CFR, Bilderberg, CIA, NATO, BM, IMF, AB, STK ve vakıflar ile merkez bankaları ve Gizli Dünya Devleti’nin Organları!
Siyonist Evangelist Yapıyı Bilmeden
Savaşları Anlamak Mümkün Değildir
GİZLİ DÜNYA DEVLETİ
Bu arada; “ABD ve İsrail Türkiye’ye asla saldıramaz! Türkiye çok güçlü orduya ve savaşçı millete sahip” diye düşünenler olduğu gibi; “İsrail’in bölgede yaşaması Türkiye’nin varlığına bağlı. İsrail kurulduğundan beri Türkiye yanında olmuştur. Türkiye Amerika’nın isteklerini hep yerine getirmiştir” diye düşünen stratejistler de yok değil!
Bu yaklaşımlar absürt gelebilir. Ancak böyle düşünenlerin argümanları da dikkate değer argümanlardır.
Biz bu düşünceleri bir kenara bırakıp, konuyu esastan ele almaya çalışalım.
Pakistan Afganistan akıl almaz bir şekilde savaşıyorlar! Hayra alamet değil.
Mescid-i Aksa’da namaz kılmak yasak! İş Mescid-i Aksa’nın yıkılmasına kadar götürülebilir mi?
ABD kimlerin emri ile İran’a saldırdı?
Siyonistler ve Evangelist siyonistler Armegeddon/Hatay Amik ovasında olacağına inandıkları kıyamet savaşını başlatmak istemekteler.
Savaş kapımıza dayanmıştır.
İran’ın kazanması bizim kazanmamız demektir.
Siyonistlerin Armegeddon hayali KÖRFEZE GÖMÜLEBiLİR! Siyonistler hayallerini bir başka 3000 yılda bir gelecek fırsatı bekleyebilirler!
Bu durum bizim siyonist şebekeyi tanımamızın önüne geçmemeli! Gaflete hazırlıksız olmaya sebep olmamalıdır.
Siyonistler bir yandan KAPİTALİZMLE bir yandan KOMÜNİZMLE dünyayı banka ve kurumları ile sömürmeye devam etmekteler.
Siyonizm’in kurumlarını bilmek ve onlarla mücadelede başarılı olmak için strateji geliştirmek gerekir.
CFR, NATO, BM, AB, Bilderberg, IMF, CIA, STK ve vakıfları bilmeden dünyada olanları anlamak mümkün değildir!
Katliam yapan, soykırım yapan Netanyahu’nun ABD Başkanı ve başkan adayı tarafından tebrik edilmesini, müzakereler sürerken İran’a saldırılmasını nasıl anlayabiliriz? Kabala inancına sahip, Arz-ı Mevud hedefine inanmış sapkın, ırkçı, gücü hak sebebi sayan güruh dünyayı önce kurumları ve kuruluşlarıyla sarmış, koyduğu kurallarla esir etmiştir.
CFR, CIA, NATO, BM, IMF, AB, STK ve vakıflar ile merkez bankalarını kurmuş ve Gizli Dünya Devleti’ni böylece oluşturmuşlardır.
Akıllarınca sıra, Gizli Dünya Devleti'ni ilan etmeye ve egemenlik kurallarını icra etmeye gelmiştir.
Dünyada kurulmuş bulunan Siyonist kurumları kimler, ne zaman kurmuştur? Cevabını aramamız ve alternatiflerini geliştirmemiz yaşamsal öneme sahiptir.
Bu kurumların ilki CFR’dir. Kuruluşunun tasarlanması 1700'lü yılların sonlarına dayanır. CFR (Dış İlişkiler Konseyi), dünya politikasını kendi kontrollerine almak amacıyla Walter Lippmann öncülüğünde kurulmuştur. CFR’nin bütün maddi giderlerini J.P. Morgan & Co., Carnegie Vakfı, Rockefeller ailesi ve diğer Wall Street bankerleri karşılar.
“37 daimi üyenin 10 tanesi Yahudi, diğerleri yüksek düzey masonlardan oluşur.” Bu da yetmezmiş gibi başta ABD olmak üzere devletlerin yöneticileri, bankacılar, medya mensupları etkin şahsiyetleri EPSTEIN gibi sapkınlıklarla sırrının esirir haline getirilerek emirleri altına almaktalar.
ABD’de dışişleri bakanlığı için CFR’ye bağlı bir kurum demek yanlış olmaz. ABD’de son elli yılın dışişleri bakanları arasında, John Foster Dulles hariç, diğerlerinin tamamının CFR üyesi oldukları bilinmektedir: Dean Rusk, Cyrus Vance, Edmund Muskie, Henry Kissinger, George Schultz ve Alexander Haig gibi.
Hatırlayınız, ABD Başkanı Siyonist olduğunu İsrail’de açıklamış, onun öncesinde ise ABD Dışişleri Bakanı Yahudi olduğunu ilan etmişti.
Dünyadaki büyük şirketlerin ya sahipleri ya da üst düzey yöneticileri CFR üyelerinden oluşmaktadır. Aynı şekilde, basın-yayın, sinema ve sanat sektörü de bu yapının kontrolündedir. Bu yapıya bağlı olanların önü açılmakta ve ünlü yapılmaktadır.
Siyonizmin/Evangelizmin Kontrolündeki Bir Diğer Kuruluş: CIA
CIA’yı kuran ve kırk yıl süreyle CFR direktörü olan Allen Dulles’ın yanı sıra Richard Helms, William Colby, George Bush ve William Casey gibi CIA başkanları da CFR üyesidir (People’s Almanac, 1987).
