ASLIHAN TİBET CEYLAN
ASLIHAN TİBET CEYLAN
Yazarın Makaleleri
Suyun Gözünü Ağlatan Kerbela…
Eylül 1783 Payitaht… Zamanın, ölüm döşeğinde bin bir acıyla kıvranan bir ihtiyara benzediği o sonbaharda, aylar önce rüzgârın koynunda İstanbul'a ulaşan kara haber, ahalide daha önce eşine rastlanmamış bir infiale yol açmıştı....
Canda Deva Bulmaz Yâre Kırım…
                                                                        ...
Yitik zamanların, yitik vatanları..
1944 ilk yazı Doktor Numan Çelebi Tataroğlu aslı vişne çürüğü renginde olan ama geçen zamanda siyaha dönmüş kadife kaplı berjer koltukta her akşam olduğu gibi Strade marka lambalı radyosundan Nurettin Artam'ın sunduğu Radyo Gazetesi...
Şaziye Hanım…
   Yatağında cenin pozisyonunda yatan genç kadın, yine sabahı ağıtlara sarmış bir ağlama nöbetiyle uyanmıştı;  her geçen gün yaşam döngüsü biraz daha anlamını yitiriyordu.. Bir gün önce Hacı Bayram Veli Hazretlerini...
Köksüz Çınara Ağıt..
İs basmış kışı, geceyi kar kucaklamış, içimde çığlık çığlığa  avut.. Gece sabaha geçerken göz göze geldim, tozlu çekmecede güneş yanığı yüzünle Nafiye Ebe..! Sen adı konulmamış bir destansın sadece canlarının bildiği,...
Telli Bacı..
Uykunun beni unuttuğu dondurucu bir gecede, gözlerim okuduğum kitaba adeta hapsolmuş... Yazarın etkileyici üslubu, zamanı yok etmiş ruhumu, insanlık tarihinin en acı sürgün ve katliamlarından biri olan Kırım Tatarlarının vatanlarından koparıldığı...
Şimalde Son Tepreş
     1769 Haziranı Kırım Bağçasaray…   Bahadır Kirey, buyruğunda bulunan yetmiş bin atlısı ile birlikte Azak kalesi ordugâhına binlerce esir, yüzlerce at sayısız değerli mal ve altınla geri döndü. Bunu gören Osmanlı...
Vatanı vatan yapan, ölülerinin büyüklüğüdür.
      Dedem koynunda yattıkça benimsin ey güzel toprak,          Neler yapmış bu millet, en yakın tarihe sor bir bak!             Eğer yıldızla ay sönseydi de kalsaydı gök...
Ömrümün yarı yerinde safran rengi bir hüzün..
       Eylül 2016      İki eski dost, damaklarında acı kahve tadı kış bahçesinde yağmuru dinliyorlardı. Eylül vurgunuyla dallarından koparak yere serilen sarı, turuncu, nefti, bakır rengi yapraklar, yere öbek...
Ersiz Yaşanır.. Evlatsız Yaşanır.. Vatansız Yaşanmaz…
   Cehennemin orta yerinde kavrulduğumuz zamanlardı.   Kadınlar, kızlar, cephelerde uzuvlarını bırakıp gelen erler her gün Asiye Anne'nin avlusunda toplaşıp, vatanı müdafaa eden yiğitlere çorap örüp, çamaşır dikiyorduk....