Kadın, arkasından gelen ayak sesleri yaklaştıkça adımlarını hızlandırdı. İş çıkışlarına denk gelen bu karanlık akşam saatleri, yolda yalnız başına yürümek için oldukça tehlikeliydi. Kadın hızlanınca arkadaki de hızlandı. Kadın iyice korkmuştu. Koşmaya başladı. Arkadan gelen kişi adıyla sesleninceye kadar...

-Suna Hanım, bir dakika durur musunuz?

Kadın, aniden durdu. Arkasını döndü. Karşısındaki nefes nefese olan adamı tanımıyordu.

-Kimsiniz? Beni neden takip ediyorsunuz?

-Korkmayın, ben polisim. Sizinle mutlaka konuşmamız gerek.

Kadın şaşırmıştı.

-Benim polisle ne işim olur ki?

Bu soru gayriihtiyari çıkmıştı ağzından. Şaşkın ve tedirgindi.

Nihayet adam da kadının yanına gelmişti. Cebinden bir polis kimliği çıkartıp uzattı.

-Sizi korkuttuğum için özür dilerim. Hemen yanınıza gelip kendimi tanıtmalıydım.

Kadın bir kimliğe bir de adama baktı. Olanlara hâlâ bir anlam veremiyordu.

-Beni neden takip ediyorsunuz ki? Benim ne suçum var?

-Bu, ayak üstü konuşulacak bir mevzu değil. Şurada bir çay içelim. Size anlatmam gerekenler var.

Kadın iyice meraklanmıştı. Adamın peşine takılıp bir kafeye girdiler. Kıyıda, tenha bir masaya geçti adam. Kadın da karşısına geçip oturdu.

-Hemen neler olduğunu anlatır mısınız?

Adam, el işaretiyle garsonu çağırdı. İki çay söyledi. Çaylar geldikten sonra da, konuşmaya başladı.

-Anlatacaklarımı sakince dinleyin. Soğukkanlı olmanız hem sizin hem de bizim yürüttüğümüz operasyon için çok önemli.

-Ne operasyonu?

-Suna Hanım, uzun zamandır sizi ve eşinizi takip ediyoruz.

-Niçin takip ediyorsunuz bizi?

-Uzun zamandır, eşinizin bir terör örgütüne üye olduğundan şüpheleniyorduk. Şüphelerimiz de maalesef doğru çıktı. Eşinizin bu örgüte ait eylemlerde görev aldığını tespit ettik. Sizin bu olaylardan habersiz olduğunuzu biliyoruz. Bu akşam, sizinle bu konuşmayı yapmamın sebebi de, tamamen sizi korumak amaçlıdır.

-Neler söylüyorsunuz siz? Bahsettiğiniz kişi benim eşim. Yıllardır beraberiz. Küçük bir kızımız var. Doğru olamaz bunlar.

-Maalesef Suna Hanım. Anlattıklarım tamamen doğru. Eşinizin uzun zamandır eve geç geldiğini, sizden gizli telefon görüşmeleri yaptığını, her fırsatta dışarı çıkmak istediğini fark etmediğinizi söyleyemezsiniz.

Adamın dedikleri doğruydu. Eşi, yaklaşık bir senedir eve geç gelmeye başlamıştı. Telefonunu elinden düşürmüyordu. Şifre kullanmaya da başlamıştı. Hâlbuki eskiden ikisinin de telefonu ortada dururdu. İkisinin de birbirinden gizlisi saklısı yoktu.

Kadın düşüncelere dalmışken adam bazı fotoğraflar çıkardı koydu masanın üstüne. Bu fotoğraflarda bir sürü siyah tekım elbiseli adam vardı ve hepsinin belinde de silahlar.

-Aman Allah'ım, eşim silahtan çok korkar...

Kadının aklı iyice karışmıştı.

-Bakın, fazla vaktimiz yok. Eşininiz dahil olduğu örgüt, büyük bir eylemin hazırlığında. Sizi koruma altına almamız gerekiyor. Aileniz İstanbul'daymış. Hemen kızınızı alıp ailenizin yanına gidin. Onlara, eşinizle kavga ettiğinizi, ayrılma kararı aldığınızı söyleyin. Bu akşam burada konuştuklarımızdan kimsenin haberi olmamalı. Yoksa sizin, kızınızın ve ailenizin hayatı tehlikye girer.

Kadın iyice korkmuştu.

-Ne yapmalıyım şimdi?

-Hemen eve gidip hazırlanın ve bu akşam yola çıkın.

Kadın ayağa kalkmak üzereydi ki, adam onu oturttu. Masanın üzerine bazı kâğıtlar çıkardı.

-Bunları imzalamanız gerek Suna Hanım. Bu bir gizlilik akti. Eğer sizinle paylaştığımız bilgileri, başkasına aktarırsanız, sizi de örgüt üyesi olarak suçlama hakkımız doğar. Çünkü bunlar gizli bilgiler. Biz sadece dürüst bir vatandaşı ve küçük kızını koruma altına almaya çalışıyoruz.

