Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Balıkesir

bursaarena.com.tr - Balıkesir haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Balıkesir haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

30 Ağustos’ta Balıkesir’de yürekler bir olacak Haber

30 Ağustos’ta Balıkesir’de yürekler bir olacak

Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, tüm vatandaşları 30 Ağustos Zafer Bayramı’nda düzenlenecek Bayrak Yürüyüşüne davet etti. Balıkesir Büyükşehir Belediyesi, 30 Ağustos Zafer Bayramını coşkuyla kutlayacak. Tüm vatandaşların Zafer Bayramı’nı kutlayan Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, bugünün bağımsızlık yolunda atılmış en önemli adımlardan biri olduğunu vurguladı. Akın, tüm hemşehrilerini 30 Ağustos Zafer Bayramı’nda gerçekleşecek Bayrak Yürüyüşüne davet etti. 30 Ağustos Zaferi’nin Türk milletinin azim, inanç ve kararlılığının tüm dünyaya ilan edildiği bir dönüm noktası olduğunu belirten Başkan Akın, “Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğinde, milletimizin yokluklar ve imkânsızlıklar içinde başlattığı Kurtuluş Savaşı, 104 yıl önce bugün, 30 Ağustos 1922’de kazanılan Büyük Zafer ile taçlanmıştır. Bu zafer; askeri bir başarı olmasının yanında bağımsızlık ve özgürlük sevdasının, milletimizin birlik ve beraberliğinin en büyük kanıtıdır. Türk milletinin, esaret ve boyunduruk kabul etmeyeceğini tüm dünyaya ilan eden bu zafer, bizlere özgür ve bağımsız bir vatan armağan etmiştir.Balıkesir’imiz, Millî Mücadele yıllarında tüm Anadolu’ya umut ışığı olmuş bir direniş merkeziydi. 15 Mayıs 1919’da İzmir işgal edildiğinde, Balıkesir halkı ayağa kalktı, haksızlığa boyun eğmedi. Çünkü bu toprakların mayası, Kuvayımilliye ruhuyla olgunlaşmıştı.” ifadelerini kullandı. “KUVAYIMİLLİYE’NİN BAŞŞEHRİ BAĞIMSIZLIK MÜCADELESİNİN DE ÖNCÜSÜ OLMUŞTUR” “Balıkesir’imiz, daima Kuvayımilliye’nin başşehri ve bağımsızlık mücadelesinin öncüsü olmuştur.” diyen Akın mesajında şu ifadelere yer verdi: “Bizler bugün özgür bir vatanda yaşıyorsak o gün bu topraklarda canını feda eden yiğitlerimizin sayesinde yaşıyoruz. Milletimizin ortak iradesi ve kardeşliği, ülkemizin en büyük gücüdür. İstiklal Madalyalı bir dedenin torunu olarak Kuvayımilliye ruhunu geleceğe taşımak için var gücümle çabalıyorum. Balıkesir’imiz, dün olduğu gibi bugün de birlik ve beraberliğin, cesaretin ve vatan sevgisinin adı olmaya devam edecektir. Bu vesileyle başta Cumhuriyetimizin kurucusu ve Büyük Zafer’in mimarı Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere bağımsızlığımız için canlarını feda eden aziz şehitlerimizi ve kahraman gazilerimizi minnetle anıyorum. 30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun!” AL BAYRAĞIN GÖLGESİNDE YÜREKLER BİR OLACAK Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, tüm vatandaşları 30 Ağustos akşamı Cumhuriyet Meydanı’ndan başlayacak olan 30 Ağustos Zafer Bayramı Bayrak Yürüyüşüne davet etti. 19.00’da Cumhuriyet Meydanı’nda toplanacak olan vatandaşlar, 19.23’te al bayrağın gölgesinde buluşacak. Sırasıyla Milli Kuvvetler Caddesi, Anafartalar Caddesi, Kızılay Caddesi sonrasında da Atatürk Anıtı’nda sona erecek olan bayrak yürüyüşünün ardından Avlu Havuz başında Bodoslama konseri gerçekleşecek.

Sahil Güvenlik gemileri 30 Ağustos’ta ziyarete açılıyor Haber

Sahil Güvenlik gemileri 30 Ağustos’ta ziyarete açılıyor

Sahil Güvenlik Komutanlığı, 30 Ağustos Zafer Bayramı kapsamında Türkiye genelinde 37 limanda gemi ve botların vatandaşların ziyaretine açılacağını duyurdu. Bursa’da ise TCSG-25, Mudanya BUDO İskelesi’nde ziyaret edilebilecek. BURSA (İGFA) - Sahil Güvenlik Komutanlığı, 30 Ağustos Zafer Bayramı kapsamında düzenlenecek etkinlikler çerçevesinde Sahil Güvenlik gemi ve botlarının vatandaşların ziyaretine açılacağını açıkladı. Karadeniz, Marmara ve Boğazlar, Ege Denizi ve Akdeniz Bölge Komutanlıklarına bağlı unsurlar, belirlenen liman ve iskelelerde vatandaşlarla buluşacak. BURSA’DA TCSG-25 ZİYARET EDİLEBİLECEK Marmara ve Boğazlar Bölge Komutanlığı bünyesinde TCSG-25, Mudanya’daki BUDO İskelesi’nde halkın ziyaretine açılacak. İstanbul, Kocaeli, Tekirdağ, Kırklareli, Balıkesir, Çanakkale ve Bursa’nın yanı sıra Karadeniz, Ege ve Akdeniz kıyılarındaki çok sayıda limanda Sahil Güvenlik gemi ve botları ziyaret edilebilecek. ZİYARET SAATLERİ BELLİ OLDU Etkinlik kapsamında Karadeniz Bölge Komutanlığına bağlı unsurlar 10.00-17.00, Marmara ve Boğazlar, Ege Denizi ve Akdeniz Bölge Komutanlıklarına bağlı unsurlar ise 09.00-17.00 veya ilgili bölgede duyurulan saatler arasında vatandaşların ziyaretine açık olacak. Sahil Güvenlik Komutanlığı, 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın coşkusunu paylaşmak ve gemi ile botları yakından görmek isteyen tüm vatandaşları etkinliklere davet etti.

