MESUT AYDENİZ yazdı: "Küçük Olamam Büyümek İstiyorum! KOBİ mi Yoksa HOLDİNG mi?.."

'Bu başlık da nedir' diyorsan beni takip et. 

Bir işe girdin, tecrübe edindin veya ediniyorsun, buraya kadar her şey iyi ya da şöyle diyelim; Küçükçekmece gölünde mi balık olmak isterdin yoksa büyük okyanusta mı? İşte genellikle "batacaksak büyük okyanus" diyerek atlayan sazan ve kaya balıkları elbette olacaktır. Ama her işin artıları ve eksileri vardır. Ben küçükten büyüğe ciddi bir silsile ile geldiğim için görüşümü en sonunda paylaşacağım. Her birimiz aynı yoldan geçmeyiz, şartlarımız farklıdır haliyle yoğurt markamız da yiyişimiz de birbirinden farklıdır. Şimdi seninle beraber sana uygun yoğurt yeme modelini tasarlayacağız.  

Eğitim hayatım da Türkiye’deki mevcut bölünerek ayrışmış eğitim sisteminden nasibini aldı. Önce “Mahalli İdareler ve Yerinden Yönetim” programıyla ön lisans okudum. Daha sonra Lisans eğitimimi tamamlarken bir yandan da orta ölçekli bir şirkette, okuldan zaman bulduğum sürece çalıştım. Bana göre o dönem, büyük kurumsal şirketler ideal çalışma alanıydı. Çünkü her şeyin, standart ve kuralları belli bir disiplini vardı. Ama ben o disipline ne kadar hazırdım bilmiyordum. Hayli hevesliyiz doğru ama gereken disipline uyum sağlayabilecek miyiz? 

Büyük ve derin denizin canlı türü de çok olur, rakibi de, istenen nitelikleri de hayli disiplinli oluyormuş. Çalıştığım işletmeye gelince Türkiye’nin en büyük kurumsal holdinginin alt şirketlerinden birinin alt kuruluşunun ve hatta taşeronunun taşeronuydu. Ve bu işyerinde kurumsallaşmak, anlık değişken duygularla yönetilen kişisel çekişmelerden ibaretti.. Çalıştığım süre boyunca bunu hiçbir zaman dillendirmedim. Çünkü amacım şikayet etmek değil, süreçleri gözlemlemekti. Ardından onun kadar kurumsal gözüken başka bir işletmede çalışmaya başladım. Üçüncü ayımdan itibaren çalışkanlığım üst kademenin ilgisini çekmiş ve hakkımda iyi şeyler söylenmeye başlanınca bu benim şirketteki son günlerim oldu..  Çünkü kurumsal isim taşıyan bu işletmede süreçler kurumsal değil, kişisel hesaplarla yönetiliyordu. Kısa bir süre sonra oradan ayrılarak büyük bir ismi olmayan küçük ama samimi insani ilişkiler ile yönetilen başka bir işletmeye sezonluk olarak işe girdim. Hedef planım iki aylık kırtasiyecilik ve kitapçılık sisteminde kısmen de olsa ticari tecrübe edinmekti. Ayrıca eski işlerimden farklı olarak sabit bir noktada kalmaktı. 4. Ayımda baktım onlardan ses yok, ben yine istifa etmek istedim. Onlar bunu hiç istemediler, kalmamı söylüyorlardı. Buna çok sevindim ama çok da şaşırdım.. Kısa süre sonra istifa etsem de, itiraf edeyim ki daha önceki işyerlerimde öğrendiğimden daha çok şeyi, bu küçük işletmede yaparak öğrenmiştim. 

Kurumsal firmalarda iş ve işçi siteleri aracılığıyla personel bulurken küçük işletmeler ise cama astıkları yazılar ile çalışma arkadaşı arıyorlar. Başvurduğunuz işletmenin mali bilançosu ister çok güçlü, isterseniz de KOBİ olsun. Bu işletmelerin ortak bir özelliği var. Boş pozisyonları için, iş kültürünü özümsemiş, ahlaklı, dürüst ve çalışkan çalışma arkadaşları arıyorlar. Eğer bu şartlara haiz isen; işe alınmanda ön koşulları sağlamışsın demektir. 

