Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Bülent Ertekin Yazıları

bursaarena.com.tr - Bülent Ertekin Yazıları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Bülent Ertekin Yazıları haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

BÜLENT ERTEKİN yazdı: "Toplumları Çökerten Şey: Gevşeyen Vidalar" Haber

BÜLENT ERTEKİN yazdı: "Toplumları Çökerten Şey: Gevşeyen Vidalar"

Rusya’nın ücra bir köyünde, rayların vidalarını sökerken yakalanan bir köylü sorgu odasındaydı. Müfettiş- Binlerce insanın canına kastettiğinin farkında mısın? Neden söküyorsun o vidaları? Köylü- Sadece bir vida, beyim... Oltama ağırlık yapması için lazım. Ben kimseye zarar vermem. Hem tüm köy böyle yapar; bir vidayı sökeriz, birini bırakırız. Fizik dersinde öğrendik, yük dağılır, tren devrilmez. Müfettiş- Delilik bu! Muhtar görmüyor mu bunu? Köylü- Görmez olur mu? Karakolun ve kendi evinin kilitlerini bile bu vidalardan yaptırdı. Bedava sonuçta... Müfettiş- Peki ya maaşınızı artırsak? Vazgeçer misiniz bu hırsızlıktan? Köylü- Mesele para değil, beyim; mesele alışkanlık. Adaleti ve ahlakı çocukken öğretmezseniz, büyüdüğümüzde cebimiz para görse de biz o vidaları sökmeye devam ederiz. Müfettiş, bu cehaletten dehşete düşerek raporunu yazmak üzere başkente giden trene bindi. Camdan dışarıyı izlerken kendi kendine mırıldandı: - Bu sefalet bir gün felakete yol açacak... Tam o sırada ray kenarında elinde iki vida tutan küçük bir çocuk gördü. Çocuk gülümseyerek el sallıyordu. Müfettiş dehşetle bağırdı: - Treni durdurun! Ama artık çok geçti. Kulakları sağır eden metal çatırtısı duyuldu. Çocuk ne fizik biliyordu ne de "bir söküp bir bırakma" kuralını. O sadece büyüklerinden gördüğünü yapmıştı; ancak yan yana iki vidayı birden sökmüştü. Tren devrildi. Cehaletin ektiği tohum, adaletsizliğin suladığı toprakta dev bir felaket olarak biçildi. Suçlu kim? Asıl suçlu; Cehaleti normalleştiren toplum, Çıkarı ahlakın önüne koyan düzen, "Bir şey olmaz" kültürü, Ve yanlışa sessiz kalan herkestir. Çünkü bazı toplumlar bir anda çökmez. Önce vidaları gevşer. -Anton Çehov (atfedilen)- Bugün geldiğimiz noktada okuduğunuz bu hikayeyi gelin yaşadığımız şu günlere koyun. Bizim vidalarımız neler? O vidaları kim ya da kimler gevşetiyor? Ne dersiniz? Selâm ve dua ile. ..... Yazarın tüm yazıları için tıklayınız

BÜLENT ERTEKİN: Şefkatin, Emeğin ve İnsanlığın Halâ Yaşadığını Gösteren Bir Hastane Hatırası Haber

BÜLENT ERTEKİN: Şefkatin, Emeğin ve İnsanlığın Halâ Yaşadığını Gösteren Bir Hastane Hatırası

