Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Baş Ağrısı

bursaarena.com.tr - Baş Ağrısı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Baş Ağrısı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Diş sıkanların oranı giderek artıyor, peki ne yapmalı? Haber

Diş sıkanların oranı giderek artıyor, peki ne yapmalı?

Ella, geceleri dişlerini sıkmaya (gıcırdatmaya) ne zaman başladığını hatırlamıyor, ancak dayanılmaz çene ve baş ağrıları çektiğini, kendisine azı dişlerinin yokolmaya başladığının söylendiğini hatırlıyor. "Çok acı çekiyordum. Yüzümün şekli değişiyordu ve dişlerim kırılma riskiyle karşı karşıyaydı. Bununla ilgili bir şeyler yapmam gerektiğini biliyordum" diyor. 31 yaşındaki kadın, düzenli ve genellikle şiddetli diş sıkmaya neden olabilen bruksizm rahatsızlığı yaşadığını ancak yakın zamanda gördüğü tedavinin hayatını "şüphesiz" değiştirdiğini söylüyor. Diş sıkma, Ella gibi İngiltere genelinde milyonlarca insanı etkiliyor. Bazı çalışmalar, yaklaşık her dört kişiden birinin bu rahatsızlığı yaşadığını öne sürüyor ancak birçok kişi belirtiler ortaya çıkana kadar farkına varmayabiliyor. İngiliz Diş Hekimleri Birliği'ne göre, diş sıkmanın giderek daha yaygın hale geldiğine dair bazı kanıtlar var, ancak somut sayılar yok. Bununla birlikte, bazı diş hekimleri BBC'ye, sürekli diş sıkmanın neden olduğu diş sorunlarıyla karşılaşan gençlerin sayısının artmasından endişe duyduklarını söyledi. "Kesinlikle artış gösteriyor" diyor İngiliz Diş ve Uyku Tıbbı Derneği (BSDSM) Başkanı Dr. Aditi Desai. "Ve günümüzde hayatın bu kadar stresli olabildiği düşünüldüğünde bu hiç de şaşırtıcı değil." Kaynak,Ella Ella, sürekli diş sıkmasının çene kaslarını büyüttüğünü ve çenesini genişlettiğini söylüyor (soldaki resim tedavi öncesi, sağdaki resim ise tedavi sonrası halini gösteriyor). Araştırmalar, diş sıkmalarının çoğunun stres nedeniyle olduğunu gösteriyor. Peki neden çenelerimiz günlük hayatımızın yükünü taşıyor? Bu konuda ne yapabiliriz? Ve bazı durumlarda bu iyi bir şey olabilir mi? Bruksizm, çenenin dört farklı hareketini (diş sıkma, gıcırdatma, diş germe ve diş itme) bir araya getiren genel bir terim. Kimisi gece, kimisi gündüz diş sıkıyor. Kimisi yaptıklarının farkına bile varmıyor, kimisi ise ağız koruyucularını bile parçalayacak kadar şiddetli diş sıkarak en derin uykudaki yatak arkadaşlarını bile uyandırabiliyor. Peki bunu yapıp yapmadığınızı nasıl anlayabilirsiniz? İşte dikkat etmeniz gereken işaretler: Aşınmış, kırılmış veya düzleşmiş dişler Sabahları baş ağrısı veya yüz ağrısı Çene sertliği Uyku bozukluğu ve gündüz yorgunluğu Artmış diş hassasiyeti Kulak ağrısı veya enfeksiyon olmaksızın şakak bölgesinde ağrı İngiliz Danışmanlık ve Psikoterapi Birliği'ne göre, diş gıcırdatma da terapide daha sık dile getirilen bir konu; çünkü günümüzde insanlar ruh sağlıklarının vücutlarını nasıl etkilediğinin daha çok farkındalar. Psikoterapist Rahi Popat, özellikle genç danışanlarının daha fazlasının, kendilerinin veya bir başkasının dişlerini gıcırdattıklarını fark ettiğini ve bunu genellikle hayatlarındaki gerçekten stresli bir döneme bağlayarak diş gıcırdatmalarının o zaman arttığını veya hatta başladığını fark ettiklerini söylüyor. 