Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Bağımsızlık

bursaarena.com.tr - Bağımsızlık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Bağımsızlık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gazeteci İlhan Selçuk ile karikatürist Turhan Selçuk mezarları başında anıldılar Haber

Gazeteci İlhan Selçuk ile karikatürist Turhan Selçuk mezarları başında anıldılar

Cumhuriyet Gazetesin eski imtiyaz sahibi ve başyazarı İlhan Selçuk ile kardeşi karikatürist Turhan Selçuk, yitirilişlerinin 16’ncı yıldönümünde Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesindeki mezarlaerı başında saygıyla anıldılar. Anma törenine, Hacıbektaş Belediye Başkanı Ali Kaim, Turhan Selçuk’un kızı Aslı Selçuk, Turhan Selçuk’un eşi Ruhan Selçuk, eski Hacıbektaş Belediye Başkanı Ali Rıza Selmanpakoğlu, CUMOK Sözcüsü Necdet Özer, Cumhuriyet Vakfı Genel Sekreteri Işık Kansu, Cumhuriyet gazetesi Ankara Temsilcisi Sertaç Eş, Cumhuriyet gazetesi İdari ve Mali İşler Müdürü Osman Selçuk Özer, Cumhuriyet gazetesi Ankara Temsilciliği İdare Müdürü Mahmut Soyuer, gazetemiz yazarlarından Miyase İlknur, Veteriner Hekimler Derneği Genel Sekreteri Mücteba Binici ve Ankara, İstanbul CUMOK üyeleri katıldı. ‘HİÇBİR ZAMAN GERİ ADIM ATMADILAR’ Törende ilk olarak Hacıbektaş Belediye Başkanı Ali Kaim kürsüye çıktı. Kaim, Selçuk kardeşlerin geçmişini anlatarak, “Selçuk kardeşler hep dik durmuş, baskılara karşı hiçbir zaman geri adım atmamışlardır. Her şeye rağmen, karşı devrimcilere olan mücadelelerini sürdürmüşlerdir” dedi. ‘ANADOLU’NUN PARÇASI OLARAK BÜYÜDÜLER’ Kaim’in ardından konuşan Aslı Selçuk, “Aydınlanma bilgelerimiz değerli babam Turhan Selçuk ile değerli amcam İlhan Selçuk’u birlikte anmak için her yıl olduğu gibi bu yıl da onların yanındayız. Bugün aynı zamanda babalar günü. Amca, baba yarısı demektir” dedi. Selçuk, “Selçuk kardeşler, Anadolu’nun bir parçası olarak büyüdüler. Çocukluklarından itibaren Atatürk ve vatan sevgisiyle büyüdüler. İkisi de cumhuriyetin kuruluşunu gördü. Türkiye, sürekli yaşanan savaşların izlerini taşıyordu. Bu izler onları çok etkiledi. Turhan, 3 yaşındayken çizgi çizmeye başladı. İlhan ise, 3 yaşında merdiven basamaklarına oturup nutuk attı. Yazı yazma aşkı, orada doğdu. Evlerine hep Cumhuriyet gazetesi alınırdı” diye konuştu. Selçuk kardeşlerin yaşadığı zorluklara dikkat çeken Aslı Selçuk, “Düşüncelerinden, ilkelerinden, inançlarından hiçbir zaman ödün vermediler. Onlar, aydınlanmanın çınarlarıydı. Mezar başlarındaki çınarlar birleşti, tek bir çınar oldu. Turhan ve İlhan Selçuk, yazılarında, kitaplarında, karikatürlerinde, dördüncü boyutta yaşamayı sürdürüyorlar” dedi. ‘TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN KURULUŞU, ONLARIN DOĞUM GÜNÜ GİBİDİR’ Daha sonra konuşan Ruhan Selçuk ise, “Yaşamdaki duruş ve eserleriyle Mustafa Kemal ve arkadaşlarından miras kalan Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu, onların doğum günleri