Balıkesir Edremit Kitap Fuarı’nda dördüncü gününde Haber

Balıkesir Edremit Kitap Fuarı’nda dördüncü gününde

Balıkesir Edremit Belediyesi tarafından düzenlenen 8. Edremit Kitap Fuarı, dördüncü gününde çocuk edebiyatından tarihe, doğadan edebiyata uzanan birbirinden farklı söyleşilerle devam etti. BALIKESİR (İGFA) - Balıkesir Edremit Altınkum Fuar Alanı’nda gerçekleşen etkinliklerde çocuklar yazarlarla buluşurken, Nedim Gürsel, Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil ve Buket Uzuner okurlarıyla bir araya geldi. Günün sonunda Celo Boluz’un müzik dinletisiyle fuar alanında keyifli bir akşam yaşandı. ÇOCUKLAR YAZARLARLA HAYAL DÜNYASINDA BULUŞTU 8.Edremit Kitap Fuarı’nın dördüncü günü çocuklara yönelik özel bir etkinlikle başladı. Çocuk kitabı yazarları Merve Başcumalı ve Özgür Özgülgün, minik okurlarla bir araya gelerek kitapları, hikâyeleri, hayal dünyalarını ve bir kitabın yazım aşamasından çocukların eline ulaşmasına kadar geçen süreci anlattı. Yazarların anlattığı hikâyelerle çocuklar masal dünyasının kapılarını aralarken, fuar alanında çocukların kitaplara duyduğu heyecan renkli görüntüler oluşturdu. Çocukların kitaplarla buluştuğu söyleşinin ardından konuklara plaketlerini Edremit Belediye Başkan Yardımcısı Metin Tunçer ile fuarın minik katılımcıları Belinay ve Burak takdim etti. NEDİM GÜRSEL’DEN “YERYÜZÜNDE BİR YOLCULUK” Fuarın dördüncü gününde usta yazar Nedim Gürsel, “Yeryüzünde Bir Yolculuk” söyleşisiyle okurlarıyla buluştu. 40 yılı aşkın sanat hayatında öyküden romana, denemeden gezi yazılarına uzanan pek çok esere imza atan Gürsel, edebiyatın izinde farklı coğrafyalara, kentlere ve insan hikâyelerine uzanan sanat serüvenini anlattı. Türkiye’den Paris’e uzanan yaşam ve edebiyat yolculuğunun yanı sıra aldığı ödüller ve yazarlık serüveni üzerine değerlendirmelerde bulunan Gürsel, çocukluğunun geçtiği coğrafyada okurlarıyla buluşmaktan duyduğu mutluluğu dile getirdi. Söyleşinin ardından Gürsel’e plaketini Belediye Başkan Yardımcısı Cavit Cebeci takdim etti. “FATİH VE LİDERLİK SIRLARI” KONUŞULDU 8.Edremit Kitap Fuarı’nın bir diğer konuğu akademisyen Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil oldu. Şimşirgil, “Fatih ve Liderlik Sırları” konulu söyleşisinde Fatih Sultan Mehmet’in çocukluk ve gençlik yıllarından eğitimine, ilme verdiği önemden kararlılığına ve ileri görüşlülüğünden liderlik özelliklerine kadar birçok yönünü anlattı. Fatih Sultan Mehmet’in hayatı üzerinden bilgi, vizyon, cesaret ve kararlılığın büyük hedeflere ulaşmadaki öneminin ele alındığı söyleşide, liderlik kavramı tarihsel bir perspektifle değerlendirildi. Söyleşinin ardından Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil’e plaketini Edremit Belediye Başkanı Mehmet Ertaş takdim etti. BUKET UZUNER: “AĞAÇLAR YOKSA İNSAN VE EDEBİYAT YOK” Fuarın dördüncü gününde doğa, insan ve edebiyat ilişkisi de masaya yatırıldı. Yazar Buket Uzuner, “Ağaçlar Yoksa İnsan ve Edebiyat Yok” başlıklı söyleşide doğayla kurduğumuz ilişkiyi, ağaçların ve tabiatın yaşamımızdaki yerini ve çevre sorunlarını ele aldı. İnsanın doğadan ayrı değil, doğanın bir parçası olduğunu vurgulayan Uzuner, çocuklara ağaçların canlı olduğunun anlatılması gerektiğine dikkat çekerek doğanın korunmasının gelecek kuşaklara bırakılacak en önemli miraslardan biri olduğunu söyledi. Uzuner söyleşide ayrıca kadınların toplumdaki yeri ve kadın yazarlara yönelik bakış açıları üzerine de değerlendirmelerde bulundu. Söyleşinin ardından Buket Uzuner’e plaketlerini Belediye Meclis Üyeleri Güneş Durgut ve Mustafa Erçevik takdim etti. CELO BOLUZ’LA MÜZİK DOLU KAPANIŞ 8.Edremit Kitap Fuarı’nın dördüncü günü, Celo Boluz’un güçlü sesi ve ezgileriyle sona erdi. Anadolu’nun zengin ezgileriyle farklı kültürlerin seslerini buluşturan Boluz, seslendirdiği türküler ve ezgilerle fuar alanındaki dinleyicilere keyifli bir akşam yaşattı. Müziğin farklı diller ve coğrafyalar arasında kurduğu evrensel bağın öne çıktığı dinletide, dinleyiciler kimi zaman hüzne, kimi zaman sevdaya, kimi zaman da birlikte söylemenin coşkusuna ortak oldu. Gecenin sonunda sanatçıya plaketini Belediye Meclis Üyesi Mehmet Döğer takdim etti. KÖRFEZ YAZARLARINA TEŞEKKÜR Fuarın dördüncü gününde kitapları ve imza etkinlikleriyle okurlarıyla buluşan Körfez Yazarlarına da teşekkür edildi. Belediye Başkan Yardımcısı Metin Tunçer, Belediye Meclis Üyeleri Mehmet Döğer, Mustafa Erçetin, Oktay Sümertaş ve Ertal Küçükaslan ile Körfez Yazarları Koordinatörü ve Edremit Lisesi Mezunları Derneği Başkanı Hülya Budak, fuara katkı sunan Körfez Yazarlarına kalem hediye ederek teşekkürlerini iletti. BAŞKAN ERTAŞ: “BİZİ BİR ARAYA GETİREN HEP AYNI ŞEY; KİTAP, KÜLTÜR VE SANAT” Edremit Belediye Başkanı Mehmet Ertaş, fuarın dördüncü gününün ardından yaptığı değerlendirmede, Altınkum Fuar Alanı’nda her yaştan kitapseverle bir araya gelmekten duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Başkan Ertaş, “Her gün başka bir hikâye, başka bir ses, başka bir düşünce… Ama bizi bir araya getiren hep aynı şey: kitap, kültür ve sanat. 8. Edremit Kitap Fuarımızın dördüncü gününü de geride bıraktık. Bugün de Altınkum Fuar Alanı’nda kitapsever komşularımızla aynı heyecanı paylaştık. Çocuklarımızın kitapların renkli dünyasında kaybolmasına, gençlerimizin yeni düşüncelerle buluşmasına, büyüklerimizin yıllardır taşıdığı kitap sevgisini yeniden yaşamasına tanıklık ettik. Fuarımızın bu güzel atmosferini birlikte oluşturan kıymetli konuklarımıza ve fuar alanımızı dolduran sevgili kitapsever komşularıma teşekkür ediyorum” dedi. Başkan Ertaş, 8. Edremit Kitap Fuarı’nın devam eden etkinliklerine tüm kitapseverleri Altınkum Fuar Alanı’na davet etti

