Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Caydırıcılık

bursaarena.com.tr - Caydırıcılık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Caydırıcılık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye'nin imzaladığı Mekke paktının küresel dengelere etkisi ne olabilir? Haber

Türkiye'nin imzaladığı Mekke paktının küresel dengelere etkisi ne olabilir?

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın 7 Ağustos'ta ortak savunma anlaşması imzalaması bölgedeki jeopolitik hizalanmalara dair tartışma yarattı. "Mekke paktı" olarak anılan anlaşmaya göre üç ülkeden birine yapılan saldırı tüm ülkelere yapılmış sayılacak. Anlaşma hakkında "Sünni paktı" ve "Müslüman NATO'su" gibi benzetmeler yapıldı. İsrail ve İran gibi ülkeleri hedef alabileceği iddiaları ortaya atıldı. Ancak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, anlaşmaya dair yaptığı değerlendirmede "Hiçbir ülkeyi hedef almadığı gibi bölgemizin huzurunu, refahını ve istikrarını amaçlayan tüm kardeş ülkelerin katılımına açıktır" ifadelerini kullandı. Ankara, anlaşmanın güvenlik ve savunma sanayi işbirliğini artıracağını söylüyor. Anlaşmayı eleştirenler ise birbirine kara bağlantısı bulunmayan üç ülkenin ulusal çıkarlarının örtüşmediğini savunuyor. Bazı uzmanlar ayrıca anlaşmanın yazılı metninin paylaşılmamasının spekülasyonlara yol açtığını ve özellikle caydırıcılık açısından soru işaretleri taşıdığını söylüyor. Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasındaki anlaşma bölgede nasıl yorumlandı?Haberin başlığını atlayın ve okumaya devam edin İran'a karşı mı? Bazı değerlendirmelere göre Mekke paktı Ortadoğu'daki çatışma ve ABD-İsrail ile İran savaşına bir tepki niteliğinde. İmzacıların İran'ın iki Sünni komşusu Türkiye ve Pakistan ile bölgesel rakiplerinden Suudi Arabistan olması İran'ı çevreleme hamlesi şeklinde yorumlanıyor. Ancak yetkililer bu sürecin bölgedeki mevcut çatışma ve gerilimden öncesine dayandığına dikkat çekiyor. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 8 Ağustos'ta katıldığı Anadolu Ajansı yayınında Mekke paktı için görüşmelerin Aralık 2024'ten bu yana sürdüğünü açıkladı. Mekke paktını imzalayan üç ülkenin kara sınırı bulunmuyor Cumhurbaşkanı Erdoğan da 11 Ağustos'ta İngiltere merkezli Şarkul Avsat gazetesine verdiği yazılı röportajda anlaşma hakkında "Yalnızca bu gerilimin ortaya çıkardığı konjonktürel bir gelişme olarak değerlendirmek ülkelerimizin siyasetini ve niyetini doğru anlamamak olur" ifadelerini kullandı. Erdoğan ayrıca "Nitekim bizim vizyonumuz üç ülkeyle sınırlı kalmayarak daha da büyümek ve mümkünse bir gün bölgedeki bütün ülkelerin bu çatının altında toplanmasını sağlamaktır" dedi. İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü İsmail Bekayi, 10 Ağustos'ta düzenlediği basın toplantısında anlaşma hakkında "Bu paktın İran'a karşı olduğundan endişe etmek için hiçbir sebep yok" diye konuştu. Bekayi ayrıca üç ülkenin "ABD'nin güvenlik taahhütlerine güvenemeyecekleri sonucuna vardığı" yorumunu yaptı. İran, ABD ve İsrail ile savaşı ne kadar sürdürebilir?'İran'da tabloyu jeopolitik yalnızlaşma olarak okuyanlar var' İran Araştırmaları Merkezi (İRAM) araştırmacısı Oral Toğa, İran'ın anlaşmaya tepkisinin Türkiye'den gelen mesajlarla tutarlı olduğunu söylüyor. BBC Türkçe'ye konuşan Toğa, "Ben bunu Türkiye'nin diplomatik hazırlığının sonucu olarak görüyorum, zira anlaşmanın İran'a karşı bir blok gibi okunmaması Ankara'nın da açıkça istediği bir şeydi" diyor. Toğa, İran'dan gelen açıklamanın dışişleri bakanlığının kurumsal pozisyonu olduğunu vurguluyor ama İran'da herkesin aynı fikirde olmadığına dikkat çekiyor. "Aynı günlerde Tahran'dan çok farklı sesler geldi" diyen uzman, sözlerini şöyle sürdürüyor: "Tahran'daki