ENVER ÖZBİLEN yazdı: "Kaşık Düşmanı.."

Haber Giriş Tarihi: 28.08.2026 00:12
Haber Güncellenme Tarihi: 28.08.2026 00:14
Haberyazilimi.com

Kıraathanelerde sokaklarda rastgele oluşan sohbet ortamlarında ”Bizim Kaşık Düşmanı” sözcükleri dolaşır durur, bir takım kirli ağızlarda.. Kabalığımı bağışlayınız ama bu sözcükleri kullananlara “dangalak“ diyeceğim izninizle..

Tepeden bakmacı, bireyleri hatta doğadaki tüm canlı ve cansız varlıkları küçümseme zorbalığı olan bir toplum yapımız var çoğunlukla.. Hadi diyelim azınlıkla.. Ama bana sorarsanız çoğunlukla..

İyiliği, yerli yerinde ve güzel söz ve eylemlerde bulunma mevsimi çocukluk çağında başlar.. Hatta ana rahminde demek daha doğru olur..

Bu nedenle, her şeyi paylaştığınız eşinize “Kaşık Düşmanı“ demek hakareti şöyle dursun; iki yaşındaki çocuğunuzun dahi, boy seviyesine inip İletişim kurmak, değer vermek ve her gün onu kucaklamak yaşamınız boyunca ona örnek olmak yükümlülüğünüz var.. Adamlığın kitabını yazarım diye böbürlerienip fiyakalanmak yerine..

Uzatmayalım;

“Kaşık Düşmanı“ sözü hangi akılsız bir beynin üründür kimse bilmez.

Kıtlık yıllarında söylendiği belirtilirse de, bu yalnızca bir ahmaklık söylemidir..

Osmanlı’dan mı miras kalmıştır bu tabir yoksa sonraki yıllarda mı çıkmıştır şom bir ağızdan.

Mahallenin namusuna yan gözle bakan ipsizleri hizaya sokan yiğit kabadayı değil, kalın kafalı, gübre kokulu bir zibidi ağız söylemiş olmalı bu sözü..

Kendi soyunu doğurup doyuran saygıdeğer anasını düşünmeden aşağılayıp ıskalayan bir hergele sözü.

Seni dokuz ay on gün rahminde taşıyan Anan, Yaradan tarafından cennetle müjdelenirken, sen bu alçak ve seviyesiz sözü nasıl söylersin?

Yâd ellere, okumak üzere 13 yaşında çıktığım köyümde, bu zibidilerden bir kısmının bu sözü kullandığına tanık olmuştum.. Şakası bile berbat.

Kas gücünü akıl gücünden üstün tutan erkek egemen bir ortamın ürettiği bir sözdü bu, ne yazık ki..

Mağara kültüründe yoktu belki böyle sözcükleri yan yana getiren, omurgası yere eğik, kıllı varlıklar tarafından.

Oysa benim köyümde, evinde, harmanda, yazıda, yabanda, bahçede, bostanda, orakta, tırpanda “Kaşık Düşmanı“ dedikleri hanımlar daha ön planda idi..

Koyun sürüsünde sütü sağan da oydu, testi ve güğümlerleIIrak çeşmeden su taşıyan da...

Hayvan gübresini ahırlarından, sokaklardan kışın ayazında ısınmak için eliyle toplayan da oydu, saman alevi ile sac üstünde yüzlerce yufkayı evire çevire pişiren de O..

Geceleri sen horul horul uyurken, uyumaksızın bebeğini kınalı beşikte sallayıp avutan da O, senin ayaklarını yıkayıp ovalayan da O..

Eşine ayağını yıkatan yakınlarım vardı ne yazık ki itiraf edeyim. Osmanlı’nın işgali ve çöküşünden itibaren, yiğit Anadolu halkının Kuvvay-i Milliye ruhu bu aziz vatanı kurtarırken; “Kaşık Düşmanı” diye tabir edilen, aslında her biri saygıdeğer o hanımefendilerin doğurdukları aslan yürekli evlatlar, Şehadette ön sıradaydılar.. Bire densizler.. Duydunuz mu kalın kafalı, kadir ve kıymet bilmezler..

