Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Çin

bursaarena.com.tr - Çin haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çin haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Çin üniversiteleri yapay zeka reformu kapsamında 12 bin bölümü kaldırdı Haber

Çin üniversiteleri yapay zeka reformu kapsamında 12 bin bölümü kaldırdı

Çin'deki yerel haberlere göre ülkedeki üniversiteler, teknoloji odaklı programlara öncelik vermek amacıyla sanat, beşeri bilimler ve dil alanlarında 12 bin bölümü kaldırdı. Bu yeniden yapılandırma, ülkedeki yükseköğretimi Çin'in yapay zeka odaklı ekonomiye geçiş çabalarına uyumlu hale getirmek amacıyla tasarlandı. Çin Eğitim Bakanlığı verilerine göre ülkedeki üniversite programlarının neredeyse üçte biri ve milyonlarca öğrenci bu durumdan etkilendi. Bu değişim kapsamında 2021'le 2025 arasında Çin'deki yükseköğretim kurumlarında 10 bin 200 yeni lisans programı açıldığı bildiriliyor. South China Morning Post'un haberine göre sanat ve beşeri bilimler alanındaki lisans programları, yetkililer tarafından giderek daha fazla "modası geçmiş" ve aşırı yoğun olarak görülürken, "bedenlenmiş zeka" gibi yeni programların Pekin'in ekonomik kalkınma hedefleriyle daha uyumlu olduğu düşünülüyor. Şanghay Bilim ve Teknoloji Üniversitesi'nden yeni mezun olan bir öğrenci, yayın kuruluşuna yaptığı açıklamada istihdam olanaklarının yetersizliği nedeniyle üniversitenin bu lisans programını kaldırdığını söyledi. İsmi açıklanmayan öğrenci, "Yapay zekanın hızlı gelişimi, ürün tasarımını derinden etkiledi" dedi. Modelleme ve görselleştirme gibi birçok temel görevi artık yapay zeka yerine getirebiliyor. Çin'deki eğitim reformu, ulusal müfredatları yeniden düzenleyerek yapay zekayla ilgili yeni dersleri dahil etmeyi hedefleyen dünya çapındaki çeşitli girişimlerden biri. Hindistan, yapay zeka modüllerini doğrudan ulusal okul müfredatına dahil ederken, Birleşik Arap Emirlikleri de Ulusal Yapay Zeka Eğitim Girişimi'ni başlattı. Kazakistan ise yapay zekanın benimsenmesini ulusal bir hayatta kalma meselesi olarak niteledikten sonra yeni bir eğitim stratejisini uygulamaya koyuyor. Avrupa'da ise İspanya, "Dijital İspanya" stratejisi kapsamında müfredatını güncelleyerek yapay zeka okuryazarlığına odaklanıyor. Birleşik Krallık Eğitim Bakanı Bridget Phillipson da Eğitim Bakanlığı'nın, GCSE (Genel Orta Öğretim Sertifikası) ve A-level (İleri Düzey Eğitim Genel Sertifikası) sınavlarının yanı sıra veri bilimi ve yapay zeka alanında yeni bir yeterlilik sertifikası getirme olasılığını değerlendirdiğini geçen yıl açıklamıştı. Ülkenin ulusal müfredatta son 10 yıldır yaptığı en kapsamlı revizyonun önümüzdeki yıl yayımlanması ve Eylül 2028'de uygulamaya geçmesi planlanıyor. Phillipson o zaman yaptığı açıklamada, "Ulusal müfredatın güncellenmesinin üzerinden 10 yıldan uzun süre geçti" demişti. Gençlerin günümüzün zorluklarıyla başa çıkabilecek donanıma sahip olmaları, böylece hayatın sunduğu heyecan verici fırsatları yakalayabilmeleri her zamankinden daha kritik önemde. Independent Türkçe

'Asya çömelmesi'nde uzmanlaşmak neden sağlığa yararlı? Haber

'Asya çömelmesi'nde uzmanlaşmak neden sağlığa yararlı?

