Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Binyamin Netanyahu

bursaarena.com.tr - Binyamin Netanyahu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Binyamin Netanyahu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İsviçre'de başlayan ABD-İran görüşmelerinde son durum ne? Haber

İsviçre'de başlayan ABD-İran görüşmelerinde son durum ne?

ABD ile İran arasındaki savaşı sona erdirecek uzun vadeli bir barış anlaşmasının ayrıntılarına ilişkin görüşmeler İsviçre'de başladı. 21 Haziran Pazar günü başlayan görüşmelerde Pakistan ve Katar arabuluculuk yapıyor. Anlaşmanın ayrıntılarına ilişkin görüşmelerde kısa sürede görüş ayrılıkları ortaya çıktı. Görüşmeleri "tarihi" olarak nitelendiren ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, şimdiden büyük ilerleme kaydedildiğini ve bunun gelecekteki ilişkileri dönüştürebileceğini söyledi. Vance, İran'ı nükleer silah geliştirme hedeflerinden vazgeçmesi için bir kez daha uyardı. İran devlet televizyonu, görüşmelerde Tahran'ın Lübnan'daki müttefiki Hizbullah ile İsrail arasındaki çatışmanın sonlandırılması ve dondurulmuş İran fonları ele alınacağını duyurmuştu. Vance ise "nükleer mesele" olarak adlandırdığı konunun yanı sıra Lübnan'da ateşkes konusunda da ilerleme kaydetmeyi umduğunu söylemişti. ABD heyetinde Vance'ın yanı sıra Trump'ın daması Jareed Kushner ve özel temsilci Steve Witkoff yer alıyor. Görüşmelerin başlamasının ardından Başkan Donald Trump, sosyal medyada yaptığı açıklamada, İran'ın "Lübnan'daki yüksek maaşlı VEKİLLERİNİN sorun çıkarmasını derhal durdurması gerektiğini" söyledi. Aksi halde "tıpkı geçen hafta yaptığımız gibi İran'a yine çok sert bir darbe indireceğiz, hatta daha da sert!!!" ifadesini kullandı. İran'ın baş müzakerecisi Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ise ABD'yi açıklamalarında dikkatli olmaya çağırdı ve silahlı kuvvetlerinin yanıt vermeye hazır olduğunu söyledi. ABD ve İranlı yetkililer, savaşı sona erdirmek üzere 17 Haziran'da bir ön anlaşma imzaladı. Anlaşma, 60 gün içinde nihai bir anlaşmaya varma taahhüdünün yanı sıra, Lübnan da dahil olmak üzere "tüm cephelerde" çatışmaların sona erdirilmesini ve Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasını içeriyor. ABD-İran anlaşmasında neler var? Ancak Lübnan'da İsrail ile İran destekli Hizbullah arasında yaşanan yeni çatışmalar üzerine İran, Cumartesi günü bu deniz yolunu kapattığını duyurdu. Deniz seyir verileri ise gemilerin buradan geçmeye devam ettiğini gösteriyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu da 21 Haziran'da yaptığı açıklamada, "Lübnan'ın güneyindeki güvenlik bölgesinde gerekli olduğu sürece kalmaya devam edeceğiz… ve hiçbir şey bu durumu değiştirmeyecek" dedi. Kaynak,AFP via Getty Images /// İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ile İran'In müzakere heyetinde yer alıyor.