Nefis, insanın içindeki kötü isteklerin kaynağı olarak tanımlanır ve insanı Allah’ın kulu olmaktan uzaklaştıran işlerin sebebi olarak görülür lakin nefis için yapılan bu tanım hatalıdır! Evet, insan kötülük olarak söylenen Allah’ın rızası olmadık işler içinde olabilir ama bu nefisten değil nefsin emmare boyutunda olmasından kaynaklıdır. Emmare boyundaki nefse bakınca görüleni nefis tanımı olarak yapmaktadırlar. O zaman neşter katilin elinde can alırken cerrahın elinde şifa verir. Şimdi neşter için katile bakıp sadece can alan bir alettir dersek neşteri yasaklarız da cerrahi müdahalelerden mahsur kalırız.

Nefis için doğru tanım, insanın ruh ve beden bütünlüğüdür olmalıdır. Nefis, ruh ve beden bütünlüğü olduğundan; insan, diridir, ilim sahibidir, öğrenme ve keşfetme özelliğindedir. İradeye sahip kudretli canlı olurken görebilen, işitebilen, konuşabilen ve tüm bu özellikleriyle iş yapabilendir. Sıfatlar dediğimiz bu özellikler insanın zatına tâbi olurken, dünya hayatında bedenle vücutlanmış olarak bulunurlar. Görmenin vücudu göz, işitmenin vücudu kulak, konuşmanın vücudu dil gibi… İşte bu yüzden nefis hem ruh hem de beden birlikteliğidir ve Yaratan Rabbin Kendisine ait özellikler ile insanda tecelli edişine verilen isim Nefistir. Cenab-ı Allah, Nisa suresi 1 ayeti kerimesinde,

Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan, ikisinden birçok erkek ve kadın üretip yayan rabbinize itaatsizlikten sakının. Adını anarak birbirinizden dilek ve istekte bulunduğunuz Allah’a saygısızlıktan ve akrabalık haklarına riayetsizlikten de sakının. Şüphesiz Allah sizin üzerinizde gözetleyicidir.

buyurarak bu gerçeğe dikkat çekmektedir. Hepimizin diriliği, bilmesi, iradesi, kudreti, görmesi, işitmesi, konuşması, iş yapabilmesi, düşünmesi, öğrenmesi, sorgulaması, araştırıp keşfetmesinin olması gerçeği ayette, “Bir tek nefisten” denilerek vurgulanmıştır. Nefis olmaması gereken kötü bir olgu değil tam tersine şehadet ve kulluk için olması gereken kutsi değer ve emanettir. Olmaması gereken nefsimizi dünya hayatında kulluğumuzu gelip geçicilere, benlik ve egomuza kulluk yapmaya başladığımız için nefsin emmare boyutunda bulunmasıdır. Kötülük nefisten gelmez! Nefsin emmarede bulunuşundan gelir ki kötülük, emmarede bulunan nefis için zulümdür.

Biraz okuyup araştırma yaptığımızda görüyoruz ki, tüm Peygamberler ve peygamberler aracılığıyla tevhide davet edilmeklik sadece ama sadece insanlara gelmiş ve yapılmıştır. İnsanlık tarihinin dünya boyutunda var olmaya başlamasından günümüze kadar insan dışında herhangi bir başka canlıya peygamber gelip İslam’a davet edilmemişlerdir. Neden? Çünkü insan dışında herhangi bir canlı Allah’a kulluk edecek özellikte değildir, o özellikte yaratılmamışlardır. Ahzab suresi 72. Ayeti kerimede,

Biz emaneti göklere, yerküreye ve dağlara teklif ettik, ama onlar bunu yüklenmek istemediler, ondan korktular ve onu insan yüklendi. Kuşkusuz insan çok zalim, çok bilgisizdir.

denilerek bu gerçek anlatılır. Ayetin emanet diye zikrettiği şey yaratıldığımız bir tek nefsin bizlerdeki cüz tecellisi yani nefsimizdir. Ne melekler ne cemadat âlemi ne nebadat âlemi ne de mahlûkat âleminde bulunanlar nefis sahibi değillerdir. Sadece insan nefis sahibi olduğu için sadece insan, İslam’a, dolayısıyla sadece Allah’a kulluk yapmaya davet edilmektedir ve yaşantısından mesuldür. İnsandan nefsi alırsanız geriye canlı mahlûk olmaktan başka bir şey kalmaz. Nefistir bizi insan yapan, nefistir bizi tevhit eri olmayla Allah’a kul yapan, nefistir bizi Allah’tan başka ilah olmadığına şehadet ettiren, Allah’la muhataplık özelliğinde kılan. Şimdi bu gerçeklik ışığında bakınca nefsi daha net görebiliyoruz. Nefis olmaması gereken kötülük mü yoksa kulluk için olması gereken, emanet olan kutsiyet mi?

