Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Birleşmiş Milletler

bursaarena.com.tr - Birleşmiş Milletler haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Birleşmiş Milletler haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İsrail cezaevinde işkence gördüğünü söyleyen Gazzeli doktorun hayatından endişe ediliyor Haber

İsrail cezaevinde işkence gördüğünü söyleyen Gazzeli doktorun hayatından endişe ediliyor

Gazze'de geniş çapta tanınan Filistinli bir doktorun 18 aydan fazla bir süredir herhangi bir suçlama olmaksızın İsrail tarafından gözaltında tutulması üzerine, avukatı müvekkilinin hayatından endişe duyduğunu açıkladı. BBC'ye konuşan avukat Nasser Odeh, 2 Temmuz Perşembe günü Rakefet sorgu merkezinde Dr. Hussam Ebu Safiya'yı ziyaret ettiğinde, kötü bir şekilde dövülmesi nedeniyle müvekkilini tanınmaz halde bulduğunu söyledi. Odeh, Gazzeli müvekkilinin görüşme sırasında "birkaç kez neredeyse bayılacak gibi olduğunu" söyledi. "Bize hapishanede, özellikle ziyaret gününde, ağır şiddete maruz kaldığını söyledi." İsrail Cezaevleri Servisi BBC'ye yaptığı açıklamada, iddiaların asılsız olduğunu savundu. Gözler, eller bağlı halde dayak: Filistinliler İsrail hapishanelerinde gördükleri eziyeti anlattı İsrail Yüksek Mahkemesi hükümete, herhangi bir suçlama yöneltilmeden İsrail'de tutulan Gazzeli Ebu Safiye ve diğer 13 Filistinli doktorun serbest bırakılması çağrısında bulunan dilekçeye, Salı gününe kadar yanıt verme talimatı verdi. Odeh'in aktardığına göre, Ebu Safiya, geçen ay Kudüs'teki Yüksek Mahkeme'de tutukluluğuna itiraz ettikten sonra beşten fazla gardiyanın kendisine elleriyle, coplarla ve çekiçlerle saldırdığını ve hiçbir tıbbi tedavi görmediğini söyledi. "Yüz hatlarını tanımakta zorlandım. Yüzü, gözlerinin çevresi, boynu ve kulakları mosmordu. Dayak ve işkence izleri yüzünde açıkça görünüyordu. Bitkin düşmüş, nefes alamıyordu; fiziksel, psikolojik ve zihinsel olarak zor bir durumdaydı." "Açıkça 'Cehennemde yaşıyorum. Aklım her gün neler yaşadığıma anlam veremiyor. Sanırım birileri beni öldürmeye karar verdi.'" Odeh, müvekkilini tekrar göreceğine dair umudunu kaybetmediğini söyledi. "Umarım yakında hapisten çıkar. Onun yeri hapishanenin dışı, hastane." Fakat Ebu Safiya'nın kendisine söylediği sözleri tekrarlamakta zorlandı. "Teşekkür ederim Nasır ama sanırım bu son görüşmemiz olacak." İsrail'de ağır işkenceyle suçlanan 9 askerin tutulduğu tesis basıldı, aşırı sağ askerleri 'kahraman' ilan etti Birleşmiş Milletler'e göre, çocuk hastalıkları uzmanı Ebu Safiya, Gazze'nin kuzeyindeki Kamal Adwan Hastanesi'nin müdürüydü ve bölge İsrail güçleri tarafından "neredeyse tamamen kuşatma altındayken" hastaları tedavi ediyor ve hastaneyi yönetiyordu. Ebu Safiya, İsrail ordusu "Hamas teröristlerinin kalesi" olarak nitelendirdiği hastaneden hastaları ve sağlık personelini zorla çıkardığında, yani Aralık 2024'te gözaltına alındı. O dönemde Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Gazze'deki hastanelere yönelik saldırıların sona erdirilmesi çağrısında bulunmuştu. O dönem paylaşılan görüntülerde, Ebu Safiya'nın sorguya alınmadan önce enkazın arasından beyaz