Balıkesir’de Kurtdereli Yağlı Güreşleri başladı Haber

Balıkesir’de Kurtdereli Yağlı Güreşleri başladı

Balıkesir Büyükşehir Belediyesi ve Karesi Belediyesinin ev sahipliğinde bu yıl 66’ncısı düzenlenen Geleneksel Kurtdereli Mehmet Pehlivan Yağlı Güreşleri, coşkuyla başladı. Üç gün sürecek olan güreşler için 1642 güreşçi kol bağladı. Kurtdereli Güreşleri’nde pazar günü 73 başpehlivan altın kemer için ter dökecekler. BALIKESİR (İGFA) - Balıkesir Büyükşehir Belediyesi ve Karesi Belediyesinin ev sahipliğinde bu yıl 66’ncısı düzenlenen Geleneksel Kurtdereli Mehmet Pehlivan Yağlı Güreşleri, Kurtdere Er Meydanı’nda boy ayrımıyla başladı. Kurtdereli Mehmet Pehlivan’ın anıt mezarının ziyaret edilmesinin ardından Mevlid-i Şerif’in okutulduğu programda mevlit yemeği verildi ve Kurtdereli Mehmet Pehlivan Anı Evi’nin açılışı gerçekleştirildi. Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı ve Yağlı Güreş Düzenleyen Kentler Birliği Başkanı Ahmet Akın; Balıkesir Vali Yardımcısı Mustafa Özsoy, Karesi Kaymakamı Murat Büyükköse, Balıkesir Gençlik ve Spor İl Müdürü Adem Özalp, Karesi Belediye Başkanı Mesut Akbıyık, Güreş Ağası Kemal Aydın, Kurtdere Mahalle Muhtarı Metin Kılıç, sporcular ve vatandaşlarla birlikte Kurtdereli Mehmet Pehlivan’ın anıt mezarını ziyaret etti. Cihan Pehlivanı’nın mezarı başında dua edilerek çiçek bırakıldı. Anıt mezar ziyaretinde duygularını dile getiren Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı ve Yağlı Güreş Düzenleyen Kentler Birliği Başkanı Ahmet Akın, “Cihan Pehlivanı Kurtdereli Mehmet’in kabri başında sizlerle birlikte olmaktan büyük bir onur duyuyorum. Çünkü Kurtdereli, ‘Güreşirken, bütün Türk milletini arkamda hisseder ve onun şerefini korumak için her şeyi yapardım.’ diyerek Türk’ün var oluş amacını ve yaşam felsefesini ortaya koymuş bir yiğittir. Kırkpınar’da Kara Osman ve Adalı Halil’i yenerek başpehlivan olduğunda da damarlarındaki kanı besleyen yiğitliği herkese göstermişti. Bizler de bu inançla Kurtdereli’nin adını yaşatmaya ve onun temsil ettiği spor ahlakını gençlerimize aktarmaya devam edeceğiz. Ne mutlu ki bir Cihan Pehlivanının yattığı topraklarda yurt tuttuk. Ne mutlu ki Allah, böyle bir yiğidi Balıkesir’imize nasip etti. Kabri nur, mekanı cennet, ruhu şad olsun. Biz, çok heyecanlıyız. Kurtdereli Mehmet Pehlivan Yağlı Güreşleri, Türkiye’nin en önemli organizasyonlarının başında geliyor. Bu yıl 66’ncısını düzenliyoruz. Balıkesir’in de en büyük organizasyonudur. Alnımızın akıyla bu işin üstesinden geleceğiz. Destek veren herkese en içten duygularımla teşekkür ediyorum.” şeklinde konuştu. AKBIYIK: “TARİF EDİLMEZ DUYGULAR İÇERİSİNDEYİM” Kurtdereli Mehmet Pehlivan’ın büyük bir cihan şampiyonu olduğunu hatırlatan Karesi Belediye Başkanı Mesut Akbıyık, anıt ziyaretinde şunları söyledi: “Kurtdereli Mehmet Pehlivan’ı dua ve minnetle anıyorum. Bir Kurtdereli olarak, burada bir belediye başkanı olarak bulunmamın tarif edilmez duyguları içerisindeyim. Allah mekanını cennet eylesin. Bu yıl 66’ncısını düzenliyoruz. 66’ncı güreşlerimizle onun şanına yakışır, güzel güreşler diliyorum.” dedi. Ziyaretin ardından Mevlid-i Şerif okutularak mevlit yemeği verildi ve resmi açılış töreni gerçekleştirildi. KURTDERELİ MEHMET PEHLİVAN ANI EVİ AÇILDI Büyükşehir Belediyesi tarafından Cihan Pehlivanı Kurtdereli Mehmet Pehlivan’ın yaşadığı tarihi ev aslına uygun olarak yenilendi. Yapı, restorasyon çalışmalarının ardından anı evine dönüştürüldü. Akın ve beraberindeki heyet, Kurtdereli Mehmet Pehlivan Anı Evi’nin açılışını gerçekleştirdi. “Son Yenilmez Pehlivan” olarak bilinen Kurtdereli’nin hatırasını yaşatacak olan ev, köyü ziyaret eden güreşseverlerin yeni uğrak noktası olacak. Anı evinde ünlü pehlivanın hayatını ve başarılarını anlatan özel eşyalar ile belgeler sergilenecek.

