükümler doğrultusunda özelleştirilmesine karar verildi. Hangi köprü ve otoyollar özelleştirme kapsamında? 2003 ve 2010 tarihli kararlarla yeni Cumhurbaşkanı Kararı birlikte değerlendirildiğinde özelleştirme kapsamındaki varlıkların tam listesi şöyle: Edirne-İstanbul-Ankara OtoyoluNiğde-Pozantı OtoyoluPozantı-Tarsus-Mersin OtoyoluTarsus-Adana-Gaziantep OtoyoluToprakkale-İskenderun OtoyoluGaziantep-Şanlıurfa Otoyoluİzmir-Çeşme Otoyoluİzmir-Aydın OtoyoluAnkara Çevre Otoyoluİzmir Çevre OtoyoluFatih Sultan Mehmet Köprüsü Çevre OtoyoluGaziantep Çevre OtoyoluBursa Çevre Otoyolu'nun Çağlayan Kavşağı-Yenişehir Kavşağı arasındaki bölümü15 Temmuz Şehitler KöprüsüFatih Sultan Mehmet Köprüsü 15 Temmuz Şehitler Köprüsü, 2010 tarihli Özelleştirme Yüksek Kurulu kararında o dönemki adı olan "Boğaziçi Köprüsü" şeklinde yer alıyor. Listedeki otoyol, çevre otoyolu ve köprülerin bağlantı yolları ile üzerlerindeki hizmet, bakım ve işletme tesisleri, ücret toplama merkezleri ve diğer varlıklar da özelleştirmenin kapsamına giriyor. Yavuz Sultan Selim, Osmangazi ve 1915 Çanakkale köprüleri ile Avrasya Tüneli ise kararda yer almıyor. Mülkiyet devredilmeyecek Cumhurbaşkanı Kararı'nda, özelleştirmenin "mülkiyet devri yöntemi hariç olmak üzere" gerçekleştirileceği açıkça belirtildi. Buna göre köprü ve otoyolların mülkiyeti devlette kalacak. Özelleştirme için şu yöntemlerden biri veya birkaçı birlikte uygulanabilecek: İşletme hakkının verilmesiKiralamaMülkiyetin gayri ayni hakların tesisiGelir ortaklığı modeliİşin gereğine uygun diğer hukuki tasarruflar Özelleştirme kapsamındaki varlıkların tek paket halinde devredilmesi zorunlu olmayacak. Köprü ve otoyollar bir bütün halinde veya ayrı ayrı oluşturulacak gruplar üzerinden özelleştirilebilecek. Kararda özelleştirme sözleşmesinin süresi 30 yıl olarak belirlenirken işlemlerin 31 Aralık 2031'e kadar tamamlanmasına karar verildi. Ancak kararın yayımlanmasıyla köprü ve otoyollar doğrudan özel bir şirkete devredilmiş olmadı. Kararda ihale takvimi, varlıkların nasıl gruplandırılacağı, tahmini özelleştirme bedeli, başvurabilecek şirketlerin taşıması gereken şartlar ve olası işletmeciye ilişkin herhangi bir bilgi bulunmuyor. Devir tamamlanana kadar işletme KGM'de kalacak Özelleştirme işlemleri tamamlanıncaya kadar otoyol, çevre yolu, köprü ve bağlantı yollarıyla bunların üzerindeki tesislerin bakım, onarım ve işletimi KGM tarafından sürdürülecek. Özelleştirme sonrasında varlıkları devralacak işletmecilerin bakım, onarım, işletim ve diğer yükümlülüklerini de KGM belirleyecek. Özel işletmecilerin bu yükümlülüklere uyup uymadığına ilişkin denetim ve kontroller yine KGM tarafından yapılacak. Kararda özel işletmecinin yapması gereken yatırımların tutarı, bakım standartları, yükümlülüklerin yerine getirilmemesi halinde uygulanacak yaptırımlar ve geçiş ücretlerinin belirlenmesinde kullanılacak formül açıklanmadı. Bu konuların ihale şartnamesi ve özelleştirme sözleşmesi aşamasında belirlenmesi bekleniyor. Özelleştirme İdaresi: Satış değil, işletme hakkı devri Hazine ve Maliye