Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Demokrasi

bursaarena.com.tr - Demokrasi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Demokrasi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Dervişoğlu, “İhanete karşı bayrak açıyorum" mitinginde konuştu: Bizim için bu teröre af yasasıdır, tsunaminin ilk dalgasıdır Haber

Dervişoğlu, “İhanete karşı bayrak açıyorum" mitinginde konuştu: Bizim için bu teröre af yasasıdır, tsunaminin ilk dalgasıdır

İyi Parti’nin Balıkesir’de düzenlediği “İhanete karşı bayrak açıyorum” mitinginde konuşan İyi Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, “Bizim için, bu teröriste af yasasıdır. Tsunaminin ilk dalgasıdır” dedi. Çerçeve Yasa olarak bilinen "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi"nin TBMM’de kabul edilmesinin ardından İyi Parti Balıkesir Kuvayı Milliye Meydanı'nda “İhanete karşı bayrak açıyorum” mitingi düzenledi. Mitingden saatler önce alan dolmaya başlarken Dervişoğlu’nun sahneye çıkması öncesinde şehitlerin isimleri sayıldı ve "Şehitler ölmez, vatan bölünmez" sloganı atıldı. Mitingde ayrıca partinin Balıkesir milletvekilleri Burak Dalgın ve Turhan Çömez'in Çerçeve Yasa'ya ilişkin yaptığı vatandaş röportajlarının video gösterimi yapıldı. Dervişoğlu sahneye çıktığında ilk olarak Türk Bayrağını göndere çekti ve ardından İstiklal Marşı okundu. Mitinge katılan vatandaşlar ise İstiklal Marşı’ndan sonra “İktidara doğru Dervişoğlu” sloganı attılar. Mitingde konuşan Dervişoğlu, iktidara seslenirken Çerçeve Yasa’ya karşı mücadelelerini büyütecekleri mesajını verdi. "Kayyım herkesin başındadır" Dervişoğlu konuşmasında şunları söyledi: “Bütün bunlar eş zamanlıdır ve ortak amaçlıdır. Kısaca kayyım hepimizin başındadır. Bu sadece bir aritmetik hesabından ibaret değildir. Belediye başkanlarının ‘ya rozet ya Silivri’ kumpaslarıyla Erdoğan’ın elini öpüp hizmete devam diyebildiği yüzsüzlük de sadece korkudan değildir. Bu şahıs rejiminden, şahıs devletine geçişin girizgahıdır. Bu sorun, hepimizin ortak sorunudur. Ortada apaçık duran bir şey var: Tüm Türkiye’yi, tüm siyaseti tutsak almış, yedi kollu canavar gibi saran bir sistemden söz ediyorum. O sistemin merkezi Beştepe sarayıdır. Mesele ne İyi Parti ne de başka partiler meselesidir. Erdoğan ve avanesi; bu ülkeden, ulu bir orman değil, ot bitmeyen verimsiz bir “geren” çıkarmak istiyor. O yüzden her şeyi, her birimizi kırmayı, birbirinden koparmayı, olan her şeyi yıkmayı, parçalamayı, bölmeyi kendilerine bir görev addediyorlar. Siyasi partileri anlamsız, Meclis’i de gereksiz kılarak, milletin, kurallara ve kurumlara güvenini tamamen yok etmek istiyorlar. Türk milletini siyasetten uzaklaştırmak istiyorlar. Milleti siyasetten soğutmak, sandığa küstürmek istiyorlar. Takım elbiseli bir dikta rejimi, ABD Büyükelçisinin tavsiye ettiği şekliyle ‘Müşfik bir monarşi’ kurmaya çalışmanın aşamalarıdır bunlar. Bizi mecbur kılmak istedikleri şey budur. "Bilsinler ki, bizim kalemiz Anadolu kalesidir" Felaket senaryosu mudur bu? Gelmekte olan acı gerçektir! Bile bile felaketi beklemek, felaketi büyütmekten başka bir işe yaramaz. Kula minnet eylemeyenleri silip atmak istiyorlar bu vatandan. Onlar bitirmeye çalışmadan, biz onun bitmeyeceğini göstermeliyiz. Bilsinler ki, bizim kalemiz Anadolu kalesidir. İyi Parti, Türk’ün milli devlet düsturunun yıkılmaz son kalesidir. "Kimse mecbur kalmayacak" Recep Tayyip Erdoğan’a sesleniyorum: Onlar nasıl Türk milletini yıkamadıysa, sen de bu kaleyi yıkamazsın. Bu kalenin taşlarında kazılı sözler vardır, sen bu kaleyi yıkamazsın Recep Tayyip Erdoğan! Sana ‘Hayır’ dediğimiz için, ihanete baş eğmediğimiz için sen bizi cezalandırıyorsun ya, bizi azaltmaz! Senin hanedan planına itiraz ettiğimiz için, bize fatura kesiyorsun ya... Hepsi vız gelir, tırıs gider! Bu siyasi namus bataklığında, sen yaşayacaksın. Sen ne yaparsan yap, kimse sana mecbur olmayacak, Bu millet sana mecbur kalmayacak. Türk milleti ebediyen yaşayacak! "Türk milletinin infazıdır" Türk milleti, İmralı’nın dileklerine, iktidarın açık pazarlıklarına, Kandil’in gediklilerine ses etmeyecekmiş. Hapishanelerden, terör kamplarından, Avrupa’dan gelecek 9 bin teröristin, zehir tacirinin elini kolunu sallayarak dolaşmasını izleyecekmiş. Şehirlerimizde, sokaklarımızda, çarşılarımızda; mafyası, çetesi, karteli azmış gibi milletin başına yeni belalar musallat edecekler, 50 yıl silahla başaramadıklarını, siyasetle yapmalarına izin veren bu yasaya karşı, bizler dilimize dikkat edecekmişiz. Kürt kardeşimi, PKK ile eşitleme formülünü, demokrasi diye kutsayacakmışız, kardeşle kardeşin arasına duvarlar koyacakmışız, Öcalan’ın kayyım memurluğuna minnettar olacakmışız. Çıkartılan, af değilmiş, infazmış! Eğer infazsa, Türk milletinin infazıdır, Cumhuriyet’in infazıdır. Katlidir, yok edilmesidir! Çünkü hiçbir iktidarın milletin tamamına gözünü kırpmadan silah sıkmışlara, millet ve devlet düşmanlarına hak ve hukuk bahşetmeye hakkı yoktur. Kimsenin buna hakkı yoktur! "Bir kere mert olun" Bu kalkışma, ancak Yassıada kararları kadar meşrudur, 12 Eylül kadar yasaldır, 28 Şubat kadar demokrattır. Kurullar olacakmış, TBMM izleyecekmiş! Kaç kişi yararlanacak sen onu söyle! Şeytan alemine açtığınız bu kapıdan, kaç zebani geçecekmiş sen onu anlat, palavrayı bırak. Bir kere de bu millete doğru söyleyin, Bir kere de mert olun, Çıkın, ‘Ben bu memleketin evlatlarının insanca yaşamasına düşmanım’ deyin! Çünkü onlar, çoğunluk, biz azınlıkmışız. Onlar Meclis’te 467, bizse azmışız. Söyle Balıkesir, Beştepe’den duyulsun.” Dervişoğlu’nun sözlerinin ardından mitinge katılan binlerce vatandaş, “Şehitler ölmez, vatan bölünmez” sloganları attılar. Vatandaşları mücadeleye davet eden Dervişoğlu, “Mesele; karamsarlığa asla kapılmamak, riyakarlığı bünyede barındırmamak, doğru bildiğinden asla şaşmamak, hakkından asla vazgeçmemek, kendi şerefini hiçbir şerefsize çiğnetmemektir. Milli şerefi asla ayaklar altına vermemektir. Biliyoruz ve eminiz ki; ellerinde ve yüreğinde Türk milletinin sancağını asırlardır taşıyan bir tekimiz de kalsak, bizi yenemezler. Biz başkaları gibi kazanmak için değil, başarmak için yola çıkanlarız. Biz teksek de bir kişi değiliz, Biz sadece biriz. Sayınız yetti, elleriniz ihanete kalktı, teklif kanunlaştı. Ama bilin ki hiçbir çoğunluk, yanlışı doğruya, haksızlığı hakka çeviremez. Tarihin hükmünü yazamaz ve silemez” dedi. "Yalan bunların ağzında yapmanın ötesinde 66 katlı rezidans yapmış" Geçtiğimiz günlerde 25. yılını kutlayan AKP’nin 25 yıl karnesini de çıkaran Dervişoğlu, şöyle konuştu: “Hani yalan ağızlarına yuva yapmış derler ya, bunlarınkine yuva yapmamış. Yalan bunların ağzında yapmanın ötesinde 66 katlı rezidans yapmış. 25 yıldır sayılara takla attırmaktan, uydurma masallarla tarihimizi kirletmekten başka, her kavşakta ortak değiştirip her musibette, 40 tas su dökülmekten başka bir şey yapmadılar. Yapmadıklarına ‘Yaptık’ deyip sebep olduklarını inkâr etmekten başka bir şey yapmadılar. Şimdi iktidarlarının 25’inci yılını kutluyorlar. Salonları süslemiş, ışıkları yakmış, şakşakçılarını toplamışlar. Bir de milletin karşısına geçip, çeyrek asırlık hikâyelerini anlatıyorlar. "‘25 yıllık destan’ bu işte" 1 Mart tezkeresiyle çıktılar yola. Amerikan askerlerini Türkiye’ye sokmaya kalktılar, Kıbrıs’ı iktidarlarının diyeti olarak vermeye kalktılar. Büyük Ortadoğu Projesinde, eş başkanlıklarını meydanlarda haykırdılar. İktidara gelirken aldıkları millet mührünü, daha ilk günden bir balyozla değiş tokuş ettiler. 25 yıldır ellerinde aynı balyoz var. Cumhuriyetimize, milli devletimize vurdukça vuruyorlar. O balyozun etikertinde ‘İsrail’de tasarlanmıştır. Amerika’da üretilmiştir. İngiltere’den ithal edilmiştir’ yazıyor. 25 yıldır bu Cumhuriyet o balyozla sarsılıyor. Hürriyetlerimiz tırpan yiyor, hukukumuz hızara veriliyor, refahımıza kıran giriyor, mutluluğumuz kıyıma uğratılıyor, huzurumuz her gün biçiliyor. Alın terimiz yağmalanıyor, geleceğimize ipotek koyuluyor. ‘25 yıllık destan’ bu işte. Dünya 7 dolara et yerken Türk milletine 21 dolara et yedirmek mi başarı? Enerji fiyatı, Avrupa’da üç yılda yüzde 7 artarken, bu milletin faturasını yüzde 277 artırmak mı başarı? Milyonlarca insanı işsizliğe ve umutsuzluğa mahkûm etmek mi başarı? Sizin başarı dediğiniz şey, baştan sona milli felaket! "ABD var, İŞİD yoksa PYD var, şimdi de PKK var" 25 yılda en çok büyüyen grafik, fabrikalar değil cezaevleri oldu. Suçlar büyüdükçe, cezalar küçüldü. Suçlulara cüret verildikçe, masumlar sindiler. Refahı değil sefaleti büyüttünüz. Millete taksitle yağ ve bulgur aldıran başarı. 