Bundan 80 yıl önce Türk milleti, büyük Ata'sını kaybetti.

Zaferlerle dolu Türk tarihinde sevinçleri ve coşkuları yaşayan Türk milleti, her 10 Kasım tarihinde Atatürk'ünü kaybetmenin hüznünü, üzüntüsünü yaşadı.

Dünya, pek çok lider yetiştirdi. Çoğu unutuldu. Çoğu da Lenin, Stalin, Hitler gibi nefret edildi, lanetlendi, linç edildi.

Türk'ün atası Atatürk, her 10 Kasım'da, o gün, yeni ölmüş gibi, her zaman minnet, şükran, sevgi, saygı ve rahmet duygularıyla hep anıldı, hiç unutulmadı.

Unutulmamasının ve sonsuza kadar da yaşatılacak olmasının pek çok sebebi vardır.

O, Türk İstiklal mücadelesinin muzaffer kumandanı, yurdumuzun kurtarıcısı ve Cumhuriyetimizin kurucusu olarak asker ve devlet adamı sıfatının yanı sıra, bir lider ve fikir adamı olarak da milletinin kalbinde müstesna bir yer edinmiştir.

Savaş yıllarında ve savaş sonrası, milletine kazandırdığı maddi güç ve manevi ruhla, Türk milletinin var olmasını, modern Türkiye anlayışındaki ilke ve inkılaplarıyla yurdunun büyümesini, milletinin yükselmesini ve yücelmesini istemiş ve bunu gerçekleştirmiştir.

O, sadece Türk milletini kurtarmakla kalmamış, mazlum milletlere ışık, ilham, örnek olarak bağımsızlıklarını kazanmalarına vesile olmuştur.

"Atatürk kimdir?" diye sorulduğunda verilecek pek çok cevap içerisinde "Son 100 yılın yetiştirdiği en büyük devlet adamı, milletinin kurtarıcısı, yeni Türkiye'nin kurucusu ve Türk'ün Atası" demek en anlamlı cevap olur diye düşünüyorum.

Atatürk'ü sevmeyenlerin olmasını, kötülemek isteyenlerin bulunmasını anlamış değilim. İnandırıcı ve gerçekçi bir sebep de bulamıyorum. Niyetlerini ve amaçlarını da bilemiyorum.

"Osmanlıyı yıktı" diye düşünüyorlarsa; Osmanlı zaten bitmişti, yıkılmıştı.

"Dinle, din adamlarıyla uğraştı" diyorlarsa; O, dinimizi, peygamberimizi sever ve överdi. Günümüzde FETÖ misali, o dönemin din sömürücülerine, istismarcılarına fırsat vermedi. Dinin bir ibadet olduğunu, siyasetinin olamayacağını anlatmak istedi.

"İçki içerdi" deniliyorsa, günahını ve zararını bildiği tek keyfiydi, belki de.. Keşke içmeseydi de, milletine hizmet için ömrü uzun olsaydı. Bunun bir nefret sebebi olacağını düşünmüyorum. Ancak bahane olabilir diyorum. Kul hakkı, yalan, kandırmak gibi haram ve günah olduğu bilindiği halde, yapılanların yanında “alkol”, çok masum kalır.

"İlke ve inkılaplarının rahatsız ettiği" söyleniyorsa, medeni ve modern bir Türkiye'ye anlayışına yakışmadığını söylemek mümkün müdür? Avrupa, yeniliklerle zamana ayak uydurarak kalkındı. Ayrıca, o kişiler unutmasınlar ki, bugünkü varlıklarını ve her türlü haklarını Atatürk'e borçludurlar.

Türk; nankör, vefasız, vicdansız değildir. Milleti için taş üstüne taş koymuş, hizmet etmiş atasını unutmaz.

Kızgın güneşin kavurduğu çöllerden, düşman zırhlılarının ateşi altında cehenneme dönen Çanakkale'ye, Türk'ün ölüm kalım savaşı verdiği Sakarya'dan Dumlupınar'a kadar, cepheden cepheye koşmuş, hayatını milletine adamış olan, efsane kahraman Atatürk'ü hiç unutmaz, kötü laf söylemez, söyletmez.

