Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Cumhurbaşkanı Erdoğan

bursaarena.com.tr - Cumhurbaşkanı Erdoğan haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Cumhurbaşkanı Erdoğan haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Erdoğan: Terörsüz Türkiye bir devlet projesidir Haber

Erdoğan: Terörsüz Türkiye bir devlet projesidir

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şehit Yakınları, Gazi ve Gazi Yakınlarımızın Kamu Kurumlarına Yerleştirilmesi Kura Töreni”nde yaptığı konuşmada, “Ocaklarımıza yarım asırdır kor ateşler düşüren terör musibetini tamamen ortadan kaldırmak için başlattığımız Terörsüz Türkiye sürecini, bir devlet projesi olarak yürütüyoruz” dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen “Şehit Yakınları, Gazi ve Gazi Yakınlarımızın Kamu Kurumlarına Yerleştirilmesi Kura Töreni”ne katılarak bir konuşma yaptı. Aziz İstanbul'da böylesi anlamlı bir törende bulunmanın bahtiyarlığını yaşadığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Gaziler Günü'nde bizleri onurlandıran siz kıymetli kardeşlerime ayrı ayrı teşekkür ediyor, 'Hepiniz hoş geldiniz, şeref verdiniz.' diyorum" ifadesini kullandı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına bu tören için teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: "Sözlerimin hemen başında ebed müddet devletimiz ve aziz milletimiz için, millî ve mukaddes değerlerimiz için, istiklal ve istikbalimiz için canlarını feda eden tüm şehitlerimizi rahmetle yâd ediyorum. Peygamberlikten sonraki en yüce makama erişen aziz şehitlerimizin her birinin ruhları şad, mekânları cennet olsun. Rabbim bizleri Hatemül Enbiya Efendimizin livaü'l-hamd sancağı altında şehitlerimizle inşallah haşru cem eylesin. Şehitlerimizin kanlarıyla sulanan bu cennet vatanda milletimiz özgürce yaşasın diye bedel ödeyen gazilerimize bilhassa şükranlarımı sunuyorum. Hayatta olan gazilerimize bereketli ömürler diliyor, ebediyete irtihal eden gazilerimize Cenab-ı Allah'tan rahmet niyaz ediyorum. Buradaki kardeşlerimin şahsında kendilerine çok şey borçlu olduğumuz tüm gazilerimizin ve kıymetli ailelerinin Gaziler Günü'nü şahsım ve milletim adına yürekten tebrik ediyorum." Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu önemli günün birliğe, beraberliğe, 86 milyonun vahdet ve uhuvvetinin güçlenmesine vesile olmasını temenni ederek kura neticesinde yeni görev yerleri belli olacak kişilere üstün başarılar ve hayırlı hizmetler diledi. “BAYRAĞIMIZ RENGİNİ ŞEHİTLERİMİZİN AL KANINDAN ALIYOR” Türk milletinin şehitleriyle yaşayan, şühedanın emanetini baş tacı eden ve ona gözü gibi bakan bir millet olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Her şeyden önce şehitlerin ölmediğini, onların Allah katında nimetlerin en güzeliyle visale erdiklerini müjdeleyen biz inancın müntesipleriyiz. Bayrağımız rengini şehitlerimizin al kanından alıyor. Devletimiz yolunu ve yönünü şehitlerimizin canlarını ortaya koyduğu değerlere, ülkülere, hedeflere göre tayin ediyor. Milletimiz aynı şekilde şühedanın muazzez hatırasını daima kalbinde, zihninde, belleğinde yaşatıp, her şartta muhafaza ediyor. Bunun için Cenabıallah'a ne kadar hamdetsek azdır. Şahsen böyle vefakâr, böyle yüce gönüllü bir milletin evladı olduğum için Rabbime hamdediyorum. Şunun da bilinmesini isterim ki bizim zaferlerimiz emperyalistlerin lütfuyla değil, asırlardır şehit ve gazilerimizin mübarek kanlarıyla kazanılmıştır. Bizim şahsiyetimiz şehit ve gazilerimizin mücadelesiyle güç bulmuştur. Bizim şanlı tarihimiz şehitlerimizin mezarlarından yayılan destanlarla yazılmıştır. Hicaz'dan Yemen'e, Mohaç'tan Kudüs'e, Kut'ül Amare'den Preveze'ye gönül ve kültür coğrafyamızın tamamında şehit ve yakınlarımızın kahramanlıklarının, fedakârlıklarının, asaletlerinin silinmez izleri vardır." Cumhurbaşkanı Erdoğan, Osman Yüksel Serdengeçti'nin "Cenk Türküsü" isimli şiirinden şu dizeleri okudu: "Dedem kayıp olmuş