JMO Güney Marmara Şubesi Başkanı Mehmet Yıldız: 27 yıl daha kaybedemeyiz Haber

JMO Güney Marmara Şubesi Başkanı Mehmet Yıldız: 27 yıl daha kaybedemeyiz

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası (JMO) Güney Marmara Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Yıldız, 17 Ağustos Marmara Depremi’nin 27’nci yıl dönümünde yaptığı açıklamada, deprem riskine karşı bilimsel ve kamusal politikaların hayata geçirilmesi çağrısında bulundu. “Deprem bir doğa olayıdır; afete dönüşmesi ise yanlış kararların sonucudur” diyen Yıldız, 'Yarısı Bizden' kampanyasının Güney Marmara'ya da uygulanmasını isteyerek "1 birim maliyetle önlemek mi, 6 birimle ödemek mi?" sorusunu yöneltti. BURSA (İGFA) - 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin üzerinden 27 yıl geçti. TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Yıldız, yıl dönümü dolayısıyla yaptığı açıklamada, Türkiye’nin deprem gerçeğiyle yüzleşmeye ve afet risklerini azaltmaya yönelik kapsamlı adımlar atmaya devam etmesi gerektiğini vurguladı. 17 Ağustos 1999’da Gölcük merkezli meydana gelen 7,4 büyüklüğündeki depremde resmi verilere göre 18 bin 373 kişinin hayatını kaybettiğini, yaklaşık 50 bin kişinin yaralandığını ve 375 bin yapının hasar gördüğünü hatırlatan Yıldız, depremde yaşamını yitirenleri saygıyla andı. “DEPREM BİR DOĞA OLAYI, YIKIM KADER DEĞİL” Depremin tek başına afete neden olmadığını belirten Yıldız, yanlış yer seçimi, plansız kentleşme, niteliksiz yapılaşma, denetimsizlik ve bilimsel mühendislik hizmetlerinin yeterince kullanılmamasının riskleri büyüttüğünü ifade etti. Yıldız, “Deprem bir doğa olayıdır. Afete dönüşmesi veya dönüştürülmesi ise yerleşim yeri planlayıcılarının, karar alıcıların ve uygulayıcıların yanlışlarının sonucudur” dedi. Deprem bilincinin yalnızca deprem sırasında ne yapılacağını bilmekten ibaret olmadığını belirten Yıldız, kentlerin jeolojik özelliklerinin, zemin davranışlarının ve yapı güvenliğinin bilinmesi gerektiğini söyledi. “MİKROBÖLGELEME ÇALIŞMALARI HIZLA TAMAMLANMALI” Afetlere dirençli kentlerin yalnızca sağlam binalardan oluşmadığını vurgulayan Yıldız; aktif faylar, sıvılaşma, heyelan, kaya düşmesi, taşkın, tsunami ve diğer jeolojik tehlikelerin belirlenmesi gerektiğini kaydetti. Bu kapsamda mikrobölgeleme çalışmalarının tamamlanması, yerleşime uygun alanların bilimsel verilerle belirlenmesi ve imar kararlarının bu veriler doğrultusunda alınması çağrısında bulunan Yıldız, mevcut yapı stokunun yanı sıra ulaşım sistemleri ve kritik altyapıların da afetlere karşı güvenli hale getirilmesi gerektiğini söyledi. Yıldız, jeolojik-jeoteknik etütlerin bir formalite olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, bu çalışmaların can ve mal güvenliğinin temel unsurlarından biri olduğunu ifade etti. “KENTSEL DÖNÜŞÜM RANT ODAKLI OLMAMALI” Yerleşim alanlarının planlanmasından yapıların projelendirilmesine, kentsel dönüşümden altyapı yatırımlarına kadar tüm süreçlerde jeoloji mühendisliği hizmetlerinden etkin şekilde yararlanılması gerektiğini belirten Yıldız, kentsel dönüşümün yalnızca yapı yenileme faaliyetine indirgenmemesi gerektiğini söyledi. Deprem tehlikesi, zemin koşulları, yapı güvenliği ve toplumsal ihtiyaçların birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Yıldız, riskli yapıların yenilenmesi kadar riskli alanlarda yeni yapılaşmanın önlenmesinin de hayati önem taşıdığını kaydetti. “GÜNEY MARMARA NEDEN KAPSAM DIŞINDA?” Açıklamasında “Yarısı Bizden” kampanyasına da değinen Yıldız, İstanbul’da uygulanan finansman modelinin Güney Marmara illerinde de uygulanması gerektiğini savundu. Yıldız, İstanbul’da riskli yapı stokunun yaklaşık yüzde 17 olduğunu, Bursa, Yalova, Balıkesir ve Çanakkale’de ise bu oranın yaklaşık yüzde 65 seviyesinde bulunduğunu öne sürerek, “Olası Marmara Depremi öncesi 1 birim maliyet ile ‘önlemek’ mi, yoksa afet sonrası 6 birim maliyet ‘ödemek’ mi daha insani, daha akılcı ve daha ekonomik?” sorusunu yöneltti. '1' İLE ÖNLEMEK Mİ, '6' İLE ÖDEMEK Mİ? Mevcut riskli yapı stoğunu eritmek amacıyla devreye alınan en güçlü mekanizmanın 2026 yılında da ana strateji olan “Yarısı Bizden” kampanyası olduğunu ifade eden JMO Güney Marmara Şube Başkanı Mehmet Yıldız, konuşmasında şunları kaydetti: "Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yürütülen bu modelde, her bir konut için 875 bin TL hibe, 875 bin TL kredi ve 125 bin TL taşınma desteği veriliyor. Bu şekilde Bakanlığın her bir konut için sağladığı 1 milyon 875 bin TL’lik finansman desteğinden faydalanan vatandaşlar evlerini yüklenici firmalarla yeniden inşa ettirebiliyor. Bu finansal modelin amacı, inşaat maliyetlerindeki artış nedeniyle kentsel dönüşüme giremeyen dar ve orta gelirli vatandaşın üzerindeki yükü hafifletmektir. Ancak riskli yapı stoğu yaklaşık % 17 olan İstanbul ilimiz için bu sistem uygulanırken, riskli yapı stoğu % 65 olan Bursa – Yalova – Balıkesir ve Çanakkale için neden uygulanmıyor? Üstelik Güney Marmara’da bulunan bu illerin toplam nüfusu İstanbul’un 3’te 1’i ve riskli yapı stoğu yaklaşık 4 kat daha fazla iken. Yetkililere tekrar hatırlatmak istiyoruz, tek bir canımızı dahi kaybetmemek adına, olası Marmara Depremi öncesi 1 birim maliyet ile ‘’ÖNLEMEK’’ mi, yoksa afet sonrası 6 birim maliyet ‘’ÖDEMEK’’ mi, hangisi daha insani, daha akılcı ve daha ekonomik?". “AFET VE ACİL DURUM BAKANLIĞI KURULMALI” Jeoloji Mühendisleri Odası olarak tüm yerleşimlerde mikrobölgeleme çalışmalarının tamamlanmasını, mevcut yapı stokunun risk önceliğine göre güvenli hale getirilmesini ve yapı ile zemin denetiminin kamusal ve bağımsız bir anlayışla güçlendirilmesini talep ettiklerini belirten Yıldız, afet eğitiminin toplumun tüm kesimlerine yaygınlaştırılması gerektiğini söyledi. Yıldız ayrıca “Afet, Acil Durum ve İklim Değişikliği Bakanlığı” kurulması çağrısında bulundu. Afet yönetimindeki kurumlar arasındaki koordinasyonun yeniden düzenlenmesi ve ulusal, bölgesel ve yerel ölçekte etkin bir afet yönetim modeli oluşturulması gerektiğini ifade etti. Bunun yanında afet risk yönetimini destekleyecek bir afet hukuk sistemi oluşturulması ve afet suçlarına yönelik caydırıcı yaptırımlar getirilmesi gerektiğini savundu. “KAYBEDECEK 27 YILIMIZ DAHA YOK” Deprem sonrasında yaraları sarmaya dayalı anlayıştan, afet öncesinde riskleri azaltan bütünleşik afet yönetimine geçilmesi gerektiğini vurgulayan Yıldız, bilimin ve mühendisliğin gereklerinin yerine getirilmesinin tercih değil, kamusal sorumluluk olduğunu söyledi. Yıldız açıklamasını, “27 yıl geçti ancak hâlâ doğa olaylarının afete dönüşmemesi için hazır değiliz. Kaybedecek bir 27 yılımız daha olmamalı” sözleriyle tamamladı. Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şubesi, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nde yaşamını yitirenleri bir kez daha saygıyla anarken, yerel ve merkezi yönetimler başta olmak üzere tüm toplumsal kesimleri afet risklerinin azaltılması için bilimsel ve kamusal çözümler üretmeye çağırdı.

