Devletin başına geçen elbette bu milletin hizmetkarıdır.

Etrafınızda sizi yoldan çıkarmak isteyen yalakalar, yağcılar olacaktır elbette.

Bunların söylemlerine kanmamak lazım.

Yavuz Sultan Selim Han Mısır’ı aldığında onun adına Cuma hutbeleri okutup

Mekke ve Medine’nin Hakimi siz oldunuz dediler. O bunları elinin tersiyle itip;

Hayır, biz Mekke ve Medine’nin hakimi değil, ancak hadimi (hizmetkarı) oluruz" dedi.

Yaptıklarını böbürlenerek anlatmadı. Bir devlet adamı olarak “Atam Fatih’in İstanbul sınırların buraya kadar genişlettim" gibi bir ibareye de rastlamak mümkün değil.

Doğrusu günümüzde, 90 yıllık Türkiye Cumhuriyeti tarihinde 90 yılda yapılanları biz 5 senede yaptık, demek yukarıdaki ifadeyle ne derece özdeşleşir ? Müslüman da tevazu olur. Gurur ve kibre yer yoktur. Halıyı bozup da heybe yaparak günün görüntüsünü vermek ne kadar başarılı sayılır. Evdeki eski masayı kırıp da ondan bir sehpa üretmek ne kadar başarılıdır. Bunlarla övünmek boş kuruntudur. Yapılan kötüyü örnek göstermek aynı oranda çürüklüktür. İnsanın yapması gereken işleri yaptığında övünmesi son derece sakıncalı bir hastalıktır.

Selefi salihin yaptıkları amellerle gösteriş yapmazken şimdiki insanlar, yapmadıklarını yapmış gibi göstererek riyakarlık ediyorlar. “ diyor Fudayl (ra)

1000 yıl tarih sahnesinde rol oynayan Osmanlı’ya bir bakmak lazım. Osmanlı yaptığı işleri hep Rıza-ı Lillah için yapmıştır. Hiçbir işini reklam etmemiştir. Sağ elin verdiğini sol el görmemiştir. Adam zekatını verecek olsa topluyor kameraları. Biz verirsek böyle veririz diyor. Fukara yoksuzluğun kamburluğunu yüklenmiş bir de o garibi kamera önünde üç paralık bir elbiseyi giydirerek beton zeminin arasına gömüyorlar. Osmanlı sadaka taşlarını neden yapmış. İnsanlar neden vereceklerini gece vakti getirip de oraya koyuyorlar. İhtiyacı olan insan da neden kimsenin olmadığı, kimsenin görmediği bir zamanda ihtiyacı kadar gelip alıyordu. Şimdi düştüğümüz hale bakın. Allah’ın emri olan namazı bile kılmaya giderken, amirim beni burada görsün düşüncesini taşıyan insanlar var. Sadaka bile verirken, sağ elin verdiğini sol el görmeyecek. Bizi herkesin göreceği şekilde televizyon programları düzenliyoruz. Yaptığımız üç kuruşluk işi dünyaya ilan ediyoruz.

Amellerinin bilinmesini isteyen kişi akıllı değildir. “ diyor Eyyüb Es Sahtiyani Hazretleri..

Hayvanlar alemine bir bakacak olsak bunların mücerred örneklerini görürüz.

Güzel işi yapanlar bu işlerini gizliyor. Atalar bu hususta ne diyor. “ Yağız at bir tay yavrular kimsenin haberi olmaz. Tavuk bir yumurta yumurtlar, gıdakla yedi mahalleye duyurur. “ Kaş yapalım derken göz çıkardığımızın farkında değiliz. İyilik olsun diye verdiklerimizin alan kişi açısından bir ağu olduğunu görmemekte direniyoruz. Bu tür gösterişe kaçan amel ne bir huzur sağlar bizde ne de bir iç barış getirir. Gece yatağa uzandığımızda gönül rahatlığı ile bir uyku bulamayız. Bu rahatsızlıktan tedavi olmak gerekirse “ Riyanın ilacı; ameli gizlemektir “. diyor Lokman hekim..

.

Gizliliğe özen göstermek gerekir. Yapılan iyilikler, verilen sadakalar, yardımlar hiçbir zaman gösterişi sevmez. Aşikare yapılan ibadetlerin etrafını az da olsa riyakarlığın sarma ihtimali çok kuvvetlidir. İnsan nefsi bu tür gösterişli ve şaşalı işlerin peşinde koşmaktadır. Yaradan sadece ramazan ayı geldiğinde “gönül rahatlığı ile oruçlu olduğumuzu “ söylememiz gerektiğini bildiriyor. Onun mükafatını vereceğini bu nedenle sadece ve sadece tutulan oruçta riya bulunmamaktadır.

.

Açık yapmaya mecbur olduğun amelleri ancak ihlas ile yap, açıklamaya mecbur olmadıklarını ise Allahtan başka kimsenin görmemesini iste Milletin gördüğü amelini amelden sayma. “ diyor Lokman hekim..

Herkes şunu çok iyi bilmelidir ki, yapılan ameller ahrete uzanan bir yoldur. Bu dünyada kalacak gibi amel edenler, iş yapanlar bir yanılgı içindedirler. Hayır da hasenat da cehennem ateşi de dünyadan gitmektedir. Bu nedenle ahret için yatırım yapılmalı. Şu ikaza kulak vermeliyiz.

Allahın dostları ahiret için amel etmişlerdir. “ diyor Lokman hekim..

.

Yapılan işler gösterişten ve riyadan uzak olmalı Bu dünyadan hiç gitmeyecekmiş gayretini gösteren insanlar, bu dünyanın ihtişamından etkilenip onun cazibesine kapılır. Yıllar yılı burada kalacağını düşündüğünden onun karşılığını da bu dünyadan almak istemektedir. Nitekim ;

Riya, amelinin karşılığını dünyada beklemektir. “ diyor Lokman hekim..