44 milyonu krediyle yaşatan başarı. 6,5 milyon ev genci yaratan başarı! Emeklinin ömrünü yediniz, hala başarıdan bahsediyorsunuz. Gencin hayallerini yıktınız, hala başarıdan bahsediyorsunuz. İşçinin emeğine kibrit suyu döktünüz. Utanmıyor musunuz! Çalışanın yarısını asgari ücrete sıkıştırıp, o ücreti de açlık sınırının altına gömdünüz. Budur 25 yıllık destan. O çaldırdığınız Mehteran marşı var ya o marşla sizi uğurlayacağız. Çeyrek asır önce icazet aldığınız, Türkiye’nin iradesini dışarıdaki projelere bağlayan siyasetiniz neyse, bugün Türk milletinin iradesini İmralı’daki terör hükümlüsünün hesabına bağlayan siyasetiniz neyse, Netanyahu ile “düşmancılık” oynayan riyakarlığınız odur. Bu milleti boş yere kandırmayın. İngiltere ile borsa oynayan faizciliğiniz odur. Trump ile ‘emret komutanım’ oynayan gurursuzluğunuz odur. Bütün bunların hesabını sormaya geleceğiz. Sıkı durun, hesap soracağız. Alışmışsınız... Sizin geminizi yürütmek için AB yoksa İngiltere var, İsrail yoksa ABD var, İŞİD yoksa PYD var. Şimdi de PKK var. Yarın ne olur Allah bilir! Her kim ki bu münafıklığa el pençedir; makbuldür, ortaktır, yandaştır. Her kim ki buna itiraz eder, direnir; işte o zaman teröristlikten teröristtir. Ortaklık defterinizde, bir tek Türk milletinin adı yoktur! İşbirlikçilikle başlayan 25 yılın sonunda daireyi tamamladınız. "Cumhurbaşkanı Erdoğan, Devlet Bahçeli ve Abdullah Öcalan’dan oluşan üçlü koalisyondur" İktidar ve ortaklarına soruyorum: Sahada güvenlik güçlerimiz tarafından defalarca mağlup edilen PKK’ya, masada bugün verilmeye çalışılan imtiyazın sebebi nedir? Uluslararası terör ve suç örgütü PKK, 50 yıl emperyalizme hizmet ettikten sonra şimdi bundan vaz geçecekmiş, Ve bundan sonra da Türkiye ile birlikte hareket edecekmiş. Emperyalizmin karşısında duracakmış öyle mi? Sizi böyle mi kandırıyorlar? Bu trajikomik hayale gerçekten inanmamızı mı bekliyorsunuz? Huzura inanmak, demokrasi istemek, silahlar sussun demek başka bir şeydir. Ahmaklıksa başka bir şey! Sizin karşınızda ahmak yok! ‘Çerçeve çerçeve’ diye konuştukları rezaletin yaldızlı varaklarını değil, içindekini söylüyoruz. Şimdi de ressamlarını söyleyeyim: Cumhurbaşkanı Erdoğan, Devlet Bahçeli ve Abdullah Öcalan’dan oluşan üçlü koalisyondur. İlham kaynaklarını ve hocalarını da pekâlâ hepimiz tanıyoruz. Herkes barış ve kardeşlik diliyle konuşmak zorundaymış, bizler, “barış” ortamını bozuyormuşuz. Kim kiminle barışıyor Numan Efendi? Kim kimle savaştı da sen barıştın ve biz geri kaldık? Ağızlarından çıkanların değdiği yerlere bak! Atılacak adımlarda acele edilmeliymiş, yoksa süreç enfekte edilirmiş. Böyle sesleniyor sahibinin sesi ulak partisi. Sizin Cumhuriyet düşmanlığınızdan ala enfeksiyon mu var? Öcalan sevdanızdan ala hastalık mı var? Türkiye’nin Lübnanlaşmasından, Iraklaşmasından, Suriyelileşmesinden ala felaket mi var? Adamlar evimizi başımıza yıkıyor, Bir de eleştirimizden şikâyet ediyorlar. Bizim canımız burnumuzda. Biz size yanlış yapıyorsunuz edebinizle gidin diyoruz!” Dervişoğlu’ndan anayasa uyarısı Sürecin başında söylediklerini de hatırlatan Dervişoğlu, şu ifadeleri kullandı: “Bu yasa Meclis’ten geçer geçmez bizim 1 yıl 10 aydır söylediğimiz gibi, ‘Terörsüz Türkiye’ diye çıkılan yolun istikametini bir bir söylemeye başladılar: Silahlar bırakılmasın mı? Barış gelmesin mi? Analar ağlasın mı? Darbe anayasasından kurtulmayalım mı? Şu maddeyi değiştirsek iyi olmaz mı? Hangi maddeyi? 3’ü mesela? Allah kelamı mıdır Anayasa? Sanmayın ki dertleri sadece o metni değiştirmektir. ‘Öcalan gelsin konuşsun’ dediler. Bu, işin çok sonraki safhasıydı. Aslolan onu sisteme almaktı. Şimdi İmralı canisi cezaevinden çıkmadı, yasa onu kapsamıyor diye bizden dua etmemizi bekliyorlar. “Dediğim dedik, çaldığım düdük anayasasıdır” Anayasa tartışmalarında da aynen böyle olacak. ‘İlk 4 maddeyle işimiz yok’ diyecekler. Ortaya bubi tuzakları salacaklar İşin sonunda Cumhurbaşkanı’na dönem sınırı kalkacak ve kıyıda köşede kalan 3-5 yetki daha verecekler. Gerisi de vatan da millet de cumhuriyet de umurlarında değildir! En başından beri uyarıyoruz, Türkiye’nin tartışılmazlarını tartışmaya açacaklar diye anlatıyoruz. Terör örgütünün uzantısı partinin eşbaşkanı, ‘Yasanın yalnızca silah ve şiddet zeminini ortadan kaldırdığını; asıl siyasi-hukukî tartışmanın bundan sonra başlayacağını’ açıkça ilan etti. Dediğimize gelecekler. Heniz başlangıç. Yasanın Kürt meselesinin demokratik çözümü olmadığını, sadece meselenin hukukî ve siyasî zeminde tartışılmasının önünü açtığını söyledi. Önümüzdeki dönem büyük tartışmalar yaşanacak. İyi Parti’nin olduğu Meclis’te Türk devletinin aleyhine bir kanun çıkarmak zannettikleri kadar kolay olmayacaktır. Bundan sonra mücadelemiz sadece TBMM’de değildir; mücadelemiz meydanlardadır, vatandaşın ağzındadır. Mücadelemiz Türk’ün hakkını korunması olarak tarihe geçecektir. İşi bunlara bırakırsak unutmayın ki bunların anayasası tektir: Dediğim dedik, çaldığım düdük yasasıdır. “Hedefleri hükümsüz cumhuriyet” Bizler, haklı çıktığı için üzülenlerdeniz. Yüzlerce, binlerce terörist, ‘entegrasyon’ adı altında ortaya salındığında, olacakları bildiğim için şimdiden kahroluyorum. Adam gümbür gümbür ömür boyu başkanlığa gidiyor, ‘Terörsüz Türkiye’ diye attıkları astarın altında, savunmasız Türkiye, hükümsüz bir cumhuriyet hedefi vardır. Bu sözde süreci pişirenlerin, paçavra yasayı hazırlayanların bir yarısı, bu ülkenin 103 yıllık cumhuriyet tarihini reklam arası olarak görürken, bir yarısı da zulüm tarihi olarak görüyor. Bu zihinler bir araya gelip, sözde süreç başlatıyor. Bu ihanete karşı çıkanlar da buradadır. İşte seçilecek taraf budur! 2007, 2009, 2010, 2017 ve nihayet 2025… Hepsi özenle seçilmiş sözcüklerle, ‘Yetmez ama evetlerle’ geldi. Hepsiyle bu ülkenin kurucu ilkelerini sakatladılar. Şimdi yine aynı türküyü söylüyor, herkesin de eşlik etmesini istiyorlar. Biz ise bunu ne olursa olsun reddediyoruz. İktidarın bugüne kadar yaptıkları, bundan sonra olacakların açık seçik teminatıdır. Bizim tüm itirazımız bunadır. Kürt kardeşim... Seni Cumhuriyet’ten hesap sormaya itenler var. Hepsi bir ağız etmiş, sana bunu söylüyorlar. Sen onlara, hepimize çocuk gelinleri, kadın cinayetlerini, sana yaşatılan zorbalıkları sor. 25 yıldır bitiremedikleri GAP’ı, yapılmamış tren yollarını, söz verilip açılmayan fabrikaların hesabını sor. Eğer sen soramıyorsan ben buradayım. Gel beraber soralım. 25 yılın hesabını cumhuriyete kesenlerin hesabını, biz birlikte keselim. 20 yaşında teğmeninin ettiği yeminden, komedyenin mizahından, karikatüristin çizgisinden korkuyorlar. Şantajla ülke yönetiyor, her türlü çürümüşlük hüküm sürerken, ahlaksızlığı şarkılarda arıyorlar. Bunlar, bakanlarını arabulucu diye göndertip o makamları teminat gösterip, kıytırık bir şirkete bile söz geçiremeyip 100 maden işçisinin sorununu çözemiyorlar. Bunlar mı bizim sorunlarımızı çözecekler? Bunlar, terör gazisinin bile hakkına giriyor, Bacağını vatana feda etmiş kahramanları tehlikeli görüp Meclise sokmuyorlar. Önlerine polis ekipleri yığıyorlar. Bunlar mı bizim sorunlarımızı çözecekler? "Biz Türklük mevziisini terk etmeyeceğiz" Ne yapacağınızı, kime sahip çıkacağınızı biliyorsunuz. Sonuna kadar mücadele edeceğiz ve nihayetinde de başaracağız. Biz, bu kalkışmayı, ceketimizi ilikleyip normalleştirmeyeceğiz. Bugünün bir yarını olduğunu biliyoruz. Bizim için, bu teröriste af yasasıdır. Tsunaminin ilk dalgasıdır. Bize bunların bedelini ödeteceklermiş, partimize saldırıları arttıracaklarmış! Umurumda bile değil. Gözümüzü hiçbir şeyden sakınmayız. Vekillik maaşı peşinde koşuyorsa rozet değil, isterse boynuna tasma taksın, umurumda bile değil. Sokakta milletin, aynada kendinin, evde çocuğunun yüzüne bakamıyorsa, Allah onun cezasını zaten vermiştir, bedduaya bile gerek yoktur. 1921’de Polatlı’dan gelen düşman top sesleri neyse, ihanet süreci de odur. Bunu düğün davulu zanneden varsa, zil takıp oynayabilir. Ama biz, 41 Bayrak Adam’ın yolundan yürüyoruz. Biz Türklük mevziisini terk etmeyeceğiz, cumhuriyet menzilinden sapmayacağız bir vatan daha kaybetmeyecek, bir millet daha yitirmeyeceğiz! "Çaresiz ve umutsuz değiliz" Adaletsizliğe, riyakarlığa açtık bayrağımızı. Gazinin bıraktığı can parçasına, şehidin akıttığı kan hatırına açtık bayrağımızı. Karar senin, karar bizim, karar hepimizin. Her gecenin bir gündüzü var, bakmak istersek, Her yanımızda umut var, tutmak istersek. O halde tutun elimden, düşün peşime. Çaresiz ve umutsuz değiliz.” Mitingin ardından Müsavat Dervişoğlu ve İyi Parti teşkilatı, miting alanından Alaca Mescit'e yürüdü.

