
Uzun söze gerek yok.
Söz konusu meselede üç maymun oynanıyor olsa da illaki haberin vardır.
Türkiye'nin 81 ilinden Ankara'ya gelen şehit yakınları ve gaziler, rütbe ayrımı olmaksızın eşit özlük hakları için iki haftadan uzunca bir süredir Güvenpark'ta oturma eylemindeler.
Yaptıkları fedakârlıkları sıralamak, ne yazık ki olmayan vicdanlara erişmeye yetmiyor. Ama her bir gazinin kaybettiği kolda, bacakta, gözde, şehit yakınlarının kapanmayan yaralarında terör örgütünün melanetinin, siyasetçilerin, muktedirlerin aymazlık ve ihanetlerinin izi var.
Buna rağmen, onları görmezden gelen “malum devlet(!) aklına(!)” Allah’tan hayırlısını dilemekten başka bir şey gelmiyor elimizden.
Peki, gaziler ne istiyor, şöyle bir bakalım.
Özlük Haklarında Eşitlik: Er ve erbaş şehit aileleri ile gazilere, rütbeli personellerle eşit özlük haklarının verilmesi, maaş ve tazminatlardaki farkların kapatılmasını istiyorlar.
Sağlık ve Protez Bürokrasisinin Kaldırılması: Ortez ve protez hizmetlerinde yaşanan bürokratik engellerin giderilmesi talep ediliyor. Protez değişimi ve bakımının sadece Ankara ile sınırlı kalmayıp Türkiye genelindeki farklı bölgelerde de yapılmasını istiyorlar ki ben bunun yurtiçiyle de sınırlı olmaması gerektiği kanaatindeyim.
Sosyal Hakların Teslimi: Sosyal hakların, ekonomik desteklerin ve istihdam imkânlarının nerede şehit ya da gazi olunduğundan bağımsız olarak adil bir biçimde yeniden düzenlenmesi gerektiğini vurguluyorlar.
Yasal Düzenleme: Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde bu konuyla ilgili bekleyen kanun tekliflerinin hızlıca gündeme alınarak yasalaştırılmasını bekliyorlar.
Oturma eylemi yapan gazi ve şehit yakınları, sorunlarının yıllardır çözülemediğini, verilen sözlere rağmen sonuç alınamadığını söylüyorlar.
Zaten olması gereken bütün bu gerekliliklerin talep ediliyor olması ülkeyi yönetenler açısından ayıptır.
Terörist başı ile sevişenlerin ne doğuracakları ortada da…
Gazi ve şehit yakınlarına haklarını vermek, egemen bir devletin asli görevidir.
Binlerce yıllık Türk devlet aklı da ruhu da bunu gerektirir.
***********************************************************************************************
Haftanın Notu:
Bir millet, gözüne far tutulmuş tavşan gibi donmuş ve bu donuklukta paramparça ediliyorsa o farı söküp atmaktan başka çare yoktur.
*
“Genel af yok, malum terör örgütü için düzenleme var” diyorlar. Özrü kabahatinden büyük mü diyeceğiz; köpeksiz köyde değneksiz gezmenin de bir sınırı olmalı mı? Bilemiyorum.
*
Parti programları, okyanus ötesinden kopyala yapıştır gelmesin artık!
*
Araştırmalarıma göre 1980’lerin başında bağımlılık literatüründe kullanılmaya başlanan ama Einstein başta olmak üzere farklı kişilere mal edilen güzel bir söz var. Orijinali şöyle:
“Insanity is doing the same thing over and over again, but expecting different results.”
Yani;
“Aynı şeyi tekrar tekrar yapıp, farklı sonuçlar beklemek, akılsızlıktır.”
İngilizce orijinalini özellikle vermek istedim. Çünkü “insanity” kelimesinin İngilizcede delilik, çılgınlık, daha klinik veya hukukî bağlamda akıl hastalığı / akıl sağlığını yitirme, akıl dışılık ve mantıksızlık gibi anlamları var.
.....
Yazarın tüm yazıları için tıklayınız