Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Cevdet Yılmaz

bursaarena.com.tr - Cevdet Yılmaz haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Cevdet Yılmaz haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

'Çerçeve yasa' Selahattin Demirtaş'ın tahliyesinin önünü açabilir mi? Haber

'Çerçeve yasa' Selahattin Demirtaş'ın tahliyesinin önünü açabilir mi?

Kamuoyunda "çerçeve yasa" olarak bilinen düzenlemenin TBMM'den 10 Ağustos'ta geçmesinin ardından, 10 yıldır cezaevinde bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın yasadan yararlanıp yararlanamayacağı tartışılıyor. MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız ve DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, düzenlemenin Demirtaş'ı da kapsadığını söyledi. BBC Türkçe'ye konuşan hukukçular da yasanın kapsamı ve hakkındaki suçlamalar birlikte değerlendirildiğinde, Demirtaş'ın düzenlemeden yararlanmasının önünde açık bir hukuki engel görmediklerini söylüyor. Ancak yasanın uygulanabilmesi için PKK/KCK'nın fiili varlığına son verdiğinin ve silahlarını teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespit edilmesi ve bu tespitin Milli Güvenlik Kurulu (MGK) kararıyla teyit edilmesi gerekiyor. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli yasal düzenlemenin Meclis'e sunulmasının ardından "Selahattin Demirtaş evine, Ahmetler görevine, Öcalan umut hakkına kavuşmalıdır" diyerek, Demirtaş'ın serbest bırakılması yönündeki görüşünü yinelemişti. Çerçeve yasa teklifi kimleri kapsıyor, hangi koşullar aranacak? 'Demirtaş'ın durumu yasa kapsamına giriyor' BBC Türkçe'ye konuşan Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Vahap Coşkun, Demirtaş'ın mevcut hukuki durumunun yasa kapsamında yer aldığını söylüyor: "Çerçeve yasanın istisnaları çok açık ve net. Kasten öldürme suçları ile 1 Haziran 2005'ten önce işlenen ve müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet gerektiren suçlar kapsam dışında. Demirtaş'ın durumu bu iki istisnanın da dışında kalıyor." Demirtaş'ın avukatlarıyla da görüştüğünü belirten Coşkun, Demirtaş'ın mevcut tutukluluğunun Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 302'nci maddesi kapsamında olduğunu söylüyor: "Demirtaş sadece TCK 302'nci maddeden tutuklu ve bu madde çerçeve yasanın kapsamına giriyor. Dolayısıyla yasa uygulamaya girdiğinde ve Demirtaş talep ettiğinde bu yasadan istifade edebilir. Burada hukuki bir belirsizlik yok." Söz konusu madde, "Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak" suçuyla ilgili hükümleri düzenliyor. Bu maddede, "Devlet topraklarının tamamını veya bir kısmını yabancı bir devletin egemenliği altına koymaya, devletin bağımsızlığını zedelemeye veya birliğini bozmaya yönelik cebir ve şiddet içeren fiiller işleyen kişilere ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilir" deniliyor. BBC Türkçe'ye konuşan avukat Kadriye Güçlü Sakarya da Demirtaş'ın "kasten öldürme veya bombalama" suçundan hüküm giymediğine dikkat çekiyor. Sakarya, "Demirtaş'ın öldürme suçlamasıyla ya da bir bombalama eylemi nedeniyle değil, devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçuna yardım kapsamında ceza alması sebebiyle, bu çerçeve yasadan yararlanabileceğini düşünüyorum" diyor. Ancak Sakarya, düzenlemenin uygulanmasının öncelikle yasada belirtilen silah bırakma ve fesih sürecinin tespit ve teyit edilmesine bağlı olduğunun altını çiziyor. Demirtaş ile ilgili hukuki süreç hangi aşamada? Selahattin Demirtaş, Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen Kobani Davası'nda temel olarak "Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmaya yardım" suçunun yanı sıra çeşitli "terör ve tahrik" suçlarından yargılandı ve 