Özgür Özel'den TBMM'de ilk grup, 'YENİ' mesaj Haber

Özgür Özel'den TBMM'de ilk grup, 'YENİ' mesaj

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM'deki ilk grup toplantısında yaptığı konuşmada yeni siyaset anlayışı, örgütlenme modeli ve iktidar hedeflerine ilişkin mesajlar verdi. Özel, "YENİ Parti'yi bir partimiz olsun diye değil, iktidar olsun, milleti iktidara getirsin diye kurduk" dedi. ANKARA (İGFA) - YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki ilk grup toplantısında konuştu. Özel, konuşmasında partisinin kuruluş sürecini, siyasi hedeflerini ve yeni örgütlenme modelini anlattı. Kendilerini "iktidara yürüyen kadrolar" olarak tanımlayan Özel, "Kontrollü muhalefet olmayı, mağlubiyeti ve kendine çizilen sınırlar içinde siyaset yapmayı reddettiklerini" söyledi. "YENİ PARTİ'Yİ İKTİDAR OLSUN DİYE KURDUK" Konuşmasında kuruluş sürecine değinen Özel, vatandaşlarla yapılan görüşmelerin ardından yeni bir siyasi yol açma kararı aldıklarını belirtti. "YENİ Parti'yi bir partimiz olsun diye kurmadık" diyen Özel, "YENİ Parti'yi iktidar olsun, milleti iktidara getirsin diye kurduk" dedi. Partinin kuruluş talimatını, adını ve bütçesini milletin belirlediğini savunan Özel, YENİ Parti'nin "tabanda kurulan, milletle birlikte hareket eden bir siyasi yapı" olacağını dile getirdi. Özel, partinin örgütlenme modelinde değişikliğe gideceklerini belirterek, mahalle ve ilçe meclislerinin siyasetin temel unsuru olacağını söyledi. Üyelerin yalnızca seçim dönemlerinde değil, sürekli siyasi karar süreçlerine dahil olacağını ifade eden Özel, 81 ilde il meclislerinin kurulacağını, politikaların bu yapılar üzerinden şekillendirileceğini kaydetti. Kadınlar, gençler, işçiler, emekliler, çiftçiler, esnaf, akademi ve sivil toplum temsilcilerinin politika üretiminde aktif rol alacağını belirten Özel, "Yeni üyelerin siyasetin içinde kendini bulacağı dinamik bir model" hedeflediklerini söyledi. YENİ Partimizin ilk grup toplantısını gerçekleştiriyoruz. https://t.co/E1ImZjXHoN — Özgür Özel (@eczozgurozel) August 4, 2026 CHP'DEN İSTİFALARA İLİŞKİN AÇIKLAMA YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, konuşmasında CHP'den istifa eden kişi sayısına ilişkin de açıklamalarda bulundu. 700 binin üzerinde istifadan haberdar olduklarını belirten Özel, belediye başkanları ve meclis üyelerinden de yeni partiye katılım çağrısı aldıklarını ifade etti. Özel, farklı siyasi görüşlere sahip demokratları da YENİ Parti çatısı altında siyaset yapmaya davet etti. Partiye katılacak vatandaşların ilk kurultaya kadar "siyasi kurucular" olarak değerlendirileceğini söyleyen Özel, vatandaşları parti çalışmalarına katılmaya çağırdı. Özel, konuşmasının sonunda yeni siyasetin; demokrasi, katılım ve ortak gelecek hedefleri üzerine kurulacağını belirterek, "Yeni ve demokratik bir Türkiye geleceğini hep birlikte inşa edeceğiz." mesajını verdi.

Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt CHP'den istifa etti Haber

Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt CHP'den istifa etti

Eskişehir Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, 40 yıllık CHP üyeliğinden istifa ettiğini açıkladı. CHP'li belediye meclis üyeleriyle birlikte partiden ayrıldıklarını duyuran Kurt, yeni süreçte Özgür Özel ile kurulacak partide demokrasi, adalet ve özgürlük mücadelesini sürdüreceklerini söyledi. ESKİŞEHİR (İGFA) - Eskişehir Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla 40 yıldır üyesi olduğu Cumhuriyet Halk Partisi'nden (CHP) istifa ettiğini duyurdu. Kurt, açıklamasında yalnız olmadığını belirterek, Odunpazarı Belediyesi CHP'li Meclis Üyeleriyle birlikte partiden ayrıldıklarını ifade etti. Alınan kararın kişisel değil, Türkiye'nin demokrasi mücadelesinde yeni bir dönemin başladığına olan inançlarının sonucu olduğunu vurgulayan Kurt, Cumhuriyet, demokrasi, laiklik, hukuk devleti ve adalet ilkelerine bağlılıklarını yeni bir siyasi zeminde sürdüreceklerini kaydetti. Yeni süreçte Özgür Özel ile birlikte hareket edeceklerini açıklayan Kazım Kurt, kurulacak yeni partide Türkiye'nin demokrasi, adalet ve özgürlük mücadelesine katkı sunmaya devam edeceklerini belirtti. "Benim için değişen yalnızca siyasi adres olacaktır. Değişmeyen ise halkın yanında durma kararlılığımdır." ifadelerini kullanan Kurt, Odunpazarı'na ve Eskişehir'e hizmet etmeyi aynı inanç ve sorumlulukla sürdüreceğini söyledi. Açıklamasında Özgür Özel'in, "Biz binayı terk ettik ama çıkarken mirası, emaneti alıp çıktık. Miras bizdedir, meşruiyet bizdedir, yetki bizdedir, görev bizdedir." sözlerine de yer veren Kurt, CHP'nin kurucu değerlerinin binalarda değil, bu değerlere bağlı insanların mücadelesinde yaşamaya devam edeceğini ifade etti. Kazım Kurt, açıklamasını, "Bugün yeni bir başlangıcın ilk adımını atıyoruz. Yolumuz demokrasi, pusulamız Cumhuriyet, gücümüz halk olacaktır." sözleriyle tamamladı.

Eski Diyarbakır Cezaevi, 'Demokrasi ve Hafıza Merkezi'ne dönüşüyor Haber

Eski Diyarbakır Cezaevi, 'Demokrasi ve Hafıza Merkezi'ne dönüşüyor

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Diyarbakır Anı Müzesi ve Kültür Merkezi'ndeki çalışmaları yerinde inceledi. Ersoy, eski Diyarbakır Cezaevi'nin, cunta dönemlerinin karanlığını unutturmayan ve insan hakları bilincini gelecek nesillere aktaracak bir hafıza mekânına dönüştürüldüğünü açıkladı. ANKARA (İGFA) - Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Diyarbakır Anı Müzesi ve Kültür Merkezi projesinde yürütülen çalışmaları yerinde incelediklerini duyurdu. Bakan Ersoy, eski Diyarbakır Cezaevi'nin kapsamlı bir dönüşüm süreciyle yalnızca bir müze değil, demokrasi, hukuk devleti ve insan hakları bilincini gelecek kuşaklara aktaracak güçlü bir hafıza mekânı haline getirileceğini belirtti. Projenin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ortaya koyduğu vizyon doğrultusunda hayata geçirildiğini ifade eden Ersoy, merkezin Diyarbakır'ın önemli buluşma noktalarından biri olacağını vurguladı. Hafıza müzesinin yanı sıra bünyesinde kütüphane, sergi alanları, tiyatro ve çok amaçlı salonların da yer alacağını belirterek, merkezin 24 saat yaşayan bir kültür ve sanat adası olarak hizmet vereceğini söyleyen Bakan Ersoy, açıklamasında, merkezin geçmiş ile gelecek arasında güçlü bir köprü kuracağını ifade etti. Diyarbakır Anı Müzesi ve Kültür Merkezi'nde yürüttüğümüz çalışmaları yerinde inceledik. Eski Diyarbakır Cezaevi'ni; cunta dönemlerinin karanlığını unutturmayan, demokrasinin, hukuk devletinin ve insan haklarının önemini gelecek nesillere aktaracak güçlü bir hafıza mekânına… pic.twitter.com/mam2kl1zjj — Mehmet Nuri Ersoy (@MehmetNuriErsoy) July 23, 2026 Bakan Ersoy, tarihi tüm yönleriyle koruyan, demokrasimizi güçlendiren ve ortak hafızamızı yaşatan eserleri Türkiye'ye kazandırmaya kararlılıkla devam edeceklerinin altını çizdi.

Kurtulmuş: Terörsüz Türkiye Yasası meclis tatiline kalmadan çıkabilir Haber

Kurtulmuş: Terörsüz Türkiye Yasası meclis tatiline kalmadan çıkabilir

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin hazırlanacak yasal düzenlemenin Meclis tatile girmeden yasalaşmasını hedeflediklerini belirterek, düzenlemenin genel af niteliğinde olmayacağını ve tüm partilerin uzlaşısıyla hazırlanmasının amaçlandığını söyledi. ANKARA (İGFA) - TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, siyasi partilerle gerçekleştirdiği iki günlük temasların ardından Meclis'te düzenlediği basın toplantısında "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin yürütülen çalışmaları değerlendirdi. Türkiye'nin tarihi bir süreçten geçtiğini ifade eden Kurtulmuş, TBMM bünyesinde çalışmalarını tamamlayan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun hazırladığı ortak raporun yeni dönemin yol haritasını oluşturduğunu söyledi. PKK'nın silah bırakma kararının ardından yeni bir sürece girildiğini belirten Kurtulmuş, bu sürecin kalıcı hale gelmesi için yasal düzenlemenin zorunlu olduğunu vurguladı. "GENEL AF OLMAYACAK" Hazırlanacak düzenlemenin geçici ve müstakil bir yasa olacağını ifade eden Kurtulmuş, teklifin herhangi bir genel af ya da kişiye özel af niteliği taşımayacağını söyledi. Yasanın, örgütün silah bıraktığının tespit ve teyidine ilişkin mekanizmaları içereceğini belirten Kurtulmuş, yaz aylarında örgüt mensuplarının silah bırakarak örgütsel faaliyetlerini tamamen sonlandırmasını sağlayacak kapsayıcı bir hukuki çerçeve oluşturulmasının hedeflendiğini dile getirdi. "EN GENİŞ UZLAŞI HEDEFLENİYOR" Siyasi partilerle yapılan görüşmelerde ana çerçevede ortak anlayış bulunduğunu aktaran Kurtulmuş, bundan sonraki aşamada grup başkanları ve grup başkanvekillerinin teklifin ayrıntıları üzerinde çalışacağını söyledi. Teklifin olgunlaşmasının ardından partiler arasında ortak bir değerlendirme yapılabileceğini ifade eden Kurtulmuş, "Ümit ve arzu ederiz ki Meclis tatile girmeden bu yasa yasalaşır ve Türkiye için yeni bir dönemin kapıları açılır." dedi. "MESELE SADECE YASA ÇIKARMAK DEĞİL" Sürecin yalnızca bir kanun düzenlemesinden ibaret olmadığını vurgulayan Kurtulmuş, asıl hedefin Türkiye'de terörün tamamen sona erdiği, silahların sustuğu ve kardeşlik ikliminin güçlendiği bir dönemin oluşturulması olduğunu söyledi. Kurtulmuş, farklı siyasi görüşlerin doğal olduğunu ancak ortak hedefin Türkiye'nin birlik ve beraberliğini güçlendirmek olduğunu belirterek, mücadele zemininin yalnızca demokratik siyaset olması gerektiğini ifade etti. https://t.co/FisXDg1bk9 — Numan Kurtulmuş (@NumanKurtulmus) July 22, 2026 TEKLİF GELECEK HAFTA MECLİS'E SUNULABİLİR Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Kurtulmuş, yasa teklifinin kısa ve çerçeve niteliğinde olacağını belirtti. Teklifte; düzenlemenin kapsamı, denetim ve gözlem mekanizmasının yapısı ile uygulama süresine ilişkin hükümlerin yer alacağını ifade eden Kurtulmuş, çalışmanın önümüzdeki hafta TBMM Başkanlığı'na sunulmasının ve komisyon sürecinin ardından Genel Kurul gündemine gelmesinin hedeflendiğini söyledi. Kurtulmuş ayrıca, sürecin devlet politikası olarak yürütüldüğünü belirterek, "Türkiye artık hiçbir terör örgütünün tehdit oluşturamayacağı güçlü bir geleceğe doğru ilerlemektedir." değerlendirmesinde bulundu.