'Stresi biraz olsun azaltmanın bir yolu' Travma ve stres sizi "savaş ya da kaç" moduna sokabilir; bu durumda kalp atış hızınız artar, adrenalin salgılanır ve kaslarınız gerilir, böylece vücut dış bir tehdide karşı hazırlanır. Ve çene ile sinir sistemi, ana kranial sinirler aracılığıyla çok yakından bağlantılı olduğundan, kaslarımız tetiklenir ve dişlerimizi sıkarız ve gıcırdatırız. Popat, "Bunu gece boyunca yaparsak vücudumuzun gün boyunca hissetmiş olabileceğimiz stresi ve gerginliği bir nebze de olsa serbest bırakmasının bir yolu olur" diye açıklıyor. Ella için, uykusunda dişlerini gıcırdatmak, uyanıkken biriken gerginliği atma yöntemi haline gelmişti. "Bunun stres seviyemle ilgili olduğunu biliyorum" diyor Ella. "Yüksek işlevli kaygı bozukluğum var. Çok meşgulüm ve bunu gizlemek için sık sık dışarı çıkıyorum." Yirmili yaşlarında acıya "katlandığını" söylüyor. Ancak birkaç yıl sonra diş hekimi dişlerinin risk altında olduğunu söyleyince Ella tedavi olmaya karar verdi. Ella, diş hekiminin çene kaslarına Botox enjekte etmesinin ardından uyku ve ruh sağlığının iyileştiğini söylüyor. İngiliz Ulusal Sağlık Sistemi NHS'de rutin olarak sunulmasa da, Ella çenesini kontrol eden masseter kaslarına Botox enjekte ettirmek için diş hekimine para ödemeye karar verdi. İşlem kasları gevşetti ve yüzündeki gerginliği azalttı; etkisinin üç ila dört ay sürmesi bekleniyor. "Son birkaç aydır düzgün uyuyabiliyorum" diyor. "Sabahları çok daha enerjik oluyorum, ağrılarım azaldı ve yüzüm eskisi kadar kare değil." Diş hekimi Dr. Simon Cove, diş gıcırdatmanın dişlerimiz üzerindeki fiziksel etkisinin çok büyük olabileceğini söylüyor. Hastalarının dişlerini değerlendirmek için üç boyutlu tarayıcı kullanıyor ve zaman içindeki aşınmayı görebiliyor. "Çoğu zaman insanlar bunu yaptıklarının farkında bile olmuyorlar, ama sonra hasarı görüyoruz" diyor. "Dişler bu kadar aşınmışsa, tedavi son derece karmaşık ve çok maliyetli olabilir." Ancak bu tür vakaların nispeten nadir olduğunu ve gelişmesinin yıllar alabileceğini söylüyor. Kaynak, Simon Cove 3 boyutlu tarama, diş gıcırdatanların dişlerine verdikleri zararı ortaya çıkarabilir. Diş ve uyku uzmanı Dr. Aditi Desai'ye göre, belirtileri tedavi edebilseniz de (örneğin ağız koruyucu kullanarak) diş gıcırdatmanın nedenini bulmak da aynı derecede önemli. "Çoğu zaman diş hekimleri nedenini kontrol etmeden ağız koruyucu veriyorlar. "Uyku apnesi (OSA) gibi ciddi, altta yatan rahatsızlıkların dikkate alınması hayati önem taşıyor" diyor. OSA, tıkalı bir hava yolundan kaynaklanır, bu