Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Almanya

bursaarena.com.tr - Almanya haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Almanya haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

NATO'nun Ankara zirvesi öncesi İsveç'te kritik toplantı Haber

NATO'nun Ankara zirvesi öncesi İsveç'te kritik toplantı

NATO'nun 7-8 Temmuz'daki Ankara zirvesi öncesinde İttifak ülkelerinin dışişleri bakanları İsveç'te bir araya gelecek. Türk Dışişleri Bakanlığı kaynaklarının verdiği bilgiye göre Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 21-22 Mayıs 2026 tarihlerinde İsveç'in Helsingborg şehrinde gerçekleştirilecek NATO Dışişleri Bakanları Toplantısı'na katılacak. Toplantı Ankara Zirvesi öncesindeki son Dışişleri Bakanları Toplantısı olması nedeniyle önem taşıyor. Türkiye daha önce NATO'nun 2004 İstanbul zirvesine ev sahipliği yapmıştı. NATO bakanlarının gündeminde neler var? Toplantıda Türkiye'nin ev sahipliğinde Ankara'da düzenlenecek NATO Zirvesi'nin hazırlıkları başta olmak üzere İttifak'ın birliği, transatlantik iş birliği, savunma sanayiinin güçlendirilmesi, Ukrayna'ya yardımların sürdürülmesi ve artan savunma harcamalarının yeteneklere dönüştürülmesi gibi konu başlıkları ele alınacak. Dışişleri bakanları ayrıca İran bağlamındaki gelişmeler ile Hürmüz Boğazı'ndaki durumun Avrupa-Atlantik güvenliğine yansımaları, İttifak'ın Güney'e yönelik politikaları ve Rusya-Ukrayna savaşı başta olmak üzere son dönemde Avrupa-Atlantik güvenliğinde yaşanan diğer gelişmeleri de tartışacak. Bu arada Almanya Türkiye'ye geçici olarak Patriot Hava Savunma Ünitesi ile 150 asker konuşlandıracağını açıkladı. Alman askerleri, NATO'nun güneydoğu kanadının korunmasına katkı sağlayacak. Haziran ayı sonundan itibaren Türkiye'de konuşlandırılacak Patriot bataryası ile Alman askerlerinin zirvenin güvenliğine de katkı sağlayacağı belirtiliyor. İttifak'a 360 derece güvenlik yaklaşımı Ankara'nın toplantıda gündeme getireceği bir konu ise NATO'ya her yönden gelen farklı tehditlere karşılık verilebilmesi için 360 derece güvenlik yaklaşımının önemi olacak. Dışişleri Bakanı Fidan'ın bu çerçevede İttifak'ın güney komşuluk bölgesiyle angajmanının geliştirilmesinin ve terörle mücadelenin ilerletilmesinin elzem olduğunu aktarması bekleniyor. Türkiye, İttifak'ın Ankara zirvesinde kuzeydeki Rusya tehdidinin yanı sıra güneyden, özellikle Ortadoğu'dan kaynaklanan tehditleri de aynı öncelikle ele almasını talep ediyor. DW Türkçe Türkiye NATO'nun güney kanadının daha güçlendirilmesi gerektiğini her fırsatta vurgularken, İttifak'ın Avrupa üyeleri daha Avrupa odaklı bir çizgi takip ediyor. Ankara, Avrupa'nın yeni güvenlik mimarisinden dışlanmasının NATO'nun