gibidir. Özgür düşüncenin getirdiği yaratıcılıkla Turhan fırçasıyla hayatı çizdi, İlhan kalemiyle hayatı yazdı. Gerçekleri dile getirmekten hiçbir zaman kaçınmamış, yürek cesurları olarak yüreklerin hafızasından hiçbir zaman silinmeyeceklerdir. Aramızda değiller, ama hep yanıbaşımızdalar. Uykunuz aydınlık olsun yiğit ve güzel insanlar” ifadelerini kullandı. ‘KALP KRİZİ GEÇİRİRKEN BİLE KONFERANS VERDİ’ Ali Rıza Selmanpakoğlu da, İlhan ve Turhan Selçuk’un eserlerinden çeşitli alıntılar yaparak onların mücadelelerine, ilkelerine ve duruşlarına dikkat çekti. İlhan Selçuk ile bir anısını anlatan Selmanpakoğlu, “Gözümün önüne, İlhan ağabeyin Hacıbektaş’ta verdiği son konferans geldi. Salona giderken, İlhan ağabey sendeledi, koluma girdi. Terlemeye başladı. ‘Ağabey, dilersen seni istirahat ettirelim’ dedim. ‘İnsanlar buraya kadar gelmiş, sonuna kadar dayanırım’ yanıtını verdi. Benim gözlerim doldu. Salona girince, lavaboya girmek istedi. ‘Abi gel yapma, bir şekilde hallederiz’ dedim. Dinlemedi. O anda kalp krizi geçiriyordu. Kriz geçirirken, o büyük konferansı heyecanla verdi” dedi. ‘DOĞRU YÖNÜ GÖSTEREN PUSULA’ Daha sonra kürsüye çıkan CUMOK Sözcüsü Özer, “İki kardeşin ortak özellikleri, demokrasi, laiklik, tam bağımsızlık ve Atatürkçülüğün ödünsüz savunucusu olmalarıydı. yaşamları boyunca düşünceleri, yazıları nedeniyle gözaltına alındılar, işkence gördüler ve yargılandılar” dedi. Özer, “İlhan Selçuk, yazdıklarıyla okuruna doğru yönü gösteren bir pusula gibiydi. Bizler onun yazılarını dört gözle bekler ve okurduk. Yaşarken kişiliğiyle ölmeden önce ölmeyi, fikirleri ve mücadelesiyle öldükten sonra yaşamayı başaran nadir birisidir. Turhan Selçuk da aynı kardeşi gibi çizgileriyle karanlığa ışık oldu” diye konuştu. ‘TARİH, DEVRİMLERİN ÖLMEYECEĞİNİ GÖSTERMİŞTİR’ Cumhuriyet Vakfı Genel Sekreteri Işık Kansu da, “Yıllardır bütün aydınlarımızın birer birer öldürülmesine tanık olduk. En yakın ustalarımız, cinayetlerle aramızdan alındı. Çeyrek yüzyıldır da gerici yobaz bir iktidar tarafından baskıyla yönetiliyoruz. Değerli dostlar, tarih bize devrimlerin ölmeyeceğini öğretmiştir. Devrimlerin karşısında mutlaka karşı devrimler olacaktır. Bizim devrimimiz de 100 yıllık bir devrimdir. Karşı devrimi yaşıyoruz ama bunu da aşacağız. Halk, 1923 devrimi için gerçekten direniyor. Cumhuriyetimizi yeniden sahipleneceğiz, adını Atatürk’ün verdiği bir kurumun temsilcisi olarak Cumhuriyetten ödün vermemekte kararlıyız” dedi. Kansu, sözlerini “Cumhuriyet gazetesi, bir cumhuriyet kurumudur. Cumhuriyet bağımsızlıktır. Aklen bağımsızlıktır. Cumhuriyet Gazetesi halkçı bir cumhuriyet çizgisindedir. Aydınlık geleceğin kalesidir. Demokrasiye yönelen her türlü girişime karşı toplumsal direnişin adıdır. Sömürüye karşı geleceğin bayraktarıdır. Enseyi karartmayın. Cumhuriyete sahip çıkacağız ve onu geri alacağız” diyerek sonlandırdı. Konuşmaların ardından katılımcılar, Selçuk kardeşlerin gömütlerine çiçek bıraktı.

