Ne hale geldik.
Gün geçmiyor ki infial bir haber duymayalım.
Tunceli Valisi Tuncay Sonel, adliyeye sevk edilince “Ben ifade vermem, ben devletin valisiyim“ demiş.
Bu nasıl bir kibirdir?
Arkasında kimler var ki kime güveniyor?
Sen, sana emanet edilen halkın ırzına göz diken birini kollarken,
Irzına geçmek yetmedi, bir de onu öldürürken,
O da yetmedi devletin polisini, doktorunu yanlış yönlendirirken,
O zaman vali olduğun aklına gelmedi mi?
Adaletin önüne çıkınca mı aklına geldi..
Sen ve senin gibiler bu devlette Vali olmaya layık bir insan değildir.
Devletin kapısında görev yapan köpekler bile senden daha faydalı işler yapıyor.
Kimisi eroin, uyuşturucu buluyor,
Kimisi hırsız kovalıyor,
Kimisi âmâya yol gösteriyor,
Kimisi insanları korumak için bekliyor.
Sen bunlardan hangisini yaptın ki “Devletin Valisi” ünvanını kullanıyorsun.
Yazıklar olsun ki, verilen makamlara ihanet ediyorsunuz.
Günaha girer kim derse ki sana vali,
Sende zuhur etmiş şeytanın insan kılığına girmiş hali..
--
Dedik ya infialler eksik olmuyor.
Bir arkadaşımızı polisiz diye aramışlar.
Elimizde bir dosya var, sana tebligat gelmedi mi demişler,
“Senin şurada evin var, karının adı şu, çocuklarının adı şu, şu anda karın telefonla görüşüyor” demişler.
Hakikaten o anda eşi yanında telefon görüşmesi yapıyor.
Şimdi sayın yetkililere sormak istiyorum.
Hani bir mesaj gönderiyorsunuz ya “Size hakimiz, savcıyız, polisiz diyenlere itibar etmeyin” diye.
Anladık bu adamlar polis, hakim, savcı değil.
Ancak bu adamlar bu kadar bilgiyi nereden alıyorlar?
Kimlik bilgileri, tapu bilgileri, banka bilgileri vs. vs.
Gerçekten kişilerin kimlik bilgileri çalındı haberi doğru mu değil mi?
Yarın bu mesele benim de kapımı çalacak, bir başkasının da kapısını çalacak.
Yetkili makamların çıkıp bu konuları aydınlatması gerekir.
Değilse güven gittikçe kayboluyor.
--
Siz doğru dursanız da infial yapanlar doğru durmuyor.
Tapulu malını, köyüne, kasabasına ait yeşil alanı bir bakıyorsunuz birileri işgal ediyor.
Kendinize ait değerleri korumak isterken bir anda polis ya da jandarma sizi abluka altına alıyor. “Vaz geçin bu işten” diyor.
Vazgeçmeyince veriyorlar jopu,.
Veriyorlar ağızlarına burunlarına gazı,
O da yetmiyor, yerlerde sürüklüyorlar.
Kendi malını, kendi mülkünü,
Kendine ait araziyi,
Bölgesini süsleyen ağaçların kesilmesini,
Önlemek için gayret gösteren bu insanlara,
Daha düne kadar “benim başörtülü bacım” dediğiniz insanlara,
İnsafsızca, fütursuzca cop sallayıp, dipçik vuran,
Onları yerden yere çalan
Bu polis kimin polisi?
Bu jandarma kimin jandarması? diye kendi kendime soruyorum.
Ve onlara diyorum ki;
O copladığınız insan,
Saçından tutarak o yerlerde sürüklediğiniz insan,
Sizin ananız, babanız, kardeşiniz, eşiniz, çocuğunuz olsaydı ne düşünürdünüz?
Onları buraya gönderenlere de sormadan geçemiyorum.
Ne oldu da “Dün benim böş örtülü bacımın başörtüsüne el uzattılar” dediğiniz bu insanları, sadece el uzatmakla kalmadan, bir de darp etmenizin sebebi nedir?
İyi bilesiniz ki;
Kamuoyunda oluşan düşünce şu;
“Bunlar gitmeden ne bu devlete ne bu millete huzur ve refah gelmeyecektir”
Bilesiniz istedim.
Mazlumun ahı yerde kalmaz;
Mazlumun ahı tahttan indirir şahı..