6 Mayıs 2026 tarihinde zatürre teşhisiyle İstanbul Anadolu yakası Sultanbeyli Devlet Hastanesi yerleşkesi, Süreyya Paşa Göğüs hastalıkları bölümüne yatırıldım. Bugün itibarıyla hamdolsun, doktorumuz Doç. Osman Belek hocam ve ekibinin yakından ilgilenmesi, uygulanan tedavi süreci ve gösterilen özveri sayesinde kendimi çok daha iyi hissediyorum. Bu süreç içerisinde görev yapan tüm personelin güler yüzlü, candan ve işlerini severek yapmaları biz hastaları ziyadesiyle memnun etmiştir. Özellikle sabah saatlerinde oda temizliği için gelen kardeşlerimizin; yerlerin süpürülmesi ve silinmesi, tuvalet ve banyonun titizlikle sterilize edilmesi, çöp kovalarının düzenli şekilde boşaltılması gibi görevleri adeta kendi evlerini temizler gibi özenle yapmaları beni derinden etkilemiştir. Bundan yaklaşık 40 yıl önce yine İstanbul’da bir onkoloji hastanesinde, koğuş sisteminde kaldığım günleri hatırladım. O dönemde bazı görevlilerin lakayt ve ilgisiz tavırları insanın moralini daha da bozuyordu. Bugün ise bizlere bu güzel hizmet anlayışını yaşatan herkese teşekkür etmek; vicdani, insani ve imani bir borçtur. Rabb’im, emeği geçen herkesten razı olsun. Doktorundan asistanına, hemşiresinden temizlik personeline kadar katkısı olan herkese gönülden teşekkür ediyorum. Bununla birlikte, gördüğüm bazı eksiklikleri de yapıcı bir niyetle paylaşmak isterim. Özellikle sürekli kullanılan banyolarda bazı eksikler göze çarpıyor. Duş başlığı eksikliği, banyo sularının neredeyse tuvalet kapısına kadar taşması, bazı dispenserlerin kırık olması gibi durumlar mevcut. Kanaatimce kat sorumlu hemşireleri aracılığıyla bu eksikliklerin düzenli şekilde tespit edilip raporlanması hâlinde kısa sürede çözüm üretilebilecektir. Şu an itibarıyla bizim odamızdaki en büyük problem ise sıcaklık meselesidir. Özellikle 730 numaralı oda neredeyse bunaltıcı derecede sıcak. Solunum rahatsızlığı yaşayan biri olarak ben ve yanımdaki hasta ağabeyimiz bu durumdan oldukça olumsuz etkileniyoruz. İlçe Sağlık Müdürlüğü’nden İl Sağlık Müdürlüğü’ne kadar yapılan başvurularda çözümün Bakanlık tarafından sağlanacağı ifade edilse de, yerelde inisiyatif kullanılarak hastaların, sağlık çalışanlarının ve tüm personelin memnuniyetini sağlayacak çözümler üretilebileceğine inanıyorum. Artık inisiyatif alan, çözüm üreten yönetim anlayışlarının daha fazla hâkim olması gerektiğini düşünüyorum. Ben, Bülent Ertekin; emekli, gazeteci ve yazar olarak yaşadığım bu süreci hakkaniyetli bir şekilde kaleme almak istedim. Gördüğüm güzellikleri paylaşmak, emeği takdir etmek ve eksiklikleri de yapıcı bir dille ifade etmek istedim. Başta Doç. Dr. Osman Belek Hocam olmak üzere, görevini büyük bir ciddiyet ve nezaketle yapan kıymetli asistanına, kat sorumlu hemşiremize, hemşire evlatlarımıza ve tüm temizlik personeline sonsuz teşekkür ve şükranlarımı sunuyorum. İyi ki varsınız… İyi ki bu kutsal mesleği sevgiyle ve vicdanla yapıyorsunuz. Teşekkürler… Selam ve dua ile…

BÜLENT ERTEKİN: Engellileri Değil, Vicdanlarını Kaybedenleri Konuşun! Haber

BÜLENT ERTEKİN: Engellileri Değil, Vicdanlarını Kaybedenleri Konuşun!

Bugün “Engelliler Günü”… Fakat ne acıdır ki birçok insan için bu gün; yılda bir kez sosyal medyada paylaşılan süslü cümlelerden, göstermelik mesajlardan ve birkaç timsah gözyaşından ibaret kalıyor. Oysa engelli bireyler, hayatın zorluklarıyla sadece bir gün değil, her gün mücadele ediyor. Kimi zaman bozuk kaldırımlarda, kimi zaman ulaşım araçlarında, kimi zaman da insanların acıyan ve küçümseyen bakışları arasında yaşam savaşı veriyorlar. En çok da unutulmaya, yok sayılmaya ve oyalanmaya kırılıyorlar. Çünkü asıl engel; bedende değil, vicdanlarda başlıyor. Bir gün hepimizin bir engelli adayı olduğunu unutmadan hareket etmemiz gerekiyor. Biraz daha anlayış, biraz daha duyarlılık gösterilse belki de hayat onlar için bu kadar ağır olmayacak. Bir köşe yazarı ve engelli bir birey olarak yıllardır, bu köşede ve çeşitli internet sitelerinde engelli kardeşlerimizin yaşadığı sorunları dile getiriyorum. Ancak ne yazık ki bazı sorumlular, engellilerin gözlerinin içine baka baka yapılan yanlışları görmezden geliyor. Verilen sözler tutulmuyor, yapılan hatalar düzeltilmiyor. Daha da acısı, tüm bunlar adeta bizimle alay edercesine sürdürülüyor. Artık bu umursamazlık kanımıza dokunuyor! Ya görevlerinizi adam gibi yaparsınız ya da gördüğümüz her ihmali, her yanlışlığı en üst makamlara kadar taşımak boynumuzun borcu olur. Gerekirse Cumhurbaşkanlığı makamına kadar gideriz. Çünkü bu mesele siyaset üstüdür; bu mesele insanlık meselesidir. İşin özü şudur: Engelli bireyler sadece bir gün hatırlanacak insanlar değildir. Onların yanında olmak; bir günün değil, insan olmanın gereğidir. Engelliler Günü kutlu olsun. Selâm ve dua ile.. ... Yazarın tüm yazıları için tıklayınız

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.