Dervişoğlu, “İhanete karşı bayrak açıyorum" mitinginde konuştu: Bizim için bu teröre af yasasıdır, tsunaminin ilk dalgasıdır Haber

Dervişoğlu, “İhanete karşı bayrak açıyorum" mitinginde konuştu: Bizim için bu teröre af yasasıdır, tsunaminin ilk dalgasıdır

İyi Parti’nin Balıkesir’de düzenlediği “İhanete karşı bayrak açıyorum” mitinginde konuşan İyi Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, “Bizim için, bu teröriste af yasasıdır. Tsunaminin ilk dalgasıdır” dedi. Çerçeve Yasa olarak bilinen "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi"nin TBMM’de kabul edilmesinin ardından İyi Parti Balıkesir Kuvayı Milliye Meydanı'nda “İhanete karşı bayrak açıyorum” mitingi düzenledi. Mitingden saatler önce alan dolmaya başlarken Dervişoğlu’nun sahneye çıkması öncesinde şehitlerin isimleri sayıldı ve "Şehitler ölmez, vatan bölünmez" sloganı atıldı. Mitingde ayrıca partinin Balıkesir milletvekilleri Burak Dalgın ve Turhan Çömez'in Çerçeve Yasa'ya ilişkin yaptığı vatandaş röportajlarının video gösterimi yapıldı. Dervişoğlu sahneye çıktığında ilk olarak Türk Bayrağını göndere çekti ve ardından İstiklal Marşı okundu. Mitinge katılan vatandaşlar ise İstiklal Marşı’ndan sonra “İktidara doğru Dervişoğlu” sloganı attılar. Mitingde konuşan Dervişoğlu, iktidara seslenirken Çerçeve Yasa’ya karşı mücadelelerini büyütecekleri mesajını verdi. "Kayyım herkesin başındadır" Dervişoğlu konuşmasında şunları söyledi: “Bütün bunlar eş zamanlıdır ve ortak amaçlıdır. Kısaca kayyım hepimizin başındadır. Bu sadece bir aritmetik hesabından ibaret değildir. Belediye başkanlarının ‘ya rozet ya Silivri’ kumpaslarıyla Erdoğan’ın elini öpüp hizmete devam diyebildiği yüzsüzlük de sadece korkudan değildir. Bu şahıs rejiminden, şahıs devletine geçişin girizgahıdır. Bu sorun, hepimizin ortak sorunudur. Ortada apaçık duran bir şey var: Tüm Türkiye’yi, tüm siyaseti tutsak almış, yedi kollu canavar gibi saran bir sistemden söz ediyorum. O sistemin merkezi Beştepe sarayıdır. Mesele ne İyi Parti ne de başka partiler meselesidir. Erdoğan ve avanesi; bu ülkeden, ulu bir orman değil, ot bitmeyen verimsiz bir “geren” çıkarmak istiyor. O yüzden her şeyi, her birimizi kırmayı, birbirinden koparmayı, olan her şeyi yıkmayı, parçalamayı, bölmeyi kendilerine bir görev addediyorlar. Siyasi partileri anlamsız, Meclis’i de gereksiz kılarak, milletin, kurallara ve kurumlara güvenini tamamen yok etmek istiyorlar. Türk milletini siyasetten uzaklaştırmak istiyorlar. Milleti siyasetten soğutmak, sandığa küstürmek istiyorlar. Takım elbiseli bir dikta rejimi, ABD Büyükelçisinin tavsiye ettiği şekliyle ‘Müşfik bir monarşi’ kurmaya çalışmanın aşamalarıdır bunlar. Bizi mecbur kılmak istedikleri şey budur. "Bilsinler ki, bizim kalemiz Anadolu kalesidir" Felaket senaryosu mudur bu? Gelmekte olan acı gerçektir! Bile bile felaketi beklemek, felaketi büyütmekten başka bir işe yaramaz. Kula minnet eylemeyenleri silip atmak istiyorlar bu vatandan. Onlar bitirmeye çalışmadan, biz onun bitmeyeceğini göstermeliyiz. Bilsinler ki, bizim kalemiz Anadolu kalesidir. İyi Parti, Türk’ün milli devlet düsturunun yıkılmaz son kalesidir. "Kimse mecbur kalmayacak" Recep Tayyip Erdoğan’a sesleniyorum: Onlar nasıl Türk milletini yıkamadıysa, sen de bu kaleyi yıkamazsın. Bu kalenin taşlarında kazılı sözler vardır, sen bu kaleyi yıkamazsın Recep Tayyip Erdoğan! Sana ‘Hayır’ dediğimiz için, ihanete baş eğmediğimiz için sen bizi cezalandırıyorsun ya, bizi azaltmaz! Senin hanedan planına itiraz ettiğimiz için, bize fatura kesiyorsun ya... Hepsi vız gelir, tırıs gider! Bu siyasi namus bataklığında, sen yaşayacaksın. Sen ne yaparsan yap, kimse sana mecbur olmayacak, Bu millet sana mecbur kalmayacak. Türk milleti ebediyen yaşayacak! "Türk milletinin infazıdır" Türk milleti, İmralı’nın dileklerine, iktidarın açık pazarlıklarına, Kandil’in gediklilerine ses etmeyecekmiş. Hapishanelerden, terör kamplarından, Avrupa’dan gelecek 9 bin teröristin, zehir tacirinin elini kolunu sallayarak dolaşmasını izleyecekmiş. Şehirlerimizde, sokaklarımızda, çarşılarımızda; mafyası, çetesi, karteli azmış gibi milletin başına yeni belalar musallat edecekler, 50 yıl silahla başaramadıklarını, siyasetle yapmalarına izin veren bu yasaya