Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Demans

bursaarena.com.tr - Demans haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Demans haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Başkentlilere ikinci Alzheimer Sosyal Yaşam Merkezi Haber

Başkentlilere ikinci Alzheimer Sosyal Yaşam Merkezi

Ankara Büyükşehir Belediyesi, açıldığı dönem Başkent’te bir ilk olan Alzheimer Sosyal Yaşam Merkezi sayısını ikiye çıkardı. Batıkent Rekreasyon Alanı İkinci Yüzyıl Parkı içerisinde hizmete açılan yeni merkez; bilişsel gelişimi destekleyen etkinliklerden sosyal faaliyetlere, hasta yakınlarına yönelik rehberlik hizmetlerinden uzman desteğine kadar birçok hizmeti tek çatı altında sunuyor. ANKARA (İGFA) - Başkentlilerin her türlü ihtiyacını çözüme kavuşturmak için çalışmalarını sürdüren Ankara Büyükşehir Belediyesi, sosyal belediyecilik anlayışı doğrultusunda yaş almış vatandaşların yaşam kalitesini artırmaya yönelik projelerine bir yenisini daha ekledi. ABB, açıldığı dönem Başkent’te bir ilk olan Alzheimer Sosyal Yaşam Merkezi sayısını ikiye çıkardı. Gelen talepler doğrultusunda kente kazandırılan yeni merkez, alzheimer ve demans hastaları için Batıkent Rekreasyon Alanı İkinci Yüzyıl Parkı içerisinde ziyaretçilerini ağırlamaya başladı. Alzheimer hastalarının güvenli, destekleyici ve sosyal bir ortamda vakit geçirebilmesini amaçlayan merkez, aynı zamanda hasta yakınlarının günlük yaşamını kolaylaştıracak rehberlik ve danışmanlık hizmetleriyle de ailelere önemli bir destek sunuyor. ZİHİNSEL, FİZİKSEL VE MOTOR BECERİLER İÇİN ÖZEL ETKİNLİKLER Batıkent Alzheimer Sosyal Yaşam Merkezi'nde, hastaların zihinsel, fiziksel, motor ve sosyal becerilerini desteklemeye yönelik çeşitli programlar uygulanıyor. Uzman personel ve hastalar birlikte; çorap eşleştirme, pirinç-nohut ayırma, sesleri ayırt etme, hafıza kartları, bulmaca çözme ve hikâye anlatma gibi zihinsel aktiviteler ile düğme dikme, sulu boya ile limon baskısı, ipe boncuk dizme, büyükten küçüğe sıralama, sınırlı boyama, kesme/yapıştırma, bebek sallama ve ayakkabı bağlama gibi psiko motor aktiviteler gerçekleştiriliyor. Merkezde; fiziksel aktivite olarak da bedensel egzersiz ve yürüyüş saatleri var. HASTA YAKINLARINA REHBERLİK DESTEĞİ Hastaların yaşam standartlarını iyileştirmek, günlük işlerinde yardımcı olmak amacıyla hizmet veren merkezde; alzheimer hastalarının yaşam ortamından ayrılmadan gün içerisinde yaşıtlarıyla birlikte vakit geçirmesi, hastanın gereksinimlerinin karşılanması ve böylece hastaya bakım veren hasta yakının yükünün azaltılması, hastaya ve yakınına bir mola imkânı verilmesi hedefleniyor. BAŞVURULAR ONLINE ORTAMDA ALINIYOR Merkezden sağlık kurumları tarafından alzheimer ve demans hastalığı tanısı konmuş, hastalığın başlangıç ve erken orta dönemlerinde olan, günlük yaşam aktivitelerini sürdürebilen, yemeğini kendi başına yiyebilen, kıyafetlerini kendi başına giyebilen, tuvalet ve kişisel temizliğini kendi yapabilen hastalar yararlanabiliyor. Alzheimer hastaları ve yakınlarının randevu alarak ücretsiz faydalandığı Batıkent Alzheimer Sosyal Yaşam Merkezi için başvurular online ortamda “alzheimerhizmeti.ankara.bel.tr” adresi üzerinden yapılıyor.