'Asya çömelmesi'nde uzmanlaşmak neden sağlığa yararlı? Haber

'Asya çömelmesi'nde uzmanlaşmak neden sağlığa yararlı?

Çin, Japonya ve Asya'nın büyük bir bölümünde, iyice çömelmek günlük hayatın sıradan bir parçası. İnsanlar tren beklerken, arkadaşlarıyla sohbet ederken veya yemek yerken topukları yere düz basacak şekilde çömelerek zahmetsizce dinleniyorlar. Ancak turistlerin bu çömelme hareketini taklit etmeye çalıştıkları videolar internette bir eğlenceye dönüştü. Çoğu geriye doğru düşüyor, yana devriliyor veya destek için duvarlara tutunuyor. Vücut hareket uzmanları, bu pozisyonun, yaşlandıkça iyi bir hareketlilik düzeyini korumakla ilgili daha önemli bir soruyu gündeme getirdiğini söylüyor. Peki, neden bazı insanlar zahmetsizce çömelirken, diğerleri bu hareketi yaparken dik durmakta zorlanıyor? Sizi iyi hissettireceği kanıtlanmış beş farklı egzersizAğırlık kaldırmak daha uzun yaşamanıza yardımcı olabilirAsya çömelmesinin yararları ne? Çömelmek, vücudun en temel hareketlerinden biri olarak kabul ediliyor. ABD'deki South California Üniversitesi'nden insan hareketi uzmanı Prof. Christopher Powers "Çömelme olmadan hiçbir şey yapamazsınız" diye açıklıyor. "Bir sandalyede otururken, arabanızdan inerken, tuvaleti kullanırken, yerden bir şey almak için eğilirken..." Birçok insan, spor salonu egzersiz rutinlerinin yaygın bir parçası olan temel çömelme hareketine aşina. Bu harekette, uyluklar yere paralel olana kadar oturuyormuş gibi çömeliyorsunuz. Ancak Asya çömelmesi, diğer adıyla derin veya tam çömelme, belirgin şekilde farklı. Bu harekette, dizler tamamen bükülüp dışarı doğru itilene kadar çömeliyor, ayakların arasını geniş, göğsü dik tutuyor ve uyluğun arkasının baldır kaslarına yaslanıyorsunuz. İnsanların hareketliliğini ve gücünü geliştirmelerine yardımcı olma konusunda uzmanlaşmış Asyalı-Amerikalı antrenör Matt Hsu, milyonlarca izlenme alan Asya çömelmesinin sosyal medya videolarını yayınladı. Ancak ismin yanıltıcı olabileceğini söylüyor. "Bunu kendilerine aitmiş gibi sahiplenen Afrikalıları göreceksiniz… Slav ülkeleri, Doğu Avrupa'daki herkes 'bu bizim çömelmemiz' diyecek. Bu çömelme herkesin çömelmesi" diyor. Fizyoterapistler, bu derin çömelmelerin kalça, diz ve ayak bileklerinde daha fazla hareketlilik gerektirdiğini ve normal bir çömelmeye göre vücudun daha fazla bölgesindeki kasları harekete geçirdiğini söylüyor. Çalışmalar, bu kapsamlı esnemenin hareketliliği ve esnekliği artırmaya, sırt ağrısını azaltmaya ve yaşam boyu genel bağımsızlığı sağlamaya yardımcı olabileceğini ortaya koydu. Egzersizi, vücut saatinize göre ayarlamak nasıl faydalı oluyor? Kaynak,Getty Images /// Derin çömelme pozisyonu, çoğu insanın çocukluktan itibaren doğal olarak yapabildiği, ancak zamanla kaybettiği bir hareket. Çocuklar bu pozisyona doğal olarak ve çok az çabayla geçebiliyor. Bunun nedeni kısmen daha fazla eklem hareketliliğine ve farklı vücut oranlarına sahip olmaları. Ancak anatomideki değişiklikler, birçok yetişkinin derin çömelme yeteneğini kaybetmesinin tek nedeni değil. Oturmaya dayalı yaşam tarzları, sandalyeler ve yükseltilmiş tuvaletler kullanmak, birçok yetişkinin günlük yaşamda nadiren derin çömelme ihtiyacı duymasına neden oluyor ve bu da zamanla hareketlilik ve gücün azalmasına yol açıyor. Araştırmalarında hareket değişikliklerinin diz yaralanmalarına nasıl katkıda bulunduğunu inceleyen Powers "Kullanmazsanız kaybedersiniz" diye uyarıyor. Yeni bir araştırmaya göre günde 7 bin adım sağlıklı yaşam için yeterliAsyalılar neden daha kolay çömeliyor? Kaynak,Matt Hsu /// Asya kökenli Amerikalı Matt Hsu, sakatlıklar nedeniyle birkaç kez kaybettiği derin çömelme hareketini yeniden öğrenmek için kendi kendine antrenman yapmak zorunda kaldı. Yaşlandıkça hareketlilik ve bağımsızlık için bu beceriyi korumanın önemli olduğunu söylüyor. Japonya gibi Asya'nın bazı bölgelerinde