Yemen çölünde/Amcam şehit olmuş Urum elinde/Babamın ruhu Çanakkale'de/Beşikte bırakmış beni pederim/Elimde süngüm, cenge giderim/Mübarek gaza, cenk, düğüş, sefer/Böyle buyurmuş ulu peygamber/Demiş ki 'Yurt için can veren erler, mahşerde benimle beraber'/Tanrı'nın buyruğu, buna ne derim/Elimde süngüm, cenge giderim." Cumhurbaşkanı Erdoğan, cenk meydanlarında, vatan müdafaasında, İ'la-yı Kelimetullah yolunda ve terörle mücadelede bugüne kadar nice şehitler verildiğini söyleyerek, "Tam bin yıldır onurumuzla, gururumuzla, vakarımızla bu topraklarda yaşayabilmek için, mazlum ve mağdurlara umut olabilmek için nice koç yiğitleri, nice civanmertleri içimiz kan ağlayarak toprağa verdik. Ama ne olursa olsun ümidimizi yitirmedik" diye konuştu. “İMKÂNLARIMIZ NİSPETİNDE SİZLERE EN GÜÇLÜ DESTEĞİ VERMEYE ÖZEN GÖSTERİYORUZ” Şehitlerin uğruna canlarını feda ettikleri o davayı yaşatmak için her türlü badireyi milletle birlikte göğüslediklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, gazilere ve şehit yakınlarına şöyle seslendi: "Tabii en büyük acıyı sizler yaşadınız. Evladınızı, eşinizi, anne babanızı içiniz yana yana ebediyete uğurladınız. Kimi zaman bayramlarda, kimi zaman düğünlerde, kimi zaman anneler, babalar gününde, şehitlerimizin doğum ve şehadet yıl dönümlerinde onların hasretiyle, sızısıyla, hatırasıyla baş başa kaldınız. Biz ne kadar çabalarsak çabalayalım sizlerin çektiği bu acıları asla tam olarak idrak edemeyiz. Ama şunu da çok iyi biliyoruz ki şehit ailelerimizin, gazilerimizin ve gazi yakınlarımızın gösterdikleri sabır, sahip oldukları dirayet ve taşıdıkları metanet takdirlerin en yükseğine layıktır." Devlet ve hükûmet olarak şehitlerin emaneti aileler, gaziler ve onların yakınları için ne gerekiyorsa yaptıklarını ve yapmaya devam edeceklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Şurası bir gerçek ki sizlerin fedakârlıklarıyla bizlerin sunduğu hizmetler kuşkusuz kıyaslanamaz. Sizlerin ödediği bedellere bu dünyada hiçbir paha biçilemez. Fakat biz yine de imkânlarımız nispetinde sizlere en güçlü desteği vermeye özen gösteriyoruz. İstihdam hakkından mali ve ekonomik muafiyetlere, eğitim ücretlerinin karşılanmasından farklı alanlardaki indirimlere pek çok sahada sizlerin hayatını kolaylaştıracak adımlar attık. 2012'de yaptığımız düzenleme ile terörle mücadele şehitlerimizin yakınlarına tanınan istihdam hakkını birden ikiye çıkardık. Terör mağduru sivil vatandaşlarımız ile şehitlerimizin anne ve babalarına aylık bağladık." Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2013'te hayata geçirdikleri düzenleme ile istihdam hakkı bulunmayan vazife ve harp malullüğü kapsamında hayatını kaybedenlerin yakınlarına iki, malul olanlara ise bir istihdam hakkı sağladıklarını söyledi. Diğer kamu kurumlarındaki vazife malulleri ile terör saldırılarında hayatını kaybeden vatandaşların yakınlarına ve engelli hâle gelen terör mağduru sivil vatandaşlara bir istihdam hakkı sağladıklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2016'da ise şehit yakınlarına araç alımlarında özel tüketim vergisi muafiyeti getirdiklerini belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: "2023'te devreye aldığımız düzenleme ile muharip gazilerimizin şeref aylıklarının, sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın asgari ücret tutarında ödenmesini temin ettik. Şehit ve gazilerimizin milletçe el üstünde tuttuğumuz evlatlarının özel öğretim kurumlarında ücretsiz eğitim almalarının önünü açtık. Ücretsiz seyahat kartlarından yüzde 50 indirimli doğal gaz kullanımı ve uçak biletlerine kadar burada tek tek sayamayacağımız nice uygulamayı hayata geçirdik. Tüm bunları yaparken aynı zamanda şehit yakınlarımız, gazilerimiz ve aileleriyle sık sık bir araya gelmeyi, onlar ile hasbihal etmeyi, talep ve ihtiyaçlarını bizzat kendilerinden dinlemeyi asla ihmal etmedik. Bu kapsamda bugüne kadar yaklaşık 1 milyon ziyaret