nedenle hasta tekrar nefes alabilmek için tıkanıklığı gidermek amacıyla dişlerini gıcırdatabilir. "Bu, diş gıcırdatmanın sizi hayatta tutabileceğinin çok iyi bir örneği" diyor bu rahatsızlık üzerine önde gelen araştırmacılardan Prof. Frank Lobbezoo. Bruksizmin olumsuz yanları olsa da (diş hasarı, uyku bozukluğu, çene ağrısı, bunlardan sadece birkaçı), her zaman "kötü adam" olmadığını açıklıyor. Lobbezoo, "Diş gıcırdatma, tükürük üretimi için de önemlidir" diyor ve ekliyor: "Çene kaslarının hareket ettirilmesi büyük tükürük bezlerini harekete geçirir. Ağzı temizler, dişleri korur ve sindirim için hayati öneme sahiptir." Bazı araştırmalar çiğnemenin bilişsel işlevlere yardımcı olabileceğini de öne sürüyor. "Bunu hayvanlarda biliyoruz ve ön araştırmalarımız insanlarda da aynı sonucu gösteriyor. Çene kaslarımızı çalıştırarak beyne giden kan akışını uyarıyoruz." Ancak diş gıcırdatma kronik ağrıya da neden olabilir ve bu da günlük yaşamınızı büyük ölçüde etkileyebilir. Diş sıkmanın tedavisi nedir? Diş hekimi Riaz Yar, protez uzmanı olarak, şiddetli diş gıcırdatmasının etkileriyle mücadele eden hastaları tedavi ediyor. Bu etkiler arasında aşınmış, çatlamış ve kırılmış dişler ve sürekli başarısız olan diş tedavileri yer alıyor. Yar, birçok hastanın kronik çene veya yüz ağrısı ve uyku sorunlarıyla da geldiğini, bunların hepsinin sadece diş sıkmaya bağlanmak yerine kendi başlarına değerlendirilmesi gerektiğini söylüyor. Yar'ın belirttiğine göre, geçmişte diş sıkma sadece çenenin mekanik bir problemi olarak kabul ediliyordu, ancak şimdi bunun çok daha karmaşık bir durum olduğuna dair güçlü kanıtlar var. Ona göre bu, beyin ve sinir sistemi tarafından yönlendirilen ve kişinin bütününü şekillendiren bir "biyopsikososyal sorun". "Uyku düzenlerini, beslenmelerini, kilolarını, egzersiz miktarlarını, kullandıkları ilaçları dikkate alıyoruz ve uyku bozukluğu belirtilerini değerlendiriyoruz" diyor. "Birçok faktör hastanın dişlerini gıcırdatmasına katkıda bulunabilir, bu nedenle durumun ele alınması çok disiplinli bir yaklaşım gerektirir." Bu sorunla en iyi nasıl başa çıkılır? İşte bazı öneriler yardımcı olabilir: Dişlerinizi korumak için gece takılan ağız koruyucu Uyku apnesiyle bağlantılıysa, hava yolunun açık kalmasına yardımcı olmak için CPAP cihazı veya mandibular ilerletme cihazı (MAD) gibi cihazlar FizyoterapiBilişsel davranışçı terapi (BDT) gibi konuşma terapileri Stresi azaltmaya ve uykuyu iyileştirmeye yardımcı olacak yaşam tarzı değişiklikleri arasında egzersiz yapmak, Alkol tüketimini azaltmak, sigarayı bırakmak ve daha sağlıklı beslenmek bulunuyor. Ciddi vakalar için Botox bir seçenek Ella, kas gevşetici iğnelerin yanı sıra kaygısını azaltmak ve sürekli taşıdığı gerginlikten kurtulmak için meditasyon yaptığını söylüyor. Ella, "Tedavi hayatımı değiştirdi. Şimdi de asıl nedeni bulmaya çalışmak istiyorum."