Senin açından da iş seçimi çok önemli, mutlu olmalısın. Mutluluk ve başarı bulamayacağın bir işe başvuruda bulunman bir anlam ifade etmez. Tabii buna karar verirken en önemli etkenlerden birisi de çalışacağın şirketin boyutu olacaktır.

KOBİ şeklinde bir işletmede 20 yıl sonra aynı yerinde de olabilirsin. Kurumsal bir holding’e bağlı işletmede ise 20 yılda genel müdür dahi olabilirsin. Ama, KOBİ’de pişmeden Holding’te aş olamazsın.  

Mesleki kariyer hedeflerinde kişisel gelişimini de ekleyerek, tüm enerjini bu konuya yoğunlaştırman, hedeflerini geliştirirken sana yardımcı olacaktır.   

Şirketlerinde insanlar gibi karakteristik özellikleri vardır. 

Her işimde olduğu gibi küçükten büyüğe sayı doğrusu mantığında, doğrusal bir düzlemle gitmeyi tercih ederim.   

KOBİ’leri tanıyalım.  

Yapısal özellikleri:  Kurumsal disiplin adını verdiğimiz süreç burada işlerliğini yitirir, sürekli değişen bir çevre ve programları vardır. Her an sürprizlerle karşılaşılabilinir. Fiyat asla kırılamaz dediğiniz müşteriye, fiyat kırmak için gönderilebilirsiniz. Yemek ve çay molaları bir turnike veya benzeri bir sistemle kontrol edilmez. Kişisel idare ve otokontroller ile yapıldığı için molanıza kendiniz karar verirsiniz. Senden bireysel olarak çok şey beklenmez. Yaptığın kadar yapamadığın kader olur. Tabii barizce işe zarar vermediğin sürece kimse bunu önemsemez. Yaptığın işe göre, evinden de çalışabilir, kendine daha çok zaman ayırabilirsin. Eğer yeni mezun veya tecrübesizsen bu sana, ciddi bir ivme kazandırır. Ancak keskin bir viraj’ın dönüşündeysen bu durum sana tam bir manevra sahası sağlar. 

Sana düşebilecek vazife:  İşletmede adın her ne olursa olsun, standart potansiyeline göre vazifen standart değildir. Her işi yapar, her işten anlar ve her işin sorumlusu ve yetkilisi olmak için insiyatif kullanabilirsin. Bazı kurumsal işletmelerin belirli kategorisel çalışmalarında da bu şekilde işlediğine uygulamalı şahit oldum.  Böylece süreç yönetiminde çok çalışır her işi öğrenir. Kurumsal işletmelerde bulamayacağın iş öğrenme ve yetişme fırsatını yakalayabilirsin. Eğer böyle bir işletmede tecrübe alanınla ilgili bir görev bulabilirsen ve bu da işletmenin nihali amaçlarına hizmet ediyorsa, daha çok sorumluluk edinebilirsin. Ancak terfi edebilmen zordur, verdiğin bu emekle 20 yılın sonunda edebileceğin en yüksek kademe ile kurumsal bir şirkette 2 – 3 yılda edineceğin terfi ile daha iyi pozisyonlara gelebilirsin. 

Küçük işletmede kariyer: Yazımı yazarken üniversiteden 2012 yılında mezun olmuş bir arkadaşım beni aradı. 9 yıldır aynı işletmede ve aynı pozisyonda çalışıyormuş. Nedenini merak ettim. Verdiği cevap daha da manidardı. "Zaten üç kişi çalışanlı bir kobiyiz. Bir de beni nereye terfi ettirecekler, personel daire başkanı mı olayım?.."  O an anladım ki;  insanlar bazen düzenleri bozulmasın diye riske girmeden bir hayat sürmenin yoluna bakıyorlar. 

Küçük işletmelerde terfi etmek amacıyla yarışan çalışan sayısı büyük şirketlere oranla hayli azdır. Böyle bir işletmede kaderin de düşüncelerin de istediklerin de senin elindedir. 

İşi sevsen de sevmesen de  burada edindiğin tecrübeler sana girişimcilik ruhu ve yeni fikirlere sahip olabileceğin yeni bir geleceğin tecrübe kapısını açabilir. Bu nedenle hep söylerim ki lise ve üniversite öğrencileri mutlaka staj yapmalıdır. Staj dönemi değilse ücrete takılmadan, boş durmak yerine çalışmayı tercih etmelidirler.  