42 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Mahkemenin açıkladığı hükme göre 42 yıllık toplam ceza şu suçlardan verildi: "Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmaya yardım": 20 yıl hapis cezası"Suç işlemeye tahrik etme": 2 kez ayrı ayrı olmak üzere toplam 7 yıl 6 ay hapis cezası"Terör örgütü propagandası yapmak": 4 ayrı suçlama kapsamında toplam 7 yıl 36 ay hapis cezası"Halkı kanunlara uymamaya tahrik": 1 yıl 6 ay hapis cezası"Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na muhalefet": 1 yıl 6 ay hapis cezası"Suçu ve suçluyu övme": 1 yıl 6 ay hapis cezası 4 Kasım 2016'dan bu yana cezaevinde olan Selahattin Demirtaş hakkında verilen 42 yıllık hapis cezası kararı henüz kesinleşmedi. Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi'nin verdiği bu karar, hukuki olarak ilk derece mahkemesi kararı niteliğinde ve yasal süreç devam ediyor. Yerel mahkemenin verdiği kararşu anda Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesi'nin (İstinaf) önünde. İstinaf mahkemesi, yerel mahkemenin verdiği kararları esastan inceleyerek hukuka uygun olup olmadığını değerlendirecek. İstinaf mahkemesi kararını açıkladıktan sonra, tarafların (hem Demirtaş'ın avukatlarının hem de iddia makamının) kararı temyiz etme hakkı bulunuyor. AİHM kararları Hukukçular, Demirtaş'ın tahliyesi tartışmasının yalnızca yeni yasaya bağlı olmadığına dikkat çekiyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) daha önce Demirtaş'ın tutukluluğuna ilişkin olarak hak ihlalleri tespit ettiğini açıkladı ve serbest bırakılması yönünde karar verdi. Türkiye'nin, AİHM'in Demirtaş hakkındaki Temmuz 2025 tarihli kararını Büyük Daire'ye taşıma talebi, Kasım 2025'te reddedildi ve karar kesinleşti. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi de Haziran 2026'daki toplantısında Demirtaş'ın serbest bırakılması çağrısını yineledi. Coşkun, "Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları bizim mevzuatımıza göre bağlayıcı. Dolayısıyla Selahattin Demirtaş'ın zaten serbest bırakılması gerekiyordu. Hukuken tablo bu kadar açık ve net" diyor. Bianet'e konuşan Selahattin Demirtaş'ın avukatı Mahsuni Karaman da, öncelikli taleplerinin AİHM kararlarının uygulanarak müvekkilinin derhal tahliye edilmesi olduğunu ancak "çerçeve yasa" bakımından da hukuken bir tereddüt bulunmadığını ve Demirtaş'ın bu kapsamda da tahliye edilebileceğini söyledi. Hükümet ne diyor? Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 8 Ağustos'ta katıldığı CNN Türk yayınında Demirtaş'ın yasadan yararlanıp yararlanamayacağı sorusuna "düzenlemenin herhangi bir kişi için özel olarak hazırlanmadığı" yanıtını verdi: "Düzenleme dediğinizde belli bir şahsı ilgilendiren bir şey olmaz" diyen Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü: "Genel bir düzenleme yaparsınız, kanuni düzenleme ve o düzenleme kimin için geçerliyse herkes ondan istifade eder. Bunun kararını verecek olan da ilgili yargı mercileridir." Adalet Bakanı Akın Gürlek'in AKP Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısında Demirtaş'ın yasadan yararlanamayacağını söylediği yönündeki iddialar ise Gürlek tarafından yalanlandı. TGRT Haber Ankara Temsilcisi Fatih Atik'e konuşan Bakan Gürlek, "Böyle bir açıklama yapmadım" dedi. Demirtaş 'çerçeve yasa' için ne söyledi? Selahattin Demirtaş, "çerçeve yasanın" Meclis Genel Kurulu'na görüşülmesi öncesi eski Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Selçuk Mızraklı ile birlikte gönderdiği mesajda yeni çözüm sürecine desteğini yinelemişti. Sürecin "bölünme ve ayrışma değil barış ve toplumsal bütünleşme" amacı taşıdığını belirten Demirtaş, bunun demokratik reformlarla desteklenmesi gerektiğini söylemişti.