doktor önlüğüyle bir İsrail zırhlı aracına doğru yürüdüğü görülüyordu. İsrail ordu sözcüsü BBC'ye yaptığı açıklamada, Ebu Safiya'nın "terör faaliyetleri" ve "rütbeli bir Hamas üyesi olma" şüphesiyle gözaltına alındığını belirtti. Abu Safiya, Gazze'de Hamas yönetimindeki İçişleri Bakanlığı'na bağlı sağlık biriminde albay rütbesindeydi. Bu birim güvenlik görevlilerine, polislere ve ailelerine tıbbi hizmet sağlıyordu. Ancak, Ebu Safiya ile çalışan sağlık personeli ve uluslararası yardım kuruluşları, Hamas ile işbirliği yaptığını veya Hamas için çalıştığını reddediyor. Ebu Safiya, Gazze'den gelen ve güvenlik riski oluşturduğundan şüphelenilen kişilerin, herhangi bir suçlama olmaksızın belirsiz bir süre için gözaltına alınmasına yetki veren Yasadışı Savaşçılar Yasası kapsamında tutuluyor. İsrail Cezaevleri Servisi, Filistinli mahkum ve tutuklulara yönelik muamelesi nedeniyle daha önce de ciddi eleştirilere maruz kalmıştı ama kuruluş iddiaları reddediyor. Birleşmiş Milletler İşkenceyle Mücadele Komitesi, Kasım 2025'te İsrail hapishanelerindeki Filistinli tutuklulara yönelik "örgütlü ve yaygın işkence ve kötü muameleye ilişkin fiili bir devlet politikası" olduğuna dair haberlerden derin endişe duyduğunu belirtti. İsrail merkezli insan hakları grubu İsrail İnsan Hakları İçin Doktorlar da (PHRI), son iki yılda en az 94 Filistinli mahkum ve tutuklunun İsrail gözetiminde öldüğünü açıkladı. İsrail Cezaevi Servisi BBC'ye yaptığı açıklamada, Ebu Safiya ile ilgili iddiaların asılsız ve gerçek dışı olduğunu savundu. Açıklamada, gizlilik ve güvenlik gerekçesiyle gözaltı durumu, gözaltı yeri veya sağlık durumu gibi bilgiler verilmediği, ancak tüm tutukluların ve gözaltına alınanların kanunlara uygun olarak tutulduğu ve Sağlık Bakanlığı yönergelerine göre tıbbi bakım aldıkları belirtildi. Kuruluş ayrıca, kötü muamele, işkence, aç bırakma veya tıbbi tedaviden mahrum bırakma iddialarını reddettiğini de belirtti. Uluslararası Af Örgütü gibi insan hakları gruplarından Abu Safiya'nın davasıyla ilgili harekete geçilmesi çağrısında bulunan açıklamalar geldi. Örgütün sözcüsü olayı "gerçekten dehşet verici" olarak nitelendirdi. İsrail İnsan Hakları İçin Doktorlar da Ebu Safiya'nın derhal nakledilmesi, acil tıbbi tedavi görmesi ve bir hakim tarafından ziyaret edilmesi gerektiğini söyledi. Hak örgütü ayrıca Nisan ayında Yüksek Mahkemeye başvurarak, İsrail'de suçlama olmaksızın tutuklu bulunan Ebu Safiya ve Gazze'den 13 Filistinli doktorun serbest bırakılmasını talep etti. 6 Temmuz Pazartesi günü, BM Keyfi Gözaltı Çalışma Grubu, İsrail'in Ebu Safiya'yı gözaltına almasının keyfi olduğunu belirten ve derhal serbest bırakılmasını talep eden bir görüş bildirdi. Bağımsız uzmanlardan oluşan grup ayrıca, bu davanın kendilerine sunulan ve "ülkede yaygın veya sistematik bir keyfi gözaltı uygulamasının göstergesi olabilecek" birçok vakadan biri olduğunu belirtti. BBC, çalışma grubunun bulgularıyla ilgili İsrail Cezaevleri Servisi'nden yorum almak için temas kurdu ama henüz yanıt alamadı. BBC

Aşırı sıcaklarla mücadele: Kentler hangi önlemleri alıyor? Haber

Aşırı sıcaklarla mücadele: Kentler hangi önlemleri alıyor?

