Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Çanakkale

bursaarena.com.tr - Çanakkale haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çanakkale haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sahil Güvenlik gemileri 19 Eylül'de vatandaşların ziyaretine açılıyor Haber

Sahil Güvenlik gemileri 19 Eylül'de vatandaşların ziyaretine açılıyor

Sahil Güvenlik Komutanlığı'ndan yapılan duyuruya göre Karadeniz, Marmara, Ege ve Akdeniz bölgelerinde çok sayıda Sahil Güvenlik gemi ve unsuru 19 Eylül Gaziler Günü dolayısıyla vatandaşlarla buluşacak. Sahil Güvenlik Komutanlığı, 19 Eylül Gaziler Günü kapsamında deniz unsurlarının halkın ziyaretine açılacağını duyurdu. Paylaşılan listeye göre, farklı bölgelerde konuşlu birçok Sahil Güvenlik botu ve kolluk destek timi, vatandaşlar tarafından belirlenen gün ve saatlerde ziyaret edilebilecek. KARADENİZ’DEN AKDENİZ’E GENİŞ KATILIM Karadeniz Bölge Komutanlığına bağlı unsurlar arasında Artvin/Hopa’daki TCSG-307, Giresun’daki TCSG-95, Samsun’daki TCSG DOST, Ordu/Fatsa’daki TCSG-97, Kastamonu/İnebolu’daki TCSG-96, Bartın/Amasra’daki KB-80, Zonguldak’taki TCSG-86, Düzce/Akçakoca’daki KB-35 ve Bitlis/Ahlat’taki KB-21 yer aldı. Marmara ve Boğazlar Bölge Komutanlığı kapsamında ise Kocaeli/İzmit Marina’daki TCSG-15, Kırklareli/İğneada’daki TCSG-93, Bozcaada’daki TCSG-16, Gökçeada’daki TCSG-91 ve Edirne/Enez’deki TCSG-308 vatandaşların ziyaretine açılacak. EGE VE AKDENİZ’DE DE KAPILAR HALKA AÇILACAK Ege Deniz Bölge Komutanlığına bağlı olarak Çanakkale/Küçükkuyu’daki TCSG-28, Balıkesir/Burhaniye’deki TCSG-6, İzmir/Emir Çakabey İskelesi’ndeki TCSG-109, Aydın/Kuşadası’ndaki TCSG-311 ve Muğla/Marmaris Belediyesi İskelesi’ndeki TCSG-904 ziyaret edilebilecek. Akdeniz Bölge Komutanlığı bünyesinde ise Antalya/Kaş Setur Marina’daki TCSG-20, Finike’deki TCSG-104, Kaleiçi Yat Limanı’ndaki TCSG-105, Alanya’daki TCSG-915, Mersin/Bozyazı’daki TCSG-309, Taşucu’ndaki TCSG-305, Mersin/Erdemli’deki TCSG-34, Adana/Karataş’taki TCSG-22 ve Hatay/İskenderun Şehir İskelesi’ndeki TCSG-304 halka açık olacak. Komutanlık, söz konusu ziyaretlerin bölgeye göre 09.00-17.00 ve 10.00-17.00 saatleri arasında gerçekleştirileceği belirtildi.

