Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Demokrasi

bursaarena.com.tr - Demokrasi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Demokrasi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

33. yılında dinmeyen acı... Madımak Otel'e 'Utanç Müzesi' afişi asıldı Haber

33. yılında dinmeyen acı... Madımak Otel'e 'Utanç Müzesi' afişi asıldı

Sivas Katliamı’nın 33. yılında yüzlerce yurttaş Madımak Oteli'ne yürüdü. Utanç müzesi afişlerinin otele asıldığı anmada Özgür Özel, katliamın insanlık suçu sayılması ve otelin utanç müzesi olması gerektiğini vurguladı. Madımak Oteli'nde 33 aydının yaşamını yitirdiği katliamın 33. yılında Sivas'ta anma programı düzenlendi. Anma etkinlikleri kapsamında binlerce yurttaş, Hacıbektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı önünde bir araya gelerek Madımak Oteli'ne yürüdü. Yürüyüşe mahkeme kararıyla CHP Genel Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Özgür Özel de katıldı. Yürüyüş sırasında açıklamalarda bulunan Özel, "33'üncü yas yılındayız. Sivas'ta yanan ateş sönmedi, adalet sağlanmadı. İnsanlığa karşı işlenen bu büyük suç maalesef zamanaşımına uğratıldı. Firardakiler yakalanmadı, cezaevindekiler affa uğradı. O günkü ateş hala Sivas'ta yanıyor" dedi. Özel, sözlerini şöyle sürdürdü: "Sivas, CHP'nin Genel Başkanı'nın burada olmasını çok önemsiyor. Yıllardır milletvekili olarak geldiğim süreçte söz vermiştik, o sözü ilk yıldan beri tutuyoruz ve tutmaya devam edeceğiz. Madımak'ın mutlaka utanç müzesi olması gerekiyor. İnsanlığa karşı suçların zamanaşımına uğramaması gerekiyor ve Sivas Katliamı'nın da bir insanlığa karşı suç olarak kabul edilmesi, her türlü zamanaşımından muaf olması gerekiyor. Zaten imzaladığımız uluslararası anlaşmalar da bunu gerektiriyor. Hükümet bunun gereğini yapmıyor şu anda." Burada basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Özel, 33 yıldır adalet arayışının sürdüğünü belirterek, "33 yıldır burada bir kor ateş yanıyor. Bu ateşin sönümlenmesi, adalete kavuşulmasıyla mümkün. Ancak 33 yıldır ailelerin adalet arayışı devam ediyor" ifadelerini kullandı. Özel, açıklamasında şu değerlendirmelerde bulundu: "Çok farklı farklı adaletsizlikler var. Hala firarda olanlar var. Yakalanmış Almanya’da ama halen Türkiye’ye iade edilmemiş, altı yıl daha iade edilmezlerse zaman aşımından yararlanacaklar var. Ağırlaştırılmış müebbet hapis aldıkları halde Anayasa Mahkemesi’nin geçmişteki haksız ve yersiz bir yorumlamasıyla serbest kalmış olanlar var. Terör suçları koşullu salıverme şartlarından yararlanmazken, Madımak katillerinin yararlandırıldığı ve Madımak’ın bir terör olayı sayılmadığı bir süreçle karşı karşıyayız." Özel, katliamın insanlığa karşı işlenmiş bir suç olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak şöyle konuştu: "Diğer bir taraftan insanlığa karşı işlenen suçlarda zaman aşımı olmaz. Madımak, insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur. Ancak ve ancak Madımak’ın insanlığa karşı bir suç olarak işlendiğini kabul etmeyenler ve bunu zaman aşımına tabi tutan bir takım yaklaşımlar var. Bu yüzden bu çoklu adaletsizlik ortamında hep birlikte ailelerin yanındayız, kurumların yanındayız, ilk günden beri adalet arayan hukukçuların ve avukatların yanındayız. Bütün canların yanındayız." "2 TEMMUZ UTANÇ GÜNÜ OLARAK ANILACAK" Madımak Oteli'ne "Madımak Utanç Müzesi" yazılı tabela asıldığını hatırlatan Özel, mücadelenin süreceğini belirtti. "Bugün 'Madımak Utanç Müzesi' diye bir tabelayı oraya yapıştırdılar" diyen Özel, sözlerini şöyle tamamladı: "Biz bunun, devlet tarafından resmen buranın bir utanç müzesi olarak kabul edildiği ve 2 Temmuz’un bir utanç günü olarak kanunlaştığı güne kadar mücadelemizi bu konuda sürdüreceğiz. Daha önce bu konuda Meclis’te çeşitli çalışmalarımız, girişimlerimiz, kanun tekliflerimiz oldu. Ümit ediyoruz ki bu Madımak’ta yaşananları bir insanlık suçu olarak görmeyen, zaman aşımından yararlandıran, firarileri bulmayan, yıllarca kırmızı bültenle arananların evinde vefat ettikten sonra buralarda olduğunun farkına varan ve davanın düştüğü söylendiğinde, tahliyeler söylendiğinde bunu olumlu bir gelişme olarak ifade edip, ‘Vatana ve millete hayırlısı olsun’ diyenlerin iktidarı son bulduğunda, halkın iktidarı kurulduğunda buraya bu tabela ve altında devletin resmi mührünün de bulunduğu şekilde kalıcı olarak asılacak. 2 Temmuz da bir utanç günü olarak alınacak. Ben bir kez daha acıyı paylaşıyorum ve Sayın Genel Başkanların şahsında tüm canları saygıyla selamlıyorum." (Video: Pir Haber Ajansı) HORASAN ERENLERİ DERNEKLER FEDERASYONU SİVAS'TA 2 Temmuz için Sivas'ta bulunan Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu, anı köşesine karanfiller bırakıp, basın açıklaması yaptı. Açıklamada şu ifadeler kullanıldı; "Bugün burada yalnızca bir anma yapmak için toplanmadık. Bugün burada acımızı paylaşmak, birlik ve kardeşliğimizi haykırmak için toplandık. Bundan tam otuz üç yıl önce Madımak'ta 33 aydınımızı katlettiler. Aradan geçen bunca yıla rağmen içimizdeki ateş sönmedi. Çünkü Madımak yalnızca bir bina değildi. Madımak, bu milletin vicdanına vurulmuş ağır bir darbeydi. Biz biliyoruz ki 2 Temmuz Madımak katliamı ile 5 Temmuz Başbağlar katliamı aynı karanlık planın parçalarıdır. Madımak'ta canlarımızı yakarak bizi birbirimize düşürmek istediler. Başbağlar'da köylülerimizi kurşuna dizerek aynı oyunu sürdürmek istediler. Ama başaramadılar. Bu milleti bölemediler. Alevi ile Sünniyi düşman edemediler. Çünkü biz bin yıllık kardeşliğin evlatlarıyız. Biz inanıyoruz ki Madımak katliamının gerçek failleri ortaya çıkarılmadan bu acı dinmeyecektir. Biz bu karanlık planların arkasında ABD ve NATO'nun Gladyo örgütünün bulunduğunu biliyoruz. Bu milleti birbirine kırdıran bütün karanlık ilişkiler açığa çıkarılmalıdır. Birkaç gün sonra Ankara'da NATO toplantısı yapılacak. Buradan bir kez daha söylüyoruz. Anadolu, emperyalist hesapların oyun sahası olmayacaktır. Bu millet artık kardeş kanı üzerinden kurulan senaryolara teslim olmayacaktır. Biz Horasan'dan çıktık. Ehlibeyt sevgisiyle yoğrulduk. Horasan erenlerinin nefesiyle Anadolu'ya geldik. Pirlerle, dedelerle, erenlerle bu topraklarda bir olduk, diri olduk, kardeş olduk. Yüzyıllardır üzerimize Hızır Paşalar gönderdiler. Her defasında Pir Sultan olduk. Her defasında zalimin karşısında dimdik durduk. Her defasında "Gelin canlar bir olalım" dedik. Çünkü bizim yolumuz sevginin yoludur. Biz can veririz. Can almayız. Çünkü biz canız. Biz ulu bir yolun talipleriyiz. Bugün buradan bütün Türkiye'ye sesleniyoruz. Madımak'ın acısı hepimizin acısıdır. Başbağlar'ın acısı hepimizin acısıdır. Bu ülkenin neresinde bir can yanmışsa o acı hepimizin acısıdır. Sivas artık acının şehri olarak anılmamalıdır. Sivas kardeşliğin, sevginin ve birliğin şehri olmalıdır. Erenlerimiz, pirlerimiz ve dedelerimiz bize bunu öğütlemiştir. Bugün Madımak'ta yitirdiğimiz 33 aydınımızın huzurunda söz veriyoruz. Sizi unutmayacağız. Sizin adınızı yaşatacağız. Bu milleti birbirine düşürmek isteyen odaklarla mücadeleden vazgeçmeyeceğiz. Birliğimizi bozmak isteyenlere fırsat vermeyeceğiz. Çünkü bu vatan hepimizindir. Bu bayrak hepimizindir. Bu devlet hepimizindir. Kazanan kardeşlik olacaktır. Kazanan Türk Milleti olacaktır. Madımak'ta yitirdiğimiz 33 aydınımızı saygı ve özlemle anıyor ve onlara söz veriyorum. Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu olarak anınızı yaşatacak ve bu katliamın asıl faillerinin ortaya çıkarılması için kararlılıkla çalışacağız." KİM NE DEDİ Sivas’ta 2 Temmuz 1993’te Madımak Oteli'nin yakılması sonucu 33 aydın, yazar ve sanatçı ile 2 otel çalışanının yaşamını yitirdiği katliamın 33. yılında siyasetçiler ve kurumlar anma mesajları yayımladı. Bakın hangi siyasetçi ne dedi... Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu: "2 Temmuz 1993'te Sivas Madımak'ta yaşanan katliamda hayatını kaybeden bütün canları rahmetle anıyorum. Bu ülkenin yaşadığı derin acılar bize bir yol gösteriyor; asla ve asla kör karanlık akılların ürettiği nefretin ülkemizi sarmasına izin vermeyeceğiz. Birliğimizden, beraberliğimizden vazgeçmeyeceğiz" Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş: "2 Temmuz 1993… Tarihimize kara bir leke, ortak vicdanımıza hiç dinmeyecek bir acı olarak kazınan Madımak Katliamı’nda yitirdiğimiz canlarımızı rahmetle anıyorum." Tutuklu Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan: "Eşit yurttaşlığın teminatı olacak bir Ayrımcılıkla Mücadele Yasası gecikmeden TBMM gündemine alınmalıdır. Türk’ün, Kürt’ün, Alevi’nin, Sünni’nin, Müslüman’ın, Gayrimüslim’in; bu ülkenin her yurttaşının hukuk önünde eşitliğini güvence altına alan böyle bir düzenleme, Türkiye’nin demokrasi meselesinin ayrılmaz bir parçasıdır. Barışı, milli birlik ve bütünlüğü, ülkede güvenin yeniden tesis edilmesini konuştuğumuz bugünlerde, böylesi bir adım en güçlü samimiyet göstergesi olacaktır. Barış, ancak hukuki güvenceyle ve ortak toplumsal hafızayla inşa edilir. Acıları tanıdığımızda, eşit yurttaşlığı güvence altına aldığımızda ve vicdanı kamusal hayatın temeline yerleştirdiğimizde kalıcılaşır." DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan: "2 Temmuz 1993’te Madımak’ta katledilen 35 canımızı saygı ve rahmetle anıyorum. Hiçbir vatandaşımızın düşüncesi, kimliği ya da inancı nedeniyle hedef alınmadığı bir Türkiye’yi hep birlikte inşa edeceğiz" Odatv