Dünyanın dört bir yanındaki kentler, küresel ısınmanın bir sonucu olan aşırı sıcakların etkisini azaltmak ve yaşamı iklim değişikliğine uygun hale getirmek için yeni çözümler geliştiriyor. Kentler aşırı sıcaklara karşı özellikle savunmasız. Kaldırımların soba gibi ısındığı ve geceleri uyumanın zorlaştığı günler giderek daha sık yaşanıyor. Yoğun yapılaşmış kent alanları, asfalt yolları, su geçirmeyen yüzeyleri ve sınırlı yeşil alanları nedeniyle çevredeki kırsal bölgelere göre 10 ila 15 derece daha sıcak olabilen ısı adalarına dönüşüyor. Bu ek sıcaklık kentlerin kritik altyapıları üzerinde baskı yaratırken halk sağlığını da olumsuz etkiliyor. Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre her yıl yaklaşık yarım milyon kişi sıcağa bağlı nedenlerle yaşamını yitiriyor. Fosil yakıt kullanımından kaynaklanan iklim değişikliği, önümüzdeki yıllarda daha sık, daha şiddetli ve daha erken başlayan sıcaklık aşırılıklarına yol açacak. Ancak dünya nüfusunun yarısından fazlasına ev sahipliği yapan kentler yaşanabilir kalabilmek için uyum ve dayanıklılık stratejileri geliştiriyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Avrupa Bölge Direktörü Hans Henri P. Kluge, Bonn'da düzenlenen BM iklim görüşmelerine hazırlık toplantısında sıcaklığa karşı alınabilecek önlemleri tanıtırken, "Sıcak sessiz bir katildir ama kaçınılmaz değildir. Araçlarımız var, şimdi bunları kullanmalıyız" demişti. Düsseldorf'taki Kö-Bogen II binasının bitkilerle kaplı cephesi, kent iklimini iyileştirmeyi amaçlayan mimari yaklaşımlara örnek gösteriliyor. Avrupa kentlerinde aşırı sıcaklara karşı binaların ve kamusal alanların iklim değişikliğine uyarlanması önem kazanıyor. Fotoğraf: Hans-Juergen Bauer/epd/picture alliance Sıcaklığın niteliği değişti Brezilya'nın kuzeydoğusundaki Teresina kentinde sürdürülebilirlik alanında çalışan Leonardo Madeira Martins, "Bugün sıcaklık artık yalnızca yerel bir iklim özelliği değil. Kent yaşamını, halk sağlığını, ekonomiyi ve sosyal çevreyi etkileyen bir sorun haline geldi" saptamasını yapıyor. Tropikal iklimi ve yeşil alanlarıyla tanınan şehirde sıcaklıkların artık sık sık 40 derecenin üzerine çıktığını belirten Martins, bunun ulaşımı, uyku düzenini, üretkenliği ve yaklaşık 870 bin kişinin yaşam kalitesini olumsuz etkilediğini söylüyor. Antalya'nın değişen iklimle imtihanı Yaklaşan COP31 iklim konferansına ev sahipliği yapacak Antalya'da da benzer bir değişim gözleniyor. Antalya Büyükşehir Belediyesi iklim uzmanlarından Melike Kireçcibaşı, "Antalya yazların her zaman sıcak geçtiği bir Akdeniz kentidir. Ancak sıcaklığın niteliği değişti" diyor. DW'ye konuşan Kireçcibaşı, sıcak hava dalgalarının daha erken başladığını, daha uzun sürdüğünü ve daha sık görüldüğünü belirtiyor. Bu eğilimin özellikle yoğun nüfuslu kent merkezlerinde yüzyılın ortalarına doğru daha da belirginleşebileceğini