geleceği için risk oluşturacağını da düşünüyor. Bu arada zirve sırasında Ankara'da NATO Savunma Sanayii Forumu düzenlenecek. Bu forum İttifak tarihinin en geniş kapsamlı sanayi etkinliği olacak. Bu forumda Türkiye için önemli bazı ikili savunma anlaşmalarına imza atılması bekleniyor. Ankara zirvesine Zelenkisy davet edilecek Dışişleri bakanları toplantısı, 21 Mayıs'ta NATO-Ukrayna Konseyi (NUK) formatındaki gayri resmi çalışma akşam yemeğiyle başlayacak. Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sibiha ile AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi ve Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Kaja Kallas'ın da katılacağı yemekte, Bakan Fidan'ın Türkiye'nin Ukrayna'nın bağımsızlığına, egemenliğine ve toprak bütünlüğüne desteğini yinelemesi ve Rusya-Ukrayna savaşının sona erdirilmesi için Ankara'nın sürdürdüğü diplomatik çabalara değinmesi öngörülüyor. Bu arada edinilen bilgiye göre 2025 Lahey Zirvesi'nde olduğu gibi Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy Ankara Zirvesi'ne davet edilecek. Toplantının 22 Mayıs'taki asıl oturumu ise yalnızca 32 NATO müttefiki ülkenin dışişleri bakanlarının katılımıyla gerçekleşecek. Trump'ın katılımı hâlâ belirsiz Fidan Ankara zirvesinin hazırlıkları hakkında bilgi aktararak, Türkiye'nin zirveye yönelik beklentilerini paylaşacak. Ankara zirvenin İttifak'ın birlik ve bütünlüğünün teyit edildiği üst düzeyli bir etkinlik olmasını istiyor. Bu nedenle ABD Başkanı Donald Trump'ın zirveye katılıp katılmayacağı büyük önem kazanıyor. Transatlantik ilişkilerin çok da iyi seyretmediği ve ABD yönetiminin NATO'ya ilişkin eleştirilerinin sürdüğü ortamda Trump'ın Ankara'ya gelip gelmeyeceği henüz tam kesinlik kazanmış değil. Ancak Ankara hem diplomatik hem de lojistik açıdan hazırlıklarını Trump'ın gelişine göre yapıyor. Oturumda Fidan ayrıca müttefikler arasındaki külfet paylaşımı ve transatlantik bağın korunması hususlarındaki Türkiye'nin değerlendirmelerini aktaracak ve Türkiye'nin İttifak'a katkıları hakkında bilgi vererek savunma harcamalarının yeteneklere dönüşümü konusunda Türkiye'nin örnek uygulamalarını gündeme getirecek. Ankara, zirveye NATO'nun en yüksek savunma harcaması yapan ülkelerinden biri olarak ev sahipliği yapacak. Türkiye'nin bütçe planlamalarına göre çekirdek savunma harcamaları için GSYİH'nin yüzde 3,5'inin üzerinde, ek harcamalar için de yüzde 1,5'lik bir pay öngörülüyor. Bu oran her ne kadar son dönemde savunma harcamalarını artırsalar da pek çok Avrupa müttefikinin üzerinde. Edinilen bilgiye göre bu kapsamda Fidan transatlantik savunma sanayii iş birliğinin İttifak içinde herhangi bir kısıtlama olmadan geliştirilmesi gerekliliğini vurgulayacak.