Sahil Güvenlik gemileri 30 Ağustos’ta ziyarete açılıyor Haber

Sahil Güvenlik gemileri 30 Ağustos’ta ziyarete açılıyor

Sahil Güvenlik Komutanlığı, 30 Ağustos Zafer Bayramı kapsamında Türkiye genelinde 37 limanda gemi ve botların vatandaşların ziyaretine açılacağını duyurdu. Bursa’da ise TCSG-25, Mudanya BUDO İskelesi’nde ziyaret edilebilecek. BURSA (İGFA) - Sahil Güvenlik Komutanlığı, 30 Ağustos Zafer Bayramı kapsamında düzenlenecek etkinlikler çerçevesinde Sahil Güvenlik gemi ve botlarının vatandaşların ziyaretine açılacağını açıkladı. Karadeniz, Marmara ve Boğazlar, Ege Denizi ve Akdeniz Bölge Komutanlıklarına bağlı unsurlar, belirlenen liman ve iskelelerde vatandaşlarla buluşacak. BURSA’DA TCSG-25 ZİYARET EDİLEBİLECEK Marmara ve Boğazlar Bölge Komutanlığı bünyesinde TCSG-25, Mudanya’daki BUDO İskelesi’nde halkın ziyaretine açılacak. İstanbul, Kocaeli, Tekirdağ, Kırklareli, Balıkesir, Çanakkale ve Bursa’nın yanı sıra Karadeniz, Ege ve Akdeniz kıyılarındaki çok sayıda limanda Sahil Güvenlik gemi ve botları ziyaret edilebilecek. ZİYARET SAATLERİ BELLİ OLDU Etkinlik kapsamında Karadeniz Bölge Komutanlığına bağlı unsurlar 10.00-17.00, Marmara ve Boğazlar, Ege Denizi ve Akdeniz Bölge Komutanlıklarına bağlı unsurlar ise 09.00-17.00 veya ilgili bölgede duyurulan saatler arasında vatandaşların ziyaretine açık olacak. Sahil Güvenlik Komutanlığı, 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın coşkusunu paylaşmak ve gemi ile botları yakından görmek isteyen tüm vatandaşları etkinliklere davet etti.

Bursa'dan Çanakkale’ye vefa ziyareti Haber

Bursa'dan Çanakkale’ye vefa ziyareti

Bursa Yıldırım Belediyesi, gençleri Çanakkale’nin tarihi ve manevi atmosferiyle buluşturdu. BURSA (İGFA) - Bursa Yıldırım Belediyesi, öğrencilere yönelik Çanakkale gezisi düzenlendi. Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü iş birliğiyle gerçekleştirilen programa toplam 76 öğrenci katıldı. Gelibolu Tarihi Yarımadası’ndaki şehitlik alanlarını ziyaret eden gençler, kahramanlık destanının yazıldığı tarihi bölgeyi yerinde görme fırsatı buldu. Ziyaret sırasında Çanakkale ruhunu yerinde hisseden gençler, duygu dolu anlar yaşadı. Vatan uğruna canlarını feda eden kahramanları yad eden öğrenciler, şehitlerin fedakarlıkları karşısında duydukları minnet ve gururu dile getirdi. ÇANAKKALE DESTANININ ADIDIR Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, “Çanakkale tarihimizin en önemli dönüm noktalarından biridir. Çanakkale aynı zamanda bir destanının adıdır. Çanakkale’de yazılan bu eşsiz kahramanlık hikayesi, bugün de bizlere yol göstermeye devam ediyor. Geleceğimiz olan gençlerimizin ecdadın yazdığı bu destanı hissetmeleri ve o ruhu anlamaları çok önemli. Yıldırım Belediyesi olarak gençlerimizin tarihimizle bağlarını güçlendiren bu tür etkinlikleri sürdüreceğiz. Bu vesileyle, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, Çanakkale’de destan yazan tüm kahramanlarımızı ve vatan uğruna can veren aziz şehitlerimizi rahmet, minnet ve şükranla anıyorum” dedi. Çanakkale gezisine katılan öğrenciler Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz’a teşekkür etti.