Çin, Japonya ve Asya'nın büyük bir bölümünde, iyice çömelmek günlük hayatın sıradan bir parçası. İnsanlar tren beklerken, arkadaşlarıyla sohbet ederken veya yemek yerken topukları yere düz basacak şekilde çömelerek zahmetsizce dinleniyorlar. Ancak turistlerin bu çömelme hareketini taklit etmeye çalıştıkları videolar internette bir eğlenceye dönüştü. Çoğu geriye doğru düşüyor, yana devriliyor veya destek için duvarlara tutunuyor. Vücut hareket uzmanları, bu pozisyonun, yaşlandıkça iyi bir hareketlilik düzeyini korumakla ilgili daha önemli bir soruyu gündeme getirdiğini söylüyor. Peki, neden bazı insanlar zahmetsizce çömelirken, diğerleri bu hareketi yaparken dik durmakta zorlanıyor? Sizi iyi hissettireceği kanıtlanmış beş farklı egzersizAğırlık kaldırmak daha uzun yaşamanıza yardımcı olabilirAsya çömelmesinin yararları ne? Çömelmek, vücudun en temel hareketlerinden biri olarak kabul ediliyor. ABD'deki South California Üniversitesi'nden insan hareketi uzmanı Prof. Christopher Powers "Çömelme olmadan hiçbir şey yapamazsınız" diye açıklıyor. "Bir sandalyede otururken, arabanızdan inerken, tuvaleti kullanırken, yerden bir şey almak için eğilirken..." Birçok insan, spor salonu egzersiz rutinlerinin yaygın bir parçası olan temel çömelme hareketine aşina. Bu harekette, uyluklar yere paralel olana kadar oturuyormuş gibi çömeliyorsunuz. Ancak Asya çömelmesi, diğer adıyla derin veya tam çömelme, belirgin şekilde farklı. Bu harekette, dizler tamamen bükülüp dışarı doğru itilene kadar çömeliyor, ayakların arasını geniş, göğsü dik tutuyor ve uyluğun arkasının baldır kaslarına yaslanıyorsunuz. İnsanların hareketliliğini ve gücünü geliştirmelerine yardımcı olma konusunda uzmanlaşmış Asyalı-Amerikalı antrenör Matt Hsu, milyonlarca izlenme alan Asya çömelmesinin sosyal medya videolarını yayınladı. Ancak ismin yanıltıcı olabileceğini söylüyor. "Bunu kendilerine aitmiş gibi sahiplenen Afrikalıları göreceksiniz… Slav ülkeleri, Doğu Avrupa'daki herkes 'bu bizim çömelmemiz' diyecek. Bu çömelme herkesin çömelmesi" diyor. Fizyoterapistler, bu derin çömelmelerin kalça, diz ve ayak bileklerinde daha fazla hareketlilik gerektirdiğini ve normal bir çömelmeye göre vücudun daha fazla bölgesindeki kasları harekete geçirdiğini söylüyor. Çalışmalar, bu kapsamlı esnemenin hareketliliği ve esnekliği artırmaya, sırt ağrısını azaltmaya ve yaşam boyu genel bağımsızlığı sağlamaya yardımcı olabileceğini ortaya koydu. Egzersizi, vücut saatinize göre ayarlamak nasıl faydalı oluyor? Kaynak,Getty Images /// Derin çömelme pozisyonu, çoğu insanın çocukluktan itibaren doğal olarak yapabildiği, ancak zamanla kaybettiği bir hareket. Çocuklar bu pozisyona doğal olarak ve çok az çabayla geçebiliyor. Bunun nedeni kısmen daha fazla eklem hareketliliğine ve farklı vücut oranlarına sahip olmaları. Ancak anatomideki değişiklikler, birçok yetişkinin derin çömelme yeteneğini kaybetmesinin tek nedeni değil. Oturmaya dayalı yaşam tarzları, sandalyeler ve yükseltilmiş tuvaletler kullanmak, birçok yetişkinin günlük yaşamda nadiren derin çömelme ihtiyacı duymasına neden oluyor ve bu da zamanla hareketlilik ve gücün azalmasına yol açıyor. Araştırmalarında hareket değişikliklerinin diz yaralanmalarına nasıl katkıda bulunduğunu inceleyen Powers "Kullanmazsanız kaybedersiniz" diye uyarıyor. Yeni bir araştırmaya göre günde 7 bin adım sağlıklı yaşam için yeterliAsyalılar neden daha kolay çömeliyor? Kaynak,Matt Hsu /// Asya kökenli Amerikalı Matt Hsu, sakatlıklar nedeniyle birkaç kez kaybettiği derin çömelme hareketini yeniden öğrenmek için kendi kendine antrenman yapmak zorunda kaldı. Yaşlandıkça hareketlilik ve bağımsızlık için bu beceriyi korumanın önemli olduğunu söylüyor. Japonya gibi Asya'nın bazı bölgelerinde restoranlara gitmek gibi günlük faaliyetler için bile çömelmeniz gerekiyor. Hareket ve fitness eğitimi veren Upright Health şirketinin kurucusu Hsu "Hala düzenli olarak içeri girip, ayakkabılarınızı çıkarıp, tatami minderine çömelip, sonra oturup yemeğinizi yiyebilmeniz gerekir" diyor. Diğer, daha temel aktiviteler de bu kalça ve bacak gücünü gerektiriyor. "Asya'nın bazı bölgelerinde sadece çömelinen tuvaletler var. Her gün, her tuvalete gitmeniz gerektiğinde bu şekilde tuvalete gidiyorsanız, bu yeteneği kolay kolay kaybetmezsiniz" diye ekliyor. Hsu, 40 dakikalık röportajı boyunca uzun süre derin çömelme pozisyonunda kaldı ve sadece birkaç kez kısa bir ara verdi. Ailesinin deneyimi nedeniyle çömelme gibi hareketlerin öneminin acı verici bir şekilde ortaya çıktığını söylüyor. "Babam düştü ve yerden kalkamadığı için ambulans çağrılıp kaldırımdan alınması gerekti" diyor Hsu. Hsu, spor sakatlıklarından iyileşirken uzun süre oturmak zorunda kaldıktan sonra 20'li yaşlarında derin çömelme yeteneğini kaybettiğini söylüyor. "Ayak bileklerime bile dokunamıyordum çünkü çok sertleşmişti" diyor. Hsu, vücudunu tekrar eğitmek zorunda kaldı ve derin çömelme yeteneğinin, diğer herhangi bir fiziksel beceri gibi öğrenilebileceğini söylüyor. Basit zihin egzersizleri beynimizin işleyişini nasıl değiştirir?Asya çömelmesi nasıl yapılır? Hsu, derin çömelme hareketini öğrenmek isteyenleri, vücutları hazır olmadan önce meseleye çok agresif bir şekilde yaklaşmamaları konusunda uyarıyor. "Acele edip tamamen aşağıya inmek istemezsiniz çünkü muhtemelen bir yerinizi sakatlarsınız" diyor. Bunun yerine, sandalye veya tezgah gibi mobilyalardan destek alarak harekete kademeli olarak başlamayı ve sadece rahat hissettiğiniz kadar aşağıya inmeyi öneriyor. "Bunu birkaç hafta boyunca her gün birkaç kez yaparsanız 'kendimi güvende hissediyorum, biraz daha aşağıya inebilirim' diyeceksiniz." Kaynak,Getty Images /// Fizyoterapistler, derin çömelmenin herkes için, özellikle de diz, kalça veya sırt ağrısı olanlar için nihai hedefe dönüşmemesi gerektiğini söylüyor. Ancak, yetişkinlerin derin çömelmeyi yeniden öğrenmeleri gerekip gerekmediği sorusu yaş ilerledikçe daha karmaşık hale geliyor. Powers "Yaşlandıkça eklemlerimizde, omurgamızda, kalçalarımızda, özellikle ayak bileklerimizde hareket kabiliyetimizi kaybediyoruz" diyor. "Bu da bu tür çömelmeyi yapma yeteneğimizi daha da sınırlıyor." Araştırmacılar, her derinlikteki çömelmenin faydalı olduğunu söylüyor ama Powers, özellikle diz, kalça veya sırt ağrısı olanlara derin çömelmeyi bir hedef olarak ele almamaları konusunda uyarıyor. Klinik ortamlarda, çömelmeler genellikle hastanın vücut tipine, yaralanmalarına, geçmişine ve hedeflerine bağlı olarak değiştiriliyor. Powers, bu karmaşıklığın genellikle internette gözden kaçtığını söylüyor. "Herkesin en uygun yolu var ama bu işlerin böyle yürümediği anlamına da geliyor. Her insan farklı." Daha uzun uyluk kemiklerine, sınırlı ayak bileği hareket kabiliyetine veya farklı kalça yapılarına sahip olanlar, ne kadar formda olurlarsa olsunlar, denge ve derinlik konusunda daha fazla zorluk çekebiliyor. Bazı fizyoterapistler, asıl meselenin birinin kalçaları yerden birkaç santim yukarıda oturabilmesi değil, yaşlandıkça bağımsız hareket etmeye devam edebilmesi olduğunu savunuyor. Şu anda, derin çömelmenin uzun süre boyunca günlük olarak uygulayan kişiler üzerindeki uzun vadeli etkisini veya faydalarını doğrulayan hiçbir çalışma yok. Hsu, amacının mükemmellik değil, modern yaşam tarzının insanlardan yavaş yavaş yok etmiş olabileceği bir hareketi geri kazandırmak olduğunu söylüyor. "Kişisel deneyimimden yola çıkarak şunu söyleyebilirim ki vücudunuzu kontrol edebilmeniz, kalkabilmeniz ve yerçekimini yönetebilmeniz kesinlikle gerekli bir şey." Orijinali İngilizce olan bu makalenin çevirisinde yapay zekadan yararlanıldı. BBC Türkçe

Plastik atık: Türkiye Avrupa'nın çöp deposu mu? Haber

Plastik atık: Türkiye Avrupa'nın çöp deposu mu?