33. yılında dinmeyen acı... Madımak Otel'e 'Utanç Müzesi' afişi asıldı Haber

33. yılında dinmeyen acı... Madımak Otel'e 'Utanç Müzesi' afişi asıldı

Sivas Katliamı’nın 33. yılında yüzlerce yurttaş Madımak Oteli'ne yürüdü. Utanç müzesi afişlerinin otele asıldığı anmada Özgür Özel, katliamın insanlık suçu sayılması ve otelin utanç müzesi olması gerektiğini vurguladı. Madımak Oteli'nde 33 aydının yaşamını yitirdiği katliamın 33. yılında Sivas'ta anma programı düzenlendi. Anma etkinlikleri kapsamında binlerce yurttaş, Hacıbektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı önünde bir araya gelerek Madımak Oteli'ne yürüdü. Yürüyüşe mahkeme kararıyla CHP Genel Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Özgür Özel de katıldı. Yürüyüş sırasında açıklamalarda bulunan Özel, "33'üncü yas yılındayız. Sivas'ta yanan ateş sönmedi, adalet sağlanmadı. İnsanlığa karşı işlenen bu büyük suç maalesef zamanaşımına uğratıldı. Firardakiler yakalanmadı, cezaevindekiler affa uğradı. O günkü ateş hala Sivas'ta yanıyor" dedi. Özel, sözlerini şöyle sürdürdü: "Sivas, CHP'nin Genel Başkanı'nın burada olmasını çok önemsiyor. Yıllardır milletvekili olarak geldiğim süreçte söz vermiştik, o sözü ilk yıldan beri tutuyoruz ve tutmaya devam edeceğiz. Madımak'ın mutlaka utanç müzesi olması gerekiyor. İnsanlığa karşı suçların zamanaşımına uğramaması gerekiyor ve Sivas Katliamı'nın da bir insanlığa karşı suç olarak kabul edilmesi, her türlü zamanaşımından muaf olması gerekiyor. Zaten imzaladığımız uluslararası anlaşmalar da bunu gerektiriyor. Hükümet bunun gereğini yapmıyor şu anda." Burada basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Özel, 33 yıldır adalet arayışının sürdüğünü belirterek, "33 yıldır burada bir kor ateş yanıyor. Bu ateşin sönümlenmesi, adalete kavuşulmasıyla mümkün. Ancak 33 yıldır ailelerin adalet arayışı devam ediyor" ifadelerini kullandı. Özel, açıklamasında şu değerlendirmelerde bulundu: "Çok farklı farklı adaletsizlikler var. Hala firarda olanlar var. Yakalanmış Almanya’da ama halen Türkiye’ye iade edilmemiş, altı yıl daha iade edilmezlerse zaman aşımından yararlanacaklar var. Ağırlaştırılmış müebbet hapis aldıkları halde Anayasa Mahkemesi’nin geçmişteki haksız ve yersiz bir yorumlamasıyla serbest kalmış olanlar var. Terör suçları koşullu salıverme şartlarından yararlanmazken, Madımak katillerinin yararlandırıldığı ve Madımak’ın bir terör olayı sayılmadığı bir süreçle karşı karşıyayız." Özel, katliamın insanlığa karşı işlenmiş bir suç olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak şöyle konuştu: "Diğer bir taraftan insanlığa karşı işlenen suçlarda zaman aşımı olmaz. Madımak, insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur. Ancak ve ancak Madımak’ın insanlığa karşı bir suç olarak işlendiğini kabul etmeyenler ve bunu zaman aşımına tabi tutan bir takım yaklaşımlar var. Bu yüzden bu çoklu adaletsizlik ortamında hep birlikte ailelerin yanındayız, kurumların yanındayız, ilk günden beri adalet arayan hukukçuların ve avukatların yanındayız. Bütün canların yanındayız." "2 TEMMUZ UTANÇ GÜNÜ OLARAK ANILACAK" Madımak Oteli'ne "Madımak Utanç Müzesi" yazılı tabela asıldığını hatırlatan Özel, mücadelenin süreceğini belirtti. "Bugün 'Madımak Utanç Müzesi' diye bir tabelayı oraya yapıştırdılar" diyen Özel, sözlerini şöyle tamamladı: "Biz bunun, devlet tarafından resmen buranın bir utanç müzesi olarak kabul edildiği ve 2 Temmuz’un bir utanç günü olarak kanunlaştığı güne kadar mücadelemizi bu konuda sürdüreceğiz. Daha önce bu konuda Meclis’te çeşitli çalışmalarımız, girişimlerimiz, kanun tekliflerimiz oldu. Ümit ediyoruz ki bu Madımak’ta yaşananları bir insanlık suçu olarak görmeyen, zaman aşımından yararlandıran, firarileri bulmayan, yıllarca kırmızı bültenle arananların evinde vefat ettikten sonra buralarda olduğunun farkına varan ve davanın düştüğü söylendiğinde, tahliyeler söylendiğinde bunu olumlu bir gelişme olarak ifade edip, ‘Vatana ve millete hayırlısı olsun’ diyenlerin iktidarı son bulduğunda, halkın iktidarı kurulduğunda buraya bu tabela ve altında devletin resmi mührünün de bulunduğu şekilde kalıcı olarak asılacak. 2 Temmuz da bir utanç günü olarak alınacak. Ben bir kez daha acıyı paylaşıyorum ve Sayın Genel Başkanların şahsında tüm canları saygıyla selamlıyorum." (Video: Pir Haber Ajansı) HORASAN ERENLERİ DERNEKLER FEDERASYONU SİVAS'TA 2 Temmuz için Sivas'ta bulunan Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu, anı köşesine karanfiller bırakıp, basın açıklaması yaptı. Açıklamada şu ifadeler kullanıldı; "Bugün burada yalnızca bir anma yapmak için toplanmadık. Bugün burada acımızı paylaşmak, birlik ve kardeşliğimizi haykırmak için toplandık. Bundan tam otuz üç yıl önce Madımak'ta 33 aydınımızı katlettiler. Aradan geçen bunca yıla rağmen içimizdeki ateş sönmedi. Çünkü Madımak yalnızca bir bina değildi. Madımak, bu milletin vicdanına vurulmuş ağır bir darbeydi. Biz biliyoruz ki 2 Temmuz Madımak katliamı ile 5 Temmuz Başbağlar katliamı aynı karanlık planın parçalarıdır. Madımak'ta canlarımızı yakarak bizi birbirimize düşürmek istediler. Başbağlar'da köylülerimizi kurşuna dizerek aynı oyunu sürdürmek istediler. Ama başaramadılar. Bu milleti bölemediler. Alevi ile Sünniyi düşman edemediler. Çünkü biz bin yıllık kardeşliğin evlatlarıyız. Biz inanıyoruz ki Madımak katliamının gerçek failleri ortaya çıkarılmadan bu acı dinmeyecektir. Biz bu karanlık planların arkasında ABD ve NATO'nun Gladyo örgütünün bulunduğunu biliyoruz. Bu milleti birbirine kırdıran bütün karanlık ilişkiler açığa çıkarılmalıdır. Birkaç gün sonra Ankara'da NATO toplantısı yapılacak. Buradan bir kez daha söylüyoruz. Anadolu, emperyalist hesapların oyun sahası olmayacaktır. Bu millet artık kardeş kanı üzerinden kurulan senaryolara teslim olmayacaktır. Biz Horasan'dan çıktık. Ehlibeyt sevgisiyle yoğrulduk. Horasan erenlerinin nefesiyle Anadolu'ya geldik. Pirlerle, dedelerle, erenlerle bu topraklarda bir olduk, diri olduk, kardeş olduk. Yüzyıllardır üzerimize Hızır Paşalar gönderdiler. Her defasında Pir Sultan olduk. Her defasında zalimin karşısında dimdik durduk. Her defasında "Gelin canlar bir olalım" dedik. Çünkü bizim yolumuz sevginin yoludur. Biz can veririz. Can almayız. Çünkü biz canız. Biz ulu bir yolun talipleriyiz. Bugün buradan bütün Türkiye'ye sesleniyoruz. Madımak'ın acısı hepimizin acısıdır. Başbağlar'ın acısı hepimizin acısıdır. Bu ülkenin neresinde bir can yanmışsa o acı hepimizin acısıdır. Sivas artık acının şehri olarak anılmamalıdır. Sivas kardeşliğin, sevginin ve birliğin şehri olmalıdır. Erenlerimiz, pirlerimiz ve dedelerimiz bize bunu öğütlemiştir. Bugün Madımak'ta yitirdiğimiz 33 aydınımızın huzurunda söz veriyoruz. Sizi unutmayacağız. Sizin adınızı yaşatacağız. Bu milleti birbirine düşürmek isteyen odaklarla mücadeleden vazgeçmeyeceğiz. Birliğimizi bozmak isteyenlere fırsat vermeyeceğiz. Çünkü bu vatan hepimizindir. Bu bayrak hepimizindir. Bu devlet hepimizindir. Kazanan kardeşlik olacaktır. Kazanan Türk Milleti olacaktır. Madımak'ta yitirdiğimiz 33 aydınımızı saygı ve özlemle anıyor ve onlara söz veriyorum. Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu olarak anınızı yaşatacak ve bu katliamın asıl faillerinin ortaya çıkarılması için kararlılıkla çalışacağız." KİM NE DEDİ Sivas’ta 2 Temmuz 1993’te Madımak Oteli'nin yakılması sonucu 33 aydın, yazar ve sanatçı ile 2 otel çalışanının yaşamını yitirdiği katliamın 33. yılında siyasetçiler ve kurumlar anma mesajları yayımladı. Bakın hangi siyasetçi ne dedi... Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu: "2 Temmuz 1993'te Sivas Madımak'ta yaşanan katliamda hayatını kaybeden bütün canları rahmetle anıyorum. Bu ülkenin yaşadığı derin acılar bize bir yol gösteriyor; asla ve asla kör karanlık akılların ürettiği nefretin ülkemizi sarmasına izin vermeyeceğiz. Birliğimizden, beraberliğimizden vazgeçmeyeceğiz" Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş: "2 Temmuz 1993… Tarihimize kara bir leke, ortak vicdanımıza hiç dinmeyecek bir acı olarak kazınan Madımak Katliamı’nda yitirdiğimiz canlarımızı rahmetle anıyorum." Tutuklu Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan: "Eşit yurttaşlığın teminatı olacak bir Ayrımcılıkla Mücadele Yasası gecikmeden TBMM gündemine alınmalıdır. Türk’ün, Kürt’ün, Alevi’nin, Sünni’nin, Müslüman’ın, Gayrimüslim’in; bu ülkenin her yurttaşının hukuk önünde eşitliğini güvence altına alan böyle bir düzenleme, Türkiye’nin demokrasi meselesinin ayrılmaz bir parçasıdır. Barışı, milli birlik ve bütünlüğü, ülkede güvenin yeniden tesis edilmesini konuştuğumuz bugünlerde, böylesi bir adım en güçlü samimiyet göstergesi olacaktır. Barış, ancak hukuki güvenceyle ve ortak toplumsal hafızayla inşa edilir. Acıları tanıdığımızda, eşit yurttaşlığı güvence altına aldığımızda ve vicdanı kamusal hayatın temeline yerleştirdiğimizde kalıcılaşır." DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan: "2 Temmuz 1993’te Madımak’ta katledilen 35 canımızı saygı ve rahmetle anıyorum. Hiçbir vatandaşımızın düşüncesi, kimliği ya da inancı nedeniyle hedef alınmadığı bir Türkiye’yi hep birlikte inşa edeceğiz" Odatv