JMO Güney Marmara Şubesi Başkanı Mehmet Yıldız: 27 yıl daha kaybedemeyiz Haber

JMO Güney Marmara Şubesi Başkanı Mehmet Yıldız: 27 yıl daha kaybedemeyiz

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası (JMO) Güney Marmara Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Yıldız, 17 Ağustos Marmara Depremi’nin 27’nci yıl dönümünde yaptığı açıklamada, deprem riskine karşı bilimsel ve kamusal politikaların hayata geçirilmesi çağrısında bulundu. “Deprem bir doğa olayıdır; afete dönüşmesi ise yanlış kararların sonucudur” diyen Yıldız, 'Yarısı Bizden' kampanyasının Güney Marmara'ya da uygulanmasını isteyerek "1 birim maliyetle önlemek mi, 6 birimle ödemek mi?" sorusunu yöneltti. BURSA (İGFA) - 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin üzerinden 27 yıl geçti. TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Yıldız, yıl dönümü dolayısıyla yaptığı açıklamada, Türkiye’nin deprem gerçeğiyle yüzleşmeye ve afet risklerini azaltmaya yönelik kapsamlı adımlar atmaya devam etmesi gerektiğini vurguladı. 17 Ağustos 1999’da Gölcük merkezli meydana gelen 7,4 büyüklüğündeki depremde resmi verilere göre 18 bin 373 kişinin hayatını kaybettiğini, yaklaşık 50 bin kişinin yaralandığını ve 375 bin yapının hasar gördüğünü hatırlatan Yıldız, depremde yaşamını yitirenleri saygıyla andı. “DEPREM BİR DOĞA OLAYI, YIKIM KADER DEĞİL” Depremin tek başına afete neden olmadığını belirten Yıldız, yanlış yer seçimi, plansız kentleşme, niteliksiz yapılaşma, denetimsizlik ve bilimsel mühendislik hizmetlerinin yeterince kullanılmamasının riskleri büyüttüğünü ifade etti. Yıldız, “Deprem bir doğa olayıdır. Afete dönüşmesi veya dönüştürülmesi ise yerleşim yeri planlayıcılarının, karar alıcıların ve uygulayıcıların yanlışlarının sonucudur” dedi. Deprem bilincinin yalnızca deprem sırasında ne yapılacağını bilmekten ibaret olmadığını belirten Yıldız, kentlerin jeolojik özelliklerinin, zemin davranışlarının ve yapı güvenliğinin bilinmesi gerektiğini söyledi. “MİKROBÖLGELEME ÇALIŞMALARI HIZLA TAMAMLANMALI” Afetlere dirençli kentlerin yalnızca sağlam binalardan oluşmadığını vurgulayan Yıldız; aktif faylar, sıvılaşma, heyelan, kaya düşmesi, taşkın, tsunami ve diğer jeolojik tehlikelerin belirlenmesi gerektiğini kaydetti. Bu kapsamda mikrobölgeleme çalışmalarının tamamlanması, yerleşime uygun alanların bilimsel verilerle belirlenmesi ve imar kararlarının bu veriler doğrultusunda alınması çağrısında bulunan Yıldız, mevcut yapı stokunun yanı sıra ulaşım sistemleri ve kritik altyapıların da afetlere karşı güvenli hale getirilmesi gerektiğini söyledi. Yıldız, jeolojik-jeoteknik etütlerin bir formalite olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, bu çalışmaların can ve mal güvenliğinin temel unsurlarından biri olduğunu ifade etti. “KENTSEL DÖNÜŞÜM RANT ODAKLI OLMAMALI” Yerleşim alanlarının planlanmasından yapıların projelendirilmesine, kentsel dönüşümden altyapı yatırımlarına kadar tüm süreçlerde jeoloji mühendisliği hizmetlerinden etkin şekilde yararlanılması gerektiğini belirten Yıldız, kentsel dönüşümün yalnızca yapı yenileme faaliyetine indirgenmemesi gerektiğini söyledi. Deprem tehlikesi, zemin koşulları, yapı güvenliği ve toplumsal ihtiyaçların birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Yıldız, riskli yapıların yenilenmesi kadar riskli alanlarda yeni yapılaşmanın önlenmesinin de hayati önem taşıdığını kaydetti. “GÜNEY MARMARA NEDEN KAPSAM DIŞINDA?” Açıklamasında “Yarısı Bizden” kampanyasına