Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Barış

bursaarena.com.tr - Barış haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Barış haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Gazze barış istediğini ortaya koydu Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Gazze barış istediğini ortaya koydu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ile düzenlediği ortak basın toplantısında Gazze’deki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Erdoğan, İsrail yönetimini “uzlaşmaz ve saldırgan” tutumunu sürdürmekle eleştirirken, Gazze’nin yeniden imarı ve güvenliğin sağlanması için gerekli şartların bir an önce oluşturulması gerektiğini söyledi. ANKARA (İGFA) - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında Gazze ve Filistin’deki gelişmeleri değerlendirdi. Erdoğan, Filistinlilerin yapıcı tutum sergilemesine rağmen İsrail yönetiminin uzlaşmaz ve saldırgan tavrını sürdürdüğünü belirterek, tarafların çatışma ve barış konusundaki tutumlarının ortaya çıktığını ifade etti. Gazze halkının barıştan yana olduğunu vurgulayan Erdoğan, “Gazze halkı barıştan yana olduğunu, barış istediğini bu uğurda güçlü bir iradeye sahip olduğunu açıkça ortaya koymuştur” dedi. Erdoğan, Gazze’nin yeniden imar ve inşa sürecinin başlatılması gerektiğini belirterek, bunun için güvenliğin temin edilmesine yönelik koşulların da bir an önce oluşturulması çağrısında bulundu. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan: “Bugünkü görüşmemizde ayrıca Mescid-i Aksa ve El-Halil'de Hz. İbrahim Camii başta olmak üzere Filistin topraklarındaki kutsal mekanlara yönelik saldırı, ihlal ve tahriklere karşı dayanışmamızı yineledik. İlk kıblemiz Mescid-i Aksa'ya… pic.twitter.com/VES3z5oK07 — T.C. İletişim Başkanlığı (@iletisim) August 12, 2026 MESCİD-İ AKSA VE KUTSAL MEKANLAR VURGUSU Görüşmede Filistin topraklarındaki kutsal mekanlara yönelik saldırı, ihlal ve provokasyonların da ele alındığını aktaran Erdoğan, Mescid-i Aksa ile El-Halil’deki Hz. İbrahim Camii başta olmak üzere mukaddes mekanların korunmasına yönelik dayanışmanın sürdürüleceğini söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İlk kıblemiz Mescid-i Aksa'ya ve diğer mukaddes mekanlarda statükonun değiştirilmesine yönelik provokasyonlara özellikle şiddetle karşıyız” ifadelerini kullandı. “FİLİSTİN DAVASI GÖNÜLLERDE BÜYÜMEYE DEVAM EDECEK” Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hükümetinin bölgedeki kaos ve çatışmalardan yararlanarak Filistin meselesini uluslararası gündemden düşürmeyi amaçladığını savundu. Erdoğan, “Ne yaparlarsa yapsınlar bunda muvaffak olamayacak. Tüketilmeye çalışıldıkça Filistin davası gönüllerde büyümeye devam edecek” değerlendirmesinde bulundu. Erdoğan ile Abbas'ın görüşmesinde Gazze'deki durumun yanı sıra Filistin topraklarındaki kutsal mekanların statüsüne ilişkin gelişmelerin ve bölgede kalıcı barışın sağlanmasına yönelik adımların ele alındığı belirtildi.