İzmir'de mahalle salonundan Avrupa arenasına... 19 yaşında 35 madalya sahibi Haber

İzmir'de mahalle salonundan Avrupa arenasına... 19 yaşında 35 madalya sahibi

İZMİR (İGFA) - Henüz 19 yaşında olmasına rağmen Avrupa’da önemli başarılara imza atan İzmir Büyükşehir Belediyesi Spor Kulübü’nün milli tekvandocusu Kaan Yelaldı, küçük yaşlarda enerjisini atması için başladığı tekvandoda bugün Türkiye’nin öne çıkan genç sporcuları arasında yer alıyor. Ege Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Spor Yöneticiliği Bölümü’nde eğitimini sürdüren genç sporcu, sabahın erken saatlerinde başlayıp geceye kadar devam eden yoğun antrenman temposuyla yeni hedeflerine hazırlanıyor. Kariyerinde yaklaşık 35 madalya bulunan milli sporcu, şimdi gözünü Bosna Hersek’te düzenlenecek Avrupa Kulüpler Şampiyonası ile Ümitler Avrupa Şampiyonası’na ve Almanya’daki Başkanlık Kupası’na çevirdi. Genç sporcunun en büyük hedefi ise olimpiyatlarda altın madalya kazanmak. “ENERJİMİ ATMAK İÇİN BAŞLADIM, KENDİMİ BURADA BULDUM” Tekvandoya küçük yaşlarda ailesinin yönlendirmesiyle başladığını anlatan milli sporcu Kaan Yelaldı, “Evde çok duramıyordum. Sokakta top oynuyordum ama bu bana yetmiyordu. Ailem, enerjimi atabilmem için spora yönlendirdi. Ben de tekvandoda kendimi buldum ve milli sporcu oldum. Mahallemdeki salonda kursa başladım, 11 yaşında ise İzmir Büyükşehir Belediyesi Spor Kulübü’ne katıldım. Bu süreçte hem fiziksel hem mental olarak büyük gelişim gösterdim. Antrenman olanakları ve bize sunulan imkanlar çok değerli. Maçlara ve deplasmanlara giderken kulübümüzün desteğini her zaman hissediyoruz. Hocalarım da bana büyük destek veriyor” dedi. AVRUPA’DA İZMİR İMZASI Milli sporcu Kaan Yelaldı, son olarak 11-14 Mayıs tarihlerinde Almanya’da düzenlenen Avrupa Şampiyonası’nda büyükler 54 kilo kategorisinde Avrupa beşincisi oldu. Kariyerinde Avrupa ikinciliği ve 8 Türkiye şampiyonluğu bulunan genç sporcu; Makedonya, Arnavutluk, Bosna Hersek ve Kosova’da düzenlenen uluslararası organizasyonlarda da birçok şampiyonluk elde etti. Yoğun bir yarışma takvimiyle çalışmalarını sürdürdüğünü belirten milli sporcu, önümüzdeki dönemde Bosna Hersek’te yapılacak Avrupa Kulüpler Şampiyonası ile Ümitler Avrupa Şampiyonası’nda ve Almanya’daki Başkanlık Kupası’nda yeniden mindere çıkacağını söyledi. Başarıya giden yolun büyük fedakârlık gerektirdiğini belirten milli sporcu Kaan Yelaldı, okul ve spor hayatını birlikte yürüttüğünü anlattı. Yelaldı, “Sabah 6’da kalkıyorum. Güne koşu ve kondisyon çalışmalarıyla başlıyorum. Ardından okula gidiyorum. Dersler bittikten sonra yeniden antrenmana geçiyoruz. Akşam da yaklaşık 2-2,5 saat tekvando çalışıyorum. Eve dönüp dinlenmeye çalışıyorum. Bunun yanında sakatlıklarla mücadele ettiğimiz dönemler de oluyor. Tüm bu süreci aynı anda yürütmek kolay değil” dedi. Müsabaka öncesindeki kilo sürecinin de ayrı bir disiplin gerektirdiğini ifade eden genç sporcu, “Maçtan yaklaşık iki hafta önce kilo vermeye başlıyorum. Hocamla birlikte süreci planlıyoruz. Gerektiğinde su tüketimini azaltıyor, beslenmeme ekstra dikkat ediyorum” diye konuştu. “STRATEJİ OLMADAN BAŞARI GELMİYOR” Tekvandoda yalnızca fiziksel gücün değil, doğru stratejinin de önemli olduğunu vurgulayan milli sporcu Kaan Yelaldı, en etkili hareketinin “karşılayıp ön tekme atmak” olduğunu söyledi. Yelaldı, “Rakip geldiğinde zamanlamayı doğru ayarlayıp düz tekmeyle puan alıyorum. Özellikle kafa vuruşlarında etkili olabiliyorum. Ancak maçın gidişatına göre bazen savunma, bazen de hücum yapmak gerekiyor. Strateji çok önemli” dedi.

Avrupa’nın deniz üstü rüzgar santralleri saldırılara açık: Güvenlikten kim sorumlu? Haber

Avrupa’nın deniz üstü rüzgar santralleri saldırılara açık: Güvenlikten kim sorumlu?