söylüyor ve ekliyor: "Bu durum nüfusu 2 milyon 600 bini aşan kentimiz üzerinde, sağlık hizmetlerimizde, enerji ve su sistemlerimizde ve her yaz ağırladığımız milyonlarca ziyaretçi üzerinde giderek daha büyük baskı oluşturuyor." Türkiye'nin önemli turizm merkezlerinden Antalya, 9-20 Kasım 2026'da COP31 Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı'na ev sahipliği yapacak.. Fotoğraf: DHA/DW En büyük risk grubu: Çocuklar, yaşlılar ve hastalar Evler, iş yerleri ve diğer binalar aşırı sıcak dönemlerinde insanları koruyabiliyor. Ancak sıcaklıkların gece boyunca da yüksek seyretmesi durumunda aşırı ısınan binalarda yaşayanlar serinleyemiyor. Bu durum özellikle çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalığı bulunan kişiler açısından büyük risk oluşturuyor. Kireçcibaşı, Antalya'nın binaları hava koşullarına uygun hale getirmeyi ve insanların sıcakla birlikte yaşayabilmesini sağlamayı hedeflediğini belirtiyor. Bu yaklaşım klima sistemleri de kapsıyor. Ancak amaç yalnızca soğutma sistemleri kurmak değil, aynı zamanda binaların soğutma ihtiyacını azaltmak. Avrupa Birliği (AB) destekli bir sıcaklık risk analizi kapsamında uydu verileri ve iklim projeksiyonları kullanılarak sıcaklıktan en fazla etkilenecek bölgeler belirleniyor. Kentin stratejisi daha fazla gölge sağlayan, ısıyı yansıtan ya da yalıtım sağlayan yapı tasarımlarını içeriyor. Yeşil çatılar, kamusal su noktaları ve enerji verimliliği uygulamaları da çözüm önerileri arasında yer alıyor. Kireçcibaşı, bunun sonucunda soğutmanın daha ekonomik, daha erişilebilir ve daha düşük karbonlu hale gelebileceğini belirtiyor. Yaşlılar, çocuklar ve hastalar için aşırı sıcaklara karşı erişilebilir serinleme alanları ile yakın takip, sıcaklıkla mücadele planlarının önemli unsurları arasında yer alıyor.. Fotoğraf: Stephane Mahe/REUTERS Brezilya'da eşitsizlikler sorunu büyütüyor Brezilya'da yapısal sorunlar ve sosyal eşitsizlikler de sıcaklığın etkisini artırıyor. Martins, "Teresina gibi orta gelirli bir kentte her aile sürekli klimaya erişemiyor" bilgisini veriyor. Özellikle yetersiz havalandırmaya sahip evlerin bulunduğu ve ağaç örtüsünün sınırlı olduğu yoksul mahallelerde bunun önemli bir halk sağlığı sorununa neden olduğunu belirtiyor. BM destekli bir araştırma, aşırı sıcakların özellikle dezavantajlı bölgelerde yaşayan hamile kadınlar ve bebekler üzerindeki olumsuz etkilerini ortaya koyuyor. Martins, bu veriler sayesinde hamilelik döneminde sıcakla başa çıkmaya yardımcı olacak bilgi ve kaynaklara erişimi içeren yeni bir strateji geliştirildiğini söylüyor. Kent aynı zamanda kent ormanlarını, sulak alanları ve yeşil koridorları korumaya ve genişletmeye çalışıyor. Gölgelikli topluluk bahçeleri ve ortak kamusal alanlar da bu planın bir parçasını oluşturuyor. Hava istasyonları ve gerçek zamanlı veriler Bir başka Brezilya kenti Fortaleza