Emekli büyükelçiler değerlendirdi: Mekke Anlaşması, Türkiye'yi nasıl etkileyecek, "taraflardan birine saldırı diğerlerine de saldırıdır" vurgusu ne anlama geliyor? Haber

Emekli büyükelçiler değerlendirdi: Mekke Anlaşması, Türkiye'yi nasıl etkileyecek, "taraflardan birine saldırı diğerlerine de saldırıdır" vurgusu ne anlama geliyor?

Orta Doğu’da ABD ve İsrail’in İran’a başlattığı savaş, bölge ülkelerine de sirayet ederken, Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan bölgesel güvenlik için Mekke Anlaşması’nı imzaladı. Suudi Arabistan’da imzalanan anlaşma kapsamında taraflardan birine yapılan bir saldırı, anlaşmanın tüm taraflarına yapılmış sayılacak. Bölgede İran savaşından bu yana tırmanan gerilim sürecinde bu maddenin nasıl işleyeceği tartışılırken emekli büyükelçiler, anlaşmanın tam metni görülmeden uygulamanın nasıl işleyeceğinin bilinemeyeceğini vurgularken, anlaşmanın Türkiye’nin mevcut ikili ve çok taraflı anlaşmalarının önüne geçmeyeceğini belirtiyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Mekke’de düzenlenen Ortak Savunma Zirvesi’nde üçlü savunma anlaşmasını imzaladı. Anlaşmaya ilişkin üç ülkeden yapılan ortak açıklamada savunma anlaşmasının “bölgede ve ötesinde barış, güvenlik ve istikrarı teşvik etmeyi, güvenli ve müreffeh bir gelecek için ortak hareket etmeyi” amaçladığı belirtildi. Kolektif caydırıcılığı güçlendirme amacı taşıdığı belirtilen anlaşmaya ilişkin yapılan ortak açıklamada “Üç devletten herhangi birine karşı gerçekleştirilecek bir silahlı saldırının hepsine karşı yapılmış sayılacağını hükme bağlamaktadır. Anlaşma ayrıca, üç devlet arasındaki savunma iş birliğinin tüm boyutlarıyla geliştirilmesini öngörmektedir,” denildi. Emekli Büyükelçi Cengiz Fırat, T24'e yaptığı değerlendirmede zamanlamaya dikkat çekerek Mekke Anlaşması'nın, İsrail'in genişlemeye yönelik adımlar attığı, Hürmüz Boğazı'nın kapatıldığı ve İran'ın bölge ülkelerine yönelik saldırılar düzenlediği bir dönemde imzalandığını söyledi. Fırat, İran savaşının başlamasından bu yana Suudi Arabistan'ın ABD'nin güvenlik şemsiyesinin yeterli olmadığını gördüğünü belirterek, Washington'ın tüm gücünü İsrail'i savunmaya yönelttiğinin ve bu nedenle Körfez'deki ortaklarına yeterli caydırıcılığı sağlayamadığının ortaya çıktığını ifade etti. Üç ülkenin de bölgede kritik güç unsurlarına sahip olduğunu belirten Fırat, Pakistan’ın bölgede büyük ve güçlü bir ülke olduğunu, İslam dünyasında nükleer silaha sahip tek ülke konumunda bulunduğunu ve oldukça gelişmiş bir savunma sanayisine sahip olduğunu ifade etti. Suudi Arabistan’ın İslam dünyası açısından önemli, stratejik öneme ve ekonomik zenginliğe sahip bir G20 ülkesi olduğunu belirten Fırat, Türkiye’nin ise hem Doğu hem Batı ile ilişkileri bulunan, NATO üyesi, Avrupa Birliği ile yakın ilişki içinde olan ve bölgenin en güçlü savunma sanayilerinden birine sahip ülkelerden biri olduğunu belirtti. Fırat’a göre anlaşmayla birlikte üç ülkenin birbirini tamamlayan güç unsurları bir araya geliyor. “Zamanla başka ülkeler de katılabilir” Suudi Arabistan ile Pakistan arasında daha önce de benzer bir anlaşma bulunduğunu hatırlatan Fırat, Mekke Anlaşması’nın herhangi bir gruba ya da ülkeye karşı yapılmadığının altını çizdi. Anlaşmanın Türkiye’nin mevcut ikili ve çok taraflı anlaşmalarının önüne geçmeyeceğini vurgulayan Fırat, anlaşmanın diğer ülkelerin katılımına da açık olduğunu ve zaman içinde bölge ülkelerinin de katılmasını beklediğini söyledi. 