Bakanlığı'na bağlı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, kararın ardından yaptığı açıklamada teknik, hukuki ve mali hazırlık çalışmalarının ilgili kurumlarla koordinasyon içinde sürdürüldüğünü bildirdi. Açıklamada, değerlendirilen modelin kamu varlıklarının satışını değil, mülkiyet devlette kalacak şekilde işletme hakkının belirli bir süre için devredilmesini esas aldığı belirtildi. İdare, çalışmayla hizmet kalitesinin yükseltilmesinin, bakım ve yatırımların hızlandırılmasının ve işletme verimliliğinin artırılmasının amaçlandığını savundu. Ücretsiz otoyolların ücretli hale getirilmesi, geçiş ücretlerine ilave zam yapılması veya çalışanların mevcut haklarını kaybetmesi yönünde alınmış bir karar bulunmadığını açıklayan İdare, özelleştirme sürecinin rekabet ve hesap verebilirlik ilkeleri doğrultusunda yürütüleceğini belirtti. Bununla birlikte ücretsiz yolların gelecekte de ücretsiz kalacağına, ücret artış yöntemine ve çalışanların statüsüne ilişkin ayrıntılar Cumhurbaşkanı Kararı'nda yer almadı. 600 milyon dolarlık gelir tartışması Yeni Parti Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz, devletin işlettiği iki Boğaz köprüsü ve otoyolların 2025'te 600 milyon dolar kâr elde ettiğini, bu tutarın 30 yılda 18 milyar dolara ulaşacağını savunarak karara tepki gösterdi. Özelleştirme İdaresi ise 600 milyon doların kâr değil gelir olduğunu belirterek bu hesabın yanıltıcı olduğunu açıkladı. İdareye göre söz konusu gelirin yaklaşık 300 milyon doları bakım, onarım ve yatırım harcamalarına ayrılıyor. Personel, işletme, yenileme ve finansman giderlerinin de hesaba katılması gerektiğini belirten İdare, 600 milyon doların doğrudan 30 ile çarpılarak toplam kâr veya kamu zararı hesabı yapılmasının teknik ve mali açıdan geçerli olmadığını savundu. 2012'deki ihale iptal edilmişti Türkiye, aynı köprü ve otoyolların büyük bölümünü daha önce de özelleştirmeye çalışmıştı. 2010 tarihli kararla Edirne-İstanbul-Ankara, Pozantı-Tarsus-Mersin, Tarsus-Adana-Gaziantep, Toprakkale-İskenderun, Gaziantep-Şanlıurfa, İzmir-Çeşme ve İzmir-Aydın otoyolları; Ankara ve İzmir çevre otoyolları ile Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet köprüleri tek paket halinde özelleştirme programına alınmıştı. Bu varlıkların 25 yıllık işletme hakkı için Aralık 2012'de düzenlenen ihalede en yüksek teklif, Koç Holding-UEM Group Berhad-Gözde Girişim Sermayesi ortaklığından gelmişti. Ortak girişim grubu 5 milyar 720 milyon dolarlık teklif vermişti. Ancak dönemin başbakanı Erdoğan'ın teklifin beklenenden düşük kaldığını açıklamasının ardından ihale, Özelleştirme Yüksek Kurulu tarafından Şubat 2013'te iptal edildi. Erdoğan, 7 milyar doların altındaki bir değerlemenin "vatana ihanet" anlamına geleceğini söylemişti. Yeni kararda önceki girişimden farklı olarak sözleşme süresi 25 yıldan 30 yıla çıkarıldı. Varlıkların tek paket halinde devredilmesi zorunluluğu kaldırılarak ayrı gruplar oluşturulmasına izin verildi; Niğde-Pozantı Otoyolu, Gaziantep Çevre Otoyolu ve Bursa Çevre Otoyolu'nun bir bölümü de kapsama eklendi.