Gazeteci İlhan Selçuk ile karikatürist Turhan Selçuk mezarları başında anıldılar Haber

Gazeteci İlhan Selçuk ile karikatürist Turhan Selçuk mezarları başında anıldılar

Cumhuriyet Gazetesin eski imtiyaz sahibi ve başyazarı İlhan Selçuk ile kardeşi karikatürist Turhan Selçuk, yitirilişlerinin 16’ncı yıldönümünde Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesindeki mezarlaerı başında saygıyla anıldılar. Anma törenine, Hacıbektaş Belediye Başkanı Ali Kaim, Turhan Selçuk’un kızı Aslı Selçuk, Turhan Selçuk’un eşi Ruhan Selçuk, eski Hacıbektaş Belediye Başkanı Ali Rıza Selmanpakoğlu, CUMOK Sözcüsü Necdet Özer, Cumhuriyet Vakfı Genel Sekreteri Işık Kansu, Cumhuriyet gazetesi Ankara Temsilcisi Sertaç Eş, Cumhuriyet gazetesi İdari ve Mali İşler Müdürü Osman Selçuk Özer, Cumhuriyet gazetesi Ankara Temsilciliği İdare Müdürü Mahmut Soyuer, gazetemiz yazarlarından Miyase İlknur, Veteriner Hekimler Derneği Genel Sekreteri Mücteba Binici ve Ankara, İstanbul CUMOK üyeleri katıldı. ‘HİÇBİR ZAMAN GERİ ADIM ATMADILAR’ Törende ilk olarak Hacıbektaş Belediye Başkanı Ali Kaim kürsüye çıktı. Kaim, Selçuk kardeşlerin geçmişini anlatarak, “Selçuk kardeşler hep dik durmuş, baskılara karşı hiçbir zaman geri adım atmamışlardır. Her şeye rağmen, karşı devrimcilere olan mücadelelerini sürdürmüşlerdir” dedi. ‘ANADOLU’NUN PARÇASI OLARAK BÜYÜDÜLER’ Kaim’in ardından konuşan Aslı Selçuk, “Aydınlanma bilgelerimiz değerli babam Turhan Selçuk ile değerli amcam İlhan Selçuk’u birlikte anmak için her yıl olduğu gibi bu yıl da onların yanındayız. Bugün aynı zamanda babalar günü. Amca, baba yarısı demektir” dedi. Selçuk, “Selçuk kardeşler, Anadolu’nun bir parçası olarak büyüdüler. Çocukluklarından itibaren Atatürk ve vatan sevgisiyle büyüdüler. İkisi de cumhuriyetin kuruluşunu gördü. Türkiye, sürekli yaşanan savaşların izlerini taşıyordu. Bu izler onları çok etkiledi. Turhan, 3 yaşındayken çizgi çizmeye başladı. İlhan ise, 3 yaşında merdiven basamaklarına oturup nutuk attı. Yazı yazma aşkı, orada doğdu. Evlerine hep Cumhuriyet gazetesi alınırdı” diye konuştu. Selçuk kardeşlerin yaşadığı zorluklara dikkat çeken Aslı Selçuk, “Düşüncelerinden, ilkelerinden, inançlarından hiçbir zaman ödün vermediler. Onlar, aydınlanmanın çınarlarıydı. Mezar başlarındaki çınarlar birleşti, tek bir çınar oldu. Turhan ve İlhan Selçuk, yazılarında, kitaplarında, karikatürlerinde, dördüncü boyutta yaşamayı sürdürüyorlar” dedi. ‘TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN KURULUŞU, ONLARIN DOĞUM GÜNÜ GİBİDİR’ Daha sonra konuşan Ruhan Selçuk ise, “Yaşamdaki duruş ve eserleriyle Mustafa Kemal ve arkadaşlarından miras kalan Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu, onların doğum günleri gibidir. Özgür düşüncenin getirdiği yaratıcılıkla Turhan fırçasıyla hayatı çizdi, İlhan kalemiyle hayatı yazdı. Gerçekleri dile getirmekten hiçbir zaman kaçınmamış, yürek cesurları olarak yüreklerin hafızasından hiçbir zaman silinmeyeceklerdir. Aramızda değiller, ama hep yanıbaşımızdalar. Uykunuz aydınlık olsun yiğit ve güzel insanlar” ifadelerini kullandı. ‘KALP KRİZİ GEÇİRİRKEN BİLE KONFERANS VERDİ’ Ali Rıza Selmanpakoğlu da, İlhan ve Turhan Selçuk’un eserlerinden çeşitli alıntılar yaparak onların mücadelelerine, ilkelerine ve duruşlarına dikkat çekti. İlhan Selçuk ile bir anısını anlatan Selmanpakoğlu, “Gözümün önüne, İlhan ağabeyin Hacıbektaş’ta verdiği son konferans geldi. Salona giderken, İlhan ağabey sendeledi, koluma girdi. Terlemeye başladı. ‘Ağabey, dilersen seni istirahat ettirelim’ dedim. ‘İnsanlar buraya kadar gelmiş, sonuna kadar dayanırım’ yanıtını verdi. Benim gözlerim doldu. Salona girince, lavaboya girmek istedi. ‘Abi gel yapma, bir şekilde hallederiz’ dedim. Dinlemedi. O anda kalp krizi geçiriyordu. Kriz geçirirken, o büyük konferansı heyecanla verdi” dedi. ‘DOĞRU YÖNÜ GÖSTEREN PUSULA’ Daha sonra kürsüye çıkan CUMOK Sözcüsü Özer, “İki kardeşin ortak özellikleri, demokrasi, laiklik, tam bağımsızlık ve Atatürkçülüğün ödünsüz savunucusu olmalarıydı. yaşamları boyunca düşünceleri, yazıları nedeniyle gözaltına alındılar, işkence gördüler ve yargılandılar” dedi. Özer, “İlhan Selçuk, yazdıklarıyla okuruna doğru yönü gösteren bir pusula gibiydi. Bizler onun yazılarını dört gözle bekler ve okurduk. Yaşarken kişiliğiyle ölmeden önce ölmeyi, fikirleri ve mücadelesiyle öldükten sonra yaşamayı başaran nadir birisidir. Turhan Selçuk da aynı kardeşi gibi çizgileriyle karanlığa ışık oldu” diye konuştu. ‘TARİH, DEVRİMLERİN ÖLMEYECEĞİNİ GÖSTERMİŞTİR’ Cumhuriyet Vakfı Genel Sekreteri Işık Kansu da, “Yıllardır bütün aydınlarımızın birer birer öldürülmesine tanık olduk. En yakın ustalarımız, cinayetlerle aramızdan alındı. Çeyrek yüzyıldır da gerici yobaz bir iktidar tarafından baskıyla yönetiliyoruz. Değerli dostlar, tarih bize devrimlerin ölmeyeceğini öğretmiştir. Devrimlerin karşısında mutlaka karşı devrimler olacaktır. Bizim devrimimiz de 100 yıllık bir devrimdir. Karşı devrimi yaşıyoruz ama bunu da aşacağız. Halk, 1923 devrimi için gerçekten direniyor. Cumhuriyetimizi yeniden sahipleneceğiz, adını Atatürk’ün verdiği bir kurumun temsilcisi olarak Cumhuriyetten ödün vermemekte kararlıyız” dedi. Kansu, sözlerini “Cumhuriyet gazetesi, bir cumhuriyet kurumudur. Cumhuriyet bağımsızlıktır. Aklen bağımsızlıktır. Cumhuriyet Gazetesi halkçı bir cumhuriyet çizgisindedir. Aydınlık geleceğin kalesidir. Demokrasiye yönelen her türlü girişime karşı toplumsal direnişin adıdır. Sömürüye karşı geleceğin bayraktarıdır. Enseyi karartmayın. Cumhuriyete sahip çıkacağız ve onu geri alacağız” diyerek sonlandırdı. Konuşmaların ardından katılımcılar, Selçuk kardeşlerin gömütlerine çiçek bıraktı.

SUAY KARAMAN: Arınma.. Haber

SUAY KARAMAN: Arınma..