gerçekleştirdik." “NE YAPARSAK YAPALIM ŞEHİT VE GAZİLERİMİZİN HAKLARINI ASLA TAM MANASIYLA ÖDEYEMEYECEĞİMİZİ BİLİYORUZ” Son olarak ağustosta şehit aileleri ve gazilerin haklarını genişleten yasa teklifinin Meclis tarafından kabul edildiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni kanunla birçok alanda önemli düzenleme, kolaylık ve desteğin hayata geçirildiğini vurguladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, vatan için bedel ödeyenlerin çok farklı alanlardaki taleplerini karşıladıklarını, önem verdikleri bir diğer alanın ise atamalar olduğunu belirterek, "1995'ten 2002'ye kadar sadece 6 bin 315 şehit yakını, gazi ve gazi yakınımız kamu kurumlarımıza atanmıştı. Bugün çekeceğimiz kuralarla 571 kardeşimizi daha kamu kurumlarına yerleştirecek, böylelikle kamuda istihdam edilen şehit yakını, gazi ve gazi yakını sayısını tam 53 bin 179'a yükselteceğiz. Az sonra atamalarını gerçekleştireceğimiz her bir kardeşimize yeni görevlerinde başarılar diliyor, hayırlı, uğurlu olsun diyorum" diye konuştu. Bu hizmetleri özetlerken dahi büyük bir mahcubiyet duyduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bizler zaten bu makamlarda sizlere hizmet etmek için, sizlerin sorunlarını gidermek için bulunuyoruz. Ne yaparsak yapalım şehit ve gazilerimizin haklarını asla tam manasıyla ödeyemeyeceğimizi bizler zaten biliyoruz. Ama yine de elimizden geldiğince şükran ve minnet borcumuzu bir nebze de olsa naçizane ödemeye çalışıyoruz. Rabb'im şehitlerimizin ruhlarını şad edebilmeyi, şehit ve gazilerimizin emanetine dört elle sahip çıkabilmeyi hepimize nasip eylesin diyorum" ifadelerini kullandı. “TÜM TAHRİKLERE, TÜM TUZAKLARA RAĞMEN ÖNEMLİ MESAFELER KATETTİK” Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehitlerin 86 milyonun huzur, güven ve dayanışma içinde kardeşçe bir arada yaşayabilmesi için serden geçtiklerini kaydetti. Aynı şekilde gazilerin de milletin müessir ve muteber bir ülkede özgür ve bağımsız bir şekilde hayat sürebilmesi için kanlarını akıttığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bizlerin yegâne ve en önemli ödevi şehit ve gazilerimizin bu hedeflerini devlet ve millet olarak el ele verip hayata geçirmektir. Ocaklarımıza yarım asırdır kor ateşler düşüren terör musibetini tamamen ortadan kaldırmak için başlattığımız Terörsüz Türkiye sürecini, bir devlet projesi olarak tam da bu yüzden yürütüyoruz. Geride bıraktığımız 2 yılda tüm tahriklere, tüm tuzaklara rağmen önemli mesafeler katettik" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Özellikle son 6 ayda komşumuz İran ve Körfez bölgesi başta olmak üzere çevremizde meydana gelen savaş ve krizlerin sağduyuyla yönetilmesinde Terörsüz Türkiye sürecimizin çok stratejik katkıları oldu. Yeni fitne ateşleri yakarak kardeşi kardeşe kırdırma planları, ülkemizin gayretleri sayesinde hamdolsun boşa düştü. Aynı şekilde kısa süre önce komşumuz Suriye'den de umut verici haberler aldık. Orada da terör meselesinin kardeş kanı dökülmeden uhulet ve suhuletle çözülmekte olduğunu görüyoruz" diye konuştu. “ÜLKEMİZLE BİRLİKTE BÖLGEMİZİN TAMAMINI HUZUR VE İSTİKRARA KAVUŞTURACAĞIZ” Suriyeli kardeşlerine her türlü desteği ve katkıyı verdiklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: "Yine bu dönemde Gazi Meclisimizde 467 oy gibi tarihî bir mutabakatla kabul edilip yasalaşan kanunla, kritik bir eşiği daha aşmış olduk. Meclisimiz Türk siyasetinde daha önce hiç görülmemiş bir uzlaşı örneği sergileyerek sürece büyük bir güven aşıladı. İnşallah, son düzlüğü de geçecek, ülkemizle birlikte bölgemizin tamamını huzur ve istikrara kavuşturacağız. Terörün bu topraklarda bir daha asla zemin bulmaması, bizlere yeni acılar yaşatmaması, ocaklara yeni ateşler düşürmemesi için gereken her türlü adımı kararlılıkla atacağız." “ŞEHİT VE GAZİ YAKINLARIMIZI RENCİDE EDECEK HİÇBİR GİRİŞİME BUGÜNE KADAR MÜSAADE ETMEDİK” Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şehitlerimizin