restoranlara gitmek gibi günlük faaliyetler için bile çömelmeniz gerekiyor. Hareket ve fitness eğitimi veren Upright Health şirketinin kurucusu Hsu "Hala düzenli olarak içeri girip, ayakkabılarınızı çıkarıp, tatami minderine çömelip, sonra oturup yemeğinizi yiyebilmeniz gerekir" diyor. Diğer, daha temel aktiviteler de bu kalça ve bacak gücünü gerektiriyor. "Asya'nın bazı bölgelerinde sadece çömelinen tuvaletler var. Her gün, her tuvalete gitmeniz gerektiğinde bu şekilde tuvalete gidiyorsanız, bu yeteneği kolay kolay kaybetmezsiniz" diye ekliyor. Hsu, 40 dakikalık röportajı boyunca uzun süre derin çömelme pozisyonunda kaldı ve sadece birkaç kez kısa bir ara verdi. Ailesinin deneyimi nedeniyle çömelme gibi hareketlerin öneminin acı verici bir şekilde ortaya çıktığını söylüyor. "Babam düştü ve yerden kalkamadığı için ambulans çağrılıp kaldırımdan alınması gerekti" diyor Hsu. Hsu, spor sakatlıklarından iyileşirken uzun süre oturmak zorunda kaldıktan sonra 20'li yaşlarında derin çömelme yeteneğini kaybettiğini söylüyor. "Ayak bileklerime bile dokunamıyordum çünkü çok sertleşmişti" diyor. Hsu, vücudunu tekrar eğitmek zorunda kaldı ve derin çömelme yeteneğinin, diğer herhangi bir fiziksel beceri gibi öğrenilebileceğini söylüyor. Basit zihin egzersizleri beynimizin işleyişini nasıl değiştirir?Asya çömelmesi nasıl yapılır? Hsu, derin çömelme hareketini öğrenmek isteyenleri, vücutları hazır olmadan önce meseleye çok agresif bir şekilde yaklaşmamaları konusunda uyarıyor. "Acele edip tamamen aşağıya inmek istemezsiniz çünkü muhtemelen bir yerinizi sakatlarsınız" diyor. Bunun yerine, sandalye veya tezgah gibi mobilyalardan destek alarak harekete kademeli olarak başlamayı ve sadece rahat hissettiğiniz kadar aşağıya inmeyi öneriyor. "Bunu birkaç hafta boyunca her gün birkaç kez yaparsanız 'kendimi güvende hissediyorum, biraz daha aşağıya inebilirim' diyeceksiniz." Kaynak,Getty Images /// Fizyoterapistler, derin çömelmenin herkes için, özellikle de diz, kalça veya sırt ağrısı olanlar için nihai hedefe dönüşmemesi gerektiğini söylüyor. Ancak, yetişkinlerin derin çömelmeyi yeniden öğrenmeleri gerekip gerekmediği sorusu yaş ilerledikçe daha karmaşık hale geliyor. Powers "Yaşlandıkça eklemlerimizde, omurgamızda, kalçalarımızda, özellikle ayak bileklerimizde hareket kabiliyetimizi kaybediyoruz" diyor. "Bu da bu tür çömelmeyi yapma yeteneğimizi daha da sınırlıyor." Araştırmacılar, her derinlikteki çömelmenin faydalı olduğunu söylüyor ama Powers, özellikle diz, kalça veya sırt ağrısı olanlara derin çömelmeyi bir hedef olarak ele almamaları konusunda uyarıyor. Klinik ortamlarda, çömelmeler genellikle hastanın vücut tipine, yaralanmalarına, geçmişine ve hedeflerine bağlı olarak değiştiriliyor. Powers, bu karmaşıklığın genellikle internette gözden kaçtığını söylüyor. "Herkesin en uygun yolu var ama bu işlerin böyle yürümediği anlamına da geliyor. Her insan farklı." Daha uzun uyluk kemiklerine, sınırlı ayak bileği hareket kabiliyetine veya farklı kalça yapılarına sahip olanlar, ne kadar formda olurlarsa olsunlar, denge ve derinlik konusunda daha fazla zorluk çekebiliyor. Bazı fizyoterapistler, asıl meselenin birinin kalçaları yerden birkaç santim yukarıda oturabilmesi değil, yaşlandıkça bağımsız hareket etmeye devam edebilmesi olduğunu savunuyor. Şu anda, derin çömelmenin uzun süre boyunca günlük olarak uygulayan kişiler üzerindeki uzun vadeli etkisini veya faydalarını doğrulayan hiçbir çalışma yok. Hsu, amacının mükemmellik değil, modern yaşam tarzının insanlardan yavaş yavaş yok etmiş olabileceği bir hareketi geri kazandırmak olduğunu söylüyor. "Kişisel deneyimimden yola çıkarak şunu söyleyebilirim ki vücudunuzu kontrol edebilmeniz, kalkabilmeniz ve yerçekimini yönetebilmeniz kesinlikle gerekli bir şey." Orijinali İngilizce olan bu makalenin çevirisinde yapay zekadan yararlanıldı. BBC Türkçe

