Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Beyaz Saray

bursaarena.com.tr - Beyaz Saray haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Beyaz Saray haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ABD ile İran arasında gerilim tırmanıyor: Orta Doğu yangın yerine döndü Haber

ABD ile İran arasında gerilim tırmanıyor: Orta Doğu yangın yerine döndü

ABD ile İran arasında günlerdir süren gerilim, karşılıklı ağır bombardımanlarla tam anlamıyla bir bölgesel savaşa dönüştü. CENTCOM'un üst üste altıncı gece saldırısını düzenlemesinin ardından misilleme kararı alan İran Devrim Muhafızları; Katar, Kuveyt, Ürdün, Umman ve Suriye'deki ABD üsleri ile askeri varlıklarını balistik füze ve kamikaze İHA'larla hedef aldığını duyurdu. Saldırılar nedeniyle Körfez ülkelerinde alarm seviyesi en üst düzeye çıkarıldı. Bölgeyi yangın yerine çeviren askeri hareketlilik, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran sivil altyapısını hedef alan tehditlerinin ardından tırmandı. ABD güçlerinin İran'daki köprüleri, yerleşim yerlerini, demir yolu hatlarını ve su aktarım merkezlerini vurması üzerine, İran Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC) Körfez genelindeki tüm ABD üslerine yönelik geniş çaplı bir intikam operasyonu başlattı. KATAR, ÜRDÜN VE KUVEYT ÜSLERİNE BALİSTİK FÜZE YAĞMURU İran'ın "15. dalga operasyonu" kapsamında, bölgedeki en kritik Amerikan noktalarından biri olan Katar’daki El-Udeyd Hava Üssü doğrudan hedef alındı. Ağır bombardımanda ABD'ye ait uzun menzilli bir radar sistemi ile stratejik yakıt ikmal uçaklarının imha edildiği öne sürüldü. Katar İçişleri Bakanlığı patlama seslerinin ardından halka "evlerinizde kalın" uyarısı yaparken, düşen şarapnel parçaları nedeniyle bir çocuğun yaralandığı bildirildi. Öte yandan Ürdün'de konuşlu bulunan ABD savaş ve yakıt ikmal uçakları ile Kuveyt'teki Amerikan askeri üssü de füzelerin hedefi oldu. Kuveyt'teki saldırıda füze savunma radarları, silah depoları ve iki adet HIMARS fırlatma rampası vurulurken; petrol ve doğal gaz tesislerinin de isabet alması sonucu Kuveyt Elektrik ve Su Bakanlığı halktan acil tasarruf talep etti. HÜRMÜZ BOĞAZI'NDA KONTROL İRAN'DA: SEVKİYATLAR DURDU Devrim Muhafızları, Umman'ın Ganem bölgesindeki hava kontrol radarı ile Hürmüz Boğazı'ndaki Selame Kayalıkları'nda bulunan deniz radar merkezlerini de imha ettiğini açıkladı. Suriye'deki El-Tanf üssünde yer alan ABD özel operasyonlar komuta merkezinin de vurulduğunu belirten Tahran yönetimi, Hürmüz Boğazı'nın tam kontrolünün ellerinde olduğunu ve ABD saldırıları durmadığı müddetçe boğaz üzerinden petrol ve doğal gaz ihracatına kesinlikle