Türkiye, Çin'in piyasadan çekilmesinin ardından önemli bir atık ithalatçısı hâline geldi. Peki Avrupa'nın çöpüne Türkiye'de ne oluyor? İthal çöpler kurallara uygun dönüştürülüyor mu? 5 Haziran Dünya Çevre Günü'nde plastik kirliliği küresel ölçekte tartışılmaya devam ederken, Türkiye'nin Avrupa'dan ithal ettiği plastik atıklar da yeniden gündemde. Çin'in 2017 yılında plastik atık ithalatını büyük ölçüde yasaklamasının ardından küresel atık ticaretinin rotası değişti. Uzun yıllar Avrupa ve Kuzey Amerika'nın plastik atıklarının önemli bölümünü alan Çin'in piyasadan çekilmesiyle yeni varış ülkeleri ortaya çıktı. Türkiye de bu süreçte önde gelen ülkelerden biri oldu. Bugün Türkiye, Avrupa'nın başlıca plastik atık varış noktalarından biri konumunda. Ancak İstanbul Politikalar Merkezi (İPM) tarafından yayımlanan ve çevre bilimci Prof. Dr. Sedat Gündoğdu tarafından hazırlanan yeni politika notu, tartışmanın artık yalnızca ne kadar plastik atık ithal edildiğiyle ilgili olmadığını savunuyor. Çalışmaya göre asıl soru, Türkiye'ye gelen bu atıkların ne kadarının gerçekten geri dönüştürüldüğü, ne kadarının çevreye karıştığı ve mevcut sistemin bunları ne ölçüde izleyebildiği. Rapor, plastik atık ticaretini yalnızca ekonomik bir faaliyet olarak değil; "kirlilik transferi", "çevresel adaletsizlik" ve "ekolojik güvenlik" sorunu olarak ele alıyor. Çalışmanın ortaya koyduğu tablo, Türkiye'nin küresel plastik ticaretindeki rolüne ilişkin yerleşik varsayımları da sorguluyor. Atık ticareti mi "atık sömürgeciliği" mi? Politika notu, plastik atık ticaretini yalnızca bir geri dönüşüm faaliyeti olarak değil, ülkeler arasındaki çevresel ve ekonomik eşitsizlikle bağlantılı bir mesele olarak ele alıyor. Rapora göre, gelişmiş ülkeler kendi sınırları içinde yönetmek istemedikleri atıkları daha düşük maliyetlerle "küresel güney" ülkelerine gönderiyor. Bu nedenle atık ticareti uzun yıllardır "atık sömürgeciliği", "ekolojik emperyalizm" ve "çevresel adaletsizlik" kavramları üzerinden tartışılıyor. Çalışmada, 1980'lerde ABD'den çıkan tehlikeli atıkların Haiti'ye ve okyanuslara boşaltılmasıyla sonuçlanan Khian Sea vakası ile Nijerya'daki Koko skandalı hatırlatılıyor. Bu olayların daha sonra Basel Sözleşmesi'nin ortaya çıkmasına zemin hazırladığı belirtiliyor. Rapora göre, bugün plastik atık ticareti de benzer bir tartışmanın merkezinde bulunuyor. Türkiye'nin son yıllarda Avrupa'dan gelen plastik atıkların önemli bir bölümünü kabul etmesi yalnızca bir geri dönüşüm politikası olarak değil, küresel atık akışlarının parçası olarak değerlendiriliyor. Çin sonrası yükseliş Rapora göre Türkiye'nin plastik atık ithalatındaki yükselişi, Çin'in 2017 sonunda aldığı ithalat yasağının ardından hızlandı. Çin öncesi dönemde Avrupa Birliği'nden sınırlı miktarda plastik atık alan Türkiye, yasağın ardından birkaç yıl içinde Avrupa'nın başlıca varış ülkelerinden biri haline geldi. Politika notunda yer alan bilgiye göre, Türkiye'nin plastik atık ithalatı 2018'de 437 bin ton iken, Ticaret Bakanlığı'nın AB teknik çalıştayında paylaştığı verilere göre 2024 yılında yaklaşık 1,29 milyon tona ulaştı. Bu büyüme genellikle Türkiye'nin güçlü geri dönüşüm sektörü ve plastik sanayisinin hammadde ihtiyacıyla açıklanıyor. Ancak rapora göre ithalattaki artış tek başına geri dönüşüm kapasitesindeki gelişime işaret etmiyor. Türkiye'nin aldığı plastik atık miktarı, ülkenin kendi atık yönetim performansıyla birlikte değerlendirildiğinde farklı bir tablo ortaya çıkıyor. Türkiye kendi atığını ne kadar yönetebiliyor? Türkiye yılda yaklaşık 32-33 milyon ton belediye atığı üretiyor. Bu atıkların yaklaşık 3,3 milyon tonunu plastikler oluşturuyor. Buna rağmen rapora göre belediye atıklarının yüzde 80 ila 90'ı hâlâ düzenli depolama sahalarına gönderiliyor veya düzensiz biçimde bertaraf ediliyor. Bu durum, Türkiye'nin kendi atıklarını yönetmekte yaşadığı yapısal sorunların devam ettiğine işaret ediyor. Rapor ayrıca geri dönüşüm oranları konusunda da dikkat çekici bir farklılığa işaret ediyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı verilerine göre, belediye atıklarında geri kazanım oranı 2017'de yüzde 13 iken 2022'de yüzde 30'a yükseldi, 2024 için ise yüzde 36 hedefi açıklandı. Ancak Dünya Bankası'nın 2022 yılı için hesapladığı geri dönüşüm oranı yüzde 11,9 olarak kaydedildi. Çalışmada bu farkın yalnızca teknik bir istatistik meselesi olmadığı, aynı zamanda sistemin şeffaflığı ve performansının nasıl ölçüldüğüne ilişkin soru işaretleri yarattığı belirtiliyor. Raporun dikkat çektiği temel çelişki ise şu: Kendi belediye atıklarının çok büyük bölümünü hâlâ depolama sahalarına gönderen bir ülke, dışarıdan gelen milyonlarca tonluk plastik atık akışını çevresel açıdan güvenli biçimde yönetebiliyor mu? Ne kadar atık geldiği bile net değil Plastik atık ticaretine ilişkin verilerde de tutarsızlıklar söz konusu. Birleşmiş Milletler'in Comtrade veri tabanı, Eurostat, Basel Action Network, PAGEV ve Türkiye Ticaret Bakanlığı'nın açıkladığı rakamlar birbirinden farklı sonuçlar ortaya koyuyor. Örneğin 2024 yılı için Basel Action Network, Avrupa Birliği'nden Türkiye'ye gönderilen plastik atık miktarını 426 bin ton olarak hesaplıyor. PAGEV aynı yıl HS 3915 kodlu plastik atık ithalatını yaklaşık 678 bin ton olarak açıklarken, Türkiye Ticaret Bakanlığı 2024 yılı toplam plastik atık ithalatını yaklaşık 1,29 milyon ton olarak bildiriyor. Çalışmaya göre bu farklılıkların nedenleri arasında gümrük kodlarındaki sınıflandırma sorunları, raporlama tarihleri arasındaki farklılıklar, yeniden ihracat işlemleri ve yanlış beyanlar yer alıyor. Bu farklılıklar, plastik atık ticaretinin gerçek boyutunun ve izlenebilirliğinin değerlendirilmesini güçleştiriyor. Türkiye'ye ne kadar plastik atık girdiği konusunda net bir tablo ortaya koyulamaması, sistemin izlenebilirliğine ilişkin daha büyük soru işaretleri yaratıyor. Çünkü miktarın kendisi konusunda belirsizlik bulunurken, bu atıkların ne kadarının geri dönüştürüldüğünü veya çevreye karıştığını doğrulamak daha da güç hâle geliyor. Bu nedenle çalışma, plastik atık ticaretindeki veri şeffaflığını başlı başına bir yönetişim sorunu olarak değerlendiriyor. Atıklar tesis kapısından girdikten sonra ne oluyor? Politika notunun en güçlü eleştirilerinden biri mevcut denetim sistemine yönelik. Türkiye'de atıkların hareketi Mobil Tehlikeli Atık Takip Sistemi (MoTAT) üzerinden izleniyor. Sistem, atıkların gümrüklerden veya üretim tesislerinden lisanslı geri dönüşüm tesislerine kadar olan yolculuğunu takip etmeyi amaçlıyor. Antalya'da bir atık merkeziFotoğraf: Mustafa Ciftci/AA/picture alliance Ancak rapora göre sistemin önemli bir kör noktası bulunuyor. MoTAT, atığın tesise ulaştığını gösterebiliyor ancak tesis içine girdikten sonra ne olduğuna dair ayrıntılı bir izleme mekanizması sunmuyor. Başka bir ifadeyle sistem, atığın kapıya kadar olan hareketini izliyor, ancak içeride gerçekten geri dönüştürülüp dönüştürülmediğini, ne kadarının ürün haline geldiğini, ne kadarının atık olarak kaldığını veya yasa dışı biçimde bertaraf edilip edilmediğini ortaya koyamıyor. Rapora göre bu durum, ithal edilen plastiklerin yakılması, yasa dışı dökülmesi ya da kayıt dışı biçimde sistem dışına çıkarılması gibi risklerin tespit edilmesini güçleştiriyor. Bu nedenle çalışma, tesislere giren her kilogram atığın çıkan ürün ve bakiye atıklarla eşleştirildiği gerçek zamanlı bir "kütle dengesi" sisteminin kurulmasını öneriyor. Sertifikalar yeterli mi? Raporun dikkat çektiği bir diğer konu da denetim ve sertifikasyon mekanizmalarının etkinliği. Çalışmada örnek olarak Düzce'deki 2B Plast vakasına yer veriliyor. Rapora göre tesis, Alman makamları tarafından geri dönüşüm yapabilecek kapasitede olduğu gerekçesiyle onaylanmıştı. Ancak daha sonra tesis faaliyet göstermediği hâlde Almanya'dan plastik atık sevkiyatlarının sürdüğü ortaya çıktı. Politika notu bu örneği, mevcut sertifikasyon sistemlerinin sahadaki gerçek durumu her zaman yansıtamayabileceğinin göstergesi olarak değerlendiriyor. Çalışmaya göre sorun yalnızca yeni kurallar koymak değil, bu kuralların sahada uygulanıp uygulanmadığını sürekli ve bağımsız biçimde doğrulayabilmek. Adana'dan gelen uyarı Raporun teorik tartışmayı somut verilerle desteklediği yerlerden biri Adana. Türkiye'de ithal plastik atıkların önemli bir bölümünün işlendiği kentte yapılan araştırmalar, geri dönüşüm süreçlerinden kaynaklanan mikroplastik kirliliğine işaret ediyor. Çalışmada aktarılan saha verilerine göre, geri dönüşüm tesislerinin aşağı akışında yer alan sulama kanallarındaki mikroplastik yoğunluğu, yukarı akıştaki noktalara göre 132 kata kadar çıkabiliyor. Araştırmada saatte 5,3 milyardan fazla mikroplastik parçacığının su sistemlerine karıştığı belirtiliyor. Bu bulguların önemi yalnızca sucul ekosistemlerle sınırlı değil. Rapora göre söz konusu suların tarımsal sulamada kullanılması, mikroplastiklerin tarım topraklarına ve gıda zincirine taşınmasına yol açabiliyor. Bu nedenle çalışma, bazı geri dönüşüm süreçlerinin aslında yeni çevresel riskler yaratabildiğine dikkat çekiyor. Yangınlar ve yasa dışı döküm iddiaları Öte yandan rapor, son yıllarda plastik geri dönüşüm tesislerinde meydana gelen yangınlarda belirgin bir artış yaşandığına dikkat çekiyor. Rapora göre plastik geri dönüşüm tesislerinde çıkan yangınların sayısı 2017'de yıllık 6 vakadan 2022'de 125 vakaya yükseldi. Çalışmada, bazı yangınların geri dönüşüme uygun olmayan atıkların bertaraf maliyetlerinden kaçınmak amacıyla kasıtlı olarak çıkarıldığı yönündeki iddialara da yer veriliyor. Bu tür yangınların yalnızca ekonomik kayıplara yol açmadığı, aynı zamanda son derece zararlı gazların atmosfere yayılmasına neden olabileceği vurgulanıyor. Rapor ayrıca Adana başta olmak üzere bazı bölgelerde tespit edilen yasa dışı döküm ve açıkta yakma uygulamalarının toprakta kalıcı organik kirletici birikimine yol açtığını belirtiyor. AB'nin yeni kuralları çözüm olacak mı? Avrupa Birliği'nin yeni Atık Sevkiyat Tüzüğü, plastik atık ticaretine ilişkin kuralları önemli ölçüde sıkılaştırıyor. Yeni sistem kapsamında Türkiye gibi OECD ülkelerine yapılacak sevkiyatlar daha sıkı bildirim ve onay süreçlerine tabi olacak. AB ayrıca çevreye uygun yönetim standartlarını karşılamayan ülkelere yönelik ihracatı durdurma yetkisini de elinde bulunduracak. Ancak politika notu bu düzenlemelerin tek başına yeterli olmayabileceğini savunuyor. Çalışmaya göre, sorun yalnızca mevzuat eksikliği değil. Asıl mesele, denetimin nasıl yapılacağı ve kuralların sahada ne ölçüde uygulanacağı. Türkiye'nin plastik atık ithalatı tartışması artık yalnızca ne kadar atık alındığı sorusuna değil, bu atıkların gerçekten neye dönüştüğü, ne kadarının çevreye karıştığı ve mevcut denetim sisteminin bunu ne ölçüde izleyebildiği sorularına odaklanıyor. Bu nedenle çalışma, Türkiye'nin küresel plastik ticaretindeki rolüne ilişkin temel bir soruyu yeniden gündeme getiriyor: Türkiye, Avrupa'nın plastik atıklarını geri dönüştüren bir merkez mi, yoksa giderek küresel plastik kirliliğinin yükünü taşıyan bir ülke hâline mi geliyor? Pelin Ülker / DW