.

Kim içtiği bir bardak suyun içine toprak karıştırıp da içmek ister. Bırakın toprak karıştırmayı, içine kazara bir çöp düşecek olsa, dudağımızla üfürerek onu bir kenara ittikten sonra suyu içiyoruz. Yapılan işlerin içerisine de toprak döküp de pisliğe bulaştırmamak lazım. İhlasını ve iyi niyetini muhafaza etmesi gerekir. İhlasını korumaz ve bunun için azami dikkati göstermeden bu işlemleri gerçekleştirmesi maazallah onun istikametini değiştirecek cihettedir.

Bir işe ihlasla girip Allah için bitirmek fakat sonra duyulduğunda milletin mehdine sevinmek İşte Allahü Teala'nın nehyettiği riya budur"  buyuruyor Sehl İbn-i Abdullah Et-Tüsteri (ks)

.

Dili ile Allah için verdiğini söyleyip de kalbi ile tenakuza düşenlerin vay haline. Üç kuruşluk yardım yapıp da onların namusuna dalaşanlar. Üç beş parça dayanışma ile onun elindekini tümden alma planları yapanlara yazıklar olsun. Kendine bile inancı olmayan bu insanların etraf için yapmaya çalıştıkları işler de etrafça yüz yumayacaktır. Zira,

“Bir işi Allahü Teala'dan başkası için yapıp ,Allah için yaptığını anlatmaya çalışmak bu imandaki şüpheden kaynaklanan bir nevi münafıklıktır.." Diyor Sehl İbn-i Abdullah Et-Tüsteri (ks)..

Allah bu düşüncelerden bizi korusun. Bu yapılan işlerden süratle arınmak lazım. Sehl İbn-i Abdullah Et-Tüsteri (ks)

  • Bir şeye Allah için girip, başkası tarafından görününce sevinmek, bundan tevbe eden kul yaptıklarının hepsini iade etmelidir. Diyor.

Allah’tan korktuğunu söyleyip de insanlara eziyet edenlere ne demeli. Makamın gücüyle, paranın gücüyle, etrafının gücüyle insanları sindirip, onlara eziyet edip, onların haklarına mani olmak ne kadar insani olabilir ki. Kendi yaptığını kendice doğru kabul etmek o kişinin dürüst olduğu anlamına gelmez. El ne diyor, onlara bir bak bakalım.

Oğlum kalbin katı olduğu halde insanların hürmet etmesi için kendini Allah’tan korkar gibi göstermeye çalışmaya. “ Diyor Lokman hekim

.

İnsanın birtakım şeyler elinde olmayabilir. Birtakım şeyleri güçsüzlük nedeniyle yapamayabilir. Ancak halisane bir düşünce bu iyiliği yapmak isteyende yapmış gibi olur. Vermek isteyende vermiş gibi olur. Ameller niyete göre ise amelimizi sağlam tutmamız gerekir. Zira içimizden geçen bu düşünceler sesli olarak dile getirilmediğinde, başka birisi duymadığı için sade ve temizdir. İslamın özelliklerinden biri de bu halis düşüncenin değerlendirilmesindedir.

İkrime (ra)’a göre;

Allahü Teala kulun ameline vermediği mükafatı niyetine verir, zira niyette riya söz konusu değildir.

Gece silahlı gündüz külahlı gezmek sade bir kişiliğe sahip olduğumuz anlamına gelmez. Bu kişinin kendisini aldatmaktan öte gitmez. Kendi başımıza kaldığımızda bizi hiç kimsenin görmediğini zannetmek gafletin en büyüğüdür. Birilerinin var oluşuna göre davranmak da aynı ölçekli bir davranıştır. Hele elini birisi sırtımıza koysun. Sırtımızı biraz sıvazlasın. Aslanım, koçum sen iyisin desin. Bak o zaman dağları nasıl deviririz. Yaptığımızdan kat kat fazlasını yaparız bunu diyenlere karşı. Birazcık da telimize dokunsun. O zaman seyreyleyin siz bizi. Acep burnumuzdan kıl aldırır mıyız. Elimizi ılıktan soğuğa sokar mıyız ? Hayra değecek bir çöp kaldırır mıyız. Hz Ali (ra)

Gösterişçinin üç belirtisi vardır 1 -Yalnız kaldı mı amelinde tembelleşir. 2 -Halk içindeyken gayrete gelir. 3 -Övüldüğü zaman amelini çoğaltır, yerildiği zaman amelinde gevşer. “ buyuruyor.

Acaba diyen insanlar, ne kadar saf ve ne kadar kılı kırk yarıcıdırlar. İçinde bir zerre şüphe olan düşünceyi anında koparıp atarlar beyinlerinden. Onların hedefinde Allah’ın rızasını kazanmak olunca, Yaradan’ın rızasının olmadığı bütün düşünceyi, varlığı ve olayları terk ediyorlar bir anda. Bu insanlar bir çınar gibidir. Her zaman gölgelerinde durmak fayda getirir.

Öyle adamlara yetiştim ki şöhret korkusu ile kendisinin ve etrafındakilerin istifade edecekleri hikmetli sözlerden vazgeçerlerdi.." ikazını yapıyor Hasan-ı Basri hazretleri

İşte böyle insanların omuzlarında yükselmiştir Türk’ün şanlı tarihi.

...

Alnımız açıktır böyle arız biz

Asalet yüklenmiş şanla varız biz

Kükreriz dünyaya bir aslan gibi

Bu yüce millete hizmetkarız biz. (Dermanî )

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.