Sahte İş İlanları Siber Güvenlik Riski Haline Geldi: Milyonlarca CV Kimin Elinde? İş ararken kimliğinizi kaybetmeyin!.. Haber

Sahte İş İlanları Siber Güvenlik Riski Haline Geldi: Milyonlarca CV Kimin Elinde? İş ararken kimliğinizi kaybetmeyin!..

Adli Bilişim ve Siber Güvenlik Uzmanı Hamza Aytaç Doğanay, dijital platformlarda yayımlanan sahte, yanıltıcı veya gerçek amacı gizlenmiş iş ilanlarının artık yalnızca bir dolandırıcılık yöntemi olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, bu ilanların kişisel verilerin toplanması, bireylerin dijital profillerinin çıkarılması, kimlik bilgilerinin kötüye kullanılması ve hedefli siber saldırılar için veri elde edilmesi amacıyla kullanılabildiğine dikkat çekti. Doğanay, “Yapay zekâ ile güçlenen yeni nesil siber tehditlerde saldırganın hedefi artık yalnızca sistemler değil; insanın kimliği, verisi ve dijital güvenidir.” dedi. İş başvurusu yapanların verileri risk altında İnternet üzerinden gerçekleştirilen işe alım süreçlerinin her geçen gün arttığını belirten Doğanay, milyonlarca kişinin iş bulabilmek için özgeçmişlerini farklı platformlar ve şirketlerle paylaştığını, ancak bu verilerin kimler tarafından hangi amaçla toplandığı ve ne kadar süre saklandığı konusunda önemli belirsizlikler bulunduğunu söyledi. Son zamanlarda kamuoyunda geniş yankı uyandıran ve yüzlerce iş başvurusu yapmasına rağmen geri dönüş alamayan aday örneklerinin, meselenin yalnızca istihdam piyasası açısından değerlendirilmemesi gerektiğini gösterdiğini belirten Doğanay, “Burada asıl tartışılması gereken, kaç başvuru yapıldığı değil; milyonlarca vatandaşın özgeçmiş, iletişim, eğitim, mesleki geçmiş ve diğer kişisel verilerinin kimlerin elinde toplandığı, ne kadar süreyle saklandığı ve hangi amaçlarla kullanıldığıdır.” dedi. "CV artık dijital kimliğin bir parçası" Bir özgeçmişin yalnızca eğitim ve iş deneyiminden ibaret olmadığını vurgulayan Doğanay, şu değerlendirmede bulundu: “Bugün bir CV; telefon numarası ve e-posta adresinin ötesinde kişinin eğitim geçmişini, çalıştığı kurumları, görevlerini, uzmanlık alanlarını, referanslarını ve kariyer yolculuğuna ilişkin çok sayıda kişisel veriyi bir arada barındırıyor. Bu nedenle CV artık yalnızca bir özgeçmiş değil, kişinin dijital kimliğinin ve profesyonel yaşamının ayrıntılı bir veri haritasıdır.” Bu verilerin siber suç ekosistemi açısından yüksek değer taşıdığına dikkati çeken Doğanay, kontrolsüz biçimde toplanan kişisel bilgilerin başka veri sızıntıları ve açık kaynaklardan elde edilen bilgilerle birleştirilerek çok daha kapsamlı dijital profillere dönüştürülebileceğini belirtti. Bu profillerin; kişiye özel sosyal mühendislik ve hedefli oltalama saldırılarından hesap ele geçirme girişimlerine, SIM-swap ve kimliğe bürünme yöntemlerinden deepfake destekli dolandırıcılığa, sahte finansal işlemlerden sentetik kimlik oluşturmaya kadar uzanan geniş bir suç yelpazesinde kullanılabileceğini ifade etti. Doğanay, özellikle çalışanların görev, yetkinlik ve kurum bilgilerinin saldırganlara yalnızca bireyi değil, çalıştığı kuruluşu da hedefleme imkânı sağlayabileceğine işaret ederek, “Bir CV'nin yanlış ellere geçmesi yalnızca kişisel veri ihlali anlamına gelmeyebilir. Saldırgan açısından bu belge, kişinin kim olduğunu, nerede çalıştığını, ne bildiğini, kimlerle bağlantılı olduğunu ve hangi senaryolarla ikna edilebileceğini gösteren bir istihbarat kaynağına dönüşebilir.” değerlendirmesinde bulundu. "Her iş ilanı gerçekten işe alım amacı taşımıyor olabilir" İnternette yayımlanan her iş ilanının gerçek bir personel ihtiyacını yansıtmayabileceğini belirten Doğanay, bazı ilanların uzun süre yayında kaldığını, sürekli güncellendiğini ancak herhangi bir işe alımla sonuçlanmadığının görülebildiğini söyledi. Doğanay, "Burada herhangi bir kurum veya platformu suçlamak doğru olmaz. Ancak gerçekten işe alım yapılmayan ilanlar üzerinden büyük ölçekli kişisel veri toplanıp toplanmadığı mutlaka incelenmeli. Milyonlarca insanın kişisel verisinin hangi amaçlarla işlendiği konusunda daha fazla şeffaflığa ihtiyaç var." ifadelerini kullandı. Sahte iş ilanları dijital manipülasyon aracı hâline gelebilir Doğanay, gerçek bir işe alım amacı taşımayan ilanların yalnızca kişisel veri güvenliği açısından değil, dijital ekosistemin güvenilirliği açısından da risk oluşturabileceğini belirtti. Bazı şirketlerin veya kötü niyetli yapıların, gerçekte personel ihtiyacı bulunmamasına rağmen sürekli iş ilanı yayımlayarak web sitelerine trafik çekmeyi, sosyal medya hesaplarının etkileşimini artırmayı veya sürekli büyüyen bir organizasyon algısı oluşturmayı hedefleyebileceğine dikkat çeken Doğanay, bu tür uygulamaların aynı zamanda adayların kişisel verilerinin gereksiz yere toplanmasına neden olabileceğini ifade etti. Doğanay, şu değerlendirmede bulundu: "Dijital platformlarda yayımlanan