Bursa Arena E'Gazete
2022-01-03 17:45:41

Beyt-ül Mal..

ALİ KAYBAL

03 Ocak 2022, 17:45

Beyt-ül Mal devletin hazinesidir.

İslam devletinin kuruluşundan Osmanlı devletinin yıkılışına kadar bu adla anılmış.

Müslümanlardan alınan zekâtlar vergiler buraya konulmuş;

Müslüman olmayanlardan alınan haraç, cizye,

Maden, orman, tuzla kiraları,

Gümrük vergileri,

Savaş ganimetlerinin yüzde kırkı,

Bağlı devletler ve beyliklerin yıllık vergileri ve gönderilen armağanlar,

Hepsi buraya konulmuş.

Toplanan bu değerler ihtiyaç sahiplerine devlet eliyle dağıtılıyordu.

Garip gurabanın ihtiyaçları,

Ülkeye yapılacak hizmetler hep buradan karşılanıyordu.

..

Bu gün devlet hazinesinden 5-10 maaş alanlara bakıyorsunuz,

Devletin hazinesinden kendine ihale açanlara bakıyorsunuz,

Bunların sadece kendilerini aldattıklarını görebilirsiniz.

Kendisini Müslüman addeden bu insanların bu kaynakları nasıl heba ettiklerine şahit oluyorsunuz. İyi, peki de;

O peygamber bunların inandığı peygamber değil mi?

O halifeler kürsülerde anlattıkları sahabeler değil mi?

Halbuki önlerinde yaşanmış örnekler var iken, onlara aldırış etmediklerini görüyorsunuz.

Ele verirken talkımı kendileri yutuyor salkımı.

Örnek alınması gereken bu insanlar boğazlarından “Haram lokma” nın geçmesine izin vermezken,

Bunlar kendi boğazlarından geçenleri sorgulamayacak kadar bir acziyetin içine düşmüşler.

..

Hz. Ebu Bekir’in geçimini sağlamak amacıyla devlet hazinesinden aldığı maaş bunun en güzel örneğidir.

Hasan-ı Basrî şöyle naklediyor: “Hz. Ebû Bekir (r.a.) hilâfete geçince minbere çıktı, Allah’a hamd ve senalar sundu.

Ve 'Akıllıların en akıllısı takvaya bağlı olan, Allah’tan çok korkandır' mealindeki sözlerle başlayan bir hitapta bulundu.

Ertesi gün sabah vakitlerinde erkenden pazara giderken Hz. Ömer (r.a.) ile karşılaştı.

Hz. Ömer, 'Ebu Bekir, nereye gidiyorsun?' diye sordu.

Hz. EbuBekir, 'Pazara' dedi.

Hz. Ömer, 'Sorumluluğunu üstlendiğin görev senin pazara çıkmana engeldir' deyince

Hz. Ebu Bekir, 'Sübhânallah! Bu vazife benim çocuklarımın nafakasını karşılamama engel mi olacak?' diye karşılık verdi.

Hz. Ömer daha sonra, 'Sana uygun şekilde maaş bağlarız.' dedi.

Hz. Ebu Bekir, 'Ömer’e yazık! (Nasıl böyle konuşuyor!) Korkarım ki bu maldan bir lokma dahi bana helâl olmaz.' dedi.

Müteakip günlerde gerçekleştirilen görüşmeler neticesinde Hz. Ebu Bekir’e devlet hazinesinden maaş bağlandı, iki yılı aşkın hilâfeti döneminde beyt-ül mal’dan kendisine toplam sekiz bin dirhem ödeme yapıldı.

Vefatına yakın bir zamanda Hz. Ebu Bekir, 'Ben Ömer’e, korkarım ki beytülmaldan bir tek lokma bile yemem bana helâl olmaz demiştim. Ama o beni yendi, devlet hazinesinden bana maaş bağladı; öldüğümde kendi öz malımdan sekiz bin dirhem alın, beytülmale bırakın' diye vasiyet etti.

Hz. Ebû Bekir’in vasiyeti gereği para Hz. Ömer’e getirilince 'Allah, Ebu Bekir’e rahmet etsin, kendinden sonrakileri çok zor durumda bıraktı!' dedi.”

Şimdi Beyt-ül maldan 7-8 maaş alanlar ne kadar zor durumda olduklarının herhalde farkında değiller.

Bir şekilde haksız yere Beyt-ül maldan bir değer alanların sonları ne oluyor acaba?

Bu soruyu kendilerine sorsalar elbette cevabını yine bu insanlardan alacaklardır.

Bedir savaşında şehitler verilmişti.

Bir sahabe gelerek, şunlar, şunlar şehit oldu dediği zaman Peygamber efendimiz bir sahabe için,

Hayır ben onu cehennemde gördüm. Zira o Beyt-ül maldan bir hırka almıştır.

Bu insan sahabe,

Bu insan Peygamberin yanında savaşırken şehit düşüyor ama cehennemlik olmuş.

Neden?

..

Eskiler şöyle derdi “Orada tüyü bitmedik yetimin hakkı vardır”

Malını aldığınız kişi ile helalleşmek kolaydır.

Ama Beyt-ül maldan aldığınız bir mal ile karşınızda helalleşeceğiniz bir muhatabınız olmadığı için cehennemlik oluyor.

İnanmayanlar olursa Nisa suresi 10. Ayete bakabilirler.

"Haksızlıkla yetimlerin mallarını yiyenler hiç şüphesiz karınlarına ancak ateş doldurmuş olurlar. Zaten onlar alevlenmiş ateşe gireceklerdir."

Bu örnekler bilmem sizler için yeterli olur mu?

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.