Çin bütün insansı robotlara kimlik numarası getiriyor Haber

Çin bütün insansı robotlara kimlik numarası getiriyor

Bu düzenleme 100'den fazla Çinli insansı robot üreticisini kapsarken, halihazırda hizmet veren 28 bin robota dijital kimlik numarası atandı. Çin devlet televizyonu CCTV'ye göre Asya ülkesi, insansı robotlarını yaşam döngüleri boyunca daha iyi takip edebilmek amacıyla bu araçların hepsine eşsiz dijital kimlik numaraları getirmeyi planlıyor. Çin sektörde hızlı bir büyüme hedeflerken bu program, yetkililerin insansı robot ürünlerini üretim aşamasından nihai geri dönüşümlerine kadar güvenlik riskleri açısından izlemesini sağlamak üzere tasarlandı. Çinli yetkililer ayrıca insansı robotların nasıl yönetilmesi gerektiği ve bu eşsiz kimlik numaralarının nasıl takip edilebileceğine dair yeni yönergeler yayımladı. Bu benzersiz insansı robot kimlikleri 4 bölümden oluşuyor. Bunlar arasında sınır ötesi sevkıyatları takip etmeye yarayan iki basamaklı bir kod ve robotu üreten Çinli firmayı tanımlayan 4 basamaklı bir kod da yer alıyor. Yeni yönergeye göre 6 basamaklı bir ürün kodu insansı robotun türünü belirlerken, 17 basamaklı seri numarası ise her bir robotu birbirinden ayıracak. Bu girişim halihazırda 100'den fazla Çinli üreticiyi kapsarken, 200 farklı modelden 28 binden fazla insansı robota dijital kimlik atandı. Bütün bu programı, Çin Sanayi ve Bilgi Teknolojileri Bakanlığı bünyesindeki Çin İnsansı Robotik ve Bedenlenmiş Zeka Standardizasyonu (HEIS) yürütüyor. Uzmanlara göre Çin'de insansı robotlar halihazırda çoğunlukla üniversiteler, araştırma laboratuvarları ve imalat sektöründe kullanılsa da ülke, yaşlı bakımı ve ev temizliği gibi ticari uygulamalar için geniş çaplı kullanıma sunmaya da hazırlanıyor. Ülke ayrıca donanım tedarik zincirini hızla yerelleştirerek ABD menşeli Nvidia çiplerine bağımlılığını azaltıyor. Yerel haberlere göre ülkede halihazırda kullanılan insansı robotlar tamamen otonom olmaktan uzak ve genellikle çeşitli görevleri yerine getirmek için gereken hassasiyet ve el becerisinden yoksun. Bu robotlar çoğunlukla farklı sektörlerde sahaya özgü denemeler yapmak için kullanılıyor ancak uzmanlar, bu görevlerde bile robotların sınırlı el becerisi nedeniyle insanlara kıyasla sadece kısmen verimli olduklarını belirtiyor. GigaAI, Unitree ve Agibot gibi şirketler, önemli donanım yenilikleriyle pazara öncülük ediyor. Örneğin GigaAI, Çin'in ev işlerini yerine getirmek üzere geliştirilen ilk genel amaçlı insansı robotunu kısa süre önce tanıtmıştı. GigaAI'ın SeeLight S1 robotu, Hubei İnsansı Robot İnovasyon Merkezi ve Hubei İnsansı Robotik Endüstri Birliği'yle işbirliği içinde üretildi. SCMP'nin haberine göre robotun 2027'nin ilk yarısında test edilmek üzere Vuhan'daki ailelere ücretsiz verilmesi planlanıyor. Robotik şirketi, iki kollu ve tekerlekli insansı robotun sebze doğrama, yumurta kızartma ve çamaşır makinesini doldurma gibi çeşitli ev işlerini yaptığını gösteren bir videoyu WeChat'te yayımladı. Independent Türkçe, independent.co.uk/tech