tartışmanın merkezinde kuşatma tezi duruyor. Türkiye kuzeybatıda, Suudi Arabistan güneybatıda, Pakistan güneydoğuda. Bu tabloyu jeopolitik yalnızlaşma olarak okuyan bir kesim var. "Karşı görüşü savunanlar Pakistan'ın Riyad'la zaten bir savunma ilişkisi bulunmasına rağmen savaş boyunca İran'a karşı hareket etmediğini, aksine Washington ile arabuluculuk yaptığını hatırlatıyor." Pakistan ve Suudi Arabistan, Eylül 2025'te Stratejik Karşılıklı Savunma Anlaşması adı verilen bir belge imzaladı. Bu anlaşmanın metni de Mekke paktında olduğu gibi kamuoyu ile paylaşılmadı. Suudi Arabistan'ın ABD-İran savaşındaki ikilemiTürkiye ne istiyor? Uzmanlara göre Türkiye'nin anlaşmaya yaklaşımında caydırıcılık ile savunma sanayi işbirliği öne çıkıyor. Bu çerçevede gündeme gelen kavramlardan bir tanesi ise "bölgesel sahiplenme". Bölgesel sahiplenme, bölgenin sorunlarının yine bölge ülkeleri tarafından çözülmesini ifade ediyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şarkul Avsat'a verdiği röportajda Mekke paktını bu yaklaşımın bir tezahürü olarak değerlendirdi ve şu ifadeleri kullandı: "Biz, bölgesel sahiplenmenin ve ortak güvenlik anlayışının güçlendirilmesinin, Hürmüz Boğazı'nın istikrarına önemli katkı sağlayacağına inanıyoruz." Erdoğan, Mekke paktının "her şeyden önce kolektif caydırıcılığı temel aldığını" vurguladı ve şunu söyledi: "Güvenlik ile ekonomik kalkınma birbirinden ayrı düşünülemez." 'Savunma sanayine finansman bulmak ve işbirliklerini genişletmek' Washington merkezli Middle East Institute'ün Türkiye Programı Direktörü Gönül Tol, Türkiye'nin asıl motivasyonunun "savunma sanayine finansman bulmak, savunma sanayiindeki işbirliklerini ve ihracat pazarını genişletmek" olduğunu düşünüyor. BBC Türkçe'ye konuşan Tol, bölgesel sahiplenme ve kolektif caydırıcılık gibi başlıkların Türkiye için bu anlaşma kapsamında geri planda kaldığını savunuyor. Kaynak, Güven Yılmaz/Anadolu Ajansı/Getty Images //// Anlaşmanın imzalanmasının ardından Ankara'daki Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı binasına yansıtılan kutlama mesajı yansıtıldı Kadir Has Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden Profesör Doktor Serhat Güvenç ise Türkiye'nin tutumunu ABD ve Avrupa'daki güvenlik ilişkilerinin yeniden hizalanma süreci ile bağdaştırıyor. BBC Türkçe'ye konuşan Güvenç, İran'ın Türkiye ve bölgedeki diğer ülkelere yönelik balistik füze saldırılarını hatırlatıyor. Bu füzelerin Doğu Akdeniz'de konuşlu ABD savaş gemileri tarafından düşürüldüğünü söyleyen Güvenç, "Amerika istese de Türkiye'yi de kapsayan güvenlik şemsiyesini artık sağlayamayabilir" diyor ve ekliyor: "Bu açıdan [Mekke paktı] Türkiye'ye bir yalnız kalmama, yalıtılmış olmamaya karşı bir güvence sağlıyor. "Avrupa'da Türkiye'yi içerecek [savunma] girişimleri olsaydı Türkiye bu pakt konusunda bu kadar hevesli olmayabilirdi." MSB: İran'dan ateşlenen balistik füze etkisiz hale getirildiİsrail faktörü Mekke paktının İsrail'e karşı bir anlaşma olduğuna dair değerlendirmeler de söz konusu. Gönül Tol, İsrail'in özellikle paktın İbrahim Anlaşmaları üzerindeki olası etkisine odaklandığını söylüyor. İbrahim Anlaşmaları, İsrail'in bölge ülkeleriyle ilişkileri normalleştirmek için Eylül 2020'de başlattığı bir süreç. Şimdiye kadar Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Sudan, Fas ve Kazakistan anlaşmalara imza attı. Trump'tan İran anlaşması için Türkiye dahil 6 ülkeye İbrahim Anlaşmaları'nı imzalama şartı Kaynak,Alex Wong/Getty Images, //// İbrahim Anlaşmaları imza töreninde soldan sağa Bahreyn Dışişleri Bakanı Abdüllatif bin Raşid Ez-Zayani, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD Başkanı Donald Trump ve BAE Dışişleri Bakanı Abdullah bin Zayid Al Nahyan