Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Anadolu

bursaarena.com.tr - Anadolu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Anadolu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

"AHİLİK HAFTASI" KUTLU OLSUN!.. Haber

"AHİLİK HAFTASI" KUTLU OLSUN!..

Ahilik, 13. yüzyılda Anadolu’da gelişen; dinî, ahlaki ve ekonomik kuralları birleştiren bir esnaf ve sanatkâr dayanışma geleneğidir. Bu düşünce akımı, Osmanlı'nın devletleşme sürecinde toplumun ahlaki, ticari ve diğer sosyal yapılanmasının temelindeki ana unsurlarını teşkil etmiştir. Ticari hayatın gelişmesindeki rolü anlamında, ahilik görüşlerinden özetle bahsedersek; Üretimde kaliteyi, fiyatta adaleti ve müşteri memnuniyetini esas alır. Hileli mal üretenlere meslekten men cezası uygulanır. Mesleki eğitim disiplinli bir hiyerarşiyle yürütülür. Müteşebbisler, çıraklık, kalfalık ve ustalık aşamalarından geçerek iş yeri açma hakkı kazanır. Sosyal Dayanışma yönünden de ortak fonlar (sandık sistemi) kurularak ihtiyaç sahibi, hasta veya sermayesi biten esnafa yardım edilir. Ahilik teşkilatının kurucusu Ahi Evran, Azerbaycan'ın Hoy kasabasında doğmuştur (1171). Hoy, Türkiye'nin doğu sınırından 60 km uzaklıkta ve "Sultan Tuğrul" zamanından beri Türkler'in meskûn olduğu bir bölgedir.. Ahilik Haftası Kutlamaları, 02.07.1988 tarih ve 19860 sayılı Resmi Gazetede Yayınlan Ahilik Haftası Kutlamaları Yönetmeliği ile 1988–2008 yılları arasında Kültür ve Turizm Bakanlığı sorumluluğunda, Kırşehir Valiliği, Sivil Toplum Kuruluşlarının katılımı ile kutlanırken 13.08.2008 tarih ve 26966 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “Ahilik Haftası Kutlamaları Yönetmeliği ile kutlamaların koordinasyon ve sorumluluğu Bakanlığa verilmiştir. Yönetmelik uyarınca; Kırşehir’de gerçekleştirilen yedi günlük resmi kutlama programı içerisinde yer alan resmi tören Bakanlık tarafından, diğer tüm etkinliklere ilişkin program ise Kırşehir İl Kutlama Komitesi tarafından hazırlanmakta ve uygulanmaktadır. Günümüzde sadece Kırşehir değil bir çok il ve ilçelerde her yıl ahilik haftası kutlamaları yapılmaktadır. 14 Eylül - 20 Eylül arasını kapsayan, "AHİLİK HAFTASI" KUTLU OLSUN. BURSA ARENA E'GAZETE (Adına) Hüsamettin Taşdemir

Ankara Külhöyük’te iki önemli keşif!.. 4 bin yıllık "Sevgi Çiçeği" tohumları bulundu Haber

Ankara Külhöyük’te iki önemli keşif!.. 4 bin yıllık "Sevgi Çiçeği" tohumları bulundu