her iş ilanının gerçekten istihdam amacı taşıdığı varsayımıyla hareket edilmemelidir. Eğer herhangi bir işe alım yapılmadığı hâlde sürekli yeni ilanlar yayımlanıyorsa, bunun amacı ve toplanan kişisel verilerin nasıl işlendiği şeffaf biçimde ortaya konulmalıdır. Bu durum yalnızca insan kaynakları uygulaması olarak değil, kişisel verilerin korunması ve siber güvenlik perspektifiyle de incelenmelidir. Kaldı ki Kişisel Verileri Koruma Kanunu da kişisel verilerin işlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olması ilkesi kapsamında veri minimizasyonu uygulanması gerektiğini belirtir. Gereksiz fazla veri siber risk iştahını artırır." Gerçek dışı işe alım ilanlarının kurum içinde de olumsuz etkiler oluşturabileceğini belirten Doğanay, sürekli yeni personel arandığı algısının çalışanlar üzerinde iş güvencesine ilişkin kaygıları artırabileceğini, bunun da kurum kültürü ve çalışan psikolojisi açısından değerlendirilmesi gereken ayrı bir konu olduğunu söyledi. Doğanay, yapay zekâ çağında büyük ölçekli CV havuzlarının siber saldırganlar açısından önemli bir hedef hâline geldiğini belirterek, "Milyonlarca özgeçmişten oluşan veri havuzları, kötü niyetli kişilerin eline geçtiğinde sosyal mühendislik saldırıları, hedefli oltalama kampanyaları ve kimlik dolandırıcılığı için kullanılabilecek stratejik veri kaynaklarına dönüşebilir. Bu nedenle işe alım süreçleri artık sadece insan kaynaklarının değil, siber güvenlik uzmanlarının da ilgi alanına girmektedir." ifadelerini kullandı. Siber Güvenlik Uzmanından İşe alım süreçleri için yeni standart çağrısı İşe alım süreçlerinde kişisel verilerin korunmasına yönelik yeni standartlar geliştirilmesi gerektiğini belirten Doğanay, şu önerilerde bulundu: - Gerçek bir açık pozisyon bulunmadan iş ilanı yayınlanmamalı - Gerçek ve güncel bir açık pozisyona dayanmayan ilanlarda bu durum adaylara açıkça belirtilmeli. - Özgeçmiş havuzu oluşturmak amacıyla kişisel veriler toplanmamalı - Adaylardan toplanan kişisel verilerin hangi amaçla işlendiği açık şekilde belirtilmeli. - İşe alım süreci tamamlandıktan sonra ihtiyaç duyulmayan özgeçmişler mevzuata uygun biçimde silinmeli. - İş ilanı platformları ve işverenlerin kişisel veri işleme süreçleri düzenli olarak denetlenmeli. - Adaylar, kişisel verilerinin ne kadar süre saklanacağı konusunda açık ve anlaşılır şekilde bilgilendirilmeli. Bunlara ek olarak; aktif olarak iş aramayan vatandaşlarımızın kariyer platformlarındaki hesaplarını gözden geçirmelerini, ihtiyaç duymuyorlarsa özgeçmişlerini yayından kaldırmalarını veya hesaplarını silmelerini öneriyoruz. Çünkü internette uzun süre erişilebilir halde bırakılan kişisel veriler, zaman içinde farklı risklere maruz kalabiliyor. Dijital dünyada kullanılmayan veriyi çevrimiçi ortamda tutmamak en temel siber güvenlik prensiplerinden biridir. “Yapay zekâ çağı ile güçlenen yeni nesil siber tehditlerde saldırganın hedefi artık yalnızca sistemler değil; insanın kimliği, verisi ve dijital güvenidir.” Yapay zekâ teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte kişisel verilerin değerinin her zamankinden daha fazla arttığını vurgulayan Doğanay, sözlerini şöyle tamamladı: "Eskiden siber güvenlik denildiğinde akla sunucular, ağlar ve bilgisayar sistemleri gelirdi. Bugün ise en değerli hedef insanın kendisi ve ona ait veriler. Yapay zekâ çağında siber güvenlik artık yalnızca sistemleri değil, insan verisini korumaktır. İş arayan milyonlarca vatandaşın özgeçmişi de korunması gereken stratejik dijital varlıklar arasında yer alıyor. Kişisel verilerin güvenliği artık sadece bireysel bir hak değil, dijital ekonominin ve ulusal siber güvenliğin de temel unsurlarından biridir. Ayrıca bu sorun yalnızca işverenlerin veya kariyer platformlarının inisiyatifine bırakılamaz. Kamu otoriteleri tarafından da etkin düzenleyici ve denetleyici mekanizmaların geliştirilmesi gerekiyor. Türkiye’de iş ilanları üzerinden gerçekleştirilen kişisel veri toplama faaliyetleri daha etkin denetlenmeli; gerçek bir açık pozisyona dayanmayan ilanlar için şeffaflık yükümlülüğü getirilmeli ve aday havuzu oluşturmak amacıyla yapılan veri toplama faaliyetleri açık kurallara bağlanmalıdır. İşverenlerin ve kariyer platformlarının topladıkları özgeçmişleri hangi amaçla ve ne kadar süreyle sakladıkları denetlenmeli; kapanmış veya gerçekte mevcut olmayan pozisyonlara ilişkin ilanların belirli süreler içerisinde yayından kaldırılması sağlanmalıdır. Ayrıca yanıltıcı iş ilanlarının bildirilebileceği etkin bir mekanizma oluşturulmalı ve tekrarlayan ihlaller için idari yaptırımlar değerlendirilmelidir. Milyonlarca vatandaşın kişisel verisinin işlendiği böylesine büyük bir dijital ekosistemde denetim artık yalnızca ilanların içeriğini değil, ilanların arkasındaki veri toplama, kullanma, paylaşma ve saklama süreçlerinin tamamını kapsamalıdır. "