Meclis'te tarihî gün: Çerçeve yasa Genel Kurul'da görüşülmeye devam ediyor Haber

Meclis'te tarihî gün: Çerçeve yasa Genel Kurul'da görüşülmeye devam ediyor

Tarihî teklifin ilk 7 maddesi kabul edildi. Meclis, üç günlük çalışma takvimi konulan teklif oylamasından sonra tatile girecek. İktidarın "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırdığı yeni çözüm süreci kapsamında Türkiye'nin beklediği tarihî kanun teklifi olan 'çerçeve yasa', 140'a yakın kişinin dinlendiği ve onlarca görüşmenin yapıldığı bir yıllık süreç komisyonu mesaisinin ardından bugün (10 Ağustos) TBMM Genel Kurulu'nda oylamaya sunuldu. "Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi" adı verilen teklif, PKK'nın fesih ve silah bırakma kararının ardından 5 Ağustos 2025'te çalışmalarına başlayan süreç komisyonunun raporundan sonra hazırlandı. Komisyonun kurulmasından tam bir yıl sonra, 592 vekilden 360'nın imzaladığı teklif önce 5 Ağustos'ta TBMM Başkanlığı'na sunuldu. Ardından 8 Ağustos'ta Adalet Komisyonu'nda 18 saat süren görüşmelerde; AKP, MHP, DEM Parti ve Yeni Parti "evet" oyu verdi. Genel Kurul oylamasında ise AKP, MHP, DEM Parti, Yeni Parti ve Yeni Yol grupları ile HÜDA Par, TİP ve EMEP'in "evet" oyu, Yeniden Refah Partisi ve İyi Parti'nin ise "hayır" oyu kullanması bekleniyor. Yeni Partili 91 milletvekilinden en az 30 vekil ise teklife "hayır" oyu vereceklerini açıkladı. MHP'nin TBMM Başkanvekili Celal Adan'ın başkanlık ettiği Genel Kurul'daki tarihî oturumda, Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve İyi Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu da görüşmeleri izledi. Saat 11.00'de başlayan Genel Kurul görüşmelerinden hemen önce, partisinin yasaya ilişkin oylama tutumun görüşüldüğü grup toplantısını gerçekleştiren Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Genel Kurul kürsüsündeki konuşmasında, "Barışın önünü açacağız, bu yasaya 'hayır' deme hakkına en çok sahip olan Yeni Parti, kendi hakkını, milletin barış hakkının önüne koymayacak, barışın önünde durmayacağız!" diyerek teklife "evet" oyu vereceklerini duyurdu. Yeni Partili vekillerin oylarına da dikkati çeken Özel, "Ben ve yönetici arkadaşlarım tarihsel bir tutarlılık ve sorumluluk içerisinde bu yasaya ‘evet’ diyeceğiz. Milletvekillerimiz de seçildikleri illerinde millet ne diyorsa ona göre karar verecek, ona göre oy kullanacaktır. Bu ifadeyle Yeni Parti Grubunu kararında serbest bırakıyor değilim" diye konuştu. AKP Grup Başkanı Abdullah Güler, teklifin tümü üzerine yaptığı konuşmasında, muhalefetin çerçeve yasanın milletvekillerinden gizlendiğine ilişkin “Kanunu 3 kişi biliyor, bu gizli kanun” iddialarına yanıt vererek, "Bugünlerde duyduğum en büyük yalanlardan biri bu kanunu üç kişi biliyormuş iddiasıdır. Gizli kapaklı bir şey yok altıncı maddeyi okuyanlar ne olduğunu çok net göreceklerdir, bir zahmet okusalardı. Efendim, bir partinin kapalı grup toplantısına atıf var. 'Efendim öyle demiş, böyle demiş', uydurma! Adı üzerinde dedikodu, adı üzerinde birilerinin ifadesi. Hiç alakası yok" diye tepki gösterdi. Genel Kurul'a katılan İyi Parti milletvekilleri Türk bayraklı atkı takarak sıralarına Türk bayrakları koyarken, Genel Başkan Dervişoğlu da teklif üzerine aldığı sözde, çerçeve yasayı "kalkışma" olarak nitelendirdi. Teklifin, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ömür boyu Cumhurbaşkanı kalabilmesinin de önünü açacağını öne süren Dervişoğlu, "Milli kimliğimize ve Cumhuriyetimize karşı girişilen büyük bir kalkışmadır! Bu neden bir kalkışmadır, söyleyeyim: Sürekli Kürt sorunu dediğiniz ama altını bir türlü dolduramadığınız mesele var ya, işte siz, sorunun öznesi yaptığınız Kürtleri, PKK ile eşitlemeye çalıştığınız için bir kalkışmadır!" dedi. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ise,"Yüz yıldır size ‘bölüneceğiz’ korkusu anlatıldı. Oysa bu ülkeyi bölünmeye en çok yaklaştıran şey çatışmanın kendisiydi. Kürtler ayrılmak isteseydi bu Meclis’in çatısı altında olmazdık. Biz buradayız; çünkü vatan ortak, gelecek ortaktır" diye konuştu. Teklif görüşmelerinin bugün tamamlanamaması halinde görüşmeler, 11 Ağustos Salı ve 12 Ağustos Çarşamba günü sürdürülecek. 12 maddelik düzenleme, TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilmesinin ardından yürürlüğe girecek ancak maddeleri hemen uygulanmayacak. Önce Milli Güvenlik Kurulu, (MGK), PKK/KCK ile bağlantılı her türlü oluşumun kendini feshettiğini ve silahları tamamen bıraktığını tespit ve teyit edecek. Yasanın 6 aylık uygulama süresi, teyit ve tespit sürecinin ardından MGK kararının Resmî Gazete'de yayımlanmasıyla başlayacak.