İki yaşından önce şeker tüketimini sınırlamak beyin sağlığını iyileştirebilir Haber

İki yaşından önce şeker tüketimini sınırlamak beyin sağlığını iyileştirebilir

Bilim insanları, iki yaşına kadar çok az şeker tüketmenin on yıllar sonra beyni korumaya yardımcı olabileceğini buldu. Araştırma, İngiltere'de şeker kısıtlamasının sona ermesiyle birlikte, insanların beslenme alışkanlıklarında hızla şeker miktarının artmasının etkisini analiz etti. Sonuçlar, bebeklik döneminde şeker alımı kısıtlananların bunama riskinin %23 daha düşük olduğunu öne sürüyor. Çalışma kesin bir kanıt sunamasa da uzmanlar sağlıklı beslenmenin her halükarda beyin için iyi olduğunu söylüyor. Çocukların şeker tüketimi konusunda doğru yaklaşım nedir? Yaşamın ilk bin gününün gelecekteki sağlığımız için son derece önemli olduğunu gösteren çalışmalar daha önce de yapılmıştı. Bunlardan bazıları İngiltere'de İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra gıda karnesi uygulamasının sona ermesini "doğal bir deney" olarak ele alıyor. İlk bin gün şeker tüketmek, sağlığa olumsuz etki yapıyor Eylül 1953'te şeker karnesi uygulaması sona erdiğinde, ortalama şeker tüketiminin günde yaklaşık 41 gramdan (10 küp şeker) neredeyse hemen 80 grama (20 küp şeker) çıkacağı tahmin ediliyordu. Daha önce yapılan araştırmalar bunu yaşamın ilerleyen yıllarında tip 2 diyabet ve yüksek tansiyonda artışla ilişkilendirmişti. Kaynak,Getty Images /// İkinci Dünya Savaşı sırasında Londra'daki Petticoat Lane Pazarı'nda karneleriyle birlikte kadınlar. Son çalışma, İngiltere BioBank projesine katılan yaklaşık 65 bin kişiyi inceledi. Biobank, Birleşik Krallık'ta gönüllüler tarafından sağlanan ve demans, bazı kanser türleri ile Parkinson hastalığının teşhis ve tedavisindeki gelişmelere katkı sağlamak amacıyla kullanılan büyük bir sağlık veritabanı. Çin'in Guangzhou kentindeki Hong Kong Bilim ve Teknoloji Üniversitesi tarafından yapılan analiz, şeker tüketiminin kısıtlandığı dönem öncesi ve sonrasında büyüyen çocukları inceledi. İki yaşına kadar şeker kısıtlaması döneminde yaşayanlarda bunama oranının %23 oranında düştüğünü ve hastalığın iki buçuk yıl sonra teşhis edildiğini öne sürüyor. Araştırmacı Jiazhen Zheng, "Bulgularımız, yaşamın en erken dönemlerinde şeker tüketimini sınırlamanın beyin sağlığı için kalıcı faydalar sağlayabileceğini gösteriyor" dedi. Çalışmanın sonuçları Neurology dergisinde yayınlandı. Ancak Zheng, şekerin bu etkiye sahip olup olmadığını anlamak için "daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulduğunu" söyledi. Kaynak, Getty Images /// Çubukta sebze: Savaş dönemi atıştırmalığı, 1941. Tıbbi araştırmaları toplayan ve özetleyen bağımsız ağ Cochrane'de lider Rachel Richardson, "Önemli bir şey bulma arifesinde olabilirler" dedi. Ancak, çalışmanın erken dönemde şeker tüketimi ile bunama arasında kesin bir bağlantı kurmadığını söyledi. En büyük sorunlardan biri, çalışmaya katılan kişilerin her birinin gerçekte ne kadar şeker tükettiğini bilmenin imkansız olması. Çalışma sadece şeker kısıtlamalarına göre doğdukları dönemi esas alıyor. Richardson, "Bu bulgular 1940'larda ve 1950'lerde doğan insanlarla ilgili dolayısıyla günümüzdeki küçük çocuklar için geçerliliği sınırlı. Örneğin, çocuklar daha erken sütten kesiliyorlardı. Bu durum, bebeklerin ve çocukların erken dönem beslenmesi üzerinde büyük bir etkiye sahip olmuş olmalı" dedi. Aston Üniversitesi Klinik Eczacılık Profesörü Ian Maidment, "Bu ilginç bir fikir ve bu konudaki tartışmalara ışık tutuyor ancak bana kalırsa daha fazla kanıta ihtiyacımız var" dedi. Maidment, "80 yıl önce gerçekleşmiş bir olayı" günümüzdeki sağlık durumuyla ilişkilendirip buna dayalı çıkarımlar yapmanın, etkili olabilecek "pek çok" başka faktörün de bulunduğu anlamına geldiğini belirtti. Alzheimer's Research UK'den Dr. Sara Rodrigues ise, "Bunun gözlemsel bir çalışma olduğunu unutmamak gerekir. Bu tür çalışmalar beslenme düzeni ile demans riski arasındaki bağlantıları ortaya koyabilir ancak daha az şeker tüketmenin demansı doğrudan önlediğini kanıtlayamaz" dedi. "Sağlıklı ve dengeli beslenmek, beyin sağlığınızı desteklemenin en iyi yollarından biri ve olumlu değişiklikler yapmak için asla geç değil" diye ekledi.