Ankara Gölbaşı’ndaki 5 bin yıllık Külhöyük’te yürütülen kazılarda, günümüzde yalnızca Gölbaşı’nda yetişen endemik Sevgi Çiçeği’ne ait bilinen en eski tohum kalıntıları keşfedildi. Kazılarda ayrıca 66 milyon yıllık olduğu değerlendirilen salyangoz fosili bulundu. Ankara’nın Gölbaşı ilçesine bağlı Oyaca sınırlarında bulunan ve yaklaşık 5 bin yıllık geçmişe sahip Külhöyük’te sürdürülen arkeolojik kazılarda iki önemli keşif gerçekleştirildi. Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğünün paylaşımına göre, kazı çalışmalarında hem Anadolu’nun bitki ve hayvan geçmişine ışık tutan hem de arkeoloji açısından önem taşıyan buluntular gün yüzüne çıkarıldı. 4 BİN YILLIK KABIN İÇİNDEN ÇIKTI Kazı sırasında yaklaşık 4 bin yıllık bir Hitit kabının içerisinde, günümüzde yalnızca Ankara Gölbaşı’nda yetişen endemik Sevgi Çiçeği’ne (Centaurea) ait tohum kalıntıları tespit edildi. Türkiye’ye özgü ve koruma altında bulunan Sevgi Çiçeği, 2019 yılında Gölbaşı Belediyesinin başvurusu üzerine tescillenerek coğrafi işaret almıştı. Külhöyük’te bulunan tohumlar, bitkinin geçmişine ilişkin bilinen en eski kalıntılar olarak kayıtlara geçti. KAZI ALANINDA 66 MİLYON YILLIK FOSİL Külhöyük’teki bir diğer dikkat çekici buluntu ise Gastropoda (karından ayaklı salyangoz) fosili oldu. Yaklaşık 173 gram ağırlığında ve 8 santimetre uzunluğundaki fosilin, Orta Anadolu’yu kapsayan Tetis Denizi’nin son dönemlerinde, yaklaşık 66 milyon yıl önce yaşamış bir canlıya ait olduğu değerlendiriliyor. Fosilin, binlerce yıl önce Külhöyük sakinleri tarafından yerleşim alanına taşınmış olabileceği belirtiliyor. KAZILAR 2021’DEN BERİ SÜRÜYOR Cumhurbaşkanlığı Kararlı Kazı statüsünde yürütülen Külhöyük kazıları, 2021 yılından bu yana Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Ankara Üniversitesi adına Doç. Dr. Derya Yılmaz Tekin başkanlığında devam ediyor. Yeni keşiflerin, hem Külhöyük’ün tarihine hem de Anadolu’nun binlerce yıllık doğal mirasına ilişkin önemli bilgiler sunması bekleniyor.