Gazeteci İlhan Selçuk ile karikatürist Turhan Selçuk mezarları başında anıldılar Haber

Gazeteci İlhan Selçuk ile karikatürist Turhan Selçuk mezarları başında anıldılar

Cumhuriyet Gazetesin eski imtiyaz sahibi ve başyazarı İlhan Selçuk ile kardeşi karikatürist Turhan Selçuk, yitirilişlerinin 16’ncı yıldönümünde Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesindeki mezarlaerı başında saygıyla anıldılar. Anma törenine, Hacıbektaş Belediye Başkanı Ali Kaim, Turhan Selçuk’un kızı Aslı Selçuk, Turhan Selçuk’un eşi Ruhan Selçuk, eski Hacıbektaş Belediye Başkanı Ali Rıza Selmanpakoğlu, CUMOK Sözcüsü Necdet Özer, Cumhuriyet Vakfı Genel Sekreteri Işık Kansu, Cumhuriyet gazetesi Ankara Temsilcisi Sertaç Eş, Cumhuriyet gazetesi İdari ve Mali İşler Müdürü Osman Selçuk Özer, Cumhuriyet gazetesi Ankara Temsilciliği İdare Müdürü Mahmut Soyuer, gazetemiz yazarlarından Miyase İlknur, Veteriner Hekimler Derneği Genel Sekreteri Mücteba Binici ve Ankara, İstanbul CUMOK üyeleri katıldı. ‘HİÇBİR ZAMAN GERİ ADIM ATMADILAR’ Törende ilk olarak Hacıbektaş Belediye Başkanı Ali Kaim kürsüye çıktı. Kaim, Selçuk kardeşlerin geçmişini anlatarak, “Selçuk kardeşler hep dik durmuş, baskılara karşı hiçbir zaman geri adım atmamışlardır. Her şeye rağmen, karşı devrimcilere olan mücadelelerini sürdürmüşlerdir” dedi. ‘ANADOLU’NUN PARÇASI OLARAK BÜYÜDÜLER’ Kaim’in ardından konuşan Aslı Selçuk, “Aydınlanma bilgelerimiz değerli babam Turhan Selçuk ile değerli amcam İlhan Selçuk’u birlikte anmak için her yıl olduğu gibi bu yıl da onların yanındayız. Bugün aynı zamanda babalar günü. Amca, baba yarısı demektir” dedi. Selçuk, “Selçuk kardeşler, Anadolu’nun bir parçası olarak büyüdüler. Çocukluklarından itibaren Atatürk ve vatan sevgisiyle büyüdüler. İkisi de cumhuriyetin kuruluşunu gördü. Türkiye, sürekli yaşanan savaşların izlerini taşıyordu. Bu izler onları çok etkiledi. Turhan, 3 yaşındayken çizgi çizmeye başladı. İlhan ise, 3 yaşında merdiven basamaklarına oturup nutuk attı. Yazı yazma aşkı, orada doğdu. Evlerine hep Cumhuriyet gazetesi alınırdı” diye konuştu. Selçuk kardeşlerin yaşadığı zorluklara dikkat çeken Aslı Selçuk, “Düşüncelerinden, ilkelerinden, inançlarından hiçbir zaman ödün vermediler. Onlar, aydınlanmanın çınarlarıydı. Mezar başlarındaki çınarlar birleşti, tek bir çınar oldu. Turhan ve İlhan Selçuk, yazılarında, kitaplarında, karikatürlerinde, dördüncü boyutta yaşamayı sürdürüyorlar” dedi. ‘TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN KURULUŞU, ONLARIN DOĞUM GÜNÜ GİBİDİR’ Daha sonra konuşan Ruhan Selçuk ise, “Yaşamdaki duruş ve eserleriyle Mustafa Kemal ve arkadaşlarından miras kalan Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu, onların doğum günleri gibidir. Özgür düşüncenin getirdiği yaratıcılıkla Turhan fırçasıyla hayatı çizdi, İlhan kalemiyle hayatı yazdı. Gerçekleri dile getirmekten hiçbir zaman kaçınmamış, yürek cesurları olarak yüreklerin hafızasından hiçbir zaman silinmeyeceklerdir. Aramızda değiller, ama hep yanıbaşımızdalar. Uykunuz aydınlık olsun yiğit ve güzel insanlar” ifadelerini kullandı. ‘KALP KRİZİ GEÇİRİRKEN BİLE KONFERANS VERDİ’ Ali Rıza Selmanpakoğlu da, İlhan ve Turhan Selçuk’un eserlerinden çeşitli alıntılar yaparak onların mücadelelerine, ilkelerine ve duruşlarına dikkat çekti. İlhan Selçuk ile bir anısını anlatan Selmanpakoğlu, “Gözümün önüne, İlhan ağabeyin Hacıbektaş’ta verdiği son konferans geldi. Salona giderken, İlhan ağabey sendeledi, koluma girdi. Terlemeye başladı. ‘Ağabey, dilersen seni istirahat ettirelim’ dedim. ‘İnsanlar buraya kadar gelmiş, sonuna kadar dayanırım’ yanıtını verdi. Benim gözlerim doldu. Salona girince, lavaboya girmek istedi. ‘Abi gel yapma, bir şekilde hallederiz’ dedim. Dinlemedi. O anda kalp krizi geçiriyordu. Kriz geçirirken, o büyük konferansı heyecanla verdi” dedi. ‘DOĞRU YÖNÜ GÖSTEREN PUSULA’ Daha sonra kürsüye çıkan CUMOK Sözcüsü Özer, “İki kardeşin ortak özellikleri, demokrasi, laiklik, tam bağımsızlık ve Atatürkçülüğün ödünsüz savunucusu olmalarıydı. yaşamları boyunca düşünceleri, yazıları nedeniyle gözaltına alındılar, işkence gördüler ve yargılandılar” dedi. Özer, “İlhan Selçuk, yazdıklarıyla okuruna doğru yönü gösteren bir pusula gibiydi. Bizler onun yazılarını dört gözle bekler ve okurduk. Yaşarken kişiliğiyle ölmeden önce ölmeyi, fikirleri ve mücadelesiyle öldükten sonra yaşamayı başaran nadir birisidir. Turhan Selçuk da aynı kardeşi gibi çizgileriyle karanlığa ışık oldu” diye konuştu. ‘TARİH, DEVRİMLERİN ÖLMEYECEĞİNİ GÖSTERMİŞTİR’ Cumhuriyet Vakfı Genel Sekreteri Işık Kansu da, “Yıllardır bütün aydınlarımızın birer birer öldürülmesine tanık olduk. En yakın ustalarımız, cinayetlerle aramızdan alındı. Çeyrek yüzyıldır da gerici yobaz bir iktidar tarafından baskıyla yönetiliyoruz. Değerli dostlar, tarih bize devrimlerin ölmeyeceğini öğretmiştir. Devrimlerin karşısında mutlaka karşı devrimler olacaktır. Bizim devrimimiz de 100 yıllık bir devrimdir. Karşı devrimi yaşıyoruz ama bunu da aşacağız. Halk, 1923 devrimi için gerçekten direniyor. Cumhuriyetimizi yeniden sahipleneceğiz, adını Atatürk’ün verdiği bir kurumun temsilcisi olarak Cumhuriyetten ödün vermemekte kararlıyız” dedi. Kansu, sözlerini “Cumhuriyet gazetesi, bir cumhuriyet kurumudur. Cumhuriyet bağımsızlıktır. Aklen bağımsızlıktır. Cumhuriyet Gazetesi halkçı bir cumhuriyet çizgisindedir. Aydınlık geleceğin kalesidir. Demokrasiye yönelen her türlü girişime karşı toplumsal direnişin adıdır. Sömürüye karşı geleceğin bayraktarıdır. Enseyi karartmayın. Cumhuriyete sahip çıkacağız ve onu geri alacağız” diyerek sonlandırdı. Konuşmaların ardından katılımcılar, Selçuk kardeşlerin gömütlerine çiçek bıraktı.