CFR, yalnızca ABD’nin değil, dünya siyasetinin de şekillenmesinde öncü rol üstlenmektedir. ABD’de başkanlığa aday olabilmek bu organizasyonların onayına bağlı olduğu gibi, seçim kazanmaları da yine onların oluru ile gerçekleşmektedir.
Bu lobilerin etkisi sadece ABD ve müttefik ülkelerle sınırlı kalmamakta, dünya siyasetini de şekillendirmektedir. ABD’de İsrail lehine olmayan hiçbir yasa, askeri veya ekonomik yardım paketi ya da silah satışı gerçekleşmez. Türkiye’nin F-35 programına dahil edilmemesinin sebebi de budur.
Bu gerçeği anlamak için ABD Dışişleri’nden John G. Rancy’nin, 1983 yılında Liberya Devlet Başkanı Samuel Doe’ya yazdığı mektup dikkat çekicidir: "Bilindiği gibi, Siyonistler Amerikan ticaret yaşamında büyük rol oynarlar. Onların bu maddi gücü, Siyonist lobisinin siyasi açıdan güçlenmesine de neden olmuştur. Eğer İsrail ile yakın iş birliğine giderseniz, size planlanan desteği sağlamak büyük ölçüde kolaylaşacaktır."
Bugün, ABD ve dünyada Siyonist yapı daha da güçlenmiş, kurum ve kuruluşlarıyla daha yaygın ve etkili hale gelmiştir.
ABD ve diğer ülke yöneticilerinin zaman zaman İsrail lehine açıklama yapması ve tavır alması, dünyayı saran Siyonist ahtapotun etkisinin bir göstergesidir. Dünya, bu yapının kölesi haline getirilmiş ve Gizli Dünya Devleti’nin kontrolü altına sokulma aşamasına gelmiştir.
Gizli Dünya Devleti'nin İlanı
Gizli Dünya Devleti, dünya hakimiyetini ilan etme zamanının geldiğine inanmaktadır.
Gizli Dünya Devleti'nin (GDD) kurumlarının kurucuları, neredeyse aynı şahıslar ya da aynı ailelerin üyeleridir. ABD’de Rockefeller ailesi, Avrupa’da ise Rothschild ailesi bu yapıya öncülük etmektedir.
GDD, “Tanrılar Kurulu” olarak bilinen 13 kişilik bir grup tarafından yönetilmektedir. Bu kurulun üyelerini ve isimlerini daha önceki yazılarımda ifşa etmiştim.
Gazze’de yaşanan soykırıma, Siyonist olmayan birkaç devlet başkanı dışında dünya sessiz kalmaktadır. Hatta katil Netanyahu ve İsrail’e verilen destek, dünyayı saran Siyonist yapının etkisinin bir sonucudur.
Dünyayı ahtapot gibi saran bu yapının kurumlarını ve çalışmalarını bilmeden, gerekli önlemleri almadan insanlık refaha kavuşamayacak, dünya kan revan içinde açlık ve yoksullukla kalacaktır.
ABD Hristiyan halkı Siyonist Evagelistlerin kontrolünde inim inim inlemektedir. Halk yoksul, halk yorgun devletleri dünyanın en borçlu ülkesidir.
CFR, CIA, NATO, BM, IMF, AB, STK ve vakıflar ile Bilderberg ve merkez bankalarının kurucu ve yöneticilerini ifşa etmeye devam edeceğiz!
BM’yi NATO’yu tanımadan onların kimin emrinde olduklarını bilmek hayatta kalmak için zorunludur. Düşman yanıbaşımızda ve bizimle müttefik(!)tir!
Öyle mi?
Çin’e gelince, Çin İran eliyle sinsice vekâlet savaşı yapmaya kalkışmakta körfezin hakimi olmak istemektedir. ABD’nin Venezüella’da Çin’in petrol yolunu kesmesinden ders almış! Görünmektedir.
Dünya yeniden şekillenmektedir.
Zalimlerden biri gidecek diğer zalim gelecek gibi! İslam milletleri derin uykuda!
Uyanacak gibi de görünmüyor!
Türkiye’ye çok iş düşmekte hem de çok. Türkiye’nin zalim kapitalist ve komünist emperyalistlerden korunmasının yolu buradan geçmektedir.
Türkiye, “müttefik(!)lerle işbirliği” hikayesine son verip, “lider ülke Türkiye” rolüne uygun hareket etmelidir.
İran’ın bu şavaşı kazanması Türkiye’nin kazanması demektir.
Daha önceki yazılarımda ısrarla ifade ettiğim, “etrafımızda olanlar peşrevdir, hedef Türkiye’dir”
Türkiye kuşatılmıştır.
Arz-ı Mevud sapkınları İsa Mesih’in yeryüzüne indirmek için, Vadedilmiş toprakları almaları gerektiğine inanıyorlar! Vadedilmiş toprakların bir bölümü Türkiye’dedir! İsa Mesih Armegeddon/ Hatay Amik ovasında savaş sonrası yer yüzüne inecekmiş! Bu sapıkların inancı böyle.
Savaş kapımıza dayanmıştır.
Türkiye ve aziz milletimiz topyekün bu duruma hazır olmalıdır.
NATO BM gibi kuruluşlardan asla bize hayır gelmez!
“İstersen sulhu salah hazır ol cenge”