Dr. ELVİN ABDURAHMANLI: Mehmet Emin Resulzade’nin Mirası İstanbul’da Anıldı: Azerbaycan Cumhuriyeti’nin 108. Yıl Dönümü Haber

Dr. ELVİN ABDURAHMANLI: Mehmet Emin Resulzade’nin Mirası İstanbul’da Anıldı: Azerbaycan Cumhuriyeti’nin 108. Yıl Dönümü

KİAMP-Karabakh is Azerbaijan Milli Platformu T.C. Genel Koordinatörlüğü ve bünyesindeki Karabağ Azerbaycandır Koordine Etme Derneği öncülüğünde, Azerbaycan Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 108. yıl dönümü münasebetiyle Türk Edebiyatı Vakfı’nda anlamlı bir konferans düzenlendi. “Mehmet Emin Resulzade” temasıyla gerçekleştirilen akademik ve bilimsel toplantı, Türkiye ve Azerbaycan arasındaki sarsılmaz kardeşlik bağlarına bir kez daha vurgu yaptı. Program, Türkiye Cumhuriyeti ve Azerbaycan Cumhuriyeti’nin istiklal marşlarının okunmasıyla başladı. Ardından, vatan toprakları için canlarını feda eden aziz şehitlerimiz anısına bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu. Bu duygulu başlangıç, katılımcılara ortak tarih ve kader birliğini bir kez daha hissettirdi. Konferansın açılış konuşmasını yapan KİAMP-Genel Koordinatörü Dr. Elvin Abdurahmanlı, Mehmet Emin Resulzade’nin Türk dünyası ve Azerbaycan bağımsızlık mücadelesindeki önemine dikkat çekti. Sultanahmet’teki Türk Edebiyatı Vakfı’nda gerçekleşen etkinliğe iş dünyası, akademik çevreler, siyaset ve sanat camiasından önemli isimler katıldı: E. Tuğgeneral Yörük Ali Aydın Paşa, Doç. Dr. Abdullah Cüneyt Küsmez (İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi), Hanna Akyüz (Zafer Partisi GİK Üyesi), Eşref Koca (İyi Parti İstanbul İl Yönetimi STK Komisyon Başkanı), Muhammet Genç (Çepni Dernekler Federasyonu Başkanı), Sadi Özgül (Araştırmacı Gazeteci), Doç. Dr. Sönmez Abbaslı, Dr. Hande Ortay (Uluslararası İlişkiler Akademisyeni - Video Konuşma), İclal Akkaplan (TRT Türk Halk Müziği Ses Sanatçısı), Mehnaz Rehimova (Şair) .. Protokol konuşmalarının ardından gerçekleştirilen panel bölümünde, Dr. Elvin Abdurahmanlı ve Doç. Dr. Hayat Shamıyeva yer aldı. Dr. Elvin Abdurahmanlı panelde gerçekleştirdiği sunumuyla, Resulzade’nin fikir dünyasını ve Azerbaycan’ın bağımsızlık yolculuğunu akademik bir perspektifle detaylandırarak dönemin siyasi ve sosyal dinamiklerini ele alan kıymetli katkılarda bulundu. Panelin sunuculuğunu ise İsa Guluzade ve Shaylan Akhondnezhad üstlendi. Akademik sunumlar ve yapılan konuşmalarla Azerbaycan’ın bağımsızlık ruhunun yaşatıldığı etkinlik, katılımcıların yoğun ilgisiyle sona erdi. "Bir kere yükselen bayrak, bir daha inmez" şiarıyla yola çıkan Resulzade’nin mirası, bu anlamlı günde bir kez daha İstanbul’dan tüm dünyaya haykırıldı. ..... Yazarın tüm yazıları için tıklayınız