Gıdada “tereyağlı” ve “zeytinyağlı” ifadelerine yeni düzenleme Haber

Gıdada “tereyağlı” ve “zeytinyağlı” ifadelerine yeni düzenleme

Tarım ve Orman Bakanlığı, birden fazla yağ çeşidi içeren ürünlerde yalnızca “tereyağlı” veya “zeytinyağlı” gibi ifadelerle tüketicinin yanıltılmasının önüne geçileceğini açıkladı. Bakanlık, düzenlemeyle tüketici sağlığının ve haklarının korunmasının hedeflendiğini bildirdi. ANKARA (İGFA) - Tarım ve Orman Bakanlığı, Türk Gıda Kodeksi kapsamında yapılan düzenlemelerle gıda etiketlerinde tüketiciyi yanıltabilecek uygulamaların önüne geçileceğini duyurdu. Bakanlığın sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, içeriğinde birden fazla yağ çeşidi bulunan ürünlerde yalnızca belirli bir yağın öne çıkarılarak tüketicinin yanlış yönlendirilmesine izin verilmeyeceği belirtildi. TÜKETİCİYİ YANILTAN VURGULARA SINIRLAMA Yeni düzenlemeyle, ürünün içeriğinde farklı yağlar bulunmasına rağmen ambalaj üzerinde sadece “tereyağlı” veya “zeytinyağlı” gibi ifadeler kullanılarak ürünün niteliği konusunda tüketicide yanıltıcı bir algı oluşturulmasının engellenmesi amaçlanıyor. Bakanlık, düzenlemenin temel hedefinin gıda ürünlerinde tüketicinin daha doğru ve şeffaf biçimde bilgilendirilmesini sağlamak olduğunu vurguladı. Türk Gıda Kodeksi kapsamındaki etiketleme düzenlemelerinde daha önce de tüketiciyi yanıltabilecek ifadeler ve görseller konusunda çeşitli değişiklikler yapılmıştı. “TÜKETİCİMİZİN HAKLARINI KORUMAKTA KARARLIYIZ” Tarım ve Orman Bakanlığı paylaşımında, yapılan düzenlemelerle tüketicilerin ürünlerin gerçek içeriği hakkında daha doğru bilgiye ulaşmasının amaçlandığını belirterek, “Tüketicimizin sağlığını ve haklarını korumakta kararlıyız” mesajını verdi. Bakanlığın açıklaması, gıda ürünlerinde etiket bilgilerinin gerçeği yansıtması ve tüketicinin yanıltılmaması konusunda denetim ve mevzuat çalışmalarının sürdüğünün işareti olarak değerlendirildi.

Atlı Jandarma Timleri Kuşadası'nda görevde Haber

Atlı Jandarma Timleri Kuşadası'nda görevde

Aydın İl Jandarma Komutanlığı bünyesinde görev yapan Atlı Jandarma Timleri, Kuşadası Milli Parkı’nda devriye faaliyetlerini sürdürürken ziyaretçileri yangın riski, çevre koruma ve doğal yaşam konusunda bilgilendiriyor. AYDIN (İGFA) - Jandarma At ve Köpek Eğitim Merkezi Komutanlığından Aydın İl Jandarma Komutanlığı emrine görevlendirilen Atlı Jandarma Timleri, Kuşadası Milli Parkı'nda denetim ve bilgilendirme faaliyetlerine devam ediyor. Doğal yaşamın korunması, orman yangınlarının önlenmesi ve ziyaretçilerin güvenliğinin sağlanması amacıyla yürütülen devriyelerde ekipler, vatandaşlara çevre kuralları konusunda uyarılarda bulunuyor. Atlı Jandarma Timleri, milli parkta devriye sırasında ziyaretçilere ateş yakılmaması, mangal, semaver ve tüp kullanılmaması, araçların yalnızca belirlenen otopark alanlarına park edilmesi, endemik bitki türlerinin korunması ve yaban hayvanlarının beslenmemesi gerektiği konusunda bilgilendirme yapıyor. Jandarma At ve Köpek Eğitim Merkezi Komutanlığı emrinden, Aydın İl Jandarma Komutanlığı emrine görevlendirilen Atlı Jandarma Timlerimiz, Kuşadası Milli Parkı’nda devriye görevini sürdürüyor. ???? Personelimiz, devriye faaliyetleri esnasında karşılaştıkları vatandaşlarımıza; ????… pic.twitter.com/GbDfQD45lu — T.C. Jandarma Gn. K (@jandarma) July 8, 2026 Ekipler ayrıca, olta balıkçılığı da dahil olmak üzere her türlü avcılık faaliyetinden kaçınılması ve ziyaretçilerin yalnızca belirlenen gezi güzergâhlarını kullanmaları yönünde uyarılarda bulunuyor. Aydın İl Jandarma Komutanlığı, Kuşadası Milli Parkı'nda doğal yaşamın korunması, yangın riskinin en aza indirilmesi ve vatandaşların güvenli bir ortamda vakit geçirebilmesi amacıyla denetim ve bilgilendirme faaliyetlerinin aralıksız sürdürüleceğini bildirdi.