Kuzey Kore: Nükleer silahsızlanma önce Amerika'nın müttefikleriyle başlamalıdır Haber

Kuzey Kore: Nükleer silahsızlanma önce Amerika'nın müttefikleriyle başlamalıdır

Kuzey Kore, geçtiğimiz hafta Ankara'da gerçekleştirilen NATO Zirvesi sonrası yükselen askeri bloklaşma ve hızlanan silahlanma faaliyetleri nedeniyle ABD ve müttefiklerini sert bir dille kınadı. Egemenlik haklarımız tehdit olarak yansıtılıyor Kuzey Kore Merkezi Haber Ajansı’nın (KCNA) haberine göre Dışişleri Bakanlığı açıklamasında, NATO liderlerinin Pyongyang'ın meşru egemenlik haklarını kullanmasını bir "tehdit" gibi göstermeye çalıştığı savunuldu. Açıklamada, Kuzey Kore'nin kendi güvenlik çıkarlarını ve bölgesel barışı korumak adına egemenlik haklarını sorumlu bir şekilde kullanmaya devam edeceği vurgulandı. Ankara Zirvesi'nde 50 milyar dolarlık anlaşma Türkiye'nin ev sahipliğinde Ankara'da düzenlenen zirvede, ABD Başkanı Donald Trump'ın Avrupalı müttefiklerine yönelik "savunma yükünü paylaşma" yönündeki baskıları sonucunda, değeri 50 milyar doları aşan askeri ve endüstriyel satın alma anlaşmaları imzalandı. Zirve kapsamında Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae-myung, Seul'ün NATO üyeleriyle ileri teknolojiler, araştırma-geliştirme ve silah sistemleri üretimi gibi alanlarda iş birliğini genişletmeyi hedeflediğini ifade etti. Savaş ve çatışma bloğu Pyongyang yönetimi, Ankara'daki zirvenin NATO'nun bir "savaş ve çatışma bloğu" olduğunu kanıtladığını öne sürdü. Şarku’l Avsat’ın KCNA’dan aktardığına göre Kuzey Kore Dışişleri Bakanlığı, ittifakın Avrupa ve Asya-Pasifik bölgesindeki barış ve güvenliği tehlikeye atarak, yalnızca kendi "jeopolitik çıkarlarını" gözetmeye çalıştığını ifade etti. Seul / Şarku'l Avsat

DİSK'ten NATO Zirvesi Protestosu: "Kaynaklar Savaşa Değil Barışa Ayrılsın!.." Haber

DİSK'ten NATO Zirvesi Protestosu: "Kaynaklar Savaşa Değil Barışa Ayrılsın!.."

DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, “NATO Zirvesi gerekçe gösterilerek, Ankara'da ilan edilen yasaklar ve kısıtlamalar, haksız gözaltılar ve tutuklamalar hiçbir şekilde kabul edilemez. Demokratik özgürlüklerin ve sendikal hakların eksiksiz biçimde korunması gerekliliğinin altını tekrar tekrar çiziyoruz” dedi. Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) üyeleri, Ankara'da yapılacak NATO Zirvesi'ni protesto etmek için Taksim’de Atatürk Kültür Merkezi (AKM) önünde toplanarak Dolmabahçe'ye kadar yürüdü. DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, burada yaptığı açıklamada, şunları söyledi: "Bugün İstanbul'da Taksim Meydanı'ndan yola çıktık ve Türkiye'de, bu topraklarda antiemperyalist mücadelenin simgelerinden birisi olan Dolmabahçe'deyiz. 7-8 Temmuz'da Ankara'da NATO'nun yeni bir zirvesi yapılacak. 7-8 Temmuz'da Ankara'da, bizim topraklarımızda emperyalizmin savaş örgütü NATO'nun yeni bir toplantısı yapılacak. Tam da böylesi bir süreçte antiemperyalist mücadeleyi varlığının temel dayanaklarından birisi olarak gören Konfederasyonumuz DİSK'in bu süreçteki görüşlerini, tutumunu açıklamak üzere buradayız. Daha NATO zirvesi başlamadan yapılan hazırlıklar ve alınan önlemler kapsamında yapılan her şey, ülkemizi yöneten siyasi iktidarın ve aslında NATO'nun zihniyetini, kendi ülkesinde emekçi halklara nasıl baktığını açıkça gösteriyor. Emekçilerin yaşamı abluka altına alınıyor, demokratik haklar sınırlandırılıyor, kamusal alan daraltılıyor. NATO Zirvesi'ni protesto edebileceği ihtimaliyle yüzlerce insanın evi basıldı, onlarca insan tutuklandı. Gençlerimiz, akademisyenlerimiz, hatta ekoloji gönüllüleri tutuklandı. Gazetecilerin sorabileceği sorulardan korkuldu, eleştirel medyanın zirveyi izlemesi engellendi. En temel demokratik haklardan birisi olan toplantı ve gösteri hakkı tümüyle askıya alındı. "ANKARALILAR KENDİ ÜLKELERİNİN BAŞKENTİNDE ÖNLEMLERİN ESİRİ HALİNE GETİRİLDİLER" Ankara ise Türkiye'nin başkenti ise büyük bir abluka ve makyaj operasyonuyla zirveye hazırlandı. Ankaralılar kendi ülkelerinin başkentinde önlemlerin esiri haline getirildiler. Zirve öncesinde protokol güzergahlarının hızla yenilenmesi, kentin belirli bölgelerinin vitrin haline getirilmesi hepimizin gözleri önünde yaşandı. Yıllardır çözülemeyen sorunların bir anda yabancı devlet başkanları için görünmez hale getirilmesi, yol kenarlarına konulan panolar bu sürece damgasını vurdu. Evet 7-8 Temmuz'da Ankara'da NATO Zirvesi gerçekleştirilecek ve bizler işçi sınıfı olarak, emekçiler olarak ve Türkiye işçi sınıfının biricik örgütü DİSK olarak, sesimizi yükseltiyoruz. NATO Zirvesi'nde yeni savaş politikaları konuşulacak. Biz barış istiyoruz. Dünyanın dört bir yanında savaşların, çatışmaların, silahlanma yarışının ve militarist politikaların ağır bedelini emekçiler ve halklar ödemektedir. "BİZ KUTUPLAŞMAYI DEĞİL, HALKLARIN DAYANIŞMASINI SAVUNUYORUZ" Aynı zamanda bütçe diyoruz. Çünkü biliyoruz ki aynı zamanda hızla artan savunma harcamaları sosyal koruma sistemlerinin, nitelikli kamu hizmetlerinin ve eşitsizlikleri azaltmaya yönelik politikaların geleceğini tehdit etmektedir. Savaşlar her zaman ölüm, yıkım, göç, yoksulluk ve sömürü demektir. Bu nedenle bizler barışı, demokrasiyi ve halkların kardeşliğini savunuyoruz. Bugün de dünya yeni silahlanma programlarının artan askeri harcamaların ve gerilim politikalarının gölgesindedir. Biz ise bir emek örgütü olarak daha fazla silahlanmaya değil, daha fazla barışa ihtiyaç duyduğumuzu söylüyoruz. Ankara'da yapılacak zirvede askeri harcamaların arttırılması, yeni güvenlik