Bursa Arena E'Gazete
2021-12-20 01:45:21

HAFTALIK - Diz Çökmesini Bekleme, Elini Uzat..

REMZİ DİLAN

20 Aralık 2021, 01:45

Erdoğan ve hükumeti ekonomik krizin yarattığı kaosu bertaraf etmek için kendine özgü bir programı (!) uygulamaya koyarken, ‘Araba devrildikten sonra yol gösteren çok olur’ misali, krizden çıkış konusunda öneride bulunan bulunana…

Bunlardan biri de Türkiye Gazetesi Yazarı Fuat Uğur…

(Saray’dan tiyo alanlardan birisi olduğu ileri sürülen) Fuat Uğur’un makalesinin, büyük tepki çeken bölümü şöyle:

‘(İktidar) Çin’in, Danimarka gibi pek çok ülkenin hayata geçirdiği ‘Kontrollü Kambiyo Rejimi’ni devreye sokabilir misal.

Kimse yerinden zıplamasın. Olmaz mı? Bu aşamada ülkeye en çok zarar verecek şey kararsızlıktır. Pekâlâ olur. Türkiye 1929 yılı krizinden sağ salim çıkarken piyasayı belirleyen Bankalar Caddesi’nde kimler etkili oldu derseniz?

KONTROLLÜ KAMBİYO REJİMİ, parası saldırılara açık olan gelişmekte olan ülkelerin serbest döviz, dalgalı kur sistemini bırakarak döviz alım-satımını devlet eliyle kontrollü olarak artırarak yapması. Amaç, burada para değerini belli seviyede tutmak ve dışa bağımlı maliyet girişlerindeki artışların enflasyona etkisini azaltmak.

Milton Friedman ve Steve Hanke gibi IMF’ci ekonomistler bile gelişmekte olan ülkeler için bu rejimi tavsiye ediyor.

Kimileri buna “Sabit-Birleşik Kur” da diyor.

Çünkü artık anlaşılıyor ki Serbest Kur Rejimi çare değil. Merkez Bankası rezervi filan hikâye. Diyelim 300 milyar dolar olsun, günün sonunda size kaldıraçlı işlemlerle istediklerini dayatıyorlar. Sermaye kontrolü şart.

Deniliyor ki yabancı yatırımcı gelmez.

Bu kuyruklu bir yalan.

En çok yabancı yatırım 40 yıldır Kontrollü Kambiyo Rejimi uygulayan Çin’e nasıl gidiyor peki?

.

1929 KRİZİNDEN NASIL SAĞ SALİM ÇIKILDI?

Domatesin, biberin, patatesin, soğanın taneyle satın alındığı bu süreçte, yönetimin görkemli yaşantısı kimi kızdırmaz ki; üç maaşa doymayanlar, kamunun araçlarını aile boyu kullananlar, çanta eşarp aksesuarında marka peşinde koşanlar, şatafata doymayanlar kimi kızdırmaz ki; gözleri beyinleri doymayanların mağrurluğu, mağrur olması gerekenlerin mağdurluğu nasıl öfke seline dönüşmez ki?

1929 Dünya ekonomik krizinin sarsıntılarının ülkemize yansıdığı yıllarda, alınan önlemler devlet aklının nasıl kullanıldığının en büyük göstergesidir. Bugün haksız kazanç sağlayarak üç beş maaş alanlara tarih kitapları TBMM’nin aldığı bir kararı anımsatıyor:

7 Mart 1931 yılında “Meclis üyeleri, ülkenin içinde bulunduğu ağır ekonomik krizi göz önüne alarak, 9 ay önce 500 liraya yükseltilen maaşlarını yüzde otuz oranında indirerek 350 lira yapmaları ve bu kararı 2 gün önce aldıkları “yeniden seçim” kararına rağmen almaları” devlete duyulan güveni artırmıştı.