karşı, bizler dilimize dikkat edecekmişiz. Kürt kardeşimi, PKK ile eşitleme formülünü, demokrasi diye kutsayacakmışız, kardeşle kardeşin arasına duvarlar koyacakmışız, Öcalan’ın kayyım memurluğuna minnettar olacakmışız. Çıkartılan, af değilmiş, infazmış! Eğer infazsa, Türk milletinin infazıdır, Cumhuriyet’in infazıdır. Katlidir, yok edilmesidir! Çünkü hiçbir iktidarın milletin tamamına gözünü kırpmadan silah sıkmışlara, millet ve devlet düşmanlarına hak ve hukuk bahşetmeye hakkı yoktur. Kimsenin buna hakkı yoktur! "Bir kere mert olun" Bu kalkışma, ancak Yassıada kararları kadar meşrudur, 12 Eylül kadar yasaldır, 28 Şubat kadar demokrattır. Kurullar olacakmış, TBMM izleyecekmiş! Kaç kişi yararlanacak sen onu söyle! Şeytan alemine açtığınız bu kapıdan, kaç zebani geçecekmiş sen onu anlat, palavrayı bırak. Bir kere de bu millete doğru söyleyin, Bir kere de mert olun, Çıkın, ‘Ben bu memleketin evlatlarının insanca yaşamasına düşmanım’ deyin! Çünkü onlar, çoğunluk, biz azınlıkmışız. Onlar Meclis’te 467, bizse azmışız. Söyle Balıkesir, Beştepe’den duyulsun.” Dervişoğlu’nun sözlerinin ardından mitinge katılan binlerce vatandaş, “Şehitler ölmez, vatan bölünmez” sloganları attılar. Vatandaşları mücadeleye davet eden Dervişoğlu, “Mesele; karamsarlığa asla kapılmamak, riyakarlığı bünyede barındırmamak, doğru bildiğinden asla şaşmamak, hakkından asla vazgeçmemek, kendi şerefini hiçbir şerefsize çiğnetmemektir. Milli şerefi asla ayaklar altına vermemektir. Biliyoruz ve eminiz ki; ellerinde ve yüreğinde Türk milletinin sancağını asırlardır taşıyan bir tekimiz de kalsak, bizi yenemezler. Biz başkaları gibi kazanmak için değil, başarmak için yola çıkanlarız. Biz teksek de bir kişi değiliz, Biz sadece biriz. Sayınız yetti, elleriniz ihanete kalktı, teklif kanunlaştı. Ama bilin ki hiçbir çoğunluk, yanlışı doğruya, haksızlığı hakka çeviremez. Tarihin hükmünü yazamaz ve silemez” dedi. "Yalan bunların ağzında yapmanın ötesinde 66 katlı rezidans yapmış" Geçtiğimiz günlerde 25. yılını kutlayan AKP’nin 25 yıl karnesini de çıkaran Dervişoğlu, şöyle konuştu: “Hani yalan ağızlarına yuva yapmış derler ya, bunlarınkine yuva yapmamış. Yalan bunların ağzında yapmanın ötesinde 66 katlı rezidans yapmış. 25 yıldır sayılara takla attırmaktan, uydurma masallarla tarihimizi kirletmekten başka, her kavşakta ortak değiştirip her musibette, 40 tas su dökülmekten başka bir şey yapmadılar. Yapmadıklarına ‘Yaptık’ deyip sebep olduklarını inkâr etmekten başka bir şey yapmadılar. Şimdi iktidarlarının 25’inci yılını kutluyorlar. Salonları süslemiş, ışıkları yakmış, şakşakçılarını toplamışlar. Bir de milletin karşısına geçip, çeyrek asırlık hikâyelerini anlatıyorlar. "‘25 yıllık destan’ bu işte" 1 Mart tezkeresiyle çıktılar yola. Amerikan askerlerini Türkiye’ye sokmaya kalktılar, Kıbrıs’ı iktidarlarının diyeti olarak vermeye kalktılar. Büyük Ortadoğu Projesinde, eş başkanlıklarını meydanlarda haykırdılar. İktidara gelirken aldıkları millet mührünü, daha ilk günden bir balyozla değiş tokuş ettiler. 25 yıldır ellerinde aynı balyoz var. Cumhuriyetimize, milli devletimize vurdukça vuruyorlar. O balyozun etikertinde ‘İsrail’de tasarlanmıştır. Amerika’da üretilmiştir. İngiltere’den ithal edilmiştir’ yazıyor. 25 yıldır bu Cumhuriyet o balyozla sarsılıyor. Hürriyetlerimiz tırpan yiyor, hukukumuz hızara veriliyor, refahımıza kıran giriyor, mutluluğumuz kıyıma uğratılıyor, huzurumuz her gün biçiliyor. Alın terimiz yağmalanıyor, geleceğimize ipotek koyuluyor. ‘25 yıllık destan’ bu işte. Dünya 7 dolara et yerken Türk milletine 21 dolara et yedirmek mi başarı? Enerji fiyatı, Avrupa’da üç yılda yüzde 7 artarken, bu milletin faturasını yüzde 277 artırmak mı başarı? Milyonlarca insanı işsizliğe ve umutsuzluğa mahkûm etmek mi başarı? Sizin başarı dediğiniz şey, baştan sona milli felaket! "ABD var, İŞİD yoksa PYD var, şimdi de PKK var" 25 yılda en çok büyüyen grafik, fabrikalar değil cezaevleri oldu. Suçlar büyüdükçe, cezalar küçüldü. Suçlulara cüret verildikçe, masumlar sindiler. Refahı değil sefaleti büyüttünüz. Millete taksitle yağ ve bulgur aldıran başarı. 44 milyonu krediyle yaşatan başarı. 