Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Apec

bursaarena.com.tr - Apec haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Apec haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

CGTN: Devlet başkanları düzeyindeki diplomasi Çin-Rusya arasındaki büyüyen ortaklığı güçlendiriyor Haber

CGTN: Devlet başkanları düzeyindeki diplomasi Çin-Rusya arasındaki büyüyen ortaklığı güçlendiriyor

GLOBE NEWSWIRE / PEKİN (İGFA) - Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping'in daveti üzerine 19-20 Mayıs tarihleri arasında Çin'e resmî ziyarette bulunacak. Bu buluşma, yeni dönemde Çin-Rusya ilişkilerinin ayırt edici özelliklerinden biri hâline gelen üst düzey yakın temasların yeni bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Putin'in ziyareti tarihî bir dönemeçte gerçekleşiyor. Bu yıl, Çin-Rusya İyi Komşuluk ve Dostane İş Birliği Antlaşması'nın imzalanmasının ve Şanghay İşbirliği Örgütü'nün (ŞİÖ) kuruluşunun 25. yıldönümü ve Çin-Rusya kapsamlı stratejik koordinasyon ortaklığının kurulmasının 30. yıldönümü. Geçtiğimiz on yılda, devlet başkanları düzeyindeki diplomasi hızla değişen küresel ortamda ikili ilişkilerin rotasını belirlemede kilit bir rol oynadı. İki devlet başkanı Xi ve Putin 2013'ten bu yana sık sık bir araya geldi. Bu süre içinde Başkan Xi'nin Rusya'yı 11 kez ziyaret etmesi, Başkan Putin'in de Çin'e 13 kez gitmiş olması ikili ilişkilerin kalıcı gücünü ve stratejik niteliğini vurguluyor. DEVLET BAŞKANLARI DÜZEYİNDEKİ DİPLOMASİ STRATEJİK REHBERLİK SAĞLIYOR Şanghay Uluslararası Çalışmalar Enstitüsü Rusya ve Orta Asya Araştırmaları Merkezi'nde araştırmacı öğretim görevlisi Zhao Long'a göre, "Aralarındaki temas ve etkileşimlerin sıklığı ve derinliği dünyanın başka herhangi bir yerinde nadir görülen bir durum." Zhao, iki liderin son on yılda 40'tan fazla görüşme gerçekleştirdiğini ve devlet başkanları düzeyindeki diplomasinin yüksek seviyede karşılıklı güvenin tesis edildiği sağlam temel taşı ve çeşitli alanlardaki pratik iş birliğinin önemli itici gücü hâline geldiğini belirtti. Mart 2013'te Xi'nin Çin Devlet Başkanı olduktan sonra ziyaret ettiği ilk ülke Rusya olmuştu. İki ülke 2019'da yeni dönem için ikili ilişkilerini kapsamlı stratejik koordinasyon ortaklığı düzeyine yükselterek ikili ilişkiler tarihindeki en yüksek seviyeye taşıdı. 2025'te Putin ŞİÖ zirvesine, Çin Halkının Japon Saldırganlığına Karşı Direniş Savaşı ve Dünya Anti-Faşist Savaşı zaferlerinin 80. yıldönümünü anma etkinliklerine katılmak üzere Çin'i ziyaret etti. Bu yıl 4 Şubat tarihinde Xi ve Putin ikili ilişkilerin gelecekteki gelişimi ve uluslararası platformlarda ikili ilişkilerde koordinasyon sağlama konularını görüşmek üzere bir video konferans gerçekleştirdi. Çin ve Rusya, iki devlet başkanının rehberliğinde karşılıklı siyasi güveni