stratejileri ve silahlanma politikaları konuşulurken yani emperyalistler bu savaş politikalarını konuşurken biz onun karşısında biz işçiler ve emekçiler olarak başka bir dünyanın mümkün olduğunu haykırıyoruz. Hep söylediğimiz gibi DİSK olarak barış emekle gelecek, barış işçilerle gelecek, biz dünyamızda kutuplaşmayı değil, bir arada olmayı halkların dayanışmasını savunuyoruz. Emekliler için 3 odalı prefabrik bungalov modelleri ve fiyatları 2026AnswersGalore "SİLAHLANMAYA AYRILAN HER KURUŞ İŞÇİNİN ÜCRETİNDEN, EMEKLİNİN AYLIĞINDAN ÇALINMAKTADIR" Biz daha fazla silahlanma değil, daha fazla iş, aş, sosyal güvenlik istiyoruz. Biz daha fazla füze değil, daha fazla okul istiyoruz. Daha fazla askeri harcama değil, daha fazla hastane, halkın koruyucu sağlık hizmetleri için yatırım yapılmasını istiyoruz. Biz daha fazla savaş bütçesi değil, insanca yaşamaya yetecek ücretler, nitelikli sosyal güvenlik ve kamusal hizmetler istiyoruz. Dedik ya tüm dünyada da ülkemizde de tarihte de bugün de savaşların bedelini her zaman işçiler, emekçiler, kadınlar, gençler, çocuklar yani halklar öder. Savaşlarda yoksullar ölür, silah şirketleri, savaş tüccarları ve bir avuç sermaye kazanır. Silahlanmaya ayrılan her kuruş kaynak işçinin ücretinden, emeklinin aylığından, öğrencinin eğitim hakkından, halkın sağlık hizmetlerinden çalınmaktadır. Bugün dünyanın her yerinde ve bölgemizde halkları birbirine düşman edenler, bölgeleri kan gölüne çevirenler bugün de yeni savaş politikalarını ve stratejilerini bizim topraklarımızda konuşacaklar. Bugün dünyanın her yerinde yanı başımızda Filistin'de, Lübnan'da milyonlarca insan savaşlar, çatışmalar ve yoksulluk nedeniyle yerinden yurdundan olmakta, göç yollarında yaşam mücadelesi vermektedir. Halkları karşı karşıya getiren politikalar yerine halkların eşitliğini, halkların kardeşliğini savunuyoruz. Ve halkların eşitliği ve kardeşliği temelinde bir gelecek için mücadele veriyoruz. Biz emek örgütleri olarak biliyoruz ki dünyanın neresinde olursa olsun savaşın kaybedeni işçiler, kazananı ise savaşlardan beslenen güç odakları ve emperyalistlerdir. Savaşlar milyonlarca işçiyi, emekçiyi düşük ücretle güvencesiz çalışmaya, yoksulluğa mahkum etmektedir. Bu nedenle DİSK olarak NATO Zirvesi'ne yalnızca bir dış politika meselesi olarak değil, aynı zamanda bir emek, demokrasi ve insanca yaşam meselesi olarak bakıyoruz. "KAYNAKLAR BARIŞA VE İNSANA AYRILSIN" Bugün bütün dünyada otoriter rejimler desteklenmekte, savaşlar körüklenmekte, uluslararası hukuk yok sayılmaktadır. DİSK açısından esas olan işçilerin haklarının, tüm demokratik hak ve özgürlüklerin güvence altında olduğu, eşitliğin, özgürlüğün, adaletin, barışın ve kardeşliğin egemen olduğu emeğin Türkiye'si ve emeğin dünyasını kurma mücadelesidir. DİSK açısından esas olan demokrasiye, eşitliğe, özgürlüğe, adalete ve cumhuriyete sahip çıkmaktır. NATO Zirvesi gerekçe gösterilerek, Türkiye Cumhuriyeti’nin başkenti Ankara'da ilan edilen yasaklar ve kısıtlamalar, haksız gözaltılar ve tutuklamalar hiçbir şekilde kabul edilemez. Demokratik özgürlüklerin ve sendikal hakların eksiksiz biçimde korunması gerekliliğinin altını tekrar tekrar çiziyoruz. Örgütlenme özgürlüğü, toplu pazarlık hakkı ve sosyal diyalog güvenlik gerekçesiyle sınırlandırılamaz. Türkiye'de, bölgemizde ve dünyada savaş politikalarının değil, barışın, dayanışmanın ve ortak yaşamın egemen olmasını istiyoruz ve bunun için mücadele ediyoruz. İşçiler olarak sesleniyoruz, ülkemizin kaynakları ürettiğimiz tüm değerler savaşa değil, silaha değil, ölüme değil, barışa ve insana ayrılsın." Cumhuriyet

