Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Basın Açıklaması

bursaarena.com.tr - Basın Açıklaması haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Basın Açıklaması haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bursa'da kızıl geyiklerin av ihalesine tepki! Haber

Bursa'da kızıl geyiklerin av ihalesine tepki!

Bursa'da meslek odaları, çevre örgütleri ve sivil toplum kuruluşları, kızıl geyiklerin ava açılmasına yönelik ihale sürecine tepki gösterdi. Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü önünde yapılan açıklamada, "Mesele yalnızca kızıl geyik değil, Bursa'nın yaşam hakkıdır." denildi. BURSA (İGFA) - Bursa'da çok sayıda meslek odası, çevre örgütü ve sivil toplum kuruluşu, kızıl geyiklerin ava açılmasına yönelik ihale sürecinin başlatılmasına tepki göstermek amacıyla Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü önünde ortak basın açıklaması düzenledi. Bursa Tabip Odası, Bursa Barosu, Doğader, Bursa Veteriner Hekimler Odası ile Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği'ne (TMMOB) bağlı çok sayıda oda ve Nilüfer Kent Konseyi'nin katıldığı açıklama, "Sadece Kızıl Geyiği Değil, Bursa'nın Yaşam Hakkını Savunuyoruz" başlığıyla gerçekleştirildi. Ortak açıklamayı Bursa Veteriner Hekimler Odası Başkanı Melike Baysal okudu. "MESELE YALNIZCA BİR KIZIL GEYİK DEĞİL" Açıklamada, kızıl geyiklerin avlanmasının yalnızca bir yaban hayvanını değil, tüm ekosistemi ilgilendirdiği vurgulanarak, doğanın ekonomik bir değer üzerinden değerlendirilmesine karşı çıkıldı. Katılımcılar, "Doğa alınıp satılacak, ihale edilecek ya da ekonomik karşılığı üzerinden değerlendirilecek bir meta değil, yaşamın ta kendisidir." ifadelerini kullandı. Basın açıklamasında, Bursa'nın karşı karşıya bulunduğu çevresel tehditlere de dikkat çekildi. Verimli tarım alanlarının sanayi yatırımları nedeniyle daraldığı, ormanların parçalandığı, maden faaliyetleri ve taş ocaklarının doğal yaşam alanları üzerindeki baskıyı artırdığı belirtilirken, iklim krizinin etkisiyle kuraklığın derinleştiği ve su kaynaklarının giderek azaldığı ifade edildi. Açıklamada ayrıca Nilüfer Çayı'ndaki kirlilik, Marmara Denizi'ndeki müsilaj sorunu, Bursa Ovası üzerindeki yapılaşma baskısı, Uludağ'ın geleceği ve İznik Gölü'ndeki su kaybı da çevre sorunları arasında sıralandı. "TEK SAĞLIK" VURGUSU Açıklamada, insan, hayvan ve çevre sağlığının birbirinden ayrı düşünülemeyeceği belirtilerek, dünyada kabul gören "Tek Sağlık (One Health)" yaklaşımına dikkat çekildi. Kızıl geyiklerin orman ekosisteminin önemli bir parçası olduğu belirtilen açıklamada, biyolojik çeşitliliğin korunmasının ekolojik denge açısından büyük önem taşıdığı ifade edildi. Katılımcılar, Bursa'nın yalnızca çevre sorunlarıyla değil, Uluabat Gölü ve Yaren Leylek gibi doğayla uyumun simgesi olan değerleriyle de anılması gerektiğini belirtti. Açıklamanın sonunda, "Doğayı korumak romantik bir tercih değil; ekonomik, ekolojik ve toplumsal bir zorunluluktur. Doğa bize atalarımızdan miras değil, çocuklarımızdan emanettir." ifadelerine yer verilerek, kızıl geyiklerin ava açılmasına yönelik ihale sürecinin durdurulması çağrısında bulunuldu.