izin verilmeyeceğini ilan etti. CENTCOM: 50 BİN AMERİKAN ASKERİ TEYAKKUZDA ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), savaş uçakları, İHA'lar ve savaş gemileriyle İran'ın kıyı gözetleme, hava savunma ve lojistik altyapı tesislerine yönelik altıncı gece saldırısını gerçekleştirdiklerini teyit etti. Bölge genelinde konuşlu 50 bin ABD askerinin teyakkuz halinde olduğunu belirten CENTCOM, operasyonların süreceği mesajını verdi. İran Sağlık Bakanlığı ise ABD'nin temmuz ayı içerisindeki bombardımanlarında, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 38 sivilin hayatını kaybettiğini, yaralı sayısının ise 400'ü geçtiğini duyurdu. TRUMP İLE NETANYAHU ARASINDA F-35 ÇATLAĞI Bölge kan gölüne dönmüşken, Washington-Tel Aviv hattında da kriz patlak verdi. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun, ABD Başkanı Donald Trump'tan haftalardır Oval Ofis randevusu talep ettiği ancak reddedildiği öne sürüldü. Beyaz Saray kaynaklarına göre bu gerilimin arkasında, Netanyahu'nun Fox News'e verdiği demeçte ABD'nin Türkiye'ye F-35 savaş uçakları satma planını sert bir dille eleştirmesi yatıyor. Trump'ın, Netanyahu'nun Ankara ile Washington arasındaki bu askeri diplomasiye müdahale etme girişimine "çok sinirlendiği" ve "Netanyahu'nun bu konuda görüş bildirmeye hakkı olmadığını" belirttiği ifade edildi. "SALDIRILAR DEVAM EDECEK" Öte yandan İran Devrim Muhafızları Ordusu Hava ve Uzay Kuvvetleri Komutanı Tuğgeneral Mecid Musevi, konu hakkında bir açıklama yaptı. Saldırıların devam edeceğinin sinyalini veren Musevi, "Tahran'dan en güneye kadar tüm bölge İran için tek parçadır. Etkili ve hedefli atışlarımız, güney kıyıları ile Hürmüz Boğazı'na huzur geri dönene kadar, İran'ın tamamından düşmana yönelik olarak devam edecek." ifadelerini kullandı. İRAN HÜRMÜZ BOĞAZI'NDA BİR GEMİYİ HEDEF ALDI İran, Hürmüz Boğazı'ndan izinsiz geçmeye çalışan Tayland bayraklı bir gemiyi hedef aldı. İran'ın Tasnim Haber Ajansı, Tayland bayraklı bir geminin, Hürmüz Boğazı'ndan İran Devrim Muhafızları Ordusu Deniz Kuvvetleri'nden gerekli izni almadan geçmeye çalıştığı gerekçesiyle hedef alındığını duyurdu. Tasnim'in bir kaynağa dayandırdığı haberde, geminin yapılan uyarılara rağmen Hürmüz Boğazı'ndan geçiş girişiminde bulunduğu ve İran Devrim Muhafızları Ordusu Deniz Kuvvetleri'nden gerekli izni almaması nedeniyle hedef alındığı belirtildi. Kaynak, geminin hedef alınmadan önce boğazdan geçişinin engellendiğini ifade etti. Geminin durumu, olası can kaybı veya hasara ilişkin ise herhangi bir bilgi paylaşılmadı. Tayland makamlarından da konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmadı.

