Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Adalet

bursaarena.com.tr - Adalet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Adalet haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Çerçeve Yasa Adalet Komisyonu'ndan geçti: Görüşmelerde gerginlik ve Öcalan tartışması Haber

Çerçeve Yasa Adalet Komisyonu'ndan geçti: Görüşmelerde gerginlik ve Öcalan tartışması

İktidarın "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırdığı yeni çözüm sürecinin ilk yasal düzenlemesi olan, 12 maddelik çerçeve yasa niteliğindeki "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi", TBMM Adalet Komisyonu'ndan geçti. Teklifte, bazı suçlara ilişkin soruşturma ve kovuşturmaların 5 ila 10 yıl ertelenmesi, TBMM bünyesinde İzleme Komisyonu kurulması ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında özel bir kurul oluşturulması öngörülüyor. AKP, CHP, MHP, DEM Parti, HÜDA PAR, Yeni Yol Grubu ve DSP milletvekillerinin de aralarında bulunduğu 367 milletvekilinin imzasını taşıyan teklifin görüşmelerinde AKP ve MHP, düzenlemenin "tarihi bir mutabakatın ürünü" ve "af niteliğinde olmayan" bir çalışma olduğunu savunurken, CHP ve Yeni Parti, sürecin demokratikleşme ayağının eksik olduğunu vurguladı. Yeni Yol grubu ise düzenlemenin "şartlı genel af" niteliğinde olduğunu savundu. Sürece ve teklife tümüyle karşı çıkan İYİ Parti'nin görüşmelerin canlı yayınlanması talebi kabul edilmedi. Komisyon Başkanı Cüneyt Yüksel uyarıda bulunana kadar, parti toplantıyı kendi sosyal medya hesabından uzun süre yayınladı. TBMM Adalet Komisyonu, teklifi görüşmek üzere Cuma saat 15.30'da toplandı. Çerçeve yasa teklifi komisyonda: Kimleri kapsıyor, hangi koşullar aranacak?'Af düzenlemesi değil' Komisyon Başkanı Cüneyt Yüksel, açılış konuşmasında teklifin kamuoyunda ileri sürüldüğü gibi bir af düzenlemesi olmadığını belirtti. Yüksel, "Mahkûmiyet hükümlerini ortadan kaldıran, suçların hukuki niteliğini değiştiren veya ceza sorumluluğunu kaldıran bir düzenleme söz konusu değildir" dedi. Komisyonda Öcalan tartışması İYİ Parti Grup Başkanvekili Uğur Poyraz, Komisyon Başkanı'nın açılış konuşmasında süreçte rol alan kişi ve kurumlara teşekkür ettiğini belirterek ironik bir şekilde, "Sanıyorum İmralı'daki terör hükümlüsü Abdullah Öcalan'a reçetesi ve yöntemi açısından teşekkürü eksik bıraktınız" dedi. Bu sözler üzerine iktidar sıralarından tepki yükseldi. Bu konuda ikinci tartışma DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit'in konuşması sırasında yaşandı. Koçyiğit, yeni çözüm sürecini Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş sürecindeki tarihi adımlara benzeterek, "Açılan bu yeni sayfa, tıpkı Amasya Genelgesi, tıpkı Sivas Kongresi ve Cumhuriyet'in kuruluşu gibi tarihi önemdedir. Söz konusu olan, Türk-Kürt ilişkilerinin geleceğidir" dedi. Koçyiğit'in, sürecin yolunu açanlara teşekkür ederken Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin yanı sıra PKK lideri Abdullah Öcalan'ın da adını anması üzerine İYİ Partililer, "Terör kutsanıyor burada", "Yazıklar olsun", "Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ile Öcalan'ı nasıl aynı cümlede anıyorsunuz?" sözleri üzerine komisyonda kısa süreli gerginlik