9 EYLÜL İzmir'in Kurtuluşunun 104. Yıldönümü Kutlu Olsun! Haber

9 EYLÜL İzmir'in Kurtuluşunun 104. Yıldönümü Kutlu Olsun!

İzmir’in, 15 Mayıs 1919 yılında Yunan güçleri tarafından işgal edilmesi, Anadolu’da Milli Mücadele’nin başlamasında önemli bir aşama olarak kabul edilir. O tarihe kadar Anadolu'da işgallere karşı dağınık olan düşünce ve örgütlenme biçimleri mevcuttu. İzmir'in işgali Anadolu insanın direniş ve karşı koyuş düşüncesini körüklemiş, İstanbul’da başlayan işgali protesto mitingleri Damat Ferit hükümetinin düşmesine sebep olmuş; örgütlenme ve protesto mitingleri Anadolu’nun en ücra köşelerine kadar yayılmıştı. Artık İzmir Anadolu harekâtı için temel sembollerden biri haline getirilmişti ve İzmir’in işgaline karşı protesto mitingleri, her yıl işgalin yıl dönümlerinde, Anadolu’nun çeşitli kent ve kasaba merkezlerinde tekrarlanmakta; konu sürekli gündemde tutulmaktaydı. Birinci İnönü, İkinci İnönü, Aslıhanlar -Dumlupınar ve Sakarya Meydan Muharebeleri milli mücadelenin kazanılmasında önemli adımlar atılmıştı. BÜYÜK TAARUZ, BÜYÜK ZAFER Türk ordusu tarafından 26 Ağustos 1922’de başlatılan Büyük Taarruz, Kurtuluş Savaşı’nın son safhası idi. Kesin sonuç beş gün içinde elde edildi; 30 Ağustos’ta Başkomutan Mustafa Kemal Paşa ordulara bir bildiri yayımlayarak “Ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!” tarihi emrini verdi ve 2 Eylül’de Uşak’a girildi. Dumlupınar Meydan Muharebesi’nde kendisinin de haberdar olmadan Yunanistan Küçük Asya Ordusu’nun başkomutanlığına getirilmiş General Nikolaos Trikupis tutsak edildi. Türk birlikleri, İzmir’e doğru hızla ilerledi. Yunan birlikleri ve Rum siviller Anadolu’dan çekildiler. 9 Eylül 1922 sabahı Ahmet Zeki Bey komutasındaki 2. Süvari Fırkası, ardından Mürsel Paşa komutasındaki 1. Süvari Fırkası birlikleri İzmir şehrine girdi. Ardından 5. Süvari Kolordusu Komutanı Mirliva Fahrettin Paşa, komutasındaki birliklerle saat 10.00’da İzmir’e girdi. İkinci Tümen’in öncülüğünü yapmakla görevlendirilen Dördüncü Alay Komutan Yardımcısı Yüzbaşı Şerafeddin Bey’in komutasında yaya olarak en önde giden sekiz er, Bornova’dan Halkapınar’a ilerleyişi sırasında Punta’daki Tuzakoğlu fabrikasına yaklaştıkları sırada fabrika pencerelerinden ani bir ateşe uğramıştır. Bu olayda 4 asker hayatını kaybetti ve hemen orada defnedildiler. İzmir’in kurtuluşu sırasında can veren askerlerin isimleri şöyledir: Akşehirli Bekiroğlu Mehmet, Antalyalı Ömer oğlu Hakkı (Sarıarslan), Nevşehirli Ahmet oğlu Seyit Mehmet ve Nevşehirli Ahmet oğlu Ahmet. Konak’a ulaşmayı başaran Şerafettin Bey, Hükümet Konağı önünde göğsüne isabet eden mermilerle yaralanmıştı ancak Konağa girip balkona Türk bayrağını dikebildi. Hükümet Konağı’na bayrağın dikilmesinin hemen ardından Yüzbaşı Zeki komutasındaki süvari birliği Hükümet Konağı’nın hemen sağında yere alan ve günümüze ulaşmayan Sarıkışla’ya, Üsteğmen Arif ve takım komutanı Celal Bey ile Yedeksubay Besim Efendi’nin de Kadifekale’ye bayrağı çekmesi ile İzmir’in işgalden kurtuluşu ilan edilmiş oldu. Birinci Süvari Tümeni Komutanı Mürsel Paşa bir Fransız harp gemisi telsizi vasıtasıyla, İzmir'e girildiğini Ankara'ya bildirdi. Belkahve’den tarihi günü izleyen başkomutan Mustafa Kemal Paşa, yanında Fevzi ve İsmet paşalar olduğu halde, 10 Eylül sabahı İzmir’e girdi ve Fahrettin Paşa ile buluşarak doğruca Hükümet Konağı’na gitti. Konağın balkonundan, başarıyı millete mal eden kısa bir konuşma yaptı. Mustafa Kemal Paşa’nın ordulara 1 Eylül’de verdiği tarihi emirle başlayan ve 18 Eylül 1922 tarihine kadar yapılan Takip Harekâtı ile bütün Batı Anadolu’daki Yunan askerleri Türk sınırları dışına çıkarılmıştır. Takip harekatının başarı ile sonuçlanması sayesinde İzmit bölgesinden İstanbul Boğazı’na, Balıkesir bölgesinden Çanakkale Boğazı’na kadar Türk ordusu için hayati önem taşıyan diğer stratejik hedefler de İtilaf Devletlerinin işgalinden, olaysız olarak ve barış yoluyla kurtarılmıştır. Türk Ordusunun kazandığı bu zafer, Mudanya Ateşkes Antlaşması’na giden süreci başlatmış; Türkiye, Mudanya Ateşkes Antlaşması'ndan sonra 24 Temmuz 1923’te Lozan Barış Antlaşması’nı imzalayarak bağımsızlığını kazanmıştır. 9 EYLÜL İzmir'in Kurtuluşunun 104. Yıldönümü Kutlu Olsun!.. BURSA ARENA E'GAZETE