Rahip Brunson dosyası: Neden 6 yıldır Yargıtay'da bekliyor? Haber

Rahip Brunson dosyası: Neden 6 yıldır Yargıtay'da bekliyor?

Trump'ın açıklamasıyla yeniden gündeme gelen Rahip Andrew Brunson'a 3 yıllık hapis cezasına ilişkin dosya altı yıldır Yargıtay'da bekliyor. ABD Başkanı Donald Trump'ın yeniden gündeme getirdiği Rahip Andrew Brunson davasında, 2018'de verilen mahkumiyet kararının üzerinden yaklaşık altı yıl geçmesine rağmen dosya Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nde hâlâ sonuçlanmadı. ABD Başkanı Donald Trump'ın Ankara'daki NATO Zirvesi kapsamında Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'la görüşmesi öncesi yaptığı açıklama ile Brunson davası yeniden gündeme geldi. Trump, gazetecilerin sorularını yanıtlarken "Rahip Brunson'ı hatırlıyorsunuzdur. 3 yıl 1 ay hapse çarptırılmıştı. Evanjelik bir kahramandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı aradım, serbest bıraktı. Hiçbir şey ödemedim" ifadelerini kullandı. Türkiye'ya eşiyle birlikte 1993 yılında yerleşen Brunson, 2016 yılında İzmir'deki Diriliş Kilisesi'nde rahip olarak görev yaparken "FETÖ ve PKK adına suç işlemek" ve "casusluk" suçlamalarıyla tutuklanmıştı. Brunson, soruşturma ve yargılama süreci boyunca amacının yalnızca dinî faaliyet yürütmek olduğunu, herhangi bir siyasi ya da örgütsel faaliyet içinde bulunmadığını savunmuştu. ABD ve Türkiye arasında yaşanan Brunson gerilimi Washington yönetiminin, rahip Brunson'ın serbest bırakılmaması nedeniyle Ankara'ya yönelik ekonomik yaptırımlar devreye koyması, Türk Lirası'nın Dolar karşısında tarihi değer kaybı yaşamasına neden olmuştu. Ayrıca dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Adalet Bakanı Abdulhamit Gül yaptırım listesine alındı. Erdoğan da o dönemde gelen baskılar üzerine "Bu fakir bu görevde olduğu sürece o teröristi alamazsınız" demiş, 2017'deki bir konuşmasında da Fethullah Gülen ile takas teklifinde bulunarak "Diyorlar ki, papazı bize verin. Bir papaz da sizde var. Siz onu bize verin biz de onu yapalım yargıda gereğini size verelim" ifadelerini kullanmıştı. Bu süreçte Temmuz 2018'te Rahip Brunson ev hapsine alındı. İki ülke arasında gerilime neden olan tutuklamaya ilişkin daha sonra ABD Başkanı Trump da devreye girdi ve Brunson hakkındaki yargılama süreci 12 Ekim 2018'de sonlandırıldı. Rahip Brunson, hakkında hüküm verildikten ve ev hapsi kaldırıldıktan sonra ABD'ye dönüşünde Beyaz Saray'da ABD Başkanı Donald Trump ile... Fotoğraf: picture-alliance/abaca/O. Douliery Trump'ın yeniden gündeme getirdiği Rahip Andrew Brunson davası aslında hâlâ resmi olarak kapanmış değil. Türkiye'deki yargı süreci devam ediyor. Rahiple ilgili 2018'de verilen mahkumiyet kararının üzerinden yaklaşık altı yıl geçmesine rağmen dosya Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nde hâlâ sonuçlanmadı. Dosya neden hâlâ Yargıtay'da? İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesi, 12 Ekim 2018'de dosyayla ilgili hükmünü açıkladı. Mahkeme, 35 yıla kadar hapsi istenen Brunson'ı "silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme" suçundan 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasına çarptırdı. Casusluk suçlaması yönünden ise hüküm kurulmadı. Mahkeme aynı duruşmada Brunson hakkındaki ev hapsi ve yurt dışına çıkış yasağını kaldırdı. Brunson, kararın ardından Türkiye'den ayrılarak ABD'ye döndü. Brunson ülkesine dönüşünde de Başkan Trump tarafından Beyaz Saray'da kabul edildi. Karara hem Brunson'ın avukatları hem de Cumhuriyet savcısı itiraz etti. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi, 9 Ocak 2020'de ilk derece mahkemesinin kararını hukuka uygun buldu. Bunun üzerine dosya temyiz incelemesi için Yargıtay'a gönderildi. Dosya yaklaşık altı yıldır Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nde bulunuyor. Daire henüz nihai kararını açıklamadı. AYM: Ev hapsi hukuka uygundu Brunson, tutuklama ve adli kontrol tedbirleri nedeniyle Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuruda da bulundu. AYM, tutuklamaya ilişkin şikâyeti süre aşımı nedeniyle reddetti. Mahkeme, ev hapsi ve yurt dışına çıkış yasağına ilişkin hak ihlali iddialarını da açıkça dayanaktan yoksun bularak kabul edilemez olduğuna karar verdi. Rahip Brunson soruşturma ve yöneltilen suçlamalar 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminin ardından yürütülen FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı Brunson hakkında soruşturma başlattı. Brunson, 9 Aralık 2016'da gözaltına alındı ve aynı gün "silahlı terör örgütü üyeliği" suçlamasıyla tutuklandı. Mahkeme, tutuklama kararında suçun niteliği, mevcut delil durumu, delillerin henüz toplanmamış olması, kaçma şüphesi ve öngörülen ceza miktarını gerekçe gösterdi. Soruşturma sürecinde Brunson'a yöneltilen suçlamalar zamanla genişletildi. Rahip Brunson Ekim 2018'te Türkiye'den ayrılırken... Fotoğraf: Getty Images/AFP/B. Kilic 2017 yılında hakkında; devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askerî casusluk amacıyla temin etmek, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs, TBMM'yi ortadan kaldırmaya teşebbüs ve hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs suçlarından da işlem yapıldı. Ancak hazırlanan iddianamede Brunson'ın esas olarak "örgüte üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme" ve "siyasal ve askerî casusluk" suçlarından cezalandırılması istendi. İddianamede hangi deliller yer aldı? Savcılık iddianamesi açık ve gizli tanık anlatımları, HTS kayıtları, telefon mesajları ve dijital materyallere dayandırıldı. Savcılık, Brunson'ın Gülen cemaatinin Ege yapılanmasıyla bağlantılı kişilerle görüştüğünü, PKK/YPG ile bağlantılı olduğu ileri sürülen kişilerle temas kurduğunu ve kilise faaliyetlerini örgütsel amaçlarla kullandığını iddia etti. Casusluk suçlamasında ise bazı telefon kayıtları ve Brunson'ın başka bir kişiyle bağlantısına ilişkin dijital veriler delil olarak gösterildi. 16 Nisan 2018'de başlayan yargılamada Brunson suçlamaları kabul etmedi. Brunson; Gülen cemaati yöneticilerini tanımadığını, PKK ile bağlantısının bulunmadığını, kilisesinde siyasi faaliyet yürütülmediğini, mesajlaşmalarının yanlış yorumlandığını ve gizli tanık ifadelerinin gerçeği yansıtmadığını savundu. Ayrıca casusluk suçlamasına dayanak gösterilen kişilerle herhangi bir bağlantısının olmadığını söyledi. Brunson davasından tanıklar ne anlattı? Mahkemede dinlenen açık ve gizli tanıklar, Brunson'ın Gülen cemaati ve PKK bağlantılı kişilerle temas kurduğunu ileri sürdü. Tanıklar, kilisede örgüt propagandası yapıldığı, bazı kişilerle kapalı toplantılar gerçekleştirildiği ve Brunson'ın bazı örgütsel faaliyetlere destek verdiği iddialarında bulundu. Brunson ise bu anlatımların gerçeği yansıtmadığını savundu. DW Türkçe