Yaz sıcaklarında demans riski artıyor Haber

Yaz sıcaklarında demans riski artıyor

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre dünyada 55 milyondan fazla kişi demans, bir başka deyişle bunama sorunu yaşıyor. Bu sayının nüfusun yaşlanmasıyla birlikte hızla artması ve 2050’ye kadar 139 milyona ulaşması bekleniyor. İSTANBUL (İGFA) - Demans, yalnızca unutkanlıkla sınırlı değil; bireyin hafıza, dikkat, dil, karar verme ve günlük yaşam becerilerini etkileyerek bağımsızlığını kaybetmesine yol açan klinik bir sendrom. Bu etkileriyle de hastaların ve bakımını üstlenen kişilerin yaşam kalitelerini ciddi şekilde düşürebiliyor. En yaygın nedeni Alzheimer olan demansta ilerleyen yaş, genetik yatkınlık ve aile öyküsü gibi değiştirilemeyen risk faktörlerinin yanı sıra yaşam tarzıyla ilişkili değiştirilebilir etkenler de önemli rol oynuyor. Acıbadem International Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Fikri Halaçoğlu, yaz aylarında yaşam alışkanlıklarındaki bazı hataların demans riskini artırabileceği uyarısında bulunarak, “Yaz mevsiminde demans riskini artıran en önemli iki etken vücudun susuz kalması ve tansiyon dalgalanmalarıdır. Bu nedenle susama hissini beklemeden bol su tüketilmesi ve yüksek tansiyon hastalarının kan basıncını düzenli olarak kontrol etmeleri son derece önemlidir” diyor. Dr. Fikri Halaçoğlu, aslında değiştirilebilir risk faktörlerinin yaşam boyunca hedeflenmesiyle demans vakalarının yaklaşık yüzde 40’a varan oranda önlenebilir veya geciktirilebilir olabileceğine dikkat çekiyor. Nöroloji Uzmanı Dr. Fikri Halaçoğlu, yaz aylarında demans riskini artıran etkenleri anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu. SUSUZ KALMAK Nöroloji Uzmanı Dr. Fikri Halaçoğlu, yaz aylarında sık tekrarlayan veya ciddi düzeydeki susuzluğun özellikle ileri yaştaki kişilerde demans açısından önemli bir risk oluşturduğunu vurguluyor. Dr. Fikri Halaçoğlu, “Vücudun susuz kalması; idrar yolu enfeksiyonu, elektrolit bozukluğu, uyku bölünmesi ve tansiyon düzensizliği aracılığıyla zihinsel performansı hızla bozabilir. Bu durum doğrudan kalıcı demansa yol açmaktan çok, mevcut bilişsel kırılganlığı görünür hale getirebilir, deliryumu tetikleyebilir ve damar sağlığını olumsuz etkileyerek uzun vadede beyin rezervini azaltabilir. Bunların sonucunda başta damarsal (vasküler) demans olmak üzere Alzheimer tip demans riskinin de artmasına yol açabilir” diyor. Nasıl önlem almalı? Güneş ışınlarının en yoğun olduğu 11.00 – 16.00 saatleri arasında mümkünse dışarıya çıkmayın. Susamayı beklemeden düzenli olarak su tüketin.Koyu idrar, ateş ve ani dalgınlık gibi sorunlarda zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurun.

