Yaşamın şifrelerini karalama yaparak kavrayabiliriz. Ahenk, devinim, denge aralığı, birbirini var etme, zıtlıkların uyumu gibi. Yaşam enerjimiz, hep aynı salınımda dolaşmaz. Zıtlıklar birbirine akarken bizim denge aralığımız uyumlanır ve tatmin olma halini kısmen kolaylaştırır. Karalayarak hem bu uyumu gözlemler, hem de enerjimizi denge aralığına çekeriz. Ruhsal, zihinsel veya fiziksel enerjimiz gözle görülür, somut hale dönüşür. Aynı zamanda olumlu ve olumsuz enerjimizi dengeler. İçimizdeki dansı görünür kılar. Enerjimizi açığa çıkaran karalama o anlık yok olma, trans halimizle netleşir.
Karalamayı özgürce yapamayan ressam resim de yapamaz. Eğer karalama, yani ısınma hareketlerini önceden yapmazsak renkler çamurlaşır ve daha kolay anlaşılan şekillere sığınıveririz. Rahat ve akışkan karalama yaptıktan sonra resim yapabiliriz. Burada resim derken, kesinlikle kopyadan bahis etmemekteyiz. Çizimleri kaygısız, beklentisiz, onaysız, serbestçe yapmaya özen gösterelim. Sonra oluşum ve anla bütünleşmemiz kolaylaşır. Yaşam enerjimiz denge aralığında ahenkle salınım yapar. Çizgi, renk ve lekelerle oynayarak, zevk alarak devam ederiz. Böyle yapılan bir çalışmadan izleyen de zevk alır. Anlamsızca karalamaktan zevk aldığımızda bile akıl bir açıklama, ilişki nasılsa bulur, merak etmeyin!.

Yaşamın görünenden ibaret olduğunu düşünen kişilerden karalama yapmaları istendiğinde: ”Ne karalayayım?..” sorusu ile karşılaşabiliriz!

Karalama hepimiz içindir:
  1-  Otomatikleşmeden karalayalım.
  2-  Zıtlıkları, çeşitliliği kullanalım.
  3-  Ahenkli bir akış yaşayalım.
  4-  Nefesimizin duygu ile değişimini çizgimizde de gözlemleyelim.
  5-  Beğendirme, güzel yapma, kaygıları bir kenara bırakalım.
  6-  Ortaya çıkan şekillere takılmayalım, takılıyorsak değiştirelim.
  7-  Yanımızda hep bir karalama, yazma, çizme defterimiz olsun.
  8-  Daha yoğun enerjiler için, duvara asacağımız büyük kağıtları kullanalım.
10- Kullanmadığımız elimizle de karalayalım ve beynimizi bütünselliğe hazırlayalım.mız büyük kağıtları kullanalım.

Bazen aynı çizgileri otomatik şekilde çizeriz. Otomatik davranış canın ezberlediği kolay davranışlardır. Otomatik karalamayı anlamak için çizimi havada elimizle tekrarlayalım. Elimizin hep aynı hareketi yaptığını fark etmek yeterlidir. Bir ormanda dalların çeşitliliğini düşünürsek, çizgide doğal olduğumuzda sonsuz çeşitliliğe ulaşacağımızı düşünüyoruz. Bir an diğer ana benzemez. Trans halinde karalamada vücut kontrolsüzdür ve çizimlerde sıradışıdır. Otomatik bir müzik düşünelim, hep aynı nota ve salınım olduğunda, ne kadar sıkılırız! Zikir ve mantralar yok olmayı amaçlar, burada ifade edilenden ayrı ele alınmalıdır.

Şekli önemsediğimizde kalem hapis olur. Ayrıca tanımladığımız her şekil bizi yaşanmışlıkla buluşturur, geçmişte yaşatır. Bütünü görebilmekte zorlanırız. Fırça, ilk masa tenisine başlayan kişinin elindeki raket gibi sımıkı tutulur. Raketi veya fırçayı sıkan el maalesef yaşamı da ciddiye alıp kendini sıkar. Çalışmada ahenk ve akış olmadığında kompozisyon, yani bir yapıt ortada yoktur. Yapıt kaygısı ise yapıtı baştan zaten yok eder.

Peki, ne yapalım?
Karalama için iki veya üç yaş çocuğunu örmek alabiliriz. Bizi ancak cocuk bakışı yargısız, beklentisiz, kaygısız akışa uyumlu hale getirir. Akıl boyunduruğundaki el o zaman özgür olur. Kendiliğinden olan güzellik, o zaman bizimle buluşur. Bundan sonra ne yaparsak uygun ve güzel olur.

Soyutlayarak zaman ve mekandan kaçmak ruhsal olarak özlenen oluşum yaşanır, dinginleşiriz. Şekiller bilinen şekle dönüşmediğinde bize kavramsal açıklık, alan sağlar. Yaşamımızdaki en önemli kavramlar soyutturlar: tanrı, aşk, sevgi, korku gibi. Soyutlamaya, resimleri çoklu okumayla başlayabiliriz. Şekil olduğu halde şekille sınırlanmamış oluruz. Doğru olarak savunduğumuzun tersini savunarak da soyutluk kazanabiliriz.
Şekiller bir mekana sıkıştırılmadığında sonsuzluk ve süreç hissettirir. Mekansızlık ve zamansızlık şekilsizliğe ulaştırır. Tam bu ahvalde, sanat ile tanrı kavramları göz göze selamlaşır.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.