“Metninin tamamını görmeden uygulamayı bilemeyiz” Bölgede güç dengelerinin değiştiğini ifade eden Fırat, Suudi Arabistan’ın son dönemde Husiler tarafından uğradığı saldırılar göz önüne alındığında Mekke Anlaşması’nın “Üç devletten herhangi birine karşı gerçekleştirilecek bir saldırının hepsine karşı yapılmış sayılacağı” vurgusunu değerlendirirken anlaşmanın tam metninin görülmediğini vurguladı. Şu aşamada yalnızca ortak açıklamanın görüldüğünü belirten Fırat, anlaşmanın tam metni görülmeden uygulamanın nasıl olacağının bilinemeyeceğini söyledi. Suudi Arabistan ile Pakistan’ın bir süredir benzer bir anlaşma içinde olduğunu hatırlatan Fırat, daha önce Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarında Pakistan’ın devreye girdiğinin görülmediğine dikkat çekti. Fırat'a göre; mevcut bilgiler, anlaşmanın caydırıcılık, hava savunması ve silah sistemleri ile askerî eğitim ve işbirliği gibi başlıklar üzerine şekilleneceğini gösteriyor. Üç ülkeden birinin başka bir devletin saldırısına uğraması hâlinde tarafların nasıl hareket edeceğine ilişkin ise henüz bir bilgi bulunmuyor. Bunun nasıl düzenlendiği ancak anlaşma metninin yayımlanmasıyla netlik kazanacak. “Detay verilmedikçe uygulanabilirliği tartışmalı” Emekli Büyükelçi Şafak Göktürk de, X hesabından paylaştığı değerlendirmesinde, anlaşmada yer alan “birine silahlı saldırı, üçüne yapılmış sayılır” ifadesinin güçlü görünmesine karşın, bunun pratikte nasıl işleyeceğinin henüz belirsiz olduğuna dikkati çekti. Anlaşmanın tam metninin bilinmediğini hatırlatan Göktürk, NATO’nun 5. maddesini çağrıştıran bu hükmün, hangi ortak varlıkların korunacağı ve saldırı halinde nasıl bir mekanizmanın devreye gireceği açıkça belirlenmediği sürece uygulanabilirliğinin tartışmalı kalacağını belirtti. 5. madde nedir? NATO'nun ortak savunma ilkesi olan ve müttefiklerden birine yapılan saldırının tüm müttefiklere yapılmış sayılacağı temeline dayanan Kuzey Atlantik Antlaşması'nın 5. maddesinde şu ifadelere yer veriliyor: "Taraflar, Kuzey Amerika'da veya Avrupa'da içlerinden bir veya daha çoğuna yöneltilecek silahlı bir saldırının hepsine yöneltilmiş bir saldırı olarak değerlendirileceği ve eğer böyle bir saldırı olursa Birleşmiş Milletler Şartı'nın 51. maddesinde tanınan bireysel ya da toplu öz savunma hakkını kullanarak, Kuzey Atlantik bölgesinde güvenliği sağlamak ve korumak için bireysel olarak ve diğerleri ile birlikte, silahlı kuvvet kullanımı da dahil olmak üzere gerekli görülen eylemlerde bulunarak saldırıya uğrayan Taraf ya da Taraflara yardımcı olacakları konusunda anlaşmışlardır. "Böylesi herhangi bir saldırı ve bunun sonucu olarak alınan bütün önlemler derhal Güvenlik Konseyi'ne bildirilecekti Anlaşmanın yalnızca metindeki güvenlik taahhütleri üzerinden değil, imzalandığı siyasi süreç ve bölgesel bağlamla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirten Göktürk, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın ABD ile müttefiklik ilişkilerine rağmen Washington’ın sunduğu güvenlik güvencelerinin yeterliliğine ilişkin soru işaretlerinin arttığına işaret etti. Göktürk’e göre anlaşma, üç ülkenin güvenliklerini tek bir müttefike dayandırmak yerine farklı işbirlikleriyle destekleme, yani “katmanlı güvenlik” arayışını ortaya koyuyor. Bunun