Vatikan tarihini incelediğiniz de çok önemli ve bir o kadar da gizemli Kardinallerin varlığına rastlayabilirsiniz. Bazı Kardinaller vardır ki, Vatikan içindeki nüfuzu ve gücü Papa’dan dahi üstündür. Bunların içinde önemli bir Kardinal’de göze çarpıyor. Özellikle Cizvit Tarikatına mensup olması bu önemi daha da arttırıyor. Çünkü Vatikan içinde Cizvitlerin yeri ayrı ve önemi büyüktür. Mesela şuan ki Papa I. Francis’de Cizvit Tarikatına mensuptur. İlk defa Güney Amerika kıtasından birinin Papa seçilmesi de tesadüf değildir. I. Francis’e bu yolu, Vatikan içinde son zamanlarda diğer Hristiyan Tarikatlara göre (Dominiken, Fransisken, Opus Dei, Meryem Ana vs.) daha da güçlenen Cizvitler açmıştır. Francis’ten önceki Papa 16. Benediktus görevden bir an da söz de sağlık problemleri yoluyla çekilmiştir.

Cizvitler özellikle Haçlı Zihniyetine en çok sahip çıkan ve Haçlı Seferlerini en çok arzulayan tarikattır. Ayrıca bazı ezoterik olaylara ve sırlara düşkün bir tarikattır. İstanbul’da yapılanmaları bir hayli çoktur. Bunun yanı sıra hedefleri doğrultusunda Dinlerarası Diyalog Projesine de en çok önem veren tarikattır. Vatikan’ın 3. Bin yıl hedefi olarak bilinen “Dinlerarası Diyalog” projesi, günümüzde isim değiştirmiştir. Projenin bugün ki adı “Medeniyetler İttifakı”dır. Bu projenin İslam Dünyasına yayılma alanı ise Türkiye’dir. Yıllarca bunu Fetö eliyle Vatikan zaten yapmaya çalıştı. Türkiye’de Fetö yoluyla yaparken, Pakistan’da da Kardiyanilik yolu ile Irak’ta ise Kesnizani tarikatı ile yaptı.

Vatikan 21. y.y’da Haçlı Seferlerinin düğmesine basmış durumda. Özellikle Gizemli Kardinal Jean Louis Tauran’ın girişimleri ve Papa I. Francis’in de oluru ile Mart 2017’de Avrupa ülkelerinin liderleri Papa’nın huzurunda toplanmışlardı. Tıpkı 1095 yılında ilk Haçlı Seferlerinin karara bağlandığı Clermont Konsülünde olduğu gibi…

İşte bu tarihten itibaren Avrupa çok farklı bir oluşumun sinyallerini verdi. Geçtiğimiz günler de AB Ordusunun kurulması hususunda Almanya ve Fransa’nın girişimleri tesadüf değildir. Yıllardır planladıkları ve hayata geçirmek için fırsat kolladıkları gün yaklaşıyor. Bunun için İslam Dünyasında kendilerine müttefik arayışına da çıktılar. Bu müttefik arayışında yine başrolde Kardinal Jean Louis Tauran vardır. Hatırlarsanız geçen yıl bu Kardinal Suudi Arabistan’a gitmiş ve bazı temaslarda bulunmuştu. Bu temaslardan sonra Suudi Arabistan ısrarla “Ilımlı İslam” konusunda pozitif mesajlar vermişti. Ilımlı İslam Vatikan’ın büyük projesi olan “Dinlerarası Diyalog”un ta kendisidir. Körfez ülkeleri bu konuda Vatikan’a ne kadar ılımlı olduğunu göstermiştir. Bunun yanı sıra Mısır’da her şartta Vatikan’ın yanında olacağının sinyallerini veriyor.