da değinen Yıldız, İstanbul’da uygulanan finansman modelinin Güney Marmara illerinde de uygulanması gerektiğini savundu. Yıldız, İstanbul’da riskli yapı stokunun yaklaşık yüzde 17 olduğunu, Bursa, Yalova, Balıkesir ve Çanakkale’de ise bu oranın yaklaşık yüzde 65 seviyesinde bulunduğunu öne sürerek, “Olası Marmara Depremi öncesi 1 birim maliyet ile ‘önlemek’ mi, yoksa afet sonrası 6 birim maliyet ‘ödemek’ mi daha insani, daha akılcı ve daha ekonomik?” sorusunu yöneltti. '1' İLE ÖNLEMEK Mİ, '6' İLE ÖDEMEK Mİ? Mevcut riskli yapı stoğunu eritmek amacıyla devreye alınan en güçlü mekanizmanın 2026 yılında da ana strateji olan “Yarısı Bizden” kampanyası olduğunu ifade eden JMO Güney Marmara Şube Başkanı Mehmet Yıldız, konuşmasında şunları kaydetti: "Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yürütülen bu modelde, her bir konut için 875 bin TL hibe, 875 bin TL kredi ve 125 bin TL taşınma desteği veriliyor. Bu şekilde Bakanlığın her bir konut için sağladığı 1 milyon 875 bin TL’lik finansman desteğinden faydalanan vatandaşlar evlerini yüklenici firmalarla yeniden inşa ettirebiliyor. Bu finansal modelin amacı, inşaat maliyetlerindeki artış nedeniyle kentsel dönüşüme giremeyen dar ve orta gelirli vatandaşın üzerindeki yükü hafifletmektir. Ancak riskli yapı stoğu yaklaşık % 17 olan İstanbul ilimiz için bu sistem uygulanırken, riskli yapı stoğu % 65 olan Bursa – Yalova – Balıkesir ve Çanakkale için neden uygulanmıyor? Üstelik Güney Marmara’da bulunan bu illerin toplam nüfusu İstanbul’un 3’te 1’i ve riskli yapı stoğu yaklaşık 4 kat daha fazla iken. Yetkililere tekrar hatırlatmak istiyoruz, tek bir canımızı dahi kaybetmemek adına, olası Marmara Depremi öncesi 1 birim maliyet ile ‘’ÖNLEMEK’’ mi, yoksa afet sonrası 6 birim maliyet ‘’ÖDEMEK’’ mi, hangisi daha insani, daha akılcı ve daha ekonomik?". “AFET VE ACİL DURUM BAKANLIĞI KURULMALI” Jeoloji Mühendisleri Odası olarak tüm yerleşimlerde mikrobölgeleme çalışmalarının tamamlanmasını, mevcut yapı stokunun risk önceliğine göre güvenli hale getirilmesini ve yapı ile zemin denetiminin kamusal ve bağımsız bir anlayışla güçlendirilmesini talep ettiklerini belirten Yıldız, afet eğitiminin toplumun tüm kesimlerine yaygınlaştırılması gerektiğini söyledi. Yıldız ayrıca “Afet, Acil Durum ve İklim Değişikliği Bakanlığı” kurulması çağrısında bulundu. Afet yönetimindeki kurumlar arasındaki koordinasyonun yeniden düzenlenmesi ve ulusal, bölgesel ve yerel ölçekte etkin bir afet yönetim modeli oluşturulması gerektiğini ifade etti. Bunun yanında afet risk yönetimini destekleyecek bir afet hukuk sistemi oluşturulması ve afet suçlarına yönelik caydırıcı yaptırımlar getirilmesi gerektiğini savundu. “KAYBEDECEK 27 YILIMIZ DAHA YOK” Deprem sonrasında yaraları sarmaya dayalı anlayıştan, afet öncesinde riskleri azaltan bütünleşik afet yönetimine geçilmesi gerektiğini vurgulayan Yıldız, bilimin ve mühendisliğin gereklerinin yerine getirilmesinin tercih değil, kamusal sorumluluk olduğunu söyledi. Yıldız açıklamasını, “27 yıl geçti ancak hâlâ doğa olaylarının afete dönüşmemesi için hazır değiliz. Kaybedecek bir 27 yılımız daha olmamalı” sözleriyle tamamladı. Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şubesi, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nde yaşamını yitirenleri bir kez daha saygıyla anarken, yerel ve merkezi yönetimler başta olmak üzere tüm toplumsal kesimleri afet risklerinin azaltılması için bilimsel ve kamusal çözümler üretmeye çağırdı.

