Sen ağlama ey çocuk!... Seni böyle çaresiz,

Cehennem ortasında bırakanlar utansın...

Akranların yaşarken gamsız, tasasız, dertsiz;

Yüreğinde koca bir kor yakanlar utansın;

Şu gariban haline hor bakanlar utansın...

..

Yaşıtların oynarken bahçelerde, parklarda,

Kumdan kale yaparken sahilde, plajlarda,

Sen ensende ölümü hissettin bu yaşlarda,

Sana bu duyguları yaşatanlar utansın;

Dünyanı çepeçevre kuşatanlar utansın...

..

Sen de isterdin renk renk giysiyi, oyuncağı,

Leziz yemekler sunan fokur fokur ocağı,

Seni de sarmalıydı sıcak ana kucağı,

Kalpte zerre merhamet olmayanlar utansın;

İnsanlıktan nasibin almayanlar utansın...

..

Bakışınla diyorsun; okşayın saçlarımı,

Rengi bilinmez olmuş; siyah mıydı, sarı mı?

Avuçlarında ne var; zemherinin karı mı?

O minik ellerini tutmayanlar utansın;

Sana doğru bir adım atmayanlar utansın...

..

Sen ki, öksüz ve yetim; üç kuruşluk malın yok,

Umarsız, çaresizsin, tutunacak dalın yok,

Okyanus ortasında küçücük bir salın yok,

Deryada dümen kıran o kaptanlar utansın;

Kör olası gözünü kapatanlar utansın...

..

Bırak, biz de yanalım; karalar bağlayalım,

Derdinle dertlenelim, halini anlayalım,

Sen ağlama gül çocuk!... Artık biz ağlayalım,

Gözünden bir damla yaş akmayanlar utansın;

Yetimlerin yüzüne bakmayanlar utansın...

..

26.10.2014

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.