Trump, Mayıs'ta yaptığı açıklamada Türkiye, Suudi Arabistan, Katar, Pakistan, Mısır ve Ürdün'ün de anlaşmalara katılmasının "zorunlu olması" gerektiğini söylemişti. Tol, Gazze'deki savaş sebebiyle İbrahim Anlaşmaları'nın sekteye uğradığını, özellikle Suudi Arabistan'ın İsrail ile ilişkileri normalleştirme sürecinin "çok sorunlu hale geldiğini" söylüyor. Serhat Güvenç de İsrail'in Türkiye'ye yönelik "Yeni İran" söylemlerini hatırlatıyor ve şu değerlendirmeyi yapıyor: "Özellikle de Doğu Akdeniz'de Yunanistan ve Güney Kıbrıs ile kurduğu ilişkileri ve askeri bağları düşünürseniz [Mekke paktı] Türkiye açısından [İsrail tarafından] yalıtılmaya ve çevrelenmeye karşı bir yanıt gibi de gözüküyor." Netanyahu'nun 'altıgen ittifak' vizyonu nedir, Türkiye için ne anlama geliyor?'Mısır manevra alanını korumak için dışarıda kaldı' Mekke paktını imzalaması beklenen ülkelerden biri de Mısır'dı. Ancak Kahire anlaşmaya taraf olmadı. Konuya dair resmi bir açıklama ya da değerlendirme de yapmadı. Arap basınına konuşan Mısırlı kaynaklar ise Kahire'nin İran yanlısı gruplarla çatışma riski ve Suudi Arabistan'ın dahil olduğu bir anlaşmaya katılmaya yönelik tereddütler nedeniyle imza atmadığını söyledi. Mısır neden Mekke Anlaşması'nda yok? Gönül Tol, Mısır'ın İsrail ile güvenlik anlaşması olduğunu ve bunu gözetmesi gerektiğini söylüyor. Kahire'nin benzer şekilde BAE ve Hindistan ile de bağları olduğuna dikkat çeken akademisyen şu değerlendirmeyi yapıyor: "O nedenle manevra alanını korumak açısından belki de bunun dışında kaldı diye düşünüyorum." Serhat Güvenç de Mısır'ın pakta katılmasının anlaşmanın ciddiyetini artıracağını ve Türkiye açısından İsrail'e yönelik kaygılara "yanıt olacağını" savunuyor. Hakan Fidan, Anadolu Ajansı'na verdiği demeçte Mısır'ın üç imzacı ülkenin "doğal ortağı" olduğunu söylemiş ve ileride dahil olabileceğini ifade etmişti. Pakistan-Hindistan rekabeti Mekke paktını yakından takip eden bir ülke de Hindistan. Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden Doç. Dr. Omair Anas, anlaşmanın Hindistan'da "derin bir güvensizlik hissi yarattığını" söylüyor. BBC Türkçe'ye konuşan Anas, "Hindistan izole edildiğini ve Amerikalıların dahi yanlarında olmadığını hissediyor" diyor. Akademisyen, Hindistan ve Pakistan'ın 2025'te savaşın eşiğinden döndüğünü ve o süreçte Türkiye'nin Pakistan'a askeri destek verdiği iddiaları sebebiyle Ankara-Yeni Delhi hattı arasında tansiyonun yükseldiğini hatırlatıyor. Anas, anlaşmaya yanıt olarak Yeni Delhi'nin İsrail ile ilişkilerini derinleştirebileceğine dikkat çekiyor. "Hindistan Suudi Arabistan'dan bu paktın kendisini etkileyip etkilemeyeceğine dair açıklama talep etmeli. Eğer teminat alırlarsa o zaman daha yumuşak bir tepki verebilir" diye konuşuyor. Hindistan'da Türkiye boykotu: Çelebi lisans iptaline karşı açtığı davayı kaybettiOrtak savunma vaadi ne kadar gerçekçi? Mekke paktında yer alan ortak savunma maddesinin kapsamı ve uygulanma biçimi de tartışma konusu. Hakan Fidan, bu maddeyi NATO'nun beşinci maddesine benzetmiş ve ortak savunmanın ülkelerden gelecek taleplere göre şekilleneceğini söylemişti. Serhat Güvenç, ortak savunma maddesi hakkında "Burada bir niyet beyanı var ama altının nasıl doldurulduğu en azından anlaşma metnini görene kadar spekülasyona açık" diyor. Güvenç, NATO örneğinde ABD'nin "ittifakın hem kasası hem de cephaneliği" olduğunu söylüyor ve şöyle bir kıyaslama yapıyor: "[Mekke paktı] eşitler arası bir ittifak gibi duruyor. Dolayısıyla kuralları, normları koyacak ve diğerlerini hizaya getirecek kadar üstün ya da eşitler arasında birinci bir müttefik yok. "Bu hem iyi hem kötü çünkü her şeyi müzakere yoluyla yapacaklar ve pek çok bakımdan da kendi ulusal egemenliklerini öncelikleyecekler."