ALİ BEKTAN: ‘Garaj’da Kurulan (!) Şirketler Haber

ALİ BEKTAN: ‘Garaj’da Kurulan (!) Şirketler

Dünyanın en büyük ve en değerli şirketlerinin birçoğu, çok kısıtlı imkanlarla bir evin garajında veya küçük bir kulübede işe başlamıştır. Günümüzde milyarlarca dolarlık değere ulaşan ve hayatımızı değiştiren en bilinen garaj şirketleri şunlardır: Teknoloji Devi Apple: Steve Jobs ve Steve Wozniak, 1976 yılında Jobs'ın ailesinin Los Altos, Kaliforniya'daki evinin garajında ilk Apple bilgisayarlarını üretmeye başladı. Bu garajda elle monte ettikleri ilk 50 bilgisayarı yerel bir mağazaya satarak dev bir imparatorluğun temelini attılar. Google: Larry Page ve Sergey Brin, 1998 yılında arama motoru projelerini geliştirmek için Susan Wojcicki'nin Kaliforniya'daki garajını aylık 1700 dolara kiraladı. Şirket büyüyünce, tarihi önemi nedeniyle bu garajı daha sonra satın aldı. Amazon: Jeff Bezos, 1994 yılında Washington'daki evinin garajında Amazon'u sadece çevrimiçi bir kitapçı olarak kurdu. Garajdaki masalarını eski kapılardan yapan Bezos, bugün dünyanın en büyük e-ticaret ve bulut bilişim şirketini yönetmektedir. Microsoft: Bill Gates ve Paul Allen, 1975 yılında Albuquerque'de küçük bir garajda ve çok kısıtlı kaynaklarla Microsoft'u kurarak ilk işletim sistemlerini yazdı. HP (Hewlett-Packard): Garaj kültürünün öncüsü kabul edilen Will Hewlett ve Dave Packard, 1939 yılında Kaliforniya'da kiraladıkları bir evin arkasındaki dar garajda şirketi kurdu. İlk ürünleri bir ses osilatörüydü ve ilk büyük müşterileri Walt Disney şirketi oldu. Bugün dünyanın ünlü bilgisayar firması oldu. DELL: Bugün değeri 50 milyar doların üzerinde olan bilgisayar üreticisi Dell’in kurucusu Michael Dell, 1984 yılında henüz üniversite öğrencisiyken kişiye özel bilgisayar tasarlamaya başlar. Tahmin edin nerede? Evet, evinin garajında.. Yaklaşık bir yıl sonra ise okulu bırakarak işini geliştirmeye karar verir. Başarılı da olur. Bu şirketlerin arkasındaki güç nedir? Bu güç ABD Ordusu ve Pentagon’dur. Dünya Dışı Uzaylılar ile temasa geçip onlardan teknoloji alarak bugünkü ‘Dijital Dünya’yı kurdular. Bu Teknolojinin çözülmesi 50 ile 60 yıl sürdü. İlk örnekler 1966 yılı Kasım ayında ABD Televizyonlarında gösterilmeye başlayan Star Trek Uzay Yolu Dizisinde gösterildi. Hepsi 20 yıl içerisinde günlük hayatımıza girdi. 1970 Yılında da Dış İşleri Bakanı Henry Kissinger “Biz Gelecekte İnsanlara Cip takıp kontrol edeceğiz” dedi. 1972’de de Brezinski de “Biz insanlara Cip Takıp Kontrol edeceğiz” dedi. Sonuçta bu düşünceler Hollywood’un Uzay Filmlerinde daha yoktu. Pentagon neden verdi? Dünya üzerinde Amerikan İmparatorluğu’nu kurmak ve Gücünü Dünya Devletleri ile insanlarına kabul ettirmekti. Proje tamam oldu. Biz bu teknolojileri kolay kolay bulamaz ve milyarlarca dolar harcardık. Teknolojiye dikkat edin son 10 yılda üst düzeye geldik. ‘Yapay Zekâ’ son noktadır. Büyük Şirketlerin perde arkası budur. Şimdi ben de diyorum ki; “Bunlar büyük bir yalandır. Bu örneklere bakarak Dünya Sanayisi Garajlarda doğmuş gibi bir algı yaratılmıştır..” Bence şu anda Bilim ve Teknoloji ‘Uzak Doğu’dadır. İşin gerçeği Çin, Hindistan ve Güney Kore’deki Dijital gelişmeler dünyayı şekillendirirken, uzay çalışmalarına da kaynak olmaktadır. ABD artık eskisi gibi teknolojide de ileri değildir; Son gelişmeler gösteriyor ki, Silikon Vadisi Şirketleri Uzak Doğu ile rekabette geriliyor. Sonuçları önümüzdeki yıllarda görebileceğiz.

'Sınırları olmayan dostluk': Çin ve Rusya'yı birarada tutan ne? Haber

'Sınırları olmayan dostluk': Çin ve Rusya'yı birarada tutan ne?

