Yıllardır Türkiye’nin gündeminden düşmedi.

Daha da düşeceğe benzemiyor.

Adnan Oktar !

Gazetelerdeki baskın haberlerini görünce hafızam birden tarihin derinliklerine dalıverdi.

Şehzade Mustafa’nın boğularak öldürülmesi !

Şehzade Mustafa çok iyi eğitilmiş bir şehzade, çok cesur ve başarılı bir askerdi de aynı zamanda.

Halk ve asker nezdinde de çok sevilirdi.

Hürrem Sultan ve damadı Damat Rüstem Şehzade Bayezid’i tahta çıkarmak için saray da ve devlet erkanı içinde entrikalar yaratarak Şehzade Mustafa’nın Kanuni’yi devirerek tahta geçeceğini iddia ederler. Hürrem tarafından da zehirlenen Kanuni, kimi tarihçilere göre entrika olduğundan haberdar olmasına rağmen devletin bekâsı için, kimi tarihçilere göre de haberdar olmadan kendi iktidarı için Şehzade Mustafa’nın öldürülmesini emretmiştir.

Ortada hep bir entrika var.

Birinin öldürülmesi en çok kimin işine yarar.

Birinin ortadan kaldırılmasından en çok kim istifade edebilirdi.

Dış güçlerin oynamak istedikleri oyunlar için de bu düsturlar geçerlidir.

Birinin elini güçlendirmek için çok iyi iş yapan birinin ortadan çekilmesi gerekiyor.

İşte bu gazete haberlerinde yansıyan da bunlardan ibaretti.

Yıl 1986, İstanbul DGM tarafından Ümmetçilik propagandası yaparak milli duyguları zedelemekle suçlanan Adnan Oktar 1986 yılında tutuklandı. 10 ay cezaevinde yattı.

Yıl 1991, Adnan Oktar İzmir Altınyunus'ta gözaltına alındı. Polis gözetiminde İstanbul'a getirilen Adnan Hoca'nın Ortaköy'deki evinde arama yapıldı. Kütüphanesinde jelatin kağıdına sarılı olarak 4 gram kokain bulundu. Adnan Oktar, İstanbul Nöbetçi Sulh Ceza Mahkemesi'nde tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Hakkında, uyuşturucu madde kullanmak suçundan İstanbul 10. Asliye Ceza Mahkemesi'nde 5 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. Mahkeme aşamasında, Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulu'ndan gelen raporla, Adnan Hoca'nın kanında 5 miligram kokain artığı bulunduğu ortaya çıktı. 1993 yılında delil yetersizliğinden beraat etti.

Bu olay Bilim Araştırma Vakfı Fahri Başkanı Adnan Oktar ve vakıf üyelerince hukuksuz olarak nitelendirilerek, özellikle bir kısım komünist odaklar ve masonik mahfiller tarafından organize edildiğini dile getirdiler.

Yıl 1999, bu sefer ortaya Adnan Oktar’ın müritlerinden Dr Babuna’lar çıkıyor. Hastayım diyerek insanların kanını sömürüyorlar. Bu sömürüye. Radikal Akit Gazetesi'nin 9 Haziran'da Dr. Oktar Babuna eki yayınlamasından sonra, Milli Gazete 16 sayfalık bir ek çıkararak lösemi hastası Dr. Babuna'ya destek veriyor. Devlet desteğini anlatmak için de Cumhurbaşkanı Demirel'in Oktar Babuna’nın babası Dr. Cevat Babuna'yı makamında kabul ederken çekilen fotoğrafı kullanılıyor.

Fazilet Partili Musa Uzunkaya ve 17 Arkadaşının TBMM Başkanlığına verdikleri, 22.07.1999 Tarihli 37. Oturumda okunan, 13.07.1999 tarihli araştırma önergesinde, “Türkiye'nin ulusal kemik iliği bankasını kurmak ve Türk Milletini lösemi hastalığı tehlikesinden korumak amacıyla 1999 yılı mart ayında beyin cerrahı Dr. Oktar Babuna öncülüğünde büyük bir kampanya başlatıldı" diyordu.