Okullar açılıyor, uzmanlar uyarıyor: Çocukların 'karın ağrısı' gerçek olabilir Haber

Okullar açılıyor, uzmanlar uyarıyor: Çocukların 'karın ağrısı' gerçek olabilir

Yeni eğitim öğretim yılının başlamasıyla birlikte bazı çocuklarda okula gitmek istememe, baş ve karın ağrısı, mide bulantısı, ağlama krizleri ve içe kapanma gibi sorunlar görülebiliyor. Klinik Psikolog Melike Urcan, bu belirtilerin “şımarıklık” ya da “bahane” olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, ebeveynlere çocukların kaygılarını anlamaları ve okul rutinine kademeli geçiş yapmaları çağrısında bulundu. Yeni eğitim öğretim yılının başlaması, özellikle ilk kez okula başlayan, okul değiştiren veya uzun tatilin ardından rutinlerine dönmekte zorlanan çocuklar için yeni bir adaptasyon sürecini beraberinde getiriyor. Klinik Psikolog Melike Urcan, bu dönemde çocuklarda görülebilecek okul reddi, kaygı ve fiziksel belirtilere ilişkin aileleri uyardı. “HER OKUL REDDİ ŞIMARIKLIK DEĞİL” Çocuğun okula gitmek istememesinin inatlaşma veya şımarıklık olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Urcan, bu tepkilerin altında ayrılık kaygısı, anksiyete ve sosyal kaygı gibi nedenlerin bulunabileceğini söyledi. Çocuğu suçlamanın veya yaşadığı durumu küçümsemenin kaygıyı artırabileceğini ifade eden Urcan, öncelikle davranışın arkasındaki duygusal ihtiyacın anlaşılması gerektiğini vurguladı. Okul sabahlarında ortaya çıkan baş ağrısı, karın ağrısı ve mide bulantısının da dikkate alınması gerektiğini belirten Urcan, çocukların ifade edemedikleri stres ve kaygıyı zaman zaman bedensel belirtilerle gösterebildiğini söyledi. Bu tür belirtilerin psikosomatik olabileceğini aktaran Urcan, çocukların gerçekten ağrı veya bulantı hissedebileceğine dikkat çekti. Ailelerin “Rol yapıyorsun” veya “Bir şeyin yok” şeklinde yaklaşmasının çocuğun anlaşılmadığını düşünmesine yol açabileceğini belirten Urcan, öncelikle fiziksel nedenlerin değerlendirilmesi gerektiğini, tıbbi bir neden bulunmadığında ise psikolojik etkenlerin göz önünde bulundurulmasını önerdi. HANGİ BELİRTİLERDE UZMAN DESTEĞİ ALINMALI? Okulun ilk günlerinde görülen hafif isteksizlik ve uyum güçlüğünün normal olabileceğini belirten Urcan, bazı belirtilerin ise daha yakından takip edilmesi gerektiğini söyledi. “Tatil boyunca değişen rutinleri okulun ilk sabahı aniden ve çok sert bir şekilde eski haline getirmeye çalışmak yerine, rutinler kademeli olarak düzenlenmelidir" diyen Urcan, "Çocuğun sürece dahil edilmesi ve yapılacak değişikliklerin önceden konuşulması da uyumu kolaylaştırabilir. Ancak aile içindeki doğru iletişim stratejilerine, çevresel düzenlemelere ve okulla yapılan iş birliğine rağmen çocuk uyum sağlamakta zorlanıyorsa aynı yöntemlerde ısrar etmek yerine sürecin yeniden değerlendirilmesi gerekir. Bu noktada; çocuğun mizaç özellikleri, olası dikkat eksikliği veya öğrenme güçlüğü gibi altta yatan faktörler uzman bir hekim tarafından detaylıca analiz edilmeli, kişiye ve aileye özel yepyeni bir yol haritası çizilmelidir” diye konuştu.

Ağustos sıcaklarında sağlıklı kalmak için... Bu önerilere dikkat! Haber

Ağustos sıcaklarında sağlıklı kalmak için... Bu önerilere dikkat!