'Drone' tespitleri, belirsiz bildirim zincirleri ve parçalı sorumluluklar, Kuzey Denizi’nde büyüyen bir kör noktayı ortaya çıkarıyor. Kuzey Denizi ve buradaki deniz üstü rüzgâr çiftlikleri, olası sabotaj, 'drone' uçuşları ve denizaltılarla yapılan haritalama faaliyetleri gibi hibrit savaş tehdidine karşı savunmasız durumda. Bu da Avrupa’nın kritik yenilenebilir enerji kaynaklarından birini tehdit ediyor. Ancak güvenlik ve savunmadan kim sorumlu? 2026 başı itibarıyla Almanya, İngiltere, Hollanda, Danimarka ve Belçika’nın münhasır ekonomik bölgelerinde Kuzey Denizi’nde 100’den fazla deniz üstü rüzgâr çiftliği faaliyet gösteriyor. Almanya Körfezi’nde ve İngiltere'nin doğu kıyıları açıklarında yoğunlaşan büyük kümeler, bölgeyi dünyanın en büyük deniz üstü rüzgâr enerjisi merkezlerinden biri haline getiriyor. Deniz üstü enerji altyapısında drone kör noktası Bu deniz üstü enerji sahalarının konumunun değişmesi, yetki alanı konusunda bir soru doğuruyor: Bu sahaların güvenliğini sağlamak ulusal makamların mı, özel şirketlerin mi yoksa işletmecilerin kendilerinin mi sorumluluğunda? Bu sorunun yanıtı, karada yaşanan bir olayla kıyaslandığında çok daha karmaşık. Örneğin Almanya’da, kritik altyapı yakınlarında bir drone tespit edilirse, bununla ilgilenmek polisin sorumluluğunda. 'Drone' bir askeri tesisin üzerinde uçuyorsa, silahlı kuvvetler savunma amaçlı müdahale etme yetkisine sahip. Ancak bir drone deniz üstü enerji altyapısı üzerinde, potansiyel olarak görüntü veya fotoğraf çekerken tespit edildiğinde, çoğu zaman ne kayda geçiriliyor ne de bildiriliyor. Birçok vakada ise herhangi bir adım atılmıyor. Avrupa Enerji Güvenliği Girişimi’nin (EIES) İcra Direktörü Albéric Mongrenier’e göre, bu tür saldırılar "yalnızca sıklık açısından artmakla kalmıyor, aynı zamanda genel olarak enerji altyapısında hem karada hem de denizde çeşitleniyor". Mongrenier, özel bir dijital yuvarlak masa toplantısında, deniz üstü rüzgâr santrallerinin yalnızca işlevleri nedeniyle değil, konumları nedeniyle de hedef olduğunu söyledi. Mongrenier, bu sahaların "daha uzakta ve korunmasının daha zor" olduğunu belirtti ve santralleri karaya bağlayan kabloların özellikle savunmasız olduğuna dikkat çekti. Londra merkezli Royal United Services Institute’ta (RUSI) enerji güvenliği alanında araştırmacı olan Dan Marks da aynı toplantıda veri paylaşımı eksikliğine vurgu yaptı. Marks, "Olaylar genellikle polise bildiriliyor. Polis eldeki bilgilerle ilgileniyor, tanık ifadeleri alıyor ve konuyu takip etmeye çalışıyor. Ancak süreç net olmaktan uzak. Sonrasında ne olduğu, sonucun neye vardığı çoğu zaman belirsiz kalıyor," dedi. Marks, "Şirketlerin olayları bildirmesi için çok az teşvik var ve birçok şirket yalnızca kısa süreli bir kesinti yaşıyor. Bir drone görüyorsunuz, neden orada olduğunu merak ediyorsunuz, bir süre izliyorsunuz ve sonra ortadan kayboluyor. Kimse de bunu bildirmiyor," diye konuştu. Marks, bunların hobi amaçlı kullanılan 'drone’lar olma ihtimalini dışladı. Bu cihazların "yanlışlıkla denize doğru birkaç deniz mili gidip havada asılı kaldığına" şüpheyle yaklaştığını söyledi. 