Emekli büyükelçiler değerlendirdi: Mekke Anlaşması, Türkiye'yi nasıl etkileyecek, "taraflardan birine saldırı diğerlerine de saldırıdır" vurgusu ne anlama geliyor? Haber

Emekli büyükelçiler değerlendirdi: Mekke Anlaşması, Türkiye'yi nasıl etkileyecek, "taraflardan birine saldırı diğerlerine de saldırıdır" vurgusu ne anlama geliyor?

Orta Doğu’da ABD ve İsrail’in İran’a başlattığı savaş, bölge ülkelerine de sirayet ederken, Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan bölgesel güvenlik için Mekke Anlaşması’nı imzaladı. Suudi Arabistan’da imzalanan anlaşma kapsamında taraflardan birine yapılan bir saldırı, anlaşmanın tüm taraflarına yapılmış sayılacak. Bölgede İran savaşından bu yana tırmanan gerilim sürecinde bu maddenin nasıl işleyeceği tartışılırken emekli büyükelçiler, anlaşmanın tam metni görülmeden uygulamanın nasıl işleyeceğinin bilinemeyeceğini vurgularken, anlaşmanın Türkiye’nin mevcut ikili ve çok taraflı anlaşmalarının önüne geçmeyeceğini belirtiyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Mekke’de düzenlenen Ortak Savunma Zirvesi’nde üçlü savunma anlaşmasını imzaladı. Anlaşmaya ilişkin üç ülkeden yapılan ortak açıklamada savunma anlaşmasının “bölgede ve ötesinde barış, güvenlik ve istikrarı teşvik etmeyi, güvenli ve müreffeh bir gelecek için ortak hareket etmeyi” amaçladığı belirtildi. Kolektif caydırıcılığı güçlendirme amacı taşıdığı belirtilen anlaşmaya ilişkin yapılan ortak açıklamada “Üç devletten herhangi birine karşı gerçekleştirilecek bir silahlı saldırının hepsine karşı yapılmış sayılacağını hükme bağlamaktadır. Anlaşma ayrıca, üç devlet arasındaki savunma iş birliğinin tüm boyutlarıyla geliştirilmesini öngörmektedir,” denildi. Emekli Büyükelçi Cengiz Fırat, T24'e yaptığı değerlendirmede zamanlamaya dikkat çekerek Mekke Anlaşması'nın, İsrail'in genişlemeye yönelik adımlar attığı, Hürmüz Boğazı'nın kapatıldığı ve İran'ın bölge ülkelerine yönelik saldırılar düzenlediği bir dönemde imzalandığını söyledi. Fırat, İran savaşının başlamasından bu yana Suudi Arabistan'ın ABD'nin güvenlik şemsiyesinin yeterli olmadığını gördüğünü belirterek, Washington'ın tüm gücünü İsrail'i savunmaya yönelttiğinin ve bu nedenle Körfez'deki ortaklarına yeterli caydırıcılığı sağlayamadığının ortaya çıktığını ifade etti. Üç ülkenin de bölgede kritik güç unsurlarına sahip olduğunu belirten Fırat, Pakistan’ın bölgede büyük ve güçlü bir ülke olduğunu, İslam dünyasında nükleer silaha sahip tek ülke konumunda bulunduğunu ve oldukça gelişmiş bir savunma sanayisine sahip olduğunu ifade etti. Suudi Arabistan’ın İslam dünyası açısından önemli, stratejik öneme ve ekonomik zenginliğe sahip bir G20 ülkesi olduğunu belirten Fırat, Türkiye’nin ise hem Doğu hem Batı ile ilişkileri bulunan, NATO üyesi, Avrupa Birliği ile yakın ilişki içinde olan ve bölgenin en güçlü savunma sanayilerinden birine sahip ülkelerden biri olduğunu belirtti. Fırat’a göre anlaşmayla birlikte üç ülkenin birbirini tamamlayan güç unsurları bir araya geliyor. “Zamanla başka ülkeler de katılabilir” Suudi Arabistan ile Pakistan arasında daha önce de benzer bir anlaşma bulunduğunu hatırlatan Fırat, Mekke Anlaşması’nın herhangi bir gruba ya da ülkeye karşı yapılmadığının altını çizdi. Anlaşmanın Türkiye’nin mevcut ikili ve çok taraflı anlaşmalarının önüne geçmeyeceğini vurgulayan Fırat, anlaşmanın diğer ülkelerin katılımına da açık olduğunu ve zaman içinde bölge ülkelerinin de katılmasını beklediğini söyledi. 