İran Hürmüz Boğazı'nı kapattığını açıkladı İran ordusu, İsrail'in güney Lübnan'a yönelik saldırıları nedeniyle dün Hürmüz Boğazı'nı yeniden kapattığını açıkladı. ABD ile İran arasında doğrudan görüşmelerin bugün İsviçre'de başlaması planlanıyor. ABD boğazda trafik akışının devam ettiğini savundu. İran ise 20 Haziran'da Lübnan'da İsrail'in gerçekleştirdiği ve savaşı sona erdirmek için Tahran ile ABD arasında yapılan anlaşmayı ihlal eden saldırılara yanıt olarak boğazın kapatıldığını belirtti. Görüşmelere ABD ve İranlı yetkililerin yanı sıra Pakistan Başbakanı Şehbaz Şerif ve ülkenin silahlı kuvvetleri komutanı Mareşal Asim Münir de katılacak. Uçağa binmeden önce basın mensuplarına konuşan Vance, İsrail ile Hizbullah arasındaki çatışmalar ve İsrail'in güney Lübnan'a düzenlediği hava saldırıları hakkında sorulan bir soruya "Aslında orada durum düzeliyor ve olaylar biraz yatışıyor" diye yanıtı verdi. "İsrail ve Lübnan'ın her ikisinin de güvenli ve emniyetli olmasını sağlamak için bu konuyu sürekli olarak yönetmemiz gerekecek." dedi. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, ülkesinin "karşı tarafın taahhütlerini yerine getirmesini talep edeceğini" söyledi. Bu haftanın başlarında ABD ve İran liderleri, Lübnan da dahil olmak üzere savaşı sona erdirmeyi amaçlayan ve derhal yürürlüğe giren bir ön anlaşma imzaladılar. Anlaşma, önümüzdeki 60 gün içinde nihai bir anlaşmaya varmak üzere müzakerelerin sürdürülmesi taahhüdünü de içeriyor. Kaynak,Getty Images /// Kargo gemileri, 20 Haziran 2026 tarihinde Umman'ın Muskat kentindeki Sultan Kabus Limanı açıklarındaİsrail'in Lübnan'a saldırıları devam etti İran ordusu, İsrail'in Lübnan'ın güneyine yönelik devam eden saldırılarına yanıt olarak Hürmüz Boğazı'nı yeniden kapattı. İran Devrim Muhafızları da gemilerin Hürmüz Boğazı'na yaklaşmamaları, aksi halde güvenliklerinin tehlikede olacağı uyarısında bulundu. Devlet televizyonunda, 20 Haziran Cumartesi günü İsrail'in saldırılarının Tahran'ın ABD ile yaptığı barış anlaşmasının ihlâli olduğunu belirten bir açıklama yayımlandı. İran, İsrail'in saldırılarının devam etmesi halinde ek önlemlerin alınacağını belirtti. Lübnan'daki çatışmaların sürmesi nedeniyle Washington ve Tahran arasında 19 Haziran Cuma günü İsviçre'de yapılması planlanan görüşme süresiz ertelenmişti. Ancak ateşkesten saatler sonra İsrail, Hizbullah'ın saldırılarına yanıt verdiğini söyleyerek, Lübnan'ın güneyini yeniden vurdu. Hizbullah, saldırılara karşılık verme hakkını saklı tuttuğunu söylüyor. Lübnanlı yetkililer İsrail'in son saldırılarında en az 15 kişinin öldüğünü açıkladı. Kaynak, Ramiz Dallah/ Anadolu/ Getty Images /// İsrail, 20 Haziran'da Lübnan'ın Nebatiye bölgesine saldırı düzenledi'Karşılık verme hakkımız saklı' 20 Haziran Cumartesi günü bir İsrailli askeri yetkili, gece boyunca Lübnan'ın güneyindeki İsrail güçlerine karşı "50'den fazla roket fırlatıldığını" iddia ederek, Hizbullah'a yeni saldırılar düzenlediklerini açıkladı. Hizbullah, saldırıları