Neden derin uyku beyin sağlığı için bu kadar önemli? Haber

Neden derin uyku beyin sağlığı için bu kadar önemli?

Yetersiz uyku, yaşlanmaya bağlı bilişsel gerilemenin yalnızca bir belirtisi değil, aynı zamanda nedenlerinden biri de olabilir. Ancak uzun vadede hem uyku kalitesini hem de beyin sağlığını iyileştirmek için atılabilecek adımlar bulunuyor. Uyku eksikliği, birçok temel alanda olumsuz etki yaratıyor: Beyin yaşlanması: Orta yaşta yetersiz uyku, zihinsel performansın düşmesi ve beynin daha hızlı yaşlanmasıyla ilişkilendiriliyor.Hücre yenilenmesinin zayıflaması: Derin uyku sırasında vücut, doku ve hücre onarımını sağlayan büyüme hormonlarını salgılıyor.Cilt sağlığının bozulması: Yetersiz dinlenme, stres hormonu kortizolün yükselmesine neden oluyor. Kortizol ise cildin gençliği ve elastikiyetinden sorumlu kolajenin parçalanmasını hızlandırıyor.Yaşa bağlı hastalık riskinin artması: Kronik uykusuzluk, tip 2 diyabet, kalp hastalıkları ve yüksek tansiyon riskini artırıyor.Yaş ilerledikçe uyku nasıl değişiyor? Yaşlanmayla birlikte uyku düzeni de değişmeye başlıyor. Bu süreç orta yaşta başlıyor ve ileri yaşlarda daha belirgin hale geliyor. Şarku’l Avsat’ın Health dergisinden aktardığı habere göre yaşlı bireylerde iki temel değişiklik öne çıkıyor: 1- Uyku ve uyanma saatlerinin değişmesi İleri yaştaki kişiler genellikle daha erken uyuyup daha erken uyanıyor. Ayrıca uykuya dalmakta daha fazla zorlanıyorlar. Sonuç olarak gece toplam uyku süreleri azalıyor ve önerilen 7-9 saatlik uyku süresine ulaşma olasılıkları düşüyor. 2- Uyku kalitesinin azalması Yaşlı bireyler, en dinlendirici ve derin uyku evrelerinde daha az zaman geçiriyor ve gece boyunca daha sık uyanıyor. Bu değişimlerin nedenleri Uyku düzenindeki bazı değişiklikler beyindeki doğal yaşlanma sürecinden kaynaklanabiliyor. Ancak kullanılan ilaçlar, kronik ağrılar, uyku apnesi veya huzursuz bacak sendromu gibi rahatsızlıklar da kaliteli uykuyu zorlaştırıyor. Kısa vadede uykusuzluk bilişsel işlevleri nasıl etkiliyor? Uyku yoksunluğu beynin verimli çalışmasını engelliyor. Yeterli ve kaliteli uyku alınmadığında şu alanlar olumsuz etkileniyor: Dikkat ve odaklanmaYeni anılar oluşturma yeteneğiDuyusal ve motor becerilerDuygularDuygusal kontrol Neyse ki bu değişimlerin önemli bir bölümü yeterli uyku alındığında geri dönebiliyor. Bu nedenle bazı yaşlı bireylerin yaşadığını düşündüğü bilişsel gerilemenin bir kısmı, aslında kalıcı yaşlanmadan değil, yetersiz uykudan kaynaklanabiliyor. Uzun vadede uykusuzluk bilişsel gerilemeyi nasıl hızlandırıyor? Şarku'l Avsat'ın haberine göre uyku araştırmacıları, kronik uyku eksikliğinin uzun vadede beyin sağlığını bozarak hafif bilişsel bozukluk ve Alzheimer gibi nörodejeneratif hastalıkların riskini artırabileceğini düşünüyor. 