Usta oyuncu Altan Erkekli Osmangazi’de “Bir Memleket Hikayesi” anlattı Haber

Usta oyuncu Altan Erkekli Osmangazi’de “Bir Memleket Hikayesi” anlattı

Osmangazi Belediyesi, 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın 104’üncü yıl dönümünü, usta oyuncu Altan Erkekli’nin anlatımı, solistler Adile Kurt Karatepe ve Tuncay Kemertaş’ın güçlü sesleriyle sahnelenen “Bir Memleket Hikayesi” gösterisiyle coşkuyla kutladı. Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının 26 Ağustos 1922’de başlattığı Büyük Taarruz, 30 Ağustos 1922’de Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nin zaferle sonuçlanmasıyla büyük bir başarıya ulaştı. Büyük Zafer’in 104’üncü yıl dönümü dolayısıyla Osmangazi Belediyesi tarafından Ördekli Kültür Merkezi’nde “Bir Memleket Hikayesi” programı düzenlendi. Programda usta oyuncu Altan Erkekli, Türk milletinin bağımsızlık mücadelesini ve Kurtuluş Savaşı’nın destansı hikayesini etkileyici anlatımıyla izleyicilere aktardı. Erkekli’nin anlatımına, solistler Adile Kurt Karatepe ve Tuncay Kemertaş, Anadolu’nun eşsiz türküleriyle eşlik etti. DUYGU DOLU ANLAR Milli Mücadele ruhunun, bağımsızlık tutkusunun ve vatan sevgisinin güçlü bir anlatımla sahneye taşındığı gösteri, izleyicilere duygu dolu anlar yaşattı. Programa Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’ın yanı sıra protokol üyeleri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Gösteriyi büyük bir ilgiyle takip eden katılımcılar, ellerindeki Türk bayraklarıyla türkülere eşlik ederken, sanatçıları alkışlarıyla destekledi. “Bir Memleket Hikayesi”, 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın coşkusunu ve milli mücadele ruhunu izleyicilere bir kez daha yaşattı. “MİLLİ VE MANEVİ DEĞERLERİMİZİ UNUTMAMAK VE UNUTTURMAMAK GEREKİYOR” Manevi atmosferi bir kez daha yaşadıklarını ifade eden Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, “Bugün bu programları gerçekleştirebiliyorsak, özgür ve bağımsız bir şekilde yaşayabiliyorsak, bunu başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, silah arkadaşlarına ve aziz şehitlerimize borçluyuz. Onları bir kez daha saygı, minnet ve rahmetle anıyorum. Onlar, ‘Ya istiklal ya ölüm’ diyerek bu toprakların yeniden bizim yurdumuz olarak kalmasını sağladılar. Bu bayramları kutlarken milli ve manevi değerlerimizi unutmamak ve unutturmamak gerekiyor. Bu akşam Sayın Altan Erkekli ve değerli sanatçılarımızla birlikte bu manevi atmosferi hep birlikte yaşadık. Bağımsızlığımızın sembolü olan 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlu olsun” şeklinde konuştu. “KURTULUŞ SAVAŞI’NI DEFALARCA HİSSEDEREK VE YAŞAYARAK ANLATACAĞIZ” Bu toprakların ilelebet Cumhuriyet ile payidar kalması için çalışacaklarını belirten usta oyuncu Altan Erkekli ise, “104 yıl önceki kahramanların bize bu Cumhuriyet’i nasıl emanet ettiklerini bir kez daha hatırlayarak, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve kahraman silah arkadaşları olmak üzere, bu ülke için canını feda edenlerin ruhlarını bir kez daha saygıyla anıyoruz. Bizden sonraki kuşaklara, tarihimizin unutulmayacak, bütün dünyaya örnek olmuş bu Kurtuluş Savaşı’nı defalarca hissederek ve yaşayarak anlatacağız. Biz, bu Cumhuriyet’in ilelebet yaşaması adına, yavrularımıza bize emanet edilen ülkeyi barış içinde bırakmak için elimizden gelen her şeyi yapacağız. Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Yurtta Sulh, Cihanda Sulh’ duygusuyla hareket edip, bu toprakların ilelebet Cumhuriyet ile payidar kalması için çalışacağız. Onun için bu anmalar çok anlamlı oluyor. Osmangazi Belediyesi’nin bu anlamlı organizasyonunda bulunduğum için tüm emeği geçenlere, başta Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın olmak üzere, sonsuz teşekkür ve minnetlerimi sunuyorum” ifadelerini kullandı. “KAHRAMANLARIMIZI TÜRKÜLERLE YAD ETTİK” 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın 104’üncü yıl dönümünü kutladıklarını söyleyen solist Tuncay Kemertaş da, “Osmangazi Belediyesi’nin 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın 104’üncü yıl dönümü dolayısıyla düzenlediği programda, türküler ve 30 Ağustos’un ruhuna uygun anlatımlarla başta Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, şehitlerimizi, gazilerimizi ve tüm kahramanlarımızı yad ettik. Usta oyuncu Altan Erkekli’nin anlatımı, Adile Kurt Karatepe ile söylediğimiz türkülerle 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın 104’üncü yıl dönümünü kutladık” diye konuştu. Programın sonunda Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, günün anısına usta oyuncu Altan Erkekli ile solistler Adile Kurt Karatepe ve Tuncay Kemertaş’a çiçek ve plaket takdim etti.

