Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Anayasa Mahkemesi

bursaarena.com.tr - Anayasa Mahkemesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Anayasa Mahkemesi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

12. Yargı Paketi detayları belli oldu Haber

12. Yargı Paketi detayları belli oldu

Adalet Bakanı Akın Gürlek, 12. Yargı Paketi detayları hakkında bilgi verdi. Bakan Gürlek, “Yargının işleyişini hızlandıran, vatandaşlarımızın adalete erişimini kolaylaştıran ve hukuk sistemimizi güçlendiren düzenlemeleri birer birer hayata geçirmeye devam edeceğiz” diye konuştu. ANKARA (İGFA) - Yargı hizmetlerinin daha hızlı, etkin ve verimli işlemesini sağlayacak düzenlemeleri içeren 12. Yargı Paketi, Resmî Gazete’de yayımlandı. Kamuoyunda ‘12. Yargı Paketi’ olarak bilinen 7589 sayılı ‘Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’ hakkında değerlendirmede bulunan Bakan Gürlek, “Yargının işleyişini hızlandıran, vatandaşlarımızın adalete erişimini kolaylaştıran ve hukuk sistemimizi güçlendiren düzenlemeleri birer birer hayata geçirmeye devam edeceğiz” diye konuştu. Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde, Türkiye Yüzyılı’nı Adaletin Yüzyılı kılma hedefimiz doğrultusunda çalıştıklarının altını çizen Bakan Gürlek, “Hukukun üstünlüğünü esas alan, güven veren, erişilebilir ve öngörülebilir bir adalet sistemi için reform çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz” dedi Bakan Gürlek, kanunun hazırlanmasına ve yasalaşmasına katkı sunan AK Parti Grubuna ve Cumhur İttifakı ortağı Milliyetçi Hareket Partisi milletvekillerine teşekkür etti. Yürürlüğe giren yargı paketinde 13 ayrı kanunda değişiklik yapılırken, paket bir geçici maddeyle birlikte toplam 28 maddeden oluştu. Yargının daha hızlı ve verimli işlemesi, uyuşmazlıkların kısa sürede sonuçlandırılması ve adalete erişimin kolaylaştırılması amacıyla yapılan başlıca düzenlemeler şöyle sıralandı: YARGININ ETKİN VE VERİMLİ İŞLEMESİNE YÖNELİK YAPILAN DEĞİŞİKLİK DÜZENLEMELERİ 1- Duruşmalar arasındaki süre üç ayı geçemeyecek Yazılı yargılama usulüne tabi davalarda kural olarak iki duruşma arasının istisnai haller haricinde en fazla 3 ay olabileceği düzenlenmektedir 2- Miras kalan taşınmazların satışında mirasçılara öncelik verilecek Tüm maliklere miras yoluyla intikal eden ve mirasçılar dışında üçüncü kişilerin mülkiyet hakkının bulunmadığı taşınmazlar yönünden ortaklığın satış suretiyle giderilmesine ilişkin açık artırmalarda satışa konu malın kıymetinin yüzde yüzü üzerinden yapılacak ilk artırmaya yalnızca malik olan mirasçıların katılması esası kabul edilmektedir. 3- Pay sahipleri de teminat yatıracak Ortaklığın satış suretiyle giderilmesinde pay sahiplerine de teminat yatırma zorunluluğu getirilmektedir. 4- İhale bedelini yatırmayanın teminatı iade edilmeyecek İhale alıcısının en yüksek teklifi verip de süresi içinde ihale bedelini yatırmaması hâlinde alınan teminatın iade edilmeyip, öncelikle satış masraflarından mahsup edileceği kalan kısmın hak sahiplerine dağıtılacağı hüküm altına alınmaktadır. 5- İhalenin iptaline neden olana para cezası verilecek İhale alıcısının süresi içinde ihale bedelini yatırmayarak, yapılan ihalenin iptaline neden olması karşılığında teklif ettiği bedelin yüzde beşi oranında idari para cezası verileceği düzenlenmektedir. 6- Belirsiz alacak davası kaldırılacak Belirsiz alacak davası kaldırılmaktadır. Diğer yandan, kısmi davada zamanaşımının alacağın tamamı bakımından dava tarihinden itibaren kesildiği kabul edilmektedir. 7- Vesayet altındaki kişilerin malları elektronik ortamda satılacak Vesayet altındaki kişilere ait taşınır ve taşınmaz malların satışının UYAP e-satış portalı üzerinden yapılması sağlanmaktadır 8- Gereksiz bilirkişi incelemesine disiplin yaptırımı uygulanacak Hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvuran hâkim ve Cumhuriyet savcılarına uyarma cezası verilebilmesi düzenlenmektedir 9- İdare mahkemelerinde tek hâkimle görülen davalar artırılacak İdare mahkemelerinde tek hâkim tarafından karara bağlanacak dava türleri artırılmaktadır. 10- IBAN’ını kullandıranlara ceza indirimi uygulanabilecek Sadece hesabını kullandırmak (iban kiralamak) suretiyle dolandırıcılık suçuna iştirak eden faillere, haksızlık içeriği dikkate alınarak cezada yarı oranında indirim yapılması öngörülmektedir. ANAYASA MAHKEMESİ İPTAL KARARLARINA YÖNELİK DÜZENLEMELER 1- Kanuni faiz oranı reeskont oranına göre belirlenecek Kanuni faiz oranının yüzde 24 yerine Merkez Bankasının belirlemiş olduğu reeskont oranının yüzde 80’i (2026 yılı için reeskont oranı yüzde 38,75; reeskont oranının %80’i yüzde 31) üzerinden belirlenmesine ilişkin düzenleme yapılmaktadır. 2- İş gücü kaybı tazminatlarında hesaplama yöntemi değiştirildi Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ile ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları zararların hesap yöntemi ve hesaplanacak miktara işleyecek faizin başlama ve uygulama zaman aralığı yeniden belirlenmektedir. Ayrıca ifa amacıyla yapılan peşin ödemeler, toplam alacaktan oransal olarak mahsup edilecektir. 3- İşkence ve kötü muamele suçlarında HAGB uygulanmayacak Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının işkence ve eziyet suçları ile kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasanın 17 nci maddesi kapsamında kötü muamele kabul edilebilecek suçlar bakımından verilemeyeceği hüküm altına alınmaktadır. 4- Kaçak sanığa yeniden yargılanma talep etme hakkı tanındı Kaçak sanık hakkında güvenlik tedbirine karar verilmesi halinde savunma hakkının kullanılması amacıyla kaçak sanığa ve müdafiye yargılamanın yenilenmesini talep edebilme hakkı tanınmaktadır. 5- Bazı istinaf kararlarına temyiz yolu açıldı Adli yargıda istinaf başvurusunun kısmen veya tamamen kabul edilerek yeniden esas hakkında verilen kararların, miktar veya değeri itibarıyla ilk derece mahkemesi parasal sınırının üzerinde olması halinde, bu kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabilmesi sağlanmaktadır.