Kadın hızlıca imzaladı kağıtları. Okumadı bile. Hemen çıktı kafeden. Koşarak evine gitti. Bakıcıdan kızını hazırlamasını istedi. Kendisi de hazırlandı. Kasayı açıp yanına bir miktar para ve mücevher almak istedi. Fakat kasa boştu. Sonra eşinin, evdeki tüm maddi değeri olan eşyaları bir banka kasasına koymanın daha güvenli olacağından bahsedip evdeki her şeyi götürdüğünü hatırladı. Eşine göre, evde çok çalışan vardı. Kasa, onların aklını çelebilirdi. Bu zengin karı kocanın mal varlığı göze batacak şekildeydi. Kadın o gün kocasına hak vermişti. Fakat bugün, tüm varlıklarının bir örgüte kaynak olduğuna emindi.

-Kızınız hazır hanımefendi.

Bakıcının sesiyle irkildi kadın. Hemen kalktı, bavulları aşağı indirmelerini ve bir taksi çağırmalarını söyledi. Aksilik bu ya, arbaların ikisi bakımda, bir diğeri de eşindeydi. Taksi geldi. Hemen binip havaalanına gittiler. İlk uçakla da İstanbul'a uçtular. Ailesi, gecenin bir yarısı kapılarına dayanan kızlarını görünce çok korktular.

-Hayır olsun kızım. Bu saatte burada ne işiniz var?

-Bana hiçbir şey sormayın baba. Bir süre burada kalacağım. Sonra konuşuruz her şeyi.

Yaklaşık üç ay, kadın sessiz sedasız yaşadı baba evinde. Kendisine sorulan soruları cevapsız bırakıyor, kimseyle konuşmak istemiyor, sokağa bile çıkmıyordu. Gelir gelmez telefonlarını kapatmış, bir daha da açmamıştı. Ailesini de sıkı sıkı tembihlemişti. Eğer aileden biri eşiyle görüşürse, baba evinden de gidecek ve bir daha ailesiyle de görüşmeyecekti. Aile de korkudan damatlarını arayamadı. Olana bitene bir anlam veremiyorlardı.

-Bana bir avukat gerekiyor.

Bir sabah kızlarının kahvaltıda ettiği bu cümleyle, aylardır saklanan sırların açıklanacağını düşündü aile üyeleri. Hemen aile avukatları arandı ve sokağa çıkmayan kızları için evde bir görüşme ayarlandı. Avukat geldiğinde kadın, yalnız başına görüşmek istediğini söyledi. Oda boşaltıldı. Avukatla baş başa kaldı kadın.

-Öncelikle şunu bilmem gerek. Size anlatacağım tüm bilgilerin gizli kalacağından emin olmalıyım.

-Elbette dedi avukat. Bu bir yasal prosedür zaten.

Kadın, tüm hikâyesini anlattı avukata. Aileyi uzun zamandır tanıyan avukat, duyduklarına şaşırmıştı.

-Ben boşanmak istiyorum. Size vekâlet versem ve bu adamla bir daha yüz yüze gelmeden boşansam, çocğumun velayetini de alsam...

-Bir sakin ol bakalım. Anllatıkların çok ciddi şeyler. Önce olayı bir tetkik edelim. Zaten bu durumdaki bir insandan boşanman ve çocuğunun velayetini alman zor almaz. Fakat seni olaylara bulaştırmadan çözmemiz gerek bu işi.

Avukat, kafası karmakarışık bir vaziyette ayrıldı evden. Kadınsa rahatlamıştı. Hem yaşadıklarını biriyle paylaşmış hem de o adamdan kurtulmak için bir adım atmıştı.

On gün sonra tekrar geldi avukat eve. Kadınla baş başa çekildiler yine bir odaya. Avukat, kadının ellerini tuttu.

-Şimdi duyacakların için çok üzgünüm kızım. Fakat hayat bize her gün yeni bir şeyler öğretiyor. Ben avukat olup bunca suçluyla uğraştığım halde hâlâ şaşırabiliyorum insanların yaptıklarına.

Kadın şaşkındı.

-Neden böyle konuşuyorsunuz? Ne oldu?

-Kızım, sana polis olarak kendini tanıtan kişi, sanırım eşinin bir arkadaşı. Eşinin uzun zamandır bir başka kadınla ilişkisi varmış. Sanırım, senden, sahip olduğunuz malları da kaybetmeden boşanabilmenin böyle adice bir yolunu bulmuş. İmzaladığın o kağıtlarda, bütün mal varlığını eşine devrettiğin ve hiçbir şey talep etmeden boşanmak istediğin yazılıymış.

-Nasıl olur bu?

-Evet kızım, eşin bir örgüte üye. Kendi kurduğu "eşimden, tüm malları üzerime geçirip nasıl sorunsuz boşanabilirim" adlı, adi bir örgüte.

-Ama o malların çoğunu bize ailem aldı. Nasıl olur? Fakat niye? Bana bunu nasıl yapar?

Kadın, güven ve sadakat duygularının nasıl bu kadar kolay harcanabildiğini anlamayan aklı ve kalbiyle baş başaydı.

-Hiç meraklanma kızım. Karşı dava açacağız. Tüm yapılanlar mahkemede bir bir anlatılacak. Onların örgütleri varsa, bizim de devletimiz ve hukukumuz var. Elbet suçlular cezasını bulacak.

Kadın avukata baktı. Elbet kanun yoluyla bu yapılanları hesabı sorulacaktı. Fakat kalpte oluşan hasarı tamir edebilecek bir mahkeme, bu dünyada kurulamayacaktı.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
A. Şahiner 3 ay önce

Süper bir konu ve ustaca bir anlatım. teşekkürler