6,5 milyon ev genci yaratan başarı! Emeklinin ömrünü yediniz, hala başarıdan bahsediyorsunuz. Gencin hayallerini yıktınız, hala başarıdan bahsediyorsunuz. İşçinin emeğine kibrit suyu döktünüz. Utanmıyor musunuz! Çalışanın yarısını asgari ücrete sıkıştırıp, o ücreti de açlık sınırının altına gömdünüz. Budur 25 yıllık destan. O çaldırdığınız Mehteran marşı var ya o marşla sizi uğurlayacağız. Çeyrek asır önce icazet aldığınız, Türkiye’nin iradesini dışarıdaki projelere bağlayan siyasetiniz neyse, bugün Türk milletinin iradesini İmralı’daki terör hükümlüsünün hesabına bağlayan siyasetiniz neyse, Netanyahu ile “düşmancılık” oynayan riyakarlığınız odur. Bu milleti boş yere kandırmayın. İngiltere ile borsa oynayan faizciliğiniz odur. Trump ile ‘emret komutanım’ oynayan gurursuzluğunuz odur. Bütün bunların hesabını sormaya geleceğiz. Sıkı durun, hesap soracağız. Alışmışsınız... Sizin geminizi yürütmek için AB yoksa İngiltere var, İsrail yoksa ABD var, İŞİD yoksa PYD var. Şimdi de PKK var. Yarın ne olur Allah bilir! Her kim ki bu münafıklığa el pençedir; makbuldür, ortaktır, yandaştır. Her kim ki buna itiraz eder, direnir; işte o zaman teröristlikten teröristtir. Ortaklık defterinizde, bir tek Türk milletinin adı yoktur! İşbirlikçilikle başlayan 25 yılın sonunda daireyi tamamladınız. "Cumhurbaşkanı Erdoğan, Devlet Bahçeli ve Abdullah Öcalan’dan oluşan üçlü koalisyondur" İktidar ve ortaklarına soruyorum: Sahada güvenlik güçlerimiz tarafından defalarca mağlup edilen PKK’ya, masada bugün verilmeye çalışılan imtiyazın sebebi nedir? Uluslararası terör ve suç örgütü PKK, 50 yıl emperyalizme hizmet ettikten sonra şimdi bundan vaz geçecekmiş, Ve bundan sonra da Türkiye ile birlikte hareket edecekmiş. Emperyalizmin karşısında duracakmış öyle mi? Sizi böyle mi kandırıyorlar? Bu trajikomik hayale gerçekten inanmamızı mı bekliyorsunuz? Huzura inanmak, demokrasi istemek, silahlar sussun demek başka bir şeydir. Ahmaklıksa başka bir şey! Sizin karşınızda ahmak yok! ‘Çerçeve çerçeve’ diye konuştukları rezaletin yaldızlı varaklarını değil, içindekini söylüyoruz. Şimdi de ressamlarını söyleyeyim: Cumhurbaşkanı Erdoğan, Devlet Bahçeli ve Abdullah Öcalan’dan oluşan üçlü koalisyondur. İlham kaynaklarını ve hocalarını da pekâlâ hepimiz tanıyoruz. Herkes barış ve kardeşlik diliyle konuşmak zorundaymış, bizler, “barış” ortamını bozuyormuşuz. Kim kiminle barışıyor Numan Efendi? Kim kimle savaştı da sen barıştın ve biz geri kaldık? Ağızlarından çıkanların değdiği yerlere bak! Atılacak adımlarda acele edilmeliymiş, yoksa süreç enfekte edilirmiş. Böyle sesleniyor sahibinin sesi ulak partisi. Sizin Cumhuriyet düşmanlığınızdan ala enfeksiyon mu var? Öcalan sevdanızdan ala hastalık mı var? Türkiye’nin Lübnanlaşmasından, Iraklaşmasından, Suriyelileşmesinden ala felaket mi var? Adamlar evimizi başımıza yıkıyor, Bir de eleştirimizden şikâyet ediyorlar. Bizim canımız burnumuzda. Biz size yanlış yapıyorsunuz edebinizle gidin diyoruz!” Dervişoğlu’ndan anayasa uyarısı Sürecin başında söylediklerini de hatırlatan Dervişoğlu, şu ifadeleri kullandı: “Bu yasa Meclis’ten geçer geçmez bizim 1 yıl 10 aydır söylediğimiz gibi, ‘Terörsüz Türkiye’ diye çıkılan yolun istikametini bir bir söylemeye başladılar: Silahlar bırakılmasın mı? Barış gelmesin mi? Analar ağlasın mı? Darbe anayasasından kurtulmayalım mı? Şu maddeyi değiştirsek iyi olmaz mı? Hangi maddeyi? 3’ü mesela? Allah kelamı mıdır Anayasa? Sanmayın ki dertleri sadece o metni değiştirmektir. ‘Öcalan gelsin konuşsun’ dediler. Bu, işin çok sonraki safhasıydı. Aslolan onu sisteme almaktı. Şimdi İmralı canisi cezaevinden çıkmadı, yasa onu kapsamıyor diye bizden dua etmemizi bekliyorlar. “Dediğim dedik, çaldığım düdük anayasasıdır” Anayasa tartışmalarında da aynen böyle olacak. ‘İlk 4 maddeyle işimiz yok’ diyecekler. Ortaya bubi tuzakları salacaklar İşin sonunda Cumhurbaşkanı’na dönem sınırı kalkacak ve kıyıda köşede kalan 3-5 yetki daha verecekler. Gerisi de vatan da millet de cumhuriyet de umurlarında değildir! En başından beri uyarıyoruz, Türkiye’nin tartışılmazlarını tartışmaya açacaklar diye anlatıyoruz. Terör örgütünün uzantısı partinin eşbaşkanı, ‘Yasanın yalnızca silah ve şiddet zeminini ortadan kaldırdığını; asıl siyasi-hukukî tartışmanın bundan sonra başlayacağını’ açıkça ilan etti. Dediğimize gelecekler. Heniz