yaşandı. AKP: 'Tarihi bir mutabakat' Teklifin ilk imzacılarından AKP Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül, teklifin geniş siyasi uzlaşmayla hazırlandığını belirterek, "367 milletvekili arkadaşımız bu kanuna imza atarak destek verdi. İmza sayısına ve siyasi parti gruplarının desteğine bakıldığında görülmemiş tarihi bir mutabakat ortaya çıkmıştır. DSP de bugün imza verdi" dedi. MHP-İYİ Parti tartışması: 'Ajitasyona pabuç bırakmam' Komisyonda söz alan MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız ise, "Milli birliği, milli devleti korumak, bin yıllık kardeşliği yaşatmak istiyoruz. Terörsüz Türkiye'nin sonuna kadar arkasındayız" dedi. Teklif ve sürece yönelik eleştirilere tepki gösteren Yıldız, "Siyasi, ahlaki, vicdani hiçbir ölçü tanımayanların ne söylediğine bakmayız. İstiyorlar ki birbirimize küselim, birbirimizden kopalım. Bekliyorlar ki evlatlarımızın bayrağa sarılı tabutlarını omuzlarımızda taşıyalım." Bunun üzerine İYİ Parti sıralarından "Kim ister bunu?" sesleri yükseldi. Yıldız ise "Ajitasyona pabuç bırakmam" diyerek tepki gösterdi. Yeni Partili Emir: 'Demokratikleşme olmadan Kürt sorunu çözülmez' Yeni Parti Grup Başkanvekili Murat Emir ise Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu raporunda Kürt sorununun çözümü ile demokratikleşmenin eş zamanlı yürütülmesi konusunda mutabık kalındığını, ancak teklifte bu ayağın eksik olduğunu vurguladı. "Demokratikleşme olmadan Kürt sorunu da çözülemez" diyen Emir, şu görüşleri dile getirdi: "Silahların susması için yapılacak makul ve ölçülü her düzenlemenin arkasında oluruz dedik. Ama 'önce güvenlik, demokrasi sonra gelir' yaklaşımını kabul etmedik. Her şeyi bu metne koyamayabilirsiniz ama demokratikleşmeye ilişkin hiçbir düzenleme getirmemiş olmanızı nasıl açıklayacaksınız? Kürt sorununun temelinde de adalet ve demokrasi sorunu vardır." Özel'den 'çerçeve yasa' yorumu: 'Özensiz, kötü hazırlanmış bir teklif' CHP Grup Başkanvekili İnan Akgün Alp, partisinin teklife destek verdiğini ancak sürecin demokratikleşme adımlarıyla birlikte yürütülmesi gerektiğini vurguladı. İYİ Parti: 'Anayasa Komisyonu'nun görüşü alınmalı' İYİ Parti, teklifin fiilen af düzenlemesi niteliği taşıdığını ve Anayasa'ya aykırı olduğunu savunarak, öncelikle Anayasa Komisyonu'nda görüşülmesi gerektiğini ileri sürdü. İYİ Parti Afyonkarahisar Milletvekili Hakan Şeref Olgun, Anayasa Komisyonu'nun görüşünün alınmasını, toplantının daha büyük bir salonda yapılmasını ve görüşmelerin televizyonlardan canlı yayımlanmasını talep etti. Ancak bu talepler kabul edilmedi. Komisyon öncesi kapı ve salon krizi Komisyon toplantısı başlamadan önce salon kapılarının açılmaması da tartışma yarattı. İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Türkoğlu, "İlk defa böyle bir uygulama görüyorum. Bu salon bu toplantıya uygun değil" diyerek tepki gösterdi. Milletvekilleri ve basın mensupları salona alındıktan sonra bu kez salonun yetersiz olması nedeniyle tartışma yaşandı. Salonun değiştirilmesini isteyen milletvekillerine yönelik "İşi olmayan çıksın" sözleri üzerine İYİ Parti Adana Milletvekili Ayyüce Türkeş, "86 milyon ilgileniyor bu kanunla. Herkesin işi var" diyerek tepki gösterdi.