Arı zehri toplanmasına ilişkin yönetmelik yürürlükte! Haber

Arı zehri toplanmasına ilişkin yönetmelik yürürlükte!

Tarım ve Orman Bakanlığı, bal arılarından arı zehri üretimine ilişkin usul ve esasları belirleyen yönetmeliği Resmî Gazete'de yayımladı. Düzenlemeyle arı zehri toplama faaliyetleri sertifika, sözleşmeli üretim, hijyen ve denetim şartlarına bağlandı. ANKARA (İGFA) - Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan "Arı Zehrinin Toplanmasına İlişkin Yönetmelik", bugünkü Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yönetmelikle, bal arılarından elde edilen ham arı zehrinin teknik kurallara uygun, izlenebilir ve denetimli şekilde üretilmesine yönelik kapsamlı düzenlemeler hayata geçirildi. Yeni düzenlemeye göre, arı zehri yalnızca Bakanlıktan izin alan işletmeler aracılığıyla ve sözleşmeli üretim modeli kapsamında toplanabilecek. Arı zehri toplayacak üreticilerin, Arıcılık Kayıt Sistemi'ne (AKS) kayıtlı olmaları ve Bakanlık tarafından verilen Arı Zehri Toplama Sertifikasına sahip bulunmaları zorunlu olacak. EĞİTİM VE SERTİFİKA ŞARTI GETİRİLDİ Yönetmelikle arı zehri toplamak isteyen üreticilere en az iki gün sürecek uygulamalı eğitim verilmesi öngörüldü. Eğitimlerde iş sağlığı ve güvenliği ile ilk yardım konularına da yer verilecek. Eğitimi başarıyla tamamlayan üreticilere Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından sertifika düzenlenecek. Arı zehrinin, arılara zarar vermeyecek özellikte elektrikli toplama aparatlarıyla elde edilmesi zorunlu olacak. Aynı kovandan 7 günden daha kısa aralıklarla arı zehri toplanamayacak, toplama aparatı ise kovanda 15 ila 20 dakikadan fazla tutulamayacak. Toplanan arı zehri, hava ve nem geçirmeyen amber renkli şişelerde muhafaza edilecek ve eksi 18 derecede soğuk zincir şartlarında saklanacak. KORUYUCU EKİPMAN ZORUNLU OLACAK Yönetmelik kapsamında arı zehri toplayan kişilerin maske, koruyucu gözlük, cerrahi eldiven, bone ve önlük gibi kişisel koruyucu ekipman kullanması zorunlu hale getirildi. Arılıklarda olası alerjik reaksiyonlara karşı gerekli ilaç ve temiz su bulundurulması da şart koşuldu. Arı sağlığını korumak amacıyla sistemik etkili ve kalıntı bırakabilecek ilaçların kullanımına kısıtlama getirildi. Arı zehrine herhangi bir katkı maddesi eklenmesi de yasaklandı. Ayrıca arı zehri üretiminde, Türkiye'ye özgü arı ırkı ve ekotiplerinin kullanılması teşvik edildi. GIDA SANAYİİNDE KULLANILAMAYACAK Yönetmelikte dikkat çeken düzenlemelerden biri de elde edilen ham arı zehrinin gıda sanayiinde kullanılamayacağı hükmü oldu. Arı zehri üretimi, yalnızca Bakanlık kayıtlarına alınmış ve ilgili mevzuata uygun faaliyet gösteren işletmelerde gerçekleştirilebilecek. Tarım ve Orman Bakanlığı, gerekli gördüğü durumlarda üreticiler ve işletmeler üzerinde denetim yapabilecek. Yönetmelik hükümlerine aykırı hareket edenler hakkında ise 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu kapsamında idari yaptırım uygulanacak. Söz konusu yönetmeliğinin detaylarına ulaşmak için tıklayabilirsiniz

Reklamda yeni dönem... Yapay zekâ, fenomenler ve sahte yorumlara sıkı denetim! Haber

Reklamda yeni dönem... Yapay zekâ, fenomenler ve sahte yorumlara sıkı denetim!