Üniversite şehirlerinde kira artışı enflasyonun gerisinde kaldı Haber

Üniversite şehirlerinde kira artışı enflasyonun gerisinde kaldı

Emlakjet'in yaptığı son araştırmaya göre İstanbul 43 bin TL'yi aşan ortalama kira ile öğrenciler için en pahalı şehir olmayı sürdürürken, Ankara ve İzmir 30 bin TL bandını aştı. Çalışma, birçok üniversite kentinde kira artış hızının enflasyonun gerisinde kaldığını ortaya koydu. İSTANBUL (İGFA) - Haziran 2026 verileri kullanılarak hazırlanan araştırma, örgün üniversite öğrencilerinin yoğun olarak yaşadığı 15 ilde kira fiyatlarını, 1+1 daire piyasasını ve yatırım geri dönüş sürelerini inceledi. Araştırma, nominal kira artışlarının devam ettiğini ancak yıllık %32,4'lük enflasyon dikkate alındığında birçok şehirde reel kira artışının negatif bölgede kaldığını ortaya koydu. İstanbul Zirvedeki Yerini Koruyor Öğrenciler için en yüksek kira maliyeti bu yıl da İstanbul'da görüldü. Kentte ortalama konut kirası 43 bin 44 TL'ye ulaşırken, İstanbul'u 32 bin 172 TL ile Ankara ve 31 bin 757 TL ile İzmir takip etti. Antalya'da ortalama kira 27 bin 317 TL, Çanakkale'de ise 26 bin 839 TL olarak hesaplandı. Böylece üniversite öğrencilerinin yoğun olarak tercih ettiği şehirlerde ilk beş sırayı İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya ve Çanakkale oluşturdu. Buna karşılık Eskişehir, Kayseri ve Erzurum gibi şehirler 20 bin TL'nin altında veya hemen üzerinde seyreden ortalama kira bedelleriyle öğrenci bütçesi açısından görece daha erişilebilir şehirler olarak öne çıktı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan 15 Temmuz mesajı: Bu destan, Türkiye Yüzyılı'nın İstiklal beyannamesidir Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan 15 Temmuz mesajı: Bu destan, Türkiye Yüzyılı'nın İstiklal beyannamesidir