Kötülük? Kötü olan nefis değildir! İnsan, nefsini kötülük olan ve varlığı kötülüğe dayalı olduğu için sürekli kötülüğü emreden emmareye düşürüp emmarede yaşarsa kötülük içinde olur. Oysa aynı insan tövbe edip yüzünü Rahmana dönerek, nefsini Müslüman ettiğinde Allah’ın rızasını kazanmaktadır. Kötülükten iyiliğe geçince nefis yok olmadı, nefis emmareden arındı. Bu sebeple nefis için, içinde bulunduğu boyutlar tanımlanmıştır;

1.Nefs-i Emmare; Allah`ın emirlerine uymayan, yasaklarını yapan ve zevkine tabi olan nefistir.

2.Nefs-i Levvâme; Allah`ın emirlerine bazen uyan, bazen uymayan, işlediği günahlardan dolayı üzülen ve sevaplardan dolayı sevinen nefistir.

3.Nefs-i Mülheme; İlhama mazhar olmuş nefistir.

4.Nefs-i Mutmainne; İman esaslarına inanan, İslâm`ın emir ve yasaklarına uyan, bu konularda hiçbir şüphe ve tereddüdü olmayan, Allah ile manevî bir bağ kuran ve bunun lezzetine ulaşan nefistir.

5.Nefs-i Radiye; Her yönüyle Hakk`a yönelen, Allah`tan gâfil olmama şuuruna eren ve O`ndan razı olan nefistir.

6.Nefs-i Mardiyye; Bütün benliği ile Hakk`a teslim olan ve böylece Allah`ın kendisinden razı olduğu nefistir.

7.Nefs-i Kâmile; Bütün kötülüklerden sıyrılıp manevi olgunluğa eren nefis. Bu mertebeye erişen bir kişinin bütün sıfatları güzeldir ve her hali ibadet sayılır.

Aslında nefis, bir şeyin kendisi, benliği, zatı ve hakikatidir. Fecr suresi,27-230. Ayeti kerimelerde,

Ey huzura eren nefis, sen Allah`tan ve O da senden razı olarak Rabbine dön!... İyi kullarımın arasına gir!.. Cennetime gir!

denilmektedir. Şimdi, kötü nefis mi yok oldu yoksa nefis gerçekte olması gereken olgunluğa erip aslına mı döndü? İnsan nefsini emmareden arındırırsa kendini kötülüklerden kurtarmış olurken, emmareden uzak durarak da kötülüklerden uzak durmuş olur. Yapmamız gereken nefsimizi arındırma sonucu aslımıza dönmektir. Nefis kendimize “Ben” dediğimiz bizliktir. Biz kötü müyüz yoksa Allah’ın kulu olabilecek özellikte yaratılan özünde kutsiyet taşıyan mıyız? Mü’minum suresinin 115. Ayetinde,

Sizi sadece boş yere yarattığımızı ve sizin hakikaten huzurumuza geri getirilmeyeceğinizi mi sandınız?

denilerek bizlerin boş yere bir tek nefisten yaratılmadığımız vurgulanmaktadır. Bizler kötü nefis sahibi değiliz, bizler nefsimizi emmareye düşüren ama buna rağmen kurtuluşa, tevhide, Allah’a kulluğa davet edilen, şehadet edebilme kutsiyetinde yaratılmış Allah’ın emanetçileri, tenezzül etmesiyle muhatap aldıklarıyız çünkü nefis sahibiyiz ve nefis yani biz kötü değiliz.

Allah’a kulluk, gaybî ve zannî değil, mutlak ve şehadet üzerinedir. Allah’a kulluk, Allah’tan başka ilah olmadığına şehadet edip bu şehadet üzerine yaşamaktır. Bunun yolu ise nefsimizi emmareden kurtarma sonucu aslına yüceltmekle mümkündür. Şehadeti olan insan nefsini aslına yüceltmeyi başaran iyi insan olurken, henüz şehadeti olmayan insan nefsini emmare boyundan kurtaramamış insandır.

www.ozkangunal.com

[email protected]

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.