ise sıcaklığa karşı 10 hava istasyonundan oluşan bir ağ kurdu. Bu sistem, sıcaklık, nem ve morötesi ışın düzeylerine ilişkin verileri gerçek zamanlı olarak paylaşıyor. Fortaleza Belediye Başkanı Evandro Leitao, bu bilgilerin kamuoyuyla şeffaf biçimde paylaşılmasının aşırı sıcakların riskleri konusunda ortak bir bilinç oluşturmayı ve çözüm geliştirilmesini teşvik etmeyi amaçladığını vurguluyor: "Bu bilgileri şeffaf biçimde kamuoyuyla paylaşarak aşırı sıcakların riskleri konusunda ortak bir bilinç oluşturmayı ve çözüm geliştirilmesini teşvik etmeyi amaçlıyoruz." Brezilya'nın Fortaleza kentindeki Conjunto Palmeiras mahallesinde bir binaya kurulan güneş panelleri. Yenilenebilir enerji, aşırı sıcaklar ve yükselen enerji maliyetleri karşısında önem kazanıyor.. Fotoğraf: Joaquim Melo/Divulgação Sıcakla yaşamayı bilen bir kuşak yetiştirmek Fortaleza, aşırı sıcaklara karşı mücadelesinde devlet okullarına öncelik veriyor. Kent yönetimi 2028 yılına kadar tüm okullarda klima sistemi kurmayı hedefliyor. Bu sistemlerin bir kısmının güneş enerjisiyle çalışması öngörülüyor. Ayrıca betonlaşmış okul bahçelerinin yeniden yeşillendirilmesi planlanıyor. Leitao, yüksek sıcaklıkların öğrencilerin sağlığını, dikkatini ve öğrenme sürecini doğrudan etkilediğini belirtiyor: "Yüksek sıcaklıkların öğrencilerin sağlığını, dikkatini ve öğrenme sürecini doğrudan etkilediğini biliyoruz." Okullar, Kenya'nın Mombasa kentinin kuzeydoğusundaki Kilifi bölgesinde de önemli rol oynuyor. Ormansızlaşmayı tersine çevirmeyi amaçlayan devlet destekli kulüpler, yatılı okullarda ve kolejlerde öğrencilere gölge sağlayacak ağaçların nasıl dikileceğini ve korunacağını öğretiyor. Kilifi bölgesinin enerji direktörü Wilfred Kenga Baya, öğrencilerin evlerine döndüklerinde kendi bahçelerine ağaç diktiklerini belirtiyor ve ekliyor: "Çevreyi korumayı ve sıcaklığın etkilerini azaltmayı bilen yeni bir kuşak yetiştiriyoruz." Kenya'nın Mombasa yakınlarındaki Kilifi bölgesinde öğrenciler, ormansızlaşmaya karşı ağaç dikmeyi ve bakımını öğreniyor.. Fotoğraf: Philippe Lissac/Godong/picture alliance Güneş enerjisiyle serinleme Baya, Kilifi'nin uzak bölgelerinde yaşayan insanların düzensiz elektrik hizmeti ve sınırlı kaynaklar nedeniyle sıcaklardan korunmakta zorlandığını söylüyor. Bu nedenle yerel yönetim, sağlık merkezleri, okullar ve evler gibi tesislerde merkezi olmayan güneş enerjisi sistemlerine öncelik veriyor. Baya, "Yenilenebilir enerjinin kullanımı son yıllarda gerçekten büyük ölçüde arttı" diyor. Yaklaşık 1,5 milyon kişinin yaşadığı bölgede birçok kişi artık fosil yakıt kullanan sistemler yerine güneş enerjisiyle çalışan vantilatörlere ve pişirme cihazlarına yöneliyor. Baya, sözlerini şöyle tamamlıyor: "Bu mikro şebekeler, uzun ve kırılgan enerji iletim hatlarına bağımlı olmadan temel hizmetlerin sürdürülmesini sağlıyor." Martin Kübler / DW

