Toplumsal olaylar ve sorunlarla ilgilenen insanlar birbirlerine ‘barışı kim getirecek, bu savaş ortamında dünyanın gidişatı nereye varacak’ diye soruyorlar. Herkes bunaldı, ne yapacağını bilemez hale geldi. Kimileri de ‘öğrenilmiş çaresizlik’ içinde ‘elimden ne gelir ki’ yaklaşımı içinde. İşte tam da bu sırada karşımıza Budist rahipler ve Aloka çıktı, büyük ses getirdi.
Barış yürüyüşü Hindistanlı Budistler tarafından Hindistan’da planlandı ve başlatıldı. Bu sırada Budistlerin peşine bir de sokak köpeği takıldı. Belli ki o da bir şeyler hissetmiş. Alnında kalp benzeri bir beyazlık var. Bizde olsa sokak köpeği peşimize takıldı diye şikayet edilir, toplanması sağlanır, sonra da barınakta ölüme terk edilir ya da öldürülürdü. Kültürler arası fark böyle bir şey işte. Ne ara biz böyle olduk şaşırıyorum.
Budist keşişler, hedefleri olan 3700 km lik barış yürüyüşleri için Aloka’yı yanlarına aldılar, ABD’ye götürdüler. Böylece sayıları 20 oldu. Artık aloka’nın da bir misyonu vardı, ‘barışı sağlamak’!. Yürüyüş esnasında Aloka’ya araba çarptı, tedavisini yaptırdılar, sevdiler, okşadılar. Patileri acıyınca dinlendirdiler. Aloka artık ABD’de barış kahramanı. Barışa ne kadar çok ihtiyacımız varmış. O yürüyüşte Aloka olmasaydı bu kadar ses getirir miydi diye düşünmeden edemiyorum. Budistlerin geçeceği yollarda herkes onları görme onlara her konuda destek olma peşinde.
Bu M. Gandi’nin yürüyüşünden sonra ikinci uzun soluklu yürüyüş. İkisi de Hintliler tarafından yapılıyor. Gandi başarmış, istediği sonuca ulaşmıştı. Umarım bu yürüyüş de hedefine ulaşır. Barış yürüyüşünün insan hayvan birlikteliğini, canlıların birbirine sahip çıkarak yaşamalarının dünyaya nasıl anlam kattığını, farkındalık oluşturduğunu görüyoruz.
Büyük Atatürk “yurtta sulh, cihanda sulh” demişti. M. Gandi Atamızı örnek aldı, özgürlüğü ve barışı getirdi. Yine Hindistan’dan bu kez Budist keşişler yola çıktı, Dünyayı sarsmak için. Umarız sarsarlar. Dünya bu zulüm atmosferinden kurtulup barışa doğru yol alır.
(Fotoğraf: Stacey Deann Moore)