Ticaret Bakanlığı, ticari reklamlara ilişkin kuralları baştan aşağı yeniledi. 1 Ağustos 2026 tarihi itibariyle yürürlüğe girecek yönetmelikle yapay zekâ ile oluşturulan reklamlara açıklama zorunluluğu getirilirken, sosyal medya fenomenlerinin reklam paylaşımlarında "Reklam" veya "Tanıtım" ibaresi kullanması mecburi hale geldi. Satın almayanların ürün yorumu yapmasının önü kesilirken, indirimli satışlar ve çevresel beyanlara da yeni kurallar getirildi. ANKARA (İGFA) - Ticaret Bakanlığı, tüketiciyi yanıltıcı reklam ve uygulamaların önüne geçmek amacıyla Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği'nde kapsamlı değişikliklere gitti. Düzenlemeyle dijital reklamcılıkta şeffaflığın artırılması, tüketicinin yanıltılmasının önlenmesi ve özellikle yapay zekâ ile sosyal medya üzerinden yürütülen pazarlama faaliyetlerinin daha sıkı kurallara bağlanması hedeflendi. 1 AĞUSTOS 2026 TARİHİNDE YÜRÜRLÜĞE GİRECEK Yeni düzenlemeye göre, reklamlarda yapay zekâ kullanılması veya yapay zekâ ile oluşturulan ve gerçek insandan ayırt edilemeyecek dijital karakterlere yer verilmesi halinde bunun tüketiciye açık, anlaşılır ve ayırt edilebilir şekilde bildirilmesi zorunlu olacak. Ayrıca, gerçek kişilerin yapay zekâ ile oluşturulan dijital kopyalarının ürünü kullanmış ya da tavsiye etmiş gibi gösterildiği reklamlar yasaklandı. Sosyal medya etkileyicileri (influencer) için de yeni kurallar getirildi. Reklam karşılığı yapılan tüm paylaşımlarda "Reklam" veya "Tanıtım" ibaresinin kullanılması zorunlu hale gelirken, paylaşımın reklam olduğunun ilk bakışta anlaşılacak şekilde görünür olması şart koşuldu. E-ticaret sitelerindeki tüketici yorumlarına yönelik de önemli değişiklikler yapıldı. Bundan sonra yalnızca ürünü veya hizmeti satın aldığı doğrulanabilen tüketicilerin değerlendirmeleri yayımlanabilecek. Sahte yorumlar ve ücret karşılığında olumlu değerlendirme yaptırılması ise açıkça yasaklandı. İndirimli satış kampanyalarında da kurallar yeniden belirlendi. İndirim oranı hesaplanırken, ürünün kampanyadan önceki son 10 gün içinde uygulanan en düşük fiyatı esas alınacak. Farklı satış kanallarında uygulanan fiyatlar ise birbirinin yerine kullanılamayacak. Yönetmelikle çevresel beyan içeren reklamlara da sıkı denetim getirildi. "Çevre dostu", "yeşil" gibi genel ifadelerin bilimsel dayanak olmadan kullanılmasının önüne geçilirken, çevresel iddiaların yetkili kurumlar veya akredite kuruluşlardan alınan belgelerle ispatlanması zorunlu olacak. Düzenleme ayrıca, çocuklara yönelik kişisel veriye dayalı hedefli reklam yapılmasını yasaklıyor. Takviye edici gıdaların normal beslenmenin yerine geçtiği izlenimini veren reklamlar ile beşerî tıbbi ürünler, elektronik sigaralar, tütün mamulleri ve alkollü içkilere ilişkin reklam yasağı da yönetmelikte açık şekilde düzenleniyor. Söz konusu yönetmelik değişikliğine -ulaşmak için tıklayabilirsiniz

İkinci el araçta ‘6 ay 6 bin kilometre’ ve ilan kısıtlaması 2027’ye kadar uzatıldı Haber

İkinci el araçta ‘6 ay 6 bin kilometre’ ve ilan kısıtlaması 2027’ye kadar uzatıldı