Antalya'da CLIMAAX Projesi kapsamında çalıştay düzenlendi Haber

Antalya'da CLIMAAX Projesi kapsamında çalıştay düzenlendi

Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde Avrupa Birliği’nin desteklediği CLIMAAX-MUHIR Projesi kapsamında düzenlenen “Bilimden Eyleme II: Antalya Kentsel Isı Adası Ve Aşırı Sıcaklara Karşı Eylem Planı Katkı Çalıştayı” düzenledi. ANTALYA (İGFA) - Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen çalıştay, Avrupa Birliği destekli CLIMAAX-MUHIR Projesi kapsamında gerçekleştirildi. Çalıştayda, iklim değişikliğinin etkileri ve Antalya'nın aşırı sıcaklardan etkilenme potansiyeli ele alındı. Etkinlikte, kamu kurumları, STK'lar ve uzmanlar bir araya gelerek sunumlar, yuvarlak masa çalışmaları ve değerlendirmeler yapıldı. GELECEK NESİLLER İÇİN ÇALIŞIYORUZ Çalıştayın açılışında konuşan Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Çiğdem Hacıoğlu, iklim değişikliğini ilk defa 2021 yılında Manavgat’ta yaşanılan orman yangını felaketinde hissettiklerini belirtti. Hacıoğlu, “Yangın sonrasında Kumluca’da sel felaketi yaşadık, evler seralar zarar gördü. Kepez’de yoğun bir yağış sonrası afet yaşadık. Tüm bunları yaşayınca Antalya Büyükşehir Belediyesi olarak iklim değişikliğiyle ilgili bir şeyler yapılması gerektiğini derinden hissettik. 2022 yılında Türkiye’nin ilk İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Daire Başkanlığını kurduk. Gelecek nesillere güzel bir yarın bırakmak için projeler ve çalışmalarımız hızla devam ediyor” dedi. 19 İLÇEDE RİSK ANALİZLERİ YAPILDI Antalya Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı’nda görevli Uzman Araştırmacı Dr. Fulya Kandemir “CLIMAAX Bulguları Işığında Antalya’da Aşırı Sıcaklar ve Kentsel Isı Adası” başlıklı bir sunum yaptı. Dr. Kandemir, “Proje kapsamında 19 ilçede sıcak hava dalgaları ve kentsel ısı adasına bağlı risk analizlerini gerçekleştirdik. Antalya’nın hem günümüz hem de 2085 yılında kadar projeksiyonlarını tamamladık. Antalya Kentsel Isı Adası ve Aşırı Sıcaklara Karşı Eylem Planı'nın Türkiye’de gerçekleşecek ilk eylem planı olacak. Antalya, Birleşmiş Milletler Çevre Programı'nın yürüttüğü "50°C'de 50 Şehir" girişimine seçilmiş, burada da en üst düzey taahhüt yani eylem planı taahhüttü vererek de 15 şehrin içine girdi. Ayrıca, 'Sıcaklarla Mücadele' ortaklığına katılmaya hak kazandı" diye konuştu.

Ukrayna: Son 3 yılın en yüksek aylık sivil ölümü kaydedildi Haber

Ukrayna: Son 3 yılın en yüksek aylık sivil ölümü kaydedildi

Birleşmiş Milletler (BM), Ukrayna’da Nisan 2022'den bu yana bir ay içinde kaydedilen en yüksek sivil ölüm ve yaralanma sayısına ulaştı. BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği tarafından yayımlanan rapora göre, mayıs ayında ülkede en az 274 sivil hayatını kaybetti, bin 763 sivil ise yaralandı. Dün yayımlanan raporda, bu verilere göre sivil kayıpların, 191 ölüm ve 865 yaralanmanın kaydedildiği Mayıs 2025'e kıyasla yüzde 93 oranında büyük bir artış gösterdiği belirtildi. Uzaktan füze saldırıları ve cephede kısa menzilli İHA tehdidi Rapora göre, sivil kayıpların yüzde 45’ine füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırıları neden oldu. Bu kayıpların büyük çoğunluğu Kiev ve Dnipro gibi cephe hattından uzak şehirlerde meydana geldi.Cephe hattına yakın bölgelerde ise sivil kayıpların ana nedeni kısa menzilli İHA'lar oldu. Mayıs ayında sadece İHA saldırıları nedeniyle 64 kişi hayatını kaybederken, 539 kişi de yaralandı. Bu sayı, savaşın BM verilerine göre, savaşın başladığı Şubat 2022'den bu yana Ukrayna'da 16 binden fazla sivil yaşamını yitirirken, 46 binden fazla sivil de yaralandı. başladığı günden bu yana bir ay içinde İHA'lar nedeniyle meydana gelen en yüksek sivil kayıp olarak kayıtlara geçti. Toplam bilanço çok daha ağır olabilir Şarku’l Avsat’ın rapordan aktardığına göre, Rusya işgali altındaki bölgelere erişim sağlanamaması nedeniyle, gerçek can kaybı ve yaralı sayısının BM istatistiklerine yansıyan bu rakamların çok daha üzerinde olabilir. Şarku'l Avsat / Cenevre