İngiliz edebiyatçı Eric Arthur Blair (1903-1950) takma adıyla George Orwell, ‘1984’ adlı romanında şöyle yazar: “aslında hiçbir şey yasa dışı değildi, çünkü artık yasa diye bir şey yoktu.” İşte bugün ülkemiz aynen bu duruma getirildi. Yıllardan beri anayasa askıya alındı, Anayasa Mahkemesi’nin kararlarına diğer mahkemeler uymamaya başladı ve siyasiler kararları eleştirdi. Siyasi partiler, sendikalar, meslek örgütleri, demokratik kitle örgütleri bu durumu normal kabul ettiler. Hukuk ayaklar altına alınırken üniversitelerin hukuk fakültelerinden ses çıkmadı, tepki verilmedi. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi'nin, CHP’nin 4-5 Kasım 2023 tarihinde yapılan 38. Olağan Kurultayı hakkında verdiği ‘kesin hükümsüzlük-mutlak butlan’ ve mevcut parti yönetiminin görevden uzaklaştırılması kararı üzerinde olumlu-olumsuz birçok görüş bildirilmektedir. Verilen kararın siyasi olduğu görüşü öne çıkmaktadır. CHP’nin derin bir kargaşa içine sürüklenerek, yapılacak seçimlerde parçalanmış bir CHP ile girilmesi planlanmaktadır. Bunun yanında iktidarı bırakmamak için her türlü yargı oyununun oynanacağının tüm muhalefet partilerine gösterilmesi amacı vardır. Gelinen bu aşamada CHP yöneticilerinin çözüm için farklı planlarının olmadığı da bir gerçektir. Sürekli miting yaparak, ülke gündeminin dışındaki konulara vurgu yaparak, açılıma el vererek boş yere zaman harcandığı ortaya çıkmıştır. Zaten anayasası askıya alınmış, hukuka uygun olmayan kararların verildiği bir ülkede yapılması gerekenlerin yerine, toplumu uyutmaya kalkışmak, siyasi iktidarın ekmeğine yağ sürmekten öteye geçmez. 16 Nisan 2017 halk oylamasında mühürsüz oylarla rejim değiştirilirken tepki vermeyenlerin hepsi, bugünkü durumun suçlularıdır. Bu koşullarda yapılacak seçimlerin güvenliği de tartışılır. Daha önce trafoya giren kediler gibi ilginç olaylar düşünülünce seçim güvenliğinin sağlanılamayacağı ve sandıktan kimin çıkacağı bellidir. 2023 seçiminde Kemal Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanlığı adaylığı için gözyaşları döken Özgür Özel, bugün yıllardır birlikte siyaset yaptığı Kılıçdaroğlu ile karşı karşıya gelmiştir. Siyasetteki ve toplumdaki çürümüşlükten, ahlaksızlıktan payını alan ana muhalefet partisi, tüm muhalefeti toplayıp, tek adam yönetimine karşı güçlü bir birliktelik oluşturması gerekirken, kendisi paramparça edilmiş durumdadır. 24 Mayıs Pazar günü CHP genel merkezinde yaşananlar herkesi derinden üzmüştür. CHP’nin eski ve yeni yöneticilerinin öngörüsüzlüğü toplum önünde partiyi zor duruma düşürmüştür. Partililerin birbirilerine hakaret ederek ve partinin bölünerek gücünün zayıflatılması, emperyalizmin işine yarayacaktır. Burada esas olan isimlerden çok amaçlardır. İsimler sadece kullanılan ve işi bittikten sonra gönderilen piyonlardır. Bundan kurtulmanın yolu partiyi kuruluş ayarlarına geri döndürmektir. Kuruluş ayarlarına döndürülmeyen ana muhalefet partisi, her geçen gün savrulmaya devam edecektir. Ve açılıma teslim olarak ülkemizin bölünmesine doğru yol alınacaktır. Atatürk ilkelerine sıkı sıkı sarılan CHP’nin, ülkenin geleceğine umut olması beklenmektedir. Parti içi hakaret ve kavga yerine güç birliği yapılarak iktidar yolunda yürümek mümkündür. Gelinen durumda siyasi iktidarların hukuk dışı tutum ve davranışları karşısında tüm muhalefetin güç birliği yapması gerekirken, ana muhalefet partisi kendi iç sorunlarıyla karşı karşıya getirilmiştir. Bugün yargının durumu Demokrat Parti’nin 18 Nisan 1960 tarihinde kurduğu Tahkikat Encümeni (Soruşturma Komisyonu) ile benzemektedir. 15 Demokrat Partili milletvekilinden oluşan bu komisyon, savcıların, askeri ve sivil hâkimlerin tüm yetkilerine sahip olacaktı. Gazete toplatabilecek, basımevleriyle birlikte kapatabilecekti. Her türlü evrak, belge ve eşyaya el koyabilecekti. Komisyon kararlarına karşı gelenler bir yıldan üç yıla kadar hapisle cezalandırılacaktı. Komisyon kararlarına itiraz mümkün değildi. Demokrat Parti’nin yaptığı açıkça bir sivil darbeydi. Demokrat Parti, 14 Aralık 1953 tarihinde çıkardığı 6195 sayılı yasayla CHP'nin bütün mallarına el koymuştu, CHP’yi kapatmak istiyordu. Bugün ise AKP, CHP yönetimini geçersiz kılarak, kargaşa içine sokmuştur. Meclis grubunda “siz isterseniz hilafeti bile getirirsiniz” diyebilen ve “odunu koysam milletvekili seçtiririm” sözüyle demokrasiden hiçbir şey anlamadığını gösteren Demokrat Parti’nin Başbakanı Adnan Menderes iktidarında Atatürk Devrimleri, ‘tutan devrimler’ ve ‘tutmayan devrimler’ olmak üzere ikiye ayrılarak, tartışma konusu yapılmıştı. Türkçe söylenen ezan Arapça’ya çevrilmiş, irticaya ödünler verilmiş, özgürlükler kısıtlanmıştı. Demokrat Parti döneminde ulusal bütünlüğümüz parçalanmış, yönetim partizanlaştırılmıştı. TBMM’nin onayı olmadan Kore’ye emperyalist ABD’nin çıkarı için asker yollanmıştı. Basın ağır sansür altında tutulmuş, bazı gazeteler sansür nedeniyle beyaz çıkmış, gazeteciler hapse mahkûm edilmişti. Demokrat Parti iktidarında yaklaşık 3000 gazeteci hakkında dava açıldı ve yaklaşık 1000 gazeteciye verilen cezaların toplamı 200 yıl civarındaydı. Sürekli olarak demokrasi dışı tutum ve davranışlarda bulunan Demokrat Parti hükümeti sonuç olarak, ordu, gençlik ve halkın elele vererek adım adım 27 Mayıs 1960 İhtilaline doğru yol almasına neden olmuştur. Koşullar tamam olduğu zaman ihtilal kaçınılmaz olur. İhtilal sonucunda oluşan devrim, topluma aydınlık ve özgürlük sunarken, darbeler topluma zulüm, baskı ve işkence vermektedir. Her ihtilalin, onu yapanlar kadar, onun koşullarını hazırlayanların da eseri olduğunu bilmeliyiz. 27 Mayıs Devrimi’nin topluma kazandırdığı en büyük yapıt olan 1961 Anayasası ile laik devlet yapısına sosyal devlet ve hukuk devleti kavramları girmiştir. Bu çağdaş anayasa ile ülkemizde Anayasa Mahkemesi, Cumhuriyet Senatosu gibi yeni kurumlar kurularak, amaçları doğrultusunda verimli çalışmalarıyla toplumsal düzenlemelere önemli katkılarda bulunmuştur. Ancak 12 Eylül 1980 darbesiyle 1961 Anayasası kaldırılmış ve toplum karanlıklara doğru sürüklenmiştir. Ne yazık ki 46 yıldır 12 Eylül’ün karanlığından kurtulamayan ülkemiz, bugün ‘kesin hükümsüzlük-mutlak butlan’ tartışmalarıyla patinaj yapmaktadır. Kemal Kılıçdaroğlu’nun “CHP gerektiğinde arınmasını da bilir, iç muhasebesini yapmasını da” sözü önemlidir. Bunun için CHP, Altı Ok ile tam bağımsızlığa sahip çıkmalı, emperyalizme karşı dik durmalı ve yolsuzluklara, ahlaksızlıklara geçit vermemelidir. Ülkemizin her kurumuyla gerçek bir arınmaya gereksinimi olduğu tartışılmaz… 25 Mayıs 2026 ..... Yazarın tüm yazıları için tıklayınız

CAN PULAK : Güzeliyle Çirkiniyle Bodrum Haber

CAN PULAK : Güzeliyle Çirkiniyle Bodrum

Haklı ya da haksız öyle şikâyetler var ki Bodrum’dan, sanki hiç güzelliği yokmuş gibi verip veriştiriliyor devamlı. Doğası, denizi, güneşi, insanın ruhunu rahatlatan havası, yaşamı renklendiren aktiviteleri, sahillerde gezintileri, güzelim koyları tekneyle dolaşmaları, azalsa da bahçeleri yok sayılıyor, her şey şikâyet değirmeninde öğütülüyor sanki. Evet, yollarımız kötü, trafik felaket, altyapı noksanı rezalet, dağ-taş inşaat, betona buluyoruz bu çok değerli kenti. Hepsi doğru ama sürekli şikâyetle de bir yere varamıyoruz işte. Hastalık yerel değil ki, tüm ülke şikâyetçi bunlardan. İzmir’den çıkın kıyı kıyı Antalya’ya kadar gidin, her yer aynı durumda… Aynı sorunlar, aynı eksikler, aynı şikayetler… Hep kötüyü ve çirkini görmektense, iyiye ve güzele de bakmalıyız. Moralimizi düzeltmeli, gönlümüzü coşturmalı, yapılan yanlışları düzelteceğimize inanmalıyız bazen. Ruhumuzu dinlendirmeli, yaşam kalitemizi arttırmalıyız. Böyle yapmanın masrafı, KDV veya ÖTV’si filan yok, herkese bedava çünkü. Devletin para alamadığı tek şey bu. Sezon başlarken her yerin kazılmasına, patlak boruların değiştirilmesine, trafiğe hala bir çözüm bulunamamasına, inşaatların devamına aldırmadan, bugünlük iyiye ve güzele çevirelim yüzümüzü. Bodrum’dan Trabzon’a direk uçakla gidebileceğiz artık. 26 Haziran’da seferler başlıyor. Bodrumlu gençler Avrupa Yelken şampiyonasında güzel sonuçlar aldılar. Bodrum yakında bir değil iki huzurevine birden kavuşuyor. Birini Darüşşafaka, diğerini ise hayırsever işadamı Yunus Büyükkuşoğlu yapacak. Özel hastaneler arasındaki rekabet kızışıyor, yakında fiyatlar ucuzlarsa şaşırmayın. Devlet Hastanesindeki boş kadrolar, ehliyetli uzmanlarca dolduruldu. Bodrum Yaşam Okulu 50-60 yaşlarındaki öğrencileriyle harikalar yaratıyor. Oasis’te havaya kep atma ve mezuniyet şenlikleri vardı. Ama Bodrum’un bir de PİERA’sı var ki, bunu mutlaka anlatmalıyım. Önce kurucusu Funda Sayın’ı tanıtmalıyım sizlere. İnanılmaz bir organizatör, harika bir lider ve çok güçlü bir gösteri ustası. Çeşitli mesleklere mensup hanımlarla beyleri bir araya getirip, kurduğu koroyla muhteşem konserler veriyor. Geçen hafta Dibeklihan Kültür ve Sanat köyündeki Bahar Şenliğine gittim. 80 civarında amatör sanatçı profesyonellere taş çıkartacak bir performans göstererek şarkılar söylediler, dinleyenleri coşturdular. Ritim grupları, müzikalleri ve caz söyleyen gençleri de harikaydı doğrusu. Piera bu hafta yine Dibeklihan’da Haluk Polat yönetimindeki çok sesli korosuyla Zülfü Livaneli şarkıları söyleyecek, Bodrum kalesinde de dünya ezgilerini seslendirecek. Şimdi geliyorum Bodrum’un Miyase Karlıova’sına. Çökertme Gazetesinin sahibi. İnternet ortamında ve sosyal medyada yarattığı bir kanal, şehrin tüm sorunlarının aynası ve çözümünün adresi sanki. Dertliler dertlerini ve Bodrum’un sorunlarını buraya yazıyor, yetkililer ise sessiz ve kayıtsız kalmayarak, bunları imkânlar ölçüsünde çözüme kavuşturuyor. Dileyen görüşünü açıklıyor, isteyen problemlerin çözümüne formüller üretiyor, tam bir demokrasi kürsüsü. Miyase yaratıcı ve üretici bir karaktere sahip olup, Bodrum’a güzellikler ve değer katan organizasyonlar da yapıyor. Örneğin Mandalina Festivali ile Uçurtma Festivali bunların başında geliyor. Geçen hafta tüm Bodrum’u panorama gibi görebileceğiniz Değirmenler Tepesindeki Uluslararası uçurtma festivaline gittim. Binlerce kişi çoluğuyla çocuğuyla üzerinde Atatürk’lü uçurtmalarını uçuruyorlardı heyecanla. Yeme içme bedavaydı, harika müzik eşliğinde dans ediyordu gençler. Halk oyunları oynanıyor, resitaller dinleniyordu. Bora Gencer’in konseri de çok güzeldi. 25.000 kişinin bir araya geldiği festivalde çocuklara uçurtma yapma öğretiliyor, yapılan uçurtmalardan ve tüm organizasyondan sağlanan gelir, Konacık Cahit Özvezneci İlkokuluna bağışlanıyordu. Peki, böylesine büyük ve muhteşem bir organizasyonun masrafları nasıl karşılanıyor? Bizim millet bunu mutlaka merak ediyordur. Söyleyeyim, sponsorlar ve imece usulü çalışan gönüllülerle.. Ayrıca Kaymakamlık, Belediye ve sivil toplum kuruluşları da destek veriyor. 25.000 kişiyi bir araya getir, yedir içir, uçurtmalarını temin et ve böylesine örnek bir festivali başarıyla bitir. Bravo, tebrikler Miyase.. ..... Yazarın tüm yazıları için tıklayınız