Gençlerin bayramı Mersin'de turnuvalarıyla taçlandı Haber

Gençlerin bayramı Mersin'de turnuvalarıyla taçlandı

MERSİN (İGFA) - Gençlerin ve her zaman genç kalacakların bayramı olan 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı kapsamında bir dizi etkinlik yapan Mersin Büyükşehir Belediyesi, gençleri spor ve sanatın her branşı ile buluşturmaya devam ediyor. Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün izinden giden gençler ile hafta boyu bir dizi spor etkinliği düzenleyen Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı’na bağlı Gençlik ve Spor Hizmetleri Şube Müdürlüğü; voleybol, basketbol ve futbol turnuvaları ile gençlerin bayramını taçlandırdı. “Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim” diyen Atatürk’ün izinde binlerce çocuğu sporlar buluşturan ve Mersin’i bir spor kenti haline getiren Mersin Büyükşehir, birçok spor branşında hafta boyu yaptığı etkinliklerle bayramı dolu dolu geçirdi. Büyükşehir; voleybol, basketbol ve futbol branşlarında yapılan turnuvalar sonunda gençlere unutulmaz bir bayram daha yaşattı. GÖKAYAZ: “MERSİN BÜYÜKŞEHİR OLARAK SPORUN BİRLEŞTİRİCİ GÜCÜNÜ HER ZAMAN ÖN PLANDA TUTUYORUZ” Mersin Büyükşehir Belediyesi Gençlik ve Spor Hizmetleri Şube Müdürü Bünyamin Gökayaz, “19 Mayıs; Ulu Önder Atatürk’ümüzün 107 yıl önce yaktığı bağımsızlık meşalesi ile Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerini oluşturan çok güzel bir bayram. Gençlere adadığı Cumhuriyet içinde spor bayramı olarak da kutladığımız çok değerli bir gün. Biz de Mersin Büyükşehir Belediyesi olarak gençlerimizi unutmadık ve birçok etkinlik düzenledik” dedi. Hafta boyu yaptıkları pek çok faaliyetten bahseden Gökayaz, “Sporun birleştirici gücünü her zaman Mersin Büyükşehir Belediyesi olarak ön planda tutmaya çalışıyoruz. Birçok farklı etkinlikler düzenliyoruz. Tüm gençlerin 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutluyorum” sözlerine yer verdi.