Kırgızistan’dan BM Güvenlik Konseyi için destek çağrısı Haber

Kırgızistan’dan BM Güvenlik Konseyi için destek çağrısı

Serdar AKYOL / KIRGIZİSTAN (İGFA) - Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi geçici üyelik seçimleri öncesinde yaptığı kapsamlı açıklamada, uluslararası sistemde artan jeopolitik gerilimlere dikkat çekerek çok taraflı diplomasinin korunması, uluslararası hukukun güçlendirilmesi ve küresel barışın tesis edilmesi çağrısında bulundu. 3 Haziran 2026 tarihinde New York’ta gerçekleştirilecek Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi geçici üyelik seçimleri öncesinde devlet başkanlarına hitap eden Caparov, dünyada çatışma riskinin giderek arttığını belirterek mevcut uluslararası sistemin ciddi sınamalarla karşı karşıya olduğunu söyledi. Avrupa, Orta Doğu ve Afrika başta olmak üzere birçok bölgede devam eden silahlı çatışmaların küresel güvenliği tehdit ettiğini ifade eden Caparov, dünya genelinde askeri çatışmalara harcanan kaynakların 3 trilyon doları aştığını vurguladı. “Bu kaynaklar insanlığın refahı, açlığın sona erdirilmesi ve çevrenin korunması için kullanılabilirdi” diyen Caparov, küresel güvenlik anlayışının yeniden şekillendirilmesi gerektiğini kaydetti. “KÜÇÜK VE DENİZE KIYISI OLMAYAN ÜLKELER YETERİNCE TEMSİL EDİLMİYOR” Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin yapısındaki temsil dengesizliğine dikkat çeken Kırgız lider, özellikle küçük, gelişmekte olan ve denize kıyısı olmayan ülkelerin uluslararası karar alma mekanizmalarında yeterince yer bulamadığını söyledi. Kırgızistan’ın herhangi bir blok siyasetine bağlı olmadığını belirten Caparov, ülkelerinin kutuplaşmadan uzak, bağımsız ve dengeli bir dış politika anlayışıyla hareket ettiğini ifade etti. Caparov, Güvenlik Konseyi’nin temel işlevine dönmesi gerektiğini belirterek, “Konseyin siyasi çıkarların aracı değil, çatışmaları önleyen etkin bir mekanizma olması gerekiyor” dedi. “ORTA ASYA’DA SINIR SORUNLARINI BARIŞÇIL YOLLARLA ÇÖZDÜK” Kırgızistan’ın bölgesel istikrar konusunda önemli deneyimlere sahip olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Caparov, komşu ülkelerle yaşanan sınır sorunlarının müzakere yoluyla çözüldüğünü söyledi. Bu yaklaşımın sadece söylem değil somut bir model olduğunu ifade eden Caparov, en hassas güvenlik meselelerinin dahi diyalog ve karşılıklı çıkar temelinde çözülebileceğini dile getirdi. Kırgızistan’ın demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü alanlarında reformlarını sürdürdüğünü kaydeden Caparov, 2025 yılında kabul edilen yeni seçim yasasıyla kadınlar, gençler, etnik azınlıklar ve engelli bireyler için kota uygulamaları getirildiğini açıkladı. Ülkede parlamentoda kadın temsil oranının dünya sıralamasında en üst seviyelerde olduğunu belirten Caparov, yürütme ve yargı organlarında da cinsiyet kotası uygulamalarının hayata geçirildiğini söyledi. “NÜKLEER SİLAHSIZLANMAYI DESTEKLİYORUZ” Kırgızistan’ın dış politikasında nükleer silahlardan arınmış bir dünya hedefini benimsediğini vurgulayan Caparov, ülkelerinin 2025 yılında Nükleer Silahların Yasaklanmasına Dair Antlaşma’yı imzaladığını hatırlattı. Orta Asya’da nükleer silahlardan arındırılmış bölgenin oluşturulmasına öncülük ettiklerini ifade eden Caparov, iklim değişikliği ve güvenlik ilişkisinin de küresel gündemde daha fazla yer alması gerektiğini belirtti. AFGANİSTAN MESAJI Afganistan’daki gelişmelere de değinen Kırgız lider, Orta Asya’nın güvenliğinin Afganistan’daki istikrarla doğrudan bağlantılı olduğunu söyledi. Afgan halkına yönelik insani yardımların sürdüğünü belirten Caparov, özellikle kadınlar ve çocukların korunmasının önemine dikkat çekti. Kırgızistan’ın adaylığının tüm Orta Asya ülkeleri tarafından desteklendiğini açıklayan Caparov, ülkelerinin bugüne kadar hiç Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üyeliği yapmadığını hatırlattı. Rakip ülkelerden Filipinler’in daha önce dört kez Konsey’de yer aldığını belirten Caparov, Kırgızistan’ın seçilmesinin uluslararası toplum açısından “tarihi bir adaletin tesisi” anlamına geleceğini ifade etti. Cumhurbaşkanı Caparov, seçilmeleri halinde Güvenlik Konseyi’nin etkinliğini ve şeffaflığını artırmak için çalışacaklarını belirterek, uluslararası toplumun ortak sorunlarına çözüm üretme konusunda aktif rol üstleneceklerini söyledi.