Bu karar, fedakarlığın kimlerden başlaması gerektiğinin en çarpıcı örneğidir. Dönemin Hükümeti, o yıllarda ekonomik krizin etkilerini mümkün olduğu kadar halkına yansıtmamaya özen gösterdi…

1 Kasım 1931 günü Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’ün, TBMM’de yaptığı konuşmada dikkate değer bir cümlesi vardır: “...Cihanşumul buhranın tesirlerine karşı her yerde yeni vergilerle tedbir aranırken, Türkiye Büyük Millet Meclisi bilâkis bazı vergileri indirmek gibi fevkalâde cesurane bir harekat ihtiyar etti.” (Atatürk’ün Bütün Eserleri, C.25, Kaynak Yayınları, 2009, s.266-268)

2O.2.1930 tarihinde çıkarılan 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Korumayı amaçlayan Yasa, ülkenin mali bağımsızlığının güçlenmesi için alınan önlemlerden sadece biridir. 3 Ocak 1930 günü kurulan Milli İktisat ve Tasarruf Cemiyeti’nin ilk üyesi de Mustafa Kemal Atatürk’tür. Hükümet özellikle devlet kurumlarında tasarruf tedbirlerine özen göstermiş ve birçok kurum ve bakanlığın bütçesini uzun yıllar artırmamış hatta kısıtlamaya gitmiştir.

Devlet o yıllarda planlı sanayi hamlesini başlatmıştır. Evet bugün bir hayal gibi gelebilir alınan bu önlemler, ama Türkiye o yıllarda uyguladığı planlı ekonomi stratejisiyle ayağa kalkmayı başarmıştı. Halk, oy verdiği vekiline, vekilin seçtiği bakana güven duyuyordu, seçimle gelenlerin seçmeni için çalıştığını biliyordu. (Nurzen Amuran)

.

DİZ ÇÖKMESİNİ BEKLEME ELİNİ UZAT

Dört nala gelip uzak Asya'dan

Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan

Bu memleket bizim

Bilekler kan içinde

Dişler kenetli

Ayaklar çıplak

Ve ipek bir halıya benzeyen toprak

Bu cehennem, bu cennet bizim

.

Ekonomik krizin daha da derinleşmesini ve iktidarın diz çökmesini beklemeyi doğru bulanlardan değilim naçiz…Çünkü güzel vatanım, Türkiye’m daha fazla örselenmesin istiyorum.

Bu nedenle, Anayasa hukukçusu Prof. Dr. Ekrem Ali Akartürk’ün önerilerini gönülden destekliyorum.

‘Anayasamızın 5. maddesine göre devletin görevi; vatandaşların ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin hak ve özgürlüklerini sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaktır’diyen Prof. Dr. Akartürk, bu anayasal bakış açısından hareketle şu önerilerde bulunuyor:

- Döviz mevduatlarına müdahale ekonomik güveni tümüyle sarsar!

- Yaşan ekonomik zorlukların daha da derinleşmesi istenmiyorsa OHAL ilanının söz konusu olmadığının hükümet tarafından kesin bir dille açıklanması gerekir.

- Yerli ve yabancı yatırımcıya güven tesis edilmelidir. Eğer iktidar kanadı yapmıyorsa muhalefet liderlerinin inisiyatif üstlenerek Cumhurbaşkanı'na ekonomik krizi görüşmek ve çözüm üretmek noktasında çağrıda bulunması ve yuvarlak masada toplanarak ortak akla dayalı çözümler üretilmesi faydalı olacaktır.

- TBMM'nin ekonomik çözüm noktasında harekete geçirilmelidir. Anayasa'nın 98. maddesi gereğince “Genel görüşme” adı altında TBMM Genel Kurulu'nun toplanması ve müzakere ederek çözüm üretmesi de bir yöntemdir.

- Anayasal bir kurum olan Ekonomik ve Sosyal Konsey'in ekonomik kriz gündemi ile toplanarak istişare edilmesi ve çözümler üretmesi de anayasal bir yöntem olacaktır.

---

İYİ HAFTALAR

remzidilan_48@hotmail.com

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.