CHP Mutlak butlan davasında karar çıktı: Kılıçdaroğlu başkanlığa dönüyor! Haber

CHP Mutlak butlan davasında karar çıktı: Kılıçdaroğlu başkanlığa dönüyor!

CHP 38. Olağan Kurultayı'na ilişkin davada karar açıklandı. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36’ncı Hukuk Dairesi, her iki kurultay hakkında da ‘mutlak butlan’ kararı verdi. Karara göre Eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığa geri dönüyor. 21:20 MUTLAK BUTLAN KARARI CHP'YE ULAŞTI Mahkemenin verdiği mutlak butlan kararı CHP Genel Merkezi'ne ve Kemal Kılıçdaroğlu'na resmi olarak iletildi. 21:02 CHP Genel Merkezi'nde arbede yaşandı CHP'nin 38. Olağan Kurultayı'nın iptal edilip Kemal Kılıçdaroğlu'nun göreve iade edilmesi kararının ardından CHP Genel Merkezi ve CHP İstanbul İl Başkanlığı önünde kalabalık toplandı. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi'nin, Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) 38. Olağan Kurultayı'nı mutlak butlan gerekçesiyle iptal etmesi ve Özgür Özel yönetimini görevden uzaklaştırarak koltuğu Kemal Kılıçdaroğlu'na iade etmesi yönündeki kararının ardından İstanbul ve Ankara'da hareketli saatler yaşanıyor. Kararın açıklanmasının ardından çok sayıda partili ve vatandaş, CHP Genel Merkezi ve CHP İstanbul İl binası binasının önünde toplanmaya başladı. Partinin genel merkez binası önünde tansiyon yükseldi. Toplanan kitle tarafından, eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu aleyhine sloganlarının atıldığı duyuldu. BASIN MENSUPLARINA SALDIRI Bazı vatandaşlar basın mensuplarına tepki göstererek saldırdı ve kısa süreli arbede yaşandı. Polis genel merkez çevresindeki önlemleri artırdı. CHP İSTANBUL İL BAŞKANLIĞI CNN Türk muhabiri Arife Yılmaz, CHP İstanbul İl Başkanlığı önündeki son durumu aktardı. Yılmaz "Partililere CHP kanadından bir mesaj iletildi. İl başkanlıklarının önünde toplanması söylendi. Mesajda "Herkesi il başkanlıklarının önlerine bekliyoruz" denildi. CHP İstanbul İl Başkanlığı'nın önü oldukça kalabalık. Kalabalık, peyderpey artıyor. Polis ekipleri güvenlik önlemleri aldı." dedi. 20:57 Mansur Yavaş'tan ilk açıklama: Aklıselimle hareket edilmeli Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, CHP kurultay davasında mutlak butlan kararı ile ilgili, "Yapılması gereken; gerilimi büyütmek değil, aklıselimle hareket ederek partinin kendi iradesiyle 1-2 ay içerisinde kongre kararı alacağını açıklaması ve süreci demokratik teamüller içerisinde işletmesidir" dedi. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, sanal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Cumhuriyet Halk Partimizle ilgili mutlak butlan kararı verilmiş olması; Türkiye’de hukukun, demokrasinin ve millet iradesinin nasıl ağır bir baskı altında bırakıldığının en açık göstergelerinden biridir. Üstelik burada en dikkat çekici ve en vahim noktalardan biri şudur; Henüz ceza davaları sonuçlanmamışken, mahkemenin fiilen 'seçime hile karıştırıldığı' yönünde bir kanaat ortaya koyması; ceza mahkemesinin yerine geçerek hüküm tesis etmesi anlamına gelmektedir. Oysa hukuk devletinde hiç kimse, hiçbir kurum; kesinleşmemiş bir yargılama sürecinin yerine geçemez. Anayasa’nın 79'uncu maddesi açıktır. Seçimlerin yönetimi ve denetimi Yüksek Seçim Kurulu’nun yetkisindedir ve YSK kararları kesindir. Seçim süreçlerinin yönetimi ve siyasi partilerin kongre iradesi konusunda yetkinin hangi kurumlarda olduğu anayasamızda da açıkça belirtilmiştir. İl ve ilçe seçim kurullarının görev ve yetkileri ortadayken bu sınırlar aşılamaz" dedi. 'ORTADA BİR YARGI KARARI VARDIR' Mansur Yavaş açıklamasında, "Elbette ortada bir yargı kararı vardır ve hukuk devletinde hiçbir karar yok sayılmaz. Ancak hukuki süreçler; siyasi partileri zayıflatmanın, bölmenin ya da tasfiye etmenin aracı haline de getirilemez. Amaç; Cumhuriyet Halk Partisi’ni kendi içinde tartışmaların içine çekmek, birlik duygusunu zedelemek ve Türkiye’nin ana muhalefetini etkisiz hale getirmektir. Böyle bir sürecin Türkiye’ye hiçbir faydası yoktur. Tam tersine bu tablo; toplumsal kutuplaşmayı derinleştirir, siyasete olan güveni zayıflatır ve yalnızca iktidarın ekmeğine yağ sürer. Bu nedenle yapılması gereken; gerilimi büyütmek değil, aklıselimle hareket ederek partinin kendi iradesiyle 1-2 ay içerisinde kongre kararı alacağını açıklaması ve süreci demokratik teamüller içerisinde işletmesidir. Bu süreci birlik ve beraberlik içerisinde, sükunetle atlatmak; bize umudunu bağlamış milyonlarca insana karşı en büyük sorumluluğumuzdur. Ben dahil bu sorumluluktan hiçbirimiz kaçamayız. Bu süreçte birlik ve beraberliğimize zarar verecek tutum ve söylemlerden özellikle kaçınmak gerekmektedir. Aksi takdirde bu kararları alanlar ve bu tartışmaları büyütmek isteyenler amaçlarına ulaşmış olacaktır. Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik ve toplumsal tablo ortadayken, iktidarın önümüzdeki dönemde baskın seçim dahil her türlü siyasi hamleyi gündeme getirme ihtimalinin de oldukça yüksek olduğu unutulmamalıdır. Bugün ihtiyaç duyulan şey; sadece Cumhuriyet Halk Partisi’nin kendi içinde kenetlenmesi değildir. Türkiye’nin demokrasiye, hukuka ve millet iradesine inanan tüm muhalefet kesimlerinin ortak akıl ve ortak vicdanda bir araya gelmesidir" ifadelerini kullandı. 20:21 ÖZEL'İN FOTOĞRAFI GENEL MERKEZ'E ASILDI Mutlak butlan kararı sonrası olağanüstü MYK toplantısı yapılan CHP Genel Merkezi'ne Özgür Özel'in posteri asıldı. 20:19 DEM PARTİ'DEN AÇIKLAMA DEM Parti'den yapılan açıklama şöyle: CHP’ye yönelik mutlak butlan kararı, hukuk ve adaletle bağdaşmayan, siyaseti yargı eliyle dizayn etmek isteyen bir siyasi baskı operasyonunun ve anlayışının parçasıdır. DEM Parti olarak geçmişte olduğu gibi bugün de demokrasi ve hukuktan yanayız. Onlarca yıllık mücadelemizin temel ve ilkesel düsturu, demokratik siyasete dönük saldırılara karşı halk iradesinin yanında olmaktır. Toplumsal barış ve demokratikleşme adımlarının tartışıldığı bir dönemde bu tür kararların alınmasının zamanlamasına dikkat çekilen açıklamada, yargı müdahalelerinin iç barışa zarar verdiği aktarıldı. Kararın toplumsal güveni zedelediğini belirten DEM Parti MYK, açıklamayı şöyle sürdürdü: Toplumsal barışı sağlama çabalarının yoğunlaştığı bu tarihsel dönemde, devleti ve Cumhuriyeti gerçek anlamda demokrasiyle buluşturmanın yolları mümkünken, mutlak butlan kararı ancak Barış ve Demokratik Toplum Sürecine olan inançsızlığı büyütür. Toplumda kutuplaşmayı artıran, iç barışı tahrip eden uygulamalar güven bunalımını artırır. Yasal düzenlemelerin eşiğine geldiğimiz bugünlerde alınan bu karar, Barış ve Demokratik Toplum Sürecini adeta gölgelemeye dönük bir adımdır.” Açıklamada ayrıca, yaşanan krizin sadece bir partiyi değil, Türkiye’nin genel demokrasi zeminini ilgilendirdiği ifade edilerek, hukuk dışı uygulamalara derhal son verilmesi çağrısı yapıldı: Mesele, Türkiye’nin demokrasi meselesidir. Bu hukuk ve adalet dışı uygulamalara derhal son verilmelidir. DEM Parti olarak; bu ülkede demokrasiyle soluklanabileceğine inanan, adalete özlem duyan, demokratik değerler için mücadele eden milyonlarca yurttaşımızla bir aradayız, yan yanayız. 