Uz. Dr. Yasin Bakcan, aşırı sıcaklarda sağlık risklerini önlemek için 10 öneride bulundu. Uz. Dr. Bakcan; su tüketimi, beslenme, klima kullanımı ve sıcak çarpması belirtileri konusunda kritik uyarılarda bulundu. İSTANBUL (İGFA) - Yaz sıcakları her yıl daha uzun sürüyor, etkisi ise daha sert hissediliyor. Ağustos ayında daha da artan aşırı sıcaklar; bireylerin yaşam konforunu azaltmanın yanı sıra sıcak çarpmasından kalp ve böbrek sorunlarına kadar ciddi sağlık risklerini de beraberinde getirebiliyor. Özellikle yaşlılar, çocuklar, kronik hastalığı bulunanlar ve açık alanda çalışanlar için tehlike oluşturan bu dönemde alınacak basit ancak etkili önlemler, sağlığı korumada kritik rol oynuyor. Uz. Dr. Yasin Bakcan, yaz aylarını güvenli ve sağlıklı geçirmek için dikkat edilmesi gereken 10 önemli öneriyi sıraladı. 1. GÜNÜN EN SICAK SAATLERİNDE DIŞARI ÇIKMAYIN Yaz aylarında güneş ışınlarının en dik açıyla geldiği 11.00-16.00 saatleri, sıcaklığın en yoğun hissedildiği zaman dilimidir. Mümkünse bu saatlerde dışarı çıkılmamalıdır. Dışarı çıkılması gerekiyorsa gölgede kalınmalı, ağır fiziksel aktivitelerden kaçınılmalı, açık renkli ve bol kıyafetler tercih edilmeli, şapka kullanılmalıdır. Park halindeki araçlarda çocuklar, yaşlılar veya evcil hayvanlar hiçbir koşulda bırakılmamalıdır. 2. SUSAMAYI BEKLEMEYİN, GÜN BOYU DÜZENLİ SU TÜKETİN Sıcak havalarda sıvı ihtiyacı belirgin şekilde artar. Günlük su tüketimi kişinin yaşı, kilosu ve sağlık durumuna göre değişmekle birlikte, kilogram başına en az 30 ml olmalı; çoğu yetişkin için bu miktar yaklaşık 3 litreye kadar çıkabilmektedir. Su tek seferde değil, gün içine yayılarak tüketilmelidir. Susamayı beklemek ise vücudun sıvı kaybetmeye başladığının önemli bir göstergesidir. 3. SICAK ÇARPMASININ BELİRTİLERİNİ VE SONUÇLARINI BİLİN Sıcak çarpması, yaz aylarının en ciddi sağlık sorunlarından biridir. Şiddetli baş ağrısı, baş dönmesi, bilinç bulanıklığı, davranış değişiklikleri, aşırı halsizlik, ağız kuruluğu, terlemenin azalması ve vücut sıcaklığının 40 derecenin üzerine çıkması en önemli belirtiler arasındadır. İlk soğutma uygulamalarına rağmen belirtiler düzelmiyor ya da bilinç değişikliği gelişiyorsa vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Aşırı sıcağa maruz kalınması sonucunda ısı krampları, ısı yorgunluğu, ısı senkopu, rabdomiyoliz ve ısıya bağlı döküntüler gibi hastalıkların yanı sıra; kalp, dolaşım, solunum, böbrek ve sinir sistemini etkileyen sağlık sorunları, psikiyatrik etkiler ve uyku bozuklukları da görülebilir. Duruma erken müdahale edilmediğinde çoklu organ yetmezliği gibi hayati risk oluşturan ciddi tabloların gelişebileceği unutulmamalıdır. 