Ticaret Bakanlığı, ikinci el otomotiv piyasasında fiyat istikrarını korumak ve spekülatif hareketlerin önüne geçmek amacıyla uygulanan “6 Ay 6 Bin Kilometre” düzenlemesi ile ilan kısıtlamasının süresini 1 Ocak 2027’ye kadar uzattı. ANKARA (İGFA) - Ticaret Bakanlığı, ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretine yönelik uygulanan “6 Ay 6 Bin Kilometre Düzenlemesi” ile “İlan Kısıtlaması” uygulamalarının 1 Ocak 2027 tarihine kadar uzatıldığını açıkladı. Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, otomotiv sektöründe adil, rekabetçi ve istikrarlı bir piyasa yapısının oluşturulması, spekülatif fiyat oluşumlarının önlenmesi, stokçuluk faaliyetleriyle mücadele edilmesi ve tüketicilerin korunması amacıyla yürütülen çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğü belirtildi. Mevcut düzenlemeye göre ikinci el motorlu kara taşıtı ticareti yapan işletmeler, motosiklet, otomobil ve arazi taşıtlarını ilk tescil tarihinden itibaren altı ay ve altı bin kilometreyi doldurmadan doğrudan veya dolaylı olarak satışa sunamıyor. Ayrıca ikinci el araçların, üretici veya distribütör tarafından belirlenen güncel satış fiyatının üzerinde ilan yoluyla pazarlanması da yasak kapsamında bulunuyor. 170 MİLYON LİRAYI AŞAN CEZA Ticaret Bakanlığı tarafından gerçekleştirilen denetimlerde, “6 Ay 6 Bin Kilometre” düzenlemesini ihlal eden otomobil yetkili bayileri ve oto galerilere toplam 54 milyon lira idari para cezası uygulandı. İlan kısıtlamasına aykırı hareket eden kişi ve işletmelere ise yaklaşık 116 milyon lira ceza kesildi. Bakanlık, söz konusu uygulamaların otomotiv piyasasında fiyat istikrarının sağlanmasına, spekülatif fiyat artışlarının önlenmesine, stokçulukla mücadeleye ve tüketici mağduriyetlerinin azaltılmasına önemli katkılar sunduğunu değerlendirdi. NOTERLER DENETİMİ SÜRDÜRECEK Açıklamada, ikinci el motorlu kara taşıtı ticareti yetki belgesine sahip işletmelerin yanı sıra, bir takvim yılı içinde yetki belgesi olmaksızın üç veya daha fazla ikinci el araç satışı yapan gerçek ve tüzel kişilerin de düzenlemeye aykırı satış işlemlerinin noterlikler tarafından engellenmeye devam edeceği bildirildi. Bakanlık, otomotiv ticaretinde fiyat istikrarını korumak, kayıt dışılıkla mücadele etmek ve tüketicilerin haklarını korumak amacıyla denetim ve düzenleme faaliyetlerinin sürdürüleceğini kaydetti.

4 milyon kişi mercek altında: Sıfır araç alanlara ceza kapıda Haber

4 milyon kişi mercek altında: Sıfır araç alanlara ceza kapıda

Hazine ve Maliye Bakanlığı, 2021-2024 yılları arasında sıfır araç satın alan yaklaşık 4 milyon kişiye resmi yazı göndererek fahiş fiyat, aksesuar dayatması ve elden ödeme iddialarına ilişkin detaylı izahat talep etti. PANDEMİ DÖNEMİNDEKİ FIRSATÇILIK IDDİALARI MERCEK ALTINDA NTV'de yer alan habere göre, Koronavirüs salgını sürecinde baş gösteren küresel çip krizi nedeniyle piyasada sıfır araç bulunmasının zorlaşmasını fırsata çeviren bazı satıcıların uyguladığı fahiş fiyat politikaları ve zorunlu aksesuar satışları bakanlık tarafından incelemeye dahil edildi. O dönemde yoğun şekilde şikayet konusu olan adımların ve haksız kazanç iddialarının şeffaf hale getirilmesi amacıyla geniş kapsamlı bir denetim süreci başlatıldı. ARAÇ SAHİPLERİNDEN DETAYLI BİLGİ VE BELGELER TALEP EDİLİYOR Maliye ekiplerinin radarına giren sıfır araç sahiplerine otomobilleri tam olarak ne kadar bedelle satın aldıkları, ödeme işlemlerinin hangi kanallarla gerçekleştirildiği ve elden nakit ödeme yapılıp yapılmadığı yönünde sorular yöneltildi. Vatandaşlardan araç alımı esnasında kendilerine zorunlu olarak aksesuar satılıp satılmadığına dair ayrıntılı bilgileri de paylaşmaları istendi. ARAÇ SAHİPLERİNE KRİTİK SORULAR Maliye, radarındaki araç sahiplerine resmi kanallar aracılığıyla ulaşıp çok net ve somut sorular yöneltti. Müfettişlerin, kayıt dışı parayı kanıtlamak adına tüketicilerden talep ettiği detaylar şunlar oldu: Otomobilin resmi olarak ve gerçekte ne kadar fiyata satın alındığı Ödeme işlemlerinin hangi banka kanalları üzerinden, nasıl gerçekleştirildiği Bayi veya satış temsilcileri tarafından fatura harici elden nakit ödeme talep edilip edilmediği Araçla birlikte faturaya dahil edilmeyen veya zorunlu kılınan bir aksesuar paketinin dayatılıp dayatılmadığı... ON BEŞ GÜNLÜK YANIT SÜRESİ VE CEZAİ YAPTIRIMLAR KAPIDA Araç sahiplerinin kendilerine yöneltilen sorulara net ve açıklayıcı yanıtlar içeren imzalı bir yazı hazırlaması, bu beyanı ödeme makbuzları, telefon numarası ve nüfus cüzdanı fotokopisiyle birlikte 15 gün içinde ilgili müfettişlik adresine ulaştırması gerekiyor. Vergi Denetim Kurulu'nun bilgi talebini yanıtsız bırakan ya da yanlış bilgi verdiği tespit edilen kişilere özel usulsüzlük cezası kesileceği, yapılacak ikinci uyarının ardından da sessiz kalanların cezalarının iki katına çıkarılacağı bildirildi. Turktime

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.