üstlenen ya da yalanlayan bir açıklama yapmadı. Lübnan resmi basını İsrail'in yaklaşık 20 noktaya hava saldırıları düzenlendiğini bildirdi; ülkenin sivil savunma kurumu da Lübnan'ın güneyindeki Nebatiye bölgesinde 16 kişinin öldüğünü açıkladı. Lübnanlı milletvekili ve Hizbullah temsilcisi Hasan Fadlallah, Cumartesi günü yaptığı açıklamada İsrail'in ateşkese uyması gerektiğini söyledi. Aksi takdirde karşılık verileceği uyarısında bulundu. İsrail'den de Hizbullah'ı ateşkese uyması konusunda uyaran açıklamalar geldi. 18 Haziran'da İsrail ordusu dört askerinin öldüğünü duyurmuştu. Aynı gün İsrail'in Lübnan'ın güneyinde düzenlediği hava saldırılarında 18 kişinin hayatını kaybettiği açıklanmıştı. 18 Haziran'daki saldırıların ardından Washington-Tahran görüşmesi süresiz olarak ertelenmişti. Beyaz Saray Perşembe günü geç saatlerde Vance'in İsviçre'de yapılması planlanan görüşmelere gitmeyeceğini duyurmuştu. Lübnan sağlık bakanlığı, ABD-İsrail'in İran'a saldırılarının başlamasından bu yana Lübnan'da 3.900'den fazla kişinin hayatını kaybettiğini belirtiyor. İsrail yetkilileri ise aynı dönemde en az 30 askerin ve dört sivilin hayatını kaybettiğini söylüyor. Kaynak, Reuters /// ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, 19 Haziran Cuma günü İsviçre'de yapılması planlanan görüşmeler için seyahatini Perşembe günü geç saatlerde iptal etti.'İsrail'e sempati duyan bir tek Trump kaldı' ABD Başkan Yardımcısı JD Vance 18 Haziaran'da İsrail'i açıkça eleştirdi. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ABD-İran anlaşmasına öfke duyduğuna dair haberleri değerlendiren Vance, İsrail kabinesinden Trump ve anlaşmaya yönelik eleştirilerin kendisini rahatsız ettiğini söyledi ve ekledi: "Onlara şunu söylemek isterim ki Donald Trump günümüzde tüm dünyada İsrail ulusuna sempatiyle yaklaşan tek devlet başkanıdır. "İsrail için problem Donald Trump değil. İsrail'de en büyük sorunlarının ABD başkanı olduğunu düşünenlerin uykularından uyanıp ülkelerinin içinde bulunduğu durumun gerçekliğini kavraması gerekir." Kaynak, Morteza Nikoubazl/NurPhoto / Getty Images /// Tahran sokaklarında ABD Donanması'na karşı resimler yer alıyor. Vance daha önce de New York Times'a yaptığı açıklamada İsrailli ultra milliyetçilere "ulusal güvenlik sorunlarınızdan insanları öldürerek çıkamazsınız" diye seslenmişti. ABD Başkanı Donald Trump da bu hafta İsrail'i, Lübnan'da Hizbullah'a saldırırken orantısız güç kullanarak sivillerin ölümüne yol açmakla eleştirmişti. Trump'tan İsrail'e Lübnan eleştirisi: 'Her seferinde bir binayı havaya uçurmak zorunda değilsiniz' BBC'nin ABD Dışişleri Bakanlığı muhabiri Tom Bateman'a göre Trump böylece, İsrail'i kendisinden önceki tüm ABD başkanlarından daha fazla eleştirmiş oldu. Bateman'a göre Trump bu açıklamalarıyla İran ve Körfez ülkelerine, anlaşmaya sadık olduğu ve Lübnan'da ateşkes için çaba harcadığı mesajını da iletmek istiyor. BBC News Türkçe