asil ve aziz ruhlarını incitecek, gazilerimizin emeklerini boşa düşürecek, şehit ve gazi yakınlarımızı rencide edecek hiçbir girişime bugüne kadar müsaade etmedik, bundan sonra da müsaade etmeyeceğiz" dedi. Siyonist katliam şebekesi başta olmak üzere hangi odakların bu süreçten rahatsızlık duyduğunun görüldüğünü aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Allah'ın izniyle bunlara umdukları fırsatı vermeyeceğiz. Aynı şekilde yaklaşık 50 yıldır terör endüstrisinden beslenen millet ve memleket düşmanlarının da hortumlarını tek tek keseceğiz. Sizlerin duası, milletimizin de desteğiyle inşallah hedefimize ulaşacağız" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün görev yerleri belli olacak 571 gazi, gazi yakını ve şehit yakınına başarılar dileyerek Gaziler Günü'nü tebrik etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye ekonomisi dimdik ayakta Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye ekonomisi dimdik ayakta

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamada, “Türkiye olarak her gün yeni bir krizin baş gösterdiği küresel konjonktürde, Allah'a hamdolsun, çoklu şokları başarıyla yönetiyoruz. Bölgemizdeki çatışmalara rağmen Türkiye ekonomisi dimdik ayaktadır" dedi. ANKARA (İGFA) - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından basın açıklaması yaptı. Toplantıda ele alınan konulara ilişkin açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Cumhurbaşkanı ve Kabinesi olarak Türkiye’ye hizmet mücadelemizi yoğun bir mesaiyle sürdürüyoruz. Türkiye’nin müreffeh geleceğini inşa etmek için durmadan, dinlenmeden bütün kurumlarımızla, bütün imkânlarımızla koşturuyoruz. Siyasi rakiplerimiz kimin figüran, kimin hain, kimin iş birlikçi olduğunu tartışa dursun, biz kadro olarak uyum ve adanmışlık içinde ülkemizi küresel siyasetin baş aktörü hâline getirmeye çalışıyoruz. Yaşadığımız her hadise, siyaset sahnesinde şahit olduğumuz her tartışma milletimizin verilmiş sadakasının olduğunu bizlere tekrar gösteriyor. Bilhassa 14-28 Mayıs seçimlerinde insanımızın engin feraseti sayesinde ülkemizin nasıl bir varta atlattığı bugünlerde çok daha net anlaşılıyor. Tecrübeli, uyumlu, liyakatli ve dirayetli kadroların yönetiminde Türkiye'nin aydınlık hedeflerine doğru yaptığı yolculuk hız kesmeden devam ediyor. Milletimizin sadece duasının ve desteğinin değil, umutlarının da bizimle olduğunun idrakindeyiz. İnşallah şahsımıza, iktidarımıza ve ittifakımıza yönelik bu güveni asla boşa çıkarmayacağız. “KENDİ POTANSİYELİMİZE GÜVENEREK YOLUMUZDA KARARLILIKLA İLERLEYECEĞİZ” Şunu tüm vatandaşlarımızın çok iyi bilmesini temenni ediyorum: Bizim için insan; siyasetimizin de, icraatımızın da özüdür. Bizim için en büyük makam, millete hizmetkârlık makamıdır. Ne yapıyorsak insanımızı rahat ettirmek, mutlu etmek için yapıyoruz. Umutsuzluğa kapılmadan, popülizme meyletmeden, başta hayat pahalılığı olmak üzere dönemsel sorunların üzerine ciddiyetle giderek, hepsinden önemlisi kendi insanımıza, kendi potansiyelimize güvenerek yolumuzda kararlılıkla ilerleyeceğiz. Kabinemizin 69. toplantısını az önce tamamladık. Toplantımızda ekonomiden dış politikaya, enerjiden terörsüz Türkiye sürecine kadar birçok başlığı etraflıca ele aldık. Dış politikada kapsamlı bir ufuk turu yaparken enerjide Türkiye'yi merkez ülke yapma stratejimizi değerlendirdik. “SAVAŞ KAYNAKLI MALİYETLERİN ETKİSİNİ ASGARİ SEVİYEDE TUTMAK İÇİN ÖZEL GAYRET GÖSTERİYORUZ” Öncelikle bir gerçeği açıkça ifade etmek istiyorum. Türkiye'nin merkezinde yer aldığı coğrafya son yılların en sancılı günlerini yaşıyor. İsrail'in savaş bağımlısı mevcut yönetimi tahrik ve tertipleriyle bölgemizi istikrarsızlığa sürüklemeye devam ediyor. İsrail bu bölgede temel insan haklarını hiçe sayarak, uluslararası hukuku ayaklarının altına alarak Filistin topraklarını adım adım işgal ediyor. İsrail'in işgalleri, İsrail'in hukuksuz yerleşimleri, İsrail'in Gazze'de