Yaz misafirleri geldi: Avlamak ciddi suç! Haber

Yaz misafirleri geldi: Avlamak ciddi suç!

Türkiye’de 500 civarında kuş yaşıyor. Bunlardan bazıları Türkiye’yi üremek için kullanan göçmen kuşlar. 120 civarında göçmen kuş, yine yaz mevsimi için Türkiye’de. Yılan kartalı, yaz atmacası, kara leylek, saz bülbülü gibi kuşları avlamak ise binlerce lira para cezasını getiriyor... Uğur Becerikli / TRT Türkiye, bitki ve hayvan çeşitliği olarak dünyanın en zengin bölgelerinden biri. Kuşlar açısından da oldukça geniş bir tür çeşitliliği bulunuyor. Türkiye genelinde tespit edilen kuş türü sayısı 500 civarında ancak bunlardan bazıları, sadece yaz aylarını Anadolu coğrafyasında geçiriyor. [Sarıasma] Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü (DKMP) tarafından yapılan araştırmalara göre, 315 kuş Türkiye’nin bulunduğu coğrafyada ürüyor. Yaz göçmeni olarak gelip sadece bu mevsimi Türkiye’de geçiren ve sonra tekrar göç eden tür sayısı ise 120. Bunlar, sonbaharla birlikte yeniden göç ediyor. [Arı kuşu] Bazıları daha sık görülüyor Yaz göçmeni olarak Türkiye’ye gelen 120 kuş türü içinde en çok görülenler türler şunlar: "Yılan kartalı, yaz atmacası, küçük kerkenez, küçük orman kartalı, leylek, kara leylek, alaca balıkçıl, gece balıkçılı, arı kuşu, ibibik, ev kırlangıcı, kır kırlangıcı, sarıasma, kızılsırtlı örümcekkuşu, saz bülbülü, büyük kamışçın, maskeli ötleğen, guguk kuşu, mahmuzlu kızkuşu, bataklık kırlangıcı." Leylek gibi bazı türler, özellikle kırsal kesimde insanlara daha yakın bir yaşam sürerken, bazı türler ise ormanlar ve milli parklar gibi daha gözden uzak alanları ve sulak bölgeleri tercih ediyor. 145 bin liraya varan para cezası Yaz göçmeni kuşların Türkiye’ye gelişi üreme amaçlı olduğu için, avlanmaları da yasak. Bu türlerin avlanması durumunda kuş başına 2 bin 200 liradan 145 bin liraya kadar para cezaları veriliyor. Ancak kuşun popülasyonu tehlike altındaysa, bu cezaya ayrıca tazminat cezası da ekleniyor. [Büyük kamışçın] Kuşları korumak için orman muhafaza memurları, av ve doğa koruma memurları, saha bekçileri yanında kolluk kuvvetleri, köy muhtarları, ihtiyar heyeti ve av müfettişleri de görevlendirilmiş durumda. Kaçak avcıları ve kuşlara zarar verenleri elektronik gözler de takip ediyor. Yaban hayatının yoğun olduğu yerlerde ve milli parklarda binlerce fotokapan yanında termal dürbün ve dron gibi cihazlar da gözlem amaçlı kullanılıyor. [İbibik] Ancak bunca önleme rağmen yine de istenmeyen olaylar yaşanabiliyor... Kimi zaman avlanma kimi zaman hayvan kaçakçılığı amaçlı olarak, göçmen kuşlara zarar verilebiliyor. Bu nedenle Tarım ve Orman Bakanlığı DKMP yetkilileri, vatandaşların da duyarlı olmasını, kuşlara ve yuvalarına zarar verilmemesini, kaçak avcılık gibi faaliyetlere şahit olunması durumunda mutlaka kolluk kuvvetlerine haber verilmesini istiyor. Manyas, İzmir, Sultansazlığı, Nallıhan, Birecik, Göksu, Kızılırmak Deltası gibi kuş cennetlerine ve sulak alanlara yakın bölgelerde yaşayanlar ise en çok dikkat etmesi gerekenler... [Kızılsırtlı örümcekkuşu]

Syedra Antik Kenti'ndeki 1.500 yıllık zeytinyağı işliği yeniden ayağa kaldırıldı Haber