Trump'tan yine uçak dayatması: 'Türkiye'nin F-35 talebini karşılayacak bir karar alabiliriz' Haber

Trump'tan yine uçak dayatması: 'Türkiye'nin F-35 talebini karşılayacak bir karar alabiliriz'

Trump, Türkiye'nin F-35 savaş uçakları tedariki ve kendi milli muharip uçak projesi için kritik öneme sahip jet motorlarına olan ilgisi konusunda, Ankara'yı memnun edecek bir karar alabileceğinin sinyalini verdi. ABD Başkanı Donald Trump çarşamba günü Beyaz Saray'da NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile bir araya geldi. Görüşme sonrası düzenlenen basın toplantısında Trump, Türkiye'nin F-35 talebini karşılayacak bir karar alabileceğinin sinyalini verdi. Bu olası karar, Ankara'nın milli uçak geliştirme hedefleri açısından kritik önem taşıyan F-35 savaş uçaklarını tedarik etme talebini kapsıyor. Muhabirlerden biri, "Türkiye F-35 savaş uçaklarını istiyor. Türkiye'ye elinizde büyük bir hediye paketiyle mi gidiyorsunuz?" diye sordu. Trump soruya şu yanıtı verdi: Evet, öyle düşünüyorum. Türkiye bir NATO üyesi. Muhtemelen Türkiye'yi çok mutlu edecek bir şey yapacağım." "Eğer (NATO Zirvesi) Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından düzenleniyor olmasaydı, gideceğimi pek sanmıyordum," diye ekledi. Bu hamle, iki ülke arasındaki ikili askeri ve savunma iş birliklerine yönelik değerlendirmelerin sürdüğü bir dönemde geldi. Trump'ın açıklaması, Türkiye'nin askeri atılımlarına yönelik ilgiyi artırırken, iki ülke arasındaki savunma anlaşmalarını çevreleyen jeopolitik nüfuzu ve stratejik dinamikleri de gözler önüne seriyor. KAAN uçaklarının motorlarına da onay çıkabilir Reuters haber ajansı, aynı gün yayınladığı bir haberde ABD hükümetinin KAAN uçakları için Türkiye'ye motor satışına izin vereceğini bildirdi. İzin kararının NATO zirvesi öncesi alınacağını bildiren Reuters'a göre, Kongre bu izne karşı çıkıyor. Türk savunma sanayinin tasarladığı KAAN'ın prototipi ve test uçuşlarında Amerikan yapımı F110 motoru kullanılmıştı ve seri üretime de bu motorlarla başlanması planlanıyordu. Bu motorların satışına ABD'den onay çıkmamıştı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın geçtiğimiz eylül ayı sonunda yaptığı bir açıklamada motorların alınması için ABD'den onay beklediklerini açıklamasının ardından, KAAN uçakları ülke gündeminin en üst sıralarına yerleşmişti. New York'taki Türkevi'nde yerel saatle 27 Eylül akşamı basına konuşan Fidan, "KAAN'ın motorları ABD Kongresi'nde bekliyor, onların lisansı durmuş durumda" diyerek ve bunun "müttefiklik ruhuna, stratejik ortaklık ruhuna yakışmadığını" söylemişti. ABD'den Türkiye'ye F-35 satışı ABD Dışişleri Bakanlığı, aralık ayında Türkiye'ye olası F-35 ve F-16 savaş uçağı satışına ilişkin Kongre üyelerinin itiraz ve endişelerinin yer aldığı mektuba yanıt olarak, Ankara Rus S-400 hava savunma sistemine sahip olduğu sürece tutumunun değişmediğini belirtti. ABD savaş uçaklarının herhangi bir satışının yasalara ve özellikle de "Amerika'nın Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası"na (CAATSA) tam olarak uyması gerektiğine dikkat çekti. ABD Başkanı Donald Trump’ın ilk döneminde, Türkiye’nin Rusya’dan bir hava savunma sistemi satın almasının ardından, NATO müttefiki Türkiye ABD’nin amiral gemisi F-35 savaş uçağı programından çıkarılmıştı. ABD’li yetkililer, Türkiye’nin Rus yapımı S-400 hava savunma sistemini kullanmasının F-35’in kabiliyetleri hakkında veri toplanmasına yol açabileceğinden ve bu bilgilerin Rusya’nın eline geçebileceğinden endişe ediyordu. Trump-Erdoğan görüşmesi ABD Başkanı Donald Trump ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında 25 Eylül'de Beyaz Saray'da düzenlenen görüşmede, F-35 satış yasağının çözülebileceğine dair umutlar artmıştı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, F-35’lere uygulanan kısıtlamanın kaldırılmasını görmek istediğini net bir şekilde dile getirerek, Trump’a konuyu “ayrıntılı bir şekilde görüşmeye hazır” olarak geldiğini belirtmişti. ABD'nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack da iki liderin Rusya ve F-35 programı da dâhil olmak üzere ABD-Türkiye ilişkilerindeki tüm önemli konuları “çözüm yollarıyla” ele aldığını belirtti. Ancak Tom Barrack, Türkiye'nin F-35 savaş uçağı programına geri dönebilmesi için Rus S-400 hava savunma sistemini kullanmaması ve sahip olmaması gerektiğini dile getirmişti. Türkiye'den son olarak Milli Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, S-400 Hava Savunma Sistemi ile ilgili yeni bir gelişme bulunmadığı, F-35 tedarikine ilişkin ise "ABD'li muhataplarımızla yürütülen diplomatik temas ve görüşmeler sürmekte, F-35 tedariki konusundaki yaptırım ve engellerin kaldırılması ve ülkemizin programa yeniden dâhil edilmesi için istişareler devam etmektedir," denildi. Eurunews