19:51 KARAR SONRASI KILIÇDAROĞLU VE ÖZEL ARASINDA İLK TEMAS Kılıçdaroğlu'nun avukatı Celal Çelik: Sayın Genel Başkanımız, Cumhuriyet Halk Partisi’nde kaosun engellenmesi kapsamında yapmış olduğu tweetteki değerlendirmeler çerçevesinde birazdan Sayın Özgür Özel’i arayacak ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin bu sorundan birlikte, el ele ve müzakere ederek çıkması kapsamında gerekli çalışmalara başlayacağını ifade edecektir. Dolayısıyla, Sayın Özgür Özel’in birazdan Sayın Genel Başkanımız tarafından aranacağı bilgisini sizlerle paylaşmak istedim. 19:39 CHP RESMİ HESABI KILIÇDAROĞLU'NU TAKİPTEN ÇIKTI CHP X resmi hesabı, Kemal Kılıçdaroğlu’nu takipten çıktı. KILIÇDAROĞLU'NDAN İLK AÇIKLAMA CHP davasında verilen mutlak butlan kararının ardından Kemal Kılıçdaroğlu, "Bütün partililer kararı sükûnetle karşılamalı. Partimiz sorunlarını kendi içinde çözecektir" dedi. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 36. Hukuk Dairesi, CHP kurultay davasında, Özgür Özel ile parti yönetiminin tedbiren görevden uzaklaştırılmasına, Kemal Kılıçdaroğlu ile yönetiminin görevi devralmasına karar verdi. Söz konusu davanın kabulüne karar veren Daire, CHP'nin 4-5 Kasım 2023'te yapılan 38. Olağan Seçimli Kurultayı'nın mutlak butlan nedeniyle malul olduğunun tespiti ile yapıldığı tarihten itibaren iptaline hükmetti. Daire, mutlak butlan (kesin hükümsüzlük) nedeniyle iptal kararı dolayısıyla bu tarihten sonra parti bünyesinde gerçekleştirilen tüm olağan ve olağanüstü kurultaylar ile alınan kararların da hükümsüz kaldığına karar verdi. Kararda, "Olağan ve olağanüstü kurultayların ve bu kurultaylarda alınan tüm kararların iptali" nedeniyle "4-5 Kasım 2023 tarihli 38. Olağan Seçimli Kurultay'dan önceki duruma dönülmesine, kurultay tarihinden önceki Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ve parti organlarının görevlerine aynen devam etmelerine" karar verdi. Ayrıca, 8 Ekim 2023'te gerçekleştirilen CHP İstanbul İl Kongresinin ve bu kongrede alınan tüm kararların da aynı gerekçeyle iptaline hükmetti. "PARTİMİZ SORUNLARINI KENDİ İÇİNDE ÇÖZECEKTİR" CHP davasında verilen mutlak butlan kararının ardından gazeteci Gürbüz Evren'e konuştu. Evren'in CNN Türk ekranında aktardığına göre Kılıçdaroğlu "Bütün partililer kararı sükûnetle karşılamalı. Partimiz çok büyük bir partidir. Partimiz sorunlarını kendi içinde çözecektir." ifadelerini kullandı. 19:14 Mutlak butlan kararı sonrası Özgür Özel'den ilk açıklama CHP Genel Başkanı Özgür Özel, mutlak butlan kararı sonrası sanal medya hesabından daha önce yaptığı bir konuşmanın videosunu yayınladı. Videoda Özel, "Ben size iktidara gül bahçesinden geçerek gitmeyi vadetmiyorum. Ben size acıya katlanmayı ama teslim olmamayı vadediyorum. Ben size onur, haysiyet, cesaret ve mücadele vadediyorum!" dedi. 18:59 Adalet Bakanı Gürlek: Demokratik bir karar alındı Adalet Bakanı Akın Gürlek, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 36. Hukuk Dairesi'nin CHP kurultay davasına ilişkin aldığı mutlak butlan kararıyla ilgili açıklamalarda bulundu. Gürlek, "Süreç CHP'li delegelerin şikayetleri ile başlamıştır. Demokratik bir karar alındı" dedi. Adalet Bakanı Gürlek'in açıklamaları şöyle: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi bugün önemli bir karar vermiştir. Bu kararın merkezinde doğrudan doğruya demokratik iradenin korunması yer almaktadır. Çünkü hangi parti söz konusu olursa olsun, delegenin ve üyenin iradesinin menfaat, baskı ya da yönlendirmeyle sakatlanması kabul edilemez. CHP Delegelerinin Başvurusu ve Yargı Süreci Özellikle vurgulamak gerekir ki bu süreç bizzat Cumhuriyet Halk Partili delegelerin başvurularıyla başlamış, yine CHP’li delegelerin beyanları ve tanıklarıyla şekillenmiştir. Yargı makamları da önlerine gelen iddiaları, soruşturma dosyalarını, tanık anlatımlarını ve elde edilen delilleri titizlikle inceleyerek bağımsız ve tarafsız bir şekilde karar vermişlerdir. Yapılan değerlendirmeler sonucunda 4-5 Kasım 2023 tarihinde kurultay sürecinde delege iradesinin, kurultay sonucunu etkileyecek şekilde sakatlığa uğradığı yönünde bir kanaate varılmıştır. Mahkeme, bazı delegelere menfaat sağlandığı veya vaatlerde bulunulduğu yönündeki iddiaların seçim sürecinin serbestliğini ve eşitliğini zedelediğini tespit etmiştir. Hukukun Üstünlüğü ve Seçim Güvenliği Burada altını çizmek isterim ki yargının görevi hukukun üstünlüğünü temin etmektir. Seçim güvenliği sadece genel seçimler için değil, siyasi partilerin kendi iç süreçleri için de geçerlidir. Çünkü siyasi partiler demokrasinin vazgeçilmez unsurları ve taşıyıcı kolonlarıdır. Bu kolonların zedelenmesi, doğrudan demokrasinin zedelenmesi anlamına gelir. Bu nedenle verilen bu karar, vatandaşlarımızın demokrasiye olan güvenini pekiştiren, demokrasinin kendi kendini koruma mekanizmalarının işlediğini gösteren bir karardır. Hukuk devleti, iddiaları ciddiyetle ele alıp delilleriyle değerlendiren devlettir. Elbette bu kararın temyiz yolu açıktır. Süreç hukuk düzeni içerisinde işlemeye devam edecektir. Herkesin bu sürece saygı göstermesi ve değerlendirmelerini hukuk çerçevesinde yapması, itirazlarını hukuk düzeni içerisinde gerçekleştirmesi büyük önem taşımaktadır. Milletin ve Delegelerin İradesine Bağlılık Bizim için temel ilke açıktır: İrade milletindir, delegenindir, üyelerindir. Bu iradeye gölge düşüren her unsurun karşısında hukuk devleti dimdik durur. Türkiye, demokrasisini hukukla, adaletle ve millet iradesine bağlılıkla güçlendirmeye kararlılıkla devam edecektir. 18:37 KILIÇDAROĞLU 'ARINMA' ÇAĞRISI YAPMIŞTI CHP eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "mutlak butlan" kararı öncesi sanal medya hesabından yaptığı paylaşımda CHP'ye 'arınma' çağrısı yapmıştı. CHP'nin eski genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından yayınladığı videoda Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) içindeki tartışmalara ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Kılıçdaroğlu şöyle konuştu: "Değerli dostlarım, cesur yol ve dava arkadaşlarım ve bu güzel ülkenin vicdan sahibi asil yurttaşları. Bir milletin geleceği siyasetin aklıyla, vicdanıyla ve ahlakıyla şekillenir. Milletin helal sofraları temiz siyasetle bereketlenir. Çünkü kirlenen siyaset önce vicdanı çürütür, sonra ahlakı yok eder ve en sonunda da gözünü milletin ekmeğine diker. İşte bu yüzden siyaseti temiz tutmak ve milletin sofrasına bereketi taşımak, bu ülkede siyaset yapan herkesin namus borcudur. Dostlarım, bu ağır sorumluluk herkesten önce ve herkesten daha fazla Cumhuriyet Halk Partililerin görevidir. "EMANET KİRLETİLEMEZ" İkincisi, koca bir çınardır Cumhuriyet Halk Partisi. Bu milletin yokluk içinden ayağa kalkma iradesidir. Darbeler görmüştür, boyun eğmemiştir. Kapatılmıştır, teslim olmamıştır. Baskılar yaşanmıştır ama asla diz çökmemiştir, teslim alınamamıştır. Cumhuriyet Halk Partisi, kurucusu