'Drone’ları kimin işlettiği ya da nereden havalandırdığı ise belirsizliğini koruyor. Marks ayrıca, yaptırım uygulanan petrol gibi ürünleri kaçırmak için gizleme taktikleri kullanan sözde gölge filo tankerlerinden drone’ların gönderildiği vakalara da işaret etti. Marks, bunun yalnızca Kuzey Denizi’ne özgü bir sorun olarak görülmemesi gerektiğini ekledi. Soldiers stand on the deck on the tanker Boracay that allegedly belongs to Russia's so-called shadow fleet, Thursday, Oct. 2, 2025, off Saint-Nazaire, France's Atlantic coast. AP Photo/Mathieu PattierAlmanya deniz üstü rüzgâr santrallerini koruyabilir mi? 'Drone’lar gibi hibrit tehditlere karşı savunma hâlâ parçalı bir yapıda. Bunun temel nedeni, birçok ülkenin farklı sistemlere ve yapılara dayanması. EIES’den Mongrenier’in açıkladığı üzere, çözümlerden biri hükümetlerin özel sektör için açık ve anlaşılır bir çerçeve oluşturması olabilir. Mongrenier, "Polis, ordu ya da idarenin farklı kolları olsun, kamu aktörleri arasında net bir sorumluluk paylaşımı olması gerekiyor. Özel sektörün saldırı öncesinde, saldırı sırasında ve toparlanma süreci boyunca her aşamada kimin neden sorumlu olduğunu bilmesi gerekiyor," dedi ve Avrupa genelinde yaklaşımların hâlâ büyük ölçüde farklılık gösterdiğini ekledi. Mongrenier, "İskandinav ülkeleri bu alanda özellikle güçlü, bilhassa Norveç. Buna karşılık Almanya, çok sayıda farklı yetki katmanına sahip federal bir devlet olduğu için daha büyük zorluklarla karşı karşıya," diye konuştu. EIES Almanya Direktörü Sabrina Schulz da bu görüşe katıldı. Schulz, "Federal sistemin karmaşıklığı ile polis, deniz polisi, donanma, Federal Bilgi Güvenliği Dairesi (BSI) ve diğer makamlar arasındaki çeşitli sorumlulukların karmaşıklığının birleşmesi zorlayıcı. Anayasal nedenlerle, Savunma Bakanlığı gibi federal düzeydeki kurumlar basitçe 'kontrolü devralamaz'," dedi. Schulz’a göre, Almanya’nın Deniz Emniyeti ve Güvenliği Merkezi (MSSC) ise bu noktada halihazırda merkezi bir rol oynuyor; bir olay durumunda kilit temas noktası olarak görev yapıyor ve uygun adımların atılmasını sağlıyor. Buna rağmen Schulz, Almanya’yı Norveç gibi ülkelerle karşılaştırmanın "pek mümkün olmadığını" söyledi. Schulz, "Yine de Almanya, diğer Kuzey Denizi ülkelerinin en iyi uygulamalarından ders çıkarmalı ve bunları ulusal bağlama uyarlamalı," dedi. Deniz üstü rüzgâr santralleri neden bu kadar önemli? Rusya’nın 2022’de Ukrayna’ya karşı topyekûn işgalini başlatması, Avrupa için yalnızca savunma alanında değil, enerji güvenliği konusunda da sert bir uyarı oldu. Almanya dahil birçok ülke, Rus petrol ve gazına bağımlılığı azaltmak amacıyla alternatif tedarik arayışına girdi; bu kapsamda kısmen Katar ve ABD’den LNG ithalatına yöneldi. Ancak ABD, İsrail ve İran arasındaki gerilimin tırmanması ve Tahran’ın küresel petrol sevkiyatı için kritik bir geçiş noktası olan Hürmüz Boğazı’ndaki trafiği aksatmasıyla bu dönüşüm de