İran'dan müzakere açıklaması: Trump, sahte zafer ilan ediyor Haber

İran'dan müzakere açıklaması: Trump, sahte zafer ilan ediyor

ABD Başkanı Donald Trump'ın İran ile süren müzakere sürecine ilişkin yaptığı son açıklamalarına İran cephesinden cevap geldi. İranlı yetkililer, Trump'ın açıklamalarını 'gerçek ve yalanların karışımı' olarak nitelendirirken ABD'nin sahte bir zafer algısı oluşturduğunu öne sürdü. İran basını, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran ile yürütülen müzakere sürecine ilişkin açıklamalarına tepki gösterdi. İran merkezli Fars Haber Ajansı tarafından yayımlanan haberde, Trump’ın mutabakat sürecine dair ifadeleri “gerçekler ve yalanların karışımı” olarak nitelendirildi. Haberde, adı açıklanmayan bir kaynağın değerlendirmelerine yer verildi. Kaynak, Trump’ın açıklamalarında taslak anlaşmanın bazı kritik maddelerini çarpıtarak “sahte bir zafer” algısı oluşturmaya çalıştığını savundu. TRUMP'IN SÖYLEMLERİ GERÇEKLERİ VE YALANLARIN KARIŞIMI" Karar'ın Fars Haber Ajansı'ndan aktardığı habere göre İranlı kaynaklar, Trump’ın İran’ın zenginleştirilmiş nükleer materyalinin imha edileceği yönündeki iddiasının gerçeği yansıtmadığını öne sürerken, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı herhangi bir ücret talep etmeden açmasına ilişkin ifadelerin de taslak anlaşmada yer almadığını belirtti. Ayrıca Trump’ın anlaşma taslağındaki diğer önemli başlıklardan söz etmediği ifade edildi. Bu başlıklar arasında ABD tarafından İran’a ait milyarlarca dolarlık dondurulmuş varlığın serbest bırakılması ve Lübnan’da tam kapsamlı bir ateşkes sağlanması gibi maddelerin bulunduğu aktarıldı. Trump ise yaptığı açıklamada, İran ile yürütülen müzakerelerde nihai kararını vermek üzere Beyaz Saray’daki Durum Odası’nda gerçekleştirilecek toplantıya katılacağını söyledi. ABD Başkanı ayrıca, İran’ın zenginleştirilmiş uranyum kaynaklarının ABD tarafından İran ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı ile iş birliği içinde çıkarılarak imha edileceğini iddia etmişti.

Trump'tan sürpriz karar: Polonya'ya 5 bin asker gönderiyor Haber

Trump'tan sürpriz karar: Polonya'ya 5 bin asker gönderiyor

Avrupa'dan askerlerini çekeceğini söyleyen Trump şimdi sürpriz bir hamle ile Polonya'ya ek 5 bin asker göndereceğini duyurdu. Bu gelişme başkentlerde kafa karışıklığına yol açtı. ABD Başkanı Donald Trump'ın Polonya'ya 5 bin ek asker gönderileceğini açıklaması, Avrupa'daki Amerikan askeri varlığına ilişkin haftalardır Washington'dan gelen çelişkili mesajları daha da karmaşık hâle getirdi. Karar, NATO müttefikleri arasında şaşkınlık yaratırken, Avrupa başkentlerinde "ABD'nin stratejisi ne?" sorusunu yeniden gündeme taşıdı. Trump, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, kararın gerekçesini Polonya'nın yeni Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki ile olan "yakın ilişkisi" olarak gösterdi. "Nawrocki'nin başarılı seçimi ve kendisiyle olan ilişkimiz temelinde ABD'nin Polonya'ya 5 bin ek asker göndereceğini duyurmaktan memnunum" ifadelerini kullandı. Bu açıklama, Trump yönetiminin son haftalarda Avrupa'daki asker sayısını 5 bin azaltacağını duyurmasının hemen ardından geldi. Pentagon, Almanya'ya yapılacak uzun menzilli füze personeli konuşlandırmasının durdurulduğunu ve Polonya'ya gitmesi planlanan yaklaşık 4 bin askerin sevkiyatının da ertelendiğini doğrulamıştı. ABD Savunma Bakanlığı yetkilileri, yeni açıklamanın ardından bunun "ne anlama geldiğini bilmediklerini" belirterek kafa karışıklığını açıkça dile getirdi. İsmi gizli kalmak şartıyla basına demeç veren ABD'li bir yetkili, "İki haftadır ilk karara göre plan yapıyorduk. Şimdi bunun ne anlama geldiğini biz de bilmiyoruz" dedi. Avrupa'daki asker sayısı azalacak mı? NATO'nun Avrupa'daki en üst düzey komutanı General Alexus Grynkewich, hafta başında "Avrupa'dan 5 bin asker çekileceğini" söylemişti. Yeni kararın bu planı değiştirip değiştirmeyeceği ise henüz net değil. Pentagon, askerlerin hangi ülkeden çekileceği veya Polonya'ya gönderilecek ek birliklerin mevcut rotasyonlara ilave mi olacağı konusunda açıklama yapmadı. Beyaz Saray da sorulara yanıt vermedi. Trump daha önce Almanya'daki asker varlığını azaltacaklarını söylemişti. ABD Başkanı bu kararı, Almanya Başbakanı Friedrich Merz'in İran savaşı konusunda kendisine yönelik eleştirileri üzerine almıştı. Rubio'dan AB'ye sitem, İspanya'ya eleştiri Öte yandan ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, NATO Dışişleri Bakanları toplantısı için İsveç'e giderken yaptığı açıklamada, bazı müttefiklerin İran savaşında ABD'ye yeterince destek vermediğini savundu ve özellikle İspanya'yı hedef aldı. Rubio, "ABD'ye üslerini açmayan ülkeler NATO'da neden var? Bu çok haklı bir soru" dedi. NATO yetkilileri ise ABD'nin İran savaşına katılım talebinde bulunmadığını, ancak birçok üyenin hava sahası ve üs kullanımına izin verdiğini hatırlattı. Avrupa ülkeleri, Helsingborg'daki toplantıda ABD'yi yatıştırmak amacıyla, şartlar oluştuğunda Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer güvenliğine katkı vermeye hazır olduklarını vurguladı. Reuters / TY,MUK

