
Mümin nedir?
Mümin, huzuru Hakk’ta olup iradesini külli iradeye tâbî kılmış olanın ismidir. O nedir? Kişinin ayrılık zannının Allah’ta fena bulduğu, arada ara olmayacak şekilde Allah’a ulaştığı yerdir. Zaten mümin, kendisinde kendi gerçekliğinde ulaşmış, Allah’a kendisinde yücelmiş olanın ismidir. Sen kendinde kendi gerçekliğine, Allah’a şahit oldun mu? Kendinde kendi miracını yapıp Allah’ı kendinde buldun mu? İşte orada mümin ismini alıyorsun! O nedenle namaz müminin miracıdır. Çünkü mümin talip olarak yola çıktı, varlıkta kendini zikretmekten geçip Allah’ı zikretmeyle kendi zahirliğinde Allah’tan başka ilah olmadığına şehadete ererek müminlik vasfını kazandı. Mümin, huzuru Hakk’ta olandır, mümin miracını gerçekleştirmiş olandır. Bu sebeple onun namazı miraçtır çünkü miraçta namaz kılandır ama bu, Allah’ın imamlığında cemal cemale kılınan namazdır. Kıyamında Allah’la muhabbet, rükûunda Allah’la muhabbet, secdesinde Allah’la muhabbette olunan bir namazdır! Tevhit namazı denir! O namazın seccadesi kişinin kendi, tâbilik içeren, Allah’tan gelen varlığıdır. Varlığına bakarak Rabbini görüyorsun, işitiyorsun, seviyorsun, varlığını zikrederek Rabbini zikrediyorsun. İşte Hallac-ı Mansur Hazretleri, kendi varlığını seccade yapıp, kendi varlığında cemal cemale Allah’la namaz kılmıştır. Bu varlıkta şan alanı Allah olarak okuyup, rükû ve secdede O’nu bulduğu için ne dedi? “Ene Hakk” dedi. Şimdi Hallac-ı Mansur Hazretlerinin Ene Hakk deyişi şirk mi, iman mı? İmanın ta kendisidir! Yunus Sultan buraya ne diyor?
“Dinin terk edenin küfürdür işi, ol ne küfür imiş dinden içeri.”
Hallac-ı Mansur hazretlerini, “Sen dini terk ettin küfür ettin” diyerek katletmediler mi? Evet, tevhide cahiller, yobazlar, Allah’ı gayba atıp ötekileştirenler katlettiler. Ama, “Ne küfür imiş” diyor Yunus! Nereden içeri? Dinden içeri. Dinden içeride ne vardır? İman vardır. Hangi dini terk etmek? Bir dinin terk edilişinden bahsediyor. İnsanların kendilerine göre şekillendirdikleri ve kurdukları sistem olan dini terk ediyor. Yoksa Peygamber Efendimizin tebliğ etmiş ve bizzat yaşamış olduğu İslam dininden bahsetmiyor. Kişilerin sonradan, kendilerine göre değiştirmiş oldukları ve bugün geçerli bir şekilde yaşanılan sahte, uydurma bir dinden bahsediyor. O dinin mensuplarına göre kendilerinden olmayı terk etmek küfür! Bakara suresi 171. Ayeti kerimede,
Allah’ın indirdiğine uyun denildiği vakit de onlara yok dediler: Atalarımızı neyin üzerinde bulduksa ona uyarız, ya ataları bir şeye akıl erdiremez ve doğruyu seçemezseler demi?
buyrulmaktadır. O dinin mensubu Allah’ı nerede zikrediyor? Gayıpta. Sen gayıpta zikretmeyi bırakıp tecellisinde, yaratılmışlıkta zikretmeye başlayınca, o dini terk etmiş olmuyor musun? Onlara göre küfür etmiş olmuyor musun? Şimdi, o dini terk etmeden mutlak imana erebilir misin? Eremezsin çünkü iman, Allah’ı Allah’ın zikrettiği yerde zikretmek, sevdiği yerde sevmek, Kendisini gördüğü yerde görmektir! Allah’ı gayıpta zikretmeyi, ötekileştirmeyi terk etmeden, Allah’a şahit olmayı öldükten sonraya bırakmayı terk etmeden, Allah’ın Kendi tecellisi olan bu şehadet âleminde, Allah’a nasıl şahitlerden olacaksın? Cahilin küfür dediği üzere olmadan imana eremezsin. O anlayış değil mi Ehlibeyt efendilerimiz için, “İslam’da fitnedir” diyen. Ben o dinin içinde, o dinin mensubu olarak kalırsam, bende imanı oluşturacak ve bendeki imanın ispatı olan İmam da küfür, O imamın huzurunda namazda olmak da küfür. İşte, dinin terk edenin küfürdür işi! Küfürdür onlara göre ama o İmamla kılınan namaz imandır, dinden içeridir diyor hakikate erip nurlanan tevhit ehli!
.....
Yazarın tüm yazıları için tıklayınız