anlaşmanın askeri boyutunun yanı sıra siyasi niyetini de öne çıkardığını belirten Göktürk, Ortadoğu’nun uzun süreli bir “barışsızlık” dönemine girebileceğini ve bu süreçte diplomasiyle güç gösterisinin iç içe ilerleyeceğini ifade etti. BM’nin 51’inci maddesi vurgusu Anlaşmayla ilgili Anadolu Ajansı’na değerlendirmelerde bulunan yetkiler, anlaşmanın herhangi bir ülkeyi hedef almayan, külfet paylaşımı ve ortak güvenlik anlayışı temelinde bölgesel ve küresel barış, istikrar ve refahın korunmasına yönelik taahhütleri güçlendirmeyi amaçladığının altını çizdi. Yetkililer, anlaşmanın, taraflardan birine yönelik silahlı saldırıyı tümüne yapılmış sayarak Birleşmiş Milletler Şartı'nın 51. maddesi uyarınca ortak savunma, meşru müdafaa ve karşılıklı güvenlik taahhüdünü teyit ettiğini bildirdi. 51. madde nedir? "İşbu Antlaşmanın hiçbir hükmü, Birleşmiş Milletler Üyelerinden birinin silahlı bir saldırmaya hedef olması halinde, Güvenlik Meclisi milletlerarası barış ve güvenliğin muhafazası için lüzumlu tedbirleri alıncaya kadar, tabii olan münferit veya müşterek meşru müdafaa hakkına halel getirmez. Bu meşru müdafaa hakkını kullanarak Üyelerin aldığı tedbirler derhal Güvenlik Konseyi'ne bildirilir ve Konsey'in, işbu Antlaşmaya dayanarak milletlerarası barış ve güvenliğin muhafaza veya iadesi için lüzumlu göreceği şekilde her an hareket etmek yetki ve ödevine hiçbir veçhile tesir etmez Yetkililer, bu anlaşmanın, yalnızca üç imzacı devletin birbirlerinin savunmasını destekleme taahhüdüyle değil, aynı zamanda savunma sanayi işbirliğini ve birlikte çalışabilirliği artırma taahhütleriyle de tamamen savunma niteliğinde olduğunu dile getirdi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: Birilerine karşı oluşturulmuş bir yapı değil Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, bugün CNN Türk yayınında Mekke Anlaşması'na ilişkin soruları yanıtladı. Yılmaz, anlaşmayı herhangi bir tarafa, kişiye ve kuruma karşı bir tehdit olarak görmemek gerektiğini vurgulayarak, "Bu birilerine karşı oluşturulmuş bir yapı değil. Tam aksine belli konularda gerilimler ortaya çıkmasın diye caydırıcılığı güçlendirmek için oluşturulmuş bir yapı. Dolayısıyla esas itibarıyla caydırıcı bir mekanizma. Bir taraftan da savunma sanayisi başta olmak üzere işbirliğini artırıcı bir mekanizma. Bu bizim NATO'ya veya içinde bulunduğumuz herhangi bir ittifaka alternatif bir yapı değil. Bunun da altını çizmemiz lazım." diye konuştu. Yılmaz, milli muharip uçak KAAN'ın olgunlaşma sürecine Suudi Arabistan'dan ortaklık veya bir finans katkısı olup olmayacağı sorusu üzerine "Kesinlikle olabilir, neden olmasın" yanıtını verdi. ABD'nin F-35 üretim sürecine başka ülkeleri de kattığını hatırlatan Yılmaz şöyle devam etti: "Bu tür yüksek maliyet, geniş pazar, ciddi bir katkı gerektiren projelerde platformlar oluşturmak ve olabildiğince çok dost ve kardeş ülkeyi bu sürece dahil etmek çok anlamlı. Teknolojik olarak da ekonomik olarak da pazarlama imkanları bakımından da Türkiye de bu noktada belli bir eşiğe gelmiş durumda. KAAN da başka projeler de olabilir. Ürün bazında birçok ülkeyi işin içine katan, sorumlulukları paylaşan, aynı zamanda hepsinin de katkısını alarak projelerin niteliğini artıran bir çabanın çok doğru olacağını düşünüyorum."