“Metninin tamamını görmeden uygulamayı bilemeyiz” Bölgede güç dengelerinin değiştiğini ifade eden Fırat, Suudi Arabistan’ın son dönemde Husiler tarafından uğradığı saldırılar göz önüne alındığında Mekke Anlaşması’nın “Üç devletten herhangi birine karşı gerçekleştirilecek bir saldırının hepsine karşı yapılmış sayılacağı” vurgusunu değerlendirirken anlaşmanın tam metninin görülmediğini vurguladı. Şu aşamada yalnızca ortak açıklamanın görüldüğünü belirten Fırat, anlaşmanın tam metni görülmeden uygulamanın nasıl olacağının bilinemeyeceğini söyledi. Suudi Arabistan ile Pakistan’ın bir süredir benzer bir anlaşma içinde olduğunu hatırlatan Fırat, daha önce Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarında Pakistan’ın devreye girdiğinin görülmediğine dikkat çekti. Fırat'a göre; mevcut bilgiler, anlaşmanın caydırıcılık, hava savunması ve silah sistemleri ile askerî eğitim ve işbirliği gibi başlıklar üzerine şekilleneceğini gösteriyor. Üç ülkeden birinin başka bir devletin saldırısına uğraması hâlinde tarafların nasıl hareket edeceğine ilişkin ise henüz bir bilgi bulunmuyor. Bunun nasıl düzenlendiği ancak anlaşma metninin yayımlanmasıyla netlik kazanacak. “Detay verilmedikçe uygulanabilirliği tartışmalı” Emekli Büyükelçi Şafak Göktürk de, X hesabından paylaştığı değerlendirmesinde, anlaşmada yer alan “birine silahlı saldırı, üçüne yapılmış sayılır” ifadesinin güçlü görünmesine karşın, bunun pratikte nasıl işleyeceğinin henüz belirsiz olduğuna dikkati çekti. Anlaşmanın tam metninin bilinmediğini hatırlatan Göktürk, NATO’nun 5. maddesini çağrıştıran bu hükmün, hangi ortak varlıkların korunacağı ve saldırı halinde nasıl bir mekanizmanın devreye gireceği açıkça belirlenmediği sürece uygulanabilirliğinin tartışmalı kalacağını belirtti. 5. madde nedir? NATO'nun ortak savunma ilkesi olan ve müttefiklerden birine yapılan saldırının tüm müttefiklere yapılmış sayılacağı temeline dayanan Kuzey Atlantik Antlaşması'nın 5. maddesinde şu ifadelere yer veriliyor: "Taraflar, Kuzey Amerika'da veya Avrupa'da içlerinden bir veya daha çoğuna yöneltilecek silahlı bir saldırının hepsine yöneltilmiş bir saldırı olarak değerlendirileceği ve eğer böyle bir saldırı olursa Birleşmiş Milletler Şartı'nın 51. maddesinde tanınan bireysel ya da toplu öz savunma hakkını kullanarak, Kuzey Atlantik bölgesinde güvenliği sağlamak ve korumak için bireysel olarak ve diğerleri ile birlikte, silahlı kuvvet kullanımı da dahil olmak üzere gerekli görülen eylemlerde bulunarak saldırıya uğrayan Taraf ya da Taraflara yardımcı olacakları konusunda anlaşmışlardır. "Böylesi herhangi bir saldırı ve bunun sonucu olarak alınan bütün önlemler derhal Güvenlik Konseyi'ne bildirilecekti Anlaşmanın yalnızca metindeki güvenlik taahhütleri üzerinden değil, imzalandığı siyasi süreç ve bölgesel bağlamla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirten Göktürk, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın ABD ile müttefiklik ilişkilerine rağmen Washington’ın sunduğu güvenlik güvencelerinin yeterliliğine ilişkin soru işaretlerinin arttığına işaret etti. Göktürk’e göre anlaşma, üç ülkenin güvenliklerini tek bir müttefike dayandırmak yerine farklı işbirlikleriyle destekleme, yani “katmanlı güvenlik” arayışını ortaya koyuyor. Bunun