Yazlık saray yapılacak diye yüz binden fazla ağacın kesildiği Marmaris’in Karacasöğüt köyünde kıyım ve çevre faciası ne yazık ki hala devam ediyor. Ağır yaralı hale getirerek çok büyük zarar verdikleri köyün geride kalan yeşilini de bitirmeye kararlılar galiba. Köyün Yeşilbelde bölgesinin yol kenarındaki on binlerce ağacı günlerdir kesiyorlar ve geceleri tırlarla bizce meçhul yerlere taşıyorlar. Millet korkudan haber bile veremiyor kimseye. Verseler ne olacak ki, saray yapılırken verdiler de ne oldu? O dönemde de katliam yapıldı, şimdi de yapılıyor. 50 yıldır oturduğum köydeki evimi ve bahçemi, tanık olduğum facia yüreğime indirmesin diye yok pahasına satıp çıktım. Sarayı yapanlar, yapımına karar verenler harika bir ormana verdikleri korkunç zararın farkında bile değildiler. Çalmadığım kapı kalmadı, ormanın katline ve çevre faciasına döktüğüm gözyaşına aldıran olmadı. Aylarca sürdü kesimler,70-80 yılda yetişen harika ağaçları peş peşe devirdiler.

Çam ağacı ağlar mı, siz hiç ağlayan ağaç gördünüz mü? Ben gördüm dostlar, ağaçlar kesilirken çığlık çığlığa kaçışan hayvanların seslerini de duydum, asırlık çamların gümbür gümbür devrilirken çıkardıkları korkunç uğultu ve rüzgara da tanık oldum. Kesilen ağaçlardaki reçineler, resmen gözyaşı gibi dökülüyordu yanlarından. Köy çıkışından, Buzağı otu mahallesine, oradan da Okluk’a giden ağaçlar geceli gündüzlü peş peşe indiriliyor, parçalanıp kamyonlara istif ediliyordu. Dayanılacak gibi değildi manzara. İsviçre’de bile bulunamayacak değerde ve yeşillikteki bir köy, acemi bir berber tarafından traş ediliyor, kelleşiyordu adeta. Ülke ayağa kalkmış, çevreciler ve doğaseverler bu faciayı durdurmak için seferber olmuşlardı. Ama ne çare, ormanı da güzelim köyü de kurtaramamıştık.

Bu facianın üzerinden tam 4 yıl geçti. Köyün kolunu kanadını kırdıkları yetmiyormuş gibi, şimdi de Karacasöğüt’ü kestirmeden Datça yoluna bağlayan Yeşilbelde köyünü kele çevirmekle meşguller. Adı üzerinde çamları ve selvileriyle gerçekten harika bir belde. Gidin görün şimdi ne hale gelmiş. Genç ağaçları bile kesiyorlar. Emir tepeden gelince ne yapsanız nafile... Marmaris bu yıl zaten korkunç orman yangınları geçirerek, yeşil örtüsünün çok önemli bir bölümünü kaybetti. Geriye kalanını da elbirliğiyle bizler mahvedeceğiz anlaşılan. Yazıktır, günahtır, bunun vebalinin altından kimse kalkamaz.

Gökova’nın Bodrum girişindeki Mazı ve Çökertme ormanlarını yaktık. Marmaris-Datça arasındaki güzelim ve çok değerli ormanları küle çevirdik. Marmaris İçmeler bölgesi ile Bördübet taraflarını mahvettik. Yemyeşil yerleri kararttık, kahverengiye boyandı dağlar tepeler. Görseniz yüreğiniz daralır, insanoğlu nasıl sebep olur böyle bir felakete? Bir ağaç kolay mı yetişiyor, bir orman kolay mı meydana geliyor? Yakılana kesilene bakıp timsah gözyaşı döküyoruz. Sonra hiçbir şey olmamış gibi normal hayatımıza dönüyoruz. Eskiden gözümüz gibi bakardık ormanlara. Bırakın kesmek, ormandaki ağacın bir dalını koparmak bile büyük suçtu. Ama politikacılar, ülkeyi yönetenler oy sevdasıyla gözden çıkardılar yeşil örtüyü. Yasaları değiştirip durdular, ormanı savunmasız bıraktılar adeta.

Çevre dediniz mi mangalda kül bırakmayan siyasiler, iş sandıktan çıkacak oya gelince, ipin ucunu iyice gevşettiler. Oy kaybolacağına orman kaybolsun gözüyle baktılar soruna. Neye üzülüyorum biliyor musunuz, Cumhuriyet tarihinden bu yana en büyük orman tahribatına sebep olan bir yönetim, şimdi kalkmış milyonlarca fidan dikmekle öğünüyor. Bari gidin bakın diktiğiniz fidanlara, keçiler yemiş olmasın... Dinimiz tüm yaradılanlar gibi ağaçlarımıza da, çalı çırpımıza da çok büyük önem atfeder. Hatta peygamberimizin “Kıyametin koptuğunu görseniz elinizde fidan varsa ağacı ekiniz ” mealinde bir sözü de vardır. Ama siyaset buna pek aldırmaz. Zaten son yıllarda acıma duyguları bile köreldi bazı siyasilerin, merhameti, şefkati, sevgiyi bile unuttu çoğu.

Tuhaf bir millet olup çıktık anlayacağınız. Dünya kuraklığa ve açlığa giderken, Avrupa önlem üzerine önlem alırken, zengin devletlerde bile elektrik ve su tasarrufuna gidilirken, biz oralı bile değiliz. İtibardan tasarruf olmaz diye, normal hayatımızın hiçbir şeyinden vazgeçmiyoruz. Elle gelen düğün dernek anlayışı hakim ortalığa. Bakalım bu kafayla daha ne kadar gidebileceğiz? Diyeceksiniz ki, “memleketin bunca sorunu varken, sen kafayı ormanlara takıp duruyorsun. Görmüyor musun diğer faciaları?..” Görüyorum görmesine ama konu orman ve çevre olunca daha bir hassas davranıyorum işte. 4 yıl önce yapılan yanlışlığa günümüzde bile devam edilince, isyan edeceğim geliyor.

Sadece Karacasöğüt’te değil, ülkenin her yerindeki ağaç kesimlerini durdurmamız lazım. Çağdışı ve çok başarısız orman politikamızı tekrar bir gözden geçirmemiz lazım. Koltuğa oturduğu 5 yıldan buyana başarısız yönetimiyle büyük orman katliam ve ağaç kesimine sebep olan Orman Genel Müdürü ve ekibini toptan değiştirmek lazım. Ülkemizde çok başarılı ve tecrübeli Orman Mühendislerinin sayıları az değil. Niçin bu başarısız ekipte ısrar ediliyor?

Bir sözüm de bölgenin milletvekillerine var. Muğla ormanları mahvoldu, niye sahip çıkmıyor, bir araştırma önergesi vermiyor ve sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunmuyorsunuz? Yeşilbelde’deki kesimlerden ve korkunç faciadan haberiniz var mı?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.