Akın Gürlek: Örgüt silahları bırakacak, mağaraları boşaltacak Haber

Akın Gürlek: Örgüt silahları bırakacak, mağaraları boşaltacak

Terörsüz Türkiye süreci içinde örgütün tamamen kendini feshetmesi ve silahlarını bırakması gerektiğinin altını çizen Adalet Bakanı Akın Gürlek, “Örgüt tamamen kendini feshedecek. Silahları bırakacak, mağaraların boşaltıldığı, sığınaklarda kimsenin kalmadığı tespit edecek” dedi. IĞDIR (İGFA) - Adalet Bakanı Akın Gürlek, Iğdır programı kapsamında Sivil Toplum Kuruluşları ile istişare toplantısı yaptı. Bakan Gürlek, Terörsüz Türkiye sürecinde örneklerinin Iğdır modeli olduğunu dile getirdi. Daha öncede Türk-Kürt ayırt etmeksizin kardeşçe yaşadıklarını ifade eden Bakan Gürlek, “Şimdi kol kola yaşayacağız. İnşallah bu sürecinde hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum” diye konuştu. SİLAHLAR BIRAKILACAK, MAĞARALAR BOŞALTILACAK” Terörsüz Türkiye süreci için örgütün tamamen kendini feshetmesi, silahlarını bırakması gerektiğini hatırlatan Bakan Gürlek, “Bunun Milli Güvenlik Kurulu tarafından tasdik edilmesi. Yani bu olmadan kesinlikle maddeler uygulamaya geçilmeyecek. Tekrar ediyorum, örgüt tamamen kendini feshedecek, silahları bırakacak, örgütün dağıldığı devlet kurumları tarafından tespit edilecek, mağaraların boşaltıldığı, sığınaklarda kimsenin kalmadığı tespit edecek. Daha sonra bu MGK kararıyla tespit edildikten sonra ve Resmî Gazete’de yayınlandıktan sonra bu yasa yürürlüğe girecek” dedi. “ÖLDÜRME EYLEMİNE KARIŞAN YARARLANAMAYACAK” Bakan Gürlek, silahlı terör örgütüne üye olmak suçları bakımından adam öldürme eylemine karışan, soruşturması bulunan, kovuşturması bulunan, yakalaması bulunan şahısların kesinlikle bu kanun kapsamından yararlanamayacağını belirtti. Bakan Gürlek, “Net olarak bu kanun da kesinlikle biz şehitlerimizi ya da gazilerimizi incitecek bir düzenleme yapmadık. Onların kesinlikle yüzlerini yere eğdirecek bir düzenleme yapmadık” dedi. Bakan Gürlek, terörün bitmesi ile birlikte Türkiye’nin artık bölgede lider konumuna geleceğinin altını çizdi. “ADALETE ERİŞİM BU YÜZYILDA ÇOK HIZLI OLACAK” Adalet Bakanı Akın Gürlek, AK Parti iktidarında Türkiye Yüzyılı’nın Adaletin Yüzyılı olacağını belirterek, “Adaletin yüzyılı kapsamında vatandaşlarımızın adalete erişimi bu yüzyılda çok hızlı olacak. Bu da açıkçası sahadaki gösterdiğimiz göstergelerden birisi” dedi. “SUÇ ÖRGÜTLERİ İLE MÜCADELEDE KARARLIYIZ” Göreve geldikten sonra suç örgütleriyle mücadele konusunda kararlı adımlar attıklarını belirten Bakan Gürlek,”Iğdır o konuda güvenli bir şehir ama İstanbul, Ankara, İzmir gibi yerlerde maalesef sokak çeteleri dediğimiz çeteler dadandılar. Bunlarla ilgili başsavcılarımız sağ olsun kararlı bir mücadele ediyorlar. Yasadışı bahis, sanal kumar, uyuşturucu bunlarla ilgili de biz göreve geldiğimizde zaten genelge çıkartmıştık. Kesinlikle devlet bu alanlarda demir yumruğunu hissettirecek. Gerekli adımlar atılacak” dedi.