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: Enflasyonla mücadelede kararlı politikalar sürecek Haber

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: Enflasyonla mücadelede kararlı politikalar sürecek

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, temmuz ayı enflasyon verilerinin ardından yaptığı açıklamada, hükümetin kararlı ve bütüncül politikalarla enflasyonla mücadeleyi sürdürdüğünü belirterek, kalıcı fiyat istikrarını sağlamak için para ve maliye politikalarının yanı sıra arz yönlü reformların devam edeceğini bildirdi. ANKARA (İGFA) – Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, sosyal medya hesabından değerlendirmelerde, Temmuz ayında tüketici enflasyonunun aylık yüzde 1,78, yıllık ise yüzde 31,75 olarak gerçekleştiğini belirterek, temel mallarda yıllık enflasyonun yüzde 16,82 seviyesine gerilediğini ifade eden Yılmaz, enflasyondaki düşüş eğiliminin sürdüğünü kaydetti. Temmuz ayında aylık enflasyondaki artışın geçici etkenlerden kaynaklandığını belirten Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, ABD ile İran arasında yeniden başlayan çatışmaların petrol fiyatlarını yükselttiğini, bunun yanı sıra yönetilen ve yönlendirilen fiyat ayarlamalarının da aylık enflasyon üzerinde etkili olduğunu söyledi. Gıda fiyatlarına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Yılmaz, işlenmiş gıda enflasyonunda yavaşlama görülmesine rağmen taze meyve ve sebze fiyatlarındaki artışın gıda grubunda yıllık enflasyonu yükselttiğini ifade etti. Enerji tarafında ise mayıs ve haziran aylarında gerileyen yurt içi enerji fiyatlarının, jeopolitik gelişmelerin etkisiyle temmuz ayında akaryakıt ve elektrik fiyatları öncülüğünde yeniden yükseldiğini belirtti. Temel mal grubunda giyim ve ayakkabı fiyatlarındaki sezon indirimlerinin etkisiyle aylık ve yıllık bazda gerileme yaşandığını aktaran Yılmaz, hizmet enflasyonundaki aylık artışta ulaştırma, haberleşme ve sağlık hizmetleri fiyatlarının etkili olduğunu, buna karşın hizmet enflasyonunun yıllık bazda yatay seyrettiğini ve kira enflasyonunun düşüşünü sürdürdüğünü kaydetti. Jeopolitik gelişmelerin enflasyon üzerindeki etkilerinin yakından takip edildiğini vurgulayan Yılmaz, ilgili kurumlarla koordinasyon içinde bu etkileri sınırlandırmaya yönelik tedbirlerin uygulanmaya devam ettiğini ifade etti. Üretici ve reel sektöre yönelik desteklerin süreceğini belirten Yılmaz, artan girdi ve finansman maliyetlerinin üretim ile fiyatlar üzerindeki etkisini hafifletmek amacıyla uygun finansman imkanlarının sürdürüldüğünü, üretim kapasitesinin korunması ve arz sürekliliğinin sağlanmasının öncelikleri arasında yer aldığını söyledi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, üretim kapasitesini artıran, gıda ve enerji arz güvenliğini güçlendiren, konut ve lojistik maliyetlerini azaltan yapısal adımlar sayesinde ekonominin dış şoklara karşı direncini koruduğunu belirterek, vatandaşların alım gücünü artırmak ve sürdürülebilir refahı sağlamak amacıyla fiyat istikrarını önceleyen ekonomi politikalarının kararlılıkla sürdürüleceğini ifade etti.

