
Destan nedir ve nasıl yazılır.
Türk’ün tarihine baktığınız zaman bunu ayrıntılarıyla görebilirsiniz.
Kâinatın var oluşuyla birlikte bu oluşumu,
İnsanlığın ve milletlerin yaratılışını,
Tarih içindeki gelişmelerini ve
Hayatta kalma mücadelelerini çeşitli olay ve sebeplerle ilgili eserlerin oluşudur destan.
Milletlerin hayatlarında büyük yankılar uyandırmış,
Bir kahramanın,
Bir tarih olayının,
Milletin muhayyilesindeki ortak ifadelerle meydana getirilmiştir.
Destanlar;
Bu destanı yazan milletin ortak mücadelesini,
Ortak değerler, kurallar, anlamlar bütünlüğü içinde yorumladığı,
Yaşatıldığı toplumun geçmişini ve geleceğini temsil ettiği için en ülkücü eserler olarak kabul edilir.
Bu süreç içinde Türk Tarihinde var olan destanlara bir bakalım.
…
Destanlar İslamiyet öncesi ve sonrası olarak iki ana döneme ayrılır.
Yaratılıştan, büyük devletlerin kuruluşuna ve milletin hayatta kalma mücadelelerine kadar pek çok motifi içerir.
İslamiyet öncesi dönemdeki Türk destanları genellikle yaratılış, türeyiş, göç ve kurtuluş temaları üzerine kuruludur:
Yaratılış Destanı: Evrenin ve insanın yaratılışını, iyilik ve kötülük tanrılarının mücadelesini konu alan Altay-Yakut Türklerine ait bir destandır.
Alp Er Tunga Destanı: Saka Türklerinin kahramanı Alp Er Tunga'nın İranlılarla yaptığı savaşları anlatan en eski destanlarımızdan biridir.
Oğuz Kağan Destanı: Hun Hükümdarı Mete Han'ın (Oğuz Kağan) hayatını, cihangirlik ideallerini ve ülkesini oğulları arasında nasıl paylaştırdığını anlatır.
Ergenekon Destanı: Göktürklerin düşmanları tarafından yok edilmek istenmesi üzerine sığındıkları gizli vadi Ergenekon'da çoğalmalarını ve demirden bir dağı eriterek oradan çıkıp yeni bir devlet kurmalarını anlatır.
İslamiyet'in kabulünden sonraki Türk destanlarında ise kahramanlık ve İslami motifler harmanlanmıştır:
Manas Destanı: Kırgız Türklerine ait olup, dünyanın en uzun destanı kabul edilir. Manas'ın ve soyunun kahramanlıklarını anlatır.
Dede Korkut Hikayeleri/ Destanları: Oğuzların boylar arasındaki mücadelelerini, komşularıyla olan ilişkilerini ve geleneklerini hikâye ve şiir karışımı bir yapıyla aktarır.
Yakın döneme baktığımız zaman da;
Genç Osman Destanı ve
Çanakkale Şehitleri ve Kurtuluş Savaşı Destanları yer almaktadır.
Bu destanların tamamında milletin bütünlüğü ve kahramanlıkları toplum tarafından benimsenen özellikleri anlatılmaktadır.
En son olarak da AKP hükümetinin yazdığı 15 Temmuz destanı var.
Ancak bu destan dedikleri olay tarihi gerçekleri doğru biçimde nakletmemektedir.
Çünkü destanlarda tarihi olaylar ve kahramanlıklar milletin ortak bilinçaltının;
Vicdanın istek ve beklentilerini,
Doğruları ve değerleri ile idealleştirilir.
Oysa bu yazılan destanda birçok gizem bulunmakta.
Millete yansıtılmayan kısımlar bulunmaktadır.
Olayın bütün yönleriyle araştırılması için TBMM’ne önerge verilmiş ve kişilerin ifade vermesi istenmiştir.
Bu ifade vermeye zamanın MİT müsteşarı ve Genel Kurmay başkanı gelmemiştir.
Cevap bekleyen o kadar çok soru var ki, hükümet bunlara cevap vermeye yanaşmıyor.
...
Olayın vahim bir yönü daha bulunmaktadır.
Bu destan sonrası milyonlarca Türk insan mağdur edilmiştir.
Birçoğu “Fetö” yaftasıyla damgalanarak,
İşinden, aşından, sağlığından, hürriyetinden ve hayatından olmuştur.
Buna çok basit bir örnek vermek istiyorum.
Benim bir yakınım için “Fetöcü” dür ihbarı yapılmış.
Neticede bu insan görevinden alınmış,
Maaşına ve visa kartlarına el konulmuş,
Hastaneye sağlık kontrolüne gidememiş,
Yıllarca maaş almadan mücadele etmiştir.
Sonucunda ise küçük bir ayrıntıyla bu işten “beraat” etmiştir.
Soyadını yazarken, “K” harfi yerine “G” harfiyle yazmışlar.
İkinci olarak da iş yerini yanlış bir kurum olarak vermişlerdir.
Aylar süren mahkeme sonucunda bu işten beraat ederek emekli olmuştur.
Lakin birçok kanuni hakkını halen alamamıştır.
Bunun gibi milyonlarca insan aynı sonucu yaşamıştır.
Bu nedenle bu insanlar bir gün Hak sahibinden haklarını alacaklardır.
Bunun için bir de “Borsa” oluşturulduğu düşünülürse hakikaten bu iş bir destan değil.
Birilerinin faydalandığı bir girişim olmuştur.
Bu nedenle bu bir destan olarak nitelenemez.
Oysaki yazılan bütün destanlarda “Millet Bütünlüğü ve Ortak Değerler” vardır.
Bu olayın kime yaradığına bakmak da lazım..
Fetöcü diye suç isnat edilmiş, yapılan yargılama sonucunda ise “masum ve suçsuz” olduğu anlaşılarak beraat etmiş; ancak bu süreçte mesleği, kariyeri bitirilmiş, hatta aile düzeni bozulmuş, eski sağlığı kalmamış yani yılları heba edilmiş insanlara; masumiyetleri ve mağduriyetleri dikkate alınarak, haklarının iade edilmesi gerekir.