Ümit Uysal’a Toroslar Yörük Beyi unvanı Haber

Ümit Uysal’a Toroslar Yörük Beyi unvanı

Antalya Serikliler ve Yörükler Derneği, Belediye Başkanı Ümit Uysal’a “Toroslar Yörük Beyi” unvanı verdi. ANTALYA (İGFA) - Antalya Serikliler ve Yörükler Derneği, Belediye Başkanı Ümit Uysal’a, Yörük-Türkmen kültürünün yaşatılması ve gelecek kuşaklara aktarılması alanında 2016’dan bu yana yürüttüğü çalışmalar dolayısıyla “Toroslar Yörük Beyi” unvanı verdi. Prof. Dr. Erdal İnönü Kent Parkı’nda düzenlenen törene 12 Yörük derneğinin temsilcileri katıldı. Derneğin 16 Mayıs 2026 tarihli genel kurul kararıyla verilen unvanın berat belgesini Dernek Başkanı Adnan Tezgel takdim etti. YÖRÜK KÜLTÜRÜNE 10 YILLIK EMEK Berat belgesinde, Başkan Uysal’ın Yörük kültürü alanında 2016’dan bu yana gerçekleştirdiği çalışmalar sıralandı. Bu kapsamda 2016, 2017 ve 2018’de düzenlenen üç Yörük-Türkmen Çalıştayı ile 2019’daki Uluslararası Antalya Yörük Sempozyumu’na yer verildi. Çalışmalar, 2021’de Antalya Doğa ve Yörük Çalıştayı’yla devam etti. Sonraki yıllarda ise Yörük kültürünün farklı yönleri ele alındı. 2023’te “Yörükler ve Müzik – Torosların Nağmeleri”, 2024’te “Yörüklerde Yemek Kültürü”, 2025’te “Yörük Kültüründe Kadın”, 2026’da ise “Yörüklerde Çocuklar ve Aksaçlılar” başlıklı çalıştaylar gerçekleştirildi. Belgede ayrıca Başkan Uysal’ın Türkiye’nin farklı illerinde düzenlenen Yörük etkinliklerine katıldığı ve katkı sağladığı belirtilirken, Türk-Yörük kültürünün birlik, dayanışma, adalet ve toplumsal sorumluluk değerlerini temsil ettiğinin de altı çizildi. ÜLKENİN ÇEKİRDEK KÜLTÜRÜ Başkan Uysal, törende yaptığı konuşmada Yörük kültürünü “ülkenin çekirdek kültürü” olarak nitelendirdi. Yerleşik hayata büyük ölçüde geçilmiş olsa da geçmişten taşınan değerlerin yaşamaya devam ettiğini belirten Uysal, “Geçmişin bugüne ve geleceğe aktardığı değerleri unutmuyoruz” dedi. VATANIN SAHİBİ ALACAKLI OLMAZ Yörüklerin tarih boyunca üstlendiği sorumlulukları bir karşılık beklentisiyle yerine getirmediğine dikkati çeken Başkan Uysal, “Biz bütün bunları kendimizi alacaklı gördüğümüz için söylemiyoruz. Vatanın sahibi alacaklı mı olur? Biz elimizden gelenin katbekat fazlasını hep verdik. Buna rağmen uğradığımız haksızlıkları hiçbir zaman ülkemizin birlik ve beraberliğini bozacak şekilde yorumlamadık, bundan sonra da yorumlamayacağız” diye konuştu. DAĞLARDA HAYAT LİYAKAT İSTER Yörük yaşamının doğası gereği akılcı, üretken ve liyakate dayalı olduğunu belirten Başkan Uysal, şöyle devam etti: “Dağlarda en yetenekli adamınızı bey yapmazsanız sürünüzü kurt kapar, geçitte kalırsınız. En iyi otu bulmazsanız sürünüz hayatta kalamaz. Şifalı bitkileri bilmiyorsanız dağlarda hayat olmaz. Her gördüğünüz yerleşik çiftçiyle kavga ederseniz hayatta kalamazsınız. Diplomatik olmak, çevreyi iyi tanımak ve çevreye göre kendinizi konumlandırmak zorundasınız.” Bu nedenle Yörüklerin liyakati esas aldığını belirten Başkan Uysal, “Bizde kadınlar da bey olur, gençler de bey olur” dedi. Yörük obasında yaşlısından gencine, kadınından erkeğine herkesin hem fikir ürettiğini hem de çalışarak ortak yaşama katkı sunduğunu dile getiren Uysal, bu düzenin dürüstlük, dayanışma ve adalet üzerine kurulduğunu söyledi. YÖRÜK RUHU GELECEĞE TAŞINMALI Dünyanın yapay zekâ, yüksek teknoloji, iklim krizi ve göç hareketleriyle yeni bir döneme girdiğine dikkati çeken Başkan Uysal, Türkiye’nin bu döneme uygun eğitim, çalışma ve teşvik modelleri geliştirmesi gerektiğini ifade etti. Yörüklerin zorlu doğa koşullarında geliştirdiği pratik zekâ ve çözüm üretme yeteneğinin bugün Türkiye için büyük önem taşıdığını belirten Uysal, sözlerini şöyle tamamladı: “Yörük, dağda her gün karşısına çıkan bin bir soruna oracıkta çözüm üretir. Türkiye’nin bugün o yaratıcılığa, kararlılığa, liyakat anlayışına ve bağımsızlık ruhuna hiçbir dönemde olmadığı kadar ihtiyacı var. Yörük kültürünü yalnızca nostalji, geçmişi anma ya da atalara saygı olarak görmüyorum. Daha önemlisi, Yörük ruhunun Türkiye’nin geleceğinde rol almasıdır.”

"Tarihçilerin Kutbu" Prof. Dr. Halil İnalcık vefatının 10. yıl dönümünde anılıyor Haber

"Tarihçilerin Kutbu" Prof. Dr. Halil İnalcık vefatının 10. yıl dönümünde anılıyor

