ÖZKAN GÜNAL yazdı: "Allah ile Olmak? -10-"

Haber Giriş Tarihi: 03.08.2026 17:14
Haber Güncellenme Tarihi: 03.08.2026 17:14
Haberyazilimi.com

İsra Suresi 1. Ayeti kerimede,

Kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu bir gece Mescid-i Haram'dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa'ya götüren Allah'ın şanı yücedir. Hiç şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.

deniliyor. Harem-i Şerifle neyi kast ediyor? Tevhit ilişkisine başladığımız, Ledün ilmi tahsil ettiğimiz neresiyse orası kastediyor. Şimdi Mescid’ül Aksa’ya gidilecek diyor. Gece yolculuğu başladı, Fiillerde Allah’ı bulduk, fiilde kendimizi değil Allah’ı zikretmeye başladık. Neden kendimizi değil Allah’ı zikretmeye başladık? Çünkü, “Bütünden zikreden yani her an şan alan Allah’tır” denildi. Sıfatta kendimizi değil Allah’ı zikrettik. Devam ediyor yolculuk. Vücutta mevcut olarak kendimizi değil Allah’ı zikretmeye başladık.

Varlığı sahiplenip ayrılık çıkartan anlayış hükmünü düşürdü, varlığın aslına, birliktelik bilincine ulaşıldı, gerçeğe erildi, müminlik gerçekleşti. Sen? Sen hakikatin farkındalığındasın artık. Sen, hiçbir zaman ayrılık ve denklik anlamında olmadığın gerçeğine erdin. Buna, günümüz tabiriyle “Aydınlanma” diyebiliriz, bilincin dönüşümü, gerçeğin kavranışı diyebiliriz. Allah’ı, sana sende tanıttılar, o tanıtmış olmayla bakmaya başladın! İnsan tanımadığını göremez, görür hale geldin. Kendinde, gerçekliği kavrayışa ulaştın. Var mı şimdi senin kendi zahirliğinde Allah’tan ayrılık! Allah’sızlık içeren herhangi bir şey var mı sende ve âlemde? Allah sana ne kadar yakınmış? Senin, sen oluşun kadar yakınmış sana. Ayetinde söylediği gibi, “Ben size şah damarınızdan daha yakınım” Kendinde ulaştın Allah’a. Kendinin dışında, yedi kat gökyüzünde, gayıpta, dünyanın dışında ötelerde bir yerde değil, kendinde! Sana, şah damarından daha yakın olan yani sana sen olarak Kendisini görülür, işitilir, bilinir, sevilir kılan Allah’a, kendinde bulup ulaştın. Bu hakikate, Allah’ın Kendisini zikrettiği yerde Allah’ı zikretmek deniliyor. Allah’ın Kendisini gördüğü yerde Allah’ı görmek, işittiği yerde işitmek! İşte miracını yaptın sen! “Miraç Peygambere mahsustur” Nereden çıkarttınız bu yalanı? Peygamber Efendimizin yaptığı her şey O’nun ümmetine de yani O’na iman edene de mahsustur ve ümmetine de farzdır. O, tebliğ etmiş olduğu İslam’ın tevhitliğini, nasıl yaşamamız gerektiğini, yaşantısıyla bize göstererek öğretendir. Peygamberden zuhur eden her şey O’nun ümmetine de farzdır ve ümmetinin de yapabileceği bir kutsiyettir. “Namaz müminin miracıdır” deniliyor. Hangi namaz? İçinde kendinin olmadığı namaz! Az önce içinde kendimizin olmadığı namazı kıldık biz. Kıyamında Allah’ı zikrettik, o kıyamda kendimizi görmedik Allah’ı bulduk! O kıyamda Allah’ı bulduğumuz için rükûya eğildik. Rükûda kendimizi görmedik Allah’ı bulduk! Rükûda Allah’ı bulduğumuz için secdeye indik. Secdede kendimizi görmediğimiz, Allah’ı bulduğumuz için tevhide erdik! Bir yere bakılıyorsa ve görülen kendin değilse nedir? Allah’tır. “İki şey aynı anda olmaz, birisine gayıp gerek” diyor Pir Hazretleri. Sen kendini tevhit edince zahir olan ne oluyor?

İşte, ona “Eşhedüenlailaheillallah” diyor. Şimdi Allah’tan başka ilah olmadığına yani Allah’tan başka zahir olamadığına, Allah’tan başka sevilen, zikredilen, görülen olmadığına şahit oldun mu, kanaat getirdin mi, kabul ettin mi? Tevhit, orada gerçekleşti! Miraç, “Arada ara olmayan yakınlık” diye zikrediliyor. Arada ara diye kastedilen neydi? Kişinin kendi nispet varlığıydı. Arada ara kalmadı yani nispet çıktı aradan. Nerede buldun? Kendinde! Nerede şahit oldun? Kendinde! Nerede kavuştun? Kendinde!

.....

Yazarın tüm yazıları için tıklayınız