7 saatten az uyku demans riskini artırabiliyor Yaklaşık 60 yaşındaki 800 binden fazla kadının incelendiği bir araştırma, geceleri 7 saatten az uyuyanların, sonraki 20 yıl içinde demansa yakalanma riskinin hafif de olsa arttığını ortaya koydu. Bir başka çalışmada ise 5 bin 600'den fazla yaşlı yetişkin takip edildi. Uyku sorunları yaşayan kişilerin birçok bilişsel testte daha düşük performans gösterdiği, ayrıca performanslarının sonraki dört yıl içinde daha hızlı gerilediği belirlendi. Kaliteli uyku da en az uyku süresi kadar önemli Özellikle derin uyku evresi büyük önem taşıyor. Sabah uyandığında kendini dinlenmiş hisseden kişilerde bilişsel gerileme ve demans gelişme riski daha düşük bulunuyor. Uyku bozuklukları da önemli bir risk faktörü oluşturuyor. Orta yaşın başlarından 40'lı yaşların sonlarına kadar olan bireyler üzerinde yapılan bir araştırmada, ciddi uyku bozukluğu yaşayanların yaklaşık 10 yıl sonra bilişsel testlerde daha düşük performans sergilediği görüldü. Bu nedenle kaliteli uyku, özellikle orta yaş ve sonrasında bilişsel gerileme döngüsünü önlemede kritik önem taşıyor. Uyku beyniniz için neden bu kadar önemli? Uyku sırasında beyin, bilişsel sağlığın korunması açısından birçok hayati görevi yerine getiriyor. 1- Beynin atıkları temizleniyor Beynin, glimfatik sistem adı verilen kendine özgü bir atık temizleme mekanizması bulunuyor. Sıvıyla dolu kanallardan oluşan bu sistem, uyku sırasında toksik proteinleri adeta gece çalışan bir bulaşık makinesi gibi temizliyor. Temizlenen proteinlerin bir kısmı, Alzheimer hastalarının beyninde biriken proteinlerle aynı özellikleri taşıyor. Glimfatik sistem özellikle derin uyku sırasında bu proteinleri çok daha etkili biçimde uzaklaştırıyor. Bu sistemin yeterince çalışmadığı kişilerde demans riski daha yüksek oluyor. Kalitesiz veya yetersiz uyuyan kişilerde ise beyin, bu zararlı proteinleri gece boyunca yeterince temizleyemiyor. Uzmanlara göre orta yaş ve sonrasında görülen uyku eksikliğinin demans riskini artırmasının nedenlerinden biri de bu olabilir. 2- İltihabı azaltıyor Yeterli uyku, vücuttaki iltihaplanmanın azalmasına yardımcı oluyor. Her yaş grubunda kronik uyku yoksunluğu iltihaplanmayı artırıyor ve bu durum beyni de olumsuz etkiliyor. Uzun vadede kronik iltihaplanma, Alzheimer gibi nörodejeneratif hastalıkların riskini yükseltebiliyor. Daha düşük düzeyde olsa da yaşlanmaya bağlı hafif bilişsel bozukluk gelişme olasılığını da artırabiliyor. Uzmanlara göre yeterli ve kaliteli uyku, iltihaplanmayı azaltarak bu risklerin düşürülmesine katkı sağlayabiliyor.