"Tarihçilerin Kutbu" olarak tanınan ünlü Kırım Tatar tarihçi Prof. Dr. Halil İnalcık, vefatının 10. yılında saygı, özlem ve rahmetle anılıyor. Kırım Tatar tarihçi Prof. Dr. Halil İnalcık, bugün vefatının 10. yıl dönümünde saygı ve özlemle anılıyor. Osmanlı tarihi başta olmak üzere pek çok alanda öncü olan çalışmalarıyla tarih araştırmalarına önemli katkılarda bulunan ve "Tarihçilerin Kutbu" olarak anılan İnalcık, 25 Temmuz 2016'da hayata gözlerini yumdu. TARİHÇİLERİN KUTBU HALİL İNALCIK KİMDİR? Halil İnalcık, 1916'da İstanbul'da dünyaya geldi. Babası Kırımgöçmenlerinden Seyit Osman Nuri Bey, annesi Ayşe Bahriye Hanım'dır. Ailesi, 1924 yılında Ankara'ya yerleşti. 1923-1930 arasında Ankara Gazi Mektebinde, bir yıl da Sivas Muallim Mektebine devam etti. Orta tahsilini 1931’de Ankara’da Gazi Muallim Mektebinde tamamladıktan sonra Balıkesir Necati Bey Muallim Mektebinde lise tahsiline devam etti. 1936 yılında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Yeni Çağ Tarihi bölümünde yüksek öğrenimine başladı. 1940 yılında mezun olduktan sonra fakültede asistan olarak kaldı. Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesinin ilk öğrencilerinden olan İnalcık, Yakınçağ Tarihi bölümünde doktorasını da tamamladıktan sonra, 1942-1972 yılları arasında öğretim üyeliği yapmış; Chicago Üniversitesi Tarihbölümünde Osmanlı Tarihi dersleri verdi. 1993’te de Bilkent Üniversitesine geçti. Eserleri onlarca dile çevrilen, “dünyanın en büyük Osmanlı tarihçisi” olarak kabul edilen Prof. Dr. İnalcık, özellikle Osmanlı İmparatorluğu tarihi üzerine önemli çalışmaları gerçekleştirmiş, birçok Osmanlı tarihçisinin hocalığını yapmıştı. Halil İnalcık’ın dedesinin Bahçesaray Hansarayı Camisi müezzini olduğu, kendisinin işgalden önce Kırım’ı ziyaret ettiği, Türkiye’deki ve görev yaptığı yıllarda ABD’deki Kırım Tatar camiası ile her zaman yakın ilişkiler içerisinde olduğu biliniyordu. HALİL İNALCIK GELENEKSEL USÜLLERDE ULEMA KABRİSTANINA DEFNEDİLDİ Prof. Dr. İnalcık, uzun süredir tedavi gördüğü Ankara Güven Hastanesinde, 25 Temmuz 2016’da 100 yaşında hayatını kaybetti. 27 Temmuz 2016’da Ankara’da gerçekleştirilen törenin ardından da 28 Temmuz 2016’da İstanbul’da Fatih Cami haziresine defnedildi. BİR ASIRLIK ÖMRÜ KİTAPLARLA GEÇTİ Hayatı boyunca 25 kitap ve 310’dan fazla makaleye imza atmış olan Halil İnalcık’ın en son üzerinde uzun yıllar çalıştığı ve vefatından önce tamamladığı, “Kırım Tarihi Üzerine Araştırmalar 1441-1700” isimli eseri de okuyucularla buluşmuştu. PROF. DR. HALİL İNALCIK KÜLLİYATI İnalcık’ın yazdığı ve birkaç dilde araştırmacıların da, tarihçi olmayan okurların da ilgiyle okuduğu eserlerden bazıları şunlardır: -The Ottoman Empire, The Classical Age, 1300-1600, 1974 (Osmanlı İmparatorluğu, Klasik Çağ) -Suret-i Defter-i Sancak-i Arvanid -The Middle East and the Balkans under the Ottoman Empire, Bloomington, -Gazavat-ı Sultan Murad b. Mehemmed Han -Ottoman Civilization (Gunsel Renda ile birlikte), -Essays in Ottoman History -Fatih Devri Üzerine Tedkikler ve Vesikalar, -Osmanlı’da Devlet, Hukuk, Adalet, -Osmanlı İmparatorluğu’nun Ekonomik ve Sosyal Tarihi Cilt 1 – Cilt 2 -Tanzimat ve Bulgar Meselesi -Şair ve Patron, -Atatürk ve Demokratik Türkiye, -Devlet-i Aliyye, -Kuruluş ve İmparatorluk Sürecinde Osmanlı -Kuruluş ve İmparatorluk Sürecinde Osmanlı, -Devlet-i ‘Aliyye: Tagayyür ve Fesad, Osmanlı İmparatorluğu Üzerine Araştırmalar II, -Kanunname-i Sultani Ber Muceb-i Örf-i Osmani -Osmanlı’da Devlet Hukuk Adalet -Osmanlı Uygarlığı -Has-Bağçede ‘Ayş u Tarab -Kırım Tarihi Üzerine Araştırmalar 1441-1700

ALPER ŞİRVAN yazdı: "Genel Olarak.." Haber

ALPER ŞİRVAN yazdı: "Genel Olarak.."