İslam Dünyasında ise en önemli hedeflerin başında ise Türkiye geliyor. İşte tam da bu noktada İstanbul’a ve özellikle de Büyükada’ya çok dikkat edilmelidir. Bu Kardinal Jean Louis Tauran’ın Türkiye temasları ve kimlerle irtibatta olduğu iyi analiz edilmelidir. Fetö’den sonra Türkiye’deki hangi yapay cemaat/tarikat ile irtibat halindedir? Hangi Cemaat/Tarikat lideri ile irtibattadır? En önemlisi ise Türkiye’de Devlet içinde bazı önemli kişilerle bizzat Kardinal Jean Louis Tauran değil, onun Vatikan’daki en güvendiği isimlerden olan Yahya Palaviccini vasıtası ile irtibata geçtiği de muhakkaktır… Bazı hususlar iyi takip edilmeli. Bizim maalesef Vatikan ayağımız bu konuda zayıf. Belki bilerek, belki de bilmeyerek zayıf bırakılmış / bıraktırılmıştır.

Vatikan’ın Türkiye’de özellikle bazı üs diyebileceğimiz yerleri vardır. Bunların en önemli merkez noktaları da İstanbul, İzmir ve Mersin’dedir. İstanbul’daki merkez noktalarının bazıları biliniyor ama bilinmeyen önemli yerler olduğunu da düşünüyorum. Bu konuda yapmış olduğum bazı araştırmalar da vardır.

Özetle sevgili dostlar, Vatikan 3. Bin yıl hedefine doğru emin adımlarla ilerlerken, büyük ve tehlikeli bir savaşın da yaklaştığını biliyor. Hristiyan Yahudiler olan Evanjelikler ile Cizvitlerin arası iyidir, ortak yönleri çoktur. Vatikan son dönemde yakaladığı bu havayı sonuna kadar götürme gayretinde. Vatikan’da ilk defa bir Papa’nın (16. Benediktus) görevi bırakması, görevden çekilmesi tesadüf değildir. Kardinal Jean Louis Tauran’ın burada yapmış olduğu çalışmalar neticesinde yine ilk defa bu Papa’nın görevi bırakması / bıraktırılması neticesinde yine ilk defa Güney Amerika kıtasından birinin Papa seçilmesi (I. Francis) tesadüf olmasa gerek.

Ne hikmettir ki sözde sağlığı bozuk diye görevi bırakan eski Papa hala yaşıyor ve gayet sağlıklıdır. Üstüne bu Papa önderliğinde Avrupalı liderlerin Papa etrafında toplanması bu konuda görüntü verilmesi de tesadüf değildir. Akabinde geçtiğimiz günlerde ise AB ordusunun kurulması konusunda Almanya ve Fransa’nın girişimleri de tesadüf değildir. Tüm bu hadiseler anlayanlar için çok şey ifade etmektedir…

Geçmişte Haçlı Zihniyetine karşı büyük bir mücadele veren biz Türkler ve İslam Dünyası, yine büyük bir sınavla karşı karşıyadır. Kardinal Jean Louis Tauran’ın Türkiye faaliyetlerini de iyi analiz etmek lazımdır…

Ve son olarak Tarsus kazısını ve Tarsus’u çok yakından takip eden Kardinal Jean Louis Tauran Temmuz 2009’da Vatikan tarafından ilan edilen Aziz Paul yılı kapanışı vesilesiyle Tarsus'ta düzenlenen ayin ve panelde şöyle demişti: “Tarsus’un ve Aziz Pavlus’un Hristiyan dünyası için ne kadar önemli olduğunu gelecekte daha iyi anlayacağız..”

Veee Türkiye yakın gelecekte tarihinin en önemli kazısını yapmıştı Tarsus’ta.. Buradaki bağlantı ve çıkan husus Hristiyanlık dünyası için gerçekten de çok önemlidir. Bu olay da bile hep Kardinal Jean Louis Tauran’ı görmemiz tesadüf olmasa gerek… Onun Türkiye’deki bağlantıları da çok ama çok önem arz etmektedir. Devlet içinde çok önemli mevkilerde irtibatta olduğu ve istediği gibi yönlendirdiği kişiler de vardır…

Ve son söz: “Türkiye geçmişin kadim Sırlarına sahip, önemli bir ülkedir. Her Sır zamanına gebedir ve bazı kadim Sırlar da zamanını beklemektedir”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.