TBMM önünde açıklama yapmak isteyen öğretmenlere polis müdahalesi: Gözaltılar ve yaralılar var Haber

TBMM önünde açıklama yapmak isteyen öğretmenlere polis müdahalesi: Gözaltılar ve yaralılar var

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası'nın çağrısıyla Ankara'da bir araya gelen öğretmenlere polis müdahale etti. Gözaltına alınanlar ve yaralananlar olduğu bildirildi. Ankara’da öğretmenler, güvenceli çalışma ve taban maaş talebiyle pazar günü bir araya geldi. Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası'nın çağrısı ile sektördeki güvencesiz çalışma koşulları, düşük ücretler ve atama sorunlarına dikkat çekmek için toplanan eğitimciler, Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) önünde bir araya gelerek TBMM’ye yürümek ve burada basın açıklaması yapmak istedi. Emniyet güçleri gruba izin vermedi. Aralarında Sendika Genel Başkanı Eren Edebali'nin de bulunduğu çok sayıda kişinin gözaltına alındığı bildirildi. Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) tarafından X'te yapılan paylaşımda, "Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’nın çalışma koşulları, özlük hakları ve daha önce verilen sözlerin yerine getirilmesi talebiyle Ankara Güvenpark’ta gerçekleştirmek istediği eyleme polis müdahale etti. Eylem alanında toplanan kitle polis barikatlarıyla engellenirken, aralarında Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Başkanı Eren Edebali’nin olduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı," ifadeleri yer aldı. Sendikanın sosyal medya açıklamasında ise, "Polis, müzakere dahi yapılmadan şiddet yoluyla, içinde yöneticilerimizin de bulunduğu 40 arkadaşımızı/öğretmeni darbederek gözaltına aldı!" denildi. Daha sonra yapılan açıklamalarda, gözaltına alınan 6 öğretmenin serbest bırakıldığı belirtilerek, gözaltılar karşısında pes edilmeyeceği de vurguladı. İYİ Parti Balıkesir Milletvekili Dr. Turhan Çömez eğitimcilere destek vermek üzere eylem alanını ziyaret etti. Gösteriye yönelik "polis şiddetini" ve "bürokratların sessizliğini" eleştiren Çömez'in eğitimcilerin taleplerini "TBMM’de en önemli gündem haline getireceği" aktarıldı. Sendika ayrıca, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'e istifa çağrısı yaptı. Özel sektör öğretmenleri uzun süredir taban maaş hakkı, iş güvencesi ve özlük haklarının iyileştirilmesi için çeşitli eylemler düzenliyor. Sendika, eğitim emekçilerinin çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve öğretmenlik mesleğinin itibarının korunması için yasal düzenleme çağrısı yapıyordu. Eğitim-Sen sendikası gözaltına alınanların serbest bırakılması çağrısı yaptı. Euronews

Gezi Parkı eylemlerinin 13. yılı gösterilerine Taksim Meydanı ve İstiklal Caddesi kapatıldı, Haber

Gezi Parkı eylemlerinin 13. yılı gösterilerine Taksim Meydanı ve İstiklal Caddesi kapatıldı,

