YA RABBİM! İyi ki beni yarattın, ben olmasam, annem de olmazdı.

Annem, canım annem, yaratma gücünün yüce aracısı, düşler âleminin meleği, sana minnet, binlerce…

Bu sabah yağmurla yarıştım anne, o yolları ıslattı, ben yastığımı… Gece miydi sabaha ulaşan, sabah mıydı geceye… Bilemedim. Çaresizliğin en koyusunda, karanlığın sınırsızlığında bir ışık yakaladım. Uzak ama yakın, parlak ama sönük…

Vazgeçtim… Zaferin sarhoşluğunu yağmura bıraktım.

Çiçekleri sulardın önce, sevgiyle öperdin. Çiçeği bile böyle seven annem beni nasıl sever kim bilir derdim. Yüzün yüzümün aşinası, sesin kulağımın melodisiydi.

Uzaktasın annem… Dökülen sonbahar yaprağı için gözlerin buğulanır, kar taneleri için “Elhan-ı Şita”yı okurdun. Sen yüce gönüllü, aydın kadındın… Sana ulaşmak, gökkuşağı gibi bir şeydi. Renkli, güzel, albenili hatta muhteşem…

Duyguların yoğunluğunda titreşen her şey sana biraz uzak, bana biraz uzak. Bir yer var kesişiyoruz. Orada ben de anneyim.

Labirentlerin içinde yaşadığın acılarını, sevgilerini, ikilemlerini, çaresizliklerini şimdi ben yaşıyorum. Ben gerçeksem sen düşe dönüştürürdün. Kördün anne, bana sıra gelince. Koca dünyayı sorgular, ekip, biçerdin de ben nedense senin gerçek terazin olamazdım. Anneliğin üstün gelir, aklayıverirdin beni.

Büyümenin sancılarını çekerken, isyanı tattırdım sana. Bana ulaşmanın yollarını aradın hep kahırlı bir sabırla. İçtenliğime içtenliğini, umuduma umudunu, gözyaşıma acını katık ettin.

Sonbahar yeli, saçlarımı okşayan elin gibi girdi odama kokunu duydum. Gül bahçesinin gülleri gibi cömertçe dağıttığın sevgini topluyordum. Anneliğin ötesinde öğrettiğin insanlığı sunuyorum.

Kızgınlıkları, kırılmışlıkları, sevgileri ve sahip olduklarını kolayca dağıtan annem kendine hiçbir şey bırakmadı… Gönlümün derinliklerinde, bir ud sesinde, bir ezgide, bir hazan yaprağında, bir çiğ damlasında bulurum seni… Ben ezginim annem. Senden uzak seninle yaşıyorum…

Kul kula neyi öğretebilir istemeden. Sen öğrettin. Gördüm, yaşadım, çünkü yaşattın!...

Bugün küçücük bir mezar taşında, sana satırlar dolusu şiirler yazdırabilirdim, anıtlar yaptırabilirdim belki… Seni anlatamam…

Seni anlatabilmek zorların en kolayı… “O bir anneydi” derim sadece… Gözyaşlarımı gizlerim ve senden bana miras kalan en güzel gülüşünü yollarım.

Gül yaprağında gül, hazan yaprağında emek, bir çiğ damlasında gözyaşın olurum.

Ve her sabah, her bahar, her kış üzerine yağarım annem!...

Sen uzakların yakını, sevgilerimin en tutkulusu ve sen ölümsüzlüklerin nektarı…

Seni içmişim anne, gerisi; can sağlığı…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.