yaptığı gibi Batı Şeria’da da Filistinlilere karşı uyguladığı göç ettirme, yıldırma, sindirme politikası bölgemizdeki sorunların ana kaynağıdır. Bu saldırganlığın faturasını sadece Filistinli kardeşlerimiz, sadece kardeş Lübnan halkı değil, farklı inanç kesimleriyle bölgenin tamamı ödemektedir. Örneğin bölgemizdeki çatışmalar sebebiyle küresel petrol arzında tarihin en büyük şoklarından biri yaşanmaktadır. Yalnızca petrol değil, maalesef küresel piyasalarda doğal gazdan gübreye, dizelden petrokimya ürünlerine birçok girdide fiyatlar hızla yükselmiştir. Türkiye olarak her gün yeni bir krizin baş gösterdiği küresel konjonktürde Allah'a hamdolsun, çoklu şokları başarıyla yönetiyoruz. Bölgemizdeki çatışmalara rağmen Türkiye ekonomisi dimdik ayaktadır. Savaş kaynaklı maliyetlerin vatandaşlarımız üzerindeki etkisini asgari seviyede tutmak için özel gayret gösteriyoruz. Bu süreçte üreticimizi, ihracatçımızı ve reel sektörümüzü de desteklemeyi ihmal etmiyoruz. İhracatçılarımızın günlük reeskont kredisi limitini 4,5 milyar liradan 5 milyar liraya yükselttik. Sübvansiyonlu yatırım kredisi hacmini 500 milyar liradan 750 milyar liraya çıkardık. İmalat sanayimize ilave 250 milyar liralık uygun koşullu finansman imkânı sağladık. Yani sadece bu dönemde üretim, yatırım, ihracat ve istihdam için 1 trilyon liralık destek paketini devreye aldık. Çiftçimizi de, esnafımızı da yalnız bırakmıyoruz. Yılın ilk yarısında 724 bin çiftçimize 141 milyar lira, yaklaşık 100 bin esnafımıza ise 40 milyar lira finansman desteği sunduk. Turizm sektöründe vergi yükünü yarıya indirdik, konaklama vergisini yüzde ikiden yüzde bire düşürdük. Turizmde istihdamı korumak amacıyla işletme belgeleri tesislerde çalışan başına 3.500 liralık destek uygulamasını başlatıyoruz. Hazine kefaletiyle 60 milyar liralık ilave finansman imkânı oluşturduk. Tekstil, hazır giyim, deri ve mobilya gibi emek yoğun sektörlerimizde istihdamı korumaya yönelik desteklerimizi de sürdürüyoruz. “TÜRKİYE, HER TÜRLÜ ZORLUĞU AŞACAK GÜCE, BİRİKİME, POTANSİYELE SAHİPTİR” Eş zamanlı olarak Türkiye'yi bölgesinin üretim, lojistik, transit ticarette ve teknoloji merkezi hâline getirecek adımları kararlılıkla atıyoruz. Önümüzde yoğun bir çalışma dönemi var. Ekonomi yönetimimiz bir yandan Orta Vadeli Programımızı hazırlarken, diğer yandan Meclise sunulacak reformlar üzerinde çalışıyor. Şundan kimsenin şüphesi olmasın: Türkiye, her türlü zorluğu aşacak güce, birikime, potansiyele sahiptir. Siyasette güven, yönetimde istikrar olduğu sürece Allah'ın izniyle her sorun çözülür, her sıkıntı giderilir, her engelin üstesinden gelinir. Türkiye, geçmişte demokrasi açığıyla birlikte güven ve istikrar eksikliğini bizzat yaşamış, bunun neye mal olduğunu çok iyi bilen bir ülkedir. Türkiye'yi yıllarca esir alan güven ve istikrar sorununun ülkemize ödettiği bedellerin en başta terör meselesi vardır. Terörün olumsuz etkileri, büyüme, ihracat ve istihdam başlı olmak üzere pek çok başlıkta derinden hissedilmiştir. Bakınız burada bazı çarpıcı rakamları sizlerle paylaşmak istiyorum. Partimizin Ekonomi İşleri Başkanlığının yaptığı güncel bir çalışma terörün Türkiye ekonomisine maliyetini çok net biçimde ortaya koyuyor. Buna göre, terörün faturası gayrisafi yurt içi hasılada 511 milyar doları, kişi başı gelirde 5.800 doları, ihracatta ise 110 milyar doları buluyor. İstihdamdaki kayıp 2,5 milyon kişiye ulaşıyor. TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİ Şurası da oldukça dikkat çekicidir: Terör kaynaklı kayıplar kamu maliyesi tarafında da çift yönlü bir baskıya neden olmuştur. 