İşletmenin boyutu ne olursa olsun, tecrübe sana her zaman kazandıracaktır. Amacın başarmak ve hedefine doğru ilerlemekse ve bu iradeye de sahipsen geleceğin parlaktır.  Her şeyi düşünüp bin şeyi planlayıp bir şeyi yapmalısın. Bu nedenle sana en uygun kararı vermek için, işletmelerin yapısal kültürlerini ve orada edineceğin rol ve tecrübeleri düşünerek gelecek fırsatlarını tecrübe edinmelisin. 

HOLDİNG merkezli şirketler:  

Yapısal özellikleri:  İletişim becerin çok iyi, lider yönetici olmaya aday ve halkla ilişkilerde başarılıysan, büyük şirketler senin kalemin diyebilirim. Büyük şirketler genellikle yönetici kadrolarını ya stajyerlikten ya da başka kurumsal firmalardan transfer olarak alıyorlar. Ama genellikle kendi kadrolarında yetişen personele her zaman öncelik verirler. Çünkü şirket kültürü içerisine dışardan başka birini getirmek, aileye dışardan damat getirmek gibidir. Ailenizin kendi kural ve örflerini bilmediği için o da sizde zorluk çekersiniz. Çoğu kurumsal işletme, gelecek yöneticileri için MBA tarzı eğitim programları uyguluyorlar. Tabii kurumsal işletmelerde yetkisi ve görevleri belirlenmiş sadece bir alana özgü sınır ve sınıflandırılmış sorumlulukları olan işler yaparsınız.  

Sana düşebilecek vazife:  Kurumsal işletmeler binlerce çalışana sahiptir. Bazen aynı binada çalışanlar dahi birbirlerinin aynı şirkette çalıştığını bilemeyebilirler. Kurumsal bir işletme olan Migros’ta çalışan bir arkadaşım başka bir şubedeki meslektaşı ile aynı binada otuyormuş ve bunu tesadüfen öğrenmiş. Eğer iş birlikteliğine ve ekip içi iletişime güveniyorsan sen de bu yapbozun bir parçası olmuşsundur. Eğer ortada bir problem var ise bu herkesin problemidir. Görev tanımı olarak problemin yaşandığı konu başka bir ekip arkadaşının konusu ise, onunla beraber konuyu çözmen gerekir; yoksa onun yaşadığı problem büyür, sen ve diğer departmanların ortak sorunu olabilir. 

Büyük işletmede kariyer: İşletmeye adım attığın gün, senden önce orada kıyasıya rekabet edenlerinde içinde olduğu işletme arkadaşlarını dahi tanımadan birbiriyle rekabet edenlerin ortak düşmanı olacaksın. Hele bir de kısa zamanda "becerilerinle yöneticilerinin ilgisini çekersen" bu senin için iş arkadaşı çevrende sevilmeyen bir insan olmana sebep olabilir. Böylece gerçeklerle tanışmış olursun, iki yüzlülük ettiklerini anlayınca hayatından çıkarmaya karar vereceğin insanları sen onlar daha girmeden hayatından “GO OUT” (Çık dışarı) yaparak hayatına ve kariyerine yön vermeye başlayacaksın.  Sen ilerledikçe ve kendine yön verdikçe, şirketinin iç yapısını ve kurumsal alt yapısını tanıyacak, kariyer basamaklarını çıkmak için gereken vizyonu ve hangi aşamalardan geçmen gerektiğini çok iyi şekilde analiz edebileceksin.   

Yazının Sözü Uygulaması:  

Çırağı olamadığımız işin, kalfası haliyle ustası olamayız. Bu nedenle hiçbir zaman ustalık eserim diyebileceğimiz bir çalışma olmaz. Gerçek usta, kendisini geliştiren yaptıklarını yeterli görmeyip sürekli öğrenen ve yeni hedeflerini gerçekleştirendir. Haliyle kendine usta demekle kimse usta olmaz. 

ttps://www.mesutaydeniz.com/kucuk-olamam-buyumek-istiyorum-kobi/

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.