20. Uluslararası Halk Dansları Festivali kortejle başladı Haber

20. Uluslararası Halk Dansları Festivali kortejle başladı

Denizli Büyükşehir Belediyesi’nin bu yıl 20’ncisini düzenlediği Uluslararası Halk Dansları Festivali, kortej yürüyüşüyle başladı. 20 farklı ülkeden yüzlerce sanatçı, 5 Temmuz’a kadar Denizli’de kültürel bir şölen sunacak. DENİZLİ (İGFA) - Denizli Büyükşehir Belediyesi’nin gelenekselleşen ve kentin uluslararası arenadaki prestijli kültürel etkinliklerinden biri olan Uluslararası Halk Dansları Festivali, yirminci yılına ulaşmanın gururu ve coşkusuyla başladı. 29 Haziran-5 Temmuz 2026 tarihleri arasında kenti adeta kıtaların ve renklerin birleştiği bir sahneye dönüştürecek olan organizasyon, ilk gününde Denizli halkından yoğun ilgi gördü. GAZİ BULVARI’NDA RENKLİ KORTEJ Festival, Gazi Bulvarı’ndan Delikliçınar Meydanı’na uzanan kortej yürüyüşü ile başladı. Kortej yürüyüşünde, Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, Başkan Vekili Ali Marım, CHP Denizli İl Başkanı Ali Osman Horzum, Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Özgür Başkurt, daire başkanları, vatandaşlar ve festivale katılım sağlayan dans ekipleri yer aldı. Farklı kıtalardan Denizli’ye gelen dansçı ve müzisyenler, kendi coğrafyalarına özgü otantik kıyafetleri ve yerel ezgileriyle caddeyi adeta bir renk cümbüşüne çevirdi. Çevredeki yüzlerce vatandaşın alkışları ve sevgi gösterileri eşliğinde ilerleyen kortej, Delikliçınar Meydanı’nda son buldu “19 İLÇENİN TAMAMINDA YAŞAYAN BİR SANAT ŞEHRİ BÜYÜTÜYORUZ” Kortejin ardından vatandaşlara seslenen Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, kentin her noktasını sanatla buluşturma kararlılığını vurgulayarak, “Sanatın birliği ve kardeşliğinin dünyanın her yerine yayıldığı bu etkinlikte sizlerle olmak mutlulukların en büyüğü. Şehrimiz, sanat şehri Denizli vizyonunu her geçen gün geliştiriyor. Sadece merkezde değil, 19 ilçemizin tamamında sanatın yaşadığı bir şehri hep beraber büyütüyoruz; sinema günlerinden konserlere, resimden karikatüre kadar sanatı şehrin her yerine egemen hale getiriyoruz. Çünkü biz biliyoruz ki bu şehrin insanları mutlulukların en güzelini hak ediyor ve bu mutluluğu dünyanın birçok ülkesindeki dostlarımızla kardeşlik, birlik ve beraberlik içerisinde yaşamak bizim için çok kıymetli” dedi. BAŞKAN ÇAVUŞOĞLU’NDAN “YURTTA SULH, CİHANDA SULH” VURGUSU Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün barış şiarını hatırlatan Başkan Çavuşoğlu, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Dünyanın tüm halklarının kardeş olduğu, kimsenin kimseye üstünlük kurmadığı ve bu kardeşliğin birilerinin hırsıyla son bulmadığı bir dünyada yaşamak istiyoruz. Maalesef dünyanın birçok yerinde küresel güçlerin bombalarıyla genç kardeşlerimiz, yavrularımız hayatını kaybediyor. Hayatını savaş meydanlarında harcamış bir liderin evlatları olarak, ‘Yurtta sulh, cihanda sulh’ şiarını dünyanın her yerinde egemen hale getirmek en büyük görevimiz olacak; hangi renkten, dilden veya inançtan olursa olsun, savaş kime zulmederse etsin karşısında durmaya devam edeceğiz. Bu etkinliklerin barışı ve kardeşliği büyüttüğüne olan inancımla, bir hafta boyunca sanatın en güzelini hep birlikte yaşamayı diliyorum.” İLK GECE GÖSTERİLERİ DENİZLİLİLERİ BÜYÜLEDİ Başkan Çavuşoğlu’nun konuşmasının ardından, festivalin ilk gün gösterileri meydanda kurulan sahnede başladı. Dünyanın farklı coğrafyalarından gelen halk dansları toplulukları sırasıyla sahne alarak geleneksel ritimlerini, göz alıcı figürlerini ve sahne performanslarını sergiledi. Otantik müzikler ve büyüleyici kostümlerle sunulan gösteriler, meydanı dolduran vatandaşlar tarafından uzun süre alkışlandı. 20 ÜLKEDEN YÜZLERCE DANSÇI DENİZLİ’DE BULUŞTU Bu yıl 20’ncisi düzenlenen festivalde, hafta boyunca misafir ekipler yerel dansları, otantik müzikleri, göz alıcı geleneksel kostümleri ve sahne performanslarıyla Denizli halkına unutulmaz anlar yaşatacak. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Başkurt Cumhuriyeti, Rusya, Balkarya Cumhuriyeti, Gürcistan, Bulgaristan, Senegal, Cezayir, Şili, Meksika, Kolombiya, Kuzey Osetya, Kosova, Kırgızistan, Makedonya, Romanya, Arnavutluk, Moldova ve İran, hafta boyu festivalde kültür miraslarını sahneye taşıyacak.