SUAY KARAMAN: Arınma.. Haber

SUAY KARAMAN: Arınma..

İngiliz edebiyatçı Eric Arthur Blair (1903-1950) takma adıyla George Orwell, ‘1984’ adlı romanında şöyle yazar: “aslında hiçbir şey yasa dışı değildi, çünkü artık yasa diye bir şey yoktu.” İşte bugün ülkemiz aynen bu duruma getirildi. Yıllardan beri anayasa askıya alındı, Anayasa Mahkemesi’nin kararlarına diğer mahkemeler uymamaya başladı ve siyasiler kararları eleştirdi. Siyasi partiler, sendikalar, meslek örgütleri, demokratik kitle örgütleri bu durumu normal kabul ettiler. Hukuk ayaklar altına alınırken üniversitelerin hukuk fakültelerinden ses çıkmadı, tepki verilmedi. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi'nin, CHP’nin 4-5 Kasım 2023 tarihinde yapılan 38. Olağan Kurultayı hakkında verdiği ‘kesin hükümsüzlük-mutlak butlan’ ve mevcut parti yönetiminin görevden uzaklaştırılması kararı üzerinde olumlu-olumsuz birçok görüş bildirilmektedir. Verilen kararın siyasi olduğu görüşü öne çıkmaktadır. CHP’nin derin bir kargaşa içine sürüklenerek, yapılacak seçimlerde parçalanmış bir CHP ile girilmesi planlanmaktadır. Bunun yanında iktidarı bırakmamak için her türlü yargı oyununun oynanacağının tüm muhalefet partilerine gösterilmesi amacı vardır. Gelinen bu aşamada CHP yöneticilerinin çözüm için farklı planlarının olmadığı da bir gerçektir. Sürekli miting yaparak, ülke gündeminin dışındaki konulara vurgu yaparak, açılıma el vererek boş yere zaman harcandığı ortaya çıkmıştır. Zaten anayasası askıya alınmış, hukuka uygun olmayan kararların verildiği bir ülkede yapılması gerekenlerin yerine, toplumu uyutmaya kalkışmak, siyasi iktidarın ekmeğine yağ sürmekten öteye geçmez. 16 Nisan 2017 halk oylamasında mühürsüz oylarla rejim değiştirilirken tepki vermeyenlerin hepsi, bugünkü durumun suçlularıdır. Bu koşullarda yapılacak seçimlerin güvenliği de tartışılır. Daha önce trafoya giren kediler gibi ilginç olaylar düşünülünce seçim güvenliğinin sağlanılamayacağı ve sandıktan kimin çıkacağı bellidir. 2023 seçiminde Kemal Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanlığı adaylığı için gözyaşları döken Özgür Özel, bugün yıllardır birlikte siyaset yaptığı Kılıçdaroğlu ile karşı karşıya gelmiştir. Siyasetteki ve toplumdaki çürümüşlükten, ahlaksızlıktan payını alan ana muhalefet partisi, tüm muhalefeti toplayıp, tek adam yönetimine karşı güçlü bir birliktelik oluşturması gerekirken, kendisi paramparça edilmiş durumdadır. 24 Mayıs Pazar günü CHP genel merkezinde yaşananlar herkesi derinden üzmüştür. CHP’nin eski ve yeni yöneticilerinin öngörüsüzlüğü toplum önünde partiyi zor duruma düşürmüştür. Partililerin birbirilerine hakaret ederek ve partinin bölünerek gücünün zayıflatılması, emperyalizmin işine yarayacaktır. Burada esas olan isimlerden çok amaçlardır. İsimler sadece kullanılan ve işi bittikten sonra gönderilen piyonlardır. Bundan kurtulmanın yolu partiyi kuruluş ayarlarına geri döndürmektir. Kuruluş ayarlarına döndürülmeyen ana muhalefet partisi, her geçen gün savrulmaya devam edecektir. Ve açılıma teslim olarak ülkemizin bölünmesine doğru yol alınacaktır. Atatürk ilkelerine sıkı sıkı sarılan CHP’nin, ülkenin geleceğine umut olması beklenmektedir. Parti içi hakaret ve kavga yerine güç birliği yapılarak iktidar yolunda yürümek mümkündür. Gelinen durumda siyasi iktidarların hukuk dışı tutum ve davranışları karşısında tüm muhalefetin güç birliği yapması gerekirken, ana muhalefet partisi kendi iç sorunlarıyla karşı karşıya getirilmiştir. Bugün yargının durumu Demokrat Parti’nin 18 Nisan 1960 tarihinde kurduğu Tahkikat Encümeni (Soruşturma Komisyonu) ile benzemektedir. 15 Demokrat Partili milletvekilinden oluşan bu komisyon, savcıların, askeri ve sivil hâkimlerin tüm yetkilerine sahip olacaktı. Gazete toplatabilecek, basımevleriyle birlikte kapatabilecekti. Her türlü evrak, belge ve eşyaya el koyabilecekti. Komisyon kararlarına karşı gelenler bir yıldan üç yıla kadar hapisle cezalandırılacaktı. Komisyon kararlarına itiraz mümkün değildi. Demokrat Parti’nin yaptığı açıkça bir sivil darbeydi. Demokrat Parti, 14 Aralık 1953 tarihinde çıkardığı 6195 sayılı yasayla CHP'nin bütün mallarına el koymuştu, CHP’yi kapatmak istiyordu. Bugün ise AKP, CHP yönetimini geçersiz kılarak, kargaşa içine sokmuştur. Meclis grubunda “siz isterseniz hilafeti bile getirirsiniz” diyebilen ve “odunu koysam milletvekili seçtiririm” sözüyle demokrasiden hiçbir şey anlamadığını gösteren Demokrat Parti’nin Başbakanı Adnan Menderes iktidarında Atatürk Devrimleri, ‘tutan devrimler’ ve ‘tutmayan devrimler’ olmak üzere ikiye ayrılarak, tartışma konusu yapılmıştı. Türkçe söylenen ezan Arapça’ya çevrilmiş, irticaya ödünler verilmiş, özgürlükler kısıtlanmıştı. Demokrat Parti döneminde ulusal bütünlüğümüz parçalanmış, yönetim partizanlaştırılmıştı. TBMM’nin onayı olmadan Kore’ye emperyalist ABD’nin çıkarı için asker yollanmıştı. Basın ağır sansür altında tutulmuş, bazı gazeteler sansür nedeniyle beyaz çıkmış, gazeteciler hapse mahkûm edilmişti. Demokrat Parti iktidarında yaklaşık 3000 gazeteci hakkında dava açıldı ve yaklaşık 1000 gazeteciye verilen cezaların toplamı 200 yıl civarındaydı. Sürekli olarak demokrasi dışı tutum ve davranışlarda bulunan Demokrat Parti hükümeti sonuç olarak, ordu, gençlik ve halkın elele vererek adım adım 27 Mayıs 1960 İhtilaline doğru yol almasına neden olmuştur. Koşullar tamam olduğu zaman ihtilal kaçınılmaz olur. İhtilal sonucunda oluşan devrim, topluma aydınlık ve özgürlük sunarken, darbeler topluma zulüm, baskı ve işkence vermektedir. Her ihtilalin, onu yapanlar kadar, onun koşullarını hazırlayanların da eseri olduğunu bilmeliyiz. 27 Mayıs Devrimi’nin topluma kazandırdığı en büyük yapıt olan 1961 Anayasası ile laik devlet yapısına sosyal devlet ve hukuk devleti kavramları girmiştir. Bu çağdaş anayasa ile ülkemizde Anayasa Mahkemesi, Cumhuriyet Senatosu gibi yeni kurumlar kurularak, amaçları doğrultusunda verimli çalışmalarıyla toplumsal düzenlemelere önemli katkılarda bulunmuştur. Ancak 12 Eylül 1980 darbesiyle 1961 Anayasası kaldırılmış ve toplum karanlıklara doğru sürüklenmiştir. Ne yazık ki 46 yıldır 12 Eylül’ün karanlığından kurtulamayan ülkemiz, bugün ‘kesin hükümsüzlük-mutlak butlan’ tartışmalarıyla patinaj yapmaktadır. Kemal Kılıçdaroğlu’nun “CHP gerektiğinde arınmasını da bilir, iç muhasebesini yapmasını da” sözü önemlidir. Bunun için CHP, Altı Ok ile tam bağımsızlığa sahip çıkmalı, emperyalizme karşı dik durmalı ve yolsuzluklara, ahlaksızlıklara geçit vermemelidir. Ülkemizin her kurumuyla gerçek bir arınmaya gereksinimi olduğu tartışılmaz… 25 Mayıs 2026 ..... Yazarın tüm yazıları için tıklayınız