sürekli derinleştirdi ve egemenlik, güvenlik ve kalkınma gibi temel çıkarlarını ilgilendiren konularda birbirlerine güçlü destek verdi. İki ülke ayrıca Birleşmiş Milletler, ŞİÖ, BRICS, APEC ve G20 gibi önemli uluslararası platformlarda koordinasyonu güçlendirerek tek taraflılığa birlikte karşı çıktı ve çok kutuplu bir dünya inşa etmeye katkıda bulundu. Başkan Xi önceki konuşmalarında Çin ve Rusya'nın ittifak kurmama, çatışmama ve herhangi bir üçüncü tarafı hedef almama ilkeleri temelinde komşu büyük ülkelerin birbirleriyle iyi geçinmesini hedef alan yeni bir yol keşfettiklerini ve bunun büyük devletler arasında yeni bir ilişki türüne örnek oluşturduğunu ifade etmişti. PRATİK İŞ BİRLİĞİ YENİ ZİRVELERE ULAŞIYOR İki ülke karşılıklı siyasi güvenin derinleşmesiyle birlikte ticaret, enerji ve kültür gibi alanlarda kapsamlı pratik iş birliği yaparak verimli sonuçlara ulaştı. Karşılaştıkları küresel zorluklara karşın iki ülke arasındaki ekonomik ve ticari iş birliği artmaya devam etti; taraflar Kuşak ve Yol Girişimi (BRI) ile Avrasya Ekonomik Birliği arasında eş güdüm sağlamaya yönelik etkin adımlar attı. Kuşak ve Yol Girişimi (BRI) kapsamındaki Çin-Avrupa yük trenlerinin yüzde 70'inden fazlası Avrupa'ya Rusya üzerinden geçerek gidiyor ve sefer sayıları rekor düzeyde seyrediyor. Çin, üst üste 16 yıldır Rusya'nın en büyük ticaret ortağı olmayı sürdürüyor. Çin Ticaret Bakanlığı'nın son verilerine göre iki ülke arasındaki ticaret hacmi 2025 yılında 227,9 milyar dolara ulaşarak üst üste üç yıl 200 milyar dolar seviyesini aştı. Bu yılın ilk çeyreğindeyse ikili ticaret hacmi önceki yılın aynı dönemine göre %14,7 artış göstererek 61,2 milyar dolar oldu. Halklar arası etkileşim de gelişmeye devam ediyor. İki ülke yıllar içinde çeşitli değişim programlarını birlikte hayata geçirdi; dil yılları, turizm yılları, gençlik değişim yılları ve kültür yılları bunlardan bazıları. 2024-2025 Çin-Rusya Kültür Yılları kapsamında iki ülke bir dizi kültür alışverişi etkinliği gerçekleştirdi. Özgün Çin dans gösterisi Wing Chun Moskova'daki Bolşoy Tiyatrosu'nda sahnelenirken Rusya'nın Mariinsky Tiyatrosu Orkestrası ve Bolşoy Balesi'nin Çin'deki gösterileri büyük ilgiyle karşılandı. 2025 yılında Çin ve Rusya'nın karşılıklı vize muafiyeti politikasını uygulamaya koyması sayesinde iki ülke arasında turizmde patlama yaşandı. Çin ve Rusya, artan karşılıklı siyasi güvenden tutun da büyüyen pratik iş birliği ve çoğalan halklar arası etkileşime varana kadar aralarındaki ikili dostane ilişkileri güçlendirmeye devam etti. Küresel belirsizliğin giderek arttığı bir ortamda iki devlet başkanının çok yakında yapacakları görüşmenin ikili ilişkileri daha da ileri taşıması, iki halka daha fazla fayda sağlaması ve değişen dünyaya daha fazla istikrar ve olumlu ivme kazandırması bekleniyor.