Geçen eylül ayında Pekin'deki Tiananmen Meydanı'nda yürürken, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, organ nakillerinin insan ömrünü dramatik biçimde uzatabileceği ihtimali üzerine konuşuyordu. Putin'in tercümanının "İnsan organları sürekli olarak nakledilebilir. Ne kadar uzun yaşarsanız, o kadar gençleşirsiniz ve hatta ölümsüzlüğe ulaşabilirsiniz" dediği duyuldu. Şi'nin tercümanının ise "Bazıları bu yüzyılda insanların 150 yıla kadar yaşayabileceğini öngörüyor" diye karşılık verdiği duyuldu. Putin Çin'de: Rusya ve Çin liderleri ziyaretle dünyaya ne mesajlar veriyor? Kaynak, Kremlin Basın Ofisi/Anadolu/Getty Images) // Bu "açık mikrofon" anı, iki liderin ilişkisine dair nadir bir bakış sundu. Bu, birbirlerini en iyi arkadaşlar olarak tanımlayan ve toplamda 39 yıllık iktidarlarının ardından görevi bırakma belirtisi göstermeyen iki güçlü lider için uygun bir sohbetti. Diğer yandan oldukça yanlış anlaşılan ortaklıklarına dair de nadir bir bakış sundu. Bu doğal konuşma, son derece gizli bir ilişkilerinin nadir görülen anlarından biri. Putin bu hafta Pekin'e geri dönüyor; ziyaret, Rusya ile Çin arasında imzalanan İyi Komşuluk, Dostluk ve İşbirliği Anlaşması 25. yılına denk geliyor. ABD Başkanı Donald Trump geçen hafta Şi'yi ziyaret ettiğinde altın yemek takımlarıyla verilen ziyafetler ve antik bir tapınak gezisiyle karşılanmıştı. Putin'in öncesinde çok bilgi paylaşılan ziyareti ise çok daha sade görünüyor. Putin bu hafta Pekin'e geri dönüyor. Kremlin sözcüsü, Trump-Şi görüşmesi hakkında ilk elden bilgi duymayı umduklarını söyledi. Şi'nin, geçen hafta, normalde yabancı ziyaretçilere kapalı olan Zhongnanhai'de Trump ile yürürken, Putin'in Pekin'in siyasi merkezini daha önce ziyaret ettiğini şakayla karışık söyleyerek arkadaşının adını andığı bildirildi. Washington'daki bazı çevreler Trump'ın Pekin'i Moskova'dan uzaklaştırabileceğini ummuş olabilir ancak bu umutlar pek gerçekçi görünmüyor. Çin ve Rusya son yıllarda ilişkilerini "sınırları olmayan bir dostluk" olarak tanımladı. Peki bu neye dayanıyor ve bu yakınlık sürecek mi? Çin'in etkisi, Çin'in şartları Carnegie Rusya Avrasya Merkezi düşünce kuruluşunun direktörü Alexander Gabuev'e göre ilişki son derece dengesiz ve iki ülke arasında yapılacak anlaşmalar muhtemelen Çin'in şartlarına göre şekillenecek. "Rusya tamamen Çin'in etkisi altında ve Çin şartları belirleyebilir" diyor. Bu dinamik birçok alanda, özellikle ekonomide hissediliyor. Çin, Rusya'nın en büyük ticaret ortağı; Rusya ise Çin'in uluslararası ticaretinin yalnızca %4'ünü oluşturuyor. Çin, Rusya'ya diğer tüm ülkelerden daha fazla ihracat yapıyor ve ekonomisi Rusya'dan çok daha büyük. Batı yaptırımlarının yıllar içinde Moskova'yı giderek Pekin ile ticari ilişkilere yöneltmesiyle, ABD tarafından yaptırıma uğrayan ve İngiltere hükümetinin incelemesi sonrası Birleşik Krallık'ın 5G ağlarından çıkarılan teknoloji devi Huawei, Batılı şirketlerin yokluğundan yararlanarak Rusya'nın telekomünikasyon sektöründe kilit bir unsur haline geldi. Batı ile bağların giderek kopmasıyla Çin, ister teknolojik ister bilimsel ya da endüstriyel olsun, uzmanlık için ilk başvurulan adres haline geldi. Kaynak, EPA/Shutterstock // Moskova'nın savaş makinesi giderek daha fazla Çin bileşenine bağımlı hale geldi Rusya'nın 2022'de Ukrayna'yı geniş çaplı işgalinden bu yana Moskova'nın savaş makinesi Çin bileşenlerine giderek daha fazla bağımlı hale geldi. Bloomberg'in yakın tarihli bir raporu, Rusya'nın yaptırıma tabi teknolojisinin %90'dan fazlasını Çin'den ithal ettiğini, bunun da önceki yıla göre %10'luk bir artış olduğunu ortaya koydu. Rusya bu dengesizliğin risklerinin farkında. Rusya Uluslararası İlişkiler Konseyi düşünce kuruluşunun başkanı Dmitry Trenin'in "Kimseye boyun eğmeyiz" başlıklı son yorumunda Rusya'nın bir uydu devlet olmak istemediği açıkça belirtildi. Çin hakkında konuşurken, "İlişkilerimizde eşitliği korumamız ve Rusya'nın küçük ortak olamayacak bir büyük güç olduğunu hatırlamamız kesinlikle hayati önem taşıyor" dedi. ABD-İsrail saldırısı: İran'ın müttefikleri Rusya ve Çin nerede? Moskova için Pekin'e alternatif olabilecek seçenekler sınırlı; Çin, Rusya'nın hayatta kalması için gerekli talep ve pazar ölçeğini sunan bir alıcı. Çin ticaretini azaltırsa, Batı ile ilişkilerin bozulduğu bir ortamda bu durum Rusya'nın dış politika hedeflerini ciddi şekilde zorlaştırır. Ancak Moskova'nın büyük avantajı ve Pekin tarafından yönlendirilmesini engelleyen unsur, kendi zeminini koruyabilme kapasitesi. Kaynak, AFP/Getty Images // Putin ve Şi birbirlerini en iyi arkadaş olarak tanımladı Glasgow Üniversitesi'nde güvenlik çalışmaları alanında ders veren Marcin Kaczmarski'ye göre Çin, bu asimetrinin boyutunun farkında ve Rusya içinde ya da elitleri arasında tepkiye yol açabilecek bir durum yaratmak istemiyor. "Çin'in Rusya politikasını özetlersek, bunun temkinli bir özdenetim olduğunu söyleyebilirim. Çin, Rusya'ya baskı yapmıyor." Bu kısmen de mantıklı; Rusya daha küçük ortak olabilir ama gururlu bir ortak. Carnegie'den Gabuev, Çin'in Rusya üzerinde baskı kurmaya çalışması durumunda bunu "hemen kabul edecek türden bir ülke" olmadığını söylüyor. Örnek olarak Şi'nin 2023'te Moskova'ya yaptığı ziyareti veriyor. Bu ziyarette Çin liderinin Putin'i Ukrayna'da nükleer silah kullanmaması yönünde teşvik ettiği bildirildi. Ancak sadece birkaç gün sonra Rus tarafı Belçika'da değil Belarus'ta nükleer silah konuşlandıracaklarını açıkladı; bazıları bunu Moskova'nın dış baskıya direnmesi ve bağımsızlığını hatırlatması olarak değerlendirdi. Rusya'nın Ukrayna'daki uzun savaşı birçok açıdan yük olabilir ancak aynı zamanda Pekin için de bir varlık; zira Pekin, Tayvan'a olası müdahale seçeneklerini değerlendiriyor. Gabuev, "Rusya hâlâ satabildiği niş askeri ekipmanlar gibi teknolojiler ve Çin ekipmanlarını test etme konusunda önemli katkılar sunuyor" diyor. Rusya ayrıca Çin için stratejik açıdan önemli büyük enerji kaynaklarına sahip. Mayıs ayında düzenlediği basın toplantısında Putin, iki tarafın petrol ve gaz işbirliğinde "çok önemli bir adım" atmaya yakın olduğunu söyledi. Kaynak, Bloomberg/Getty Images // Rusya büyük bir petrol ihracatçısı. Muhtemelen, yıllarca süren duraklamanın ardından Rus enerji devi Gazprom ile Çin Ulusal Petrol Şirketi arasında ön anlaşması imzalandığı bildirilen Sibirya'nın Gücü 2 boru hattını kastediyordu. İnşa edilirse bu hat oyunun kurallarını