MUSTAFA SOLAK: 19 Mayıs Sadece Bir Tarih Değil; Cesaretin Adıdır Haber

MUSTAFA SOLAK: 19 Mayıs Sadece Bir Tarih Değil; Cesaretin Adıdır

Sevgili Gençler, Kimler Nutuk okudu? Nutuk'un ilk cümlesi, “1919 senesi Mayıs’ının 19’uncu günü Samsun’a çıktım” diye başlar. Diğer bir deyişle, 19 Mayıs 1919, Milli Mücadele’nin fiilen başladığı, bağımsızlığın meşalesinin yakıldığı gündür. Onun için bugün sadece bir bayram kutlamıyoruz. Bugün, umudun ve yeniden ayağa kalkmanın hikâyesini hatırlıyoruz. Hatırlamanın da ötesinde geleceği kurmak için geçmişten güç almak için toplandık. Mustafa Kemal Atatürk Nutuk’ta Samsun’a çıktığı 19 Mayıs 1919 tarihinde ülkenin durumunu özetlerken ordunun elinden silâh ve cephanenin alındığını, zorla ve hile ile aziz vatanın, bütün kalelerinin zaptedildiğini, bütün tersanelerine girildiğini, bütün orduların dağıtıldığını, memleketin her köşesinin işgal edildiğini belirtiyordu. Amasya Genelgesi’nde belirtildiği “vatanın bütünlüğü ve ulusun bağımsızlığı tehlikededir” diyen Türk milleti Atatürk önderliğindeki ayaklanmıştı. Sevgili Gençler, 19 Mayıs sorumluluğumuzu hatırlatıyor. Vatanın bütünlüğünü ve ulusun bağımsızlığını sadece savaşla, sınırlarını korumakla sağlayamayız. Bu, diğer sorumluluklarımızı yerine getirmediğimizde karşılaşacağımız durumdur. Düşünen, üreten, sorgulayan, Atatürk’ün ifadesiyle “bilimi, yol gösterici” alan ve vicdanlı, emeğe değer veren, paylaşmaktan, dayanışmada, hoşgörüde bulunan bireyler olmaktan mutlu olmalıyız. Ve şunu unutmayın: Atatürk “bütün ümidim gençliktedir” diyordu. Sizi seviyoruz ve size güveniyoruz. Bu sadece bizim bireysel insan sevgimizden gelmiyor. Mecburuz da. Bugünümüz, geleceğimiz birbirimize bağlı. Bu mecburiyetimizi yine Nutuk’a başvurarak göstereyim. Atatürk düşmanla mücadelede millet, meclis ve ordu olmak üzere üç kuvvetin tayin edici olduğunu söyler. Bu üç kuvvet iki cephede savaşır; 1. İç cephe 2. Dış cephe. Devamını Nutuk’tan okuyalım: “Asıl olan iç cephedir. Bu cephe bütün memleketin, bütün milletin meydana getirdiği cephedir. Dış cephe, doğrudan doğruya ordunun düşman karşısındaki silâhlı cephesidir. Bu cephe sarsılabilir, değişebilir, mağlûp olabilir; fakat bu durum, hiçbir zaman bir memleketi, bir milleti yok edemez. Önemli olan, memleketi temelinden yıkan, milleti tutsak ettiren, iç cephenin çökmesidir. Bu gerçeği bizden daha çok bilen düşmanlar, bu cephemizi yıkmak için yüzyıllarca çalışmışlar ve çalışmaktadırlar. Bugüne kadar başarılı da olmuşlardır. Gerçekten “kaleyi içinden almak”, dışından zorlamaktan çok kolaydır.” Bu yüzden milli birliği güçlü tutmak, geleceği kurmak için önemli. - İki hususta dikkatinizi çekeyim: 1. Milli Birliğinizi perçinleyin: 2. Yılgınlığa, karamsarlığa düştüğünüzde Atatürk gibi düşünün. İşveç’te bir sözmüş. 13 Kasım 1918’de Haydarpaşa garında düşman gemilerine bakıp dediği gibi “Geldikleri gibi giderler” deyin.. Siz dünyanın ilk bağımsızlık savaşını veren, bu sebeple de işgal altındaki mazlum ülkelerce örnek alınan insanların torunlarısınız. Tarih size bu haklı gururu ve gücü veriyor. Bundan 107 yıl önce dedeleriniz, neneleriniz nasıl ki düştüğü yerden ayağa kalktıysa, sizler de onlardan cesaret alacaksınız. Cesaretinizi hiçbir şeyin kırmasına izin vermeyin. İşte bu yüzden her 19 Mayıs’ta kendinize şunu deyin: “19 Mayıs sadece bir tarih değil; cesaretin adıdır.” 19 Mayıs Atatürk’ün Anma, Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu olsun.