anlaşmanın askeri boyutunun yanı sıra siyasi niyetini de öne çıkardığını belirten Göktürk, Ortadoğu’nun uzun süreli bir “barışsızlık” dönemine girebileceğini ve bu süreçte diplomasiyle güç gösterisinin iç içe ilerleyeceğini ifade etti. BM’nin 51’inci maddesi vurgusu Anlaşmayla ilgili Anadolu Ajansı’na değerlendirmelerde bulunan yetkiler, anlaşmanın herhangi bir ülkeyi hedef almayan, külfet paylaşımı ve ortak güvenlik anlayışı temelinde bölgesel ve küresel barış, istikrar ve refahın korunmasına yönelik taahhütleri güçlendirmeyi amaçladığının altını çizdi. Yetkililer, anlaşmanın, taraflardan birine yönelik silahlı saldırıyı tümüne yapılmış sayarak Birleşmiş Milletler Şartı'nın 51. maddesi uyarınca ortak savunma, meşru müdafaa ve karşılıklı güvenlik taahhüdünü teyit ettiğini bildirdi. 51. madde nedir? "İşbu Antlaşmanın hiçbir hükmü, Birleşmiş Milletler Üyelerinden birinin silahlı bir saldırmaya hedef olması halinde, Güvenlik Meclisi milletlerarası barış ve güvenliğin muhafazası için lüzumlu tedbirleri alıncaya kadar, tabii olan münferit veya müşterek meşru müdafaa hakkına halel getirmez. Bu meşru müdafaa hakkını kullanarak Üyelerin aldığı tedbirler derhal Güvenlik Konseyi'ne bildirilir ve Konsey'in, işbu Antlaşmaya dayanarak milletlerarası barış ve güvenliğin muhafaza veya iadesi için lüzumlu göreceği şekilde her an hareket etmek yetki ve ödevine hiçbir veçhile tesir etmez Yetkililer, bu anlaşmanın, yalnızca üç imzacı devletin birbirlerinin savunmasını destekleme taahhüdüyle değil, aynı zamanda savunma sanayi işbirliğini ve birlikte çalışabilirliği artırma taahhütleriyle de tamamen savunma niteliğinde olduğunu dile getirdi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: Birilerine karşı oluşturulmuş bir yapı değil Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, bugün CNN Türk yayınında Mekke Anlaşması'na ilişkin soruları yanıtladı. Yılmaz, anlaşmayı herhangi bir tarafa, kişiye ve kuruma karşı bir tehdit olarak görmemek gerektiğini vurgulayarak, "Bu birilerine karşı oluşturulmuş bir yapı değil. Tam aksine belli konularda gerilimler ortaya çıkmasın diye caydırıcılığı güçlendirmek için oluşturulmuş bir yapı. Dolayısıyla esas itibarıyla caydırıcı bir mekanizma. Bir taraftan da savunma sanayisi başta olmak üzere işbirliğini artırıcı bir mekanizma. Bu bizim NATO'ya veya içinde bulunduğumuz herhangi bir ittifaka alternatif bir yapı değil. Bunun da altını çizmemiz lazım." diye konuştu. Yılmaz, milli muharip uçak KAAN'ın olgunlaşma sürecine Suudi Arabistan'dan ortaklık veya bir finans katkısı olup olmayacağı sorusu üzerine "Kesinlikle olabilir, neden olmasın" yanıtını verdi. ABD'nin F-35 üretim sürecine başka ülkeleri de kattığını hatırlatan Yılmaz şöyle devam etti: "Bu tür yüksek maliyet, geniş pazar, ciddi bir katkı gerektiren projelerde platformlar oluşturmak ve olabildiğince çok dost ve kardeş ülkeyi bu sürece dahil etmek çok anlamlı. Teknolojik olarak da ekonomik olarak da pazarlama imkanları bakımından da Türkiye de bu noktada belli bir eşiğe gelmiş durumda. KAAN da başka projeler de olabilir. Ürün bazında birçok ülkeyi işin içine katan, sorumlulukları paylaşan, aynı zamanda hepsinin de katkısını alarak projelerin niteliğini artıran bir çabanın çok doğru olacağını düşünüyorum."