Şi ve Trump'ın son görüşmesi öncesi taraflardan 'İran' mesajları Haber

Şi ve Trump'ın son görüşmesi öncesi taraflardan 'İran' mesajları

ABD Başkanı Donald Trump, Çin ziyaretinin ikinci gününde Devlet Başkanı Şi Cinping ile "harika ticaret anlaşmaları yaptıklarına" dair mesajlar verdi. Bu anlaşmalara ilişkinse henüz bir ayrıntı yok. Çin devlet medyası da iki liderin yeni uzlaşmalara vardığını aktardı ancak detay vermedi. Şi ve Trump ziyaretin ikinci gününde öğle yemeğinde Zhongnanhai'de görüşüyor. Beyaz Saray, bu komplekse sadece az sayıda gazetecinin girmesine izin verildiğini açıkladı. Ziyaretin ikinci gününde Fox News'tan Sean Hannity'ye verdiği röportaj da yayınlanan Trump, görüşmelerde Şi'nin İran'a askeri teçhizat göndermeme sözü verdiğini söyledi. Pekin yönetiminden bu konuda henüz bir doğrulama gelmedi. Çin hükümeti ise Ortadoğu'daki çatışmaya son vermek için "yorulmadan çalışıldığını" açıkladı. 'Baskın seçim', CHP'ye kapatma, mutlak butlan ihtimali: AKP tartışmalara ne diyor? SDG Komutanı Mazlum Abdi: Türkiye'ye ziyaret için planlar yapılıyor, Öcalan ile görüşebilirim Belçika, Türkiye ile dokuz savunma anlaşması imzaladı 'Çin'de bir oteldeki cinsel ilişki görüntülerimiz binlerce kişiye yayımlanmış' Çin devlet televizyonunda yer alan açıklamaya göre Pekin, "barış görüşmelerine daha fazla destek vermeyi ve nihayetinde kalıcı barışa ulaşmada yapıcı bir rol oynamayı" umduğunu kaydetti. Bu açıklama Donald Trump'ın Fox News'e yaptığı, bir anlaşma konusunda İran'a karşı "daha fazla sabırlı olmayacağını" söylemesinin ardından yayınlandı. Pekin'in Tahran yönetimiyle yakın ilişkileri bulunuyor. Çin, İran petrolünün en büyük alıcısı ve en büyük ticaret ortağı konumunda. BBC'nin Çin muhabiri Laura Bicker, Trump yönetiminin, Pekin'in bu etki gücünü kullanmasını ve Tahran'ı müzakere masasına getirmesini umduğunu aktardı. Bicker'in aktarımına göre, Çin yönetimi ziyaret sırasındaki açıklamalarda ABD'yi İran konusunda doğrudan eleştirmekten özellikle kaçınıyor. BBC Türkçe

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.