Gezi Direnişi'nin 13. yılında Taksim Mis Sokak'ta akşam saatlerinde bir basın açıklaması yapıldı. Polis, Taksim, İstiklal Caddesi ve çevresini sabah saatlerinden itibaren abluka altına alırken, bu abluka altında yapılan açıklamaya siyasi parti, sendika, meslek odaları, sivil toplum örgütleri temsilcileri ve yurttaşlar katıldı. Anma eyleminde yapılan açıklamada, "Gezi, sadece bir park değil Adalet talebidir. Hukuksuz, delilsiz, gerekçesiz onyıllara varan hapis cezalarını veren siyasallaşmış yargının teşhiridir. Gezi, taşı, toprağı, denizi, deresi, kamu arazisi ile yer altı ve yer üstü bütün kaynaklarının yağmalanmasına karşı erkenden kurulmuş bir barikattır. Gezi, seçimlere, seçilmişlere, oy hakkına, demokrasiye ve laikliğe halkın sahip çıkmasının diğer adıdır" denildi. 2013 Mayıs'ı sonunda Taksim Gezi Parkı'nda başlayıp Türkiye geneline yayılan Gezi Eylemleri'nin yıl dönümü nedeniyle nedeniyle İstanbul Valiliği'nin talimatı doğrultusunda Taksim, İstiklal Caddesi ve çevresi polis tarafından abluka altına alındı. Sabah saatlerinde başlayıp gün boyu sıkılaşan abluka nedeniyle Türk vatandaşları arama noktalarından kimlik kontrolü yapılarak içeri alındı. Türkiye'nin en kalabalık caddelerinden olan İstiklal Caddesi, sınırlı sayıda turist dışında oldukça sakin ve tenha idi. Gezi'nin 13. yılında Taksim Dayanışması'nın çağrısı üzerine akşam saatlerinde Taksim Mis Sokak'ta bir basın açıklaması gerçekleştirildi. Polisin yoğun kuşatması altında yapılan açıklamaya siyasi parti, sendika, meslek odaları, sivil toplum örgütleri temsilcileri ve yurttaşlar katıldı. Gezi eylemleri sırasında polisin gaz fişeği ile yaşamını yitiren Berkin Elvan'ın annesi Gülsüm Elvan'ın da katıldığı eylemde, Esenyurt'ta sokak ortasında öldürülen gazeteci Hakan Tosun da anıldı. TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Aydan Adanır Usta tarafından okunan ortak basın açıklamasında "Bugün bir parka sahip çıkarken demokrasinin, barış çığlığının, adaletin ve ranta karşı sosyal devlet talepli kamusal anlayışın; çadırlarda, forumlarda, meydanlarda, mitinglerde ve yeryüzü sofralarında, yaratıcı zekayla, gençlerin coşkusu ve kadınların kararlılığıyla buluştuğu Gezi’nin yıldönümü. Bugün bir Parkın park olarak kalmasını isteyenlerin talep ve beklentilerine kulak tıkayanlara karşı 80 ilde milyonlarca yurttaşın sokaklara taştığı ve demokratik tepkisinin gür sesle yankılandığı gün" denildi. Gezi eylemlerinde yaşamlarını yitiren Mehmet Ayvalıtaş, Ethem Sarısülük, Abdullah Cömert, Medeni Yıldırım, Hasan Ferit Gedik, Ali İsmail Korkmaz, Ahmet Atakan ve Berkin Elvan'ın anıldığı açıklama şöyle devam etti: Cezaevindeki Gezi tutukluları için dayanışma mesajı "Bugün 31 Mayıs 2026… En demokratik, en katılımcı ve en barışçıl gösterilerin bile ağır hapis cezaları ile karşılık bulacağını göstererek halkın demokratik tepkilerinde korkuyu ve kaygıyı yaygınlaştırmayı amaçlayan; silahsız, ordusuz birbirini tanımayan kişilerin darbe yapabileceği tezine dayandırılan hukuksuz, delilsiz, mantıksız yargılamalarla, onlarca yıllık hapis cezalarına çarptırılan ve halen cezaevinde tutulan dostlarımız, arkadaşlarımız ve kardeşlerimizle; iş insanı Osman Kavala, Şehir Plancıları Odası İstanbul Şube Başkanı Tayfun Kahraman, Mimarlar Odasının yetkili avukatı Şerafettin Can Atalay, vakıf çalışanları Çiğdem Mater ve Mine Özerden ile dayanışma göstermenin, suçsuzluklarını haykırmanın günü… Bugün, kimseden emir almayan, kimseye emir vermeyenlerin, dayanışma ile revirler, kütüphaneler açanların, gerektiğinde barikat kuranların, öğrencisi, ev kadını, taraftar grubu, sendikalı işçisi, gündüz işe gece direnişe gelen sendikasız beyaz yakalısı, işsizi, emeklisi, Türkü, Kürdü, Ermensisi, Alevi ve Sünnüsi ile bütün bir halkın ayağa kalktığı gün… Bugün 31 Mayıs 2026… Bugün ülkemizi karnesi zayıf olsa da demokratik ülkeler sınıfından çıkarmakla kalmayıp, yüzyıllık Cumhuriyetin kazanımlarından, evrensel hukuk normlarından ve yurttaşların temel haklarından uzaklaştıracak, otoriter ve militer bir rejim inşasına doğru sürükleyen içinde bulunduğumuz sürecin ilk haber vericisi olan Gezi'yi hatırlama ve anlama günü Bugün 31 Mayıs 2026… Partili Başkanlık rejiminin doğal sonucu olan “Partili Hakim ve Savcıların“ iktidar çıkarlarını gözeten kararları ile Ana Muhalefet Partisine Kayyum atanabilmesinin, seçilmiş belediye başkanlarının kolaylıkla ve inandırıcılığı olmayan verilerle tutuklanarak görevden uzaklaştırılmasının, tweet atan gazetecinin, itiraz eden akademisyenin bir anda kendisini hapishanede bulmasının ilk adımlarının Gezi davalarında atılmış olduğunu hatırlamanın ve hatırlatmanın günü, Bugün 31 Mayıs 2026… Ülkenin bütününün maden sahası ilan edilerek heryerin kolaylıkla maden şirketlerine peşkeş çekilebilmesine, şehirlerin ortasındaki hastane arazilerinin bile özelleştirme kapsamına alınmasına, doğanın talanının bambaşka bir seviyeye çıkarılmasına ilk itirazın Gezi’de gösterildiğini akılda tutmanın 13. Yıl dönümü… Bugün 31 Mayıs 2026… Bugün milyonlarca gencin işsizlik ve geleceksizlik girdibında kumar ve uyuşturucu batağında, mafyatik ilişkilere özendirildiği; kadın cinayetlerinin hız kesmediği, lgbti+ bireylerin düşmanlaştırıldığı, üniversitelerin bir gecede kapatılıp, liyakatsizlikle ünlenmiş kişilerin en yetkili yerlere atanabildiği bir yönetim anlayışının ülkeyi getireceği yerin yıllar öncesinde Gezi Parkından teşhirinin yapıldığı gün…" "Gezi sadece park değil adalet talebidir" Ortak açıklama şu ifadelerle sona erdi: "Bugün 31 Mayıs 2026… Gezi’yi hatırlamanın ve savunduğu değerleri düşünmenin zamanıdır! Çünkü; Gezi, sadece bir park değil Adalet talebidir. Hukuksuz, delilsiz, gerekçesiz onyıllara varan hapis cezalarını veren siyasallaşmış yargının teşhiridir Gezi, taşı, toprağı, denizi, deresi, kamu arazisi ile yer altı ve yer üstü bütün kaynaklarının yağmalanmasına karşı erkenden kurulmuş bir barikattır.. Gezi, seçimlere, seçilmişlere, oy hakkına, demokrasiye ve laikliğe halkın sahip çıkmasının diğer adıdır. Gezi, anti demokratik uygulamaların, halka yönelen şiddetin, biber gazının pervasızca kullanılmasının normalleştirilmesine karşı çıkışın adresidir. Gezi, korku duvarlarının aşılması, cesaretin bulaşıcı hale gelmesidir. Gezi, siyasetin demokratik tepkisinin gençlerin enerjisi, kadınların kararlılığından güç aldığı ve sözün, sazın, halayın, horunun, sanatın ve sporun temsilcilerinin buluştuğu direnmenin ortak tarihinin adıdır. Ve Bugün 31 Mayıs 2026… Gezi Direnişi yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor!" ANKA