CGTN: Dünya neden yaklaşan Çin-ABD zirvesine odaklanmış durumda? Haber

CGTN: Dünya neden yaklaşan Çin-ABD zirvesine odaklanmış durumda?

CGTN, dünyanın yaklaşan Çin-ABD zirvesini neden yakından takip ettiğini ele alan bir makale yayımladı. Bu yazıda, uzun süredir devam eden jeopolitik gerilimler ve kırılgan küresel toparlanma sürecinin gölgesinde, devlet başkanları düzeyindeki diplomasinin Çin-ABD ilişkilerinin "çapası" işlevini gördüğü vurgulanıyor. Yazıda ayrıca, zirvenin giderek daha dalgalı hâle gelen dünyaya nasıl daha fazla öngörülebilirlik kazandırabileceği de ele alınıyor. GLOBE NEWSWIRE / PEKİN (İGFA) - Çin Dışişleri Bakanlığı, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in daveti üzerine ABD Başkanı Donald Trump’ın 13-15 Mayıs tarihleri arasında Çin’e resmi bir ziyaret gerçekleştireceğini Pazartesi günü duyurdu. Uzun süredir devam eden jeopolitik gerilimler ve kırılgan küresel toparlanma sürecinin yaşandığı bir dönemde dünya, iki liderin Çin-ABD ilişkilerini daha da istikrara kavuşturup uluslararası ortama ihtiyaç duyulan öngörülebilirliği sağlayıp sağlayamayacağını yakından izliyor. ÇİN-ABD İLİŞKİLERİNİ DOĞRU ROTADA TUTMAK Birçok gözlemciye göre zirve, ikili ilişkilerde istikrar yönündeki temel beklentiyi yansıtıyor. CGTN’in gerçekleştirdiği röportajlar, devlet başkanları düzeyindeki diplomasinin uzun süredir bu istikrarın temel dayanağı olduğu yönünde uzmanlar arasında ortak bir görüş bulunduğunu ortaya koyuyor. Fudan Üniversitesi Uluslararası Çalışmalar Enstitüsü Dekanı Wu Xinbo’nun ifade ettiği gibi, devlet başkanları düzeyindeki bu diplomasi ikili ilişkilere “tonunu veriyor ve yönünü belirliyor.” Christopher Newport Üniversitesi’nden Doç. Dr. Sun Taiyi de benzer şekilde, liderler arasındaki doğrudan iletişimin belirsizlikleri azaltmaya, yanlış hesaplamaların önüne geçmeye ve istikrarın hâlâ en öncelikli unsur olduğu mesajını vermeye yardımcı olduğunu belirtti. Geçtiğimiz yıl boyunca iki lider, telefon görüşmeleri ve Güney Kore’nin Busan kentinde gerçekleştirdikleri yüz yüze görüşme aracılığıyla iletişimi sürdürerek büyük yanlış hesaplamaların önüne geçilmesine ve ilişkilerin genel olarak istikrarlı kalmasına katkı sağladı. Xi, Busan’da Trump’a hitaben yaptığı konuşmada, “Rüzgârlar, dalgalar ve zorluklar karşısında doğru rotada kalmalı, karmaşık ortamda yönümüzü bulmalı ve Çin-ABD ilişkileri gemisinin istikrarlı şekilde ilerlemesini sağlamalıyız” şeklinde konuştu. “Gemiye yön verme” metaforu, somut ilerlemelere de yansıdı. 2025 yılından bu yana, iki devlet başkanının vardığı stratejik mutabakat doğrultusunda her iki tarafın ekonomi ekipleri çok sayıda görüşme turu gerçekleştirirken, geniş çaplı gümrük tarifesi artışlarına da ara verildi. Yeni bir istişare turunun, Pekin’deki zirve öncesinde 12-13 Mayıs tarihlerinde Güney Kore’de gerçekleştirilmesi planlanıyor. Halklar arası etkileşim de yeniden ivme kazandı. Nisan ayında Pekin’de, Çin-ABD “Ping Pong Diplomasisi”nin 55. yıl dönümü kapsamında düzenlenen etkinliklerde yüzlerce genç Çinli ve Amerikalı spor ve kültürel değişim programlarına katıldı. Daha