Bursa Arena E'Gazete
2020-02-05 23:41:48

BAŞYAZI - İdlib’de çözüm arayışları…

NECDET BULUZ

05 Şubat 2020, 23:41

Suriye’nin İdlib kentinde işler öylesine karıştı ki, şimdi işin içinden nasıl çıkılacak bunun ince hesapları yapılıyor. Çözüm arayışları sürüyor.

İdlib’deki gerilimin Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ile Suriye ordusu arasında sıcak çatışmaya dönüşmesi gündemde. Böyle bir tehlike ile karşı karşıya gelebilir miyiz? Bu konuda bazı uzmanların görüşleri var. Ortak kanı da şöyle.

“İki ülkenin İdlib’de savaş noktasına gelmesi çok uzak bir ihtimal.”

Ana neden de şu:

“Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkilerin iyi olması ve Rusya’nın Esad’ın yanında yer alması böyle bir çatışmayı uzak bir ihtimal olarak gösteriyor.”

Şu da unutulmasın:

Rusya’nın ilk kez Türkiye’nin “İdlib’de saldırıları durdurun” çağrısını yanıtsız bıraktı. Bugün İdlib’de Suriye hava kuvvetlerinin 200’den fazla operasyon yaptığı biliniyor. Bu, Türkiye şehit vermesine rağmen Rusya, Suriye ordusunun operasyonunu durdurmayacak demek. Bu satırlar yazılıncaya kadar Rusya Devlet Başkanı Putin, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı arar ‘Geçmiş olsun’ derdi, böyle bir görüşme de gerçekleşmedi.

Kafalardaki soruyu yineleyelim:

Bölgede Türkiye ile Esad güçleri bir çatışma ortamına gelir mi?

Uzmanların verdiği ortak görüş şöyle:

‘‘Suriye ile yani rejimle kitlesel savaş mı düşünülüyor?’ düşünülüyor sorusunu akla getiriyorsa ben bunu pek mümkün görmemek gerekiyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan da Ukrayna’da yaptığı açıklamada Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinde konut yapmak istediğini söyledi. Türkiye için İdlib’in tümünü kontrol etmektense 30-40 kilometrelik bir alanın kontrol edilmesi yeterli olacaktır. Üstelik İdlib konusunda sadece rejim değil Rusya da çok ısrarcı. Rusya geri adım atacak gibi gözükmüyor. Bu nedenle Türkiye 30-40 km alanı, belki bunu koruyarak Rusya ile orta yol bulmaya çalışacaktır. Ayrıca Esat rejimin Rusya’ya güvenerek Türkiye ye karşı çok büyük bir meydan okumaya gireceğini düşünülmemelidir. Öte yandan yaralı bir ülke var İran. İran’ın Esat yönetimiyle köklü bir işbirliği ve müttefiklik ilişkisi var. Bu anlamda Türkiye ile Suriye arasında hareketlik hızlandığı zaman, -evet Kasım Süleymani yok ama Kudüs Ordusu duruyor- doğrudan İran ile olmasa da İran’ın vekil güçleriyle karşı karşıya kalınma riskleri var. Bu bağlamda Lübnan merkezli Hizbullah’ı da unutmamak gerek. Astana Mutabakatı kapsamında Rusya, İran ve Türkiye konjonktürel olarak işbirliği yaptı. Hâlbuki Türkiye, NATO üyesi ve uzun yıllardır Amerika’nın müttefiki. Bunlar da bir günde vazgeçilebilecek, bir günde gözden çıkarılabilecek olaylar değil. Önemli olan Türkiye’nin bu güçler arasında dengeyi cambaz gibi sürdürebilmesi. Kolay değil, o yüzden coğrafya kaderdir diyoruz. Eğer Suriye’nin toprak bütünlüğü savunuluyorsa rejimle anlaşarak, Suriye sınırında güvenli bir bant oluşturacak adımlar atılması lazım. Ama bu adımlar atılmıyor. Şu anda sanki Suriye’de adımlar, ABD’yle birlikte atılıyor gibi görünüyor, öyle bir izlenim var. Bu da yine bir zaman kazanma taktiği gibi görünüyor ama maalesef bu arada olan askerlerimize oluyor.”

Emekli Tuğgeneral ve Aydın Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Naim Babüroğlu da yaptığı değerlendirmede, Türkiye ve Rusya’nın arasının açılmasına neden olan İdlib’de TSK ve Suriye ordusu arasında yaşanan sıcak çatışmanın “ABD provokasyonu” olduğunu söylüyor.

Babüroğlu, ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey’in hafta sonu gazetecilere yaptığı açıklamada İdlib’in büyük bir bölümünü kontrol eden El Kaide bağlantılı terör örgütü HTŞ’yle ilgili olarak da “Henüz biz bu iddiaları kabul etmedik ama kendileri, terörist değil vatansever muhalif savaşçılar olduklarını iddia ediyorlar. Bir süredir uluslararası bir tehdit oluşturduklarını görmedik. Bu açıklama, kâğıt üstünde terör örgütü olarak görseler de HTŞ’nin İdlib’deki mücadelesini meşru gördükleri anlamına geliyor. Ayrıca ABD’nin İdlib’de desteklediği gruplar olduğunu biliyoruz. Onları hem Suriye ve Rusya’ya karşı hem de Türkiye’ye karşı provoke ediyorlar” görüşlerini yansıtıyor.

İşin asıl düşündürücü noktası da şu:

Soçi Mutabakatı bugünkü görüntüsü ile çökmüş bulunuyor. Astana Mutabakatı çökerse Türkiye’nin Suriye’deki askeri varlığı da sorgulanır hale gelir. Bu nedenle Astana Mutabakatının çökmemesi Türkiye açısından önemlidir.

Eğer Astana Mutabakatı çökerse bölgedeki PYD/PKK da güçlenir. ABD de, bölgede “kurtarıcı” olarak değerlendirilmeye başlanır.

Anlayacağınız İdlib’deki sıkıntı çok büyük..

.

necdetbuluz@gmail.com

www.facebook.com/necdet.buluz

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.