Bursa Arena E'Gazete
2019-05-01 07:32:17

Kandiller?

ÖZKAN GÜNAL

01 Mayıs 2019, 07:32

Kandil olarak zikrediliş hakkında, “Geçmiş dönemde o günün özel bir gün olduğunu belirtmek maksadıyla, minarelerde kandil yakılmasıyla ortaya çıkmıştır” söylemi doğrudur. Lakin, sonradan belirtmek maksadıyla konulmuş ismin sonradan olması, o isimle tanımlanmış olan İslam’a ait kutsiyetin mutlak ve mümkün varlığını hükümsüz bırakmaz. Bugün tıp ilmiyle donatılmış ve bu ilimle hastaları iyileştirmiş olan “Doktor” ismini verdiğimiz değerin, isminin sonradan yine insanlar tarafından “Doktor” olarak konulmuş olması, doktoru hükümsüz bırakır mı? Doktor, ismi ne olursa olsun her zaman doktordur ve şifa verendir!

Bizler Kandil derken aslı itibariyle Mevlid, Regaip, Miraç, Berat ve Kadir gecesini zikretmiş oluruz. Mevlid derken Peygamber Efendimizin güneş gibi tüm İslam değerleriyle biz insanların kurtuluşu için doğumunu, Regaip derken Peygamber Efendimizin anne rahmine düşmesini, Miraç derken Resulü yani Halifesi olduğu Cenab-ı Allah ile buluşmasını, Berat derken Miracın nüzulüyle gerçekleşen Peygamber Efendimizin yaşamı olan tevhidî yaşamın, yaşam içinde yaşanmaya başlayışını, Kadir derken ise Peygamber Efendimizin tebliğ ettiği Kur’an gerçekliğinin Müslümanlarca anlaşılıp, idraklerin Kur’an’a göre dönüşümünden söz etmiş oluruz. Bu sebeple her Kandil direkt olarak Peygamber Efendimizle bağı olduğu için İslam’la, Kur’an’la ve Allah’la bağı vardır ve yine bu sebeple direkt olarak Allah’a inanan ve Allah’ın kulu olmak isteyen her inananla da bağı bulunmaktadır. Kandilleri itibarsızlaştırıp inancın içinden çıkartmak inanca aykırıdır ve inanca zulümdür. Kandiller Peygamber Efendimizle birlikte gelmiş kutsî değerlerdir ve sonradan icat edilmemiş olup İslam yaşantısının içinde hep vardılar, vardırlar ve var olacaklar da!

Bugün biz inananlar için Peygamberin doğumunun karşılığı, Peygamberle tecelli eden değerlerin iç âlemimizde doğmasıdır. Regaip’in karşılığı bu değerler üzerine yaşamayı isteyip bu değerlere yöneliştir. Miracın karşılığı tevhidî değerler üzerine yaşamayla ve tevhit ilmiyle oluşan idrak sonucu görüşümüzün tevhide tâbiliği sonucu kendimizde ve her yüzde Allah’tan başka ilah olmadığına şehadetimizdir. Berat’ın karşılığı, şehadet üzerine mümin olarak yaşamaktır. Kadir gecesinin karşılığı ise Allah’ın razı olduğu kulluğa ermiş olmaktır. Şimdi bunlardan hangisi İslam dışı olabilir, hangisini inanç üzerine yaşamdan çıkartabiliriz?

Peygamberin temsil ettiği tevhidî değerler mi İslam dışı ve çıkartacağız?

Tevhidî değer üzerine yaşamayı talep etmek mi İslam dışı ve çıkartacağız?

İslam’ın şartı olan Allah’tan başka ilah olmadığına şehadet mi İslam dışı ve çıkartacağız?

Şehadet üzerine mümin olarak yaşamak mı İslam dışı ve çıkartacağız?

Allah’ın “Kulum” dediklerinden olmak mı İslam dışı ve çıkartacağız?

İslam tüm bunların kendisiyken ve tüm bunları başarabilmek Müminlikken ve tüm bunlar Allah’ın, Kur’an’ın ve İslam’ın tebliğ edici, değeri ve anlam kazandıranı Hz. Muhammed Efendimizle birebir alakalıyken, “İslam’da yeri yoktur, sonradan uydurulmadır ve Peygamber zamanında kutlanıyor muydu?” gibi söylemler ya cehaletten ya da bilinçli olarak algı operasyonundandır. Peygamber zamanında da vardılar ve yaşanıyorlardı. Hem de bizzat peygamber Efendimiz tarafından! Bugünkü gibi ismine Kandil demiyorlardı. İsmi sonradan kandil olarak konuldu ama dikkat etmeliyiz var olan bir değere sonradan isim verilmiş oldu. Kur’an’da yeri var mı? gibi dayanaksız söylemler halkı Kur’an’la kandırmak için yapılan iftiralardır. Enbiya suresi 107. Ayeti kerimede,