Rahip Brunson dosyası: Neden 6 yıldır Yargıtay'da bekliyor? Haber

Rahip Brunson dosyası: Neden 6 yıldır Yargıtay'da bekliyor?

Trump'ın açıklamasıyla yeniden gündeme gelen Rahip Andrew Brunson'a 3 yıllık hapis cezasına ilişkin dosya altı yıldır Yargıtay'da bekliyor. ABD Başkanı Donald Trump'ın yeniden gündeme getirdiği Rahip Andrew Brunson davasında, 2018'de verilen mahkumiyet kararının üzerinden yaklaşık altı yıl geçmesine rağmen dosya Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nde hâlâ sonuçlanmadı. ABD Başkanı Donald Trump'ın Ankara'daki NATO Zirvesi kapsamında Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'la görüşmesi öncesi yaptığı açıklama ile Brunson davası yeniden gündeme geldi. Trump, gazetecilerin sorularını yanıtlarken "Rahip Brunson'ı hatırlıyorsunuzdur. 3 yıl 1 ay hapse çarptırılmıştı. Evanjelik bir kahramandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı aradım, serbest bıraktı. Hiçbir şey ödemedim" ifadelerini kullandı. Türkiye'ya eşiyle birlikte 1993 yılında yerleşen Brunson, 2016 yılında İzmir'deki Diriliş Kilisesi'nde rahip olarak görev yaparken "FETÖ ve PKK adına suç işlemek" ve "casusluk" suçlamalarıyla tutuklanmıştı. Brunson, soruşturma ve yargılama süreci boyunca amacının yalnızca dinî faaliyet yürütmek olduğunu, herhangi bir siyasi ya da örgütsel faaliyet içinde bulunmadığını savunmuştu. ABD ve Türkiye arasında yaşanan Brunson gerilimi Washington yönetiminin, rahip Brunson'ın serbest bırakılmaması nedeniyle Ankara'ya yönelik ekonomik yaptırımlar devreye koyması, Türk Lirası'nın Dolar karşısında tarihi değer kaybı yaşamasına neden olmuştu. Ayrıca dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Adalet Bakanı Abdulhamit Gül yaptırım listesine alındı. Erdoğan da o dönemde gelen baskılar üzerine "Bu fakir bu görevde olduğu sürece o teröristi alamazsınız" demiş, 2017'deki bir konuşmasında da Fethullah Gülen ile takas teklifinde bulunarak "Diyorlar ki, papazı bize verin. Bir papaz da sizde var. Siz onu bize verin biz de onu yapalım yargıda gereğini size verelim" ifadelerini kullanmıştı. Bu süreçte Temmuz 2018'te Rahip Brunson ev hapsine alındı. İki ülke arasında gerilime neden olan tutuklamaya ilişkin daha sonra ABD Başkanı Trump da devreye girdi ve Brunson hakkındaki yargılama süreci 12 Ekim 2018'de sonlandırıldı. Rahip Brunson, hakkında hüküm verildikten ve ev hapsi kaldırıldıktan sonra ABD'ye dönüşünde Beyaz Saray'da ABD Başkanı Donald Trump ile... Fotoğraf: picture-alliance/abaca/O. Douliery Trump'ın yeniden gündeme getirdiği Rahip Andrew Brunson davası aslında hâlâ resmi olarak kapanmış değil. Türkiye'deki yargı süreci devam ediyor. Rahiple ilgili 2018'de verilen mahkumiyet kararının üzerinden yaklaşık altı yıl geçmesine rağmen dosya Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nde hâlâ sonuçlanmadı. Dosya neden hâlâ Yargıtay'da? İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesi, 12 Ekim 2018'de dosyayla ilgili hükmünü açıkladı. Mahkeme, 35 yıla kadar hapsi istenen Brunson'ı "silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme" suçundan 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasına çarptırdı. Casusluk suçlaması yönünden ise hüküm kurulmadı. Mahkeme aynı duruşmada Brunson hakkındaki ev hapsi ve yurt dışına çıkış yasağını kaldırdı. Brunson, kararın ardından Türkiye'den ayrılarak ABD'ye döndü. Brunson ülkesine dönüşünde de Başkan Trump tarafından Beyaz Saray'da kabul edildi. Karara hem Brunson'ın avukatları hem de Cumhuriyet savcısı itiraz etti. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi, 9 Ocak 2020'de ilk derece mahkemesinin kararını hukuka uygun buldu. Bunun üzerine dosya temyiz incelemesi için Yargıtay'a gönderildi. Dosya yaklaşık altı yıldır Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nde bulunuyor. Daire henüz nihai kararını açıklamadı. AYM: Ev hapsi hukuka uygundu Brunson, tutuklama ve adli kontrol tedbirleri nedeniyle Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuruda da bulundu. AYM, tutuklamaya ilişkin şikâyeti süre aşımı nedeniyle reddetti. Mahkeme, ev hapsi ve yurt dışına çıkış yasağına ilişkin hak ihlali iddialarını da açıkça dayanaktan yoksun bularak kabul edilemez olduğuna karar verdi. Rahip Brunson soruşturma ve yöneltilen suçlamalar 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminin ardından yürütülen FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı Brunson hakkında soruşturma başlattı. Brunson, 9 Aralık 2016'da gözaltına alındı ve aynı gün "silahlı terör örgütü üyeliği" suçlamasıyla tutuklandı. Mahkeme, tutuklama kararında suçun niteliği, mevcut delil durumu, delillerin henüz toplanmamış olması, kaçma şüphesi ve öngörülen ceza miktarını gerekçe gösterdi. Soruşturma sürecinde Brunson'a yöneltilen suçlamalar zamanla genişletildi. Rahip Brunson Ekim 2018'te Türkiye'den ayrılırken... Fotoğraf: Getty Images/AFP/B. Kilic 2017 yılında hakkında; devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askerî casusluk amacıyla temin etmek, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs, TBMM'yi ortadan kaldırmaya teşebbüs ve hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs suçlarından da işlem yapıldı. Ancak hazırlanan iddianamede Brunson'ın esas olarak "örgüte üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme" ve "siyasal ve askerî casusluk" suçlarından cezalandırılması istendi. İddianamede hangi deliller yer aldı? Savcılık iddianamesi açık ve gizli tanık anlatımları, HTS kayıtları, telefon mesajları ve dijital materyallere dayandırıldı. Savcılık, Brunson'ın Gülen cemaatinin Ege yapılanmasıyla bağlantılı kişilerle görüştüğünü, PKK/YPG ile bağlantılı olduğu ileri sürülen kişilerle temas kurduğunu ve kilise faaliyetlerini örgütsel amaçlarla kullandığını iddia etti. Casusluk suçlamasında ise bazı telefon kayıtları ve Brunson'ın başka bir kişiyle bağlantısına ilişkin dijital veriler delil olarak gösterildi. 16 Nisan 2018'de başlayan yargılamada Brunson suçlamaları kabul etmedi. Brunson; Gülen cemaati yöneticilerini tanımadığını, PKK ile bağlantısının bulunmadığını, kilisesinde siyasi faaliyet yürütülmediğini, mesajlaşmalarının yanlış yorumlandığını ve gizli tanık ifadelerinin gerçeği yansıtmadığını savundu. Ayrıca casusluk suçlamasına dayanak gösterilen kişilerle herhangi bir bağlantısının olmadığını söyledi. Brunson davasından tanıklar ne anlattı? Mahkemede dinlenen açık ve gizli tanıklar, Brunson'ın Gülen cemaati ve PKK bağlantılı kişilerle temas kurduğunu ileri sürdü. Tanıklar, kilisede örgüt propagandası yapıldığı, bazı kişilerle kapalı toplantılar gerçekleştirildiği ve Brunson'ın bazı örgütsel faaliyetlere destek verdiği iddialarında bulundu. Brunson ise bu anlatımların gerçeği yansıtmadığını savundu. DW Türkçe