İstanbul'da aşura matem merasimi programı: “Muharrem ayı Kerbela’da zalimin zulmüne boyun eğmeyenlerin matemidir” Haber

İstanbul'da aşura matem merasimi programı: “Muharrem ayı Kerbela’da zalimin zulmüne boyun eğmeyenlerin matemidir”

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanvekili Nuri Aslan, Türkiye Caferileri Evrensel Aşura Matem Merasimi’nde yaptığı konuşmada birlik, kardeşlik ve adalet vurgusu yaptı. Aslan, Caferi toplumunun taleplerine destek vermeye devam edeceklerini söyledi. İSTANBUL (İGFA) - İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkan Vekili Nuri Aslan, Yahya Kemal Beyatlı Gösteri Merkezi’nde düzenlenen Türkiye Caferileri Evrensel Aşura Matem Merasim Törenine katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan törende Kur’an-ı Kerim tilaveti gerçekleştirildi. Programda; CAFERİDER Başkanı Hasan Babur, Mesut Yıldırım, Esma Ersin, İBB Başkanvekili Nuri Aslan, Hüseyin Simai Sarraf, Davut Gül, Selahattin Özgündüz ve Cevdet Yılmaz konuşma yaptı. Törende konuşan İBB Başkanvekili Nuri Aslan, Muharrem ayı ve Aşura’nın anlamına dikkat çekerek, Kerbela’nın adalet ve direniş sembolü olduğunu ifade etti. Başkan Vekili Aslan, “Muharrem ayı Kerbela’da zalimin zulmüne boyun eğmeyenlerin matemidir” diyerek, Hz. Hüseyin ve Ehl-i Beyt’in mücadelesinin adalet, sabır ve hakikat anlayışıyla anılması gerektiğini söyledi. Toplumun farklı kesimlerinin geçmişte yaşadığı acıların tanınması ve ayrımcılıkların ortadan kaldırılması gerektiğini belirten Aslan, birlik ve kardeşliğin güçlendirilmesinin önemine vurgu yaptı. “AŞURA MERASİMİNİ ÇOK KIYMETLİ BULUYORUZ” Aşura Matem Merasimi’nin geçmişin acılarıyla yüzleşmek ve günümüzde adalet mücadelesini hatırlamak açısından önemli olduğunu dile getiren Aslan, Caferi toplumunun barışçıl duruşunun toplumun tamamı için değer taşıdığını söyledi. Başkan Vekili Aslan, “Tarih boyunca karşılaştığı her türlü haksızlığa ve zorluğa rağmen, adalet ve barış çizgisinden milim sapmayan Caferi toplumunun bu vakur ve barışçıl duruşu hepimiz için çok önemlidir” ifadelerini kullandı. Protokol konuşmalarının ardından Zeynebiye Gençlik Tiyatrosu tarafından sahnelenen Kerbela’nın anlatıldığı kısa tiyatro gösterisi sahnelendi. Tören sahne programlarıyla son buldu.

ENVER ÖZBİLEN: Bir Lokma Ekmek, Bir Çocuk Bezi, Bir oyuncak; Soykırımla Koparılan Bacağa Protez Demek.. Haber

ENVER ÖZBİLEN: Bir Lokma Ekmek, Bir Çocuk Bezi, Bir oyuncak; Soykırımla Koparılan Bacağa Protez Demek..