İsrail, Lübnan’ın güneyindeki hava saldırılarını yoğunlaştırıyor Haber

İsrail, Lübnan’ın güneyindeki hava saldırılarını yoğunlaştırıyor

Nabatiyeh’e sabah erken saatlerde düzenlenen saldırı, ABD ve İran’ın doğrudan karşılıklı ateş açtığı bir haftada tırmanan çatışmaların son halkası oldu. İsrail, İran'ın Hizbullah’ı da kapsayan ateşkes taleplerini reddetmeyi sürdürürken, Lübnan’ın güney sınırı saldırılarla büyük ölçüde boşaldı. İsrail savaş uçakları, cuma sabahı Lübnan’ın güneyindeki Nabatiye bölgesine hava saldırısı düzenledi. Saldırının ardından ufukta büyük bir duman bulutu yükselirken, bölgedeki çatışmaların tırmanmayı sürdürdüğü görüldü. Sabah erken saatlerde düzenlenen saldırı, yerel toplulukları ağır şekilde etkileyen ve nüfusun önemli bir bölümünü yerinden eden bölgesel şiddetin günlerdir yoğunlaştığı bir dönemde gerçekleşti. Cuma sabahı düzenlenen saldırıdan önce, perşembe günü ABD ve İran ikinci gün üst üste karşılıklı ateş açmıştı. Karşılıklı saldırılar, ABD Başkanı Donald Trump’ın, Washington’ın tıkandığını söylediği müzakereler nedeniyle Tahran’ın ağır bir bedel ödeyeceği uyarısının ardından başlamıştı. Bu sırada İsrail’in Lübnan’ın güneyine yönelik saldırıları gece boyunca cuma sabahına kadar sürdü. Mercayun ve Kılayaa gibi kasabalarda yaşayanlar, devam eden askeri operasyonların etkilerini hissetmeye devam ediyor. Associated Press’in (AP) aktardığına göre, sokaklar neredeyse tamamen boşalmış durumda. Yalnızca birkaç araç geçiyor ve az sayıda kişi dışarıda yürürken görülüyor. Bazı dükkânlar açık kalmayı sürdürse de birkaç metrede bir yıkılmış bina ya da yanmış araç, bölgedeki yakın tehlikeyi hatırlatıyor. Sınır bölgesinde kalmayı tercih eden Hristiyan aileler ise sürekli korku içinde yaşadıklarını söylüyor. Birçok kişi, günlük işlerini yapmak için dışarı çıkmaktan dahi çekiniyor. Sayda ve Sur’da ağır kayıplar bildirildi Perşembe günü İsrail’in düzenlediği bir saldırıda, Lübnan’ın Sur kentindeki bir hastanede görev yapan 10 sağlık çalışanı yaralandı. İsrail’in hava saldırıları, Lübnan’ın güneyindeki birçok bölgenin yanı sıra İsrail sınırından uzakta, ülkenin doğusundaki Baalbek bölgesinde yer alan bir köyü de hedef aldı. Hizbullah ile İsrail arasında mart ayı başında başlayan son savaşın ardından, benzer saldırılarda üç hastane de hasar gördü. Gerilim, İsrail ordusunun belirli sınır bölgelerindeki sivillere bölgeyi terk etme uyarısı yapmasından kısa süre sonra çarşamba günü başlayan ölümcül saldırı dalgasıyla daha da tırmandı. Çarşamba öğleden sonra, İsrail ordusunun Hizbullah altyapısı olarak tanımladığı hedeflere yönelik saldırıların ardından, Lübnan’ın güneyindeki Humin köyü üzerinde büyük bir duman bulutu yükseldiği görüldü. Saldırılar daha batıda can kayıplarına yol açtı. Lübnan’ın resmi Ulusal Haber Ajansı’na göre, Sur’un doğusundaki bir köye düzenlenen hava saldırısında en az altı kişi hayatını kaybetti. Çarşamba günü ayrıca, İsrail’e ait bir insansız hava aracının güneydeki Sayda kentinde bir aracı hedef alması sonucu iki kişinin daha öldüğü bildirildi. İsrail'in Lübnan'ın güneyine düzenlediği saldırılarda en az 14 kişi hayatını kaybettiİsrail uyarıları Lübnan'ın tarihi Sur kentinden kitlesel göçe yol açtı İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), çarşamba günkü saldırıların tamamının Hizbullah altyapı noktalarını hedef aldığını ve Sur ile Lübnan’ın güneyindeki diğer bölgelerde militanların öldürüldüğünü ileri sürdü. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, çarşamba günü yayımladığı video mesajında, İsrail Savunma Kuvvetleri’nin yaklaşık 10 bin Hizbullah militanını etkisiz hale getirdiğini ve ordunun İran destekli güçleri "sistematik olarak temizlediğini" söyledi. Diplomaside tıkanma askeri tırmanışı hızlandırdı Askeri operasyonlardaki artış, diplomatik girişimlerin tıkandığı bir dönemde geldi. Tahran, İran, ABD ve İsrail arasındaki savaşı sona erdirecek kapsamlı herhangi bir anlaşmanın, İsrail ile Lübnan’daki müttefiki Hizbullah arasındaki çatışmaların derhal durmasını da içermesi gerektiğinde ısrar ediyor. İsrail ise bağlantılı ateşkes taleplerini reddederek Hizbullah’a yönelik askeri harekatını yoğunlaştırdı. Mart ayında tırmanan çatışmalarda, mevcut verilere göre Lübnan’da 3 bin 500’den fazla kişi hayatını kaybetti ve yaklaşık bir milyon kişi yerinden edildi. Euronews, Associated Press

Trump'tan Netanyahu'ya 'gözdağı': 'İran'a karşı tek başına kalırsın'... Haber

Trump'tan Netanyahu'ya 'gözdağı': 'İran'a karşı tek başına kalırsın'...