40 yıllık kümülatif borçlanma maliyetimiz 520 milyar dolara, vergi kaybımız ise 123 milyar dolara yaklaşmaktadır. Dolaylı ve doğrudan maliyetleri de dikkate alındığında terörün Türkiye'ye faturası 2,3 trilyon doların üzerindedir. Fırsat maliyetleri yönüyle baktığımızda terör nedeniyle ülkenin ekonomik kaybı bu rakamın neredeyse iki katıdır. Yatırım, istihdam, finansman, turizm, tarım, güvenlik boyutlarıyla hesap edildiğinde terörün yıllık ortalama maliyeti 50 milyar doları geçiyor. Terörsüz Türkiye sürecimiz menziline vardığında sadece analar geceleri başlarını yastığa gönül huzuru ile koymakla kalmayacak, inşallah ülkemiz işte bu ağır ekonomik faturadan da ebediyen kurtulmuş olacaktır. Bu mesele kalıcı bir şekilde çözüldüğünde kazanan 86 milyon ferdiyle tüm Türkiye olacak, millet olacak, memleket olacaktır. İş adamı kadar emekçi kardeşlerimiz de kazanacak. Çiftçilerimiz kadar turizmcilerimiz de kazanacak. Yatırımcı, ihracatçı kadar ev hanımı, emekli de kazanacak. Türk kadar Kürt de, Arap da, Laz da, Çerkez de kazanacak. Terör engeli ortadan kalktığında Türkiye ekonomisi her alanda artık yeni bir hikâye yazmaya başlayacaktır, biz buna yürekten inanıyoruz. Önümüzdeki günlerde bir süredir üzerinde çalıştığımız yasal düzenlemeyi Gazi Meclisimizin takdirine sunacağız. Cumhur İttifakı olarak Çeşitli zorluklara rağmen tam bir dayanışma içinde yürüttüğümüz bu önemli süreci millî meseleleri şahsi çıkarlarının önüne koyan siyasi partilerimizin de desteğiyle inşallah hedefine ulaştıracağız. Bunu da her fırsatta vurguladığım gibi devletimizin nitelikleriyle, aziz milletimizin değerlerine halel getirmeden yapacağız. “KIBRIS'TAKİ MESELE; KIBRIS TÜRK HALKININ EGEMEN EŞİTLİĞİNİN VE EŞİT ULUSLARARASI STATÜSÜNÜN KABULÜ MESELESİDİR” Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 52. yıl dönümünü Kıbrıs Türk'ü kardeşlerimizle birlikte yine büyük bir gururla idrak ettik. 20 Temmuz 1974 Kıbrıs Türk halkının varlığını hürriyetini ve güvenliğini teminat altına alan tarihî bir dönüm noktasıdır. Türkiye, uluslararası anlaşmalardan doğan garantörlük hakkı ve sorumluluğu çerçevesinde Kıbrıs Türk’ünün maruz kaldığı zulme son vermiş, adada barışın ve istikrarın tesisine öncülük etmiştir. Bundan 52 sene önce Mehmetçik'le mücahitlerin omuz omuza verdiği mücadele sayesinde hamdolsun Kıbrıs Türk'ü kendi topraklarında özgür, güvenli ve onurlu bir geleceğe kavuşmuştur. Bu vesileyle milli davamız uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimize Cenab-ı Allah'tan rahmet, gazilerimize sağlık ve afiyet diliyorum. Kıbrıs Barış Harekâtı’nın hayata geçirilmesinde tarihî sorumluluk üstlenen dönemin Başbakanı Bülent Ecevit'i, Başbakan Yardımcısı Necmettin Erbakan'ı, bu yolda güçlü katkılar sunan Alparslan Türkeş'i, Kıbrıs Türk halkının cesaretli liderlerini, Harekâtı sevk ve idare eden komutanlarımızı ve emeği geçen devlet büyüklerimizi bir kez daha şükranla yâd ediyorum. Tabi burada şu noktayı önemli vurgulamak istiyorum: Bugün Kıbrıs meselesini değerlendirirken tarihî gerçekleri görmezden gelen yaklaşımlarla sağlıklı bir sonuca ulaşmak mümkün değildir. Kıbrıs'taki mesele iki toplum arasında teknik bir yönetim paylaşımı tartışmasının ötesinde Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliğinin ve eşit uluslararası statüsünün kabulü meselesidir. Dolayısıyla Kıbrıs Türk'ünün egemen eşitliğini, özden gelen haklarını ve Doğu Akdeniz'deki meşru menfaatlerini yok sayan hiçbir girişimin başarıya ulaşması söz konusu olamaz. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Sayın Guterres'in 16 yıl aradan sonra adaya giden ilk genel sekreter olması kuşkusuz çok kıymetlidir. Türkiye, Sayın Guterres'in barış çabalarına her daim güçlü destek olmuş, kendisini samimiyetle desteklemiş bir ülkedir. Bundan sonra da kendisiyle yakın istişare içinde olmayı sürdüreceğiz. Tabi bu noktada Kıbrıs Türk halkını azınlık statüsüne mahkûm etmeyi amaçlayan formüllerin geçmişte sonuçsuz kaldığı herkesin malumudur. Adada sükûnet ancak adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözümle sağlanabilir. Öte yandan bölgemizde yaşanan gerilimleri fırsata çevirmeye çalışan Kıbrıs'ı yeni askerî yapılanmaların ve jeopolitik hesapların parçası hâline getirmek isteyen çevrelerin attığı her