AYTAÇ YILDIZ BOZKURT: Kabiyra'nın Unutulmuş Çığlığı Haber

AYTAÇ YILDIZ BOZKURT: Kabiyra'nın Unutulmuş Çığlığı

Asırlar ötesinden gelen fırtınadan, kasırgadan beter zulmün çığlığını duyuyorum. Sessiz hıçkırıkların, zindanların duvarlarındaki kan lekelerinin, çürümüş bedenlerin kokusunu duyuyorum. Ruhların kirlenmiş, değerlerin eskimiş, tarihin unutulmuş dehlizlerine sinmiş küf kokusunu duyuyorum. Soluğum kesiliyor ve zihnimde bir pencere açıyorum. “Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür" (M. Naci).. Tanzimata mühür vurmuş bu sözü reddediyor ve insana hafıza gibi bir ödülün verilmesinin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Unutursak, tekrar ederiz. Geçmiş asırların dağarcığından belleğimizde taze kalması ve daima hatırlanması gereken anılar, bizi bugünlere ulaştıranlara borcumuzdur. İnsanlık tarihi “zulüm ile abad olma” hayalleri kuranların nasıl yerle yeksan olduğunu anlatan sayısız olaylarla doludur. Vatan kavramını içselleştiren, yaşamını buna adamış kahramanların öykülerinin nesiller sonra bile minnetle ve şükranla anılması gerekliliği de boynumuzun borcudur. Milli kavramı ile örtüşmeyen eğitimin günahıdır Kabiyra’yı tanımamak. Kabiyra, Giyom Tell kadar kitaplarımızda adı geçmemiş kahramanımız, Doğu Türkistan’ın özgürlük mücadelesinde türlü işkencelerle, evlatları katledilerek diz çöktürülmeye çalışılmış bir baba olan Osman Batur’un raflarda kalmış kızının adıdır. Gazze’de, cansız bedeni kıyıya vurmuş fok balığı kadar ses getirmeyen Aylan bebeğin özdeşidir Kabiyra. Kardeşleri ile beraber, babaları bağımsızlık savaşından vazgeçsin diye satırlarla doğranıp kuyulara atılmışlardır. Geçmiş geleceğe ayna olmadığı sürece, çocuklarımız önlerine konan günün kahramanları ile hayali çarpık zaferler kazanmaya, kızlarımız da Tomris Hatun yerine ilk çağ görünümlü hatunları örnek almaya devam ederler. Bir ulus, kendi geçmişini bilmediği için yıkılır. Çünkü geçmiş, geleceğin köprüsüdür, milletleri millet yapan da gururla birlikte yürüme arzusudur. Geçmişin zaferleri ve serdengeçti öyküleriyle ile inanç denen o yüce kavramı benimser çocuklar. Tevekkülü, sabrı, cesaret ve görevi öğrenirler. Amaçları o kahramanların emanetini taşımak olur. Biz Türk kimliğinde bir bayrak altında yürümek arzumuzu sözle değil, somut ve hiçbir milletin sahip olmadığı değerlerle taşıyoruz. Kanımızdaki bu eşsiz gen, tıpkı Kurtuluş Savaşı’nda olduğu gibi uyudu sanılan anda uyanır. Ama bu nesille bu arzuyu kaybediyoruz. Her kuşak yaşadığı zamanın değer algısı ile değerlendirilmelidir ve eğitim buna göre şekil almalı yani güncellenmelidir. Neden Türk kahramanlarının başrol olduğu bilgisayar oyunları yazılmaz ya da bütün okullarda bu oyunlarla yarışmalar düzenlenmez? Artık teknoloji çağındayız, bilgiye erişim çok kolay. Eskiden bilgi öğretmenken şimdi öğretmen bilgiye ulaşmada rehber olmak durumundadır. Hamaset söylemlerinden bahsetmiyorum. Gerçekleri önümüze koyup çağa ve bu kuşağa özgü bir sistem kurmakta geç kalıyoruz. Tarih babalarının bedellerini ödeyen masum yavruların acı öyküleri ile doludur. Bu gerçek hiç unutulmamalıdır. Hiçbir millet Türk Milleti kadar var olmak için bedel ödememiştir. Orhun Abidelerindeki sözler boşuna söylenmemiştir.“Bir kına iki kılıç girmez. Bir budunda iki töre olmaz. Töre tekdir. Kimse töreden üstün değildir.” Bu sözler günümüze ışık tutmalı. Batılı yaşam tarzı bizim mayamıza uymuyor. Bilime evet ama elin töresine hayır. Kadına değer, ataya saygı, çocuğa, doğaya, hayvana sevgi hangi milletin töresinde var? Yakın zamanda evlatlarımızı yine evlatlarımızın eliyle kaybettik. Bu çocuklar bu sistemin kurbanları değiller mi? Üzgünüm, gerçekler acıdır. Altay kaplanı Osman Batur ve evlatları Kabiyra, Baybolla, Kariy, Sapiyan ve Türk Milleti için candan tenden geçenlerin ruhları şad olsun! ... Yazarın tüm yazıları için tıklayınız

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.