Syedra Antik Kenti'ndeki 1.500 yıllık zeytinyağı işliği yeniden ayağa kaldırıldı

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Geleceğe Miras Projesi kapsamında Syedra Antik Kenti'nde yürütülen çalışmalarla MS 5-6. yüzyıla tarihlenen zeytinyağı işliğinin restorasyonunun tamamlandığını duyurdu. ANKARA (İGFA) - Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Geleceğe Miras Projesi kapsamında Syedra Antik Kenti'nde yürütülen restorasyon çalışmalarında önemli bir aşamanın tamamlandığını açıkladı. Bakan Ersoy, MS 5-6. yüzyıla tarihlenen zeytinyağı işliğinin restorasyonunun tamamlanarak yeniden ayağa kaldırıldığını belirtti. Paylaşımında, ezme taşları, pres sistemi ve sıvı ayrıştırma bölmeleriyle Antik Çağ'ın zeytinyağı üretim teknolojisini bütüncül şekilde yansıtan yapının, Anadolu'nun binlerce yıllık üretim kültürüne ışık tuttuğunu vurgulayan Ersoy, bu önemli mirasın yeniden görünür hale getirildiğini ifade etti. Restorasyon çalışmasına katkı sunan Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü çalışanlarına, kazı ekibine, bilim insanlarına ve emeği geçen herkese teşekkür eden Ersoy, "Anadolu'nun kültürel mirasını korumaya, bilimsel veriler ışığında geleceğe taşımaya kararlılıkla devam edeceğiz." ifadelerini kullandı. Syedra Antik Kenti'ndeki restorasyon, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın Geleceğe Miras Projesi kapsamında yürütülen kültürel miras koruma çalışmalarının önemli örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.

Türkiye'nin Peynir Kültürü sergisi Bursa'da açıldı Haber

Türkiye'nin Peynir Kültürü sergisi Bursa'da açıldı

“Türkiye’nin Peynir Kültürü” Sergisi, T.C. Millî Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren Olgunlaşma Enstitülerinin katkılarıyla, Bursa Olgunlaşma Enstitüsü koordinatörlüğünde hazırlandı. BURSA (İGFA) - Anadolu’nun zengin peynir kültürünü tarihsel, coğrafi, üretimsel ve kültürel boyutlarıyla ele alan çalışma, kapsamlı bir kültürel miras projesi niteliği taşıyor. Proje kapsamında Türkiye’nin yedi coğrafi bölgesinde gerçekleştirilen saha araştırmaları sonucunda yüzlerce peynir çeşidi kayıt altına alınırken, geleneksel üretim teknikleri, coğrafi işaret bilgileri ve sözlü kültür hafızasına ilişkin veriler titizlikle belgelendi. Bu kapsamda, Millî Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin’in katılımıyla Bursa Hamidiye Tarım Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde “Türkiye’nin Peynir Kültürü” Sergisi’nin açılışı gerçekleştirildi. Programa Bursa Valisi Erol Ayyıldız, Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürü Dr. Emre Topoğlu ile çok sayıda protokol üyesi katılım sağladı. Sergi kapsamında ziyaretçilere; Maarif temelli pano ve kara tahta alanı, Türkiye’nin peynir çeşitliliğini yansıtan Maya Alanı, Türkiye’nin Peynir Kültürü Kataloğu, Dijital Türkiye Peynir Haritası, saha araştırmalarından oluşan fotoğraf sergisi, belgesel gösterimi, tadım alanları ve uygulamalı atölye çalışmaları sunuldu. Söz konusu içerikler aracılığıyla peynirin yalnızca bir gıda ürünü olmadığı; köy yaşamı, yaylacılık kültürü, aile geleneği, üretim emeği ve toplumsal hafıza ile bütünleşen önemli bir kültürel miras unsuru olduğu vurgulandı. Sergi alanlarında Türkiye’nin yedi coğrafi bölgesine özgü peynir çeşitleri tanıtıldı, geleneksel üretim süreçlerine ilişkin bilgiler paylaşıldı ve kültürel mirasın korunmasına yönelik farkındalık oluşturuldu. Ziyaretçilere, peynirin yalnızca bir besin ürünü değil; üretim bilgisini, yerel kimliği ve toplumsal hafızayı taşıyan önemli bir kültürel değer olduğunu yakından deneyimleme imkânı sunuldu. “Köklerden Geleceğe” anlayışıyla hazırlanan çalışma; geçmişten günümüze aktarılan üretim bilgisinin, yöresel lezzetlerin ve kültürel değerlerin görünür kılınarak gelecek nesillere aktarılmasını amaçlıyor. Türkiye’nin zengin gastronomi mirasının önemli unsurlarından biri olan peynir kültürünün tanıtılması, korunması ve yaşatılmasına katkı sağlamayı hedefleyen sergi, ziyaretçilerini Anadolu’nun lezzet ve kültür yolculuğuna davet ediyor. Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda hazırlanan “Türkiye’nin Peynir Kültürü” Sergisi; Anadolu’nun kadim üretim bilgisini katalog çalışmaları, dijital uygulamalar ve eğitim temelli sergi yaklaşımıyla geleceğe taşıyan önemli bir kültürel miras çalışması olarak öne çıkıyor.