Genellemeler, güven ihtiyacından doğar. Bir de dünya görüşlerinden… Her şartta hayatı kolaylaştıran bir şeydir. Teslimiyetle duvar örme arasındaki gelgit. İyi ile kötüyü ayırmak için kullanılan sübjektif elekler. Bir de sosyal refleksler var tabii. Güzel olan ne varsa sevdiklerimize, değer verdiklerimize; kötü olan her şeyi sevmediklerimize, kızdıklarımıza atfetmek gibi mesela. Aynı toplum havuzundaki herkesin benzer davranış biçimlerine rağmen “farklı” olduğunu iddia etme arızasında kaybolan “insanın kibirli ve sefil bir varlık olma potansiyeli de” cabası. Aslında her inanç, her düşünce, her ideoloji, hatta her felsefe, insanın terbiyeye muhtaç olduğu konusunda hemfikir de işin doğrultu, yol ve yöntem kısmı biraz karışık. Neyse, konuyu dağıtmayalım. Günlük hayatta dile dolanan genellemeler oldukça fazla. “Kadınlar şöyledir, erkekler böyledir…” “Gençlerden adam olmaz…” “Yaşlılar öğrenemez…” “Bu ülkenin insanı böyledir…” Hatta kendini de katarmış gibi görünüp kompleksini kusar: “Bizden bir şey olmaz!” Oysa kendini asla “bizden” görmüyordur. Bunlar olumsuz genellemeler… Bir de olumlu genellemeler vardır ki, eyvah eyvah… “Bu meslektekiler dürüst olur.” “Engelliler melektir…” “Şu inançta/kimlikte/siyasi görüşte olanlar sütten çıkmış ak kaşıktır. Onlardan kötü çıkmaz.” “Her zengin, varlığını başarı ve emekle elde etmiştir.” “Fakir insanlar daha vicdanlıdır.” İlk bakışta kulağa hoş gelen bu ifadeler de kişileri kalıplara sıkıştıran bir kolaycılığa sürükler. Çünkü insanlar, ait oldukları ya da içinde göründükleri grubun değil; kendi karakterlerinin ürünüdür. Aynı ailede büyüyen kardeşler bile birbirinden tamamen farklı olabilirken, milyonlarca insanı tek bir cümleyle tanımlamak gerçeği değil, önyargıyı besler. Bu arada, çarpık aidiyet duygumuzdan dolayı bazı şeyleri doğrudan yazamadığımı da ifade etmem gerek. En son dalgıçlar, bir komedyeni “gıyaben” asıyordu, dalgıçlarla ilgili şaka yaptığı için… Orası da ayrı bir bataklık. Geçelim. Genellemelerin en büyük zararı, merakı öldürmesidir bir yandan da. Bir insanı tanımaya çalışmak yerine onu, ait olduğunu düşündüğümüz grubun özellikleriyle açıklamaya başlarız. Böylece karşımızdaki kişiyi değil, zihnimizde oluşturduğumuz kalıbı görürüz. Onun o kalıpta kalma ısrarı da ayrı bir sorundur elbette. Toplumsal kutuplaşmaların önemli bir kısmı da buradan doğar. Bir kişinin hatası tüm gruba mal edilir. Bir kişinin başarısı bütün gruba paye olarak yazılır. Böylece insan, temsil ettiği düşünülen kimliklere ve etiketlere indirgenirken ya emeği göz ardı edilir ya da “bizden” olarak görülenin beş para etmediği. Oysa hayat, genellemeleri sürekli bozan örneklerle dolu, öyle değil mi? Belki de doğru yaklaşım, genellemeleri tamamen terk etmek değil; onlara tedbirle yaklaşmaktır. Genellemeler bize bir başlangıç noktası sunabilir ama asla varış noktası olmamalı, kanaatindeyim. Her insan, kendi hikâyesiyle değerlendirilmeyi hak eder. Çünkü adalet, insanları ait oldukları gruplara göre değil; yaptıkları seçimlere göre değerlendirebildiğimiz zaman başlar. Hatta bu sebeple her insan, eylemleri ya da eylemsizlikleriyle kendi kaderini kendi yazar. Beri yandan şunu da ifade etmeden geçemeyeceğim. Gerçekçi analizlerden uzak genellemelerin yanlışlığı, ucu kendi mahallemize ya da sevdiğimiz, değer verdiğimiz şeylere veya fanilere dokunduğunda dank eder kafalara. İşin o kısmı da ayrı bir sosyal araz. Tıpkı zihinlerdeki şablonlar ve birtakım kodlamalar gibi… Bugünden yarına değişecek şeyler değil bütün bunlar. Ama önce… İnsana biat değil de… Kuvvetler ayrılığına, birleştirici, sosyal ulus devlete sahip çıkan, sağlam bir hukuk sistemiyle beslenen bir bakış açısı şart! Çünkü mülkün temeli olan adalet, insanın doymak bilmeyen ihtiraslarıyla değil; konumu ne olursa olsun, insanın uymak zorunda olduğu bir sistemle mümkündür. O sistemin bırakın yıkılmayı, aldığı en ufak bir hasar dahi insanı da adaleti de yok eder. Bilmem, anlatabiliyor muyum? *********************************************************************************************** Haftanın Notu: Hükümet erkânından, hatta “first lady’den” ödüllü Ahbap ile yeterince meşgul edildiysek, şuraya da bir bakalım derim. Türkiye, Kuzey Irak petrol taşımacılığında uluslararası hukuka aykırı tutumu nedeniyle 1,4 milyar dolar ceza ödemeye mahkûm edildi. Kimin petrolünün kime ve nasıl taşındığı akıllarını muktedire teslim edenlerin sorunu. Ama bu cezanın ucu hepimize ve gelecek nesillerimize dokunuyor. Sahi ya, onu da mı biz ödeyeceğiz? Onun da mı sorumlusu yok? ..... Yazarın tüm yazıları için tıklayınız

Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt CHP'den istifa etti Haber

Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt CHP'den istifa etti

Eskişehir Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, 40 yıllık CHP üyeliğinden istifa ettiğini açıkladı. CHP'li belediye meclis üyeleriyle birlikte partiden ayrıldıklarını duyuran Kurt, yeni süreçte Özgür Özel ile kurulacak partide demokrasi, adalet ve özgürlük mücadelesini sürdüreceklerini söyledi. ESKİŞEHİR (İGFA) - Eskişehir Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla 40 yıldır üyesi olduğu Cumhuriyet Halk Partisi'nden (CHP) istifa ettiğini duyurdu. Kurt, açıklamasında yalnız olmadığını belirterek, Odunpazarı Belediyesi CHP'li Meclis Üyeleriyle birlikte partiden ayrıldıklarını ifade etti. Alınan kararın kişisel değil, Türkiye'nin demokrasi mücadelesinde yeni bir dönemin başladığına olan inançlarının sonucu olduğunu vurgulayan Kurt, Cumhuriyet, demokrasi, laiklik, hukuk devleti ve adalet ilkelerine bağlılıklarını yeni bir siyasi zeminde sürdüreceklerini kaydetti. Yeni süreçte Özgür Özel ile birlikte hareket edeceklerini açıklayan Kazım Kurt, kurulacak yeni partide Türkiye'nin demokrasi, adalet ve özgürlük mücadelesine katkı sunmaya devam edeceklerini belirtti. "Benim için değişen yalnızca siyasi adres olacaktır. Değişmeyen ise halkın yanında durma kararlılığımdır." ifadelerini kullanan Kurt, Odunpazarı'na ve Eskişehir'e hizmet etmeyi aynı inanç ve sorumlulukla sürdüreceğini söyledi. Açıklamasında Özgür Özel'in, "Biz binayı terk ettik ama çıkarken mirası, emaneti alıp çıktık. Miras bizdedir, meşruiyet bizdedir, yetki bizdedir, görev bizdedir." sözlerine de yer veren Kurt, CHP'nin kurucu değerlerinin binalarda değil, bu değerlere bağlı insanların mücadelesinde yaşamaya devam edeceğini ifade etti. Kazım Kurt, açıklamasını, "Bugün yeni bir başlangıcın ilk adımını atıyoruz. Yolumuz demokrasi, pusulamız Cumhuriyet, gücümüz halk olacaktır." sözleriyle tamamladı.

SUAY KARAMAN yazdı: "Mahruki ve Eker.." Haber

SUAY KARAMAN yazdı: "Mahruki ve Eker.."