TÜMÖD Genel Başkanı Prof. Dr. Tolga Yarman: "Eğitim hakkı ve akademik süreklilik her koşulda korunmalıdır.." Haber

TÜMÖD Genel Başkanı Prof. Dr. Tolga Yarman: "Eğitim hakkı ve akademik süreklilik her koşulda korunmalıdır.."

TÜMÖD Tüm Öğretim Elemanları Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Tolga Yarman, İstanbul Bilgi Üniversitesi hakkında alınan faaliyet izninin kaldırılması kararının yürürlükten kaldırılması konusunda bir basın açıklaması yaptı. Açıklamada, "Sürecin kısa süre içinde birbirini izleyen farklı idari kararlarla ilerlemesi; öğrenciler, öğretim elemanları ve idari çalışanlar bakımından ciddi belirsizlik ve kaygı yaratmıştır." diyen Prof Dr Yarman şöyle devam etti; "Tüm Öğretim Elemanları Derneği olarak vurgulamak isteriz ki; yükseköğretim kurumlarına ilişkin işlemler yalnızca idari tasarruflar olarak değil, eğitim hakkı, akademik süreklilik, bilimsel faaliyetler ve kurumsal güven bağlamında değerlendirilmelidir. Bu süreçten çıkarılması gereken temel sonuçlar şunlardır: * Öğrencilerin eğitim hakkı ve akademik süreklilik her koşulda korunmalıdır. * Öğretim elemanları ve çalışanların özlük, çalışma ve akademik hakları güvence altında tutulmalıdır. * Yükseköğretim alanını etkileyen kararlar öngörülebilir, şeffaf ve gerekçeli biçimde yürütülmelidir. * Üniversitelerin geleceğine ilişkin karar süreçlerinde akademik topluluğun görüşleri dikkate alınmalıdır. Karardan dönülmüş olması yaşanan belirsizliğin etkilerini ortadan kaldırmamaktadır. Bu nedenle sürecin gerekçeleri ve bundan sonraki işleyiş kamuoyu ile açık biçimde paylaşılmalıdır. Tüm yükseköğretim kurumlarında akademik özerklik, kurumsal istikrar ve eğitim hakkının korunmasının ortak sorumluluk olduğunu hatırlatıyoruz.." Bursa Arena

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.