ABD ile İsrail arasındaki İran çatlağı büyüyor. Trump, son yaşanan çatışmalardan sonra Netanyahu’ya 'Yalnız kalırsın' uyarısı yaptığını iddia etti. İsrail basını, 'ABD olmadan birkaç hafta bile dayanamayız.' diye yazarken Başkan Yardımcısı Vance ise 'çıkarlarımız her zaman uyuşmuyor.' dedi. Washington yönetimi, Tel Aviv ile İran konusunda görüş ayrılıkları yaşadığını gizlemiyor. İsrail'in geçen pazar günü Lübnan'ın başkenti Beyrut'a saldırı düzenlemesiyle ateşkes dengesi bozulmuş, İsrail ile İran yaklaşık 16 saat boyunca karşılıklı saldırılarda bulunmuştu. ABD yönetimi artan iç baskı, kontrolsüzce yükselen enerji fiyatları, yaklaşan kritik ara seçimler nedeniyle savaşı bir an önce noktalandırmak isterken İsrail, İran'a karşı hiçbir hedefe ulaşılamadığının farkında. Bu ortamda ABD Başkanı Donald Trump, İsrail'in Kanal 12 televizyonuna Başbakan Binyamin Netanyahu ile İran'la yaşanan son gerilime ilişkin yaptığı telefon görüşmesini anlattı. 'DİKKATLİ OL BİBİ' Aydınlık'tan Yiğit Saner'in haberine göre, Netanyahu'dan İran'a karşılık vermemesini talep ettiğini açıkça söyleyen Trump, şunları kaydetti: “Bibi'ye ne yapacağı konusunda çok dikkatli olması gerektiğini, aksi takdirde çok yakın bir zamanda İran karşısında tek başına kalabileceğini söyledim.” Pazartesi günü İsrail'in Maariv gazetesi, Netanyahu'yu önce Beyrut'a sonra İran'a saldırı düzenleyerek Trump'ın sözünden çıktığı için eleştirmiş, ABD'ye en çok ihtiyaç duydukları dönemle Tel Aviv ile Washington'un arasını açmakla suçlamıştı. Gazete şu notu düşmüştü: “ABD olmadan büyük bir savaşa birkaç hafta bile dayanamayız.” 'SON DAKİKADA HABERDAR OLDUM' Trump, pazar gecesi kamuoyuna yaptığı açıklamada da Netanyahu'nun misilleme yapmayacağını ve “kararlarına uyacağını” iddia etmiş ancak “Bibi” kendisine kulak asmayarak İran'a saldırı başlatmıştı. ABD Başkanı, Kanal 12'ye verdiği demeçte İsrail'in İran'a yönelik saldırılarından “son dakikada” haberdar edildiğini vurgulayarak buna rağmen saldırının kapsamını sınırlandırmayı başardığını öne sürdü. Trump ayrıca Netanyahu'yu saldırıları durdurma konusunda ikna ettiğini de savundu. ATEŞKES KIRILGANLIĞINI KORUYOR Pazartesi öğleden sonra her iki taraf da saldırıları durdurdu. Ancak İsrail medyasında yer alan haberlerde, yetkililerin Lübnan'a yönelik saldırıların süreceğini açıkladığı belirtildi. İran ise Lübnan'ın güneyine yönelik saldırılara karşılık vermeyi sürdüreceğini duyurdu. Trump pazartesi akşamı Amerikan medyasına yaptığı açıklamada ise Batı Asya'da bir barış anlaşmasına varmak için “son aşamada” olduklarını savundu. Bunun birkaç gün mü yoksa birkaç hafta mı süreceği sorulduğunda ise “iki ya da üç gün” yanıtını verdi. VANCE: ÇIKARLAR HER ZAMAN ÖRTÜŞMÜYOR ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance ise Fox News'e verdiği röportajda Washington ile Tel Aviv arasında bazı konularda görüş ayrılıkları bulunduğunu kabul etti. Sunucu Jesse Watters'ın “İsrail'in ABD'yi dinlemesi ve Lübnan'da kendi başına hareket etmesi konusunda ne kadar endişelisiniz?” sorusuna doğrudan yanıt vermeyen Vance, ABD'nin temel hedefinin İran'ın nükleer silah elde etmesini engellemek olduğunu söyledi. “İsrail'in kendi hedefleri var. Ancak ABD'nin İran konusundaki temel amacı İran'ın nükleer silaha sahip olmamasını sağlamaktır.” diyen Vance, son bir buçuk yılda uzun vadeli bir nükleer anlaşmaya ulaşabilecek zeminin oluşturulduğunu savundu. Vance, “İsrail bundan hoşlanabilir ya da hoşlanmayabilir. Ancak bunun Amerika Birleşik Devletleri'nin çıkarına olduğuna inanıyoruz.” ifadelerini kullandı. 'NÜKLEER ANLAŞMADA FARKLI BİR YOL' İran'ın müzakere masasında ABD'yi oyalayıp oyalamadığı sorusuna ise Başkan Yardımcısı, “Herkes herkesi oynamaya çalışır.” yanıtını verdi. Trump yönetiminin üzerinde çalıştığı anlaşmanın 2015 tarihli nükleer mutabakattan farklı olduğunu savunan Vance, önceki anlaşmanın en büyük eksikliğinin İran'ın hiçbir zaman nükleer silah geliştiremeyeceğini garanti altına alacak yeterli denetim mekanizmasına sahip olmaması olduğunu öne sürdü. Vance, “Başkanın görevi yerine getirilecek ancak İran'ın anlaşmanın kendi tarafına düşen yükümlülüklerini uzun vadede yerine getirip getirmediği de doğrulanacak.” dedi. İran'ın savaşı sürdürmek istemediğini de iddia eden ABD'li yetkili, Tahran'ın masaya bazı öneriler getirdiğini belirterek, olası bir anlaşmanın Amerikan halkı açısından büyük bir kazanım olacağını savundu.

