2026 yılı itibariyle Medeni Kanun'un 100. yılını kutluyoruz. Medeni Kanun, “Türk milleti” kavramını pekiştirmesi, millet egemenliğini, laikliği, kadın-erkek eşitliğine dayalı bir aile birliği içermesi, gibi nedenlerle 17 Şubat 1926 tarihinde kabul edilir, 4 Ekim 1926’da yürürlüğe girmiştir.
Medeni Kanuna yazdığı gerekçede Mahmut Esat Bozkurt, yeni kanunla Türk milletinin birliği pekiştirme, medeni bir toplum olma amaçlandığını şu cümleleriyle açıklar:
“Değişmemek, dinler için bir zorunluluktur. Bu nedenle dinlerin yalnız bir vicdan işi olarak kalması, çağdaş uygarlığın temellerinden ve eski uygarlıkla yeni uygarlığın en önemli ayırıcı niteliklerinden biridir. Köklerini dinlerden alan yasalar, uygulandıkları toplumları, gökten indikleri ilkel çağlara bağlarlar ve ilerlemeleri engelleyici belli başlı neden ve etkenler arasında bulunurlar. Türk ulusunun alın yazısının, bugünkü çağda bile ortaçağ düzen ve kurallarına bağlı kalmasında, dinin değişmez kurallarından esinlenen ve Tanrı katiyle sürekli olarak ilişkili durumda bulunan yasalarımızın en güçlü etken olduklarından kuşku duyulmamalıdır.”
Medeni Kanun’un getirdiği önemli haklardan bazıları şöyledir:
1) Resmi nikâh zorunlu hale getirildi.
2) Tek eşli evlilik zorunlu hale getirildi.
3) Mirasta kız ve erkek çocukların eşit pay almaları sağlandı.
4) Tek taraflı olarak erkeklerin olan boşanma hakkı eşit koşullarla kadınlara da tanındı.
5) Kadınlara istedikleri işte çalışabilme hakkı tanındı.
6) Patrikhane ve konsoloslukların yargı yetkileri sona erdi.
7) Laik hukuk anlayışı toplumun her kesiminde uygulanır duruma geldi.
8) Türkiye’de hukuk birliği sağlandı.
Müfredat, ders kitapları ve Diyanet’in fetvaları
Medeni Kanun bunları getirmişken Müfredat, ders kitapları ve Diyanet’in fetvalarında da eşitlik ve kadın hakları konusunda geriye gidildi. Fıkıh, Fıkıh Okumaları, Akaid, Kelam, gibi liselerde okutulan ders kitaplarında ve fetvalarda (https://kurul.diyanet.gov.tr/FetvaYontem) Medeni Kanun’a ve bu kanunun kadın-erkek eşitliği, milli birliği sağlama amaçlarına aykırı şu ifadeler yer almaktadır:
1. Kocaya 4’e kadar çok eşli olma hakkı.
2. Anneleri ile zifafa girilmeyen üvey kızlarla evlenilebilir.
3. Boşama yetkisi kocaya verilmiştir, koca yetkisini başkasına devredebilir.
4. Boşama için kocanın mahkemeye gitmesine gerek yok, “boş ol” demesi yeterli.
5. Boşamadığı halde kasten yanlış beyanda bulunan Maliki ve Hanbeli eşini boşamış sayılıyor.
6. Mirastan kız çocuklara, erkeğin yarısı kadar pay verilir.
7. Kadını âdetli iken boşamak geçerli.
8. Tekfir eden (dinden çıkan) erkekse Müslüman bir kadınla evlenemez.
9. Dinini ve ahlakını beğendiğiniz dünürün oğluna kızınızı vermezseniz yeryüzünde fitne ve bozgunculuk olurmuş.
10. Mirasçı, farklı dinden ise mirastan pay alamaz.
11. Evlatlık ile evlat edinen arasında mirasçılık ilişkisi yoktur
12. Kadının “açmasına izin verilen avreti; yüzü, bilekleriyle birlikte elleridir”,
13. Mezheplere göre avret yeri, farklı düzenlendi.
14. Elbise, karşı cinsin dikkatini çekmemeliymiş.
15. Kadına bakmak haram.
Ders kitaplarından örnek verelim. Kızların nikâhta taraf olmaları mezheplere göre ayrılmakta ve velilerin rızasına şöyle bağlanmaktadır:
“Hanefilerin dışındaki diğer üç mezhebe göre ise tam ehliyetli erkek, nikâhta kendi adına taraf olabilirken kızlar, tam ehliyetli de olsalar ancak velileri tarafından evlendirilebilir.” [1]
Hanefilerde ise “velisinin izni ve rızası olmadan dengi olmayan birisi (kefâet) ile evlenmesi veya mehrinin emsal mehirden az olması hâlinde bu evliliğe velisinin itiraz hakkı vardır. Veli izin vermedikçe kızın yapmış olduğu böyle bir akit bağlayıcı değildir.” [2]
Bunlar kadının özgürlüğüne, insan onuruna aykırı olduğu gibi milleti de ayrıştırmaktadır.
Nasıl bir mücadele hattı?
Müfredat ve fetvalardaki bu hususlara karşı mücadelede edeceğiz ama nelere dikkat etmeliyiz?
1. Medeni Kanun sadece kadına özgürlük getirmesi veya laiklik üzerinden ele alınmamalıdır. Bunlar elbette önemlidir ama yukarıda gösterdiğimiz gibi kanunun toplumun geneline yönelik vurguları belirtildiğinde, kanunun önemi daha fazla kavratılacaktır.
2. Kanunun önemine millet egemenlik, milli birlik ve emperyalizme direnmek bakımından dikkat çekilmelidir. Kanun Müslüman, Hıristiyan gibi din veya bu dinler içinde mezhep temelinde ayrışmış bir toplum yerine hepsine tek bir hukuk oluşturarak Türk milletinin birliğini pekiştirmektedir. Kadını ve erkeği hukuk önünde eşitlemek, milletin egemenliğini tam uygulamasını da sağlamaktadır. Bu yönleriyle emperyalizmin din, mezhep, etnik köken temelinde yönlendirebileceği zeminin ortadan kaldırılmakta ve Türk milletinin birliğini ve dayanışmasını artırılmaktadır.
3. Türk milletinin birliğine, kadınlara yönelik ayrımcılık içeren ifadeler müfredat ve ders kitaplarından çıkarılmalıdır.
4. Toplumun ikna edilmesi ve mücadeleye dahil edilmesi için ders kitaplarının ilgili sayfaları ve fetvaların yer aldığı internet bağlantıları ve kitaplar sunulmalıdır. İspatlanabilir veriler sunmadan başarılı olunmaz. Ancak slogan düzeyinde kalınır.
Not: Müfredat ve ders kitaplarındaki Medeni Kanun’a karşıtlığına dair, “Gayrimilli Eğitim” ve “Diyanet’in Fetvaları” kitaplarım okunabilir. Daha da önemlisi mücadelede değerlendirebilirsiniz.
____________________________
[1] Abdullah Kahraman, Servet Bayındır, Recep Özdirek, Adnan Memduhoğlu, İbrahim Yılmaz, Ahmet Özdemir, Fıkıh Okumaları, 5. Basım, Millî Eğitim Bakanlığı Yayınları, Ankara, 2018, s.102.
[2] Age, s.104.