ABD'den İran'da 90 noktaya hava saldırısı... Tahran'dan uyarı, Trump'tan anlaşma mesajı Haber

ABD'den İran'da 90 noktaya hava saldırısı... Tahran'dan uyarı, Trump'tan anlaşma mesajı

Washington ile Tahran arasında eşi benzeri görülmemiş askeri gerilim, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı'nın (CENTCOM) bugün (Perşembe) sabah saatlerinde İran'ın iç kesimlerine yönelik yeni bir hava saldırısı dalgasını tamamladığını duyurmasının ardından bölgeyi kapsamlı bir çatışmanın eşiğine getirdi. İran devlet medyası ve Sağlık Bakanlığı'na göre ABD hava saldırılarında en az 14 kişi hayatını kaybetti, 78 kişi yaralandı. Saldırıların ardından yetkililer, Tahran-Meşhed demir yolu hattındaki seferleri durdurdu. İran ise buna hızlı bir karşılık vererek Devrim Muhafızları aracılığıyla Kuveyt ve Bahreyn'deki ABD askeri üslerini hedef aldığını açıkladı. Bahreyn ve Kuveyt yönetimleri ise hava sahalarına giren füzelerin ve diğer mühimmatın etkisiz hale getirildiğini bildirdi. CENTCOM, X platformundan yaptığı açıklamada ABD güçlerinin İran'da yaklaşık 90 askeri hedefi vurduğunu duyurdu. Hedefler arasında hava savunma sistemleri, kıyı gözetleme unsurları, füze ve insansız hava aracı depoları, deniz kuvvetlerine ait askeri kapasite ile İran kıyıları boyunca bulunan askeri lojistik altyapı yer aldı. Washington, son saldırı dalgasının amacının "İran'ın Hürmüz Boğazı'ndaki ticari gemilere ve masum sivil denizcilere yönelik saldırı kapasitesini daha da zayıflatmak" olduğunu belirtti. Açıklamada, operasyonların önceki gece gerçekleştirilen başarılı hava saldırılarının devamı niteliğinde olduğu ifade edildi. Sahadaki çatışmalar sürerken diplomatik cephede de dikkat çekici gelişmeler yaşandı. ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın yönetimiyle temasa geçerek bir "anlaşma" yapma isteğini ilettiğini açıkladı. Trump'ın bu açıklamalarıyla eş zamanlı olarak İran Devrim Muhafızları, saldırıların tekrarlanması halinde bölgedeki diğer ABD üslerinin de hedef alınacağı uyarısında bulundu. Açıklamada, askeri karşılığın genişletilebileceği belirtilirken, bölgenin karşılıklı caydırıcılık ile gerilimi arka kapı diplomasisi yoluyla kontrol altına alma çabaları arasında kritik bir dönemece girdiği vurgulandı. İsrail Güney Lübnan'da saldırılar düzenledi İsrail ordusu, bugün (Perşembe) sabahın erken saatlerinde ve dün gece Güney Lübnan'daki Hıyam beldesinde saldırılar gerçekleştirdi. Ordu ayrıca gece saatlerinde Tayyibe beldesini hedef alan bir başka saldırı düzenledi. Lübnan resmi haber ajansı NNA'nın aktardığına göre İsrail ordusu gece ve sabah saatlerinde Hıyam beldesi içinde art arda saldırılar gerçekleştirdi. Patlamaların sesi Güney Lübnan'ın birçok bölgesinde duyuldu. Ayrıca İsrail güçleri, Tayyibe beldesinde de saldırılar düzenlerken, eş zamanlı olarak Deyr Seryan beldesinin çevresi topçu ateşiyle hedef alındı. Fransa Dışişleri Bakanı: ABD saldırılarının nedeni İran'ın taahhütlerini ihlal etmesi Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot, bugün (Perşembe) yaptığı açıklamada ABD'nin İran'a yönelik son saldırılarının, Tahran'ın taahhütlerini ihlal etmesinin sonucu olduğunu söyledi. Fransız TF1 kanalına konuşan Barrot, saldırıların meşruiyetine ilişkin bir soruya verdiği yanıtta, "İran, Umman açıklarında seyreden gemileri hedef alarak hem Washington ile son imzaladığı mutabakat zaptındaki