Kahvenin faydalarına dair yeni ipucu Haber

Kahvenin faydalarına dair yeni ipucu

Kahvedeki antioksidanlar ve antiinflamatuar kimyasallar belirli bir proteini hedef alıyor olabilir. Yeni bir araştırmaya göre kahvenin sağlık üzerindeki yararlarının en azından bir kısmı, insan vücudundaki stres tepkisi ve yaşlanma süreçlerinde rol oynadığı bilinen bir reseptör proteinine etki eden bileşiklerden kaynaklanıyor. Onlarca yıldır araştırmalar, kahve tüketiminin daha uzun ömür ve daha düşük kronik hastalık riskiyle ilişkili olduğuna işaret ediyor. Her gün belirli miktarda kafein tüketmenin faydaları açıklandı Uzmanlar yanıtladı: Çay mı kahve mi daha faydalı? Sabah kahvesinin bilinmeyen zararı keşfedildi Nüfus araştırmaları, kahve içenler arasında metabolik rahatsızlıklar, bazı kanser türleri, Parkinson, demans ve kalp hastalıkları gibi yaşa bağlı birçok hastalığın riskinin daha düşük olduğunu gösteriyor. Kahvedeki polifenoller ve flavonoidler gibi başlıca kimyasalların, hücreleri hasar ve yaşlanmaya karşı koruyabilen antioksidan ve antiinflamatuar etki gösterdiği kanıtlanmıştı. Ancak bu kahve kimyasallarının faydalarını tam olarak nasıl sağladığı belirsizliğini koruyordu. Yeni bir çalışmaysa kahvenin etkisinin bir kısmının; yaşlanma, stres tepkisi ve kalp hastalıklarındaki rolüyle giderek daha fazla tanınan NR4A1 adlı reseptör proteini üzerinde etki göstermesiyle gerçekleşebileceğini ortaya koyuyor. Hakemli dergi Nutrients'ta yayımlanan çalışmanın yazarlarından Stephen Safe, "Bu etkilerin bir kısmının, kahve bileşiklerinin vücudu stresin yol açtığı hasardan korumada rol oynayan bu reseptörle nasıl etkileşime girdiğiyle bağlantılı olabileceğini gösterdik" diye açıklıyor. NR4A1 proteininin, vücuttaki stres ve hasara yanıt olarak gen aktivitesini düzenlediği biliniyor. Bu protein, iltihaplanma, metabolizma ve doku onarımı gibi çok çeşitli biyolojik süreçlerde rol oynuyor ve bu süreçlerin tümü kanser, bilişsel gerileme ve metabolik bozukluklar gibi yaşa bağlı hastalıklarla yakından bağlantılı. Dr. Safe şu ifadeleri kullanıyor: Hemen hemen her doku zarar gördüğünde NR4A1 bu hasarı azaltmak üzere devreye girer. Bu reseptörü ortadan kaldırınca hasar daha da kötüleşir. Bilim insanları, kafeik asit de dahil kahvedeki birçok kimyasal bileşiğin NR4A1 reseptör proteinine bağlanarak aktivitesini etkilediğini keşfetti. Laboratuvar çalışmaları, bu bileşiklerin hücresel hasarı azaltabileceğini ve kanser hücresi büyümesini yavaşlatabileceğini gösterdi. Ancak NR4A1 hücrelerden çıkarıldığında, bu koruyucu etkiler ortadan kalktı. Dr. Safe, "Kahvenin sağlık yararlarının en azından bir kısmının, bileşiklerinin bu reseptöre bağlanıp onu aktive etmesinden kaynaklanabileceğini söylüyoruz" diyor. Araştırmacılar "Kahvenin sağlığa yararlı bazı etkilerinin kısmen, NR4A1 üzerinde etkili olan kahve bileşenlerinin aktivitesine atfedilebileceğini öne sürüyoruz" diye yazıyor. Ancak bilim insanları, kahvenin etkilerinin muhtemelen tek bir yolla sınırlı olmadığını söylüyor. Dr. Safe "İşin içinde birçok reseptör ve mekanizma var. Biz bunun önemli yollardan biri olabileceğini gösteriyoruz" diyor. Bağlantıyı ortaya koyduk ancak bunun ne kadar önemli olduğunu daha iyi anlamamız gerekiyor. Bilim insanları gelecekteki çalışmalarda, sentetik bileşiklerle bu reseptörü daha etkili bir şekilde hedeflemeyi umuyor. independent.co.uk / Çeviren: Büşra Ağaç / Independent Türkçe

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.