İran, İsrail'e saldırıları durdurdu: 'Lübnan'a saldırırlarsa daha sert karşılık veririz' Haber

İran, İsrail'e saldırıları durdurdu: 'Lübnan'a saldırırlarsa daha sert karşılık veririz'

İran, Nisan ayında İsrail ve ABD ile yaptığı ateşkesten bu yana dün ilk kez İsrail'e yönelik başlattığı füze saldırılarını durdurduğunu açıkladı. İran'ın en üst düzey askeri komuta merkezi Hatemül Enbiya Merkez Karargahı 8 Haziran'da yaptığı açıklamada "silahlı kuvvetlerin operasyonlarının durdurulduğunu" duyurdu. Ancak aynı açıklamada, İsrail saldırılarının "Güney Lübnan da dahil olmak üzere" devam etmesi halinde İran'ın "öncekinden daha sert ve güçlü" bir şekilde karşılık vereceği uyarısında bulunuldu. İran, İsrail'in Beyrut'un güneyine düzenlediği saldırıya yanıt olarak 7 Haziran'da operasyonlara başlamıştı. Tahran'ın saldırılarının ardından İsrail de İran'ın bazı bölgelerine hava saldırıları düzenledi. ABD Başkanı Donald Trump da İran'ın açıklamasından hemen önce her iki ülkeye "ateş etmeyi" durdurmalarını söylemişti. Trump daha sonraki bir paylaşımında da İsrail ve İran'ın "acil bir ateşkes sağlamaya çalıştığını" belirtti. İran'ın İsrail'in kuzeyine füze saldırısı düzenlemesinin ardından İsrail de İran'ın batı ve orta bölgelerine hava saldırıları düzenledi. İran Devrim Muhafızları Ordusu, 7 Haziran Pazar gecesi düzenlenen saldırının "bir hafta sürecek aralıksız saldırıların başlangıcı" olduğunu duyurdu. İran, İsrail'in Pazar günü Lübnan'ın Beyrut kentine hava saldırıları düzenlemesinin ardından saldırılarını başlattı. İsrail, hava savunma sistemlerinin füzeleri ülkenin kuzeyinde engellediğini ve herhangi bir yaralanma bildirilmediğini açıkladı. Pazartesi sabaha karşı ise İsrail ordusu İran'ın batı ve orta kısımlarında "askeri hedefleri" vurduğunu duyurdu. ABD Başkanı Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'yu arayacağını ve "saldırılara karşılık verilmemesini" isteyeceğini söylemişti. İran'ın saldırılarından önce Pazar günü erken saatlerde İsrail, Beyrut'un güneyinde Hizbullah hedeflerini vurduğunu söylemiş, bu saldırılar İran'dan karşılık tehditlerine yol açmıştı. İran Devrim Muhafızları'nın açıklamasında da İsrail'in "saldırgan eylemlerini" tekrarlaması halinde verilecek karşılıkların "daha geniş" olacağı ve bölgede "tüm" ABD ve İsrail hedeflerini kapsayacağı belirtildi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Pazar akşamki saldırıların başlamasından kısa süre sonra X platformunda İslam Cumhuriyeti ve Lübnan bayraklarının fotoğrafını paylaştı. İran Parlamentosu'nun üst düzey üyelerinden İbrahim Rızayi de Beyrut'taki saldırılara "acı verici ve kararlı bir karşılık" verileceğini söylemişti. İsrail ordusunun bir sözcüsü, İran'ın yeni saldırı dalgasının "ciddi bir hata" olduğunu söyledi. İsrail Hava Kuvvetleri, İsrail ordusunun "tehditleri sürekli olarak tespit etmeye ve engellemeye devam ettiğini" ekledi. BBC News / Londra'nın haberine göre, İsrail'in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, İran'ın son saldırılarının ardından "Bu gece Tahran yanmalı" mesajını paylaştı. Kaynak, Wisam Hashlamoun / AA / Getty Images Trump: Netanyahu'nun başka seçeneği yok Beyaz Saray, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'ın İsrail'e yönelik saldırıları hakkında bilgilendirildiğini BBC'ye doğruladı. Trump, İran'ın İsrail'e füze fırlatmasının ardından Tahran'ı müzakere masasına geri dönmeye çağırdı. Bir Fox News muhabiri Trump'ın şu sözlerini aktardı: "Füzelerinizi attınız. Bu yeter. Masaya geri dönün ve bir anlaşma yapın." Trump, Axios'a yaptığı açıklamada ise İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'ya İran füzelerine "karşılık vermemesini" söyleyeceğini belirtti. Axios'un aktardığına göre Trump, "İran'la nihai bir anlaşmaya çok yakınız. Bu iyi bir anlaşma olacak. Şu anda olanlar yüzünden bunun bozulmasını istemiyorum" dedi. Financial Times'a yaptığı açıklamada ise Trump, Netanyahu'nun ABD'nin İran ile yapacağı herhangi bir anlaşmayı kabul etmekten başka seçeneği olmayacağını söyledi. Trump, "Kararları ben veririm. Tüm kararları ben veririm. O [Netanyahu] değil" dedi.