adımı dikkatle takip ediyoruz. Burada yanlış hesap yapanlara şu gerçeği tekrar hatırlatıyorum. Türkiye tarih boyunca olduğu gibi, 52 sene önce olduğu gibi bugün de yarın da Kıbrıs Türk’ü kardeşlerini yalnız asla bırakmayacak, eski acıların yaşanmasına ne pahasına olursa olsun bir daha asla izin vermeyecektir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin turizmde, yükseköğretimde, teknolojide ve dijital dönüşüm alanlarında bölgesinin öncü ülkelerinden biri hâline gelmesi, bütün sektörleriyle kalkınması ve Doğu Akdeniz'de istikrar ile refahın merkezi olması için iş birliğimizi yıldan yıla güçlendiriyoruz. Geçmişte asrın projesiyle Kıbrıs Türk’ünün su ihtiyacını nasıl kalıcı şekilde çözdüysek, önümüzdeki dönemde denizin altından doğalgaz hattı başta olmak üzere farklı projeleri hayata geçirmeye devam edeceğiz. ORMAN YANGINLARIYLA MÜCADELE İklim krizinin olumsuz etkileri başta orman yangınları ve kuraklık olmak üzere dünyada giderek daha çok hissediliyor. Avrupa'da yılın başından bu yana çıkan orman yangınlarında 292855 hektar büyüklüğünde bir alan yandı. Kayıp geçen yılın aynı dönemine göre iki katın üzerinde artış gösterdi. Her sene dünya genelinde 7 milyon hektarlık bir alan orman yangınlarında maalesef yok oluyor. Biz de yakın tarihimizde büyük orman yangınları yaşadık. Beş sene önce Antalya ve Muğla'da yaşanan yangınları hâlen hatırlıyoruz. Devlet olarak her yangında olduğu gibi o yangınlardan sonra da hızlıca harekete geçtik. Tüm bakanlıklarımızın sıkı çalışmasıyla yangının yaralarını süratle sardık. Evini kaybeden vatandaşlarımıza yeni yuvalarını teslim ettik. Hükûmetimiz aleyhine yürütülen yoğun dezenformasyon kampanyalarına rağmen afet sırasında ne söz verdiysek hepsini tek tek yerine getirdik. Yanan alanların tamamı yeniden tohum ve fidanla buluştu. Yalan ağzına yuva yapmış birilerinin iddia ettiği gibi yanan alanlara temel atılmadı, tohum atıldı, oralarda oteller değil, fidanlar yükseldi. Sadece yanan alanları ağaçlandırmakla kalmadık, orman yangınlarıyla mücadele kapasitemizi daha da güçlendirdik. Şunu tüm halkımızın çok iyi bilmesini isterim: 28 bine yakın orman kahramanımız, 140 bini aşkın gönüllümüz, 28 yangın söndürme uçağımız, 119 helikopterimiz, 14 insansız hava aracımız, 6 bine yakın kara aracımızla özellikle bugünlerde 7-24 nöbetteyiz. Ekiplerimiz yılbaşından bu yana 1011'i orman, 1862'si orman dışı olmak üzere toplam 2873 yangına hızlıca müdahale etmiştir. Bugün şimdiye kadar ülkemiz genelinde 59'u orman dışı olan alan olmak üzere toplam 90 yangın çıkmıştır. Bu yangınların 81’i tamamen kontrol altına alınmıştır. Şu anda Muğla, Balıkesir, Antalya ve Çanakkale'deki yangınların kontrol altına alınmasına yönelik çalışmalarımız devam ediyor. Bu yangınların söndürülmesi için 21 uçak, 58 helikopter, 420 arazöz, 142 su tankeri, 76 iş makinesi olmak üzere toplam 929 kara aracı ile 3.210 personelimiz yoğun bir şekilde çalışıyor. Biz de çalışmaları yakından takip ediyoruz. Yangından etkilenen tüm kardeşlerimize geçmiş olsun diyorum. Kendi yangınlarımıza müdahale ederken ihtiyaç duyan ülkelere de destek veriyoruz. Şu anda çok şiddetli yangınlarla mücadele eden İspanya ve Fransa'ya ikişer adet yangın söndürme uçağımızı destek amaçlı gönderdik. Başta İspanya ve Fransa olmak üzere orman yangınlarıyla boğuşan bütün ülkelere geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Bilhassa Ağustos ve Eylül aylarında çok daha dikkatli olmamız gerekiyor. Biz bütün ekiplerimiz ve imkânlarımızla teyakkuzda olmayı sürdüreceğiz. Vatandaşlarımızın da hassasiyetlerini korumalarını istirham ediyorum. Şu hususlara 86 milyon olarak hepimiz lütfen dikkat edelim: Açık alanlarda ateş yakmayalım. Ormanlara cam, izmarit gibi yanıcı maddeler atmayalım. Toprağımıza da zarar veren anız yakma işinden artık vazgeçelim. Girişleri yasak olan ormanlık alanlara girmeyelim. Bir duman gördüğümüzde hemen 112'yi arayalım. Orman yangınına sebep olmanın ağır cezaları olduğunu unutmayalım. Orman yangınlarıyla mücadele eden bütün ekiplerimize tekrar başarılar diliyor, Rabbim ayaklarına taş değdirmesin diyorum. Bu düşüncelerle kabine toplantımızda aldığımız kararların hayırlara vesile olmasını temenni ediyor, sizleri bir kez daha saygıyla selamlıyorum.