İnsanoğlu asırlar boyu “kalıcı barış atmosferinin dünyaya baharı yaşattığı dönemleri” gördü mü hiç? 70 milyon Kızılderili soykırımı yanında nükleer atom bombası suçlusu ABD ve yandaşı soykırımcı İsrail günümüzün en acı örnekleri.. Ne yazık ki şeref ve onurunu giderek yitirmekte bu iki ülke yönetimleri? Bir avuç toprak, bir galon petrol, yeraltı değerli madenleri uğruna.. Bu nedenle uluslar, 3. Dünya Savaşı pandemisi ile karşı karşıya.. Beyni virüsler tarafından değil, yüreği “savaş, işgal ve soykırım hastalığı” ile bataklaşan egemen güçler yüzünden.. Bencil üstünlük SARA’sına yakalanmış bu nükleer silahlı insan bozuntuları çağdaş insan değerlerini ve uluslararası hukuku hiçe saymakta.. Bundan böyle bu kendini bilmez hasta ruhlar, tükürüp çöpe attıkları uygarlık sözcüğünü, ağızlarında sakız gibi çiğnemek hakkına sahip değiller.. İnsan ve ulus haklarına bağlı tüm değerleri ve hukuku tepelemiş olmaları yüzünden.... Dünyada çoğu ülkeler sömürgeciliğe dayalı zenginliğin, refahın doruğunda zevk ve sefa sürerken, Filistin halkı, işgal, açlık, yoksulluk, ölüm ve soykırım zulmü ve çağını yaşıyor.. Bu alçaklar yüzünden.. Yaklaşık 80 yıldır.. Siyonistlerce dili, kimliği, inancı, kültürü farklı olduğu için toprağı çalınmakla kalmayıp, geçim kaynakları, kümes hayvanları dahil, tüm varlıklarına hunharca el konulup ezilmekte Filistin halkı.. Kendi yurtlarından kovulup, vatansız bırakılmaları istenilmekte .. Onlar ise, “Ana gibi yar vatan gibi diyar olmaz” sadakati ile ölüm pahasına direnmeye devam etmekte. Euro Med raporuna göre 7 Ekim 2023’ten beri Siyonistlerce her gün 30 Filistin halkı bedensel engelli hale sokulmakta.. Sağlık ve tedavi hizmetleri de vahşi soykırım savaşı nedeniyle felç olmuş durumda.. Siyonistler açlığa bağlı soykırımı da haince ve vahşice uygulamakta.. İnsana, canlıya ve hukuka öz her türlü değeri çiğneyen Siyonistler, ulus halkların vicdanını da ayaklar altına almakta.. Yandaşlarının acımasız desteğini arkalarına alarak.. O işgalci sömürgeci güçler de hep yanlarında.. Batı’nın her devirde her zaman içimizi acıtan çifte standartları yalnızca bizlerin değil tüm dünyanın malumu.. İki yüzlü Avrupa Yayın Birliği, Rusya’yı Eurovision’dan dışlarken İsrail’e kucak açıyor, Viyana Eurovision sahnelerinde.. Utanmazca. Filistin temsilcisinin, Eurovision’a alınan İsrail için, “sanata, kültüre, İnsanlığa ihanet“ sözleri ne kadar yerinde.. Gerçekten sanata, sanatçılara ve Filistin halkına, Dünya kamu vicdanına hakaret değil mi bu?.. Duyarlı bazı ülkeler yarışmadan çekilirken, binlerce sanatçı ve vicdanlı Viyana halkı Eurovision tarihinin en büyük boykot ve protestosunu gerçekleştirdi.. Siyonistlerin soykırımı lanetlendi, haykırılarak ve Filistin bayrakları açılarak.. İyi yürekli kaç Yahudi kaldı İsrail’de bilemem ama Siyonistler Orta Doğu‘yu ele geçirmek sapık ideolojisi ile iyice haydutlaştılar.. Be hey pervasız vicdansız soykırımcılar.. Yıllarca katlettiğiniz Filistin, Lübnan, Suriye ve diğer Orta Doğu halkı acı ve gözyaşı demek.. Gazze demek bir lokma ekmek, bir çocuk bezi, bir oyuncak demek.. Bir kutu ilaç, "Ampute" uzuvlara bir protez demek.. Katlettiğiniz her sivil bedene bir nefes demek.. Sizin bir hamile ana ve bebeğine layık görmediğiniz alçakça aldığınız her nefes gibi.. Alçakça saldırdığınız SUMUD demek.. Umarım şemsiyeniz ABD ve diğer yandaşlarınız ile birlikte, iyi yürekli ulus halkların “insan hakları” denizinde en kısa zamanda boğulursunuz.. Sömürge, savaş ve soykırım heveslisi tüm ruh hastaları ile birlikte.. Mazlum uluslar ve tüm canlılara saygı ve barış çağının yeniden dünyaya egemen olması dileklerimle.. Kurban Bayramınızı Candan Kutlarım.. .... Fotoğraflar; Unicef ..... Yazarın tüm yazıları için tıklayınız

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.