12. Yargı Paketi için Meclis’te mesai başladı... Haber

12. Yargı Paketi için Meclis’te mesai başladı...

TBMM Adalet Komisyonu, kamuoyunda “12. Yargı Paketi” olarak bilinen Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin görüşmelerine başladı. Teklif; yargılama sürelerinin kısaltılması, dijital uygulamaların artırılması ve bazı hukuki boşlukların giderilmesine yönelik düzenlemeler içeriyor. ANKARA (İGFA) - TBMM Adalet Komisyonunda görüşülen 12. Yargı Paketi, yargı süreçlerinin hızlandırılması ve vatandaşların adalete erişiminin kolaylaştırılması amacıyla ele alınıyor. Komisyon Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Cüneyt Yüksel, çalışmaların vatandaşların haklarına daha hızlı kavuşması, yargı süreçlerinin daha etkin işlemesi ve adaletin zamanında tecelli etmesi amacı taşıdığını belirtti. Yüksel, yargı reformlarının sürekli devam eden bir süreç olduğunu ifade ederek, teklifin sahadan gelen talepler ve uygulamadaki ihtiyaçlar doğrultusunda hazırlandığını söyledi. MİRAS TAŞINMAZLARI İÇİN YENİ DÜZENLEME Teklif kapsamında miras yoluyla intikal eden ve yalnızca yasal mirasçıların hissedar olduğu taşınmazlarda ortaklığın satış yoluyla giderilmesine ilişkin önemli bir değişiklik öngörülüyor. Buna göre ilk artırmadaki ihalenin sadece mirasçı maliklerin katılımıyla yapılması planlanıyor. Böylece mirasçıların mülkiyet hakkının korunması ve taşınmazların öncelikle aile içinde kalmasının sağlanması amaçlanıyor. Düzenlemeyle ayrıca, hukuki bilgiyle çözülebilecek konularda gereksiz bilirkişi incelemelerinin önüne geçilmesi hedefleniyor. Bu kapsamda bilirkişiye başvuran hâkim ve cumhuriyet savcıları hakkında disiplin incelemesi yapılabilmesine yönelik hükümler teklif kapsamında yer alıyor. DURUŞMA SÜRELERİ KISALACAK, E-DURUŞMA YAYGINLAŞACAK Teklifin ilk imza sahibi AK Parti İstanbul Milletvekili Nurettin Alan, düzenlemenin üç temel başlık üzerine kurulduğunu söyledi. Alan, özel hukuk, idari yargı ve Anayasa Mahkemesi kararları sonrası ortaya çıkan ihtiyaçlara yönelik düzenlemeler yapıldığını belirterek, “vatandaşların adalete erişiminin kolaylaştırılması, yargılama sürelerinin kısaltılması ve bürokrasinin azaltılması” hedeflerinin esas alındığını ifade etti. TBMM'nin resmi internet sitesinde yer alan habere göre teklifle hukuk mahkemelerinde iki duruşma arasındaki sürenin kural olarak en fazla üç ay olması yönünde düzenleme yapılması planlanıyor. Ayrıca ön inceleme duruşmalarının e-Duruşma yoluyla yapılabilmesine imkan sağlanması öngörülüyor. Teklifte idari yargıya ilişkin düzenlemeler de bulunuyor. Danıştay’ın iş yükü dikkate alınarak daire sayısının 12’den 10’a düşürülmesine yönelik uygulamanın süresinin dört yıl daha uzatılması planlanıyor. Bazı öğrenci işlemleri, kamu görevlilerine ilişkin belirli uyuşmazlıklar ve bazı sosyal yardım davalarının tek hâkim tarafından görülmesine yönelik düzenlemeler de teklif kapsamında yer alıyor. Öte yandan Yargı Paketi ile Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararları doğrultusunda bazı yasal düzenlemelerin yapılması da hedefleniyor. Teklifte ayrıca kanuni faiz oranının, Merkez Bankası tarafından belirlenen reeskont faiz oranının yüzde 80’i üzerinden hesaplanmasına yönelik hüküm bulunuyor. İşkence, eziyet ve kötü muamele kapsamında değerlendirilen suçlarda ise hükmün açıklanmasının geri bırakılması uygulamasının kaldırılması öngörülüyor.