fazla ABD’li gençlik grubu da değişim ve eğitim programları kapsamında Çin’i ziyaret etti. DEĞİŞEN BİR DÜNYAYA ÖNGÖRÜLEBİLİRLİK KAZANDIRMAK Dünyanın en büyük iki ekonomisi olan Çin ve ABD arasındaki ilişkiler, küresel ölçekte en önemli ikili bağlardan biri olmayı sürdürürken, iki ülke lideri arasındaki diplomatik temasların sonuçları yalnızca ikili ilişkilerin istikrara kavuşmasına değil, aynı zamanda küresel kalkınma ve yönetişim üzerinde daha geniş etkiler yaratılmasına da katkı sağlıyor. Peterson Enstitüsü Kıdemli Uzmanı Chad Bown’un da belirttiği gibi, “neredeyse herkes bu sürecin sonucunda pay sahibi.” Cornell Üniversitesi ekonomisti Eswar Prasad ise daha da ileri giderek, görüşmenin küresel ticaret, jeopolitik ve hatta “kurallara dayalı düzen” açısından sonuçlar doğurabileceğini ifade etti. CGTN’in uzmanlarla gerçekleştirdiği röportajlar da benzer noktalara işaret ediyor. Çin Uluslararası Çalışmalar Enstitüsü Araştırma Görevlisi Zhang Tengjun, daha derin işbirliğinin küresel toparlanmaya ivme kazandırabileceğini ve sanayi ile tedarik zincirlerini istikrara kavuşturabileceğini belirterek, ikili ilişkilerin seyrinin dünyanın geleceğiyle yakından bağlantılı olduğunu vurguladı. Bu noktaya değinen akademisyen Sun, istikrarlı ilişkilerin tedarik zinciri aksaklıkları, finansal dalgalanmalar ve jeopolitik parçalanma risklerini azalttığını söyledi. Dekan Wu ise, dünyanın iki büyük teknoloji gücü olan Çin ile ABD’nin, pratik işbirliği yoluyla “kazan-kazan sonuçları” üretebilecek kapasiteye sahip olduğunu ve bunun daha geniş küresel büyüme ile bilimsel ilerlemeyi desteklediğini belirtti. Benzer şekilde, Uluslararası İşletme ve Ekonomi Üniversitesi (UIBE) Dekan Yardımcısı Cui Fan da her iki ülkenin küresel yönetişimin istikrarı konusunda ortak sorumluluk taşıdığını vurguladı. Xi de Busan’da bu sorumluluğun altını çizerek, “Dünya bugün birçok zorlu sorunla karşı karşıya,” dedi. Ve ekledi: “Çin ve ABD, büyük ülkeler olarak ortak sorumluluk üstlenebilir ve hem iki ülkenin hem de tüm dünyanın yararı için daha büyük ve somut başarılara birlikte imza atabilir.” Çin’in bu yıl APEC’e, ABD’nin ise G20 Liderler Zirvesi’ne ev sahipliği yapacak olması, bu sorumluluğun sınanması için bir fırsat sunuyor. Her iki platform da küresel toparlanma, gıda ve enerji güvenliği, borç riskleri ve yönetişim reformu konularında eşgüdüm alanı açabilir. Xi, Şubat ayında Trump ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde ileriye dönük pragmatik bir yol haritası ortaya koyarak, “İki taraf eşitlik, saygı ve karşılıklı fayda anlayışıyla aynı yönde hareket ederse, birbirlerinin endişelerini gidermenin yollarını mutlaka bulabiliriz” şeklinde konuştu. Dünya, yaklaşan zirvede Pekin ile Washington’un Xi’nin “karşılıklı güveni adım adım inşa etme, doğru ilişki biçimini bulma ve 2026’yı iki büyük ülkenin karşılıklı saygı, barış içinde bir arada yaşama ve kazan-kazan işbirliği yönünde ilerlediği bir yıl hâline getirme” çağrısını nasıl hayata geçireceğini görmek için gözlerini bu görüşmeye çevirmiş durumda.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.