Çünkü, Atatürk demek Türküm demektir, Türkiye demektir.

Atatürk demek; 100 yıl önceki sözlerinin bugün yol haritası olması demektir.

Atatürk demek; milletin geleceğini kendi şahsi emellerinin üstünde görmek demektir.

Atatürk demek; muhtaç olunan kudretin damarlardaki asil kanda olduğunu bilmek demektir.

Atatürk demek; kudretsiz dimağların, zayıf gözlerin gerçeği göremeyeceğini anlamak demektir.

Atatürk demek; sadece kara tahta başında harf öğreterek değil, her yede ve her zaman öğreten olmak demektir.

Atatürk demek; karanlıkları aydınlığa kavuşturmak demektir. Kalemi ve kılıcı ustalıkla kullanmak demektir.

Atatürk demek; dil bilmek, kitap okumak, geometri yazmak, sanat sevmek suretiyle “aydın” olmak demektir. Zeybek ile bar ile gönüllerde var olmak demektir. Fabrikalarda üreten işçi, tarlada traktör üstünde çiftçi demektir.

Atatürk demek; Samsun'a giden vapurla, azgın dalgalara aldırmadan Anadolu'ya var olma umudunu geleceğe taşımak demektir.

Atatürk demek; Amasya'da Ferhat'ın deldiği dağları sahiplenen yürek demektir.

Atatürk demek; Sivas'ın soğuğuna aldırmadan, sıcak günler vaat eden samimiyet demektir.

Atatürk demek; yüzüstü sürünen, yokluklarla yaşayan, yokuşlarda susayan milletin kaderinde, "Ayağa Kalk Sakarya" demektir. .

Atatürk demek; dünya milletlerinin hayran olduğu, kendilerinde eksikliklerini hissettikleri dolayısıyla, kıskandığı lider olmak demektir.

Atatürk demek; öldükten sonra yaşamak, her 10 Kasım'da yeniden doğmak, ölüm gününde doğum günü kutlamak demektir.

Atatürk demek; "Sarı saçlım, mavi gözlüm nerdesin, nerde..." diye ozanın telinde söz, yüreklerde köz, milletin gönlünde öz olmak demektir.

Atatürk demek; "Yanmış, yıkılmış savaş meydanlarında, cihanın görmediği destanlar yaratıyor, gelmiş geçmiş kahramanlara bedel, uçsuz bucaksız göklere hükmediyor" diyen şairin mısralarında şiir olmak demektir.

Atatürk demek; Ötüken'den Anadolu'ya, Türkiye'den Turan'a giden tarih ve coğrafyada yolunda var olan büyük Türk demektir,

Atatürk demek, ''NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE'' haykırışıyla hayat bulan kimliğimizin, kişiliğimizin, karakterimizin, kabiliyetimizin ve kalitemizin adı olan Türkün atası demektir.

Atatürk demek, Atatürk demek, Atatürk demek... asker, lider, önder, hatip, kurtaran ve kuran fikir ve devlet adamı demektir. Her şeyden önce mükemmel insan, idealist vatan ve millet sevdalısı demektir...

Atamızı rahmetle, sevgi ve saygıyla anıyorum. Minnet, şükran duygularımı ifade ediyorum. Aramak ve anlamak düşüncesi içerisinde olduğumuzun bilinmesini istiyorum.

SÖZÜN ÖZÜ: Dünya basınının ve devlet adamlarının hayranlığını gizleyemediği Atatürk'ü, yabancılar takdir ederken bizlerdeki bazı olumsuz tavırlar çelişki oluşturmaktadır. Milletleri milli ve manevi değerleri, kişileri onurları ve gururları değerli kılmaktadır. İnsanın değerlerini inkâr etmesinden daha aciz bir durum olamaz diye düşünüyorum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.