4. YAZ AYLARINDA BESLENMENİZİ HAFİFLETİN Ağır, yağlı ve kızartılmış yiyecekler yerine sindirimi kolay besinler tercih edilmelidir. Kahvaltıda az yağlı peynirler, taze sebzeler ve zeytin; ana öğünlerde ise ızgara veya haşlama yöntemleriyle hazırlanmış yemekler tüketilmelidir. Sebze ve meyveler vitamin ve mineral ihtiyacının karşılanmasına yardımcı olurken, şerbetli tatlılar yerine sütlü veya meyveli tatlılar tercih edilmelidir. Uzun süre aç kalınmasına neden olan şok diyetlerden de kaçınılmalıdır. 5. İÇECEK SEÇİMİNİZİ DİKKATLİ YAPIN Çay, kahve ve gazlı içecekler günlük su ihtiyacını karşılamaz. Aşırı tüketildiklerinde sıvı dengesini olumsuz etkileyebilir. Yaz aylarında suyun yanı sıra ayran, süt, sade maden suyu ve şekersiz komposto gibi içecekler daha doğru seçeneklerdir. Gün boyu yeterli miktarda sıvı alınmasına dikkat edilmeli; özellikle idrar söktürücü etkisi bulunan alkol ve kafeinli içeceklerin tüketimi sınırlandırılmalıdır. 6. KRONİK HASTALIĞINIZ VARSA SICAKLARA KARŞI DAHA DİKKATLİ OLUN Hipertansiyon, diyabet, kalp ve böbrek hastaları sıcak havalardan daha fazla etkilenebilir. Bu nedenle serin ortamlarda bulunmaları, düzenli sıvı tüketmeleri ve güneşin en yoğun olduğu saatlerde dışarı çıkmamaları önem taşır. İlaç dozlarında veya kullanım saatlerinde değişiklik yapılması gerekiyorsa mutlaka hekim görüşü alınmalıdır. 7. KLİMAYI DOĞRU KULLANIN Klimalar doğru kullanıldığında sıcak havaların olumsuz etkilerini azaltır. Ancak filtrelerinin düzenli olarak temizlenmesi ve ortam sıcaklığının dış ortamla aşırı fark oluşturmayacak şekilde, yaklaşık 23 derecede tutulması gerekir. Ani sıcaklık değişimleri çeşitli sağlık sorunlarına neden olabilir. 8. HALSİZLİK VE BAŞ AĞRISINI HAFİFE ALMAYIN Yaz aylarında görülen halsizlik, baş ağrısı ve tansiyon düşüklüğü çoğu zaman sıvı ve elektrolit kaybından kaynaklanır. Ancak yeterli sıvı alımına rağmen bu şikâyetler devam ediyor ya da göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, bilinç bulanıklığı, bulantı ve kusma gibi belirtiler eşlik ediyorsa mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. 9. SICAK ÇARPMASINDA İLK MÜDAHALEYİ ÖĞRENİN Sıcak çarpması yaşayan kişi derhal serin bir ortama alınmalı, üzerindeki fazla kıyafetler çıkarılmalı ve üzerine ılık su uygulanarak buharlaşma yoluyla soğutulmalıdır. Bilinci açıksa su verilebilir. Ancak bilinci kapalı kişilere ağızdan sıvı verilmemeli; kolonya dökmek veya buz gibi suyla ani soğutma uygulamak gibi yanlış yöntemlerden kaçınılmalıdır. Eş zamanlı olarak acil sağlık desteği istenmelidir. 10. ÇOCUKLARI SICAK HAVALARDA DAHA YAKINDAN TAKİP EDİN Çocuklar, sıvı kaybından yetişkinlere göre daha hızlı etkilenebilir. Bu nedenle günün en sıcak saatlerinde dışarıda kalmamaları, sık sık su içmeleri, ince ve açık renkli kıyafetler giymeleri ve şapka kullanmaları sağlanmalıdır. Ayrıca oyun sırasında düzenli dinlenme molaları vermeleri teşvik edilmelidir. Şekerli ve gazlı içecekler yerine su tüketmeleri konusunda desteklenmeleri büyük önem taşır.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.