İstanbul 'Birlikte Spor' diyerek 3 bin kişiyle buluştu Haber

İstanbul 'Birlikte Spor' diyerek 3 bin kişiyle buluştu

İSTANBUL (İGFA) - İBB Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanlığı, İBB Spor İstanbul, İBB Sosyal Hizmetleri Dairesi Başkanlığı, İBB Engelli Hizmetleri Şube Müdürlüğü (ÖZGEM), İBB Sevgi Çiçekleri Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi ile Oyun İstanbul koordinasyonuyla düzenlenen 10-16 Mayıs Dünya Engelliler Haftası etkinliklerinde binlerce engelli ve engelli olmayan sporcu buluştu. Dünya Engelliler Haftası Spor Etkinlikleri, İBB Pendik Çamlık Spor Tesisi’nde düzenlendi. Organizasyona 4 yaş ve üzeri 750 engelli sporcu ile İBB Spor Okulları’ndan 750 öğrenci katıldı. Velilerle birlikte yaklaşık 3 bin kişinin yer aldığı etkinliklerde “Birlikte Spor” vurgusu yapıldı. Karma takımlar hem parkur yarışları hem de gösteri maçlarında omuz omuza mücadele ederek, toplumsal farkındalık oluşturdu. FARKLI BRANŞLARDA SAYISIZ ETKİNLİKLE EĞLENDİLER İBB Spor İstanbul Genel Müdürü Prof. Dr. Bilge Donuk ve İBB Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanı Dr. Barış Yıldız’ın hava atışını yaptığı basketbol gösteri maçıyla spor şöleni başladı. Basketbolun maçının ardından step aerobik gösterisi ile futbol gösteri maçı da yapıldı. Engelli ve engelli olmayan sporcular, tenis, koordinasyon, voleybol, badminton, jimnastik gibi branşları kapsayan parkurlarda doyasıya eğlendi. Alana kurulan “sahnebüs” ve şişme oyun grupları da etkinliğe katılan kişilerden yoğun ilgi gördü. TÜRKİYE’DE HER 15 KİŞİDEN 1’İNİN FONKSİYONEL ENGELİ VAR Dünya Engelliler Haftası, her yıl 10-16 Mayıs tarihleri arasında, Birleşmiş Milletler'e üye 156 ülkede engelli bireylerin haklarına, yaşadıkları zorluklara ve toplumsal hayata katılımlarına dikkat çekmek amacıyla kutlanan kapsamlı bir farkındalık haftasıdır. Günümüzde dünyada yaklaşık 1,3 milyar kişi (dünya nüfusunun yüzde 16’sı) bir tür engellilik durumuyla yaşamını sürdürüyor. TÜİK’e göre Türkiye’de yaklaşık 2,5 milyon engelli birey bulunsa da nüfus ve konut araştırması verilerine göre en az bir fonksiyonel engeli olan bireylerin toplam nüfusa oranı yaklaşık yüzde 6,9’a (yaklaşık 5 milyon kişi) ulaşıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.