SUAY KARAMAN: Arınma.. Haber

SUAY KARAMAN: Arınma..

İngiliz edebiyatçı Eric Arthur Blair (1903-1950) takma adıyla George Orwell, ‘1984’ adlı romanında şöyle yazar: “aslında hiçbir şey yasa dışı değildi, çünkü artık yasa diye bir şey yoktu.” İşte bugün ülkemiz aynen bu duruma getirildi. Yıllardan beri anayasa askıya alındı, Anayasa Mahkemesi’nin kararlarına diğer mahkemeler uymamaya başladı ve siyasiler kararları eleştirdi. Siyasi partiler, sendikalar, meslek örgütleri, demokratik kitle örgütleri bu durumu normal kabul ettiler. Hukuk ayaklar altına alınırken üniversitelerin hukuk fakültelerinden ses çıkmadı, tepki verilmedi. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi'nin, CHP’nin 4-5 Kasım 2023 tarihinde yapılan 38. Olağan Kurultayı hakkında verdiği ‘kesin hükümsüzlük-mutlak butlan’ ve mevcut parti yönetiminin görevden uzaklaştırılması kararı üzerinde olumlu-olumsuz birçok görüş bildirilmektedir. Verilen kararın siyasi olduğu görüşü öne çıkmaktadır. CHP’nin derin bir kargaşa içine sürüklenerek, yapılacak seçimlerde parçalanmış bir CHP ile girilmesi planlanmaktadır. Bunun yanında iktidarı bırakmamak için her türlü yargı oyununun oynanacağının tüm muhalefet partilerine gösterilmesi amacı vardır. Gelinen bu aşamada CHP yöneticilerinin çözüm için farklı planlarının olmadığı da bir gerçektir. Sürekli miting yaparak, ülke gündeminin dışındaki konulara vurgu yaparak, açılıma el vererek boş yere zaman harcandığı ortaya çıkmıştır. Zaten anayasası askıya alınmış, hukuka uygun olmayan kararların verildiği bir ülkede yapılması gerekenlerin yerine, toplumu uyutmaya kalkışmak, siyasi iktidarın ekmeğine yağ sürmekten öteye geçmez. 16 Nisan 2017 halk oylamasında mühürsüz oylarla rejim değiştirilirken tepki vermeyenlerin hepsi, bugünkü durumun suçlularıdır. Bu koşullarda yapılacak seçimlerin güvenliği de tartışılır. Daha önce trafoya giren kediler gibi ilginç olaylar düşünülünce seçim güvenliğinin sağlanılamayacağı ve sandıktan kimin çıkacağı bellidir. 2023 seçiminde Kemal Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanlığı adaylığı için gözyaşları döken Özgür Özel, bugün yıllardır birlikte siyaset yaptığı Kılıçdaroğlu ile karşı karşıya gelmiştir. Siyasetteki ve toplumdaki çürümüşlükten, ahlaksızlıktan payını alan ana muhalefet partisi, tüm muhalefeti toplayıp, tek adam yönetimine karşı güçlü bir birliktelik oluşturması gerekirken, kendisi paramparça edilmiş durumdadır. 24 Mayıs Pazar günü CHP genel merkezinde yaşananlar herkesi derinden üzmüştür. CHP’nin eski ve yeni yöneticilerinin öngörüsüzlüğü toplum önünde partiyi zor duruma düşürmüştür. Partililerin birbirilerine hakaret ederek ve partinin bölünerek gücünün zayıflatılması, emperyalizmin işine yarayacaktır. Burada esas olan isimlerden çok amaçlardır. İsimler sadece kullanılan ve işi bittikten sonra gönderilen piyonlardır. Bundan kurtulmanın yolu partiyi kuruluş ayarlarına geri döndürmektir. Kuruluş ayarlarına döndürülmeyen ana muhalefet partisi, her geçen gün savrulmaya devam edecektir. Ve açılıma teslim olarak ülkemizin bölünmesine doğru yol alınacaktır. Atatürk ilkelerine sıkı sıkı sarılan CHP’nin, ülkenin geleceğine umut olması beklenmektedir. Parti içi hakaret ve kavga yerine güç birliği yapılarak iktidar yolunda yürümek mümkündür. Gelinen durumda siyasi iktidarların hukuk dışı tutum ve davranışları karşısında tüm muhalefetin güç birliği yapması gerekirken, ana muhalefet partisi kendi iç sorunlarıyla karşı karşıya getirilmiştir. Bugün yargının durumu Demokrat Parti’nin 18 Nisan 1960 tarihinde kurduğu Tahkikat Encümeni (Soruşturma Komisyonu) ile benzemektedir. 