İran dini lideri Ali Hamaney'in cenazesi için büyük tören Haber

İran dini lideri Ali Hamaney'in cenazesi için büyük tören

ABD ile İsrail'in İran'a saldırılarında öldürülen eski dini lider Ali Hamaney için başkent Tahran'da, İmam Humeyni Musalla Camisi'nde düzenlenen cenaze töreni bu sabah başladı. Geniş güvenlik önlemleri altında düzenlenen tören için sabahın erken saatlerinden itibaren binlerce kişi Musalla Camisi'nin önünde toplandı. Törene katılanların üzerinde matemi simgeleyen siyah kıyafetler dikkati çekerken bazı katılımcılar ellerinde Ali Hamaney'in ve yeni dini lider Mücteba Hamaney'in posterlerini taşıdı. Bazı katılımcıların ise ellerinde Şii geleneğinde intikamın sembolü sayılan kırmızı bayrak görüldü. Musalla Camisi'ndeki kalabalıktan zaman zaman "Amerika'ya ölüm" ve "İntikam" sloganları duyuldu. Binlerce kişinin kilometrelerce yolu yürüyerek Cuma akşamından tören alanına geldiği belirtiliyor. Cenaze törenine katılan bazı kişiler ellerinde Hamaney'in fotoğrafını taşıdı... Fotoğraf: Mohammed Salem / REUTERSGünler sürecek cenaze töreni planlandı Ali Hamaney için adeta ABD ve İsrail'e meydan okur nitelikte cenaze töreni organize edildi. Törenlerin yaklaşık altı gün sürmesi öngörülüyor. Hamaney'in naaşının, Tahran'daki törenlerin ardından Şii dünyasının önemli merkezleri olan Kum, Necef ve Kerbela'ya götürülmesi ve 9 Temmuz Perşembe günü Meşhed'de İmam Rıza Türbesi'nde toprağa verilmesi bekleniyor. Olağanüstü güvenlik önlemlerinin alındığı İran'da farklı kentlerde düzenlenecek törenlere yaklaşık 30 milyon İranlının katılmasının beklendiği belirtiliyor. Büyük çaplı cenaze töreni ile mesaj Hamaney'in naaşı ilk kez Perşembe gecesi kamuoyuna gösterilerek, yas töreni düzenlendi. İran medyasında paylaşılan görüntülerde, kalabalıkların ağladığı, Hamaney'in tabutuna çiçekler fırlattıkları görüldü. Hamaney'in naaşı dün selefi Ruhullah Humeyni'nin anısına inşa edilen bölümde halkın ziyaretine açıldı. Dün ayrıca Tahran'daki İmam Humeyni Musalla Camisi'nde devlet töreni düzenlendi. Hamaney'in öldürüldüğü saldırıda aile fertleri de hayatlarını kaybetmişti. Törende Hamaney'in İran bayrağına sarılı tabutunun yanı sıra aile fertlerinin de tabutları yüksek bir platforma konuldu. Tahran'daki devlet törenine çok sayıda yabancı konuk da katıldı / Fotoğraf: Atta Kenare/AFP Törene Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, İran Meclis Başkanı ve ABD ile yürütülen müzakerelerdeki baş müzakerecisi Muhammed Bakır Kalibaf, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'nin yanı sıra çok sayıda üst düzey İranlı yetkili katıldı. Cevdet Yılmaz da yabancı konuklar arasında Cenaze törenine, aralarında Türkiye'den Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif'in de yer aldığı çok sayıda yabancı ülke temsilcileri de katılıyor. AKP'nin yanı sıra Yeniden Refah, Gelecek ve Saadet Partisi'nden temsilcilerinin de törene katıldığı bildiriliyor. Yeni dini lider Mücteba Hamaney katılacak mı? Babası Ali Hamaney'in öldüğü saldırıda