büyük önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk olan ve milletimizin istiklal iradesinin üzerinde tecelli ettiği bir ruhtur. Bu ruha ihanet olmaz. Cumhuriyet Halk Partisi bize bırakılmış bir miras değil, bizlere bırakılmış kutsal bir emanettir. Emanet kirletilemez, emanete kara çalınamaz. "TEHDİTLERİNİZ VIZ GELİR" Kardeşlerim, bu ulu çınarın gölgesinde haramın ve kirlenmişliğin sığınağı olamaz. Gerektiğinde arınmasını da bilir, iç muhasebesini de yapar ama yolundan dönmez. Çünkü bu yürüyüş bir iktidar yürüyüşüdür, halkın umudunu yeniden ayağa kaldırma yürüyüşüdür. Benden susmamı veya başka şeyler söylememi bekleyenler var. Beni iyi dinleyin: Kemal Kılıçdaroğlu milletin ve partisinin çıkarlarını kendi ikbali için müzakere etmez. Bin kere toprak olur da bin kez çiçek açar ama eğilip bükülmez. İftiralarınız da, tehditleriniz de vız gelir. Ben doğruyu söylerim, ben hakikatin yanında dururum. Bakınız, 70 yılı aşkın ömrünü bu halkın adalet kavgasına adamış, boğazından tek bir haram lokma geçmemiş ve evlatlarına bırakacağı tek mirası verdiği ahlak kavgası olan Bay Kemal'den hiç kimse başka şey söylemesini asla beklemez. Aklımız nefsimize uymasın, yolumuz dürüstlükten ayrılmasın, rehberimiz vicdanımız olsun. Sağlıcakla kalın, benim sevgili yurttaşlarım." 18:33 CHP GENEL MERKEZİNDEN DEĞERLENDİRME Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararıyla Özgür Özel ve parti yönetimi tedbiren görevden uzaklaştırılırken, Kemal Kılıçdaroğlu ve yönetimi görevi devraldı. CHP Genel Merkezi, yaşanan gelişmeler sonrası olağanüstü toplantı kararı aldı. Milletvekili Gökhan Günaydın, toplantı öncesi ilk değerlendirmesini paylaştı. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin CHP kurultay davasında aldığı karar sonrası parti içinde hareketli saatler yaşanıyor. Mahkeme, Özgür Özel ve parti yönetiminin tedbiren görevden uzaklaştırılmasına, Kemal Kılıçdaroğlu ve yönetiminin görevleri devralmasına hükmetti. Bu gelişmeler üzerine CHP Genel Merkezi’nde olağanüstü toplantı kararı alındı. Parti binasında yaşanan yoğun hareketlilik ve toplantıya hazırlık çalışmaları dikkat çekti. Toplantı öncesi CHP Milletvekili Gökhan Günaydın basına yaptığı kısa açıklamada, “Konuşmak için erken, toplantı çıkışı bir değerlendirme yaparız” dedi. 18:33 KILIÇDAROĞLU NEREDE? Kemal Kılıçdaroğlu CHP'ye butlan kararını Ankara'daki ofisinde aldı. Eski CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu karar sonrası gelişmeleri takip etmek için evine geçti. 18:33 GÜRSEL TEKİN’İN GÖREVİ SONA ERDİ İstanbul İl Başkanlığına Gülsüm Hale Özcömert Coşkun görevlendirildi CHP İstanbul İl Başkanlığına mahkeme kararıyla atanan Gürsel Tekin'in de görevine, Ankara 36. Bölge Adliye Mahkemesi'nin kararıyla son verildi. CHP İstanbul İl Başkanlığına Gülsüm Hale Özcömert Coşkun'un görevlendirildi. 18:24 İYİ Parti olağanüstü toplanacak Mutlak butlan kararının ardından İYİ Parti Başkanlık Divanı yarın saat 10.00'da Müsavat Dervişoğlu başkanlığında olağanüstü toplanacak. 17:52 "ÖZGÜR ÖZEL GÖREVDEN EL ÇEKTİRİLMİŞ POZİSYONDA" CNN Türk yayınında konuşan hukukçu Şükrü Aksu; "Bu karar temyiz yolu yani Yargıtay yolu açık olarak verilmiş olan bir karar. Normal şartlarda ihtiyati tedbir kararı verilmese idi Yargıtay’dan karar gelinceye kadar Özgür Özel görevine devam edecekti. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi, ihtiyati tedbir talebini de kabul ederek, bu noktada bugün itibariyle Özgür Özel, parti meclisi, yüksek disiplin kurulu, tamamıyla görevden el çektirilmiş pozisyondadır. Kemal Kılıçdaroğlu’nu, o dönemdeki parti meclisi ve yüksek disiplin kurulunu, karar kesinleşinceye kadar yani Yargıtay’a giderlerse Yargıtay’dan dönünceye kadar görevli olarak addetmiştir." 17:50 CHP'DE MYK OLAĞANÜSTÜ TOPLANDI Mahkemenin "Mutlak butlan" kararı sonrası CHP Merkez Yönetim Kurulu olağanüstü toplandı. 17:48 CHP İÇİN "MUTLAK BUTLAN" DAVASINDA KARAR Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36’ncı Hukuk Dairesi, CHP’nin 38’inci Olağan Kurultayı'nın 'mutlak butlan' nedeniyle malul olduğu tespiti ile iptaline karar verdi. Mahkeme, kurultay tarihinden önceki genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu ve parti organlarının görevlerine aynen devam etmelerine karar verildi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, CHP'nin 38'inci Olağan Kurultayı'na ilişkin usulsüzlük soruşturması başlatırken, eski Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş ve bazı delegeler, kurultayın iptali için ayrı ayrı mahkemelerde dava açtı. Açılan iptal davaları Ankara 42'nci Asliye Hukuk Mahkemesi’ndeki dosyada birleştirildi. Mahkeme 24 Ekim’de görülen duruşmada, CHP’nin 38’inci Olağan Kurultayı’nın iptali istemiyle açılan asıl davanın 'konusuz' kaldığını belirterek, karar verilmesine yer olmadığına hükmetti. Mahkeme, birleşen dosyalar yönünden yaptığı değerlendirmede, eski Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş’ın açtığı davayı, davayı açma ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle reddetti. ‘KANUNUN EMREDİCİ HÜKÜMLERİNE AYKIRILIK’ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36’ncı Hukuk Dairesi, CHP’nin 4-5 Kasım 2023 tarihlerinde gerçekleştirilen 38’inci Olağan Kurultayı ile 8 Ekim 2023 tarihli İstanbul İl Kongresi’ne ilişkin açılan davalarda istinaf incelemesini tamamladı. Daire, Siyasi Partiler Kanunu, Dernekler Kanunu ve Türk Medeni Kanunu hükümlerini birlikte değerlendirerek kurultay süreçlerine ilişkin inceleme yaptı. Kararda, Ankara 3’üncü Asliye Hukuk Mahkemesi, Ankara 26’ncı Asliye Ceza Mahkemesi, İstanbul 45’inci Asliye Hukuk Mahkemesi ve İstanbul 72’nci Asliye Ceza Mahkemesi dosyaları kapsamında toplanan deliller, ifade tutanakları ve resmi kurumlardan gelen bilgi ve belgelerin birlikte değerlendi. KURULTAY İPTAL EDİLDİ İstinaf incelemesinde, ilk derece mahkemesinin ‘konusuzluk’ değerlendirmesi hukuka uygun bulunmadı. Daire, sonradan yapılan olağanüstü kongre ve kurultayların, önceki kurultayda bulunduğu değerlendirilen hukuka aykırılıkları ortadan kaldırmayacağı kanaatine vardı. Mahkeme, CHP’nin 38’inci Olağan Seçimli Kurultayı’nın ‘mutlak butlan’ (kesin hükümsüzlük) nedeniyle yapıldığı tarihten itibaren iptaline karar verdi. Kurultayın iptal edilmesi nedeniyle sonrasında yapılan tüm olağan ve olağanüstü kurultayların ve bu kurultaylarda alınan tüm kararların da iptaline hükmedildi. 38'nci Olağan Seçimli Kurultaydan önceki duruma dönülmesine, kurultay tarihinden önceki genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu ve parti organlarının görevlerine aynen devam etmelerine karar verildi. CHP İSTANBUL İL KONGRESİ İPTAL EDİLDİ 08/10/2023 tarihinde gerçekleştirilen CHP İstanbul İl Kongresinin ve bu kongrede alınan tüm kararların mutlak butlan (kesin hükümsüzlük) nedeniyle malul olduğu tespiti yapıldı. Kongrenin iptali ile kongre tarihinden önceki duruma dönülmesine, kongre tarihinden önceki il başkanı ve parti il organlarının görevlerine devam etmelerine karar verildi. (CNNTürk)