Türkan Şoray ve Yalçın Gökçebağ resim sergisinde buluştular Haber

Türkan Şoray ve Yalçın Gökçebağ resim sergisinde buluştular

Türk sinemasının yaşayan efsanesi Türkan Şoray ile çağdaş Türk resim sanatının özgün ustalarından Yalçın Gökçebağ, ilk kez aynı sergide buluştu: “Hatıralar Bahçesinde Buluşma”, Müze Gazhane’de açıldı! Küratörlüğünü İbrahim Karaoğlu’nun üstlendiği sergi, izleyiciyi sanatın, belleğin, kadınlığın, doğanın ve insan ruhunun iç içe geçtiği şiirsel bir evrene davet ediyor. İBB Kültür ve İBB Miras tarafından düzenlenen “Hatıralar Bahçesinde Buluşma” sergisi, 30 Ağustos’a kadar pazartesi hariç her gün 10.00-18.00 saatleri arasında Müze Gazhane’de ücretsiz olarak ziyaret edilebilir. Farklı disiplinlerden gelen iki güçlü yaratıcı kişiliği ortak bir duyarlık ekseninde buluşturan “Hatıralar Bahçesinde Buluşma” başlıklı sergide Türkan Şoray’ın resimleri, özel tasarlanmış kostüm ve enstalasyonları, Yalçın Gökçebağ’ın son dönem yapıtlarından oluşan seçkilerle birlikte izleyiciyle buluşuyor. Türkan Şoray, yıllardır sürdürdüğü resim pratiğinde kadınlık halleri, içsel yalnızlıklar, kırılganlık, direnç ve hafızaya dönüşen duygusal katmanları dışavurumcu bir resim diliyle görünür kılıyor. Sinema hafızasından süzülen imgeler “Hatıralar Bahçesinde Buluşma” sergisinde yalnızca tuvale değil; nesnelere, kostümlere, mekânsal düzenlemelere ve güçlü metaforlara dönüşüyor. Yalçın Gökçebağ ise Anadolu’nun kır yaşamını, doğasını, insan sıcaklığını ve çocukluk belleğini kendine özgü şiirsel görselliğiyle yeniden yorumluyor. Sanatçının resimleri zamanın yavaş aktığı, toprağın, ağacın, kuşların ve sessiz yaşamların hafızasını taşıyan bir iç manzara niteliği taşıyor. “Hatıralar Bahçesinde Buluşma”, yalnızca iki sanatçının yan yana gelişi değil; aynı zamanda resimle sinemanın, kişisel hafızayla toplumsal belleğin, düş ile gerçekliğin kesiştiği bir karşılaşma önerisi sunuyor. Sergide yer alan resimlerin yanı sıra film şeritleri, aynalar, kostümler, başlık tasarımları ve kavramsal mekân düzenlemeleriyle kurulan özel enstalasyonlar, izleyiciyi yapıtların doğrudan içine davet ediyor. Bir bahçe metaforu üzerinden ilerleyen sergi, anıları, özlemleri, kadın seslerini, çocukluk ışıklarını ve yaşamın kırılgan güzelliğini görünür kılan güçlü bir deneyim alanına dönüşüyor. Sanatseverleri iki büyük sanatçının duygu, imge ve hafızadan örülmüş dünyaları arasında unutulmaz bir yolculuğa çağıran “Hatıralar Bahçesinde Buluşma” sergisi, 16 Haziran – 30 Ağustos 2026 tarihlerinde pazartesi hariç her gün 10.00-18.00 saatleri arasında ücretsiz olarak Müze Gazhane’de ziyaretçilerini bekliyor. Bursa Arena

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.