Köprülerin altından çok sular geçti. Kapımıza Yeni Sistem dayanıverdi.

24 Haziran gecesi otomatik silahını alarak meydanlara inen taşkın kalabalığın kutlamalarıyla halka verilen mesajlarla,

Son KHK ile içinde mahkeme kararıyla berat etmiş olan kişilerin bulunmasına rağmen 18.632 kişinin Fetocü suçlamasıyla işine son verilmesiyle,

Tekirdağ'ın Çorlu ilçesinde meydana gelen 24 kişinin ölümü ve 318 kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan tren kazasının haberlerinin verilmesine yayın yasağı konulmasıyla. Bu ihaleyi kim yaptı. Bu ihale kime verildi soruları karanlıkta bırakılarak yayın yasağı konuluyor.

Kabine açıklanmış. Ülkenin tüccarları bakanlık makamlarına taşınmış. Bir zamanlar Nijerya’ya THY ile silah gönderen Başbakan Baş danışmanı Mustafa Varank listeye girmiş. Damat Berat Albayrak Hazine ve Maliye’nin birleştirildiği bir bakanlıkta Ekonominin Kaptan köşküne oturmuş, bedelli askerlik yapmasına rağmen YAŞ üyesi olmuş. Daha ne oluyor demeye kimse fırsat bulamamış.

Sessiz sedasız bir kararla devlet tiyatroları kapanıyor, Milli kütüphane kapanıyor ne gam.

Soma’da karar açıklanmış. İşletme sahibi ve sorumluları çeşitli cezalara çarptırılmış. Türkiye tarihinin en büyük işçi katliamında yer alan 14 sanığa ödül gibi cezalar veriliyor. Patron Alp Gürkan beraat ediyor. Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan'a 15 yıl ceza Genel Müdür Ramazan Doğru'ya 22 yıl 6 ay ceza verilirken bunlar 3-4 yıl gibi bir süre yatıp çıkacakları yorumları yapılıyor. . Peki; hiç bir güvenlik önlemi olmadan o madenin çalışmasına göz yuman yetkililerin hiç mi suçu yok? O yetkililerin bırakın ceza almasını, davada ismi bile geçmiyor.

Yeni anayasa buna imkan verecek şekilde hazırlanmış uyarılarının dikkate alınmadığı bir zamanda İçişleri bakanlığına ülkemizi bölgelere ayırma yetkisi niye verilir. Başkanlık federasyonun önünü açacak bu karar kimsenin dikkatine sunulmuyor. İçişleri bakanı önerecek Başkan onaylayacak.

Kimse bu olaylar üzerinde kafa yormazken pat diye yaşı küçük çocuklara taciz etmek, organize suç örgütü kurmak, uluslararası ajanlık, kara para aklama, tehdit ve şantajın yer aldığı Adnan Oktar operasyonu gündeme tekrar çıkıyor.

Hem de dikkatler başka tarafa çekilerek. İsrail basınının tamamı Adnan Oktar örgütüne yönelik operasyonu “İsrail yanlısı hocaya operasyon” şeklinde veriyor. Adnan Oktar ise: “Bize operasyonu İngiliz istihbaratı istedi” diyor. Oysa kendi televizyonunda İsrail övgülü yayınlar yapan Adnan hoca yıllar önce bu operasyonları “Mason mahfilleri” olarak tarif etmişti.

İç içe girmiş, birbirinden ayrı olmayan ABD-İngiltere-İsrail girişimiyle karşı karşıya olduğumuzu bilmeyen yok iken sahi bütün bunlar Yeni Sistemde ne anlama geliyor.

Adalet, Eşitlik, Tarafsızlık sadece bir söylemden ibaret mi kalacak ?

Biz en iyisi bu kalabalığın arasına katılarak üstadın şiirini yeni Başkan’ın sesinden dinlemeye devam edelim.

Çaycı, getir ilaç kokulu çaydan
Dakika düşelim senelik paydan
Zindanda dakika, farksızdır aydan
Karıştır çayını zaman erisin
Köpük köpük, duman duman erisin.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.