Everest Dağı'na tırmanmayı başaran ilk Türk olarak tarihine geçen ve arama kurtarma etkinlikleriyle tanınan AKUT'un kurucu üyeleri arasında bulunan Nasuh Mahruki, ne olduğu tam anlaşılamayan 15 Temmuz olayının 10. yılı nedeniyle sosyal medyadaki paylaşımı üzerine tutuklandı. Tutuklanmasına neden olan paylaşım şöyle: “15 Temmuz önceden fark edilmiş ancak rejim değişikliği için bir fırsat olarak görülerek bilerek engellenmemiş kontrollü bir şekilde kalkışılmasına müsaade edilmiş bir darbe girişimidir. Baş planlayıcısı ABD’dir, Fil’i feda etmiş, Vezir’i almıştır, Erdoğan’ı Şah yapmış Türk milletini Mat etmiştir.” Paylaşımında 15 Temmuz için ‘kontrollü darbe’ diyen Nasuh Mahruki, halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama suçlamasıyla tutuklandı. Bugüne kadar birçok kişi kontrollü darbe sözünü kullandı ama hiç kimse tutuklanmadı. 3 Nisan 2017 tarihinde Kemal Kılıçdaroğlu İstanbul’da gazetecilerle bir araya gelmiş ve 15 Temmuz'da yaşananları kontrollü darbe girişimi olarak nitelendirmişti. Bu ifadenin “darbeden önce, darbeden haberdar olmak” anlamına geldiğini söyleyen Kemal Kılıçdaroğlu hükümet için “darbeden önceden bilgileri var” şeklinde açıklama yapmıştı. 10 yıldır 15 Temmuz için darbe, kontrollü darbe, tiyatro, senaryo diyen birçok kişiye görüşünü söylerken tepki verilmedi ama şimdi Nasuh Mahruki’nin paylaşımı üzerine tutuklanması ne anlama gelmektedir? Ceza yargılamasında; kişinin özgürlüğünü geçici olarak kısıtlayan, istisnai ve hukuki bir önlem olan tutuklama, peşin ceza verme yöntemi değildir. Tutuklama kararının verilebilmesi için kaçma şüphesi, delilleri karartma, tanık veya mağdur üzerinde baskı kurma riski, tekrar suç işleme olasılığı, suçun işlendiğine dair somut delillere dayanan güçlü bir şüphe bulunması yer alır. Bunların hiçbiri Nasuh Mahruki için geçerli değildir ancak tutuklama kararı verilmiştir. Bu tutuklama işlemlerinin aynısı günümüzde bazı belediye başkanlarına da yapılmaktadır. Tıpkı Ergenekon, Balyoz, Ayışığı, 28 Şubat ve benzer davalarda yapıldığı gibi. Nasuh Mahruki’nin paylaşımının halkı nasıl bir kin ve düşmanlığa tahrik ettiği ya da aşağıladığı hakkında olumlu bir kanıt yoktur ama tutuklanmıştır. Bu olay ülkemizde ifade özgürlüğü ve hukuk devleti adına yeni bir kırılma noktası olarak tarihe geçecektir. Verilen bu tutuklama kararı ile düşünceler cezalandırılmaktadır. Siyasi iktidarla aynı görüşte olmamak, farklı bir değerlendirmede bulunmak, aykırı bir düşünce açıklamak suç olarak nitelendirilemez. Ülkemizde hukuku egemen kılamazsak, çok daha fazla karanlıklarda boğulacağımız bilinmelidir. Bu nedenle paylaşımı siyasal bir yorum olan değerli dostumuz Nasuh Mahruki en kısa sürede serbest bırakılmalıdır. Hukuk herkese gereklidir. 4 Haziran 2026 tarihinde Samsun’un Terme ilçesinin 26 yaşındaki AKP’li belediye meclisi üyesi Rümeysa Eker'in sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlar görmezden gelinmektedir. Paylaşımında ülkemizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Kemalistleri hedef alan ağır ifadeler kullanan AKP’li üye açıkça halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama suçlamasında bulunmuştur. “Bu ülkede pezevenkler Kemalist’tir ve solu destekler” gibi birbirinden aşağılık ve rezil yorumlar paylaşan bu AKP’li belediye meclisi üyesi hakkında suç duyurusunda bulunulmuş ama sonuç yoktur. İstifa etmesi, paylaşımlarını ortadan kaldırmaz, bütün pislikleri ortadadır. Ancak bu konuda yargı suskundur. Nasuh Mahruki için kartal kesilenler, söz konusu AKP’li belediye meclisi üyesi için kıpırdamamaktadır. İşte bu olay yargının getirildiği durumu gözler önüne sermektedir. Adalet, iktidarın değil milletin adaleti olmadığı sürece daha buna benzer çok örnekler yaşanacaktır. Bu nedenle önceliğimiz bir bütün olarak bu siyasi anlayıştan kurtulmak olmalıdır. Bunun için ülkemizin tam bağımsızlığına sahip çıkacak tüm muhalefete büyük sorumluluk düşmektedir. 20 Temmuz 2026 ..... Yazarın tüm yazıları için tıklayınız

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.