Ve biz seni, ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik

beyan edilen Mevlid kandiline delil değil mi? Regaip, Arapça bir kelimedir ve “Rega-be” kökünden gelmektedir. “Rega-be”, kelime olarak, bir şeyi istemek, arzulamak, ona meyletmek ve onu elde etmek için çaba sarf etmek demektir. Cenab-ı Allah, Beled suresi 11-16 ayeti kerimelerinde,

Fakat o, sarp yokuşu aşamadı. O sarp yokuş nedir bilir misin? Köle azat etmek ve açlık gününde yakını olan bir yetimi yahut aç açık bir yoksulu doyurmaktır.

beyanı Regaip Kandil’ine delil değil mi? Kelime kökenine göre ayette, “fekku rekabetin” denilerek vurgu yapıldığı şekliyle Regaip Kandili köle azat etmeyle yetimi ve yoksulu doyurmaktır. Miraç, yükselmek, yücelmek anlamında kullanılan kavramdır. Miraç yüce Kur’an’ı Kerimde, İsra suresi 1. Ayeti kerimede,

Ayetlerimizi göstermek için, kulunu geceleyin Mescid-i Haram’dan, etrafını mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya yürüten Allah, Sübhan’dır. Muhakkak ki O, en iyi işiten, en iyi görendir

denilirken, Necm suresi 8-9-10-11-12-13-14-15-16-17-18. Ayeti kerimelerde,

Sonra yaklaştı ve tevazu gösterdi. Araları, iki yay arası kadar, ya da daha yakın oldu. Allah o anda kuluna vahyini bildirdi. Gözleriyle gördüğünü kalbi yalanlamadı. O’nun gördükleri hakkında şimdi kendisiyle tartışacak mısınız? And olsun ki, Cebrail’i Sidretü’l-Müntehâ’da bir defa daha gördü. Orada Me’vâ cenneti vardır. O Sidre’yi kaplayan kaplamıştı. Gözü, oradan ne kaydı ne de sınırı aştı. And olsun O, Rabbinin en büyük ayetlerinden bir kısmını gördü

denilerek anlatılmaktadır. Bu ayetler Miraç Kandil’ine delil değil mi? Berat kelimesi şirkle, küfürle, müşriklik yaşamıyla ilişki kesmek anlamındadır. Tövbe suresi 1. Ayeti kerimede,

Bu, Allah ve O'nun elçisi tarafından, müşrikler içerisinden anlaşma yaptıklarınıza yönelik bir ilişik kesme, “Berat” ilanıdır.

beyanı Berat Kandiline delil değil mi? Kur’an’ı Kerimdeki Kadir suresi Kadir gecesine delil değil mi? Hakikatler, görmek isteyene gün gibi aşikârken, duymak isteyene yüksek sesle haykırılıyorken, inanmak isteyenin kalbine güneş gibi doğmuşken görmemek, işitmemek ve inanmamak ancak görmek, işitmek ve inanmak istememekle mümkündür.

Şimdi, kandilleri itibarsızlaştırıp devre dışı bırakmak istenmesinin arkasında aslında Peygamber Efendimizi itibarsızlaştırıp devre dışı bırakmak vardır. Peygamberi devre dışı bırakırsan İslam’ın ruhunu, Allah’ın kulluğunu devre dışı bırakmış olursun. Peygamberi devre dışı bırakırsan İslam üzerine Allah’ın razı olduğu yaşamı devre dışı bırakmış olursun. Geriye içinde tevhit, ahlak, edep, insanlık, şehadet, kulluk bulunmayan içinde emmarenin, şirkin, küfrün, zulmün olduğu kuru bir inanç kalır. Maalesef bugün Müslüman âleminin içinde bulunduğu inanç sistemi tam olarak budur. Sadece inanmış olmak ama yaşantının inanç doğrultusunda olmaması ya da inancın Peygambersiz ve Ehlibeytsiz oluşuyla İslam’a göre değil de kişilere göre şekil ve surete kayıtlanmış olarak sürdürülmesi de bu yüzdendir.

Allah olsun ama sadece isim olarak, Peygamber olsun ama sadece isim olarak, Kur’an olsun ama sadece isim olarak, inanç olsun ama sadece isim olarak, şehadet olsun ama sadece isim olarak olsun, yaşam tüm bunlara aykırı, Allah’sız, Peygambersiz, Kur’an’sız, inançsız, şehadetsiz yaşansın istiyorsak yapmamız gereken Peygamber Efendimizle tecelli eden tevhidî değerleri itibarsızlaştırıp inancın içinden çıkartmaktır. Bu yönde yapılan algılara itibar edip kapılmadan bunların dediğini değil Allah’ın dediğini işitip yapmadan Mümin kul olamayız. Allah, Kandillerin temsil ettiği değerler üzerine olun diye Kur’an’da emrederken “Kandiller uydurmadır inanç sisteminde yeri yoktur” diyenler bizim iyiliğimizi düşünen samimi kişiler olamazlar. Kandillerin iç yüzünü anlayıp taşıdığı sırla sırlanmadan şehadet ehli, şehadet ehli olmadan da Allah’ın kulu olamayız.

www.ozkangunal.com

ozkangunal@ozkangunal.com

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.