değiştirecek ve Moğolistan üzerinden Çin'e yılda 50 milyar metreküp Rus gazı taşıyacak. Ve Çin açısından, Hürmüz Boğazı'ndaki kriz sürerken Rus enerjisine yaptığı yatırımın geri döndüğü görülüyor. Bu yalnızca fiyat meselesi değil; giderek çalkantılı hale gelen dünyada Çin'in enerji güvenliğini sağlamasıyla ilgili. Müttefik değil ortak Çin ve Rusya'nın görüş ayrılığı yaşadıkları anlarda, ilişkilerinin merkezindeki basit bir gerçek ortaya çıkıyor: Bu bir resmi ittifak değil, dolayısıyla taraflardan hiçbirinin diğerini takip etmesi gerekmiyor. Avustralya'nın Moskova Büyükelçiliği'nde eski diplomat Bobo Lo, bir askeri ittifakın katılığından ziyade bu stratejik esnekliğin ortaklığa dayanıklılık kazandırdığını söylüyor. "Bu bir ittifak değil, esnek bir stratejik ortaklık" diyor ve bunun defalarca çöküş tahminlerine rağmen sürdüğünü belirtiyor. Batılı analistler Çin-Rusya ortaklığını genellikle iki şekilde tasvir ediyor: Ya Batı'yı yenme isteğiyle birleşmiş bir "otoriterlik ekseni" ya da sürekli çöküşün eşiğinde olan kırılgan bir kardeşlik. Ancak bunların hiçbiri, farklılıklarına ve dengesizliklerine rağmen hayati çıkarları paylaşan iki komşu ülke arasında giderek vazgeçilmesi zor hale gelen bu ilişkinin gerçek niteliğini tam olarak yansıtmıyor. Lo ayrıca Batı ile ilişkiler iyileşse bile iki ülkenin anlaşmak için pek çok nedeninin olacağını söylüyor. Kaynak, Bloomberg/Getty Images // Rusya ve Çin 4.300 km'lik bir sınırı paylaşıyor Bunların başında, geçmişte cephesi olan 4.300 km'lik ortak sınır geliyor. Ayrıca ekonomileri birbirini tamamlıyor: Rusya petrol, gaz ve diğer ham maddelerin büyük bir ihracatçısı; Çin'in sanayi ekonomisi ise bunlar için büyük bir pazar sunuyor. Ayrıca ABD öncülüğündeki dünya düzenine karşı ortak duruşları da göz ardı edilemez. Batılı ülkeler insan hakları gibi farklı değerler temelinde yaptırım uygulayıp cezalandırırken, Rusya ve Çin birbirlerini eylemlerine göre yargılamıyor. Çin'in Sincan bölgesinde büyük ölçekli insan hakları ihlalleri iddiaları — Çin bunu reddediyor — ve Rus muhalefet lideri Aleksey Navalni'nin ölümü bazı Batılı ülkelerin bu ülkelerle ilişki kurma konusunda daha temkinli olmasına yol açtı ancak Moskova ve Pekin bu konuları önemsemiyor. Cezaevinde hayatını kaybeden Rus muhalif lider Aleksey Navalni kimdir? Gabuev, "Sincan, Navalni'nin zehirlenmesi ve benzeri konularda birbirlerini eleştirmiyorlar" diyor. "Birçok konuda BM'de yerel yönetimlere ilişkin meselelerde benzer düşüncelere sahipler… bu da organik, simbiyotik bir ilişki yaratıyor." Kaynak, Getty Images // Batı yaptırımlarının yıllar içindeki etkisi Moskova'yı giderek Pekin ile ticari ilişkilere yöneltti Gabuev ayrıca ülkeler arasında ilişkilerin iyileşmesine yönelik uzun bir geleneğin bulunduğunu ekliyor. "Daha pragmatik bir ilişkiye yönelik bu eğilim… Andropov, Çernenko, Gorbaçov, Yeltsin dönemlerine kadar uzanıyor. Ve bence Çinliler de aynılar." Bu yakınlığın sürüp sürmeyeceğine gelince, adının açıklanmasını istemeyen bir Çinli analist, iki ülkenin de ilişkilerini ayrılmaz bir ikili olarak sunmasının kısmen performatif olduğunu ve birlik ile istikrar görüntüsü vermeyi amaçladığını kabul ediyor. İnsan Hakları İzleme Örgütü'ne göre Çin, 'Uygur kültürünü yok etmek için' yüzlerce köyün ismini değiştirdi Gerçekte bu, zaman zaman ortaya çıkan çıkar farklılıklarını yumuşatmak için kullanılan faydalı bir siyasi araç. Her iki hükümet de "Batı hegemonyası" olarak gördüklerine karşı olsa da buna yaklaşımları farklı olabiliyor. Analiste göre Rusya, ABD'yi tamamen devre dışı bırakacak bir dünya düzeni kurmak istiyor; Çin ise daha temkinli ve pragmatik. Pekin'in ani kararlar almaktan kaçındığı ve uzun vadeli sonuçlar için sabır ve aşamalı kazanımları önceliklendirdiği düşünülüyor. Analist, Çin'in ABD'nin İran'daki eylemlerine tepkisini örnek gösterdi; Trump'ın ziyareti için hazırlıkları iptal etmeyerek Pekin'in ölçülü davrandığını söyledi. "Bu, Pekin'in tahrik etmemek ve kapıları kapatmamak yönündeki istekliliğini açıkça gösteriyor" dedi. Ona göre, Çin Rusya'nın yaklaşımından farklı biçimde, hâlâ Washington ile iletişimi açık tutmak ve gereksiz tahrikten kaçınmak istiyor. İnsani boyut Ortaklık genellikle jeopolitik ve güvenlik merceğinden ele alınıyor ancak iki toplum arasındaki bağların derinliği de önemli bir faktör. En üst düzeyde Putin ve Şi, aralarındaki benzersiz dostluğu yansıtmaya çalıştı. Bu, Putin'in Çin'e yaptığı 25. ziyaret ve Rus bürokratlar muhtemelen Çinli muhataplarıyla diğer ülkelerin yetkililerinden daha fazla etkileşim kuruyor. En üst düzeydeki siyasi yakınlığa rağmen, Çin'de görev yapmış eski bir Britanyalı diplomat olan Charles Parton, sıradan Çinliler ile Ruslar arasındaki doğal kültürel yakınlığa şüpheyle yaklaşıyor. "Çinliler Moskova'da okumak, yerleşmek ve daire satın almak ister mi? Hayır." Ona göre Ruslar tercih hakkına sahip olsalar, yatırımlarını Batı'da yapmayı ve örneğin Pekin yerine Paris, Londra ya da Kıbrıs'ta daire satın almayı seçerler. Kaynak,China News Service/VCG/Getty Images Çin ve Rusya son yıllarda ilişkilerini "sınırları olmayan bir dostluk" olarak tanımladı Ancak herkes aynı fikirde değil. Gabuev, halklar arasındaki temasın hızla arttığını, bunun kısmen Batı yaptırımları ve Avrupa'nın vize politikalarının sıkılaşmasının Rusları Çin'e yöneltmesiyle gerçekleştiğini söylüyor. Rusların Çin'e seyahati giderek kolaylaştı. Karşılıklı vizesiz rejim sayesinde Moskova'dan büyük Çin şehirlerine birkaç saat içinde günlük uçuşlarla ulaşılabiliyor. Ruslar giderek daha fazla Çin yapımı telefonları ve arabaları kullanıyor; bu durum özellikle Moskova'ya yönelik Batı yaptırımlarının ardından arttı. Gabuev, "Karşılıklı bağlantı, vizesiz seyahat ve ödeme ile ulaşım kolaylığı Çin'i eskisinden çok daha yakın hale getiriyor. Ve tüm değişim programları, burslar, ortak araştırma programları iki toplumu birbirine yaklaştırıyor" diyor. Kaynak,Sputnik/ Kremlin/ PA/Shutterstock // İkisi arasındaki bağlar derinleşiyor Moskova ile Pekin arasındaki ilişkide artan dengesizlik uzun vadeli bir zayıflık oluşturabilir ancak yakın vadede çöküş tahminleri gerçekçi görünmüyor. Farklılıklara rağmen Lo, "Çin-Rusya ortaklığı dayanıklılığını koruyor. Her iki taraf da, özellikle işbirliğinin devamına yönelik uygulanabilir alternatifler olmadığı için, bunun başarısız olamayacak kadar önemli olduğunu kabul ediyor" diyor. Ankur Shah- Editör / BBC Global Çin Birimi