başlangıç. Yasanın Kürt meselesinin demokratik çözümü olmadığını, sadece meselenin hukukî ve siyasî zeminde tartışılmasının önünü açtığını söyledi. Önümüzdeki dönem büyük tartışmalar yaşanacak. İyi Parti’nin olduğu Meclis’te Türk devletinin aleyhine bir kanun çıkarmak zannettikleri kadar kolay olmayacaktır. Bundan sonra mücadelemiz sadece TBMM’de değildir; mücadelemiz meydanlardadır, vatandaşın ağzındadır. Mücadelemiz Türk’ün hakkını korunması olarak tarihe geçecektir. İşi bunlara bırakırsak unutmayın ki bunların anayasası tektir: Dediğim dedik, çaldığım düdük yasasıdır. “Hedefleri hükümsüz cumhuriyet” Bizler, haklı çıktığı için üzülenlerdeniz. Yüzlerce, binlerce terörist, ‘entegrasyon’ adı altında ortaya salındığında, olacakları bildiğim için şimdiden kahroluyorum. Adam gümbür gümbür ömür boyu başkanlığa gidiyor, ‘Terörsüz Türkiye’ diye attıkları astarın altında, savunmasız Türkiye, hükümsüz bir cumhuriyet hedefi vardır. Bu sözde süreci pişirenlerin, paçavra yasayı hazırlayanların bir yarısı, bu ülkenin 103 yıllık cumhuriyet tarihini reklam arası olarak görürken, bir yarısı da zulüm tarihi olarak görüyor. Bu zihinler bir araya gelip, sözde süreç başlatıyor. Bu ihanete karşı çıkanlar da buradadır. İşte seçilecek taraf budur! 2007, 2009, 2010, 2017 ve nihayet 2025… Hepsi özenle seçilmiş sözcüklerle, ‘Yetmez ama evetlerle’ geldi. Hepsiyle bu ülkenin kurucu ilkelerini sakatladılar. Şimdi yine aynı türküyü söylüyor, herkesin de eşlik etmesini istiyorlar. Biz ise bunu ne olursa olsun reddediyoruz. İktidarın bugüne kadar yaptıkları, bundan sonra olacakların açık seçik teminatıdır. Bizim tüm itirazımız bunadır. Kürt kardeşim... Seni Cumhuriyet’ten hesap sormaya itenler var. Hepsi bir ağız etmiş, sana bunu söylüyorlar. Sen onlara, hepimize çocuk gelinleri, kadın cinayetlerini, sana yaşatılan zorbalıkları sor. 25 yıldır bitiremedikleri GAP’ı, yapılmamış tren yollarını, söz verilip açılmayan fabrikaların hesabını sor. Eğer sen soramıyorsan ben buradayım. Gel beraber soralım. 25 yılın hesabını cumhuriyete kesenlerin hesabını, biz birlikte keselim. 20 yaşında teğmeninin ettiği yeminden, komedyenin mizahından, karikatüristin çizgisinden korkuyorlar. Şantajla ülke yönetiyor, her türlü çürümüşlük hüküm sürerken, ahlaksızlığı şarkılarda arıyorlar. Bunlar, bakanlarını arabulucu diye göndertip o makamları teminat gösterip, kıytırık bir şirkete bile söz geçiremeyip 100 maden işçisinin sorununu çözemiyorlar. Bunlar mı bizim sorunlarımızı çözecekler? Bunlar, terör gazisinin bile hakkına giriyor, Bacağını vatana feda etmiş kahramanları tehlikeli görüp Meclise sokmuyorlar. Önlerine polis ekipleri yığıyorlar. Bunlar mı bizim sorunlarımızı çözecekler? "Biz Türklük mevziisini terk etmeyeceğiz" Ne yapacağınızı, kime sahip çıkacağınızı biliyorsunuz. Sonuna kadar mücadele edeceğiz ve nihayetinde de başaracağız. Biz, bu kalkışmayı, ceketimizi ilikleyip normalleştirmeyeceğiz. Bugünün bir yarını olduğunu biliyoruz. Bizim için, bu teröriste af yasasıdır. Tsunaminin ilk dalgasıdır. Bize bunların bedelini ödeteceklermiş, partimize saldırıları arttıracaklarmış! Umurumda bile değil. Gözümüzü hiçbir şeyden sakınmayız. Vekillik maaşı peşinde koşuyorsa rozet değil, isterse boynuna tasma taksın, umurumda bile değil. Sokakta milletin, aynada kendinin, evde çocuğunun yüzüne bakamıyorsa, Allah onun cezasını zaten vermiştir, bedduaya bile gerek yoktur. 1921’de Polatlı’dan gelen düşman top sesleri neyse, ihanet süreci de odur. Bunu düğün davulu zanneden varsa, zil takıp oynayabilir. Ama biz, 41 Bayrak Adam’ın yolundan yürüyoruz. Biz Türklük mevziisini terk etmeyeceğiz, cumhuriyet menzilinden sapmayacağız bir vatan daha kaybetmeyecek, bir millet daha yitirmeyeceğiz! "Çaresiz ve umutsuz değiliz" Adaletsizliğe, riyakarlığa açtık bayrağımızı. Gazinin bıraktığı can parçasına, şehidin akıttığı kan hatırına açtık bayrağımızı. Karar senin, karar bizim, karar hepimizin. Her gecenin bir gündüzü var, bakmak istersek, Her yanımızda umut var, tutmak istersek. O halde tutun elimden, düşün peşime. Çaresiz ve umutsuz değiliz.” Mitingin ardından Müsavat Dervişoğlu ve İyi Parti teşkilatı, miting alanından Alaca Mescit'e yürüdü.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.