15 Demokrat Partili milletvekilinden oluşan bu komisyon, savcıların, askeri ve sivil hâkimlerin tüm yetkilerine sahip olacaktı. Gazete toplatabilecek, basımevleriyle birlikte kapatabilecekti. Her türlü evrak, belge ve eşyaya el koyabilecekti. Komisyon kararlarına karşı gelenler bir yıldan üç yıla kadar hapisle cezalandırılacaktı. Komisyon kararlarına itiraz mümkün değildi. Demokrat Parti’nin yaptığı açıkça bir sivil darbeydi. Demokrat Parti, 14 Aralık 1953 tarihinde çıkardığı 6195 sayılı yasayla CHP'nin bütün mallarına el koymuştu, CHP’yi kapatmak istiyordu. Bugün ise AKP, CHP yönetimini geçersiz kılarak, kargaşa içine sokmuştur. Meclis grubunda “siz isterseniz hilafeti bile getirirsiniz” diyebilen ve “odunu koysam milletvekili seçtiririm” sözüyle demokrasiden hiçbir şey anlamadığını gösteren Demokrat Parti’nin Başbakanı Adnan Menderes iktidarında Atatürk Devrimleri, ‘tutan devrimler’ ve ‘tutmayan devrimler’ olmak üzere ikiye ayrılarak, tartışma konusu yapılmıştı. Türkçe söylenen ezan Arapça’ya çevrilmiş, irticaya ödünler verilmiş, özgürlükler kısıtlanmıştı. Demokrat Parti döneminde ulusal bütünlüğümüz parçalanmış, yönetim partizanlaştırılmıştı. TBMM’nin onayı olmadan Kore’ye emperyalist ABD’nin çıkarı için asker yollanmıştı. Basın ağır sansür altında tutulmuş, bazı gazeteler sansür nedeniyle beyaz çıkmış, gazeteciler hapse mahkûm edilmişti. Demokrat Parti iktidarında yaklaşık 3000 gazeteci hakkında dava açıldı ve yaklaşık 1000 gazeteciye verilen cezaların toplamı 200 yıl civarındaydı. Sürekli olarak demokrasi dışı tutum ve davranışlarda bulunan Demokrat Parti hükümeti sonuç olarak, ordu, gençlik ve halkın elele vererek adım adım 27 Mayıs 1960 İhtilaline doğru yol almasına neden olmuştur. Koşullar tamam olduğu zaman ihtilal kaçınılmaz olur. İhtilal sonucunda oluşan devrim, topluma aydınlık ve özgürlük sunarken, darbeler topluma zulüm, baskı ve işkence vermektedir. Her ihtilalin, onu yapanlar kadar, onun koşullarını hazırlayanların da eseri olduğunu bilmeliyiz. 27 Mayıs Devrimi’nin topluma kazandırdığı en büyük yapıt olan 1961 Anayasası ile laik devlet yapısına sosyal devlet ve hukuk devleti kavramları girmiştir. Bu çağdaş anayasa ile ülkemizde Anayasa Mahkemesi, Cumhuriyet Senatosu gibi yeni kurumlar kurularak, amaçları doğrultusunda verimli çalışmalarıyla toplumsal düzenlemelere önemli katkılarda bulunmuştur. Ancak 12 Eylül 1980 darbesiyle 1961 Anayasası kaldırılmış ve toplum karanlıklara doğru sürüklenmiştir. Ne yazık ki 46 yıldır 12 Eylül’ün karanlığından kurtulamayan ülkemiz, bugün ‘kesin hükümsüzlük-mutlak butlan’ tartışmalarıyla patinaj yapmaktadır. Kemal Kılıçdaroğlu’nun “CHP gerektiğinde arınmasını da bilir, iç muhasebesini yapmasını da” sözü önemlidir. Bunun için CHP, Altı Ok ile tam bağımsızlığa sahip çıkmalı, emperyalizme karşı dik durmalı ve yolsuzluklara, ahlaksızlıklara geçit vermemelidir. Ülkemizin her kurumuyla gerçek bir arınmaya gereksinimi olduğu tartışılmaz… 25 Mayıs 2026 ..... Yazarın tüm yazıları için tıklayınız