CGTN: Devlet başkanları düzeyindeki diplomasi Çin-Rusya arasındaki büyüyen ortaklığı güçlendiriyor Haber

CGTN: Devlet başkanları düzeyindeki diplomasi Çin-Rusya arasındaki büyüyen ortaklığı güçlendiriyor

GLOBE NEWSWIRE / PEKİN (İGFA) - Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping'in daveti üzerine 19-20 Mayıs tarihleri arasında Çin'e resmî ziyarette bulunacak. Bu buluşma, yeni dönemde Çin-Rusya ilişkilerinin ayırt edici özelliklerinden biri hâline gelen üst düzey yakın temasların yeni bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Putin'in ziyareti tarihî bir dönemeçte gerçekleşiyor. Bu yıl, Çin-Rusya İyi Komşuluk ve Dostane İş Birliği Antlaşması'nın imzalanmasının ve Şanghay İşbirliği Örgütü'nün (ŞİÖ) kuruluşunun 25. yıldönümü ve Çin-Rusya kapsamlı stratejik koordinasyon ortaklığının kurulmasının 30. yıldönümü. Geçtiğimiz on yılda, devlet başkanları düzeyindeki diplomasi hızla değişen küresel ortamda ikili ilişkilerin rotasını belirlemede kilit bir rol oynadı. İki devlet başkanı Xi ve Putin 2013'ten bu yana sık sık bir araya geldi. Bu süre içinde Başkan Xi'nin Rusya'yı 11 kez ziyaret etmesi, Başkan Putin'in de Çin'e 13 kez gitmiş olması ikili ilişkilerin kalıcı gücünü ve stratejik niteliğini vurguluyor. DEVLET BAŞKANLARI DÜZEYİNDEKİ DİPLOMASİ STRATEJİK REHBERLİK SAĞLIYOR Şanghay Uluslararası Çalışmalar Enstitüsü Rusya ve Orta Asya Araştırmaları Merkezi'nde araştırmacı öğretim görevlisi Zhao Long'a göre, "Aralarındaki temas ve etkileşimlerin sıklığı ve derinliği dünyanın başka herhangi bir yerinde nadir görülen bir durum." Zhao, iki liderin son on yılda 40'tan fazla görüşme gerçekleştirdiğini ve devlet başkanları düzeyindeki diplomasinin yüksek seviyede karşılıklı güvenin tesis edildiği sağlam temel taşı ve çeşitli alanlardaki pratik iş birliğinin önemli itici gücü hâline geldiğini belirtti. Mart 2013'te Xi'nin Çin Devlet Başkanı olduktan sonra ziyaret ettiği ilk ülke Rusya olmuştu. İki ülke 2019'da yeni dönem için ikili ilişkilerini kapsamlı stratejik koordinasyon ortaklığı düzeyine yükselterek ikili ilişkiler tarihindeki en yüksek seviyeye taşıdı. 2025'te Putin ŞİÖ zirvesine, Çin Halkının Japon Saldırganlığına Karşı Direniş Savaşı ve Dünya Anti-Faşist Savaşı zaferlerinin 80. yıldönümünü anma etkinliklerine katılmak üzere Çin'i ziyaret etti. Bu yıl 4 Şubat tarihinde Xi ve Putin ikili ilişkilerin gelecekteki gelişimi ve uluslararası platformlarda ikili ilişkilerde koordinasyon sağlama konularını görüşmek üzere bir video konferans gerçekleştirdi. Çin ve Rusya, iki devlet başkanının rehberliğinde karşılıklı siyasi güveni sürekli derinleştirdi ve egemenlik, güvenlik ve kalkınma gibi temel çıkarlarını ilgilendiren konularda birbirlerine güçlü destek verdi. İki ülke ayrıca Birleşmiş Milletler, ŞİÖ, BRICS, APEC ve G20 gibi önemli uluslararası platformlarda koordinasyonu güçlendirerek tek taraflılığa birlikte karşı çıktı ve çok kutuplu bir dünya inşa etmeye katkıda bulundu. Başkan Xi önceki konuşmalarında Çin ve Rusya'nın ittifak kurmama, çatışmama ve herhangi bir üçüncü tarafı hedef almama ilkeleri temelinde komşu büyük ülkelerin birbirleriyle iyi geçinmesini hedef alan yeni bir yol keşfettiklerini ve bunun büyük devletler arasında yeni bir ilişki türüne örnek oluşturduğunu ifade etmişti. PRATİK İŞ BİRLİĞİ YENİ ZİRVELERE ULAŞIYOR İki ülke karşılıklı siyasi güvenin derinleşmesiyle birlikte ticaret, enerji ve kültür gibi alanlarda kapsamlı pratik iş birliği yaparak verimli sonuçlara ulaştı. Karşılaştıkları küresel zorluklara karşın iki ülke arasındaki ekonomik ve ticari iş birliği artmaya devam etti; taraflar Kuşak ve Yol Girişimi (BRI) ile Avrasya Ekonomik Birliği arasında eş güdüm sağlamaya yönelik etkin adımlar attı. Kuşak ve Yol Girişimi (BRI) kapsamındaki Çin-Avrupa yük trenlerinin yüzde 70'inden fazlası Avrupa'ya Rusya üzerinden geçerek gidiyor ve sefer sayıları rekor düzeyde seyrediyor. Çin, üst üste 16 yıldır Rusya'nın en büyük ticaret ortağı olmayı sürdürüyor. Çin Ticaret Bakanlığı'nın son verilerine göre iki ülke arasındaki ticaret hacmi 2025 yılında 227,9 milyar dolara ulaşarak üst üste üç yıl 200 milyar dolar seviyesini aştı. Bu yılın ilk çeyreğindeyse ikili ticaret hacmi önceki yılın aynı dönemine göre %14,7 artış göstererek 61,2 milyar dolar oldu. Halklar arası etkileşim de gelişmeye devam ediyor. İki ülke yıllar içinde çeşitli değişim programlarını birlikte hayata geçirdi; dil yılları, turizm yılları, gençlik değişim yılları ve kültür yılları bunlardan bazıları. 2024-2025 Çin-Rusya Kültür Yılları kapsamında iki ülke bir dizi kültür alışverişi etkinliği gerçekleştirdi. Özgün Çin dans gösterisi Wing Chun Moskova'daki Bolşoy Tiyatrosu'nda sahnelenirken Rusya'nın Mariinsky Tiyatrosu Orkestrası ve Bolşoy Balesi'nin Çin'deki gösterileri büyük ilgiyle karşılandı. 2025 yılında Çin ve Rusya'nın karşılıklı vize muafiyeti politikasını uygulamaya koyması sayesinde iki ülke arasında turizmde patlama yaşandı. Çin ve Rusya, artan karşılıklı siyasi güvenden tutun da büyüyen pratik iş birliği ve çoğalan halklar arası etkileşime varana kadar aralarındaki ikili dostane ilişkileri güçlendirmeye devam etti. Küresel belirsizliğin giderek arttığı bir ortamda iki devlet başkanının çok yakında yapacakları görüşmenin ikili ilişkileri daha da ileri taşıması, iki halka daha fazla fayda sağlaması ve değişen dünyaya daha fazla istikrar ve olumlu ivme kazandırması bekleniyor.

Şi ve Trump'ın son görüşmesi öncesi taraflardan 'İran' mesajları Haber

Şi ve Trump'ın son görüşmesi öncesi taraflardan 'İran' mesajları

ABD Başkanı Donald Trump, Çin ziyaretinin ikinci gününde Devlet Başkanı Şi Cinping ile "harika ticaret anlaşmaları yaptıklarına" dair mesajlar verdi. Bu anlaşmalara ilişkinse henüz bir ayrıntı yok. Çin devlet medyası da iki liderin yeni uzlaşmalara vardığını aktardı ancak detay vermedi. Şi ve Trump ziyaretin ikinci gününde öğle yemeğinde Zhongnanhai'de görüşüyor. Beyaz Saray, bu komplekse sadece az sayıda gazetecinin girmesine izin verildiğini açıkladı. Ziyaretin ikinci gününde Fox News'tan Sean Hannity'ye verdiği röportaj da yayınlanan Trump, görüşmelerde Şi'nin İran'a askeri teçhizat göndermeme sözü verdiğini söyledi. Pekin yönetiminden bu konuda henüz bir doğrulama gelmedi. Çin hükümeti ise Ortadoğu'daki çatışmaya son vermek için "yorulmadan çalışıldığını" açıkladı. 'Baskın seçim', CHP'ye kapatma, mutlak butlan ihtimali: AKP tartışmalara ne diyor? SDG Komutanı Mazlum Abdi: Türkiye'ye ziyaret için planlar yapılıyor, Öcalan ile görüşebilirim Belçika, Türkiye ile dokuz savunma anlaşması imzaladı 'Çin'de bir oteldeki cinsel ilişki görüntülerimiz binlerce kişiye yayımlanmış' Çin devlet televizyonunda yer alan açıklamaya göre Pekin, "barış görüşmelerine daha fazla destek vermeyi ve nihayetinde kalıcı barışa ulaşmada yapıcı bir rol oynamayı" umduğunu kaydetti. Bu açıklama Donald Trump'ın Fox News'e yaptığı, bir anlaşma konusunda İran'a karşı "daha fazla sabırlı olmayacağını" söylemesinin ardından yayınlandı. Pekin'in Tahran yönetimiyle yakın ilişkileri bulunuyor. Çin, İran petrolünün en büyük alıcısı ve en büyük ticaret ortağı konumunda. BBC'nin Çin muhabiri Laura Bicker, Trump yönetiminin, Pekin'in bu etki gücünü kullanmasını ve Tahran'ı müzakere masasına getirmesini umduğunu aktardı. Bicker'in aktarımına göre, Çin yönetimi ziyaret sırasındaki açıklamalarda ABD'yi İran konusunda doğrudan eleştirmekten özellikle kaçınıyor. BBC Türkçe

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.