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Kurban Bayramı mesajı: "Yeni dönemin parlayan yıldızlarından birisi Türkiye'miz olacaktır" Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Kurban Bayramı mesajı: "Yeni dönemin parlayan yıldızlarından birisi Türkiye'miz olacaktır"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kurban Bayramı dolayısıyla yayınladığı mesajında, "Bizleri sağlık ve sıhhat içinde, huzuru kalple bir bayrama daha eriştiren Cenabıallah'a hamdolsun diyorum." dedi. "Gazze başta olmak üzere, gönül coğrafyamızın farklı köşelerinde bu bayramı da hüzünle, acıyla, kalplerinde ince bir sızıyla karşılayan tüm kardeşlerime, şahsım ve milletim adına en güçlü dayanışma mesajlarımı gönderiyor, Kurban Bayramlarını ayrı ayrı tebrik ediyorum. Rabbim bizleri hem millet hem de ümmet olarak merkezinde barışın, esenliğin, vahdet ve uhuvvetin olduğu daha nice bayramlara kavuştursun niyazında bulunuyorum." diye konuşan Erdoğan'ın mesajı şöyle devam ediyor. "İnanıyorum ki her bir vatandaşımız gerek eş, dost ve akraba ziyaretleriyle gerekse yardım ve dayanışma faaliyetleriyle bu ruh şölenini en verimli surette değerlendirecek, böylece hem Allah'a yaklaşmış hem de birbirine daha sıkı bağlarla kenetlenmiş olacaktır. Şayet muhabbet ve diğerkamlığın gönülleri sarıp sarmaladığı bu mübarek günleri hakkıyla idrak edebilirsek, işte o zaman kardeşliğimiz güçlenecek, darlığın yerini ferahlık, dargınlığın yerini kucaklaşma alacaktır. Duam ve beklentim bu bayramın da kalplerin yumuşamasına, küskünlerin barışmasına, kırgınlıkların giderilmesine ve sıkılı yumrukların tamamen açılmasına vesile olmasıdır. Türkiye, dünyada eşine az rastlanır bir başarı hikayesi yazmaktadır. İslam alemi olarak huzur iklimine kavuşmanın sevincini yaşarken, öte yandan bölge ve dünyanın stres düzeyi yüksek bir dönemden geçmektedir. İsrail, ateşkese rağmen Gazze'den Batı Şeria'ya, Doğu Kudüs'ten Lübnan'a kadar coğrafyamızın farklı noktalarında işgal, yıkım, katliam ve yasa dışı yerleşim faaliyetlerini pervasızca sürdürüyor. Yine İsrail'in tahrik ve tertipleriyle tetiklenen savaşın menfi etkileri, enerjiden tarıma, ticaretten ulaşıma, ekonomiden güvenliğe birçok alanda hissediliyor. Bölgemizin savaş ve krizler silsilesiyle boğuştuğu bu dönemde Türkiye ekonomisiyle, altyapısıyla, tecrübeli kurumları, liyakatli kadrolarıyla, en önemlisi tahkim ettiği iç cephesiyle istikrar adası olarak göz dolduruyor. Eleştirilere ve engellemelere rağmen 23 yıldır yürüttüğümüz politikaların semeresini, başta savunma sanayimiz olmak üzere her alanda topluyoruz. 238 milyar dolardan 1,6 trilyon doları aşan ekonomik büyüklüğü, 36 milyar dolardan 276 milyar dolara çıkan yıllık ihracatı, 248 milyon dolardan 10 milyar doları geçen savunma ve havacılık ihracatı ile Türkiye, dünyada eşine az rastlanır bir başarı hikayesi yazmaktadır. Etrafımızdaki toz bulutu dağıldıktan sonra inşallah yeni dönemin parlayan yıldızlarından birisi Türkiye'miz olacaktır. Bunun için ne gerekiyorsa yapıyoruz. Ülkemizin istikbali ile bölgemizin istikrarı açısından taşıdığı stratejik değer bugünlerde daha iyi anlaşılan Terörsüz Türkiye süreci bunlardan biridir. Sınırlarımız içinde huzur ve güvenliğin güçlenmesine, sınırlarımız dışında emperyalist oyunların bozulmasına katkı sunan bu tarihi süreci çok büyük bir özenle, sağduyu ve samimiyetle menziline doğru götürüyoruz. Türkiye'ye sadece ekonomik maliyeti 2 trilyon doları aşan bu musibetten milletimizi kurtarma irademiz tamdır. Sapasağlam, hızla yola devam ediyoruz." Bursa Arena

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.