Akbelen protestoları sırasında tutuklanan Esra Işık tahliye edildi Haber

Akbelen protestoları sırasında tutuklanan Esra Işık tahliye edildi

Muğla'nın Milas ilçesinde İkizköy Mahallesi'ne bağlı Akbelen mevkinde, altı mahalle için özel mülkün acele kamulaştırma kararlarını protesto sırasında tutuklanan Esra Işık 11 Mayıs'ta tahliye edildi. Milas 3. Asliye Ceza Mahkemesi, 41 günlük tutukluluğun ardından Işık'ı yurt dışına çıkış yasağıyla tahliye etti. Serbest bırakıldıktan sonra bir açıklama yapan Işık "memleketimi savunduğum için tutukluydum, sürgün edildim" dedi ve ekledi: "Benim anneanemin, babaannemin, dedemin köyleri yok edildi. Bizi daha ne kadar yok edeceksiniz, mülksüzleştireceksiniz? "Beni gözdağı olsun diye tutuklandınız. Bugün özgürlüğüme kavuşmuş olabilirim ama benim için özgürlük topraklarımızın özgürlüğe kavuşacağı gündür." İkizköy Mahalle Muhtarı Nejla Işık'ın kızı Esra Işık, "görevi yaptırmamak için direnme" suçlamasıyla 31 Mart'ta tutuklanmıştı. Danıştay acele kamulaştırmayı durdurmuştu Danıştay 6. Ceza Dairesi de bu karardan kısa süre önce acele kamulaştırma kararlarının yürütmesini durdurmuştu. 5 Mayıs'ta taraflara tebliğ edilen kararda, bölgede "acelelik hali" bulunmadığı ve acele kamulaştırmanın uygulanması hâlinde giderilmesi güç veya imkânsız zararların doğacağı ifade edildi. 10 Ocak'ta Resmi Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile Akbelen ormanı çevresindeki Bağdamları, Çakıralan, Çamköy, İkizköy, Karacaağaç ve Karacahisar mahallelerindeki 679 parsellik tarım arazisi acele kamulaştırılmıştı. Araziler madene ruhsatlı ve bölgenin yakınındaki Yeniköy ve Kemerköy termik santrallerine yakıt sağlamak amacıyla kömür madenine çevrilmek isteniyordu. Termik santrallerinin sahibi Yeniköy-Kemerköy Enerji'nin 7 Mayıs'ta yaptığı açıklamada, Danıştay kararının davalara konu olan 676 parselin yaklaşık 194'ünü kapsadığı belirtildi. Şirketin yarısı İçtaş Holding'e, diğer yarısı ise Limak Holding'e ait. Akbelenli köylüler ise Danıştay kararını sevinçle karşıladı. Köylüler yaptıkları basın açıklamasında benzer bir kararın Anayasa Mahkemesi tarafından atılmasını beklediklerini söylediler. Açıklamada, "Bu karar tamamen iptal edilinceye, bu şirketler köyümüzden defolup gidinceye kadar kazandık demeyeceğiz" denildi. Madencilik yasasının iptali için muhalif 260 milletvekilinin ortak imzasıyla Anayasa Mahkemesi'ne 17 Eylül 2025'te iptal davası açılmıştı. Bu dava henüz sonuçlanmadı. Akbelen Ormanı'nda dört yıldır direnenler anlatıyor: 'Bir tek ağacı bile kaybetmemeliyiz''Karar sadece 194 parselle sınırlı' Kaynak, X@ikizkoydireniyo / Akbelen'de direnişin sembollerinden biri olan "Zehra Nene" 14 Eylül'de hayatını kaybetti. Akbelenli köylülerin avukatlığını üstlenen Cangı Avukatlık Bürosu'ndan Arif Ali Cangı ve İpek Sarıca'ya göre Danıştay kararı, acele kamulaştırmaların şirketlerin çıkarına yapıldığını tartışmasız hale getirdi. Cangı ve Sarıca kararla birlikte acele kamulaştırmaya dayalı tüm idari işlemlerin geçersiz sayıldığını ve el koyma girişimleri, bilirkişi incelemeleri ve bedel tespiti süreçlerinin artık hukuken uygulanamayacağını belirtti. Avukatlar Milas 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülen 649 el koyma davasının da "dayanaksız kaldığını" ifade etti. Açıklamalarında, "bu davaların başka bir işleme gerek kalmadan reddedilmesi gerektiği" belirtildi. Danıştay kararının herkes için bağlayıcı olduğu hatırlatılarak, Milas'taki 7 köyü kapsayan 679 parsel için alınan acele kamulaştırma kararından derhal dönülmesi çağrısı yapıldı. Yeniköy Kemerköy Enerji tarafından yapılan yazılı açıklamada ise söz konusu kararın, 10 Ocak 2026 tarihli acele kamulaştırma kararına konu parsellerin tamamına ilişkin değil, yalnızca davaya konu edilen belirli parseller yönünden verilmiş bir tedbir kararı olduğu söylendi. Şirket, kararın 676 parselin tamamını değil, yaklaşık 194 parsel ile sınırlı bölümü kapsadığını savundu. 'Bu kararla İkizköylüler kimseyi bağına bahçesine sokmaz' Öte yandan, acele kamulaştırma süreçlerini kolaylaştırdığı belirtilen 7554 sayılı kanunun iptali için Anayasa Mahkemesi'nde açılan davanın kritik olduğu vurgulandı. BBC Türkçe'ye konuşan Cangı, söz konusu kararın kesinleşmesi beklenmeden uygulanması gerektiğini söyledi. Zeytinlikler, 'Zeytincilik Kanunu'na rağmen madencilik faaliyetlerine açılabilir mi? Cangı, "Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü, Danıştay'ın kararını Cumhurbaşkanlığı'na göndermeli ve iptalini istemeli. Cumhurbaşkanlığı da acele kamulaştırmayı durdurma kararı vermeli" dedi. Cumhurbaşkanlığı'nın da bu karardan dönmesi gerektiğini kaydeden Cangı, "Bu kararı eline alan İkizköylüler kimseyi bağına bahçesine sokmaz" diye konuştu. BBC Türkçe