yükümlülüklerini hem de uluslararası hukuku ihlal etti" ifadelerini kullandı. Barrot, İran'ın geçen ay ABD ile varılan anlaşmayı ihlal ettiğini belirterek, "Bu tür girişimlerin derhal sona ermesi gerekiyor ki kritik müzakereler mümkün olan en iyi şartlarda yeniden başlayabilsin" dedi. Katar Dışişleri BakanlığıKatar Başbakanı, İran Dışişleri Bakanı ile telefonda görüştü.Görüşmede Washington ile Tahran arasında yaşanan son askeri gerilim ele alındı.Katar Başbakanı, İran Dışişleri Bakanı ile yaptığı görüşmede Hürmüz Boğazı'nda gemilere yönelik saldırıları kınadı.Katar Başbakanı, tüm tarafların diplomatik diyaloga bağlı kalmasının önemini vurguladı.Katar Başbakanı, mutabakat zaptı kapsamında üzerinde uzlaşılan hususların uygulanması gerektiğini ifade etti.Katar'ın gerilimin kontrol altına alınması ve kapsamlı bir anlaşmaya varılması amacıyla yürütülen tüm diplomatik girişimleri desteklemeyi sürdüreceğini yineledi. NNA, Şarku'l Avsat

TSK’nın gücüne yerli ve milli takviye Haber

TSK’nın gücüne yerli ve milli takviye

Milli Savunma Bakanlığı, son iki haftada yerli ve millî savunma sanayi ürünlerinin Türk Silahlı Kuvvetleri envanterine kazandırıldığını açıkladı. Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanlıklarına yeni nesil haberleşme, elektronik harp ve mühimmat sistemleri teslim edildi. ANKARA (İGFA) - Milli Savunma Bakanlığı Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı, Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nın 115’inci kuruluş yıl dönümü kapsamında İzmir Çiğli’de bulunan 2’nci Ana Jet Üs Komutanlığı’nda gerçekleştirildi. Milli Savunma Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk, Türk Silahlı Kuvvetlerinin modern ve etkin savunma kapasitesinin yerli ve millî savunma sanayi ürünleriyle güçlendirilmeye devam edildiğini belirtti. Tuğamiral Aktürk’ün verdiği bilgilere göre, son iki haftada Kara Kuvvetleri Komutanlığı envanterine ilk kez MİLKAR-6A Taşınabilir Elektronik Taarruz Sistemi ile İHA-230 mühimmatı alındı. Sistemlerin muayene ve kabul faaliyetleri tamamlanarak kullanıma hazır hale getirildi. Öte yandan Makine ve Kimya Endüstrisi AŞ (MKE) tarafından başta MK-82 genel maksat uçak bombası olmak üzere çeşitli çap ve miktarlarda silah ve mühimmatın teslimatının gerçekleştirildiği bildirildi. Kara Kuvvetleri Komutanlığımızca muhtelif miktarda, ilk kez olmak üzere MİLKAR-6A Taşınabilir Elektronik Taarruz Sistemi ile İHA-230 mühimmatı muayene ve kabul faaliyeti tamamlanarak envantere alındı.#MillîSavunmaBakanlığı pic.twitter.com/I80DX9ynHt — T.C. Millî Savunma Bakanlığı (@tcsavunma) June 4, 2026 ASELSAN’DAN ÜÇ KUVVETE YENİ TESLİMATLAR Yerli savunma sanayisinin öncü kuruluşlarından ASELSAN tarafından da Türk Silahlı Kuvvetlerinin farklı kuvvet komutanlıklarına yeni sistemler teslim edildi. Bu kapsamda; TARAS-II Radyolink Sistemi Kara Kuvvetleri Komutanlığına, AcroSAT Gemi Uydu Haberleşme Terminali Deniz Kuvvetleri Komutanlığına, Lazer Güdüm Kiti (LGK-84), İhtar İHA Karşı Sistemi ve ARTcom 9681 Hava Telsizi ise Hava Kuvvetleri Komutanlığına teslim edildi. Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, yerli ve milli savunma sanayi ürünlerinin envantere kazandırılmasıyla Türk Silahlı Kuvvetlerinin caydırıcılık ve operasyonel kabiliyetlerinin artırılmasına yönelik çalışmaların aralıksız sürdürüldüğü vurgulandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.