LÜTFİYE KADER: Siyasette Başkalaşım ve Partilerimiz Haber

LÜTFİYE KADER: Siyasette Başkalaşım ve Partilerimiz

Ben bir eğitimciyim. Çocukluğumdan beri aileden, dededen, babadan gelme Atatürkçü kimliğim bana devrimci, çağdaş, demokrasiye, akıl ve bilime inanan birey olmamı sağladı. Ailemizin, eğitime ve aydınlanmaya verdiği değer sayesinde kız çocuğu olarak yaşama bir sıfır önde başladık. Çok tutucu ve manevi değerlere bağlı ama vatanını, milletini seven Sandıklı gibi bir yerde okumaya değer verilse de oturduğun yerden uzakta bir şehirde kız çocuğu okutmak herkesin harcı değildi. Özgürlük ve bağımsızlık için Kurtuluş Savaşı’mızın düşmana geçit vermediği Çanakkale Gelibolu’da, ailemizden de şehitler veren kuşağın torunuyum. Gelenekçiliği ve ülkücülüğü (milliyetçiliği ) benimseyen Sandıklı toplumunda, Anadolu’da olduğu gibi demokrasi kültürü çok olmasa da insanları birbirine düşman edecek siyaset anlayışları da yoktu. Ta ki 80’li yıllardaki sağ, sol gençlik hareketleri olduğu ve dış kaynaklı virüslerin gençlerimizi birbirine kırdırdığı zamanlar hariç tabi ki... O zamanlar siyasetin gücü değil, insani, ahlaki değerlerin ve ailesel bağların gücü daha büyüktü. Devlet memuruna, devletin büyüklerine, devletin bayrağına, dinine, Kur’an-ı Kerim’e değil saygısızlık ve küfür etmek affedilmezdi… Çok sakıncalıydı… Doğada bazı canlılar özelikle kurbağa, eklem bacaklı ve ipek böcekleri dediğimiz canlılar yumurtadan olgun hale gelinceye kadar bir sürü değişim geçirirler. Bu değişimi geçirmezlerse o canlıyı tekrar yaşam döngüsüne sokamazlar. Değişimler, eğer gelişime hizmet içinse bu yaşamın sürdürülebilirliğini sağlayan en önemli denge unsurudur. Canlıların büyüme evresinde hücreleri bölünerek çoğalır. Vücut hücreleri dediğimiz sinir, epitel, kan, solunum, sindirim hücreleri kendi içlerinde bölünerek benzer hücreler (mitoz bölünme ile ) meydana getirirler. Ama vücutta canlının cinsiyetini, genetik özellikleri, çeşitliliği ve karakterlerini mayoz bölünme dediğimiz bölünme ile kazanırlar. Bölünme, mayoz bölünmenin bir evresinde genleri taşıyan kromozomların krosingover denilen parça değişimiyle gerçekleşir. Bu canlı çeşitliliği için çok önemlidir. Sadece hücrelerimiz mitoz bölünme geçirseydi fotokopi gibi aynı canlılar oluşurdu. Bu yüzden, hücre bölünmelerinde mayoz bölünme, çeşitliliğe ve genetik karakterlerin değişimiyle birbirine benzemeyen canlıların oluşmasına neden olur. Mayoz bölünme, canlıların çoğalmasında çok önemli ve gereklidir. Cumhuriyetin kuruluşundan (1923’den )Atatürk’ün ölümüne kadar ülkede gerçekleşen tüm devrimler bir değişimdir. Atatürk’ün ölümünden sonra da olumlu, olumsuz ülkede pek çok değişim oldu. Ülkemizde, cumhuriyet döneminden bugüne kadar pek çok parti kuruldu, pek çok parti değişti, pek çok parti kapatıldı. Bu değişimler parti içi ve parti dışı demokrasi anlayışlarını da değiştirdi. Kimisi demokratikleşmeye daha açık oldu, kimisi demokrasiyi hazmedemedi. Kimisinin de parti kuruluş felsefeleri, gizli ajandalarıyla dış odakların çıkarlarına uygun ithal ideolojilerin etkileriyle ortaya çıktı. Kurulan her parti doğa yasalarına göre olağan bir başkalaşım göstermiştir. Değişimin partilerimize olumlu, olumsuz yan etkileri oldu. Ülkenin kuruluş felsefesine göre; üreten, çalışan, okuyan bilimsel aklı rehber edinen çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’nin gücünü tehdit olarak gören dış odaklı güç merkezleri, Kurtuluş Savaşı’mızda yedi düveli yenen Atatürk’ün çağdaş modern Türkiye Cumhuriyeti’ni hazmedemediler. Özellikle ABD tarafından eğitime, ekonomimize, kazanılmış değerlerimize, üretim araçlarımıza ve zenginliklerimize virüsler bulaştırıldı. Virüsün fıtratında, canlının en küçük parçası olan hücrenin içine girip onu kontrol altında tutarak çoğalmak ve sonra tüm canlıyı ele geçirmek vardır. Peki, bu virüsler vücudumuza nasıl girdiler? Virüslerin biyolojideki tanımı hücre içi parazittir. Bu virüsler, hücrelerimize kendilerini kamufle ederek yıllar önce girdiler ve hala daha girmekteler. Devletin kurucu felsefesinin koruyucu ve sahiplenici partisi olan CHP ‘ye en çok da oraya girerek konuşlandılar. CHP’nin bağışıklık sistemi çok sağlam olduğu için 103 yıldır yıkılmadı. Ülkemizin pek çok partisi acaba aynı samimiyet ve duygularla bu koruyucu ve sahiplenici felsefeyi ne kadar savunuyorlar? Bu ülke hepimizin değil midir? Milletin oylarıyla seçilen vekiller mecliste ettikleri yeminlerin gereğini neden yapmazlar? Virüs bulaşınca hastalık kaçınılmaz oluyor. Bulaştırılan hastalıklar kimisi yavaş, yavaş kimisi de çok hızla yayılıp çoğalıyor. Bulaştırılan virüs hastalıklarının endemik olanları olduğu gibi çoğu dış kaynaklı virüs olanları da vardır. Son zamanlarda Türkiye’nin monarşiye dönmesini, ulus devlet olmasını istemeyen hadsiz ABD Ankara Büyükelçisi TOM BARAC, dış kaynaklı bir virüstür. Endemik (bize özgü) virüslerimizi besleyen aslında cehalet ve bilinç eksikliğidir. Endemik virüsler, bu yüzden kullanılmaya başka bir yapıya girip çoğalmaya uygundur. Dış kaynaklı virüsler da her zaman endemik virüsleri kullanırlar. Partilerimize bulaşan virüsleri etkisiz hale getirebilmenin elbette yapılabilecek çareleri ve yaptırımları da vardır. İnsan neden çalar? Neden yalan söyler? Neden kibirlenir? Neden dininden uzaklaşır? Neden stokçuluk yapar? Neden kötü düşünür? Neden duygudaşlık kurmaz? Hepsi virütük hastalıkların sonuçlarıdır. Çünkü sistem dürüstlüğe, üretime, akıl ve bilime dayalı değildir. Çalışma ortamındayken, okulda yaşadığım bir olaydan örnek vermek istiyorum. Eskiden, hasta olunca okul müdürlüğünden hasta kâğıdı almak için izin istenirdi. Hasta kâğıdının hasta olup, olmama durumunun kararı okul müdürünün inisiyatifine bağlıydı. Seni iyi gördüyse vermezdi. Çocuğun hastaysa ve ona bakmak zorunda kalsan bile zorunlu olarak insanı doğru söylememe hakkını kullandırırlardı. Şimdi, çok şükür öyle şeyler yok ama başka konularda başka inisiyatifler her zaman okul müdürleri için olağan bir durum gibi görülür. Bu durum mobing uygulamasına bile dönüşebilir. Mobbing: iş yerinde bir veya birden fazla kişi tarafından bir çalışana yönelik sistematik olarak uygulanan, onu yıldırmayı, dışlamayı veya işten ayrılmaya zorlamayı amaçlayan psikolojik baskı, şiddet ve taciz sürecidir. Nöbetçi iken ani bir durum ortaya çıktı ve evde bakıcı çocukla sorun yaşıyor, idareye gidip izin istersin vermez. Ama başka biri, olayı sisteme göre çözer yani izin almaz, dürüst davranmaz ama izinsiz gider, gelir. Bir arkadaşına söyler o da idare eder. Benim memurum işini bilir anlayışında sistem böyle çalışır. Bu, sorun çözmek adına yapılsa da kimse dürüst davranmaz. Dürüst davrandığında çoğunlukla idareciler tarafından çok hoş görülmez. Çünkü, “sorun çıkarma” anlayışındadır. Devamsızlığı olan bir öğrenciye rapor getir denir. Ama çocuk hasta değildir. Raporu, çocuk hasta olmadığı halde doktor raporu verir. Başarılı okulların reklamı öğrenci talebini artırır. Devlet okulları parasızdır denir ama kayıt için okullara fahiş denilecek rakamlarda kayıt ücreti istenir. Vergi hırsızları, vergi barışlarıyla affedilirse doğru vergi veren ne hisseder! Mutlaka çıkış yolları arayanlar olur. Sistemin, anayasasında belirlenen yasalara uyulmasını birey kendini yönetenlerden de bekler. Yasalara uymayanlar, kendi orman kanunlarını uygularlarsa, sonunda ahlaki değerler aşınır ve güven bozulur. Eskiden, devlet memurluğuna girerken sağlık raporu ve savcılık soruşturmalarıyla devlet memuru alınırdı. Özellikle, yüz kızartıcı suçları olanlar devlet memurluklarına alınmazdı. Şimdi tam tersi. Dürüst olmaları onlar için bir ceza durumuna geldi. Yurt dışı ihracatından yoğun kimyasal ilaç kullanıldığı için geri dönen sebze ve meyvelerin, iç piyasaya sürülmesi, vatandaşa uygulanan en büyük haksızlık ve suç değil midir? Hayat pahalılığından dolayı sağlıklı gıdaya ulaşamamanın yolunu uyanık insanlar ucuz sahte peynir, bal, yağ ve et ürünlerini satarak bulmaları sistemin çarpıklığı ve ahlakın çöküşü değil midir? Hırsızlık, yolsuzluk, ayrımcılık, sahtecilik, haksızlık, ahlak eksikliği, dini kullanarak insanları aldatmak, ahlaki değerlerimizin aşındırılması da virütik hastalıklardandır. Virütik hastalıklar, milletvekili veya meclis üyelikleri için seçilecek aday adaylarından herkesin ödeyebileceği sabit bir parti desteği sağlamaması yanlış ve sıkıntılı hatta partinin kimliğine zarar veren bir yargıyı da geliştirmektedir. Milletvekili veya belediye meclis üyelikleri seçimlerinde listeye girmek için fahiş para ödeyenler, milletvekili veya meclis üyesi seçildikten sonra, sizce kendisi için mi çalışır, yoksa ülkesi için mi? Çünkü harcadığı o parayı geri almak için bir sürü hırsızlık, yolsuzluk, haksız kazanç rüşvet gibi suçların özneleri olurlar. Bu durum, topluma, aileye, millete ülkeye, maddi, manevi kayıp yaratıp kötü örnek oluşturuyor.. Sonunda kısır bir döngü ile bu durum kanıksanmaya başlıyor. Çoğunluklu bir kısım, bu virütik hastalığa bulaşıyor. Bu durumu kim yaratıyor? Tabii ki sistemin açıkları ve zafiyetleri. İşte ahlak böyle çöküyor. Gömlek düğmesinin biri yanlış düğmelenirse gerisi hep yanlış olur. Çözüm: Hukukun üstünlüğüne saygı, liyakat önceliği, dürüst ve namuslu çalışarak hak edilen ücret ve statünün sağlanması, ülke menfaatinin, bireysel menfaatin üstünde tutulması, ortak aklın kullanılması, çok kazanandan çok, az kazanandan az vergi alınması ve ahlaki değerlerimizin din adı altında aşındırılmaması. Eşitlik ve adalet duygularının kuvvetlendirilmesi ve gençliğe güvenilmesi gerekiyor. Tıpkı bilge insan Atatürk’ün güvendiği gibi. 20.05.2026 ... Yazarın tüm yazıları için tıklayınız