İsrail için kaygı verici rapor Netanyahu'nun iddialarını çürütüyor: Genç nüfus ve beyinler ülkeyi terk ediyor Haber

İsrail için kaygı verici rapor Netanyahu'nun iddialarını çürütüyor: Genç nüfus ve beyinler ülkeyi terk ediyor

Göç edenlerin nüfus içindeki oranı genel ortalamanın üzerinde. İsrail tarafından hazırlanan resmi bir rapor, 2022 yılından bu yana ülkeyi terk eden İsrailli sayısının geri dönenleri geçtiğini ortaya koydu. Göç edenlerin yaklaşık yarısı, toplum içindeki oranları çok daha düşük olan 20-44 yaş grubundaki gençlerden oluşuyor. Bunlar arasında nitelikli isimler de büyük yer tutuyor. Şrku’l Avsat’ın Yedioth Ahronoth’tan aktardığına göre rapor, İsrail parlamentosu Knesset’in Göç, Entegrasyon ve Diaspora Komisyonu Başkanı Gilad Kariv'in talebiyle hazırlandı ve önümüzdeki hafta konuya ilişkin düzenlenecek oturumda komisyona sunulacak. Rapor, daha önce yapılan ve göç olgusunun boyutlarına ilişkin kaygı verici verilerin gün yüzüne çıktığı tartışmaların devamı niteliğini taşıyor. Kariv, Walla ve Yedioth Ahronoth gazetelerine yaptığı açıklamada, “Komisyon başkanlığını devraldığımda, devlet bakanlıkları içinde bu olguyla ilgilenen birimin hangisi olduğunu sormak istedim. Şaşkınlıkla gördüm ki, ülkeden göçü ele alan hiçbir yaklaşım yok ve bu eğilimi tersine çevirecek stratejik bir plan da mevcut değil” ifadelerini kullandı. Rapor, hükümetin göçe ilişkin pek çok iddiasını da çürütüyor. Başbakan Binyamin Netanyahu, geçtiğimiz ocak ayındaki bir Knesset oturumunda göç edenlerin büyük bölümünün savaş sonrasında gelen Ukraynalı vatandaşlar olduğunu öne sürmüştü. Ancak bu yeni rapor Netanyahu’nun bu iddiasını doğrulamıyor. Ancak yeni rapora göre gerçekte 2022'de yaklaşık 20 bin 124 kişi, İsrail'e göç etmelerinin ardından iki yıl içinde ülkeyi terk etti. Buna karşın bu durumun dışında kalan 39 bin 241 kişi de ülkeden ayrıldı. 2023'te ise 27 bin 973 ‘yeni’ göçmen İsrail'i terk ederken, bu kategoriye girmeyen -yani İsrail'de doğmuş ya da en az beş yıl ikamet etmiş- 54 bin 791 kişi de ülkeden çıkış yaptı. Yedioth Ahronoth, 2023 rakamlarının İsrail'de doğmuş veya uzun süredir orada yaşayan göçmenlerde 2021'e kıyasla yüzde 53'lük bir artışa işaret ettiğini yazdı. Gazete aynı zamanda Başbakan'ın iddialarını çürüten başka bir istatistiği de kamuoyuyla paylaştı: 2024'te İsrail'i terk edenlerin yüzde 52'si İsrail doğumluyken, yüzde 48'i yurt dışında doğmuş kişilerden oluşuyordu. Kariv, açıklamasında şunları söyledi: “Netanyahu bu olguyu küçümsemeye çalıştı; ancak veriler bu asılsız iddiayı çürütüyor.” Yedioth Ahronoth'un aktardığı diğer çarpıcı istatistikler göçmenler arasındaki eğitim düzeyine ilişkin. Rakamlar açık bir beyin göçüne işaret ediyor. 