CAN PULAK : Güzeliyle Çirkiniyle Bodrum Haber

CAN PULAK : Güzeliyle Çirkiniyle Bodrum

Haklı ya da haksız öyle şikâyetler var ki Bodrum’dan, sanki hiç güzelliği yokmuş gibi verip veriştiriliyor devamlı. Doğası, denizi, güneşi, insanın ruhunu rahatlatan havası, yaşamı renklendiren aktiviteleri, sahillerde gezintileri, güzelim koyları tekneyle dolaşmaları, azalsa da bahçeleri yok sayılıyor, her şey şikâyet değirmeninde öğütülüyor sanki. Evet, yollarımız kötü, trafik felaket, altyapı noksanı rezalet, dağ-taş inşaat, betona buluyoruz bu çok değerli kenti. Hepsi doğru ama sürekli şikâyetle de bir yere varamıyoruz işte. Hastalık yerel değil ki, tüm ülke şikâyetçi bunlardan. İzmir’den çıkın kıyı kıyı Antalya’ya kadar gidin, her yer aynı durumda… Aynı sorunlar, aynı eksikler, aynı şikayetler… Hep kötüyü ve çirkini görmektense, iyiye ve güzele de bakmalıyız. Moralimizi düzeltmeli, gönlümüzü coşturmalı, yapılan yanlışları düzelteceğimize inanmalıyız bazen. Ruhumuzu dinlendirmeli, yaşam kalitemizi arttırmalıyız. Böyle yapmanın masrafı, KDV veya ÖTV’si filan yok, herkese bedava çünkü. Devletin para alamadığı tek şey bu. Sezon başlarken her yerin kazılmasına, patlak boruların değiştirilmesine, trafiğe hala bir çözüm bulunamamasına, inşaatların devamına aldırmadan, bugünlük iyiye ve güzele çevirelim yüzümüzü. Bodrum’dan Trabzon’a direk uçakla gidebileceğiz artık. 26 Haziran’da seferler başlıyor. Bodrumlu gençler Avrupa Yelken şampiyonasında güzel sonuçlar aldılar. Bodrum yakında bir değil iki huzurevine birden kavuşuyor. Birini Darüşşafaka, diğerini ise hayırsever işadamı Yunus Büyükkuşoğlu yapacak. Özel hastaneler arasındaki rekabet kızışıyor, yakında fiyatlar ucuzlarsa şaşırmayın. Devlet Hastanesindeki boş kadrolar, ehliyetli uzmanlarca dolduruldu. Bodrum Yaşam Okulu 50-60 yaşlarındaki öğrencileriyle harikalar yaratıyor. Oasis’te havaya kep atma ve mezuniyet şenlikleri vardı. Ama Bodrum’un bir de PİERA’sı var ki, bunu mutlaka anlatmalıyım. Önce kurucusu Funda Sayın’ı tanıtmalıyım sizlere. İnanılmaz bir organizatör, harika bir lider ve çok güçlü bir gösteri ustası. Çeşitli mesleklere mensup hanımlarla beyleri bir araya getirip, kurduğu koroyla muhteşem konserler veriyor. Geçen hafta Dibeklihan Kültür ve Sanat köyündeki Bahar Şenliğine gittim. 80 civarında amatör sanatçı profesyonellere taş çıkartacak bir performans göstererek şarkılar söylediler, dinleyenleri coşturdular. Ritim grupları, müzikalleri ve caz söyleyen gençleri de harikaydı doğrusu. Piera bu hafta yine Dibeklihan’da Haluk Polat yönetimindeki çok sesli korosuyla Zülfü Livaneli şarkıları söyleyecek, Bodrum kalesinde de dünya ezgilerini seslendirecek. Şimdi geliyorum Bodrum’un Miyase Karlıova’sına. Çökertme Gazetesinin sahibi. İnternet ortamında ve sosyal medyada yarattığı bir kanal, şehrin tüm sorunlarının aynası ve çözümünün adresi sanki. Dertliler dertlerini ve Bodrum’un sorunlarını buraya yazıyor, yetkililer ise sessiz ve kayıtsız kalmayarak, bunları imkânlar ölçüsünde çözüme kavuşturuyor. Dileyen görüşünü açıklıyor, isteyen problemlerin çözümüne formüller üretiyor, tam bir demokrasi kürsüsü. Miyase yaratıcı ve üretici bir karaktere sahip olup, Bodrum’a güzellikler ve değer katan organizasyonlar da yapıyor. Örneğin Mandalina Festivali ile Uçurtma Festivali bunların başında geliyor. Geçen hafta tüm Bodrum’u panorama gibi görebileceğiniz Değirmenler Tepesindeki Uluslararası uçurtma festivaline gittim. Binlerce kişi çoluğuyla çocuğuyla üzerinde Atatürk’lü uçurtmalarını uçuruyorlardı heyecanla. Yeme içme bedavaydı, harika müzik eşliğinde dans ediyordu gençler. Halk oyunları oynanıyor, resitaller dinleniyordu. Bora Gencer’in konseri de çok güzeldi. 25.000 kişinin bir araya geldiği festivalde çocuklara uçurtma yapma öğretiliyor, yapılan uçurtmalardan ve tüm organizasyondan sağlanan gelir, Konacık Cahit Özvezneci İlkokuluna bağışlanıyordu. Peki, böylesine büyük ve muhteşem bir organizasyonun masrafları nasıl karşılanıyor? Bizim millet bunu mutlaka merak ediyordur. Söyleyeyim, sponsorlar ve imece usulü çalışan gönüllülerle.. Ayrıca Kaymakamlık, Belediye ve sivil toplum kuruluşları da destek veriyor. 25.000 kişiyi bir araya getir, yedir içir, uçurtmalarını temin et ve böylesine örnek bir festivali başarıyla bitir. Bravo, tebrikler Miyase.. ..... Yazarın tüm yazıları için tıklayınız

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.