Bursa Arena E'Gazete
2021-12-01 11:28:24

Din Gelişmeye Mani/midir? -1-

HALİS ÖZDEMİR

01 Aralık 2021, 11:28

Halkı Müslüman ülkeler neden çok geri kalmış, neden çok fakir ve yoksul!?

Bu sorunun cevabını cesaretle canımız acısa da vermek zorundayız.

BİZ KİMİZ? NE YAPIYORUZ? NE YAPMALIYIZ?

İslam dünyasının geri kalmışlığını sadece sömürülmesine ve dış unsurlara bağlamak asıl sorunun ıskalanması sonucunu doğurmaktadır.

"Gücü Hak Sebebi" sayan Batının yaptıkları sonucunda yaşanılanlara üretilen gerekçeler uyanmamızın önüne adeta set çekmiştir.

Oysa kendimizi sorgulamalı geri kalmanın dahili ve harici sebeplerini tesbit etmeliydik!

Bunu yapma yerine "hurafe hikayelere sıkı sıkıya sarıldık" ve sonuç ortada.

İnsanlığı inancından koparmak "tek tip insan" üretme gayretleri İslam karşıtı faaliyetleri bir kenara bırakarak öncelikle acı da olsa kendimizi sorgulamamız bizleri çözüme götürecek yoldur.

1800'lü yılların ortalarında medreselerde fen ilimleri ile dini ilimlerin ayrılması Müslüman alimleri sadece ya Fen veya Dini ilim alanında eğitim öğretim almalarını ve alimlerin tek taraflı olarak yetişmeleri sonucunu doğurmuş, her iki alandaki gelişmeler böylece kadük hale gelmiştir.

İslam dünyasının "İslam anlayışı ve yorumu" iki yüz yıldır maalesef İslam coğrafyasının teknoloji ve medeniyetten kopmasına, egemen sömürgecilerin zulüm ve baskısı altında gerikalmışlığın ezikliği ile hayatlarını sürdürmelerine neden olmuştur.

İnsanlar genellikle başka insanları idol ve örnek alırlar kendilerine. Bu durum olumlu hallerde de olumsuz hallerde de böyledir. "İnsanlar bize bakarak İslam'dan soğudu" sözü sıklıkla duyduğumuz serzenişlerdendir.

Tabiatıyla insanların dikkat kesildiği insanlar, önder ve iddia sahibi insanlar olmaktadır.

Öncelikle şunu ifade etmemiz gerekir. Tasavvuf, Şeyh, Dergah, Zikir yani Tasavvufi hayat İslam'ın yayılması ve idraki arı duru yaşanmasında yayılmasında çok önemlidir. Örneğin mutasavvıf Hoca Ahmet Yesevinin Türk tarihinde önemi görmemezlikten gelinebilir mi?

Tasavvufun yasaklanması adeta "merdiven altı ehliyetsiz liyakatsiz hikmet yoksunu" kişilerin orta yere çıkmalarına zemin hazırlamıştır.

Çoğunlukla "şeyh uçmaz mürit uçurur" akıl almaz hikayeleri "rüyalar, zuhuratlar" derken "sorgulanmaz" dokunulmaz bir "ulvi şahsiyet" oluşturulmuş olur.

Bizim makalemizde anlatmak istediğimiz, istismarcı olduğu halde İslam önderi "Allah dostu", Şeyh vb niteleme ve kabullerle yüceltilen bazı insanların yaşayışlarının her alanında örnek alınması, ağzından çıkan sözlerin akla mantığa hatta o ana kadar bilgilerinize ters düşse de " bir hikmeti vardır" inancı.. "Allah dostu Şeyh" bilmeyecek de ben mi bileceğim? Anlayışının hayatın her alanına sirayeti ile başlayan bir yolculuktur.

İslamı kaynağından öğrenmenin terk edilmesinden sonra arkasından kim tarafından söylendiği bilinmeyen akıl almaz hurafeler ortalığı kaplamış, hurafeler o kadar yaygınlaşmış ki "olabilirliğini tartışmak" mümkün değildir. Tartışılamaz, çünkü mutlaka ismini cismini duymadığınız oldukça uzun ağdalı Arap isminden rivayet ile takviye edilen görüşler artık tartışmasız kabul edilmek zorunda hissedilir.

Bütün bunlar yetmezmiş gibi bunlardan bazılarının ahlaki zaafiyetleri, dini ticarete alet etmeleri yaşayışları da lüks ve debdebe görenleri Müslümanlıktan soğumalarına yol açmaktadır.

Şimdi bir gencin İslam dünyasının fakir kalma sebeplerine çözüm aradığını ya da sebeplerini sorguladığını düşünün! Bir genç için nasıl bir sonuç doğar! Halkı Müslüman ülkeler fakir ve geri kalmışsa "Din gelişmeye manidir." sonucuna varması içten bile değildir. Bunun cevabını vermeliyiz.  Halkı Müslüman devletler neden fakir ve geri kalmıştır. Bu sorunun cevabı kesinlikle hamasetle olamaz! Dinin gelişmeye mani olmadığını bilakis insanı MADDİ OLDUĞU KADAR MANEVİ OLARAKTA GELİŞTİRECEĞİ anlatılmalı ve ikna edilmelidir.

Gelişmeye mani olan DİN değil, din anlayışı ve din adına yapılan yorumlardır. Maalesef yaşarak da gördük ki "çarpık hurafelere boğulmuş din anlayışı ve yorumu"; Ayrıca fakirliğin peygamber ahlakı olarak sunulması gibi anlayışlar ve tasavvufi felsefe ile insanı maddeye esir etmemek için söylenen "bir hırka bir lokma" gibi sözlerin sığ ve anlamından koparılmış olarak tekerleme haline getirilmesi gibi sunumlar gelişmeye mani olmuştur.

(Devam edecek)

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.