Meclis'ten geçti: Fahiş site aidatlarına yeni düzenleme Haber

Meclis'ten geçti: Fahiş site aidatlarına yeni düzenleme

AİDAT BELİRLEME YETKİSİ KAT MALİKLERİ KURULUNA DEVREDİLDİ Kat Mülkiyeti Kanunu’nda yapılan değişiklikle, site yöneticilerinin keyfi aidat belirleme dönemine son verildi. Yeni düzenlemeye göre yöneticiler, işletme projesini kat malikleri kuruluna onaylatmak zorunda kalacak. Eğer kabul edilmiş bir proje yoksa yönetici en geç 3 ay içinde geçici bir proje hazırlayacak ve bu proje genel kurulda karara bağlanacak. Mevcut bir işletme projesinin devam etmesi halinde ise geçici projede öngörülen bedel, bir önceki yıla ait yeniden değerleme oranından fazla olamayacak. Ayrıca yönetim planı değişiklikleri için toplu yapı temsilciler kurulu üyelerinin 3'te 2 çoğunluğu aranacak; geçici yönetimle ilgili plan hükümleri de yine bağımsız bölüm maliklerinin 3'te 2 oyuyla değiştirilebilecek. TAPUDA DİJİTAL DEĞERLEME VE SOSYAL KONUTLARA VERGİ İSTİSNASI Tapu Kanunu’nda yapılan düzenlemeyle, bankalar ve finans kuruluşları tarafından düzenlenen konut değerleme raporlarının Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü’ne elektronik ortamda ve bedelsiz olarak gönderilmesi zorunlu hale getirildi. Bu verilerin paylaşım usulleri Genel Müdürlükçe belirlenecek. Sosyal konut projelerini hızlandırmak adına Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) tarafından yürütülen ihaleler ve sözleşmeler, 31 Aralık 2027 tarihine kadar damga vergisinden muaf tutulacak. Cumhurbaşkanı, bu süreyi 3 yıla kadar uzatma yetkisine sahip olacak. Ayrıca TOKİ’nin satış sözleşmelerinin mesafeli olarak veya bilişim araçlarıyla dijital ortamda yapılabilmesinin önü açılırken, mirasçılık belgesi süreçlerinde TOKİ’nin doğrudan yargıya başvurabilmesine olanak tanındı. ÇEVRE DANIŞMANLIĞINA SIKI DENETİM VE CEZA PUANI SİSTEMİ Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararları doğrultusunda Çevre Kanunu’nda da önemli düzenlemelere gidildi. Çevre danışmanlık firmaları ve yetkilendirilmiş kişilerin tanımı netleştirilirken, yükümlülüklerini yerine getirmeyen firmalara ağır idari para cezaları getirildi. Çevre yönetimi hizmeti almayan işletmelere 209 bin liraya, çevre mühendisi bulundurmayanlara ise 139 bin liraya kadar ceza kesilebilecek. Özellikle aykırılıkları raporlamayan danışmanlık firmalarına ceza puanı uygulanacak; 4 yıl içinde 100 puana ulaşanların belgesi 180 gün askıya alınacak, 200 puana ulaşanların ise yeterlik belgesi 2 yıl süreyle iptal edilecek. KOOPERATİFLERDE TAPU DEVRİNE TAMAMLAMA ŞARTI Kooperatifler Kanunu’nda yapılan değişiklikle, ortakların mağduriyetini önlemek amacıyla yeni bir engel getirildi. İnşaatı etaplar halinde yürüten yapı kooperatifleri, planlanan tüm inşaatlar tamamen bitmeden, konut veya iş yerlerini ortaklarına tahsis etmiş olsalar dahi tapu devrini gerçekleştiremeyecek. Bu düzenleme ile inşaat süreçlerinin yarım kalmasının önüne geçilmesi ve tüm ortakların haklarının güvence altına alınması hedefleniyor. Ak Parti hükümetinin gündeme getirdiği bu kapsamlı kanun paketi, yürürlüğe girmesiyle birlikte emlak ve çevre sektöründe yeni bir denetim mekanizması oluşturacak. Türktime

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.