CAFER GENÇ: 19 MAYIS: Kurtuluştan Kuruluşa Giden Yol Haber

CAFER GENÇ: 19 MAYIS: Kurtuluştan Kuruluşa Giden Yol

Ben hep, Milli Bayramlarımız olmasaydı dini bayramlarımızı kutlamamız mümkün olmazdı diyenlerdenim.. Bakın, Dünyaca ünlü yabancı bir tarihçi ne diyor: Her yılın 19 Mayıs günü, gençlere 1919’u anlatmak gerekir. Çünkü, bu bayramın gençlere armağan edilmesi anlamlı olduğu kadar sahiplenme ruhunun verilmesi bakımından da çok önemlidir. Atatürk, Gençliğe Hitabesinde, gençlere verdiği görevin ve sorumluluğun değerindeki sırrı ifade etmektedir. Bizler de gençlere o yılların tarihi sırrını anlatarak katkıda bulunmuş olalım. Milletin bekası için milli heyecanı canlı tutmak gerekir. Millet olarak, milli bayramımız olan 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımızın 107. yılını kutluyoruz. Asırlık çınarımızın gölgesinde yaşıyoruz. 19 Mayıs 1919, kurtuluşumuzdan haberdar olduğumuz, yeni bir devlet kurmanın ilk adımını attığımız tarihtir. Sevgili gençler, Atatürk’ün sizlere armağan ettiği bu bayramın anlamını ve Atatürk’ü anlamak gerektiği bilmelisiniz. Bir asker olan Atatürk, cepheden cepheye koşarak 11 cephede savaşmıştır. Atatürk, kızgın güneşin kavurduğu Arabistan’da Filistin çöllerinden, Kafkasya’da Sarıkamış soğuğuna, düşman zırhlılarının ateşi altında cehenneme dönen Çanakkale’den, Türkün ölüm kalım savaşı verdiği Sakarya’ya, Dumlupınar’a kadar milleti için ömrünü adamış efsane bir kahramandır... Türk olmakla gurur duyan, Türk milletini öven sözleriyle hayranlığını ifade eden Atatürk’ün asaletini, milletine karşı hissettiği onuru ve gururu bilmek, sevgi ve saygı duymamızın sebeplerinden biri olmalıdır. , Tarihi şahsiyetlere, milli ve manevi değerlere vefasız ve nankör olmamak, haksızlık yapmamak gerekir. Türk milleti olarak muhteşem tarihimiz, olağanüstü olaylarla yazdığımız destanlarla doludur. Bu destanlarımızın kahramanları olan Türk büyükleri, bizlerin, bayramlar yapmamıza vesile olmuşlardır. Bu günler, milli duygularımızı coşkuyla yaşadığımız; tarihi ve kültür değerlerimizi yeni nesillere aktardığımız, manevi ruhu ve milli şuuru yaşamalarını sağladığımız müstesna günlerdir. Hanlık-hakanlık ile Orta Asya’da başlayan Türk tarihi, imparatorluk, beylik olarak Selçuklularla Anadolu’da, Osmanlılarla üç kıtada hüküm sürmüştür. Nizam-ı alem davası ile dünyaya nizam veren; hak, hukuk, adalet dağıtan Osmanlı İmparatorluğunun, 1900’lü yılların başında tarihi varlığını tamamlamış olmasını fırsat bilen düşmanlar, vatan topraklarını işgal ettiler. 1914 yılında başlayan 1. Dünya Savaşı’na katılmak zorunda kaldık. Atatürk'ün 19 Mayıs 1919'da yaktığı kurtuluş meşalesi, gençlerin elinde, sarsılmaz iradeleriyle günümüzü aydınlatmaktadır. 1. Dünya Savaşı’ndan 1 yıl sonra, 18 Mart 1915’te Çanakkale Zaferi’nin kazanılması milletimizin kurtuluşuna ümit olmuştur. Çanakkale Zaferi, bizlerin, "her türlü imkansızlıklara rağmen nasıl kazandığımıza" şaşırdığımız, savaştığımız devletlerin "her türlü imkana sahip olmalarına rağmen nasıl kaybettiklerini" hâlâ anlayamadıkları, sırrını çözemedikleri bir mucize destandır... Bandırma Vapuru’nda Osmanlı’nın enkazı yüklüydü. İş çoktu, yük ağırdı, yol uzundu, dalgalar çetindi ama aydınlık ufuklara umut taşıyan gönüller engellere, zorluklara, sıkıntılara aldırış etmiyorlardı. Milletin yüreğinde kurtuluş ümidi taşıyan bu zaferi, 19 Mayıs 1919’da Samsun sahillerinden haykıran Atatürk; Erzurum’da, Amasya’da ve Sivas’ta yapmış olduğu kongrelerle, Anadolu’nun kuru ve kıraç topraklarını canlandırdı. Üzeri kül tutmuş yüreklerdeki milli ruhun ve heyecanın ortaya çıkması için, külü üfleyerek altındaki koru alevlendiren Atatürk ve silah arkadaşları, yurdun kurtarılması adına savaşılması gerektiği gerçeğini ortaya koydular. İmkansızlıklar içerisinde verilen mücadelenin unutulmaması için, o günler, bayram olarak kutlanmaktadır. Dört milli bayramımız çok anlamlıdır. 19 Mayıs 1919, "vatanımızın ve milletimizin kurtuluşu için savaşacağız", 23 Nisan 1920, "meclisimiz vardır, millet olarak yaşıyoruz", 30 Ağustos 1922, "zafer, Türk milletinindir, kurtuluşumuz gerçekleştirilmiştir", 29 Ekim 1923, "krallık, imparatorluk, kominizim, faşizm değil, insan hakları ve demokrasi için cumhuriyet yönetimini kabul ediyoruz” anlamında, tarihi gerçeklerin belgelerini bizlere, bayram olarak armağan etmişlerdir. Kurtuluş Savaşı yıllarında, milletimizi yok etmek düşüncesiyle "tarihimizi" silmek ve vatanımızı işgal ederek "coğrafyamızı" değiştirmek isteyen düşmanların bu niyetlerini, yeni nesillere aktarmak, milli bayramlarla mümkün olmaktadır. Yeni nesil, atalarının kendileri için verdikleri mücadelenin imkan ve şartlarını göz önünde bulundurarak ders alırlar, tarihine ve atasına sahip çıkarlar. Bütün dünya milletlerinin kabul ettiği, yüzyılın en büyük devlet adamı, lideri, önderi, askeri, başbuğu, hatibi ve fikir adamı, Türk’ün atası, büyük Türk başkomutan Atatürk’ü ve bu topraklar uğruna canlarını feda eden şehit atalarını unutmama ve sahiplenme duyguları milli bayramlarla yaşanmaktadır. Milli bayramlarımız bekamızın ve zekamızın ifadesidir. Atatürk’ün zekası bekamız olmuştur. Muhtaç olduğumuz kudretin damarlarımızdaki asil kanda mevcut olduğu, milli bayramlarımızla daha iyi anlaşılmaktadır. Milli bayramlarımız olduğu için dini bayramlarımız vardır. Manevi ruhla ve milli şuurla eğitim vereceğimiz, bu duygularla ve düşüncelerle yetiştireceğimiz nesillerin istiklalimiz ve istikbalimiz olacağı unutulmamalıdır. Sevgili Gençler, "Niçin bayram yapıyoruz?" sorusuna göğsümüzü gere gere cevap vereceğiniz, onur ve gurur duyacağınız günler yaşamanız dileğiyle bayramınız kutlu, gününüz ve gönlünüz mutlu, geleceğiniz umutlu olsun. Başta büyük önder, başkomutan Atatürk olmak üzere silah arkadaşlarını, şehitlerimizi rahmet dualarımla anıyorum, minnet duygularımla yadediyorum, saygılarımı ve sevgilerimi ifade ediyorum. Kökü maziden gelen atinin evlatları olan sevgili gençler, kurtuluşumuzun sırrını bilecekler ve kuruluşumuzun koruyucuları olacaklardır. Tarih ve kültür değerlerini sahipleneceklerdir. Atatürk’ün, "Kudretsiz dimağlar, zayıf gözler hakikati kolay göremezler" dediği sözü ilhamları, kılavuzları olacaktır. Asil Türk Milleti'nin bayramı kutlu, varlığı payidar olsun. Ne Mutlu Türküm Diyene!… ... Yazarın tüm yazıları için tıklayınız

Kırgızistan’dan BM Güvenlik Konseyi için destek çağrısı Haber

Kırgızistan’dan BM Güvenlik Konseyi için destek çağrısı

Serdar AKYOL / KIRGIZİSTAN (İGFA) - Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi geçici üyelik seçimleri öncesinde yaptığı kapsamlı açıklamada, uluslararası sistemde artan jeopolitik gerilimlere dikkat çekerek çok taraflı diplomasinin korunması, uluslararası hukukun güçlendirilmesi ve küresel barışın tesis edilmesi çağrısında bulundu. 3 Haziran 2026 tarihinde New York’ta gerçekleştirilecek Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi geçici üyelik seçimleri öncesinde devlet başkanlarına hitap eden Caparov, dünyada çatışma riskinin giderek arttığını belirterek mevcut uluslararası sistemin ciddi sınamalarla karşı karşıya olduğunu söyledi. Avrupa, Orta Doğu ve Afrika başta olmak üzere birçok bölgede devam eden silahlı çatışmaların küresel güvenliği tehdit ettiğini ifade eden Caparov, dünya genelinde askeri çatışmalara harcanan kaynakların 3 trilyon doları aştığını vurguladı. “Bu kaynaklar insanlığın refahı, açlığın sona erdirilmesi ve çevrenin korunması için kullanılabilirdi” diyen Caparov, küresel güvenlik anlayışının yeniden şekillendirilmesi gerektiğini kaydetti. “KÜÇÜK VE DENİZE KIYISI OLMAYAN ÜLKELER YETERİNCE TEMSİL EDİLMİYOR” Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin yapısındaki temsil dengesizliğine dikkat çeken Kırgız lider, özellikle küçük, gelişmekte olan ve denize kıyısı olmayan ülkelerin uluslararası karar alma mekanizmalarında yeterince yer bulamadığını söyledi. Kırgızistan’ın herhangi bir blok siyasetine bağlı olmadığını belirten Caparov, ülkelerinin kutuplaşmadan uzak, bağımsız ve dengeli bir dış politika anlayışıyla hareket ettiğini ifade etti. Caparov, Güvenlik Konseyi’nin temel işlevine dönmesi gerektiğini belirterek, “Konseyin siyasi çıkarların aracı değil, çatışmaları önleyen etkin bir mekanizma olması gerekiyor” dedi. “ORTA ASYA’DA SINIR SORUNLARINI BARIŞÇIL YOLLARLA ÇÖZDÜK” Kırgızistan’ın bölgesel istikrar konusunda önemli deneyimlere sahip olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Caparov, komşu ülkelerle yaşanan sınır sorunlarının müzakere yoluyla çözüldüğünü söyledi. Bu yaklaşımın sadece söylem değil somut bir model olduğunu ifade eden Caparov, en hassas güvenlik meselelerinin dahi diyalog ve karşılıklı çıkar temelinde çözülebileceğini dile getirdi. Kırgızistan’ın demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü alanlarında reformlarını sürdürdüğünü kaydeden Caparov, 2025 yılında kabul edilen yeni seçim yasasıyla kadınlar, gençler, etnik azınlıklar ve engelli bireyler için kota uygulamaları getirildiğini açıkladı. Ülkede parlamentoda kadın temsil oranının dünya sıralamasında en üst seviyelerde olduğunu belirten Caparov, yürütme ve yargı organlarında da cinsiyet kotası uygulamalarının hayata geçirildiğini söyledi. “NÜKLEER SİLAHSIZLANMAYI DESTEKLİYORUZ” Kırgızistan’ın dış politikasında nükleer silahlardan arınmış bir dünya hedefini benimsediğini vurgulayan Caparov, ülkelerinin 2025 yılında Nükleer Silahların Yasaklanmasına Dair Antlaşma’yı imzaladığını hatırlattı. Orta Asya’da nükleer silahlardan arındırılmış bölgenin oluşturulmasına öncülük ettiklerini ifade eden Caparov, iklim değişikliği ve güvenlik ilişkisinin de küresel gündemde daha fazla yer alması gerektiğini belirtti. AFGANİSTAN MESAJI Afganistan’daki gelişmelere de değinen Kırgız lider, Orta Asya’nın güvenliğinin Afganistan’daki istikrarla doğrudan bağlantılı olduğunu söyledi. Afgan halkına yönelik insani yardımların sürdüğünü belirten Caparov, özellikle kadınlar ve çocukların korunmasının önemine dikkat çekti. Kırgızistan’ın adaylığının tüm Orta Asya ülkeleri tarafından desteklendiğini açıklayan Caparov, ülkelerinin bugüne kadar hiç Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üyeliği yapmadığını hatırlattı. Rakip ülkelerden Filipinler’in daha önce dört kez Konsey’de yer aldığını belirten Caparov, Kırgızistan’ın seçilmesinin uluslararası toplum açısından “tarihi bir adaletin tesisi” anlamına geleceğini ifade etti. Cumhurbaşkanı Caparov, seçilmeleri halinde Güvenlik Konseyi’nin etkinliğini ve şeffaflığını artırmak için çalışacaklarını belirterek, uluslararası toplumun ortak sorunlarına çözüm üretme konusunda aktif rol üstleneceklerini söyledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.