yaralandığı belirtilen İran'ın yeni dini lideri Mücteba Hamaney'in törenlere katılıp katılmayacağı konusunda belirsizlik sürüyor. Babası, 1989 yılında Humeyni'nin cenaze törenine katılmıştı. Bu törende ağladığı görülen Ali Hamaney daha sonra onlarca yıl boyunca İran'ı demir yumrukla yöneterek, Batı'ya meydan okumuştu. Trump "en kötü insanlardan biri öldü" diye duyurmuştu İran'ı 37 yıl yöneten Ali Hamaney, ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta konutuna düzenlenen hava saldırılarında öldürüldü. O an itibariyle başlayan ve dört ay süren savaş binlerce kişinin ölümüne yol açarken, aynı zamanda bölgeye yayılan bir savaşın fitilini ateşledi. Savaş sadece Ortadoğu'yu değil, İran rejiminin Hürmüz Boğazı'nı gemi trafiğine kapatması sonucunda sekteye uğrayan enerji tedariki nedeniyle tüm dünyayı, küresel ekonomiyi sarstı. Savaştan önce "yardım yolda" diyerek İran halkına rejimi devirmek için sokağa çıkma çağrıları yapan ABD Başkanı Donald Trump, Hamaney'i öldürdüklerini "Tarihteki en kötü insanlardan biri olan Hamaney öldü" sözleriyle duyurmuştu. Hatta Trump, "Bu, İran halkı için ülkelerini geri alabilmeleri için en büyük fırsattır. Duyduğumuza göre, Devrim Muhafızları, ordusu ve diğer güvenlik ve polis güçlerinin birçoğu artık savaşmak istemiyor ve bizden dokunulmazlık talep ediyor" demişti. Ancak Donald Trump'ın dediği gibi olmadı. İran rejimi savaştı ve sonunda Trump, 17 Haziran'da çetin pazarlıklarda verdiği tavizler sonucunda savaşı sona erdirmeyi amaçlayan İslamabad Mutabakat Zaptı'nı kabul etmek durumunda kaldı. Ali Hamaney İran'ı 37 yıl boyunca yönetmişti... Fotoğraf: Mohammed Salem / REUTERS Mutabakatta, Trump’ın imzasının karşısında, ABD'nin devirmeyi hedeflediği rejimin Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın imzası yer aldı. Üstelik İran şimdi de eski dini lider Ali Hamaney'in savaş nedeniyle dört ay boyunca ertelenen ve milyonların katılması beklenen cenaze törenine sahne oluyor. İran Devrim Muhafızları uyardı İran'da cenaze törenlerini hedef alacak saldırılardan da endişe ediliyor. İran Devrim Muhafızları Perşembe günü uyarı yayımladı. Uyarıda, "Her yanlış hesaba, daha önce hiç görülmemiş kadar kararlı ve sert bir misilleme ile yanıt verilecektir. Bu yanıt, onların utanç tarihine sonsuza dek kazınacaktır" ifadeleri yer aldı. İran ordusu tarafından yapılan bir diğer açıklamada ise şu ifadelere yer verildi: "ABD'yi, İsrail rejimini ve bunların bölge içi ve bölge dışı suç ortaklarını, herhangi bir yanlış hesaplamadan kaçınmaları ve silahlı kuvvetler bünyesindeki İran evlatlarının, aziz vatanımıza yönelik her türlü tehdit veya saldırıya karşı vereceği sert ve pişmanlık uyandırıcı missilemeyi göz önünde bulundurmaları konusunda uyarıyoruz." On binlerce güvenlik görevlisinin cenaze töreninde görev aldığı, Pazartesi günü itibariyle İran'ın hava sahasını bir süreliğine kapatacağı bildirildi. Kaynaklar: DW Türkçe, Reuters, dpa, AFP/ DA, JD, ET

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.