baskı altına girdi. Almanya Federal Ekonomi ve Enerji Bakanlığı (BMWE) Sözcüsü Daniel Greve, Euronews Earth’e yaptığı açıklamada, "Deniz üstü rüzgâr enerjisi, dayanıklı bir Alman ve Avrupa enerji sistemi ile sanayi altyapısının stratejik temel taşlarından biridir. Yüksek tam yük saatleri ve istikrarlı üretim profiliyle ithalata bağımlılığımızı azaltıyor," dedi. Bart De Wever, Luc Frieden, Mette Frederiksen, Friedrich Merz, Jonas Gahr Støre and Jean-Charles Ellermann-Kingombe at the North Sea Summit in Hamburg, Jan. 26, 2026 AP Photo/Martin MeissnerAvrupa, Kuzey Denizi rüzgârına güveniyor ABD-İsrail’in İran’la savaşından önce bile Avrupa ülkeleri, Almanya ve İngiltere dahil dokuz Kuzey Denizi ülkesi tarafından ocak ayında imzalanan Hamburg Deklarasyonu kapsamında enerji dayanıklılığını güçlendirme taahhüdünde bulunmuştu. Anlaşma, hükümetlerin 2031’den itibaren deniz üstü rüzgar kapasitesini yılda 15 gigavat artırmasını öngörüyor. Buna karşılık sektör, maliyetleri düşürme ve 91 bin yeni istihdam yaratma taahhüdünde bulunuyor. Anlaşmanın ayrıca yaklaşık 1 trilyon euroluk ekonomik faaliyet yaratması bekleniyor. Greve, yıllık 15 gigavatlık hedefin Avrupa’nın tamamı için geçerli olduğunu belirterek, bu hedefe ulaşmak için Kuzey Denizi’ndeki deniz üstü projelerin daha yakın koordinasyonunun kritik önem taşıyacağını vurguladı. 15 gigavatlık kapasite, yaklaşık 10,5 milyon ortalama hanenin bir yıllık elektrik ihtiyacını karşılamaya yetecek düzeyde. Greve’ye göre bölgedeki ülkeler, faaliyetlerde ani yoğunluklar yaşanmasını önlemek için ihale takvimlerini, inşaat süreçlerini ve devreye alma aşamalarını daha uyumlu hale getirmeye çalışıyor. Amaç, tedarik zincirleri üzerindeki baskıyı hafifletmek ve gecikme riskini azaltmak. Deniz üstü rüzgâr enerjisi büyüyen güvenlik sorunlarıyla karşı karşıya EIES Almanya Direktörü Sabrina Schulz’a göre Almanya’nın deniz üstü rüzgâr sektörü gerçekten de hızla büyüyor. Ancak sektörün ölçeği ve konumu, giderek artan güvenlik sorunları yaratıyor. Deniz üstü rüzgâr santrallerinin neredeyse tamamı, Alman kara sularının dışında, Kuzey Denizi ve Baltık Denizi’ndeki münhasır ekonomik bölgede yer alıyor. Bu da gözetim ve korumayı daha karmaşık hale getiriyor. Schulz, Almanya’nın 2025 sonu itibarıyla yaklaşık 9,7 gigavat deniz üstü rüzgâr kapasitesine sahip olduğunu ve Avrupa’da İngiltere'nin ardından ikinci sırada yer aldığını belirtti. Almanya, bu kapasiteyi 2045’e kadar yedi katına çıkarmayı planlıyor. Buna rağmen Schulz, deniz üstü rüzgâr altyapısının petrol ve gaz tesislerine kıyasla yapısal olarak daha dayanıklı olduğunu savundu. Bunun nedeni, bu altyapının tek bir arıza noktasına bağlı olmaması ve sahada kolay tutuşabilir maddeler ya da çalışanlar barındırmaması. Schulz, "Geçmişteki hibrit saldırılara baktığımızda, Baltık bölgesine odaklanıldığını görüyoruz," dedi. "Buna rağmen, bu saldırıların gelecekte Kuzey Denizi’ne sıçramasına karşı hazırlıklı olmalıyız." Euronews

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.