Benim köyümde hazırdan yiyen, yan gelip yatarak ense ve göbek şişiren, ”babam sağ olsun“ nimetlerinden yararlanan tufeyliler yoktu.. Ama bugün çok..

Günümüzdeki erkek egemen kabadayı özentileri, argo dilli kaldırım mühendisleri, dillerine pelesenk etmiş olmalılar bu tabiri herhalde..

Eğitim aşısı ile yetişmiş beyefendi kuşaklar değil.

Dün de, bugün de, iki elli değil adeta dört elli eşlerinin çekip çevirdiği, ağır yaşam çarkına katkıda bulunan beyefendi erkekler. Hanımefendilerde hünerli, Allah vergisi yetenekler olduğunu kavrayanlar..

Bir kısım erkek bozuntuları nezaket, zerafet ve duygu dünyamızın mimarı hanımları hor görse de, dünya minnettardır bu saygıdeğer varlıklara.. Yaşamın her alanına yaydıkları sevgi iklimi ve yaşam atmosferi nedeniyle..

İlkokulda iken yolumun üstünde kocasını erken yaşta yitirmiş tek oğluyla yaşayan Akkadın Bacımız vardı.. Yalnızca İlerleyen yaşı nedeniyle değil, üretken ve çalışkanlığı nedeniyle herkesin derin saygı ile selam verip, hal hatır sorduğu ve elini öptüğü Akkadın Bacı..

Bahçesinde İnce ağaç dallarından örülü, dışı sıvarmış doğal iki arı kovanı da bulunan Akkadın Bacı..

Çelimsiz bedenimi güçlendirmek niyetiyle yedikleri yağlı ballı dürümden koparıp ağzıma çabucak tıkıştıran Akkadın bacı..

Tarlasında oğlu küçük olduğu için orak ve tırpan sallayan da oydu, harmanında samanla karışık buğday öbeklerini yabası ile poyrazda savuran da..

“Kaşık Düşmanı” lafı, hazır lokma ile zıkkımlanan, tembel, aylak, boşa tükettiği zamana gözyaşı dökmeyen bireyler için kullanılmalıdır aslında.. Bu kimlik ve niteliklerle örtüşen aylak hanımlar varsa eğer, bu sözümüz onlar için de geçerlidir.

Şehitler ülkesi bu vatanda bu kimlik ve kişilikte kimse bulunmamalıdır.

Bilgi ile donanmış ileri toplumlarda yün hırka giyen erkek bulunur ama “Kazak erkek” bozuntusu bulunmaz. Bizlerde tonlarcasını görürsünüz..

Benim torunum Polonyalı bir makina mühendisi beyefendi ile evli.. Hünerli parmakları ve kazak giysisi ile en lezzetli yemeklerle masayı donatan biri.. Ürolog bir doktor tanıdığım da Türkiye’den çıktı ona benzer..

Bahsettiğim gibi “Kaşık Düşmanı“ kadın yoktur ülkemizde.. Ne geçmiş, ne bugün, ne de gelecek yıl ve asırlarda..

Tarımda, sanayide, resmi ve özel kurum ve kuruluşlarda, yaşamın her alanında erkeklere taş çıkartacak saygı değer hanımefendiler vardır.. Ülkemizin, aile yuvamızın ışıkları onlarla yanar mutlulukla…

Geleceğimiz onların yapay zekalı evlatları ile şekillenir, gelişir, büyür, çağdaş doruklara ulaşır..

Göreceksiniz..

Sevgi ve saygılarımız özveri yüklü, vefakar tüm Hanımlara..

.....

Yazarın tüm yazıları için tıklayınız