2022'de ülkeyi terk edenlerin yüzde 33,2'si lisans mezunu iken bu oran toplumda yüzde 21,5 düzeyinde kalıyor. Yüksek lisans yapanların oranı göçmenler arasında yüzde 23,5 ile toplum genelindeki oranın (yüzde 11,9) iki katına ulaşıyor. Doktora sahiplerine ilişkin tablo ise daha da çarpıcı. Göçmenler arasındaki oran yüzde 3,7 iken toplum genelinde bu oran yalnızca yüzde 0,8. Veriler uzmanlık alanına göre incelendiğinde, İsrail'de matematik doktorası sahiplerinin yüzde 25'inin, bilgisayar bilimleri doktorası sahiplerinin yüzde 22'sinin, genetik bilimcilerin yüzde 19'unun ve üst düzey fizikçilerin yüzde 17'sinin en az üç yıldır yurt dışında ikamet ettiği görüldü. Kariv, şunları söyledi: “Bu, geleceğin bilim insanları ve girişimcilerinin nüfus içindeki oranlarının çok üzerinde bir hızla İsrail'i terk ettiği anlamına geliyor. İsrail'in beşerî sermayesi heba ediliyor. Bu durum, ülkenin geleceği için stratejik bir tehdit oluşturuyor. Ancak kimse durumun ciddiyetinin farkında değil." Bu rapor, daha önce yayımlanan kaygı verici verilerin üstüne geliyor. 2021 yılına kadar yıllık ortalama 40 bin 500 olan göç rakamı 2022'de 59 bin 400'e yükseldi, 2023'te ise 82 bin 800 ile sert bir sıçrama kaydetti. 2024'te 69 bin 500'e gerileyen rakam, Kovid-19 salgını öncesi yıllara kıyasla hâlâ belirgin biçimde yüksek seyrediyor. İsrail'e geri dönenler sayısında da düşüş göze çarpıyor. 2009-2024 yılları arasında yıllık ortalama 24 bin 450 olan geri dönen sayısı, 2024'te yalnızca 18 bin 800'e geriledi. Merkezi İstatistik Ofisi verilerine göre 2022-2024 döneminde İsrailli göç dengesi -yeni göçmenler ve vatandaşlığa kabul edilenler hariç, ayrılanlar ile geri dönenler arasındaki fark- eksi 140 bin olarak gerçekleşti. Yargı düzenlemesi planı, akademik çevrelere yönelik baskılar ve kişisel güvenliğin çöküşü ile yaşanan bozulma arasında doğrudan bir bağ olduğunu söyleyen Kariv, hükümetin bu olguyu sınırlandırmak için harekete geçmesini talep etti. Kariv, demokratik değerlerin aşınmaya devam etmesinin, toplumsal kutuplaşmanın ve hükümetin görevlerini yerine getirmedeki başarısızlığının pek çok İsrailliyi ülkedeki geleceğini sorgulamaya ittiğinin açıkça görüldüğünü vurguladı. Şarku'l Avsat // Ramallah: Kifah Zebun

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.