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü dolayısıyla kaleme aldığı "15 Temmuz: Türkiye Yüzyılı'nın İstiklal Beyannamesi" başlıklı makalesinde, 15 Temmuz'un yalnızca bir darbe girişiminin engellendiği gece değil, milletin iradesine ve bağımsızlığına sahip çıktığı tarihi bir demokrasi zaferi olduğunu vurguladı. ANKARA (İGFA) - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü kapsamında "15 Temmuz: Türkiye Yüzyılı'nın İstiklal Beyannamesi" başlıklı bir makale kaleme aldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, makalesinde 15 Temmuz 2016 gecesinin Türk milletinin iradesine, demokrasisine ve bağımsızlığına sahip çıktığı tarihi bir dönüm noktası olduğunu belirtti. 15 Temmuz'da ortaya konulan mücadelenin, Malazgirt'ten Çanakkale'ye ve İstiklal Harbi'ne uzanan tarihî direniş ruhunun günümüzdeki en güçlü yansımalarından biri olduğunu ifade etti. Milletin, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın çağrısıyla meydanlara çıkarak istiklal ve istikbaline sahip çıktığını vurgulayan Erdoğan, 15 Temmuz'da yazılan demokrasi destanının Türkiye'nin ortak hafızasında önemli bir yere sahip olduğunu kaydetti. Makalesinde FETÖ ile mücadeleye de değinen Erdoğan, geçen 10 yıllık süreçte örgütle mücadelenin devletin tüm kurumlarında ve uluslararası alanda kararlılıkla sürdürüldüğünü belirtti. 15 Temmuz ruhunun canlı tutulmasının ve bu bilincin gelecek nesillere aktarılmasının, benzer tehditlere karşı en güçlü güvence olduğunu ifade etti. Türkiye'nin bugün daha güçlü, daha kararlı ve daha kenetlenmiş bir ülke olduğunu vurgulayan Erdoğan, milletin birlik, beraberlik ve kardeşlik duygusunun en büyük güç kaynağı olduğunu belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, mesajında 15 Temmuz şehitlerini rahmetle, gazileri ise minnetle andı. Erdoğan, milletin ortak iradesi ve birlik ruhu sürdüğü müddetçe hiçbir ihanet odağının hedeflerine ulaşamayacağını ifade etti.

Manisa’nın koroları uluslararası başarıya imza attı Haber

Manisa’nın koroları uluslararası başarıya imza attı

Manisa Büyükşehir Belediyesi Konservatuvarı Çoksesli Gençlik Korosu ve Çocuk Korosu, katıldıkları ulusal ve uluslararası festivallerde kazandıkları ödüllerle Manisa’yı başarıyla temsil etti. MANİSA (İGFA) - Manisa Büyükşehir Belediyesi Konservatuvarı bünyesinde çalışmalarını sürdüren Çoksesli Gençlik Korosu ve Çocuk Korosu, katıldıkları festivallerde elde ettikleri başarılarla dikkat çekti. Korolar, sergiledikleri performanslar ve müzikal başarılarıyla çeşitli kategorilerde ödüllere layık görüldü. Korolar, İzmir’de Tarihi Konak Elhamra Sahnesi’nde düzenlenen Mozart Akademi 1. İzmir Çocuk ve Gençlik Koroları Festivali ile 6. Çanakkale Çocuk Koroları Festivali ve Şenliği’nde sahne aldı. Seslendirdikleri eserlerle beğeni toplayan korolar; sahne hâkimiyeti, koro disiplini, estetik yaklaşım, şef-koro uyumu, repertuvar seçimi ve müzikalite gibi alanlarda akademik değerlendirme ödülleri kazandı. FARKLI FESTİVALLERDEN ÖNEMLİ ÖDÜLLER Manisa Büyükşehir Belediyesi Konservatuvarı koroları, Pamukkale Üniversitesi Uluslararası Korolar Festivali’nde de önemli başarılara imza attı. Çoksesli Gençlik Korosu “Müzikalite ve Müzikal Dinamiklerde Başarı” ödülünü kazanırken, Çocuk Korosu ise “Homojenlik ve Koro Tınısında Başarı” ödülüne layık görüldü. Koroların bir diğer başarısı ise İstanbul’da düzenlenen SANSEV Uluslararası Korolar Festivali’nde geldi. Festivalde sahne alan korolar, “Çoksesli Halk Müziği Yorumlamada Başarı” ödülünü alarak Manisa’nın kültür ve sanat alanındaki güçlü temsilini bir kez daha ortaya koydu. Manisa Büyükşehir Belediyesi, genç yeteneklere ve sanata verdiği destekle kültürel üretimi güçlendirmeyi sürdürürken, konservatuvar bünyesindeki korolar da elde ettikleri başarılarla kentin sanat yaşamına değer katmaya devam ediyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.